Sponsorlu Bağlantılar:
 
>
Trabzonspor tarihi
Kayıt ol Yardım Ajanda Skorlu Flash Oyunlar Konuları Okundu Kabul Et
Like Tree1Beğeniler
Cevapla
Seçenekler
Alt 04-06-2009, 20:29 #1
denızci
Acemi Üye

Reklamlar

Trabzonspor tarihi

Reklamlar
Türkiye İdman Cemiyetleri ittifakının kurulması ve Türk Sporunun bu ilk örgütünün tüm Anadolu'ya yayılması,Trabzon'da da etkisini göstermişti. Bu etki sonucu yeni yeni kulüpler kurulmaya başlanmıştı. İdmanocağı, İdmangücü, Necmiati'den sonra Trabzon Lisesi bünyesinde Lise adını taşıyan yeni bir kulübün kurulmasıyla kulüp sayısı 4 olmuştu. 1923 yılından sonra Trabzon'da İdmanocağı ve İdmangücü arasında büyük bir rekabet başlamıştı. Bu öyle bir rekabetti ki; İstanbul'daki Galatasaray- Fenerbahçe rekabetine benziyordu. Hatta zaman zaman onu bastırdığı bile oluyordu.

Trabzon sanki Ocaklılar, Güçlüler diye ikiye ayrılmıştı. Kentte futbolun bu iki takım arasındaki rekabetten yüceldiği söylenebilir. Rekabet zamanla öylesine büyük boyutlara vardı ki; Trabzon'un, Türkiye liglerinde geç temsil edilmesine bile neden oldu. Bu iki kulüp arasındaki çekişme, şehrin futbolundaki kaliteyi de her geçen gün artıran faktörlerin başında yer aldı.

Trabzon'da ilk resmi lig maçları 1923 yılında oynanmaya başlandı. İlk sezonda İdmanocağı şampiyon olmuştu. Bunu 1923-24,1924-25 sezonlarında Lise takımının arka arkaya şampiyonlukları izledi. 1925 yılında yine İdmanocağı şampiyon olurken, 1929 yılına kadar da önce Lise, arkasından Muallim Mektebi daha sonra da Ticaret Lisesi takımları mutlu sona ulaştılar.

İdmanocağı ile İdmangücü arasındaki büyük rekabet 1930'dan sonra had safhaya ulaştı. 1929-30'dan sonra 5 kez arka arkaya İdmanocağı'nın şampiyonluğu, 1934-35 sezonundan itibaren de İdmangücü'nün tam 7 yıl arka arkaya şampiyon olması bu iki takım arasındaki rekabeti büsbütün alevlendirmişti.

1940'lı yıllarda Trabzon futbolundaki güç Lise takımlarına geçmişti. Lise takımının tam 6 kez arka arkaya şampiyonluğu kazanması da bunu gösteriyordu. Bu aralar dikkat çeken bir husus da, Trabzon'daki bütün yıldız futbolcuların Lise takımlarından yetişmiş olmalarıydı. Özellikle de Trabzon Lisesi adeta futbolcu üreten bir tarla haline gelmişti. 1947-48 sezonundan itibaren şampiyonluk yine İdmanocağı ile İdmangücü arasında el değiştiriyordu. Bu arada Necmiati de iki sezon şampiyon olarak Trabzon futbolunda söz sahibi oldu. Tam bu sıralarda Trabzon'da yeni yeni kulüpler de kuruluyordu. 1935'de kurulan Doğan Gençlik, 1941 yılında Akçaabat Lisesi'nde kurulan Akçaabat Gençlik (Bugünkü Sebatspor), 1950 yılında Sürmene'de kurulan Sürmene Gençlik, 1952 yılında aynı ilçede kurulan Zafer Gençlik, 1953 yılında Yolspor, 1955 yılında kurulan Yalıspor bu takımların başında geliyordu.

1930'Iu yıllarda başlayan İdmanocağı, İdmangücü rekabeti 1940, 1950 ve 1960'Iı yıllarda olanca şiddetiyle devam ediyordu. Bu, gittikçe rekabetten öte boyutlara varmaktaydı. Ocaklı ve Güçlü olmak Trabzon'da adeta bir spor mezhebi haline gelmişti. En kötü sezonlarda bile rekabetlerinden hiç bir şey kaybetmiyorlardı.

Trabzon öylesine ikiye ayrılmıştı ki; Ocaklılar, Sarı-Kırmızı diye İstanbul'daki Galatasaray'ı, İdmangüçlüler de Yeşil-Beyaz renklerine rağmen sırf Galatasaray'ın karşısında olabilmek adına kendilerine en yakın rengi taşıdıklarına inandıkları Fenerbahçe'yi destekliyorlardı. Rekabet bir de bu sekliyle alevlenmişti. Bu arada renkleri Sarı Lacivert olan Necmiati bile bu rekabetin dışında kalmıştı. Aslında bu büyük rekabetten en karlı Trabzon futbolu çıkıyordu. Öncelikle şehirde futbol tutkusu körüklenmişti. Bu büyük rekabetten doğan büyük iddia, Trabzon'da büyük yıldızların çıkmasına neden olmuştur. Ancak, Trabzon insanının alın yazısı olan gurbetçilik 1930'Iu yıllarda Trabzon'daki futbol yıldızlarının kaderini etkilemişti. Pek çoğu yüksek öğrenim uğruna ana kucaklarını baba ocaklarını terk etmek zorunda kalmıştı. Gittikleri İstanbul ve Ankara'da sürdürdükleri futbol yaşamlarında gerçekten büyük yıldız oldular. Bir Hasan Polat ve kardeşi Ali Polat Ankara Gençlerbirliği'nde ,bir Selim Şatıroğlu, Ahmet Karlıklı Galatasaray'da, bir Taka Naci, Zekeriya Bali Fenerbahçe'de, Nazmi Bilge Beşiktaş'ta yıldız futbolcu olu verdiler.

Tüm yurt çapında 1962 - 1963 sezonunda her ilde bir takım kurulması öngörülmüştü. Zamanın Futbol Federasyonu Başkanı Orhan Şeref Apak, Türkiye Liglerini güçlendirmek ve tüm yurda yaymak amacıyla bir seferberlik başlatmıştı. Her ilde, bir futbol takımı kurulup Türkiye liglerinde yer alma seferberliği büyük bir hızla devam ediyordu. Trabzon elbette ki bunun dışında kalamazdı. Yalnız bir il Kulübü kurulmasının çok zor olduğu illerin başında kuşkusuz Trabzon geliyordu. Çünkü ; İdmanocağı, İdmangücü rekabeti Trabzon futboluna öylesine hakimdi ki bu iki kulübün bir çatı altında toplanmasına imkan yoktu. Nitekim böyle bir girişimde bulunmak isteyen bir avuç idealistin, daha ilk çalışmalarında bunun aşırı derecede zor olduğu gerçeği bir kez daha anlaşılmıştı.

Tüm Trabzonlular, Trabzonspor adıyla bir kulübün kurulmasını yürekten arzuluyorlar, ancak bu işi bir türlü gerçekleştirememenin ezikliğini yaşıyorlardı. Kentteki yetkililerin ve sevilen insanların da araya girmesi, sonucu pek değiştirmiyordu. Ocaklılar da, Güçlüler de yeni kurulacak kulüpte kendi isimlerinin, hatta renklerinin hakim olmasını istiyorlardı ve bu konuda en ufak bir fedakarlıkta bulunmuyorlardı. Her gün, her akşam toplantı üstüne toplantı yapılıyordu. Bazen tam bir anlaşma zemini ortaya çıkıyor ama yine en ufak bir ayrıntı her şeyi berbat ediyordu. Silahlar havaya sıkılıyor, karakollara, hatta mahkemelere kadar uzanan olaylara rastlanıyordu. Öte yandan Futbol Federasyonu'nun İl kulüpleri için tanıdığı sürenin de sonu yaklaşıyordu.

İdmanocağı, Martıspor ve Yıldızspor'un da katılımı ile 21 Haziran 1966'da sarı-kırmızı renkler altında, Türkiye 2. Ligi'ne alınıyordu. Ancak, resmi bir yazının süresi içinde ilgili yere tebliğ edilmemesi üzerine İdmanocağı'nın İkinci ligde oynaması durdurulunca, yaklaşık bir ay sonra 20 Temmuz 1966'da bu kez idmangücü, Karadenizgücü, Martıspor ve Yolspor'un katılmasıyla kırmızı-beyazlı renkleri taşıyan Trabzonspor kurulmuştu. Ne var ki ; İdmanocağı buna karşı çıkmış ve Danıştay'a açtığı dava ile yürütmeyi durdurma kararı almıştı. İşte o anda ortalık yine karıştı. Trabzon'daki gergin durum üzerine araya Zamanın Beden Terbiyesi Genel Müdürü UIvi Yenal girmişti. UIvi Yenal, İdmanocağı ve İdmangücü'nün birleşmemeleri halinde iki kulübün de Türkiye 2. Ligi'ne alınmayacağını bildirmişti. Bu karar,Trabzon'da ve her iki kulüp çevresinde tam bir "Şok" etkisi yaratmıştı. Birleşmeleri büyük sorun olan bu iki kulübün birleşmemeleri halinde, Trabzon kenti, Türkiye liglerinde temsil edilemeyecekti. Trabzon'da geceli gündüzlü yapılan ve büyük tartışmalara neden olan sıra toplantılar sonunda, 2 Ağustos 1967 günü İdmanocağı ile İdmangücü birleşmesi gerçekleşmiş ve Trabzonspor ; İdmanocağı, İdmangücü, Karadenizgücü ve Martıspor'un birleşmesi ile ortaya çıkmıştı.

Artık bütün resmi işlemler tamamlandıktan sonra sıra gelmişti Trabzonspor'un renklerine; renk bulmak öyle kolay olmadı. Trabzon'da uzun yıllar süren İdmanocağı - İdmangücü rekabetinde sarı-kırmızı ve yeşil-beyaz renkler hakimdi. Trabzonspor'un forma rengi bu renklerin dışında olmalıydı. Trabzon'u ve Karadeniz'i simgeleyen renkler aranıyordu. Ömrünün yarısını futbola adayan ve Trabzonspor'da da 14 yıla yakın bir süre yöneticilik yapan Divan Başkanlık Kurulu Başkanı Nizamettin Algan, Trabzonspor'un renkleri üzerinde aylarca mutabakata varılamadığını dile getiriyor. Ankara'da federasyon binasında günlerce toplantıların sürdüğünü, masanın bir tarafında İdmanocağı, diğer tarafında İdmangücü takımlarının oturduğunu ve renk üzerine uzun tartışmaların yapıldığından söz ediyor. İki Trabzon kulübünün Ankara-Trabzon hattında gidip gelmelerin ardından, Trabzon Vilayet binasında, zamanın Valisi Celal Kayacan'ın odasında varılan anlaşmayla, ''bordo-mavi'' Trabzonspor'un rengi oluyor.

Bu renklerde, hamsinin bordo gözleri, Karadeniz'in mavi suları tamamen espriden ibaret olan bir benzetmedir. 1966'da Trabzonspor Gençlik Kulübü (eski İdmangücü) kırmızı-beyaz formayla kurulmuştu. İdmanocağı'nın da renkleri sarı-kırmızı idi. Trabzonspor Gençlik, Trabzon'u temsilen ligde bir yıl böyle oynamıştı. Bir süre sonra İdmanocağı Danıştay'a müracaat etmişti.

O dönemde, Anadolu'da başlayan profesyonelleşme neticesinde her ilden 1 takım isteniyordu. İl isminin sonuna ''spor'' kelimesini eklemek ve en az üç takımdan oluşmak şartı aranıyordu. İdmangücü de, Martıspor ve Karadenizgücü (Yalıspor) yanına alarak lige başvuruyor. Neden İdmanocağı yok ? Çünkü İstanbul'daki Fenerbahçe ile Galatasaray arasındaki rekabetin aynısı Trabzonda'da yaşanıyordu. İdmanocağı, tesis, bütçe gibi prosedürlere uyuyor, amatör futbolda da Türkiye genelinde şampiyonluklar yaşıyor ve dereceler alıyordu. İdmanocağı, adını ve sarı-kırmızılı formasını Profesyonel Futbol liginde tescil ettiriyordu.

Trabzonspor Gençlik'i kuran İdmangücü grubu Valiliğe gelen evrakı sümen altı edip, İdmanocağı'na bu evrakı verdirmiyor. Zamanın Federasyon Başkanı Orhan Şeref APAK ile birlikte Ulvi YENAL, bu iki kulübü birleştirmeye çalışıyor. Bu iki kulüp, yeniden görüşmelere başlıyor. Ankara'da, Beden Terbiyesi Genel Müdürü Ulvi Yenal'ın makamında bu işler yeniden yoğruluyor. Birleşeceğiz naraları atılırken, sıra renk konusuna gelince kıyamet kopuyor. Sarı-kırmızı ve kırmızı-beyaz hususunda mutabakata varılamayınca bu renklerin dışında bir renk bulalım deniyor. UIvi Yenal da, "bu renk tartışmalarını" bırakın artık diyor ve ekliyor : "Trabzonspor Gençlik Kulübü'nü iptal ediyorum" Danıştay kararını uyguluyor ve "Trabzon'dan takım almıyorum" şeklinde kızgınlığını dile getiriyor. Sonra, toplantı tekrar başlıyor. O arada odada, UIvi Yenal'ın müşavirlerinden biri, "Karadeniz'in karası, denizin mavisi diyerek, siyah-maviyi öneriyor. Ancak, bu renk teklifine kimse sıcak bakmıyor.

UIvi Yenal, sonunda, "daha fazla yormayın beni. Bir renk, İdmanocağı, bir renk de İdmangücü söylesin ve bu iş bitsin" diyor. İdmanocağı grubundan rahmetli, Hasan Bey, "koyu bordo" diyor. Trabzonspor Gençlik'i kuran İdmangücü ise, "açık mavi" diyor. Renklerde mutabakat sağlandı ancak, biz bu anlaşmaya rağmen imzayı orada atamadık. Son anda, ne olduğunu şimdi hatırlayamadığım bir kavga daha çıktı ve UIvi Yenal da, "Allah'ın selameti başınıza, sizle daha fazla uğraşamam" diyerek odacısını çağırdı ve "Trabzon Valiliği'ne, Trabzon'dan takım almayacağız tebliğini yap" dedi. Bu haber Trabzon'a gider gitmez, Vali Celal Kaya CAN, Trabzon'da kulüp idarecilerini vilayet binasında toplantıya aldı. Biz de, Ankara dönüşünde havaalanından bir arabayla vilayete geçtik. Orada mutabakata vardık. Bugünkü Trabzon'daki Garanti Bankası'nın üstündeki Ticaret Odası'na geçerek, Trabzonspor'un tüzüğünü hazırlamaya başladık. Trabzonspor'un kuruluşu ve renkleri de işte böyle oluştu.


Aѕα Bunu beğendi.
Görüntüleme:9981, Cevaplar:16
Facebook'ta paylaş.

Alt 04-06-2009, 20:30 #2
denızci
Acemi Üye

Trabzonspor tarihi
Trabzonspor tarihi
TARİHÇE

Trabzon'da Futbolun Dogusu

Trabzon'da futbolun baslangici; Birinci Dunya Savasi oncesine dayaniyor. O tarihlerde sehrin en kalabalik mahallesi olan bugunku Ortahisar mahallesinde ilk kez Rumlar tarafindan futbolun oynandigi bilinmektedir. Trabzonlu gencler sehrin dort bir yanindan Ortahisar mahallesine gelerek Rumlarin futbolunu seyrediyorlardi;. Sonralari Rumlar Trabzonlu gencleri de aralarina alarak o daracik sokaklarda futbolu yayginlastiriyorlardi. Futbol tutkusu her gecen gun bir cig gibi buyuyordu. Tipki horon gibi Trabzon insaninin bunyesine uygun bir oyundu. Bu nedenle kisa surede buyuk ilgi gormustu.

Bir gun sadece Trabzonlu genclerin futbol oynadigi bir sirada top hemen karsidaki Rum evinin acik penceresinden iceriye girer. Elindeki topla disari cikan yasli, bir Rum, Trabzonlu gencleri iyi bir azarlayarak kovmustu. Bu olaydan sonra Rumlarin ileri gelenleri Ortahisar mahallesinde futbol oynanmasini yasakladilar. Ozellikle Trabzonlu genclere. Cunku Rum gencleri zaten fazla oynamiyordu. Ara sira oyunlarina da izin veriliyordu. Trabzonlu gencler icin buyuk bir tutku haline gelen ve yeni yeni dogmakta olan futbola vurulmus bir darbeydi yasaklama olayi. Bir kere kaptirmislardi futbola kendilerini bu gencler. Yapacak baska bir isleri de yoktu. Ortahisar mahallesi disinda da futbol oynamaya elverisli saha pek yoktu. Olsa bile oralarda Rumlarin baskilari daha fazla idi. Butun tehlikelere ve baskilara ragmen gencler kacamak yaparak futbol oynamaya devam ettiler. Ta ki Birinci Dunya Savasina kadar. Savas tum ulkede oldugu gibi Trabzon'da da bircok genci futbol sahalarindan alip savas meydanlarina suruklemisti. Gencler artIik top yerine silaha sarilmislardi.

Birinci Dunya Savasi sonrasi; yeniden yapilanmaya giren gencler, futbolu yasatma ve gelistirme gayretine girdiler. Sehrin dort bir yaninda bos bulduklari arsalarda topun pesinden kosmaya devam ettiler.Bu arada Lise Fransizca ogretmeni Burhanettin Kahyaoglu, Beden Terbiyesi ogretmeni Sami bey, Hifzirrahman Rasit Oymen, Tevfik Yunusoglu, Kemal Ozsubasi ve Ali Yusufoglu'nun basini cektigi bir grup genc Trabzon'da ilk Kulubu kurma gayretine girdiler. Bu genclerin gayretleri sehrin butun semtlerinde buyuk destek goruyordu. Butun gayretler 20 Ocak 1921 gunu mutlu sonla noktalaniyor ve Trabzon'un ilk Kulubu kuruluyordu. Sari kirmizi renkleri sectikleri kulube Idmanocagi adini verdiler. Iki yil sureyle Trabzon'un tek kulubu olan Idmanocagi, ayni zamanda Trabzon futbolunun da temelini teskil ediyordu.
Trabzonspor tarihi

Facebook'ta paylaş.

Alt 04-06-2009, 20:31 #3
denızci
Acemi Üye

Trabzonspor tarihi
Trabzonspor'un kuruluşu


Turkiye Idman Cemiyetleri ittifakinin kurulmasi ve Turk Sporunun bu ilk orgutunun tum Anadolu'ya yayilmasi, Trabzon'da da etkisini gostermisti. Bu etki sonucu yeni yeni kulupler kurulmaya baslandi. Idmanocagi, Idmangucu, Necmiati'den sonra Trabzon Lisesi bunyesinde Lise adini tasiyan yeni bir kulubun kurulmasiyla kulup sayisi 4 olmustu. 1923 yilindan sonra Trabzon'da Idmanocagi ve Idmangucu arasinda buyuk bir rekabet baslamisti. Bu oyle bir rekabetti ki Istanbuldaki Galatasaray- Fenerbahce rekabetine benziyordu. Hatta zaman zaman onu bastirdigi bile oluyordu. Trabzon sanki Ocaklilar, Gucluler diye ikiye ayrilmisti. Trabzon'da futbolun bu iki takim arasindaki rekabetten yuceldigi soylenebilir. Rekabet zamanla oylesine buyuk boyutlara vardi ki Trabzon'un Turkiye liglerinde gec temsil edilmesinin de esas nedeni budur. Ne var ki iki kulup arasindaki cekisme sehrin futbolundaki kaliteyi de her gecen gun arttiran faktor oldugu gozardi edilemez.

1923 yilinda Trabzon'da ilk resmi lig maclari oynanmaya baslandi.Ilk sezon Idmanocagi sampiyon olmustu. Bunu 1923-24,1924-25 sezonlarinda Lise takiminin arka arkaya sampiyonluklari izledi. 1925 sezonunda yine Idmanocagi sampiyon olurken, 1929 yilina kadar da once Lise, arkasindan Muallim Mektebi daha sonra da Ticaret Lisesi takimlari mutlu sona ulastilar.

Idmanocagi ile Idmangucu arasindaki buyuk rekabet 1930'dan sonra had safhaya ulasti. 1929-30'dan sonra 5 kez arka arkaya Idmanocagi'nin sampiyon olmasindan sonra 1934-35 sezonundan itibaren Idmangucu takimi tam 7 yil arka arkaya sampiyon olarak bu iki takim arasindaki rekabeti busbutun alevlendirmisti.

1940'li yillarda Trabzon futbolundaki guc lise takimlarina gecmisti. Tam 6 kez arka arkaya sampiyonlugu kazanmasi da bunu gosteriyordu. Bu aralar dikkat ceken bir hususta Trabzon'daki butun futbol yildizlarinin Lise takimlarindan yetismis olmalariydi. Ozellikle Trabzon Lisesi bir futbolcu kaynagi olmustu. 1947-48 sezonundan itibaren sampiyonluk yine Idmanocagi ile Idmangucu arasinda el degistiriyordu. Bu arada Necmiati'de iki sezon sampiyon olarak Trabzon futbolunda soz sahibi oldu. Bu arada Trabzon'da yeni yeni kuluplerde kuruluyordu. 1938'de kurulan Dogan Genclik, 1941 yilinda Akcaabat Lisesinde kurulan Akcaabat Genclik (Bugunku Sebatspor), 1950 yilinda Surmene ilcesinde kurulan Surmene Genclik, 1952 yilinda ayni ilcede kurulan Zafer Genclik, 1953 yilinda kurulan Yolspor 1955 yilinda kurulan Yalispor bu takimlarin basinda geliyordu.

1930'lu yillarda baslayan Idmanocagi, Idmangucu rekabeti 1940'li, 1950'li, 1960'li yillarda olanca siddetiyle devam ediyordu. Bu gitgide rekabetten ote boyutlara varmaktaydi. Ocakli ve Guclu olmak Trabzon'da adeta bir spor mezhebi haline gelmisti. En kotu sezonlarda bile rekabetlerinden hic bir sey kaybetmiyordular.

Trabzon oylesine ikiye ayrilmisti ki Ocaklilar Sari Kirmizi diye Istanbul'daki Galatasaray'i Idmanguclulerse Yesil Beyaz renklerine ragmen Fenerbahce'yi destekliyorlardi. Rekabet bir de bu sekliyle alevlenmisti. Bu arada renkleri Sari Lacivert olan Necmiati bile bu rekabetin disinda kalmisti. Aslinda bu buyuk rekabetten en karli Trabzon futbolu cikiyordu. Oncelikle sehirde futbol tutkusu koruklenmisti. Bu buyuk rekabetten dogan buyuk iddia Trabzon'da buyuk yildizlarin cikmasina neden olmustur. Ancak, Trabzon insaninin alin yazisi olan gurbetcilik 1930'lu yillarda Trabzon'daki futbol yildizlarinin kaderine tesir etmisti. Pekcogu yuksek ogrenim ugruna ana kucaklarini baba ocaklarini terk etmek zorunda kaldilar. Gittikleri Istanbul ve Ankara'da surdurdukleri futbol yasamlarinda gercekten buyuk yildiz oldular. Bir Hasan Polat ve kardesi Ali Polat Ankara Genclerbirligi'nde , bir Selim Satiroglu, Ahmet Karlikli Galatasaray'da bir Taka Naci, Zekeriya Bali Fenerbahce'de, Nazmi Bilge Besiktas'da yildiz futbolcu oluverdiler.

1962-63 sezonunda tum yurtta bir Il Takimi kurulmasi ongorulmustu. Zamanin Futbol Federasyonu Baskani Orhan Seref Apak, Turkiye liglerini guclendirmek ve tum yurda yaymak amaciyla bir seferberlik baslatmisti. Her ilde bir futbol takimi kurup Turkiye liglerinde yer almasi seferberligi buyuk bir hizla devam ediyordu. Trabzon elbette ki bunun disinda kalamazdi. Yalniz bir Il Kulubu kurulmasinin en zor olan illerin basinda kuskusuz Trabzon gelmekteydi. Idmanocagi, Idmangucu rekabeti Trabzon futboluna oylesine hakimdi ki bu iki kulubun bir cati altinda toplanmasina imkan yoktu. Nitekim boyle bir girisimde bulunmak isteyen bir avuc idealistin daha ilk calismalarinda bunun imkansiz oldugu gercegi bir kez daha anlasilmisti.

Tum Trabzonlular, Trabzonspor adiyla bir kulubun kurulmasini yurekten arzuluyorlar. Ancak bu isi bir turlu gerceklestirememenin ezikligini yasiyordular. Yetkililerinde araya girmesi, sonucu pek degistirmiyordu Ocaklilar da, guclulerde yeni kurulacak kulupte kendi isimlerinin, hatta renklerinin hakim olmasini istiyordular ve bu konuda en ufak bir fedakarlikta bulunmuyorlardi. Her gun, her aksam toplanti ustune toplanti yapiliyordu. Bazen tam bir anlasma zemini ortaya cikiyor ama yine en ufak bir ayrinti herseyi berbat ediyordu. Havaya silahlar atiliyor, karakollara, hatta mahkemelere kadar uzanan olaylara rastlaniyordu. Ote yandan Futbol Federasyonunun il kulupleri icin tanidigi surenin de sonu yaklasiyordu.

21 Haziran 1966 tarihinde Idmanocagi, Martispor ve Yildizspor'un da katilimi ile sari kirmizi renkler altinda Turkiye 2. Ligine alindi. Ancak, resmi bir yazinin suresi icinde ilgili yere teblig edilmedigi icin Idmanocagi'nin Ikinci ligde oynamasi durduruldu. Bu tarihten yaklasik bir ay sonra 20 Temmuz 1966'da bu kez Idmangucu, Karadenizgucu, Martispor ve Yolspor'un katilmasiyla Trabzonspor kirmizi-Beyaz renklerle kuruldu. Ne varki Idmanocagi buna karsi cikti. Danistay'da actigi dava ile yurutmeyi durdurma karari alininca ortalik yine karisti. Trabzon'daki gergin durum uzerine araya zamanin Beden Terbiyesi Genel Muduru Ulvi Yenal girdi. Ulvi Yenal, Idmanocagi ve Idmangucu'nun birlesmemeleri halinde iki kulubunde Turkiye 2. Ligine alinmayacagini bildirdi. Bu durum Trabzon'da ve her iki kulup cevresinde "Sok" etkisi yaratmisti. Birlesmeleri buyuk sorun olan bu iki kulubun, birlesmemeleri halinde Trabzon Turkiye liglerinde temsil edilemeyecekti. Trabzon'daki geceli gunduzlu yapilan ve buyuk tartismalara neden olan toplantilar sonunda 2 Agustos 1967 gunu Idmanocagi ile Idmangucu birlesmesi gerceklesti ve Trabzonspor;Idmanocagi, Idmangucu, Karadenizgucu ile Martispor'un birlesmesi ile ortaya cikti.

Artik butun resmi islemler tamamlandiktan sonra sira gelmisti Trabzonspor'un renklerine. Renk bulmak oyle kolay olmadi. Trabzon'da uzun yillar suren Idmanocagi-Idmangucu rekabetinde Sari-Kirmizi ve Yesil-Beyaz renkler hakimdi. Trabzonspor'un renkleri bu renklerin disinda olmaliydi. Trabzon'u ve Karadeniz'i simgeleyen renkler araniyordu. Bu konuda yarisma acilmasi da gundeme geldi ancak sonra vazgecildi. Renk icin geceli gunduzlu toplantilar duzenleniyordu. Dort toplantidan sonuc alinamamisti. Besinci toplantida hersey bitecekti. Artik taraftarin da sabri kalmamisti. Sonunda Trabzon ve Karadeniz'in sembolu olan Hamsi uzerinde duruldu. Hamsi'nin gumus mavisi rengi ve gozlerinin bordosu dikkate alindi. Kimileri buna karsi cikti. Neymis efendim bordo renk kirmiziya kaciyormus. Oyle ya Idmanocagi renkleri de Sari-Kirmizi ya. Iste bu nedenle bordonun rengi biraz koyu tutularak Idmanocaginin kirmizisindan kacinildi. Boylece bir haftadir sehirde suren renk kavgasi sona ermisti ve Trabzonspor Bordo-Mavi renklere kavusmus oldu

Facebook'ta paylaş.

Alt 04-06-2009, 20:32 #4
denızci
Acemi Üye

Trabzonspor tarihi

BAŞARILARI

--------------------------------------------------------------------------------

1.LIG SAMPIYONLUKLARI
SEZON
1975-76
1976-77
1978-79
1979-80
1980-81
1983-84 TEKNIK DIREKTOR
AHMET SUAT OZYAZICI
AHMET SUAT OZYAZICI
OZKAN SUMER
AHMET SUAT OZYAZICI
OZKAN SUMER
AHMET SUAT OZYAZICI PUAN
43
43
42
39
39
50



CUMHURBASKANLIGI KUPASI
1975-76 SEZONU
TRABZONSPOR-GALATASARAY 2-1

1976-77 SEZONU
BESIKTAS-TRABZONSPOR 1-1 (2-4)

1977-78 SEZONU
FENERBAHCE-TRABZONSPOR 0-1

1978-79 SEZONU
TRABZONSPOR-FENERBAHCE 2-1

1979-80 SEZONU
TRABZONSPOR-ALTAY 3-0

1982-83 SEZONU
FENERBAHCE-TRABZONSPOR 0-2

1994-95 SEZONU
BESIKTAS-TRABZONSPOR 0-2

BASBAKANLIK KUPASI
1976-76 SEZONU
TRABZONSPOR-FENERBAHCE 2-2 (8-7)

1978-79 SEZONU
TRABZONSPOR-A.DEMIRSPOR 2-1

1985-86 SEZONU
TRABZONSPOR-KAYSERISPOR 6-2

1994-95 SEZONU
TRABZONSPOR-FENERBAHCE 4-2

1995-96 SEZONU
TRABZONSPOR-BESIKTAS 4-1

TURKIYE KUPASI

1976-1977 SEZONU
TRABZONSPOR-BESIKTAS 1-0
BESIKTAS-TRABZONSPOR 0-0

1977-1978 SEZONU
TRABZONSPOR-A.DEMIRSPOR 3-0
A.DEMIRSPOR-TRABZONSPOR 0-0

1983-1984 SEZONU
TRABZONSPOR-BESIKTAS 2-0

1991-1992 SEZONU
GALATASARAY-TRABZONSPOR 2-3
TRABZONSPOR-GALATASARAY 1-0

2002-2003 SEZONU
GENÇLERBIRLIGI-TRABZONSPOR 1-3

2003-2004 SEZONU
TRABZONSPOR-GENÇLERBIRLIGI 4-0

Huseyin Avni Aker Stadi

Trabzon'daki maclarin oynandigi Huseyin Avni AKER Stadyumu 1951 yilinda temeli atilmis ve 2400 kisilik dusunulmustur. 1967 yilinda kapali tribun ilavesi yapilmis, 1981 yilinda ise acik tribun buyutulmustur. 1994 yilinda acik tribunun uzay kafes modeli ile uzerinin kapatilmasi ve stadyumun isiklandirilmasi ile Huseyin Avni AKER Stadyumu son seklini almistir.

1940-1944 yillari arasinda Trabzon'da Bolge Mudurlugu yapan Huseyin Avni AKER, ogretmen olarak, yonetici olarak, onder olarak Trabzon'da sporun koklesmesine hayatini adamistir. Bu nedenle adi, hakli olarak Trabzon sehir stadyumuna verilmistir.

HUSEYIN AVNI AKER STADYUMUNUN KAPASITESİ

KAPALI: 6.000
MARATON: 17.500
KALE ARKALARI: 5.000
TOPLAM: 29.500

25.000 M2 alan, 20 tane bilgisayar kontrollu giris kapisi,cim yuzeyli saha,atletizm pisti,520 kisilik seref tribunu 150 kisilik basin tribunu, naklen yayin odasi,skorbord kontrol odasi, bilgisayarli kapi girisi kontrol odasi, maraton tribununun altinda antrenman amacli 7 adet spor salonu, kapali tribun altinda 4 adet soyunma odasi, hakem odasi, seref salonu, basin odasi, tesis amir odasi,antrenor odasi, doping kontrol odasi, VIP salonu'na sahip olan Huseyin Avni AKER Stadinda kapali tribunu genisletme calismalari 1998 yilinda sona ermis ve tribune modern bir gorunum kazandirilmistir. Kapali tribunde 1 adet restaurant, 1 adet cafeterya ve sekizer kisilik 18 loca bulunmaktadir. Bunun disinda Maraton ve Kale arkasi tribunleri koltuklarla kaplatilip UEFA Standartlarina uygun hale getirilecektir
Trabzonspor tarihi

Facebook'ta paylaş.

Alt 04-06-2009, 20:32 #5
denızci
Acemi Üye

Trabzonspor tarihi
Trabzonspor tarihi

Trabzon'da Spor

Trabzon'da futbolun başlangıcı Birinci Dünya Savaşı öncesine dayanıyor. O tarihlerde şehrin en kalabalık mahallesi olan bugünkü Ortahisar mahallesinde ilk kez Rumlar tarafından futbolun oynandığı bilinmektedir. Trabzonlu gençler şehrin dört bir yanından Ortahisar mahallesine gelerek Rumların futbolunu seyrediyorlardı. Sonraları Rumlar Trabzonlu gençleri de aralarına alarak o daracık sokaklarda futbolu yaygınlaştırıyorlardı. Futbol tutkusu her gecen gün bir çığ gibi büyüyordu. Tıpkı horon gibi Trabzon insanının bünyesine uygun bir oyundu. Bu nedenle kısa sürede büyük ilgi görmüştü.

Bir gün sadece Trabzonlu gençlerin futbol oynadığı bir sırada top hemen karşıdaki Rum evinin açık penceresinden içeriye girer. Elindeki topla dışarı çıkan yaşlı bir Rum, Trabzonlu gençleri iyi bir azarlayarak kovmuştu. Bu olaydan sonra Rumların ileri gelenleri Ortahisar mahallesinde futbol oynanmasını yasakladılar. Özellikle Trabzonlu gençlere. Çünkü Rum gençleri zaten fazla oynamıyordu. Ara sıra oyunlarına da izin veriliyordu. Trabzonlu gençler için büyük bir tutku haline gelen ve yeni yeni doğmakta olan futbola vurulmuş bir darbeydi yasaklama olayı. Bir kere kaptırmışlardı futbola kendilerini bu gençler. Yapacak başka bir işleri de yoktu. Ortahisar mahallesi dışında da futbol oynamaya elverişli saha pek yoktu. Olsa bile oralarda Rumların baskıları daha fazla idi. Bütün tehlikelere ve baskılara rağmen gençler kaçamak yaparak futbol oynamaya devam ettiler. Ta ki Birinci Dünya Savaşı'na kadar. Savaş tüm ülkede olduğu gibi Trabzon'da da birçok genci futbol sahalarından alıp Savaş meydanlarına sürüklemişti. Gençler artık top yerine silaha sarılmışlardı.

Birinci Dünya Savaşı sonrası, yeniden yapılanmaya giren gençler, futbolu yaşatma ve geliştirme gayretine girdiler. Şehrin dört bir yanında boş buldukları arsalarda topun peşinden koşmaya devam ettiler. Bu arada Lise Fransızca öğretmeni Burhanettin Kahyaoğlu, Beden Terbiyesi öğretmeni Sami Bey, Hifzirrahman Raşit Oymen, Tevfik Yunusoğlu, Kemal Özsubaşi ve Ali Yusufoğlu'nun başını çektiği bir grup genç Trabzon'da ilk Kulübü kurma gayretine girdiler. Bu gençlerin gayretleri şehrin butun semtlerinde büyük destek görüyordu. Bütün gayretler 20 Ocak 1921 günü mutlu sonla noktalanıyor ve Trabzon'un ilk Kulüp kuruluyordu. Sarı kırmızı renkleri seçtikleri kulübe İdmanocağı adını verdiler. İki yıl süreyle Trabzon'un tek Kulübü olan İdmanocağı, aynı zamanda Trabzon futbolunun da temelini teşkil ediyordu.

Trabzonspor tarihi
Trabzonspor tarihiThis image has been resized. Click this bar to view the full image. The original image is sized 696x471 and weights 531KB.Trabzonspor tarihi

Facebook'ta paylaş.

Alt 29-07-2009, 21:21 #6
Fast&furious
Aktif Üye
tesekkürler

Facebook'ta paylaş.

Alt 26-12-2009, 01:07 #7
Manuel Fernandes
Bizden Biri

"Liverpool Hatırası"

1976-1977 Sezonu Şampiyon Kulüpler Kupası Şampiyonu Liverpool o sezon Trabzonspor'la oynadığı ilk maçı 1-0 kaybetmiş,ikinci maçta Trabzonspor'umuz yine iyi bir oyun ortaya koymuş fakat tecrübesizliğine yenilerek sahadan 3-0 mağlup ayrılmıştı Liverpool Teknik Direktörü Boby Paisley'in İngiltere'deki maçtan sonra İngiliz gazetecilerle basın toplantısı:

"Gördünüz işte bu takıma yenilmiştik,Bugünde yenilebilirdik,Allah'tan tecrübesizdiler.Bu maçtan sonra kupayı alacağımıza inanıyorum.Sanmıyorum ki bir daha böyle bir takım karşımıza çıksın..."

Evet gerçekten de öyle oluyor ve Liverpool o yıl Şampiyon Kulüpler kupasını müzesine götürüyordu.Üstelik Trabzonspor'a 1-0 kaybettiği maçın dışında hiç mağlup olmayarak...İngiliz Gazeteciler Liverpool'un aldığı kupa sonrası şu yorumları yaptılar:

"Evet Avrupa'nın en büyüğü Liverpool fakat,en büyüğü yenen tek takım Trabzonspor'u da kutlamak gerekir"...


Trabzonspor tarihiTrabzonspor tarihiTrabzonspor tarihiTrabzonspor tarihiTrabzonspor tarihi


Facebook'ta paylaş.

Alt 26-12-2009, 01:08 #8
Manuel Fernandes
Bizden Biri

... TRABZONSPOR 1975 - 76 KADROSU ...
İlk Şampiyon , Kupa Finalisti , Başbakanlık Kupası , C.Başkanlığı Kupası

Trabzonspor tarihi



...TRABZONSPOR 1976 - 77 KADROSU ...
Şampiyon , C.Başkanlığı Kupası , Türkiye Kupası

Trabzonspor tarihi



... TRABZONSPOR 1977 - 78 KADROSU ...
Lig İkincisi , Türkiye Kupası , Başbakanlık Kupası , C.Başkanlığı Kupası

Trabzonspor tarihi



... TRABZONSPOR 1978 - 79 KADROSU ...
Şampiyon , C.Başkanlığı Kupası

Trabzonspor tarihi



...TRABZONSPOR 1979 - 80 KADROSU ...
Şampiyon , C.Başkanlığı Kupası

Trabzonspor tarihi



... TRABZONSPOR 1980 - 81 KADROSU ...
Şampiyon

Trabzonspor tarihi



... TRABZONSPOR 1983 - 84 KADROSU ...
Şampiyon , Türkiye Kupası

Trabzonspor tarihi



... TRABZONSPOR 1994 - 95 KADROSU ...
Lig İkincisi , Türkiye Kupası , C.Başkanlığı Kupası

Trabzonspor tarihi

Trabzonspor tarihi

Trabzonspor'un 70'li yıllardaki efsane kadrosunun baş aktörüydü Ali Kemal Denizci. Kentin futbolcu fabrikası Faroz Mahallesi’nin Türk futboluna armağan ettiği bir isimdi o. Efsane oyuncu, aynı mahallenin çocuklarıyla peş peşe şampiyonluklar yaşadıklarının altını çiziyor.

1960’ların sonlarıdır. Türkiye’nin birçok vilayeti gibi Trabzon’un da artık bir şehir takımı vardır. Bordo-Mavi renklere sahip takımın maçlarına ilgi çok büyüktür. Özellikle de gençlerin ilgisi. İşte onlardan biri de Trabzonspor’un efsane futbolcularından Ali Kemal Denizci’dir. Hırsı ve inatçılığıyla bölge insanının karakteristik özelliklerini yansıtan Ali Kemal Denizci, Trabzon’un futbolcu fabrikası Faroz’dan. Şimdiki sahil yolunda denize komşu daracık mahalleleri olan bir yerdir Faroz; o mahallelerde doğan her erkek çocuk da potansiyel futbolcu...

“Benim çocukluğumda buralar kumsaldı. Sabahları burada üç beş kişi bir araya gelip futbol oynardık. Terleyince de kendimizi denize atardık.” diye anlatmaya başlıyor Ali Kemal... Akşama kadar top peşinde koştuklarını, akşam eve geldiklerinde ise ekmeği suya bandırıp yediklerini hatırlatıyor: “Burada futbolcu yetişmeyecek de daha nerede yetişecek? Altyapı yoktu; ama Allah’ın verdiği bir yetenek vardı herkeste.”

Aileler çocuklarının futbolla meşgul olmasını istemez. Ama, yine de her erkek çocuk futbol topunun peşinde koşar. Ali Kemal’in durumu da çok farklı değildir. Ailesinin haberi olmadan “kaçak” çıkartır lisansını. Yaşı henüz 17’dir. Çok iyi oyuncuların kaybolup gittiği o yıllarda onun en büyük şansı olur lisans çıkartması. “Lisans sahibi olmak bugünkü kadar kolay değildi. Çok sıradışı özellikler aranıyordu. Çünkü herkes futbolcuydu o zaman.” Eski günlerden bugüne bir geçiş yapıyor ve “Şimdi futbolcu arıyorsun oynatmak için.” Altyapıdan istenen kalitede futbolcuların çıkmamasını mahalle futbolunun bitmesine bağlıyor; “Mahalle futbolu sona erince yetenekler de bitti. Trabzon’da bizim zamanımızdaki gibi boş alanlar da kalmadı. Federasyon bir tesis yapıyor şehrin bir bölgesine. Çocuklar, mesela Erdoğdu Mahallesi’nden kalkıp o tesise top oynamaya mı gidecek? Gitmiyor zaten. İşin kökünü kurutuyoruz. Trabzon’da bütün amatör takımlar gece gündüz Yavuz Selim Stadı’nda oynuyor. Top oynayacak yer kalmadı.”

Oğlum banka mı soydun?

Ali Kemal tüm gününü futbol oynayarak geçirmiyordur. Zaman zaman balıkçılık yapar: “Onun dışında mandalina satardım. Pastacı ve terzi çıraklığı yapardım.” Bunları yaparken bir yandan da liseyi bitirir. Üniversite imtihanına üç kez girer. Ama kazanamaz.

İlk takımı Çarşıbaşı’dır. Bir sene sonra Trabzon Yolspor’a transfer olur. Ardından Rizespor’a geçer. “Rize’ye gittiğim yıl, bana transfer parası olarak 15 bin lira verdiler. Üstelik paranın yarısını da peşin aldım. Hayatımda o kadar parayı ilk kez bir arada görüyorum. Düşün, babasından haftalık 25 kuruş alan bir kişi için bu paranın büyüklüğünü. Paraları pantolonumun ceplerine koydum. İki elim de üzerlerinde. Trabzon’a gelip eve kapağı atana kadar durum bu vaziyet. Evde odama çıktım. Paraları yatağın üzerine serdim. Annemi çağırdım. Rahmetli o kadar parayı bir arada görünce ‘oğlum bankayı mı soydun’ dedi. Çok korktu. Onu zor inandırdım banka soymadığıma.” diye anlatıyor ilk transferi sırasında yaşadıklarını...

Rizespor, o sıralar üçüncü ligdedir. Üstelik Ali Kemal amatör olarak oynuyordur. Bir zamanlar F.Bahçe ve Beşiktaş’ta oynayan efsanevi futbolcular Şenol ve Birol da Rize’dedir. “Onlar bize göre yaşlıydı. Santrfor mevkiinde oynuyorlardı. Beni de ceza sahasına sokmuyorlardı. ‘Sen çizgiden orta yap’ diyorlardı. O alışkanlık epey devam etti. Onların bu tavrı yüzünden golcülüğü sonradan kazandım.” diyor.

Ve efsane kadro doğuyor

Ali Kemal, Rize’de 2 sene kalır. Bu sırada gösterdiği performansla Kayserispor’dan teklif alır. “Gittik. İmza attık. Biraz para ve pastırma sucuk alarak Trabzon’a döndük. Meğer o sırada Trabzonspor da beni istiyormuş. Bizimkiler federasyonda güçlüydü. Kayseri’ye attığımız imza geçersiz sayıldı. Trabzon’da kaldım.” diyor. Trabzonspor ikinci ligdedir. Bir sezon önce Ankara PTT ile şampiyonluk için kıyasıya yarışmış ama ikinci olmuştur. Şehrin ileri gelenleri bu durum karşısında “Kendi öz evlatlarımıza dönmemiz lazım.” diyerek, sağda solda oynayan bütün Trabzonlu futbolcuları bir araya getirir. “Amaç ikinci ligde şampiyon olmaktan ziyade orta sıralarda yer almaktı. Eğer takım şampiyon olup birinci lige çıksaydı. Bugünkü efsane kadro doğmazdı.” diyor ve ekliyor: “Bizi alan Trabzon’un maddi imkansızlıklarıydı.”

Kadro kurulduktan sonra ilk yıl şampiyonluk averajla Kayserispor’a kaptırılır. İkinci yıl ise şampiyon olurlar. “Sanki her mevki için seçilmiş elemanlar toplanmıştı. Aslanlar gibiydik. Müthiş bir takım olduk. Birinci Lig’de ilk yıl tecrübesizliğimizden dolayı 9. olduk. Yoksa biz çoğu takımdan daha iyiydik. Kupada finale yükseldik. Onu da tecrübesizliğimizden kaybettik.”

Yazın Kıbrıs’ta yapılan Barış Kupası Trabzonspor’un belki de bugünlere gelmesinin en önemli dönüm noktasıdır. “O turnuvaya G.Saray ve Beşiktaş takımları katıldı. Onları yenerek şampiyon olunca dedik ki, ‘Yahu biz Türkiye’nin en iyi takımlarını yenebiliyoruz’. Takıma güven geldi. G.Saray, Beşiktaş ve F.Bahçe bizim için o yıllarda Türkiye’nin en büyük takımlarıydı. Ama kupayı kazandıktan sonra dedik ki biz bunları hallederiz.”

Şampiyon kim olur Rıza?

Ona göre bir takımın şampiyon olması için yıldızlardan oluşan bir kadro kurmasından ziyade kendine güvenmesi çok daha önemli. Daha sonra gittiği Beşiktaş’ta başından geçen bir olayı şöyle anlatıyor: “Rızaların, Ziyaların yeni oynamaya başladığı dönemde kamp için Almanya’ya gittik. F.Bahçe ile bir maç oynadık ve 3-0 kazandık. Rıza’ya dedim ki. ‘Bu sene kim şampiyon olur?’ Abi dedi, F.Bahçe. Oğlum dedim, az önce 3-0 yendik onları. ‘Olsun’ dedi. F.Bahçe şampiyon olur. Dedim, al kağıdı kalemi eline. Kadrolar kurduk. Ben biz daha iyiyiz dedim. Ama o yine de F.Bahçe’de ısrar etti. Sezon sonu biz şampiyon olduk. O yıl gençlere ben, Necdet, Mehmet Ekşi gibi tecrübeli oyuncular abilik yaptık. Güven aşıladık. İnandık ve şampiyon olduk.”

Şampiyonluk hasretiyle tutuşan Trabzonspor’un bu özlemini gidermesi için Ali Kemal’in reçetesi şöyle: “Yerine göre adam alınmalı. Futbola aç, yeteneği olan isimler seçilmeli. Kendine güveneceksin. Şampiyonluğa inanacaksın. Ve şampiyon olacaksın.” Trabzonspor’un 6 yılda 5 şampiyonluk kazandığı yılları, “İkinci yılımızda şampiyon olduk. Hem de çok rahat. Sonra bir kez daha olduk, derken bir ara verdik. F.Bahçe ipi göğüsledi. Aslında bizden şampiyonluğu alamazlardı. Biraz fazla havalandığımız ve şımardığımız için öyle oldu.” sözleriyle anlatıyor. İlk yıllar Trabzonspor’un şampiyon olmasını bütün Türkiye’nin takdir ettiğini söylüyor; “F.Bahçe’liler bile sevindi.” Ancak, şampiyonluklar peşpeşe gelince kıskançlıklar da ortaya çıkmaya başlamış.

Ali Kemal hırslıydı, bu yüzden futbol hayatı boyunca çok kırmızı kart gördü. Özellikle de Trabzon formasıyla. Bunu kaybetmeyi hazmedememesine bağlıyor. Ama daha sonra transfer olduğu F.Bahçe ve Beşiktaş’ta hiç kırmızı kart görmemiş. “Orada yenilmek o kadar zoruma gitmiyordu.” diyor. “Eskişehir deplasmanındayız. Rahat yeneceğimiz bir maç; ancak ilk yarı 1-0 mağlup durumdayız. Seyirci de benimle uğraşıyor. Hakeme sık sık itiraz ediyorum. Hakem de ‘seyirciyi tahrik ediyorsun atacağım seni’ diyor. Devre oldu. Ahmet Suat hoca ‘Seni oyundan alayım, kırmızı kart göreceksin. Boş ver bu maçı, kaybedersek kaybedelim. Haftaya Fener maçı var. Sen lazımsın bize’ dedi. ‘Hocam söz kart görmeyeceğim’ dedim. İkinci yarıya çıktık. 5. dakikada kırmızı kart gördüm.”

Liverpool maçında horon oynar

Ali Kemal, Trabzonspor’un ilk milli futbolcusudur aynı zamanda. Diğer arkadaşlarına göre tecrübeli olduğu için Bordo-Mavili takımın Avrupa maçlarında da sazı eline o alır. 1976’da Liverpool maçında ortaya koyduğu futbolu bugün bile hatırlanır. “O zamanlar tecrübesizdik. Milli takımda Avrupalılara karşı oynadığım için tecrübeliyim. Şöyle düşündüm, topu alayım, bir iki kişiyi geçeyim bizimkiler de desin ki, bunlar yenilmeyecek bir takım değil. Psikolojik olarak rahatlasınlar yani. Topu aldım. Adamlara çalım atmaya başladım. Bizimkileri de ‘çocuklar hadi bunlarla horon oynayalım’ diye gaza getirdim.” Trabzon’da Liverpool’u 1-0 yenerler. Ancak İngiltere’de ilk 18 dakikada 3 gol yer ve elenirler.

Ali Kemal’in unutamadığı maçlardan biri de Kocaelispor’la oynadıkları kupa maçıdır. Cezalı olduğu için ilk maçta yoktur. “Bizi 1-0 yendiler. Sonra da Kocaeli gazeteleri ‘Hamsinin kafasını ezdik’ gibi başlıklar attı. O gazeteleri aldım, soyunma odalarına astım. Her antrenmandan sonra arkadaşlarla ‘bunları sahalarına hapsedeceğiz, yarı sahayı geçtiklerinde gol yemişiz sayacağız’ diyerek rövanşa bilendik. Hatta Ahmet Suat Hoca da takımı motive etmek için, ‘Bu takım Ali Kemal Spor mu?’ diyerek olaya renk kattı. Avni Aker’e çıktık. İlk 20 dakika durum 5-0 oldu. O yıllar istediğimizi yapacak güç vardı bizde.”

Ali Kemal, bugünlerde Trabzonspor’un siyahi oyuncusu Yattara’nın kendisine benzetilmesine bir anlam veremiyor. “Ali Kemal süratle iş bitiren biriydi. Yattara ise cambaz. Müthiş bilekleri var. Benim öyle cambazlığım yoktu. Ben vurup giderdim. Şut çekerek fazla gol atmadım. Kaleciyi de çalımlardım çoğu zaman.”

F.Bahçe’ye ağlayarak gider

Her transfer döneminde hakkının verildiğini belirten Ali Kemal, “En üst rakamı ben alıyordum. Pazarlığa gerek yoktu.” diyor. Bu noktada lafı, Trabzon taraftarının ‘satılamaz’ diye şehirde yürüyüş yaptığı Ali Kemal’in F.Bahçe’ye gidişine getiriyoruz. Dönemin yöneticilerine hak veriyor: “Kulübün paraya ihtiyacı vardı. Takımda bir kişiyi feda etmeleri gerekiyordu. İyi para getirir diye beni seçtiler. O zaman tepki gördü bu olay; ama Trabzon bütçesini kurtardı. Şenol, Turgay, Necati gibi oyuncuların alacaklarını ödedi.”

F.Bahçe’ye imza attığı günü ise unutamıyor. “Nakit parayı önüme attı F.Bahçeli yönetici. Paraya baktım, baktım. Dışarı çıktım. Bir saat kadar ağladım. Ben Fener’e gidemem diyordum. Sonra abim geldi. Beni ikna etti. Oğlum seni Trabzon’da istemiyorlar, at imzayı dedi. Tekrar içeri girdim. Küfür ede ede imzayı attım.”

F.Bahçe ile ilk Trabzon deplasmanına geldiğinde şehrin göstereceği tepkiyi çok merak ediyordur; “Benim en çok gururlandığım gün o gündü. Pankartlar açıldı. Hoşgeldin Ali Kemal diye. Bu beni çok etkilemişti.” Trabzon maçlarında hep kötü oynadığını söylüyor. “Hem F.Bahçe hem de Beşiktaş’ta bir türlü Trabzon’a karşı oynayamadım. Ayağım topa gitmiyordu. Hatta hocalarıma bile ne olur beni oynatmayın diye ricada bulunuyordum.” diyor.

Ağlayarak gittiği F.Bahçe’de tutunamaz. “F.Bahçe o yıllar cadı kazanıydı. Gruplar vardı. Herkes birinin adamıydı. Trabzon’daki birliktelik orada yoktu. Trabzon’da söz verildi mi yerine getiriliyordu. Orada ise sözün önemi yoktu. Ama benim de hatalarım vardı. En başta seyirciyle barışık değildim. Amigolara posta koyardım. Biraz daha akıllı olsaydım o takımın kaptanı bile olurdum. Senelerce de orada oynardım.”

Raush’u içki masasında kandırır

Bir gece sabaha kadar o yılların F.Bahçe Teknik Direktörü Raush’la viski içer. Amaç hocasını kandırarak F.Bahçe’den ayrılmaktır: “Raush beni çok seviyordu. ‘Seni göndermem’ dedi. Sonra Rize’de oynayan kardeşin Osman’ı getirirsen seni bırakırım” diyerek açık kapı bıraktı. Ali Kemal ertesi gün Rize’nin yolunu tutar. Kardeşi Osman’ı kolundan tuttuğu gibi F.Bahçe’ye getirir. Raush’a gideceği takımı söylememiştir. “Beşiktaş’a gitmeme belki izin vermezdi. Ona bunu söylemedim. Gittim Beşiktaş’la anlaştım.” Beşiktaş’ı tercih etmesinin sebebi Siyah-Beyazlı takımın daha bir Anadolu havasına sahip olmasıdır. “Trabzon’a gidemezdim. Çünkü o yıllarda Trabzon’da ‘giden bir daha geri gelemez’ anlayışı vardı.” Hatta Trabzon’a gitmemesine sevinir; “Çünkü son dönemlerimdi. İnsanlar hafızalarındaki Ali Kemal’i bulamayabilirdi. İstediğimiz performansı gösteremeyebilirdim.” Beşiktaş’ta gençlerle tecrübelilerin kaynaşması sonucu şampiyonluk yaşarlar. Üstelik bir dönem Trabzon’da beraber oynadığı Necdet, Serdar Bali, Mehmet Ekşi de Beşiktaş’tadır.

Futbolu bıraktıktan sonra ticarete atılır. Bir arkadaşıyla ortaklık yaparak fabrika kurar. Ancak iflas eder. “İş iyiydi. Ben işi bilmediğim için ortak olan arkadaşın da aldatmacasına gelince, kabak başıma patladı. Bilemezsin, insanların sahtesi, yılanı da çıkıyor.” Bu sözleriyle arkadaşını suçluyor. Bugün o arkadaşı oldukça zengin. Ama Ali Kemal, insanlığın paradan çok daha önemli olduğunu belirtiyor. Arkadaşını gördüğünde ‘hırsız ne haber’ diye seslendiğini söylüyor: “O trilyoner oldu. Ben ise iyi ki onunla beraber olmadım. Şu an kendimce en iyi dünyayı yaşıyorum.”

Ali Kemal daha sonra hocalığa başlar. Bir ara Trabzonspor’u da çalıştırır. Ancak ona göre durum hiç de öyle değildir. “Trabzon’u bana göre çalıştırmadım. Üç ay yardımcı hocalık yaptım burada. Birilerine bakarsan Ali Kemal’i denedik derler. Bana göre birileri beni buraya getirmek istemedi. Yoksa ben bir Fatih Terim, bir Şenol Güneş olabilirdim. Kimse elimden tutmadı. Ben de kimseye yalakalık yapmadım. Garibanlarla beraberdim. Zenginlerin yanına gitmedim. Bundan sonra artık hiç niyetim de yok.”

Trabzon’u çalıştırmadım

Hatta geçen sezon başında dönemin Trabzonspor Teknik Direktörü Ziya Doğan’ın ‘gel menajerim ol’ önerisini bile geri çevirir Ali Kemal. Ziya Doğan’a cevaben ‘oğlum biz çalışmak istesek senin ne işin var burada’ der. Ama hâlâ içinde ukdedir Trabzonspor. “Takımı o sezon başı bana verselerdi orada bir iz bırakırdım. Benim tek üzüldüğüm o imkanı bana vermemeleri. Ama ne yapalım, Trabzonspor gene bizim takımımız. Bizim dünyamız. Hoca olarak görev almasak da her zaman yanındayız.”

Ali Kemal Denizci bugün Futbol Federasyonu’nun Karadeniz Bölgesi sorumluluğunu yapıyor. Görevi, yıldız oyuncular bulup çıkartmak. “Futbolcu var ama yetenekli oyuncu bulmak mesele. Lise maçları izliyoruz. Turnuvalar düzenliyoruz. Eğer bir yetenek varsa onu keşfetmeye çalışıyoruz. Kaybolup gitmemesi için uğraşıyoruz.” diyor.

ALİ KEMAL’DEN İNCİLER

Çocukluğumuzda Trabzonspor’un maçlarına giderdik. Takımda sahtekar Ahmet vardı. Sol açıkta oynardı. Ona hayrandım. Rize’den ayrılıp Trabzon’la anlaştım. İlk sol açıkta oynayan Ahmet’i kestim. Milli Takım’da da Metin Kurt hayranıydım. Beni Milli takıma çağırdılar. İlk Metin abiyi kestim. Özendiğim, beğendiğim futbolcuların yerleri bana nasip oldu.

F.Bahçe’de olduğum yıllar. Antrenmanlarda üç kişinin üzerine üzerine gidiyorum. Hocamız Raush antrenmanı durdurdu. “Ali Kemal” dedi. “Niye üç kişinin üzerine gidiyorsun. Topu arkadaşına ver kaçsana”. Verkaçı o gün öğrendim.

Yine F.Bahçe’deyim. Havalı geldiğim için bana karşı diğer arkadaşların bakışı değişik. Sağ kanattan koşuyorum, koşuyorum. Top atan yok. Sonra geceleri Engin’lerle takılmaya başladık. Artık bana top atıyorlardı. Ama koşacak halim yoktu.

Trabzonspor’da şampiyonluk için G.Saray’la oynuyoruz. Yenersek şampiyon olacağız. Yendik ve akşam eğlenmeye gittik. Saat on mu ne. Kalecimiz Şenol masadan kalktı. “Şenol nereye diye bağırdık?” “Yatmam lazım.” dedi. Şenol her zaman disiplinli biriydi.

bu adamı izleyemediğim için içimkan ağlıyor...


Trabzonspor tarihi,

Trabzonspor Neden BÜYÜK?
--Eskiden Trabzonspor maçlarını izlemekten sıkılırdım çünkü hep rakip kaleciyi izlerdik.(TURGAY ŞEREN)

--Eskiden Avni Aker'de korner kullanan takım kendini başarılı sayardı.(RIDVAN DİLMEN)

--Futbolculuk dönemimde Avni Aker'e çıkarken ayaklarım titrerdi.(Samet Aybaba)


--"Liverpool Hatırası"

1976-1977 Sezonu Şampiyon Kulüpler Kupası Şampiyonu Liverpool o sezon Trabzonspor'la oynadığı ilk maçı 1-0 kaybetmiş,ikinci maçta Trabzonspor'umuz yine iyi bir oyun ortaya koymuş fakat tecrübesizliğine yenilerek sahadan 3-0 mağlup ayrılmıştı Liverpool Teknik Direktörü Boby Paisley'in İngiltere'deki maçtan sonra İngiliz gazetecilerle basın toplantısı:

"Gördünüz işte bu takıma yenilmiştik,Bugünde yenilebilirdik,Allah'tan tecrübesizdiler.Bu maçtan sonra kupayı alacağımıza inanıyorum.Sanmıyorum ki bir daha böyle bir takım karşımıza çıksın..."

Evet gerçekten de öyle oluyor ve Liverpool o yıl Şampiyon Kulüpler kupasını müzesine götürüyordu.Üstelik Trabzonspor'a 1-0 kaybettiği maçın dışında tüm maçları kazanarak...

İngiliz Gazeteciler Liverpool'un aldığı kupa sonrası şu yorumları yaptılar:

"Evet Avrupa'nın en büyüğü Liverpool fakat,en büyüğü yenen tek takım Trabzonspor'u da kutlamak gerekir"...



Trabzonspor'un 36 Yılda Kazandığı Kupalar

Türkiye Ligi : 1975-76, 1976-77, 1978-79
1979-80, 1980-81, 1983-84
(toplam 6 kez)

Türkiye Kupası : 1976-77, 1977-78, 1983-84 1991-92, 1994-95, 2002-2003, 2003-2004
(toplam 7 kez)

Cumhurbaşkanlığı Kupası: 1975-76, 1976-77, 1977-78, 1979-80, 1982-83, 1994-95
(toplam 7 kez)

Başbakanlık Kupası: 1975-76, 1977-78, 1984-85 1993-94, 1995-96
(toplam 5 kez)

"Nasıl Mı Büyük Olunur?"İşte Böyle

1975-76 Sezonu İlk Şampiyonluk Hatırası:

Dönemin Ünlü Milliyet Gazetesi Politika Yazarı Öysan Öymen Trabzonspor'un Fenerbahçe'yi yendiği maçtan sonra gazetedeki "Politika Kazanı" köşesinin ismini ilk kez "Spor Kazanı" olarak değiştirir ve "Düzen Değişti" başlığı altında şu yazılara yer verir...

-Böyyük takım,Böyyüüük Kulüp.. Nedir?

- Fenerbahçe,Beşiktaş,Galatasaray...Yani üç büyükler...Anlayacağınız İstanbul takımları...Diktatörler gibi ömür boyu başımızın tacı kalmak istiyorlar...

- Neden?

- Çünkü hep onlar şampiyon olacak, yılların monopolü değişmeyecek, alışılmış düzen yıkılmayacak,bozulmayacak yıllar önce kadastrosu yapılan puan cetvelinin üst kademelerindeki mukaddes Mulkiye'ye onlardan başkası yaklaştırılmayacak..Ama ne oldu...

- İstanbul nire, Trabzon nire?

- Nire ama, işte Karadeniz'in sahil kentinde Hamsi ve Mısır unu kokan bir el bu düzeni değiştirdi...Yaşa TRABZON...İşte gerçek şampiyon...

Facebook'ta paylaş.

Alt 12-05-2010, 22:39 #9
Aѕα
`

Liverpool İle Kaderimiz Aynı Gidiyor Zaten

Şuraya 1 Kupa Daha Ekliyelim
2009-2010
Fenerbahçe -Trabzonspor1-3

Facebook'ta paylaş.

Alt 12-05-2010, 22:43 #10
Aѕα
`

Trabzonspor Gol Kralları

Trabzonspor futbol takımı tarihinde 3 gol kralı çıkardı. Bunlardan ilki hem ikinci lig, hem de birinci ligde bu başarıya imza atmış Necmi Perekli'dir.Diğerleri ise Gürcü golcü Şota Arveladze ve son olarak da 2004-05 sezonunda 31 gol atarak birinci lig gol kralı olan Fatih Tekke'dir.
1968-69 tarihinde 2. lig Kırmızı Grup’ta mücadele eden Trabzonspor, İzmirspor’un şampiyon olduğu ligi 6. sırada tamamladı. Ancak Nemci Perekli 22 gol atarak krallık tacını giydi. Perekli bir sezon sonra da 20 gol atarak ikinci kez gol kralı oldu.
Perekli; Giresunspor, Beşiktaş ve Altay maceralarından sonra döndüğü Trabzonspor’un ikinci kez şampiyon olduğu 1976-77 sezonunda 22 maçta attığı 18 golle bordo-mavili ekibin Birinci Lig'deki ilk gol kralı olarak takım tarihinine geçti.
Bu tarihten uzun yıllar sonra, yani 1995-96 sezonunda Trabzonspor şampiyonluğu kıl payı kaçırdı ama, Gürcü oyuncu Şota Arveladze ile teselli buldu. Çünkü Şota oynadığı 34 maçta rakip filelere 25 gol gönderme başarısı gösterdi.
Trabzonspor tarihinde sadece üç gol kralı çıkarabildi fakat, Hami Mandıralı, Trabzonspor forması altında attığı toplam 218 golle bordo-mavili ekibin en çok gol atan oyuncusu unvanını kazandı.
Hami Mandıralı, 2001-02 yılları arasında (2001/02 döneminde Almanya’nın Schalke 04 takımında oynadı) attığı 218 golün bir çoğunu frikikten kaydederek haklı olarak “bombacı” unvanını da kazandı. Hami Mandıralı, Trabzonspor’un Avrupa Kupalarında en fazla gol atan oyuncusu oldu. 2002 yılında Trabzonspor’dan ayrıldı. Bombacı Hami Mandıralı halen Türkiye liginde Hakan Şükür ve Tanju Çolak'tan sonra en çok gol atan 3. futbolcudur.
Takımın son gol kralı ise Fatih Tekke'dir .[3] 2004-05 Sezonunda 31 gole imza atan Fatih Tekke, Bordo-Mavili forma altında krallık ünvanını taşıyan 3. futbolcu olarak tarihe geçti.

Facebook'ta paylaş.

Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler



Trabzonspor tarihi Konusuna Benzer Konular
Trabzonspor Kupa'yı GAP'tı kaçtı! Fenerbahce 1-3 Trabzonspor
48 YILLIK KUPA TARİHİNDE İLK Ziraat Türkiye Kupası finalinde karşı karşıya gelecek Fenerbahçe ve Trabzonspor, 48 yıllık kupa tarihinde ilk kez...
KURTULUŞ SAVAŞI TARİHİ ( GENİŞ TARİHİ )
KURTULUŞ SAVAŞI ( 1919-1922) Türk Kurtuluş Savaşı; ülke bütünlüğünü korumak, ulusal egemenliğe dayalı, tam bağımsız yeni bir Türk devleti kurmak için...
Bilimlerin Tarihi Gelişimi..ASTRONOMİ TARİHİ
ASTRONOMİ TARİHİ Orta Çağ Çeviriler yoluyla Yunanlılardan alınan bilimlerden birisi de astronomidir. İslâm Dünyası'nda astronomi Aristoteles'in...
G.saray-Trabzonspor Maçının Tarihi
Turkcell Süper Lig'de 7. ve 8. hafta maçlarının programı belli oldu. Sonucu şimdiden merakla beklenen G.Saray-Trabzon maçı tarihi de belli oldu. ...
siz tarihi yazın; o TARİHİ GELİNCE MAİL İ İLETİR!! [resimli]
ewt arkadaslar ilk once BU SİTEYE giriyoruz... sonra resimde gördüğümüz yere tıklıyoruz... daha sonra işaretli yerleri dolduruyoruz...



Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 02:43 .