Sponsorlu Bağlantılar:
  Hayal Evi Öyküleri no: #2
Kayıt ol Yardım Ajanda Skorlu Flash Oyunlar Konuları Okundu Kabul Et
Cevapla
Seçenekler
Alt 12-09-2012, 02:47 #1
noir
Deneyimli

Reklamlar

Hayal Evi Öyküleri no: #2

Reklamlar
Gözlerini kıstı. Hüzünlü gözlerle, denize bakıyordu sadece. İri dalgaların kıyıya yanaştıkça uysallaşıp beyaz köpükler saçarak sahili okşayışını izliyordu. Deniz uğultulu bir ağıt yakıyordu uzaktan, rüzgar keskin bir ıslık çalıyordu. Başını hafifçe kaldırdı, rüzgar saçlarını dağıttı. Yüzünü kapatmaya çalışan parlak kızıl saçlarını geriye savurdu başını oynatarak. Bir kere olsun yaşlarını saklamadan ağlamak istiyordu sadece. Cesurca akıtacaktı onları ve her bir damla içindeki pişmanlığı bir bir yüzüne vuracaktı. Rüzgar yön değiştirip yüzüne yüzüne vuruyordu esintilerini, her bir esintiyle daha da döküyordu incilerini. "Bu yaşımı da senin yerine rüzgar sildi..."

Krem rengi kaşe ceketinin cebindeki ellerini çıkardı. Sıcacıktı elleri ve bu bile içini acıttı. Hemen o sözleri hatırladı: "Bırak üşüsün ellerin, soğuğu hissetsin. Elini tuttuğumda sıcağımın kıymetini bilirsin." Küçük bir gülümseme geçti yüzünden, o an kızmıştı belki bu söz için ama şimdi daha iyi anlıyordu. Bazen insanlara sıcağın kıymetini öğretmek için, önce onları üşütmek gerekiyordu. Ellerini ovuşturdu, hüngür hüngür ağlamamak için titreyen dudaklarını hafifçe ısırdı.

İnce kumlara karıştırarak adımlarını, yürümeye başladı. Bu sahil çok izler taşıyordu onlara dair. Uzun zaman önce geride bıraktığı ayak izleri çift kişilikti. Kum taneleri gibi sözler dizilmişti burada. Kalbini heyecanla saran aşk sözcükleri, sevgi fısıltıları, gelecek vaatleri, birlikte kurulan hayaller... Gülücükler vardı, huzur sinmişti havaya, umutlar gizlenmişti kelime aralarına. Dalgalar kıyıya daha bir coşkulu vururdu, rüzgar ise daha ılık. Böyle sert ve acımasız değildi. Deniz de bu kadar hissiz ve ruhsuz saçmazdı köpüklerini.

O gün, bu sahilde bir söz vermişlerdi. Ne olursa olsun, Eylülün en rüzgarlı günü sahilde olmak için. Birbirlerini tekrar görmek için. Hasreti öldürmek için. Belki sadece tanıdık bir yüz, bilindik bir bakış için. Bazen bir tebessüm, bazen bir yudum huzur için. Bakışlarını etrafta gezdirdi. Kimse yoktu görünürde. Belki en rüzgarlı gün değildi, belki de hiç gelmeyecekti. Geçen sene gelmediği gibi. Ondan önceki sene de tabi... Ve ondan öncesi...

Gözleri daha da doldu ama eğmiyordu başını. İnadına dik tutuyordu. Kaybolmaya yüz tutmuş kızıl güneş son ışıklarını da saçarak kayboluyordu işte ve o yoktu. Endişeyle aradı gözleri yine. Ne olurdu sanki gelseydi? Bir kere olsun görseydi? O deniz mavisi gözlerini... Boğazı düğümlendi, yutkunmak bile zordu artık. Boğazı acıyordu yutkunurken ve gözleri yaşarıyordu daha fazla. Burnu da kızarmıştı çoktan. Şimdi olsa, nasıl da dalga geçerdi kırmızı burnuyla... Kızdırmasını bile özlemişti işte.

Güneş iyice kaybolurken denizin ardında, hava artık koyu maviye dönerken, toparlandı; son bir kez yaşlarını akıttı. Dudaklarını ısırmıyordu artık, kendini tutmuyordu da. Zaten istese de engel olamazdı kendine bu raddeden sonra. Bir süre ağladıktan sonra elleriyle gözlerini sertçe sildi, toparlandı. Gelmeyeceği belliydi artık. Ellerini son bir kez ovuşturup ceketinin cebine soktu tekrar.

Bir çift ayak izinin yanında, biraz daha büyük bir ayak izi belirmeye başladı. Bir kravat uçuştu rüzgarda ve bir el düzeltti usulca. Adımlar giderek yaklaştı kadına, bir çift kol uzanıp sarıldı kadına yavaşça. Rüzgarla uçuşan kızıl saçlar yüzüne gelse de, uzanıp bir öpücük kondurdu kadının pembe yanaklarına.

Hiç istifini bozmadı. Ellerini cebinden bile çıkarmadı. Gözlerinden yaş bile akmadı. Yanağındaki öpücüğü hissetti, içi daha da yandı sadece. Cız etti kalbi, kederle vurdu yüreği. Ve minik bir el çekiştirdi eteğini. "Biz geldik, anne."

Başını indirip kızıl saçlı kızına baktı, yüzünde bir gülümseme belirdi. Elini çıkarıp altı yaşındaki kızının yanaklarını okşadı. Başını biraz çevirince, kahverengi gözlerle karşılaştı. Her gün gördüğü o yorgun gözler. Sevgi dolu olmasına rağmen içlerine bakamadığı gözler. "O"na ait olmayan gözler...

"Hadi hayatım, bu kadar yalnız kaldığın yeter. Akşam oluyor. Sahili sevdiğini biliyorum ama Eylül'ün de karnı acıktı hem. Gidelim de yemek yiyelim."

Yavaşça başını salladı. Tekrar gözleri birilerini aradı sahilde, ama umutsuzcaydı bakışları. Siyah spor arabaya doğru yürürken kızının elini tuttu ve anlattıklarını dinlemeye başladı...



Siyah spor arabanın birkaç araba gerisindeki lacivert otomobilin motoru çalıştı. Mavi gözlü bir adam kızıyla el ele, kocasının yanında yürüyen krem rengi ceketli kadına bakıyordu. Biraz uzaktaydı ama fark etmezdi. O simayı, o tavırları, o yürüyüşü uzun zaman önce ezberlemişti. Hem bütün bir akşam boyunca da izlemişti. Adam derin bir nefes aldı ve arabayı biraz geriye aldıktan sonra dikiz aynasını düzeltti ve arka koltukta oyuncak arabasıyla oynayan oğlunu izledi bir süre. İçindekileri belirli etmeye niyetli değildi. Vitesi değiştirdi ve park yerinden çıkıp ana yola karıştı. Bir an bile yavaşlamadan siyah spor arabanın yanından hızla geçip gitti...

-Son-

Görüntüleme:398, Cevaplar:2
Facebook'ta paylaş.

Alt 12-09-2012, 15:57 #2
noir
Deneyimli

Yorumunuz için teşekkür ederim. Hikayenin öncesi ya da sonrası yok. "Hayal Evi Öyküleri" başlığında yazdığım kısa öyküler, gece sıkılıp bir anda aklıma gelen sahnelerin yazıya dökülmüş biçimi. Uğraşsam olur mu öncesi ya da sonrası? Olur tabi, neden olmasın ama bu aralar kısa öyküleri, ilginç sahneleri yazmayı daha çok tercih ediyorum.

Tekrar teşekkürler. : )

Facebook'ta paylaş.

Alt 12-09-2012, 17:19 #3
ßekLeyişler Arefesi ~
Aktif Üye

Emeğine, yüreğine sağlık

Facebook'ta paylaş.

Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler



Hayal Evi Öyküleri no: #2 Konusuna Benzer Konular
Hayal Evi Öyküleri no: #1
Her gün işten eve geldiğinde yaptığı gibi yine odasına kapanıp bilgisayar başında vakit öldürüyordu. Yorgundu, uyku uyumamıştı doğru düzgün, gözleri...
İnsanın hayal kırıkları olurdu, ya hayal kırığı kendisi olursa nereden başlardı tamir
Tanrı'nın onu sevmediğini ilk büyükannesinin kaşığı sol eline vurmasıyla hissetti. Vuruş darbeleri devam etti, sağ eli kaşığa alışıncaya kadar. Bu...
Kırdığınız Hayal Kurduğunuz Hayal Olmasın Sakın?
Bugün sana üşüyorum, içimde sessiz çığlıklar ardı ardına kopuyor, arzularım yoklukla öpüşüyor. Bütün geceleri sabahlara bağlıyorum, senin bana...
KıRdığınz hayaL kuRduğunz hayaL oLmasın sakın..!
Birazdan akşam olacak. Henüz batmadan bulutların ardına gizlenmiş bir kış güneşi eşliğinde geceye hazırlanıyor yaşamlar. Ağaçlar yapraklarını...
Yaşanmış Aşk Öyküleri
Dünyada iki gül olsun, biri kırmızı biri beyaz, sen beni unutursan kırmızı gül solsun, ben seni unutursam beyaz gül kefenim olsun”. “Bir...



Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 17:17 .