|
| |||||||
| Kayıt ol | Yardım | Resim Yükle | Üye Listesi | Ajanda | Skorlu Flash Oyunlar | Forumları Okundu Kabul Et |
|
Şiirler Kategorisindeki Ah Muhsin Ünlü konusu; Azılı Aşklar Şatosu bir tek sana tembih ettim saadeti hiç bir şey hatıra değil aslında kaynayan sular gibi bakardın ya bana donan sular gibi gülerdin ya bütün büyük sular korkutuyor ...
![]() |
| | plus | LinkBack | Seçenekler | Stil |
| | #21 |
| Foruma Isınan Üye ![]() | Azılı Aşklar Şatosu bir tek sana tembih ettim saadeti hiç bir şey hatıra değil aslında kaynayan sular gibi bakardın ya bana donan sular gibi gülerdin ya bütün büyük sular korkutuyor şimdi beni bir tek sana tembih ettim saadeti hiç bir şey ihanet değil aslında kararan havalar gibi dokunurdun ya bana bozan havalar gibi şevişirdin ya bütün güzel havalar ağlatıyor şimdi beni Küçük İskender ... .. |
|
| | #22 |
| Foruma Isınan Üye ![]() | Bir Organ Nakli Gibi Sevmiştim Seni Bir organ nakli gibi sevmiştim seni; Çürük gözlerine bağışlanan ellerim Yırtık dudaklarına bağışlanan şiirlerim.. Darmadağın kadınların darmadağın ettiği erkekler gibi Sevmiştim seni... Çok eskitilmiş bir aşkın hatırlanması Sevgilinin resmi karşısında çocuksu bir iç kanaması Aslında işin açıkçası; Rüzgarın fırtınaya dönüşmesi gibi Hayatına yönelik bombalı bir saldırı gibi Geriye çekilirken herkesi öldürmek gibi Sevmiştim seni... Ruhum kan kaybederken nasıl tutarım seni şimdi deniz gibi Neticesi olmayan herhangi bir sebep gibi Ortalık yerde durup dururken Sevmiştim seni... Atlara kalırsa çoktan kaybettik savaşı Mızraklar kırıldı kalkanlar delindi ganimetler paylaşıldı. Kasaba meydanında birbirini dövmekten Yorulan iki kovboy gibi Bir tabancanın namlusuyla tetiğiyle Kendisinden farklı Kendisinden ayrı Bir silahın şarjöründe tanışan iki soğuk mermi gibi Aynı bedene sıkılan iki el kurşun gibi Katille kurban arasında o birkaç saniyelik telaşla Sevmiştim Seni... Küçük İskender |
|
| | #23 |
| Foruma Isınan Üye ![]() | Bir Nedeni Yok Yalnızca Öptüm Dudaklarım gerisin geriye çekildi; ağdalı bir sıvının ağır ağır örttüğü korkunun biçim kazanıp ayağa kalktığı ve ‘hey bana bir şeyler söylemenin vakti geldi’ dediği zamanlarda bekledim seni; gözlerimi kapadım. Bekledim. Beklerken özlemenin hangi geçitleri geçilmez kıldığını hangi duyguların insanı hayata kazandırdığını basite indirgenmiş hüzünlerin geceleri dinlenmeye müsait şarkı sözlerilarla şahlandığını anlatamadım. Evet bilmiyordum. Bilmiyordum kelimelerden arınmış bir cümle kurar gibi sevişmeyi. Sevişirken sözlük kullanıyordum hala. Ama seni seviyordum. Ve sevdiğimi sevgimi anlatma telaşıyla hata üstüne hata yapıyordum sana. Sana yaklaşamıyordum. Yasaklanmıştın adeta. Çiğnemeye çalıştığım yasak olsan da uzak dursan da o korkunç şeklini korusan da farketmiyordu hiçbir şey. Küçük bir ateş. Küçücük bir ateştin sen. Sönmekten ürken bir ateş. Bir su damlasıyla bütün görkemini kaybedebilecek bir ateş. Aşkın mecali kalmamıştı. Sessizce sokuldum yanına. Acıyla irkildin. Gülümsedim. Gülümsememe anlam veremedin elbette. Kimdi bu? Ne istiyordu? Tanımadığın biri. Hatıralarını darmadağın etmeyi planlamış bir yabancı. Fuzuli bir beden karşındaki. Usulca uzandım Bir nedeni yok. Yalnızca öptüm. Kimi geceler penceremden uzayı seyrederim. Uzayın adını ben koymadım. Uzayın adını yıldızlar gezegenler kendi aralarında kararlaştırmışlar. Rahatlatır beni o. Bütün yağmurlar uzayın derinliklerinden gelip yağar diye düşünürüm. Yağmurlar başka galaksilerden gelip yağar. Romantizme uyum sağlamak için de değil. Öyle. İşin gerçeği budur. Yağmurlar bu dünyaya ait sanma. Bembeyaz bir yalnızlığın olmalı senin de. Lekesiz bir yalnızlık. Lekelenmeye müsait bir yalnızlık. Tedirginliğini buna bağlıyorum seni seyrederken. Pişmansın. Pişmansın kapıp koyveremediğin için sanki. Elinde olsa avaz avaz bağıracaksın sokaklarda. ‘Neyim ben? ! ’ diye haykıracaksın. Olmuyor tabii. Olmuyor. Sıyrılır gibi lüzumsuz bir yerden sıyrılıp kendi affına sığınıyorsun. Beni anlayacağın günler gelecek. Beni de göreceksin. Benimle tamamlanacak bir şeye benziyorsun çünkü. Korkma lütfen Bir nedeni yok. Yalnızca öptüm. Çocukluğumdan söz etmek isterim sana eğer sıkılmazsan. Bir gün otururuz evde ben sana hayatımı anlatırım dakika dakika. Kaç yaşımdaysam o kadar yıl sürer konuşmam. Çay pişiririz. Çaydanlığa su yerine votka koyarız sen dilersen. Sonra da sen anlatırsın: Sevdiğin filmleri sevdiğin parçaları sevdiğin canlıları sevdiğin... hep sevdiğin şeylerden konu açarsın. Ben sıkılmam. Ben seninle sıkılmamayı seni ararken öğrendim. Seni hayal ederken keşfettim sıkılmamanın azametini. Bir insan bir insanı sıkamaz. Bir insan canı isterse sıkılır. Hacimler açarım sana içimde dolman için oraya akman için. Hacimler açarsın bana; çağlayarak gelirim. Endişelenmen gereksiz Bir nedeni yok. Yalnızca öptüm. Olması gerektiği kadar fedakar biriyim aslında; daha fazlasını umma açıkçası. Endişelerim ideallerim halletmeye çalıştığım meselelerim var. Başkalaşmaya çalışıyorum. Gözardı edilmiş tutumlar edinmek hoş. Değişmek hiç de zor değil. Yalnızca özgür olabilsem sorun kalmayacakmış gibi sanki. Anlaşılmak istiyorum: sevdiğim bir şarkı sözleriyı herhangi biriyle paylaşırken aynı duyguları hissetmek arzusu bu. Evet tıpkı bu. Sese ahenge kapılırken kendini müziğin ritmine verirken yanında bir diğerinin olabilmesi; görkemli bir anda birlikte sadeleşebilmek. Birlikte dansedebilmek gibi. Sen hastayken başucunda birinin sabaha kadar oturması gibi. Arada bir alnındaki teri silmesi üstünün açılmamasına dikkat etmesi gibi. Bir başkası için hayatta kalma çabası gibi sanki. Ölmek için değil yaşamak için uğraşmak gibi. Ummadan hayal etmeden sıradan olduğu gibi.doğal. Ve ciddi. Ciddi ciddi hayatla mücadele edebilme gücü. Bu gücü yanyanayken yaratabilme yeteneği. Ben bu yeteneğin bir parçası olarak sokuluyorum sana. Masallarla geliyorum. Efsanelerle geliyorum. Herhangi bir insanın birikimiyle geliyorum aslında. Artniyetsizim. İnan Bir nedeni yok. Yalnızca öptüm. Bazı sorulara cevap bulamadım; kuşkusuz gerekli de değildi bu. Soruyu soru halinde bırakıp sahici yanını korumaya çalışmam cehalet mi sanıldı acaba? ! Bedenlerin bedenlerden istedikleri ruhların ruhlardan çıkarttıkları karşılıklı acıların birbirlerinin etkisini arttırdıkları vakitlerde düştün aklıma. Aklıma yayıldın. Ne kaybedebilir ne kazanabilirdim ki artık: Ortadaydım işte! Bir başkasının mal varlığına dönüşmeden yaşayabilmenin yalnızlığıydı bu. Hayır! Melankoli diye adlandırma bu durumu; ortak bir açı yakalayamama sorunu galiba. Her kadın gibi doğurmak hevesi her erkek gibi dağların doruklarında biraz gözden ırak hüzünlenme denemeleri aslında. Kusura bakma kafam biraz dağınık Bir nedeni yok. Yalnızca öptüm. İnsan inandığı şeyler uğruna muhteşem hatalar da yapabilir. Kızmamalısın. Darılmamalısın eğer bir kardeşlik varsa aranızda. Sevgi hoşgörü takıntıları da değil. Bir elmanın kırmızı olması bir gülün öyle kokması bir derdin halledilmesinin ardından gelen ferahlık kadar sıradan ve güzeldir hata yapmak da. Aşka çılgınlığın yakıştığı çağları neden unutalım? Neden tarihin çuvalına tıkalım tatlı serseriliği az biraz sergüzeşt olmayı? ! Ilımlılık mı kurtaracak insanlığı? Alttan alma mı örtecek bunca çirkefi zorluğu belayı? Demokrasi senin saçlarından güzel olamaz. Senin yüzünden daha güzel olamaz krediler faizler repolar tahviller. Dünyanın en uzun gecesi 21 aralık değil beni terkettiğin gecedir. Beni üzdüğün yorduğun yıprattığın gecedir. Bir kabahat mi gerçekten kendi dışında birine hayranlık beslemek? ! Gerçekten kırıyorsun beni Bir nedeni yok. Yalnızca öptüm. Birinin peşindeyim ben; tanımsız bıraktığım birinin. Sessizliğin doyurduğu biçimli ve endişeli birinin. Düşüncelerimi zapteden kelimelerimi korkutan birinin. Yanında huzurlu uyuduğum mutlu uyandığım birinin. Onunla olmakla onunla birlikte yaşamakla gizli bir gurur duyduğum asla kıskançlığa ya da sahiplenmeye dönüşmeyen bir tutkuyla bağlandığım birinin. Onu arıyorum göğe her baktığımda; bir melek gibi uzanıp yüzüme dokunacağını tasarlıyorum. Bütün aşkların payına düşen şiddetten arınmış başkalarına aynı/ birbirimize farklı koktuğumuz bir sevginin yolu bu. Cesaretimi ondan alıyorum pervasızca ve yine ona ben cesaret veriyorum mücadele ruhunda. Bir sır gibi saklıyoruz misafirliğimizi. Hüzün bitince geri döneceğiz çağımıza. İnsanlığa karışmaya hazır yapışık kalpler taşıyoruz aşkımızda. Bizim aşkımız hakikaten beden gücü gerektiriyor akıl kadar. Yapacak çok işimiz var. Dövüşecek çok düşmanımız var. Kucaklayacak çok arkadaşımız var. Bizim sebebimiz bu. Bizim fazlalığımız bu. Belki de iksirimiz. Kanayan yüzlerle çevrili bir gezegende fırtınaya karışan bellek tozlarımızla erdemlerimizle ideallerimizle ayaktayız. Yalan söylemiyorumBir nedeni yok. Yalnızca öptüm. Evet sen de isterdin sanırım huzurlu yaşayabileceğin bir hayatın planlarını yapabilmeyi; kolaya indirgenmiş biraz fazlayı aşırılıkta aramayan ölçülü bir heyecanla kritersiz bir maceraya aday kahraman olmayı. “Rüzgara dur yağmura yağma mevsime değiş” demeyi; doğru hepimizde biraz tanrıyı kıskanmak var galiba. Bütün günahlar da buradan kaynaklanıyor adeta. Hırslarımızın çekincelerimizin odağı burası. Kazanmaktan çok kaybetmeyi göze alabiliyoruz. Çikolata bile kurtlanabilir. Dondurma erir. Çiçek solar. Galiba önemli olan onları yerinde yaşamak yerinde korumak! Birer hatıraya dönüşseler bile! Kaç ölüme kaç doğuma şahit olduğunu hatırlayabiliyor musun? Sevmek ifade edebilmek kadar ifadeyi unutmamaktır da.Şimdi sessizce uzaklaşmalıyım. Çünkü beni anlamadığını anlamak için uğraşmadığını hatta bunu önemsemediğini biliyorum. Aynı otobandaydık ve birimiz birimizin yanından geçip gitti. Hafızasızlığı gurur saymanın adil yanı! . Hangimiz süratliydik; önemi kalmadı. Hangimiz daha özveriliydik; bunun da.. umarım mutlu olursun. Bunu bir çöküntü anında da söylemiyorum. Hiç kimse aldatmadı ötekini; yalnızca böyleydik işte! . Yüzüme öyle bakma nefretle Bir nedeni yok. Yalnızca öptüm. Benden uzaklaştıkça bana ait olandan yakanı sıyırdıkça rahatlayacağını herşeye yeniden başlayabileceğini sanıyorsun. Kimbilir doğrudur belki de! . Adımın yaşamadığı adımın özlemle anılmadığı yerlerde kime umut verebilirim ki zaten? Romantizmin tehlikesi büyük! Romantizmin tehlikesi büyük! Romantizmin esrarı büyüleyici! Romantizmin kanına girdiği insanlar bencil ve hırslı! Ben seninle birlikte yaşlanabilecek kadar erken yola çıkmayı istemiştim; maceramız uzundu çünkü. Maceramızın tahakküm altına alınamayacak kadar mükemmel olması donanımımızla ilişkiliydi. Ynni sen ne kadar sevecensen ben ne kadar yıpratıcıysam.. o da o kadar mükemmeldi. Özveri denebilir buna. Evet buna özveri demek beni mutlu ediyor. İnsan özverinin çocuklara ad olarak verilebileceği bir dünyada tanımını kaybediyor. Bu kaybedişteki kaosun ritmiyle çekiliyorum sana. Sen bir mıknatıssın şeffaf ve ben çekilirken sana içimdeki alelade metal parçalarıyla kan şekerim düşüyor ağzım düşüyor ellerim.. en çok da ellerim düşüyor! . Sakın ha üstüne alınma Bir nedeni yok. Yalnızca öptüm. Ben seni kırmak için yaratılmadım. Uzun zamandır seni planlıyorum haksızca; cezalandırılacak kadar mı yabancı tanınmaz ve suç yüklüydüm? ! Belki; seni çok yıprattığımın bıraktığımın elbette farkına vardım ama herşey mi benim aleyhte varoluşumla açıklanabilir? ! Beni başta sana olmak üzere kimliklere karşı saldırganlaştıran koşulları tek başıma ben mi oluşturdum? Seni kaybettim. Bunu biliyorum. Seni kaybettiğimi sen çekip gitmeden önce de biliyordum. Ortadaydı. Bedel ve kefalet ortadaydı.. senin hakkında bir satır yazmamaya çalışmamın nedenini hiç düşündün mü? ! Sana ait olanları içten içe koruma uğraşı mıydı sanki bu: kuşkusuz. Hala da saygıyla ağlıyorum. Büyük bir tesadüfe yenildim büyük bir eksen kaymasıyla sihirbazın şapkasında sıkışıp kalan tavşan gibi Bir nedeni yok. Yalnızca öptüm. Elbette kızıyorsun bana; belki en çok da bu zayıflığıma kızıyorsun: Tedirginliğime seni kaybetme endişeme telaşıma şaşkınlığıma titreyişime ürpermem anlamlarını anlamamış kelimelerle yetinmeme müzakerelerde bulunmama buhranların yorduğu bir gençlik yaşamama bilincimi sana yönlendirmeme sürekli sürekli içmeme kelimlerin kifayetsiz olma durumuna vesaireye vesaireye.. İnadıma öfkeleniyorsun. Seni bırakmama seni özgürlüğüne salmama hiddetleniyorsun. Bu da aşk işte! Bu da entrika! Bu da soysuzlaşmanın aşkın getirdiği dalaveralarla kendine kilitlenmenin başka bir çeşidi! Peki anahtar nerede sevgilim? ! peki anahtarın üzerindeki yivler kimin eseri? ! Dur dur bağırma Bir nedeni yok. Yalnızca öptüm. Bunlar da geçecek şüphesiz. Seni unutmama kaç yüzyıl kaldı ki.. bir küsme bir burulma biçimiyle gidişinin ardından şehrin gri cephelerine fevkalade ağır bir el bombası gibi düşen bunaltının bıraktığı korkunç acının unutulmasına kaç yüzyıl kaldı ki.. Yaralandım. Bütün noktalarımdaki nöbetçiler de yaralandı. Çığrından çıkmış bir ayaklanma gibi ağlamakta yalnızlığım. Bir gerçek aramıyorum felakete. Bir bahne göremiyorum arkadaşlarımın beni teselli etmek için söyledikleri kelimelerin hanesinde. Ama yokluğunu doldurmuyor sevda siyasetinin hançerleri. Ama bilemiyorum yağmurun ardından artık hangimiz suçlanacak.. Eğer hissediyorsan Bir nedeni yok. Yalnızca öptüm. Ben sende ardı arkası kesilmeyen bir korku sevdim. Ben bir cüce çocuk sevdim sende sıska. Şiddetli ve hayret uyandıran manevralarla kendi kanına olan saplantılı aşkını sevdim. O rutubet kokan loş yüzündeki kanalizasyonları az kelimeyle kurduğun cümlelerdeki gizli soru işaretlerini barlardan çatlak bardak gibi atılmayı beklemeni serserice patlamalarını yuttuğun toplu iğneleri ve bir film hilesi hissi uyandıran utangaç hasret pozlarını sevdim. Dokunamadım sana. Parmakuçlarım neşterdi çünkü. Kırılan bir kemiğin sesiyle veda ederken Bir nedeni yok. Yalnızca öptüm. Küçük İskender |
|
| | #24 |
| Man, I really hope. ![]() | Ben Bu Şehri Bir Gün Sana Anlatacaktım |
|
| | #25 |
| Man, I really hope. ![]() | Bıraktın Beni |
|
| | #26 |
| Man, I really hope. ![]() | Bugünsüzlük |
|
| | #27 |
| Man, I really hope. ![]() | Entrika |
|
| | #28 |
| Foruma Isınan Üye ![]() | Çin Lokantası 'beni sevmene asla izin vermeyeceğim' diye yazmıştın kapımdaki not defterime kendi kapımı çalmak zorunda kalmıştım içerde olmadığımı bile bile gövdeni hatırlıyorum ansızın bu kış ormanında işte uzun büyük parlaksiyah ve vahşi! parçalayacak kadar siyah ve onarabilecek kadar vahşi! sanki aşka hayattan daha fazla özen gösteren çocuksuama hep parçalanmış hırpalandıkça palazlanmış bir ziyaretçi! gövde'nin tarihi'nde yan yana dururdu yalnızlıklarımız plastik ve acımasız zehirli ve karmaşıkkısaca birbirlerine sevgiyi öğretmeye çalışırkenbirbirlerine kan içirdiklerini anlayan iki serseri aşık! ellerin saklamaya çabaladığı o şehir gecesi başın omzumda gözlerin kapalı saçların açıkgiderken citroen: dudaklarını döven neon gazı dudaklarındaki kazı tozu 'ölelim mi? ' demiştinbak şimdi tam sırası! dağlarda bir çin lokantasıydık senle ben müşterisiz mütemadiyen ağlamaklı için için eğlenceli temiz... çevresinde çizgifilm hayvanlarının oynaştığı bir çin lokantasıydık dağlarda senle ben bir tahta masa iki iskemleyle sınırlıydı ülkemiz! mesela yeni pişmiş pirinç pilavı dilinin üstünde yürürdü kokarca ve sağ kulağındaki yabanıl bitki örtüsü biz birbirimizin çatalı bıçağıbiz birbirimizin incecik hırsızı gönül süsüayrılık bir yutulmaz lokma gibi kaldı boğazımızda! sevgilim sevdanın sevdaya ettiğini etmez et kemiğesarayın çıkışlarını tutarken uyuşturucu ve kaftan merdivenlere yığılıp ölen son şehzade son fırsat kaçınılmaz son düet son soytarının son yeminison sonsuzluğa dokunan küstah kızıl kanaviçe! dağlar dersini verir acının kuşkusuzaslolan savruk ruhlara yakışan sahici ölümler bulmaktayoksa kimin kimin tabutunu çakacağı mühim değil! gecenin koynuna ihanet bir ****** gibi sokulmakta! Işıktan ışığa geçen o tenha yolda o karanlık nefes alışta ve o darmadağın boğulmada seni sevmeme asla izin vermediğin o kör noktada o hırçın o fazla erkek fazla kadın noktadatanımadığım tanımaya kalkışmadığım izahı zor kavranması imkansız bir hastalık gibiilerledim gövdenin gövdemi bulandırdığı şaha kaldırdığı boşluklarda! iz sürmedim ad sormadım dönüp bakmadım ardıma! hatırla sevgilim mutlaka sen de hatırlao kadar çok kovaladık ki hayat içersinde kendi kendimizi mecali kalmadı hayatların başka hayatları yakalamaya! 'beni sevmene asla izin vermeyeceğim' diye yazmıştın kapımdaki not defterine ben de eklemiştim altına: 'aşkı dövmek lazım kalbe terbiyesizlik ettiğinde! ..' Küçük İskender |
|
| | #29 |
| Forum Heveslisi ![]() | ben sana düzenli olarak telefon ediyorum. adlı bir cengaver olarak telefon ediyorum. hakiki cinayetler işleniyor görüyorum. isa görüyor şeyhim görüyor ben görüyorum.ben sana düzenli olarak telefon ediyorum. yüzyıl şilisinden bir jazz javulcusu inliyor damarlarımda hiç durmadan kentli mağlup kıyasıya mağrur ve mor bir çocuğum şimdi pişman olmak için birbiriyle bağlantılı yüzbinlerce yılım var. seni sevmem bu savaşı kesintiye uğratmaz ama ordan bakma! bu werther'inleş kanını gül kılar. birleşmemiz radikal olacak ben kan vereceğim otobüsler olacak trenler bütün öldürülmüş cumhuriyet şehirlerisaçlarım uzun olacak bıyıklar gözlükler gideceğimçığlıklarla düzülmüştür aşk şiirleri. gideceğim en eski öykümde devlet denen şirk yazacağım göz bebeklerimde kent gördükçe kırılan gıçlar ![]() ve bir dizeyi haklar gibi terli ellerim bu çağın açısını dik tutacaklar. bana bir öpücük verin yoksa galip döneceğim ufka bir bakın ordum akıp gidecek elimde çözülecek makina ve cinayet marşlar yazıp halkımla söyleyeceğim yoksa. inanmışım kaybetmek esrarıdır olmanın çıldırmış bir vaşak gibi kaybediyorum. ipimden kurtulmuşum kaybediyorum. birleşmiyor ellerimiz haykırıyor trapez tanklar tank olup geçiyor üstümüzden helvetius haklı devlet şaşkın piyanist karamemleket sana rağmen ket vururken yarama şu çıplak çocuk şu büyük türk şairi ben -ve emir "kun" diyor; doğuruluyorum- "bu ülke"den daha bıçkın tamlama bilmiyorum. bana bir öpücük verin yoksa şair öleceğim ik dildar tohum ekecek sözüme yoksa ve bir dizenin tan yerini ağartamsıysa ellerini tutarım ki kudurtucudur. ellerin bunun için gözlerinin meryem hali sevgilim gözlerinin meryem hali gerçek yurdumdur ki zuhrettiğinde ilk formuyla isa yeniden ağlıyorum ağlıyorum ağlıyorumdur.ben bu çağdan bir kere de şerefimle geçeceğim lazım gelen gülleri göğsüme gömerek birleşmemiz radikal olacak ben kan vereceğim bunu daha çok küçükken bir film de görmüştüm! ah laikse aşkımız biter elbet bir kış baharyaz günü gözlerin uçurumlar kaydeder avuçlarıma bir çınar gövdesini bir hamle daha yarar üç içbükey komodin silah çeker vurulur sen gidersin denklem düşer ben aşk olduğumu ağlarımbir kelebek konduğu yerde bir mayın olduğunu anlar. beynime düşer infilak eder ben dünyaya karşı durmak ile meşhurum olma. yokluğun bulunmaman bedenime larcivert lavlar akıtır. nasıl çekip gitmiş bir şaman çekip gitmiş bir şaman değilse en çokbenim gibi sonsuz bir at hiç koşmuyorken de attır. biliyorum lir sızmıyor şakaklarımdan ve yüzümde şeyh çıldırtan yarıklar da yok annem beni hep çok sevdi kız gördüm mü ağlıyorummodern bir alışkanlıktır ölmek seni doğasıya seviyorumyeniden dünyaya gelsem yeniden seni severim ben sana düzenli olarak telefon ediyorum. adlı bir cengaver olarak telefon ediyorum hakiki cinayetler işleniyor görüyorum isa görüyor şeyhim görüyor ben görüyorum ben sana düzenli olarak telefon ediyorum mıknatıssız bir pusula olarak. |
|
| | #30 |
| Forumun Tiryakisi ![]() | “ayakkabılarını kapımın önünde görmeyi istiyorum! |
|
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| Ah Muhsin Ünlü Konusuna Benzer Konular |
| Muhsin Yazıcıoğlu.
1954 yılında, Sivas’ın Şarkışla ilçesi Elmalı Köyü’nde bir çiftçi ailesinin oğlu olarak doğdu.İlk ve orta öğrenimini Şarkışla’da yaptı.Yüksek...Devamı...
Gösterim: 133 - Yorum: 3 - Ekleyen: ııı. āŁεќśāπđѓσś.
|
| Muhsin Yazıcıoğlu yaşıyor mu?
29 Mart yerel seçimleri öncesinde çıktığı Çağlayancerit yolunda dağların geri vermediği BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu'nun yaşadığı helikopter...Devamı...
Gösterim: 85 - Yorum: 0 - Ekleyen: For Answers
|
| Muhsin Yazıcıoğlu
Bildiğimiz siyasetciler gibi olmayan; Adam gibi bir Adam(dı).
7,5 yıl Mamak Cezaevi'nde kalmıs; 5,5 senesini hücrede gecirmistir. Ancak sonunda...Devamı...
Gösterim: 785 - Yorum: 22 - Ekleyen: Eileen
|
| Muhsin Yazıcıoğlu- 'Üşüyorum'
Başkan dayan... Üşüme :(
http://www.youtube.com/watch?v=6JRz_UGPjnU&hl=tr
...Devamı...
Gösterim: 691 - Yorum: 28 - Ekleyen: Nazenin
|
| ''Muhsin Reis'e Mersiye''
Dünle beraber gitti işte ne varsa
Karlar erimeden eridi Emin
Bugün bir başka tekellüm var dillerde
İhsan! Yâ Rahmetenli'l-âlemîn
Sıfatı...Devamı...
Gösterim: 380 - Yorum: 4 - Ekleyen: EfâL
|