Geri git   Tatlı Aşkım > »»-(¯`v´¯)-» Tatlı Aşkım Forumları »»-(¯`v´¯)-» > Şiirler
Kayıt ol Yardım Resim Yükle Üye Listesi Ajanda Skorlu Flash Oyunlar Forumları Okundu Kabul Et
Şiirler Şiirleri sevmeyen var mı? şiir aşkın tarifi ve tarifleri aşk şiirleri

Ah Muhsin Ünlü

Şiirler Kategorisindeki Ah Muhsin Ünlü konusu; Azılı Aşklar Şatosu bir tek sana tembih ettim saadeti hiç bir şey hatıra değil aslında kaynayan sular gibi bakardın ya bana donan sular gibi gülerdin ya bütün büyük sular korkutuyor ...

Like Tree47Beğeniler
Cevapla
 
plus
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 21-09-2011, 15:42   #21
ÇiĞ Tanesİ
Foruma Isınan Üye
 
ÇiĞ Tanesİ
Standart


Azılı Aşklar Şatosu

bir tek sana tembih ettim saadeti
hiç bir şey hatıra değil aslında
kaynayan sular gibi bakardın ya bana
donan sular gibi gülerdin ya
bütün büyük sular korkutuyor şimdi beni

bir tek sana tembih ettim saadeti
hiç bir şey ihanet değil aslında
kararan havalar gibi dokunurdun ya bana
bozan havalar gibi şevişirdin ya
bütün güzel havalar ağlatıyor şimdi beni

Küçük İskender

...
..
feelove, Melodram ve Favela Bunu beğendi.
  Alıntı ile Cevapla

Alt 21-09-2011, 15:58   #22
ÇiĞ Tanesİ
Foruma Isınan Üye
 
ÇiĞ Tanesİ
Standart


Bir Organ Nakli Gibi Sevmiştim Seni

Bir organ nakli gibi sevmiştim seni;
Çürük gözlerine bağışlanan ellerim
Yırtık dudaklarına bağışlanan şiirlerim..
Darmadağın kadınlarındarmadağın ettiği erkekler gibi
Sevmiştim seni...
Çok eskitilmiş bir aşkın hatırlanması
Sevgilinin resmi karşısında çocuksu bir iç kanaması
Aslında işin açıkçası;
Rüzgarın fırtınaya dönüşmesi gibi
Hayatına yönelik bombalı bir saldırı gibi
Geriye çekilirken herkesi öldürmek gibi

Sevmiştim seni...
Ruhum kan kaybederken nasıl tutarım seni şimdi deniz gibi
Neticesi olmayan herhangi bir sebep gibi
Ortalık yerde durup dururken
Sevmiştim seni...
Atlara kalırsa çoktan kaybettik savaşı
Mızraklar kırıldıkalkanlar delindiganimetler paylaşıldı.
Kasaba meydanında birbirini dövmekten
Yorulan iki kovboy gibi
Bir tabancanın namlusuyla tetiğiyle
Kendisinden farklı
Kendisinden ayrı
Bir silahın şarjöründe tanışan iki soğuk mermi gibi
Aynı bedene sıkılan iki el kurşun gibi
Katille kurban arasında o birkaç saniyelik telaşla
Sevmiştim Seni...

Küçük İskender

Melodram ve Favela Bunu beğendi.
  Alıntı ile Cevapla

Alt 21-09-2011, 16:10   #23
ÇiĞ Tanesİ
Foruma Isınan Üye
 
ÇiĞ Tanesİ
Standart


Bir Nedeni Yok Yalnızca Öptüm

Dudaklarım gerisin geriye çekildi; ağdalı bir sıvının ağır ağır örttüğü korkunun biçim kazanıp ayağa kalktığı ve ‘hey bana bir şeyler söylemenin vakti geldi’ dediği zamanlarda bekledim seni; gözlerimi kapadım. Bekledim. Beklerken özlemenin hangi geçitleri geçilmez kıldığını hangi duyguların insanı hayata kazandırdığını basite indirgenmiş hüzünlerin geceleri dinlenmeye müsait şarkı sözlerilarla şahlandığını anlatamadım. Evet bilmiyordum. Bilmiyordum kelimelerden arınmış bir cümle kurar gibi sevişmeyi. Sevişirken sözlük kullanıyordum hala. Ama seni seviyordum. Ve sevdiğimi sevgimi anlatma telaşıyla hata üstüne hata yapıyordum sana. Sana yaklaşamıyordum. Yasaklanmıştın adeta. Çiğnemeye çalıştığım yasak olsan da uzak dursan da o korkunç şeklini korusan da farketmiyordu hiçbir şey. Küçük bir ateş. Küçücük bir ateştin sen. Sönmekten ürken bir ateş. Bir su damlasıyla bütün görkemini kaybedebilecek bir ateş. Aşkın mecali kalmamıştı. Sessizce sokuldum yanına. Acıyla irkildin. Gülümsedim. Gülümsememe anlam veremedin elbette. Kimdi bu? Ne istiyordu? Tanımadığın biri. Hatıralarını darmadağın etmeyi planlamış bir yabancı. Fuzuli bir beden karşındaki. Usulca uzandım

Bir nedeni yok. Yalnızca öptüm.

Kimi geceler penceremden uzayı seyrederim. Uzayın adını ben koymadım. Uzayın adını yıldızlar gezegenler kendi aralarında kararlaştırmışlar. Rahatlatır beni o. Bütün yağmurlar uzayın derinliklerinden gelip yağar diye düşünürüm. Yağmurlar başka galaksilerden gelip yağar. Romantizme uyum sağlamak için de değil. Öyle. İşin gerçeği budur. Yağmurlar bu dünyaya ait sanma. Bembeyaz bir yalnızlığın olmalı senin de. Lekesiz bir yalnızlık. Lekelenmeye müsait bir yalnızlık. Tedirginliğini buna bağlıyorum seni seyrederken. Pişmansın. Pişmansın kapıp koyveremediğin için sanki. Elinde olsa avaz avaz bağıracaksın sokaklarda. ‘Neyim ben? ! ’ diye haykıracaksın. Olmuyor tabii. Olmuyor. Sıyrılır gibi lüzumsuz bir yerden sıyrılıp kendi affına sığınıyorsun. Beni anlayacağın günler gelecek. Beni de göreceksin. Benimle tamamlanacak bir şeye benziyorsun çünkü. Korkma lütfen

Bir nedeni yok. Yalnızca öptüm.

Çocukluğumdan söz etmek isterim sana eğer sıkılmazsan. Bir gün otururuz evde ben sana hayatımı anlatırım dakika dakika. Kaç yaşımdaysam o kadar yıl sürer konuşmam. Çay pişiririz. Çaydanlığa su yerine votka koyarız sen dilersen. Sonra da sen anlatırsın: Sevdiğin filmleri sevdiğin parçaları sevdiğin canlıları sevdiğin... hep sevdiğin şeylerden konu açarsın. Ben sıkılmam. Ben seninle sıkılmamayı seni ararken öğrendim. Seni hayal ederken keşfettim sıkılmamanın azametini. Bir insan bir insanı sıkamaz. Bir insan canı isterse sıkılır. Hacimler açarım sana içimde dolman için oraya akman için. Hacimler açarsın bana; çağlayarak gelirim. Endişelenmen gereksiz

Bir nedeni yok. Yalnızca öptüm.

Olması gerektiği kadar fedakar biriyim aslında; daha fazlasını umma açıkçası. Endişelerim ideallerim halletmeye çalıştığım meselelerim var. Başkalaşmaya çalışıyorum. Gözardı edilmiş tutumlar edinmek hoş. Değişmek hiç de zor değil. Yalnızca özgür olabilsem sorun kalmayacakmış gibi sanki. Anlaşılmak istiyorum: sevdiğim bir şarkı sözleriyı herhangi biriyle paylaşırken aynı duyguları hissetmek arzusu bu. Evet tıpkı bu. Sese ahenge kapılırken kendini müziğin ritmine verirken yanında bir diğerinin olabilmesi; görkemli bir anda birlikte sadeleşebilmek. Birlikte dansedebilmek gibi. Sen hastayken başucunda birinin sabaha kadar oturması gibi. Arada bir alnındaki teri silmesi üstünün açılmamasına dikkat etmesi gibi. Bir başkası için hayatta kalma çabası gibi sanki. Ölmek için değil yaşamak için uğraşmak gibi. Ummadan hayal etmeden sıradan olduğu gibi.doğal. Ve ciddi. Ciddi ciddi hayatla mücadele edebilme gücü. Bu gücü yanyanayken yaratabilme yeteneği. Ben bu yeteneğin bir parçası olarak sokuluyorum sana. Masallarla geliyorum. Efsanelerle geliyorum. Herhangi bir insanın birikimiyle geliyorum aslında. Artniyetsizim. İnan

Bir nedeni yok. Yalnızca öptüm.

Bazı sorulara cevap bulamadım; kuşkusuz gerekli de değildi bu. Soruyu soru halinde bırakıp sahici yanını korumaya çalışmam cehalet mi sanıldı acaba? ! Bedenlerin bedenlerden istedikleri ruhların ruhlardan çıkarttıkları karşılıklı acıların birbirlerinin etkisini arttırdıkları vakitlerde düştün aklıma. Aklıma yayıldın. Ne kaybedebilir ne kazanabilirdim ki artık: Ortadaydım işte! Bir başkasının mal varlığına dönüşmeden yaşayabilmenin yalnızlığıydı bu. Hayır! Melankoli diye adlandırma bu durumu; ortak bir açı yakalayamama sorunu galiba. Her kadın gibi doğurmak hevesi her erkek gibi dağların doruklarında biraz gözden ırak hüzünlenme denemeleri aslında. Kusura bakma kafam biraz dağınık

Bir nedeni yok. Yalnızca öptüm.

İnsan inandığı şeyler uğruna muhteşem hatalar da yapabilir. Kızmamalısın. Darılmamalısın eğer bir kardeşlik varsa aranızda. Sevgi hoşgörü takıntıları da değil. Bir elmanın kırmızı olması bir gülün öyle kokması bir derdin halledilmesinin ardından gelen ferahlık kadar sıradan ve güzeldir hata yapmak da. Aşka çılgınlığın yakıştığı çağları neden unutalım? Neden tarihin çuvalına tıkalım tatlı serseriliği az biraz sergüzeşt olmayı? ! Ilımlılık mı kurtaracak insanlığı? Alttan alma mı örtecek bunca çirkefi zorluğu belayı? Demokrasi senin saçlarından güzel olamaz. Senin yüzünden daha güzel olamaz krediler faizler repolar tahviller. Dünyanın en uzun gecesi 21 aralık değil beni terkettiğin gecedir. Beni üzdüğün yorduğun yıprattığın gecedir. Bir kabahat mi gerçekten kendi dışında birine hayranlık beslemek? ! Gerçekten kırıyorsun beni

Bir nedeni yok. Yalnızca öptüm.

Birinin peşindeyim ben; tanımsız bıraktığım birinin. Sessizliğin doyurduğu biçimli ve endişeli birinin. Düşüncelerimi zapteden kelimelerimi korkutan birinin. Yanında huzurlu uyuduğum mutlu uyandığım birinin. Onunla olmakla onunla birlikte yaşamakla gizli bir gurur duyduğum asla kıskançlığa ya da sahiplenmeye dönüşmeyen bir tutkuyla bağlandığım birinin. Onu arıyorum göğe her baktığımda; bir melek gibi uzanıp yüzüme dokunacağını tasarlıyorum. Bütün aşkların payına düşen şiddetten arınmış başkalarına aynı/ birbirimize farklı koktuğumuz bir sevginin yolu bu. Cesaretimi ondan alıyorum pervasızca ve yine ona ben cesaret veriyorum mücadele ruhunda. Bir sır gibi saklıyoruz misafirliğimizi. Hüzün bitince geri döneceğiz çağımıza. İnsanlığa karışmaya hazır yapışık kalpler taşıyoruz aşkımızda. Bizim aşkımız hakikaten beden gücü gerektiriyor akıl kadar. Yapacak çok işimiz var. Dövüşecek çok düşmanımız var. Kucaklayacak çok arkadaşımız var. Bizim sebebimiz bu. Bizim fazlalığımız bu. Belki de iksirimiz. Kanayan yüzlerle çevrili bir gezegende fırtınaya karışan bellek tozlarımızla erdemlerimizle ideallerimizle ayaktayız. Yalan söylemiyorum

Bir nedeni yok. Yalnızca öptüm.

Evet sen de isterdin sanırım huzurlu yaşayabileceğin bir hayatın planlarını yapabilmeyi; kolaya indirgenmiş biraz fazlayı aşırılıkta aramayan ölçülü bir heyecanla kritersiz bir maceraya aday kahraman olmayı. “Rüzgara dur yağmura yağma mevsime değiş” demeyi; doğru hepimizde biraz tanrıyı kıskanmak var galiba. Bütün günahlar da buradan kaynaklanıyor adeta. Hırslarımızın çekincelerimizin odağı burası. Kazanmaktan çok kaybetmeyi göze alabiliyoruz. Çikolata bile kurtlanabilir. Dondurma erir. Çiçek solar. Galiba önemli olan onları yerinde yaşamak yerinde korumak! Birer hatıraya dönüşseler bile! Kaç ölüme kaç doğuma şahit olduğunu hatırlayabiliyor musun? Sevmek ifade edebilmek kadar ifadeyi unutmamaktır da.

Şimdi sessizce uzaklaşmalıyım. Çünkü beni anlamadığını anlamak için uğraşmadığını hatta bunu önemsemediğini biliyorum. Aynı otobandaydık ve birimiz birimizin yanından geçip gitti. Hafızasızlığı gurur saymanın adil yanı! . Hangimiz süratliydik; önemi kalmadı. Hangimiz daha özveriliydik; bunun da.. umarım mutlu olursun. Bunu bir çöküntü anında da söylemiyorum. Hiç kimse aldatmadı ötekini; yalnızca böyleydik işte! . Yüzüme öyle bakma nefretle

Bir nedeni yok. Yalnızca öptüm.

Benden uzaklaştıkça bana ait olandan yakanı sıyırdıkça rahatlayacağını herşeye yeniden başlayabileceğini sanıyorsun. Kimbilir doğrudur belki de! . Adımın yaşamadığı adımın özlemle anılmadığı yerlerde kime umut verebilirim ki zaten? Romantizmin tehlikesi büyük! Romantizmin tehlikesi büyük! Romantizmin esrarı büyüleyici! Romantizmin kanına girdiği insanlar bencil ve hırslı!
Ben seninle birlikte yaşlanabilecek kadar erken yola çıkmayı istemiştim; maceramız uzundu çünkü. Maceramızın tahakküm altına alınamayacak kadar mükemmel olması donanımımızla ilişkiliydi. Ynni sen ne kadar sevecensen ben ne kadar yıpratıcıysam.. o da o kadar mükemmeldi. Özveri denebilir buna. Evet buna özveri demek beni mutlu ediyor. İnsan özverinin çocuklara ad olarak verilebileceği bir dünyada tanımını kaybediyor. Bu kaybedişteki kaosun ritmiyle çekiliyorum sana. Sen bir mıknatıssın şeffaf ve ben çekilirken sana içimdeki alelade metal parçalarıyla kan şekerim düşüyor ağzım düşüyor ellerim.. en çok da ellerim düşüyor! . Sakın ha üstüne alınma

Bir nedeni yok. Yalnızca öptüm.

Ben seni kırmak için yaratılmadım. Uzun zamandır seni planlıyorum haksızca; cezalandırılacak kadar mı yabancı tanınmaz ve suç yüklüydüm? ! Belki; seni çok yıprattığımın bıraktığımın elbette farkına vardım ama herşey mi benim aleyhte varoluşumla açıklanabilir? ! Beni başta sana olmak üzere kimliklere karşı saldırganlaştıran koşulları tek başıma ben mi oluşturdum? Seni kaybettim. Bunu biliyorum. Seni kaybettiğimi sen çekip gitmeden önce de biliyordum. Ortadaydı. Bedel ve kefalet ortadaydı.. senin hakkında bir satır yazmamaya çalışmamın nedenini hiç düşündün mü? ! Sana ait olanları içten içe koruma uğraşı mıydı sanki bu: kuşkusuz. Hala da saygıyla ağlıyorum. Büyük bir tesadüfe yenildim büyük bir eksen kaymasıyla sihirbazın şapkasında sıkışıp kalan tavşan gibi

Bir nedeni yok. Yalnızca öptüm.

Elbette kızıyorsun bana; belki en çok da bu zayıflığıma kızıyorsun: Tedirginliğime seni kaybetme endişeme telaşıma şaşkınlığıma titreyişime ürpermem anlamlarını anlamamış kelimelerle yetinmeme müzakerelerde bulunmama buhranların yorduğu bir gençlik yaşamama bilincimi sana yönlendirmeme sürekli sürekli içmeme kelimlerin kifayetsiz olma durumuna vesaireye vesaireye.. İnadıma öfkeleniyorsun. Seni bırakmama seni özgürlüğüne salmama hiddetleniyorsun. Bu da aşk işte! Bu da entrika! Bu da soysuzlaşmanın aşkın getirdiği dalaveralarla kendine kilitlenmenin başka bir çeşidi! Peki anahtar nerede sevgilim? ! peki anahtarın üzerindeki yivler kimin eseri? ! Dur dur bağırma

Bir nedeni yok. Yalnızca öptüm.

Bunlar da geçecek şüphesiz. Seni unutmama kaç yüzyıl kaldı ki.. bir küsme bir burulma biçimiyle gidişinin ardından şehrin gri cephelerine fevkalade ağır bir el bombası gibi düşen bunaltının bıraktığı korkunç acının unutulmasına kaç yüzyıl kaldı ki.. Yaralandım. Bütün noktalarımdaki nöbetçiler de yaralandı. Çığrından çıkmış bir ayaklanma gibi ağlamakta yalnızlığım. Bir gerçek aramıyorum felakete. Bir bahne göremiyorum arkadaşlarımın beni teselli etmek için söyledikleri kelimelerin hanesinde. Ama yokluğunu doldurmuyor sevda siyasetinin hançerleri. Ama bilemiyorum yağmurun ardından artık hangimiz suçlanacak.. Eğer hissediyorsan

Bir nedeni yok. Yalnızca öptüm.

Ben sende ardı arkası kesilmeyen bir korku sevdim. Ben bir cüce çocuk sevdim sende sıska. Şiddetli ve hayret uyandıran manevralarla kendi kanına olan saplantılı aşkını sevdim. O rutubet kokan loş yüzündeki kanalizasyonları az kelimeyle kurduğun cümlelerdeki gizli soru işaretlerini barlardan çatlak bardak gibi atılmayı beklemeni serserice patlamalarını yuttuğun toplu iğneleri ve bir film hilesi hissi uyandıran utangaç hasret pozlarını sevdim. Dokunamadım sana. Parmakuçlarım neşterdi çünkü. Kırılan bir kemiğin sesiyle veda ederken

Bir nedeni yok. Yalnızca öptüm.

Küçük İskender

feelove ve Melodram Bunu beğendi.
  Alıntı ile Cevapla

Alt 22-09-2011, 08:38   #24
Melodram
Man, I really hope.
Standart


Ben Bu Şehri Bir Gün Sana Anlatacaktım

Kel kadınlar tanıdım insafsızca
Her sokak başında bir ekip otosu vardı
Kaç paraya öpüştük durduk asitli homojen
Ne çok insandılar öyle yıkılası acılı
öyle kırkayak kimlikli. Sahi
bana ait bir sürü sevgiliyle dolaşırlardı!

Dolaşırdı ayaklarım - babam kimdi belki
birikimler yalnızca yalnızca itilişler!
Annem: O yalnızlığım olacak!
Sarhoş çocuklar gibiydim dirilen bir ceset
gibiydim - yüzümde bir gri saten bıçak! Saat bozuk
gibiydim imdat polis gibi! Saçmalayacak gibiydim
beni bir bıraksanız ah bir bıraksanız
ödünç bir tutku özürlü bir rüzgar misali
dağılıp gidecek gibiydim!

Oğlum eşkalim İstanbul yine katildi. Kızım
son vitrinin son beyaz gelinliğinde!
Yaşları toplasan en fazla on üç on dört
en azından milattan önce yirmi! Bir zaman
efkarla makyajını tazeledi içimdeki ölü helvası
Ölü helvası ve kör çiçekler satan çok kalibre çingene!
Ve horgörülen aşklar bazen sahte.. abazan..
Biraz daha öpüşebilsek ah bir de
öpüşmeleri sevişmeleri logaritmayı bilsek
alkol komalarımıza hafif inceden
profesör bir zencefil kokusu inecekti!

Kel kedımlar tanıdım insafsızca
Her sokak başında bir ekip otosu vardı
Hatırlar mısın yazmıştım sana her otel odasında
filtresi bekaret kanıyla lekeli
yanan bir or*spu sigarası. Ah göğsüm
sen kurşuna dönmüş zalim gözlerle
delik deşik edilmiş bir erkek fanilası!

Delikanlılığım aşka aç
aşka muhtaç
aşka mecburdu!
Ve yüreğim!
Yaşlandıkça memeleri sarkar oldu!
Bana bir haller oldu / bana filmler bir tuhaf olur!
Sarkaçlar bana pek bir dar oldu / kuyular pek bir sığ olur
Bakın! Kızkardeşim gitti gecenin dul eşi oldu
Abim miyop dudaklarıyla kendi yılanında küçülür küçülür mahfolur!
Ah! Çıtır hüznüm asil acılarım dikkat edin!

İstanbul bu! Genç bedenlere aç
dinç cesetlere muhtaç
hürriyete mecburdur!

Çi? Tanes? Bunu beğendi.
  Alıntı ile Cevapla

Alt 22-09-2011, 08:40   #25
Melodram
Man, I really hope.
Standart


Bıraktın Beni

şeytanın beline sardığı kuşakla bağlayıp gözlerimi
bu korkunç tuzlu yutkunmanın orta yerine bıraktılar beni
bıraktın beni
o tahta balerinin yırtık bacaklarında benim tebliğimden
bir yansıma bir sıçrayış
gece üçte uyanıp başladım alkışlamayabıraktın beni;

yazı sorguya aldılar
işkencede kısa kalbim
dolaşıyorum yeni yanmış lisenin koridorlarında
da sözlüye kaldırılıyor ilk sevgilim intihar
ben hiç ders çalışmadım senden başka bıraktın beni;



kibar bir ******yum ben bunu da yazdım kumsala
tırnaklarına gözyaşı ojeleri süren

artmayacağım eksilmekti sevişmelerimiz
bunun için her gün bir çocuk öldürüyorum
parmaklarım bir ferman gibi açılıyor gırtlağında
bir güle saati sormak değil mi çekip gitmenin öncesi
eğilip bir kediyi okşamak olmasın
geri gelmek istemenin en büyük delili;
bıraktın beni.
yanıtım: anlayacaktık zaten sıkıldığımızı ve bunun
böyle bungun kırışık sürmeyeceğini
kahverengiye çevirdi yaşadığım sevdalar beni
türkçeler yetmedi karardıkça parlayan şarkı sözlerima
girdiğim bahçede yitti sidikli ömrüm
sanki
bir tren raydan çıktı vücudumda
bıraktın beni.

yıkandım ateşin suyunda
gümüşlendim kurşunlandım
neşter perisiyim şimdilerdeyse
yüksek sesle güldüm buna
bunu da- bunu da yazdım kumsala
kendi çevremi
üçyüz altmış beş günde döndüm sana döndüm dön bana

kurtarılmaz ayrılıklar mı yaşıyoruz çarparak söğütlere
uğrunda ölünecekleri mi gömüyoruz güneşin battığı yere!
aşk çekim eki almıyorbaşka uyaklarla kalıyor ayakta bıraktın beni
aşk artık korkak bir zamir gibi
sabah akşam sağına soluna jilet atmakta
bu bir lisan-ı hafidir ki ruha dolmakta
yalnızlık okuma-yazma bilmiyor
siz sürdürün kentinizi
komik sarhoşluklarınızı- sahte öpüşmelerinizi
girin kalabalığa pazaryerlerine otobüslere bıraktın beni;

kaybolun yüzünüzde
siz sürdürün kentinizi
yangınınızı ben alıyorum depremlerinizi
sel baskınlarınızı salgınlarınızı
afetleri götürüyorum muazzam aşklarınızdan

şeytanın beline sardığı kuşakla bağlayıp gözlerimi
bu korkunç tuzlu yutkunmanın orta yerine bıraktınız beni!
içime beton bir martı döktünüz
içime batırdınız ceylan kemiğini!

sevgi kubilay'ıydım ben
keserek bileklerimi nankör bir testereyle
kopuk ellerimi dolaştırdınız bir sopa ucunda tüm yeryüzünde
şiir yazdırmadınız bana şiirime döndüm sana döndüm
dön bana

siz sürdürün kentinizi
ben sizin payınıza nasıl olsa
yaşıyorum trajedilerinizi
muazzam aşklarınızdaki!

Çi? Tanes? ve Favela Bunu beğendi.
  Alıntı ile Cevapla

Alt 22-09-2011, 10:29   #26
Melodram
Man, I really hope.
Standart


Bugünsüzlük

çizgi film dudaklarımızda bir süre rumi sürgün
bir sürü coşkusuz bir sürü bugünsüz bir sürü tanıdık

hüzün vardı

herkes herkesin dul annesi
herkes herkesin şefkatli adres defteri makyaj çantası
herkes herkesin üvey sevgilisiydi ortalıkta
herkes herkesin ironisi istanbul hatırası!
telaştan olacak ağızsız bir kadınla öpüşürken korkmak
gibi bir geceydi gündüzdü öğleydi vakitsizlikti ya da
o kadardı.

hüzün var mıydı?
sonra bir acı
bir tutku veya
bir mavi gençlikli iliklere değin evliya /yağmur!
katlanarak büyüyordu tümörlü çocukluklarımız.
ardından
bir hırs
kıpkırmızı oluveriyordu içimizde
hissederdidiz belki hissizlik derdiniz
içimiz dışımız öncelikle altyazısız!

sığacak mıyız bu sahte tiyatro salonlarına
bu kremasız sinemalara-galerilere hepimiz
hepimiz binebilecek miyiz bir anda
bizi bekleyen örme asansörlere!
kaçımızı alacak bu kabartma otobüsler trenler eskaza
ve yine kaçımız sıkış sıkış yatabiliriz ki
bizler için açmış bahar çiçeği mezarlarda!
kırk buçuk santigrad derece gözlerimizde
küçücük su damlacıkları koşuşuyor sağa sola
evet! hüzün vardı. anımsadım.
sürç-ü insan ettikse affola!

Favela Bunu beğendi.
  Alıntı ile Cevapla

Alt 22-09-2011, 10:30   #27
Melodram
Man, I really hope.
Standart


Entrika

Ah nasılda geçiyor zaman
Yeni ölmüş birinin üstünü örtercesine narin
Heryerde akşamüstleri bir gül gibi kopartılabilir
Polisle tartışan kadının arasına bayılan deniz
Neden her denizin bir de annesi olmasın
Bir elin bir elden hamile kalması denli zengin
Ve Taksim'den Beşiktaş dolmuşuna binen sardunya
Her adam adını bir yerlerde düşürebilir
Bu şiir yazıldığı gibi okunmalı
Bu hayat bilindiği gibi yaşanacaksa
Yani hüzün dediğim yalnızca bir küfürdür
Ve küfür bir karanfilin ağzına ne kadar yakışırsa
Kalın kırmızı bir çizgi çekin aşkın altına
Bakışların altına ihanetlerin intiharların da
Sonra karşılarına geçip şaşırın biraz
Yani uçuruma yuvarlanan kamyona koşan köylü çocuklar
Direksiyonun başında bir palyaço bulunca nasıl nar gibi şaşırsa
Ah nasılda geçiyor zaman
Nefes nefese doğan sevdaya rağmen
Keşke bir şeyler keşfetseydik diyor insan
Ve mezarlık yoluna sapıyor hemen
Ben bütün bir gece uyumadan ölebilirim
Herhangi biri bütün bir gece ağlayabilir
Unutturabilir saydam bir renk eski bir sevgiliyi
Ve bir camın patlayarak kırılması
Eski bir sevgiliyi birdenbire
Hatta acımasızca hatırlatabilir
Yani sevgili dediğim yalnızca bir fıkradır
Hem insan bir fıkraya daha ne kadar gülebilir

Favela Bunu beğendi.
  Alıntı ile Cevapla

Alt 22-09-2011, 11:42   #28
ÇiĞ Tanesİ
Foruma Isınan Üye
 
ÇiĞ Tanesİ
Standart


Çin Lokantası

'beni sevmene asla izin vermeyeceğim'
diye yazmıştın kapımdaki not defterime
kendi kapımı çalmak zorunda kalmıştım
içerde olmadığımı bile bile

gövdeni hatırlıyorum ansızın bu kış ormanında işte
uzun büyük parlak
siyah ve vahşi!
parçalayacak kadar siyah
ve onarabilecek kadar vahşi!
sanki
aşka hayattan daha fazla özen gösteren çocuksu
ama hep parçalanmış hırpalandıkça palazlanmış bir ziyaretçi!

gövde'nin tarihi'nde yan yana dururdu yalnızlıklarımız
plastik ve acımasız zehirli ve karmaşık
kısaca birbirlerine sevgiyi öğretmeye çalışırken
birbirlerine kan içirdiklerini anlayan iki serseri aşık!

ellerin saklamaya çabaladığı o şehir gecesi
başın omzumda gözlerin kapalı saçların açık
giderken citroen: dudaklarını döven neon gazı
dudaklarındaki kazı tozu 'ölelim mi? ' demiştin
bak şimdi tam sırası!

dağlarda bir çin lokantasıydık senle ben
müşterisiz
mütemadiyen ağlamaklı
için için eğlenceli
temiz...
çevresinde çizgifilm hayvanlarının oynaştığı
bir çin lokantasıydık dağlarda senle ben
bir tahta masa iki iskemleyle sınırlıydı ülkemiz!

mesela
yeni pişmiş pirinç pilavı dilinin üstünde yürürdü kokarca
ve sağ kulağındaki yabanıl bitki örtüsü
biz birbirimizin çatalı bıçağı
biz birbirimizin incecik hırsızı gönül süsü
ayrılık bir yutulmaz lokma gibi kaldı boğazımızda!

sevgilim sevdanın sevdaya ettiğini etmez et kemiğe
sarayın çıkışlarını tutarken uyuşturucu ve kaftan
merdivenlere yığılıp ölen son şehzade
son fırsat kaçınılmaz son düet son soytarının son yemini
son sonsuzluğa dokunan küstah kızıl kanaviçe!

dağlar dersini verir acının kuşkusuz
aslolan savruk ruhlara yakışan sahici ölümler bulmakta
yoksa kimin kimin tabutunu çakacağı mühim değil!
gecenin koynuna ihanet bir ****** gibi sokulmakta!

Işıktan ışığa geçen o tenha yolda
o karanlık nefes alışta ve o darmadağın boğulmada
seni sevmeme asla izin vermediğin o kör noktada
o hırçın o fazla erkek fazla kadın noktada
tanımadığım
tanımaya kalkışmadığım
izahı zor kavranması imkansız bir hastalık gibi
ilerledim gövdenin gövdemi bulandırdığı
şaha kaldırdığı boşluklarda!
iz sürmedim
ad sormadım
dönüp bakmadım ardıma!

hatırla sevgilim mutlaka sen de hatırla
o kadar çok kovaladık ki hayat içersinde
kendi kendimizi
mecali kalmadı hayatların başka hayatları yakalamaya!

'beni sevmene asla izin vermeyeceğim'
diye yazmıştın kapımdaki not defterine
ben de eklemiştim altına:

'aşkı dövmek lazım
kalbe terbiyesizlik ettiğinde! ..'

Küçük İskender

Favela Bunu beğendi.
  Alıntı ile Cevapla

Alt 11-02-2012, 00:36   #29
Favela
Forum Heveslisi
 
Favela
Standart


ben sana düzenli olarak telefon ediyorum.
adlı bir cengaver olarak telefon ediyorum.
hakiki cinayetler işleniyor görüyorum.
isa görüyor şeyhim görüyor ben görüyorum.
ben sana düzenli olarak telefon ediyorum.

yüzyıl şilisinden bir jazz javulcusu inliyor damarlarımda
hiç durmadan kentli mağlup kıyasıya mağrur ve mor
bir çocuğum şimdi pişman olmak için
birbiriyle bağlantılı yüzbinlerce yılım var.

seni sevmem
bu savaşı
kesintiye uğratmaz
ama ordan bakma!
bu werther'in
leş kanını
gül kılar.

birleşmemiz radikal olacak ben kan vereceğim
otobüsler olacak trenler bütün öldürülmüş cumhuriyet şehirleri
saçlarım uzun olacak bıyıklar gözlükler gideceğim
çığlıklarla düzülmüştür aşk şiirleri.
gideceğim en eski öykümde devlet denen şirk yazacağım
göz bebeklerimde kent gördükçe kırılan gıçlar
ve bir dizeyi haklar gibi terli ellerim
bu çağın açısını dik tutacaklar.

bana bir öpücük verin yoksa galip döneceğim
ufka bir bakın ordum akıp gidecek
elimde çözülecek makina ve cinayet
marşlar yazıp halkımla söyleyeceğim yoksa.

inanmışım kaybetmek esrarıdır olmanın
çıldırmış bir vaşak gibi kaybediyorum.
ipimden kurtulmuşum kaybediyorum.
birleşmiyor ellerimiz haykırıyor trapez
tanklar tank olup geçiyor üstümüzden
helvetius haklı devlet şaşkın piyanist kara
memleket sana rağmen ket vururken yarama
şu çıplak çocuk şu büyük türk şairi ben
-ve emir "kun" diyor; doğuruluyorum-
"bu ülke"den daha bıçkın tamlama bilmiyorum.
bana bir öpücük verin yoksa şair öleceğim
ik dildar tohum ekecek sözüme yoksa
ve bir dizenin tan yerini ağartamsıysa
ellerini tutarım ki kudurtucudur. ellerin
bunun için gözlerinin meryem hali sevgilim
gözlerinin meryem hali gerçek yurdumdur
ki zuhrettiğinde ilk formuyla isa yeniden
ağlıyorum ağlıyorum ağlıyorumdur.

ben bu çağdan bir kere de şerefimle geçeceğim
lazım gelen gülleri göğsüme gömerek
birleşmemiz radikal olacak ben kan vereceğim
bunu daha çok küçükken bir film de görmüştüm!

ah laikse aşkımız biter elbet bir kış baharyaz günü
gözlerin uçurumlar kaydeder avuçlarıma
bir çınar gövdesini bir hamle daha yarar
üç içbükey komodin silah çeker vurulur
sen gidersin denklem düşer ben aşk olduğumu ağlarım
bir kelebek konduğu yerde bir mayın olduğunu anlar.
beynime düşer infilak eder

ben dünyaya karşı durmak ile meşhurum
olma. yokluğun bulunmaman bedenime larcivert lavlar akıtır.
nasıl çekip gitmiş bir şaman
çekip gitmiş bir şaman değilse en çok
benim gibi sonsuz bir at
hiç koşmuyorken de attır.

biliyorum lir sızmıyor şakaklarımdan
ve yüzümde şeyh çıldırtan yarıklar da yok
annem beni hep çok sevdi kız gördüm mü ağlıyorum
modern bir alışkanlıktır ölmek seni doğasıya seviyorum
yeniden dünyaya gelsem yeniden seni severim

ben sana düzenli olarak telefon ediyorum.
adlı bir cengaver olarak telefon ediyorum
hakiki cinayetler işleniyor görüyorum
isa görüyor şeyhim görüyor ben görüyorum
ben sana düzenli olarak telefon ediyorum
mıknatıssız bir pusula olarak.

  Alıntı ile Cevapla

Alt 13-02-2012, 18:58   #30
ethereal
Forumun Tiryakisi
Standart


“ayakkabılarını kapımın önünde görmeyi istiyorum!
çünkü bu
seni seviyorumun içine nal salmak demektir
ve hareketinin bana durduğunu akla uydurur.
oysa seni sevmem toplumu meşru kılar
ve gitmen beni dile indirger sevgilim”


Ah Musin Ünlü|

  Alıntı ile Cevapla

Cevapla



Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil


Facebook Yorumları



Ah Muhsin Ünlü Konusuna Benzer Konular
Muhsin Yazıcıoğlu.
1954 yılında, Sivas’ın Şarkışla ilçesi Elmalı Köyü’nde bir çiftçi ailesinin oğlu olarak doğdu.İlk ve orta öğrenimini Şarkışla’da yaptı.Yüksek...Devamı...

Gösterim: 133 - Yorum: 3 - Ekleyen: ııı. āŁεќśāπđѓσś.
Muhsin Yazıcıoğlu yaşıyor mu?
29 Mart yerel seçimleri öncesinde çıktığı Çağlayancerit yolunda dağların geri vermediği BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu'nun yaşadığı helikopter...Devamı...

Gösterim: 85 - Yorum: 0 - Ekleyen: For Answers
Muhsin Yazıcıoğlu
Bildiğimiz siyasetciler gibi olmayan; Adam gibi bir Adam(dı). 7,5 yıl Mamak Cezaevi'nde kalmıs; 5,5 senesini hücrede gecirmistir. Ancak sonunda...Devamı...

Gösterim: 785 - Yorum: 22 - Ekleyen: Eileen
Muhsin Yazıcıoğlu- 'Üşüyorum'
Başkan dayan... Üşüme :( http://www.youtube.com/watch?v=6JRz_UGPjnU&hl=tr ...Devamı...

Gösterim: 691 - Yorum: 28 - Ekleyen: Nazenin
''Muhsin Reis'e Mersiye''
Dünle beraber gitti işte ne varsa Karlar erimeden eridi Emin Bugün bir başka tekellüm var dillerde İhsan! Yâ Rahmetenli'l-âlemîn Sıfatı...Devamı...

Gösterim: 380 - Yorum: 4 - Ekleyen: EfâL



Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 14:18 .


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0 RC 2
Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Herhangi bir konuda (şikayet, eleştiri, öneri, vb.) bizimle iletişime geçmek için tıklayın.

2005-2012 Tatliaskim.org Forumları

Bu sitede video izle, çocuk oyunu oyna veya indir, sanatçı biyografi, vikipedi ve şarkısı dinle, bunların hayatı ve sözleri gör.