Geri git   Tatlı Aşkım > »»-(¯`v´¯)-» Tatlı Aşkım Forumları »»-(¯`v´¯)-» > Paylaşmak İstediklerim
Kayıt ol Yardım Resim Yükle Üye Listesi Ajanda Skorlu Flash Oyunlar Forumları Okundu Kabul Et
Paylaşmak İstediklerim Forumdaki bölümlere uymayan her yazıyı buraya yazın...

y.s.kelebek

Paylaşmak İstediklerim Kategorisindeki y.s.kelebek konusu; Telefona bakıyorum ulan bir şey yazar mı vicdansız diye ama yok. Sağa sola bakıyorum.şu çocuk nerde gelsin adam akıllı komaya soksun beni gidip serumla yaşayayım biraz diye yok. Nereye gitsem ...

Like Tree29Beğeniler
Cevapla
 
plus
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 09-02-2012, 11:28   #11
GreenStreetHoligans
Deneyimli
 
GreenStreetHoligans
Standart


Telefona bakıyorum ulan bir şey yazar mı vicdansız diye ama yok. Sağa sola bakıyorum.şu çocuk nerde gelsin adam akıllı komaya soksun beni gidip serumla yaşayayım biraz diye yok. Nereye gitsem diyorum gönlüme su serpecek serin bir kuytu yok sövdüğümün Alanyası’nda. Geri gidip manyak mısın olm git konuş kızla ben sensiz yapamam de yalvar dayanamazsın diyorum bu acıya ayaklarımın inadından vazgeçeceği yok. Yok oğlu yok. Eve gittim uyudum. Akşam 8 gibi kalktım kaşınıyormuşçasına en azından o çocuğu aradan çıkarayım dedim bilardo salonuna gittim. Orada cengaver.
O bana demeden konuşabilir miyiz dedim. Şimdi düşünüyorum da kibar konuşmuşum ibneye. Dışarı çıkmayalım ne olur ne olmaz önce bi konuşalım direk dalmasın diye bizi iki çay abi dedim. Masaya oturdum karşıma geçti o da oturdu.Anlat bakalım babayiğit dedi.
-Bak dedim arkadaşım ben Alanyalıyım yani tek tanıdığım sen ile Ebru değil burada dedim.
Benim de bir çevrem benim de tanıdıklarım benim de daha önce adam dövmüş tanıdıklarım var dedim.bu bilardo salonunda sen ne kadar adam tanıyorsan bende en az o kadar tanıyorum dedim.Geçen gün geldin adam akıllı dövdün beni sesimi çıkarmadım.Beni dinliyor ama hiç takmazmış gibi dinliyor.
-Sevmişsin eyvallah dedim. Kimseye gidip de bu bana böyle böyle yaptı demedim. Seni bir yerde tek başına başkalarıyla sıkıştırmaya çalışmadım dedim ki teke tek karşılaşsak dayak yesem bile en azından o günden kalan hıncımın bir kısmını çıkaracak kadar zarar veririm sana dedim.
-Buraya geldim ne elimde bıçak ne de yanımda adam var.
-Kızla görüşme dedin mi? Dedin.
- Ben görüştüm mü? Her gün .
-Ha şimdi seni dinliyorum dedim.

Biraz baktı bana düşünüyor gibiydi. Derken masanın karşısından o tokatı nasıl çıkardı suratıma hala anlayamadım. Ben ne oluyor diye olayın şokundayken hemen kahveci geldi masaya.
-Bir durum mu var lan ne bok yapıyorsunuz dedi.
-Yok abi şakalaşıyoruz bir şey yok dedim.
-Abi sen bize iki çay daha ver dedi çocuk.
Hay çayına senin o tokat neyin nesiydi malın oğlu madem.Kahveci gitti.
-Sen de beni dinle dedi.

Bak olm senin gibi çok çocuk adam ettim ben zamanında.
-Bak dedi suratındaki bir kaç tane izi göstererek.
-Hepsi de bana karşılık verdikleri için oldu.
-Sövdüğümün korkağı geçen seni tokatlarken neden dayılanmıyordun da şimdi bana artislik yapıyon dedi.
-Karşılık vermediğin içi daha çok sinirlendim sana göt. Ne biçim delikanlısın lan sen dedi. Madem kızı seviyon oraya buraya götürüyon onun için kavga edemeyeceksen kaybol git mundar etme bari kızı dedi.
Doğru söylüyordu lan.
-Yok onu tanıyormuş yok bunu tanıyormuş kimsin sen mal dedi.
-Biz bilmiyoz mu o kızın bana bakmayacağını. Zaten kızla denk olsak gider basardım teklifi peşinden deli gibi koşardım bırakmazdım dedi
-Ama sen kimsin ne ayaksın çıkıyonuz mu kızla seviyonuz mu olm birbirinizi dedi.
-Senin duyguna başlatma kız seni seviyor mu sen onu söyle bana dedi.

Ne diyeyim lan şimdi seviyor mu kız beni. Bu soruya cevap var mı verebileceğim.
-Evet dedim kısık sesle.
Bi tane daha patlattı tokat.Kan beynime sıçradı.İbneye bak vuruyor yaa.Masanın ortasına doğru eğilerek yanaştım.
-Sana burada karşılık vermeyecem elimden alırlar hıncımı alamam. Dışarı gel yiyorsa seni manşet yapayım Alanya’ya dedim.
Kalktım dışarı çıktım. Elim ayağım titriyor korkudan değil ama sinirden. Bi sigarayı zar zor yaktım. Çakmak elime yakışmadı sanki sol elle yazı yazmak gibi.Sigara bitti gelen yok.Az daha bekledim yine gelen yok.Girdim içeri tekrar.İbnenin evladı tahmin edin ne yapıyor?

Oturmuş eşli batak oynuyor.Sanki dalga geçiyor batak oynuyor yaa.Geçtim karşısına ellerimi kaldırarak ne oldu der gibi yaptım.Yanındaki sineklerin oturduğu sandalyenin birini çekerek gel otur işaret yaptı.
-Ne güzel posta koyuyon lan dedi.
Ama derken pis pis sırıtıyor ibne. Bu arada ihaleyi de o almış.
-Hasta mısın aga sen dedim.
-Sokacam senin açacağın kağıtlara diye eşine kızıyor.Beni takmıyor.
-Dur battık zaten diyor bana da.
Gülsen gülünmez sövsen sövülmez. Topluma zarar mal tam boğazlamalık.

Batağına ben sokacam şimdi. Şu olayı çözelim ben gidecem dedim.
-Ben onun suratına bakıyorum. O elim iyi diye eşine kaş göz işareti yapıyor gir ihaleye diye.
Bana döndü. Hani severek vurma var ya çocuklara yavaşça acıtmadan üst üste iki üç kere ondan yaptı bana.
Dalacağım ama zor tutuyorum kendimi mekan içindeyiz diye.
-Git ne yaparsan yap takmıyorum seni artık dedi.
-Gel çıkalım şu işi halledelim dedim.
Yanındaki lavuklar da bana ters ters bakıyor bu arada ama tanıyorum ikisini.
-Olm bi git. Dürtecem kıçına başına bıçağı suratına bakılmaz hale getirecem seni sonra kızı da başkası alacak bi git ne yaparsan yap diyorum hala kaşınıyon.Bi oyun oynatmadın dedi.
Mesajımı aldım. İçimde bi rahatlama oldu. Onu halletmiş gibiydik. Artık aramızda olmayacaktı Ebruyla ama Ebruyla aramız? Bi ara olduğu kesindi ama uzak mı yakın mı bilene aşk olsun.Mekandan ayrıldım. O çocuğu hala görürüm hatta bana müşteri getirirdi ara sıra ve hatununu da alırdı. Bazen hala ibneliğine şaka yollu tokat atar. Yanarım yanarım bi tokat da ben vurup hıncımı alamadım ona yanarım.Bir kulağımla bir gözüm hep telefondaydı. Acaba bi mesaj gelir mi bir arar mı çaldırmasına bile razıydım.Tam iki hafta hiçbir şey gelmedi. Ses soluk yok. O iki haftayı bana sorun.Tam umudu kesmeye başlamışken…

Evet iki hafta onsuz geçmişti. İşten yemekten yatmaktan hatta gülmekten bile zevk alamadığım bir iki hafta olmuştu.Umudum gün geçtikçe eriyor ama içimden sürekli hadi çık gel artık diyordum. Ama bende kalkıp gitmiştim masadan. Bir nevi onu orda öyle bırakıp gitmiştim. Belki bana daha diyecekleri vardı. Günlerce bunları düşündüm hep. Sonra o gün geldi. İskele caddesinde meşhur bir cafeterya vardı balıkçılar kahvesi diye.Sabah 11 gibi tost yemeye gittik 3 arkadaş.Tostları söyledik çayla beraber götürüyorduk ki onun geldiğini gördüm.O da bir arkadaşı ile gelmişti. Dünyam durdu sadece baktım kaldım ona. Ne kadar özlemişim lan bilemezsiniz.
Beni görse miydi görmese miydi bilemedim ne yapacağımı şaşırdım. Utandım duygulandım sevindim üzüldüm duygularım orgy yaptı birbiriyle.Bakmamaya çalıştım ama gözlerim beynimin kontrolünden çıktı. Hiç durmadan bakasım geliyordu.Öyle mal gibi hiç durmadan oraya bakınca fark etti beni. Anam anam göz göze geldik ya gönlümün feri kesildi. Kalbim o an durmadı ya ben artık kalp krizinden ölmem. O kesti bakmayı önüne dönerek. Ben de bıraktım ama yan gözle hep oraya bakıyorum şaşı oldum olacam az kaldı. Bakmıyor görünüp düpedüz bakıyorum.

Elinde telefonla oynamaya başladı. O da ne yapacağına tam emin değil gibiydi ama ben iki hafta aramamışsa yeteri kadar beğenmemiş beni diye düşünüyordum. Ama mesaj geldi.
-Selam
Selamına söveyim illa bir yerde karşılaşmak mı gerekiyordu. Neden aramadın sormadın yazık değil mi bana diye kızdım kendi kendime. Ama seve seve içimdeki baskıyla.
-Selam diye cevap verdim.
-Afiyet olsun dedi.
-Ona helal denir boğazımda kaldı seni görünce dedim.
-Ne diyeceğimi bilebilseydim şimdi burda değil senin yanında olurdum dedi.
Bi dakika lan ne diyor bu bana yanlış bir şey mi söylemişti ki zamanında.Kız bana yazıyordu da arada başka bir sorun mu var ihtimali aklıma geldi.Yani bu zaman lazım olayının aslında başka bir şey mi vardı?
-Gel baştan anlat dedim.
-Kafan çok karışır dedi.
Karıştı zaten ne yapıyon nedir bu sır?
-Sensiz çok karıştım zaten dedim.
-Buradan böyle olmaz sonra görüşelim dedi.
-Sonrayı rakamlandıralım ay gün yıl saat ver dedim.
-Şimdi veremem lütfen dedi.
Kalktılar hesabı ödediler gittiler. Vay ebesini ne dedi lan bu. Neden zaman vermedi? Kafamdaki başka neden olma ihtimali iyice artmıştı. Bi insana bu kadar eziyet edilir mi. Olmazsa olmaz de salla daha iyi.

Benim bir lafım vardır:
Hard to live when it is hard to believe. tam Türkçe meali olmayabilir ama. İnancını kaybedersen yaşam zor gelir gibi bir şey.Dini açıdan değil genel olarak.Geçen iki hafta sonunda neler düşünmüştüm ama o günkü olaydan sonra bana söylediği senin yanında olurdum ifadesinden yola çıkarak tutunmaya çalıştım hep ona olan duygularıma. Vardı bir şey mutlaka vardı. Yoksa herkes gibi (sonradan tespit ettiğim) tanışıp konuşup sevgili olma yolunda ilerliyorduk. Tabi insanın aklına neler gelmiyor.
Fakir genç zengin kız.
Beni beğenmiyor ama muhabbetimi seviyor.
Beni beğeniyor ama sevgili olacak kadar değil.
Aslında istiyor ama çapkınlığımdan ve kumardan korktuğu için boşuna risk almıyor.
Ya da onun söylediği gibi gerçekten zamana ihtiyacı var.
Ama hiç birisi olmadığını 3 gün sonra yüz yüze anlatamam mesajla da olmaz arasam konuşamam. Sana e mail attım ile atayım dediğinde öğrendim.

Senden önce bir erkek arkadaşım vardı ama üniversiteyi kazanıp başka şehre gitti. Tek sevdiğim kişi o oldu bu güne ömrümde. Onu hiç unutmadım belki de ilk olduğu içindi. 2.5 sene beraberdik şimdi 6 aydır onsuzum. Kendimi hep diğer erkeklerden kaçırdım. Her erkekle konuşmamda hala ona ihanet ettiğimi düşündüm. Ta ki sana kadar önceleri hissetmediğim bu duyguyu sonra yine hissetmeye çalıştım.Sorun şu ki ben onu unutamamış olmama rağmen onun şu an başka kız arkadaşı var.Benim bu kadar uğruna ölüp bayıldığım gecemi gündüzümü onu düşünerek geçirdiğim birisinin nasıl böyle pervasızca başka biriyle birlikte oluşunu hiç anlayamadım.O yüzden korkuyorum. Sorun sen değilsin. Sana restoranda yanlış anlama derken aslında bunu demek istiyordum. Sana anlatacaktım ama sonra sana umut verdiğimi gördüm. Anlatırsam yanlış anlayacağını seni başından savmak için bir yalan uydurduğumu düşünürsün diye anlatmadım. Dikkat ettiysen sana ayrılalım demedim. Senden zaman istedim. Zaman istemiş olmamın sebebini de anla işte. İki hafta sürdü belki seni görmesem iki ay da sürerdi belki iki yıl. Ne denir bilmem ama affet lütfen.

E-mail bundan ibaretti.Sonunda affet diyor da hadi affettin desem bana dönecek gibi gözükmüyordu. Tekrar tekrar okudum aynı e-maili. Alın sizde okudunuz şimdi. Ne cevap verilir buna. Benim aklıma doğru düzgün hiçbir şey gelmedi 2 gün. Ama yazmak gerekiyordu. En azından bir şey demek gerekiyordu. Çünkü kız beni gerçekten seviyor olabilir ve cevap vermediğim için kendisini hayatımdan çıkarmak istediğimi düşünebilirdi ama benim istediğim ben onu hiç çıkarmak istemedim beyler. Birkaç deneme. Olmadı sil baştan yok bu da olmaz yeni sayfa derken yazdım.

Affet demişsin. Buna cevap bulamadım. Neyi affedeyim. Sana her gecen saniye artan ve durduramadığım duygularıma kızgınım onu mu affedeyim. Ayrı dünyaların insanıyız ayrımını fark edemeyen beynime kızgınım onu mu affedeyim. Seni görünce alıkoyamadığım gözlerime kızgınım onu mu? Yoksa vücudumu terk edip sana kaçmış ruhuma kızgınım onu mu affedeyim. Ben bunları affetsem kaderim beni affeder mi? Hepsi tamam sana döndük. Al turşusunu kur duygunun da aklının da gözlerinin de ruhunun da der mi? Senin 6 ayda yaşadığını ben iki haftada ezberledim diye onunda yaptığı gibi sonuca bağlanmamış üzerinde konuşabilme olasılığı olan bir cevap gönderdim.

Sıkıntı vardı. Kız bana bu e-mailden sonra tamam onu unuttum artık seninim demezdi. Tamam biz yazacağımızı yazdık duygularımızı dile döktük mecazı mürsellerle ama ne olacaktı ki? Kızın ne yapacağı nasıl tepki vereceği mısır piramidi sırrı gibi meraklandırıyordu beni. Ha diyeceksiniz ki lan hep Alanya’dasın paso karı kız düşüyor yabancı dilinde var. Bul bir tane zengin turist vur parayı cukka yap. Takma ülkenin derdini tasasını kim ne yaparsa yapsın ama olmuyor işte. Seven sevmeyen skimde değil kajmer yazmış lafı. Görürdü elmas muamelesi eğer az olsaydı kum. Ben de Türk kızı hep eksik bir şey olarak kalmıştı taa okul yıllarından. Bi tane bulmuştum yerden aldım elması kalbimin en derin yerine koydum.

E-maile cevap mesajla geldi.
-Bak şimdiden seni üzmeye başlamışım diye.
-Unutmaya çalışmak daha üzücü olmuyor mu sen tecrübelisin dedim.
-Unutursan ben de üzülürüm dedi.
-Ebru uzaktan kurşunu sıktın. Ben gelinceye kadar ölme diyorsun. Ne geleceğini biliyorum ne de gelmeyeceğini dedim.
-Allah’ın sarhoşu o kadar içmesen tanışmayacaktık dedi.
-Lafı değiştirme ya gel şu kurşunu çıkar ya da bi tane daha sık mundar olacam kan kaybından dedim.
Cevap vermedi. Tekrar yazdım aynı mesajı yine cevap vermedi.
-Beni birazcık anla lütfen dedi.
-Yine mi zaman istiyorsun yani dedim.
-Bu defa böyle kalalım askıda olsun her şey ilerlemeye çalışmayalım dedi.
-Yani halimi hatırımı anlatıp seninkini de sorayım. Böyle kalsın mı diyorsun dedim.
-Babamın adı ne dedi annemin adı ne? Ne dinler ne okurum ne giyer ne içersin bunları öğrene duralım böylece beraber beklemiş oluruz doğru zamanı dedi.

...
..
Düяя-i Yєкtα Bunu beğendi.
  Alıntı ile Cevapla

Alt 22-02-2012, 12:45   #12
GreenStreetHoligans
Deneyimli
 
GreenStreetHoligans
Standart


Arkadaş olalım demek istiyordu herhalde sonra ne çıkarsa kaderden razı olacağız der gibi bir şeydi. Unutamadığı birisi varken benden etkilenmişti. Şimdi arkadaş gibi davranacaktık ve bu benim için boş boş onun düşünmesini beklemekten daha iyiydi.
Herkese göre göreceli bir olay olduğu için bazılarınız düşünceleri farklı olabilir ama ben herşeye rağmen onsuz yapamayacağımı düşünüyordum.
-Tamam sen nasıl istersen. Tamamen sensiz olmaktan daha iyidir dedim.
-Böylece sık sık görüşebiliriz dedi.
Dediği gibi de oldu her gün olmasa bile çoğu zaman dükkana uğradı. Kimi zaman 10 kimi zaman 1 saate yakın oturdu. Anlattı dinledim dinledi anlattım. Genel hayatındaki yok o bunu dedi şu böyleymiş şu film güzelmiş geyikleri yaptık. Hafta sonları bazen o an Alanya'da sadece bir tane olan sinemaya gittik. Bazen çay bahçesine gidip oturduk. Bana göre çıkıyorduk ama o buna sıkı dostluk olarak bakıyordu.

3 ay civarı bu olaylar böyle gitti. Her gün mutlaka onla görüştüm. En kötü günümüz sadece mesajlaşmaktı. Bu geçen süre zarfında ona hiç bir şekilde gerçek duygularımı yansıtmadım. Sadece arkadaş gibi davrandım. Hiçbir zaman sevgiyle sarılmaya elini tutmaya veya ötesine teşebbüs etmedim. Ona ondan çok hoşlandığımı belirtecek hiçbir ima da bulunmadım. Onun bir kız arkadaşı gibi yani aramızda cinsiyet ayrımı olmayan hiç bir zaman beraber olamayacak iki dost gibiydik. Ama kızı gün geçtikçe daha çok tanıyor ve gerçekten çok samimi birisi olduğuna inanıyordum. Ona olan hayranlığım içten içe artıyordu. Bazen yuh bu kadar da iyilik olmaz ki diyordum. Bana göre en kötü huyu en küçük ihtimalleri bile değerlendirip korkarak yaklaşmasıydı olaylara. Bu sadece benimle olan ilişkisi için değil aslında genel olarak vardı kızın tabiatında ama ben dayanamıyordum. Her hali beni mest ediyor resmen içten içe eriyordum. Bulduğum en yüksek yere çıkıp öküzler gibi ebru seni deliler gibi seviyorum diye böğüresim geliyordu.

Her şey bir gün (3 ay gibi bir süre) yine sarhoşken yazdığım bir mesajla değişti.
Sadece büyük harflerle:
-Seni çok özledim yazmıştım saat geç olmasına rağmen. O sarhoş olduğumu bilmiyordu tabi.
-Ben de özledim. Yarın gelirim dükkana dedi.
Nedensiz ağlamaya başladım. Sigaradan bir fırt yerine art arda ağzımdan çıkarmadan 3-4 fırt çekip ciğerlerimi iyice dolduruyordum. İçimdeki sancıyı duman kaplasın da biraz olsun azalsın diye. Olmuyordu her şey iyi güzel hoştu ama olmuyordu. Kendimi teselli etme gücüm azalmıştı.
Ben de seni özledim demesi bile bana sadece arkadaşçıl bir yaklaşım olarak geliyordu.
Ertesi gün acaba yanlış mı yaptım dün gece diye düşünürken belli bi zaman sonra dükkana geldi. Bende yazmasından da cesaret alarak

O gün en azından belli etmeye karar verdim. Belki zamanı gelmiştir diye.
-Dün gece sarhoş muydun dedi.
Bugüne gerek kalmadı bunu duyunca zaten dün belli etmişim halbuki.
-Çok mu belli oldu dedim.
-Daha önce adımın baş harfini bile büyük harfle yazmamıştın dedi.
Bu konuşma sırasında utanma moduna hemen girmiştim bile.
-Çok özlemişim demek ki dedim.
-Gelmem giderdi mi biraz özlemini dedi.
Hayır anlamında kafamı salladım sağa sola gözlerine bakarak. O da utanmış gibiydi.
-Çok mu uzak kaldık dedi.
Bilmem manasında dudaklarımı bükerken sarıldı bana. Ohhh ne kadar özlemişim lan.
-Ben de seni çok özledim dedi.

Harbiden çok özlemiştim. Çok uzun zaman olmuştu bu anı beklemek benim için. Seviyordum ve sevdiğim kız bana sarılıyordu beni özlediğini söyleyerek. Ama peki şimdi ne olacaktı? Bu sarılma beraberinde aşkı getirecek miydi? Yoksa yine ızdırap mı görünüyordu bana ? Sarılma bittikten sonraki cümleler belli edecekti her şeyi. Ben hazırdım aşka he dese ölüme gidecektim.
-Çok yaklaştın kelebek çok yaklaştın dedi ve kalktı gitti.

Artık benim için alışkanlık haline gelmiş ne olduğunu anlamayarak sap gibi ortada kalma sorunu yine başıma gelmişti. Eh be güzelim bi açıklama yap ama benim anladığım kadarıyla olacaktı bu iş ama neden o an olmamıştı. Bi insanın peşinden koşmak ne kadar acı vericidir az çok bilirsiniz. İşin en kötü yanı sonunda ne olacağını bilmeden koşmak daha çok acı verir. Gencecik yaşınızda ömrünüzü bir kıza adarsanız ömrünüz skilir boşa geçer yıllar hep ama farkına varamazsınız. Benimkinin de böyle olması korkusu her zaman bir kenarındaydı. Bazen kaçan kovalanır biraz da ben kaçayım diye düşündüm. Ama işin açığı cesaret edemedim.

Onunla ilgili hiç bir kumar oynamak istemiyordum ya kaybedersem diye. Yine malum soru soruyu soruyordum kadere ''şimdi ne olacak''. Hiç içimden gelmese de:
-Yanlış bişey yapmadım umarım diye mesaj gönderdim.
İçimden gelmemesinin sebebi doğru yaptığını düşünmem oluşumdu. Yine gelecek mesaj gerginliğini yaşarken:

-Sanmıyorum. Bunu sormanın nedeni benim farkında olmadan yanlış bişey yapmam mı yoksa dedi?
Evet yaptın ömrümü yedin he de bitsin işte sevgili olalım demedim tabi.
-Yok tam aksine sarılma borcunu ödedin dedim.
-Aa evet borçluydum sana dedi.
-Keşke hep alacaklı olsam senden dedim.
Ve cevap bulmakta biraz zorlandığım soru geldi.
-Benden tam olarak istediğin nedir?

Ona destan yazardım aslında çayımda şekerim kolamda asitim. biramda beşimrakım da yüzde 45im diye devam eder giderim ama çok abes kaçar diye destan kursağımda kaldı. Evet lan al sana fırsat söyle ne istediklerini işte dedim kendi kendime.
-Gözlerine bakarak söyleyemek zor olur ama yine de denemek istiyorum dedim.
-Şimdiden heyecanlandım dedi.
Yarına sözleştik. İskele caddesinde denize bakan bir yere. Ben erken geldim. Gece yatıp oraya gelinceye kadar neler yazdım kafamda neler ama iş pratiğe gelince hepsini unuttum denilebilir. Neyse kız geldi. O gün her zamankinden biraz daha süslü gibiydi. Zaten çok düzgün giyinir ama sanki ekstra özen göstermiş gibi geldi bana.

Beraber hoş geldik hoş gittik nasıldık iyiydikten sonra.
-Soruyu tekrar sorayım mı dedi.
-Hangi soruyu dedim heyecanla sonra hatırlayarak tabi.
-Benden tam olarak istediğin nedir dedi.
-Gazozuna ilaç katmak istiyorum dedim.
-Ciddi ol lütfen dedi.
-Sana hiçbir şey içirmeden tamamen kendi iradenle olsun istiyorum her şey dedim.
-Seni şu ana kadar tanıdığım kelebek olarak bi kaç sorum daha var dedi.

Muhtemel en az iki tane ayrılık var bize. Bunları biliyor musun dedi. Evet biliyordum üniversite ve askerlik.
-Evet dedim.
-Birisinden korkmuyorum ama ya diğerinde daha önce yaşadığım acıyı yaşatırsan dedi.
-Ondan korkuyorsun da burda bir yere gitmeden ayrılmadan yapacağımdan korkmuyor musun dedim.
-Korkularımı teselli edeceğine daha çok arttırıyorsun dedi.
-Neden bencillik yapıp sadece kendini düşünüyorsun dedim.
-Nasıl yani dedi.
-Yani tek sen acı çekeceksin öyle mi? Hiç benim acı çekme ihtimalim yok mu dedim ve devam ettim.

Bana korktuğunu söylüyorsun sürekli de tekrarlıyorsun. Hep beni bırakır gider mi psikolojisi ile beni rencide ediyorsun. Korkuyorum diyorsun. Benden ayrılmıyorsun. Bırak olmaz bu iş de bırakıp gideyim o zaman dedim.
-Gidebilir misin dedi.
-Gidemem yok giderim ama sende mi nelerimi bırakırım bilemem dedim.
-Gitme dedi.
-O zaman tut elimi bırakma beni.
-Sen risk alınacak birisisin dedi ve sarıldı.

Düяя-i Yєкtα Bunu beğendi.
  Alıntı ile Cevapla

Alt 23-02-2012, 10:36   #13
GreenStreetHoligans
Deneyimli
 
GreenStreetHoligans
Standart


Galiba bu iş olmuştu. Ben de ona sıkıca sarıldım. Daha sonra elimi tuttu. Vay elimden utandım lan. Bu kadar yumuşak el mi olur. Ben sadece o eli tutmadım o gün ayrıca o gün sapı tuttuğum günün başlangıcıydı. Daha önce arkadaş olduğumuzun üzerine sadece ele ele tutuşmayı ve sarılmayı ekleyebilmiştik. Ne o bana canım cicim diyor ne de ben ona diyordum. Mal mıydık evet maldık. Ne mal bi ilişkiydi. Öpüşme yok seni seviyorumu cümle içinde kullanan yok
ötesini zaten hiç aklıma bile getirmiyordum.

Belirli bir süre sadece arkadaş kalsaydık daha iyi olacağını düşünmüştüm hep. Ben ki her türlü fırlamalığı gözümü kırpmadan yaparım laf konusunda ama. Direk seni seviyorum demesi bu kadar mı zordu. Bariz bi şekilde ikimizden birisi dese diğeri de bendeeeeeeeeeeeee diye yapıştıracaktı ama ne zaman nerde ve kim söyleyecek. Birkaç zaman böyle devam etti. Lafta sevgiliydik derken doğum günü geldi. İkimizi ilgilendiren çoğu şeyin değiştiği.

Doğum günüydü ertesi gün günün schedulesini sordum.
-Akşam yemeği civarı evde aile ve yakınlarla kutlayacaz muhtemelen çünkü annem yarın akşama bir yere söz verme dedi yemek için. Muhtemelen sürpriz yapacaklar. Öğlenden sonra kız arkadaşlarla olacam akşam yemeğine kadar. Başka da bir planım yok dedi. Evet herhangi bir davet gelmemişti bana. Kızların yanına mı gidecektim. Yoksa ailesiyle mi yemek yiyecektim. Herhalde çağırmaması normal onlara ama insan da umutlanıyor. Bir kenarda bırakılmak acıtıyor.
-Yemekten sonra ne yapacaksın gece boyu evde mi kalacaksın dedim.
-Bilmiyorum henüz dedi.
Ben de hemen ne yapabilirim diye düşünmeye başlayarak tamam dedim.

O zaman anladım ki dünyadaki en zor şey bir insana hediye almakmış. Hele bir de benim durumumda olursanız. Kuyumcu hayrettim amcaya gittim. Abi dedim durum böyle böyle. Ne olur yardım et.
-Sen şöyle bir bak. Bir şey beğenmezsen ben yardımcı olayım dedi.
Gezdim biraz hepsi güzel. Hepsini alasım geliyor ama hangisini alacağıma karar veremiyorum.
O göstermeye başladı bi kaç tane kalpli yüzük kalp kolye ucu ama vermeye götüm yemez boşuna para vermiş oluruz diye almadım onları. Anlat durumu iyice dedi. Abi dedim daha tam sevgili değiliz bunlar ağır kaçar. Güldü.

-Anladım lan derdini dedi.
-Ben de yaşadım zamanında dedi.
-E yardım et o zaman dedim.
-Seviyor mu seni kız dedi.
-Galiba evet dedim.
-Git aşkını anlat o zaman sabaha kadar dinler seni. O hediye ona yeter dedi.
-Öyle hediye mi olur sen bana şurdan bi de yüzük ver ne olur ne olmaz yanıma alayım dedim.
-Sen bilirsin dedi.
Yüzük aldım bi tane orta çapta. Taş filan yok garip bi çizim olan sade görünümlü bi yüzük işte.

Ertesi gün oldu işe gittim. Öğlenden sonra mesajlar gelmeye başladı.
-Arkadaşların yanına gidiyorum.
-Sürpriz hazırlamışlar pasta falan.
-Keşke sende burda olsan.
-Onlara seni daha cesurca anlatmaya başladım diye zamanı geldikçe her mesajı gönderdi. Ben de umarım eğleniyorsundur diye sadece ikinci mesajına cevap yazdım.
-Babam beni almaya geliyor. Yanına uğrardım ama hediyeler falan var dedi.
-Sen eğlenmene bak dedim.
Biz ne zaman görüşecektik paso onu düşünüyordum. Ben daha ona doğum günün kutlu olsun bile dememiştim. Ama mesajla denir mi. O sevgilimdi benim en nihayetinde. Öküz değilse bana da zaman ayıracaktı elbet. Yemekte de mesajlar gelmeye devam etti. Önce evdeki akraba listesini belirten bir mesaj sonra
-Bu yemeği seninle yemek isterdim.
-Sen ne yapıyorsun?
Ben gönlümü seninle doyuruyorum zaten diye ilkini cevaplayıp seni düşünüyorum diye ikincisini gönderdim.
-Ben de ben de ben de yazdı.
Ama benim derdim bir an önce şu yemek bitse de bende az bi yüzünü görsem. Yüz yüze günü kutlayıp üzerine birkaç sevgi sözüyle sevgililik görevimi yerine getirsem diye bekliyordum.
-Ailecek dışarı çıkıyormuşuz dedi.
-Nereye olduğunu sorup bir süre sonra canlı türkçe müzik yapılan bir barın ismini aldım.
Evet benim de gitmem lazımdı ama onunla eğlenemeyecektim. Ailesiyle beni tanıştıracak hali yoktu.
-Şimdi yola çıkıyoruz diye mesajı gönderdi.
-Ha bu arada kiminle mesajlaştığımı sordu dayım. Arkadaşım dedim ama hiç inandırıcı gelmemiş onlara. Galiba anladılar birisinin olduğunu dedi.

Onlar gitti akabinde bende gittim. Ayrı bir yere oturup onu izledim. Herkes sahneye dönük olduğu ve bende arkalarda bir yerde oturuyor olduğum için beni fark etmedi. Bu arada bana mesaj atmaya da devam etti. Burası şöyle kalabalık. Sanatçının sesi şöyle güzel. İsteğimizi çalmıyor gibi mesajlar gönderdi derken bi sap yanına geldi. 3-4 dakika kadar konuştular.

Sapın herhangi bir tehdit olmadığını lavuk gider gitmez gönderdiği mesajla öğrendim.
-Dershaneden arkadaşlar gelmiş. Onlar da kutladılar ''doğum günümü'' tırnak içindeki bölüm büyük harfle yazılmıştı.
Derken lavuk masasına geri döndü iki üç tane daha kızla lavuk vardı. Yani herşey normaldi Kız bana son mesajında neden kutlamıyorsun doğum günümü diyordu resmen. Tamam da ben böyle kutlamak istemiyorum ki. Sonra kendi kendime ulan bu kız şimdi beni burda görür sonra bana güvenmiyor musun da takip ediyorsun gibisinden bir laf söyler. Amacım bu olmamasına rağmen zoruma gider diye düşünüp dışarı çıktım. Dışarı da kesmedi çünkü aniden dışarı çıkma kararı alırlarsa beni orda görür yine olmaz diye biraz daha girişi görebileceğim tenha bir yere gittim. Bir müddet bekledikten sonra baktım ki gün bitiyor saat 12ye geliyor. Skerim böyle işi erkek ol lan diye kendime gazı verip
hamleyi yaptım.

Kız benden doğum günümü kutlamamı bekliyordu ama ben doğum gününü sadece bir amaç olarak kullanacak planımı yapmıştım. Yoldan geçen çingene kızın birinden bir gül aldım en kırmızısından ve
-Bu mesajı okuyunca okudum diye cevapla deyip gönderdim mesajı dışarıdayken.
-Okudum?
-Dışarıdayım. Şimdi seni arayacağım müziği bahane ediyormuş gibi yapıp dışarı çıkabilir misin dedim.
-Tamam bekliyorum dedi
Çaldırdım o cevap verinceye kadar ve sonra kapattım. Dışarı çıktı sağına soluna baktı ve benden tarafa doğru yürümeye başladı. Utanmayla sevinci aynı anda yansıtan bir yüz ifadesi ile bana doğru gelirken bende elimde gül ile küçük adımlarla ona yaklaştım. Sessizce sadece birbirimize bakarak gülü verdim sarıldık. Kafam kulak izasınına yaklaştırıp iyi ki doğdun seni çok seviyorum cümlesini söylerken daha bir sıkı sarıldı.

Şanslıydım gözlerine bakarak söylemedim ve utancım geçinceye kadar ona sarılabilirdim. O bırakmak istese bile ben ısrarla sarılmaya devam edebilirdim. Sonra ben onu beklediğim ve yüzüm bar çıkışında olduğu için kapıdan dışarı çıkan babasını gördüm.

Adamın kızına sarılıyordum. muhtemelen bu kim lan kızıma sarılan böyle diye bana kısık gözlerle bakarken. Bende sanki birisinin karısıyla seks yaparken yatakta kocasına yakalanmışcasına tırsmıştım. Biraz sonra gel kız da bana seni seviyorum desin.
-Ebru galiba baban bize bakıyor dedim.
-Hangi babam dedi malca. Sonra ciddi misin dedi.
Sonra görüşelim o zaman dedi. Tokalaştık gitti. Gül de bende kaldı yüzük de. Ben adamın suratına tekrar bakamadım bile eşgalimi alıp beni sonra zorlamasın efbiay(f.b.i.)kılıklı dedektif ruhlu baba diye. Geç otur işte dinle müziğini yedik mi kızını. Gece saat ikiye kadar mesaj gelmedi. Bu saat aynı zamanda eve döndükleri ve Ebru'nun odasına çekildiği zamandı.

Mesaj geldi
-Bana söylediklerinden sonra ilk cümlemin başka bir şey olmasını isterdim diyordu.
-Şimdi kullan ben devrik cümleleri de anlarım dedim.
-Daha önce anlatmam gereken şeyler var dedi.
-Ne gibi yasaklar geldi dedim.
-Yasak koymadılar ama barda başlayıp odama girinceye kadar süren bir sorgulamadan çıktım dedi.
Oh lan ciddi bir şey yok gibiydi o rahatlamayla.
-Benden bahsederken yakışıklı olduğumu da sözlerine ekledin mi dedim.
-Benim bile şimdiye kadar sana sormayı akıl edemediğim seyleri sordular dedi.
-Ne gibi dedim?
-Mesela seni sevip sevmediğimi dedi.

Oh olsun sana Ebru hanım. Nasılmış o soru karşısında ne diyeceğini bilememek.
-Ee sen ne dedin?
-Çok iyi birisi olduğunu söyleyip geçiştirdim dedi.
-Peki beni ne kadar daha geçiştireceksin dedim.
-Seni hiç geçiştirmedim aslında sadece cümle içinde kullanmadım dedi.
Ben yazacak bir şey ararken tekrar mesaj geldi.
-İstersen söyleyeyim dedi.
-Hayır yüz yüze olsun dedim.
Biz bilmiyor muyduk mesajla söylemeyi ben söyledim utana sıkıla o da söylesin aşk müşterek.
-İyi sen bilirsin. Ben yatıyorum müsadenle dedi.
Formalite iyi geceler dilekleri içeren mesajlaşmaları hallettikten sonra yattık. Ertesi gün öğlen civarı dükkanda otururken kızın babası merhaba genç diye içeri girdi.

O bana genç demişti de ben ona ne diyecektim. Kızıyla beraber olduğumu muhtemelen biliyordu. Sadece merhaba buyrun dedim. Etrafa bakıyormuş gibi gözükürken içeri bir turist aile girdi. Onlara elma çayı satarken biraz olsun nefes alma imkanı bulmuştum ama kafamda tek bi soru vardı. Niye geldi lan bu adam ayvayı yedik diyordum. Müşteriler gitmeye yakın kahveci boşları almaya geldi. Bir şey içermisiniz diye sordum çay söyle de içelim iki tane dedi. Belli ki konuşacaktı ya da çayı içtikten sonra dövecekti kim bilir. Müşterileri gönderdikten sonra kaldık mı baş başa. Tekrar hoşgeldiniz buyrun dedim tabureyi göstererek oturdu.

-Beni tanıdın mı dedi.
-Dün geceden tanıyorum evet dedim.
-O zaman kim olduğunu da biliyorsundur dedi.
-evet biliyorum dedi.
Babacan konuşuyordu lan adam korkudan götümü sıkmayı bıraktım gevşettim az bak şimdi delikanlı
-Kim olduğun veya ne olduğun beni ilgilendirmez.
-Beni şimdilik kızım ve onun alacağı kararlar ilgilendirir.
Senden kızım okulu kazanıp okulu bitirinceye kadar hiç bir kararını etkilememeni istiyorum dedi. Bu isteğimi yerine getirsen sana da bir istek hakkı veririm dedi.
-Tam olarak ne yapmamı istiyorsunuz anlamadım dedim.
-Ben senden sadece delikanlı olmanı istiyorum dedi. Ne beni üz ne kızı üz dedi. Eğer aksi bir durum olursa sana karşı tavrımı değiştirim diyerek tehdidini de yaptı
tamam dedim.
Kalktı tokalaştı benimle güle güle dedi ve gitti.

diskopat ve Düяя-i Yєкtα Bunu beğendi.
  Alıntı ile Cevapla

Alt 24-02-2012, 20:12   #14
GreenStreetHoligans
Deneyimli
 
GreenStreetHoligans
Standart


Bu durumu Ebruya anlatmadım. Garip bir şey yoktu çünkü ortada. Esas garip olan şey sonra başladı.
3 tane tamamen zengin züppe oldukları tiplerinden kıyafetlerinden ve ses tonlarından bile belli olan zıpır dükkana geldi. Bilader kelebek sen misin dedi. Evet benim dedim siz kimsiniz. Ben Ebrunun kuzeniyim sana ceyhundan selam getirdim ebrudan uzak duracakmışsın dedi. Ceyhun kim dedim. Ebru'nun eski erkek arkadaşı dedi. Tamam tekrar erkek arkadaşı olunca gelsin bana kendisi söylesin dedim. Hem size ne oluyor hem Ebrunun kuzeni olduğunuzu söylüyorsunuz hem de onu üzen birinin adına gelip artislik yapıyorsunuz dedim. Sana ne lan sana mı sorcaz dedi. İyi sormayın o zaman güle güle dedim. Bak sonra uyarmadı deme dedi. Tamam koçum sen uyarını yaptın aferim güle güle dedim.

Oldum olası okuldayken de zengin züppelere ayar oluyordum zaten. Şimdi olaya açıklık getiriyorum. Bu züppelerden bir tanesi yani benimle konuşan gerçekten Ebrunun kuzeniymiş. Ebru Ceyhunla çıktığı zamanlarda panpa olmuşlar. Dün gece biz Ebruyla yakalanınca masadaki dayısı da duymuş olayı dayısı buna aktarmış olayı. O züppe de Ceyhun'u arayıp böyle böyle birisi varmış demiş. Ceyhun da gidin bir uyarın ben gelince icabına bakarım onun demiş. Bir Ceyhun eksikti o da oldu. Neden bu kadar zordu ki bi Türk kızla sevgili olmak. Ben bunlarla uğraşırken bizim Ebru buluşma peşinde.
-Gel dedim ne zaman istersen.
Geldi.
O romantizm peşinde. Bana seni seviyorum diyecek yüzüme karşı ama benim ayar yine kaçık.
-Merhaba falan derken bendeki bok rengi suratı gördü.
-Bir şey mi oldu dedi.
Ne olmadı ki tehdit üstüne tehdit.
-Yok dedim yorgunum biraz.
-Geç mi yattın gece dedi.
-Evet dedim
Bu şekilde biraz sürdü muhabbet. Çay içtik benim asık sıratımdan dolayı o da söylemedi ya da söyleyemedi.

Ben ne babasından ne de Ceyhun'dan söz ettim Ebru'ya. Çünkü ona sormadan önce bulmam gereken bir iki soru vardı. Bu Ceyhun ibnesinin sevgilisi yok muydu? Neden hala tehdit vari konuşuyor olabilirdi ki?? Ben Ebruyla bir kaç aydır beraber takılıyordum. Bu süre zarfında bu ibne üniversiteden hiç mi gelmemişti Alanya'ya? Peki geldiyse Ebruyla görüşmüş müydü? Kısacası niye artislik yapıyordu. Zaten elini sallasan artise denk geliyorsun. Birkaç gün olaylar durgun gitti. Biz Ebruyla mesajlaşıp ottan boktan konuşmaya devam ediyorduk sonra o akşam üstü geldi.
Dershane çıkışı yürüyelim mi dedi.
Olur dedim.
Dershane çıkışı geldi.
Dükkana girmeden hadi dedi.
Ben de dükkanı patrona bırakıp gittim.
Yürüdük yürürken heyecanlıydı. İskele caddesinde o gece sarıldığımız yere geldik. Oturalım mı buraya dedi. Baktım etrafta bir kaç çift daha var volta atıyorlar oturalım dedim. Oturduk. Gözü denizde elleri bende kelebek bende dedi.

Çenesinden tutup kendime çevirdim yüzünü ne sende dedim? Yine gözlerini kaçırmaya çalıştı ve çok da kısık olmayan bir ses tonuyla seni seviyorum dedi. Birkaç saniye sonra gözlerime bakabildi ancak tam baktığı esnada efendim anlamadım dedim.
Seni seviyorum deyip sarıldı.
Tahmin ettiğim kadar sevinmemiştim çünkü sürekli bu aşkın gerginliğiyle yaşamıştım şimdiye kadar ve çok da süreceğe benziyordu. Bir müddet sarıldıktan sonra omzumdan araladım ellerini göz göze geldiğimiz an yaklaştım dudaklarına. Önce alt dudağına sonra iki dudağına iki öpücük kondurdum. Tepkisiz kaldı ilkine ikincisinde o da bir dudak manevrası yaptı ama gerçek bir fransız öpücüğü olması için biraz daha gayretli olması gerekiyordu.

Sonra yanağıma bir öpücük koyup ellerimi iyice sıkarak gözlerini yine denize döndürdü. Olan biten her şeyi unutmuş aklım dudaklarında kalmıştı. Elimi tutarken baş parmağı ile de okşuyordu elimi. Evet artık bir sevgilim vardı içimde sebebsiz bir gurur vardı. Elleri ellerimde gözleri denizde.
Korkmuyorum kelebek dedi. Hiç korkmuyorum artık dedi.
O öyle dururken yanağına nemli bir öpücük kondurup omzuna başımı koydum. İki saat oturduğumuz o gece bir takım sevgi cümleleri ile devam etti. Ve gece sonuna dudaktan olan biraz daha tatmin edici bir öpüşmeyle geldik. Evine kadar yürüdüm. Müstakbel kayınpeder biliyordu. Kimden korkacaktım ki?
Gece mesajlaşması aşkııım diye gönderdiği mesajla başladı.
Beni hiç bırakma Ebru'm dedim.
Sen istesende serseri aşıklar gibi peşini hiç bırakmam kelebeğim dedi(bu cümleyi unutmayın).

Birkaç mesajlaşma daha derken yattık. Ertesi gün yolda yürürken modifiyeli bir araba pati çekerek yanımdan geçti ben kaldırımdan yürürken. Daha sonra 4 3 yaparak resmen ses dinletti bana. Normalde yan yola dönmem gerekirken devam ettim aynı yola. Bir müddet yürüdükten sonra tur atıp yine aynı yola gelmiş arkadan geliyor aynı araba gaz boğup aragaz çekerek. Durdu yanıma film kaplı camını indirdi.
Görüşüyon mu lan hala dedi aynı züppe.
Bana mı sordun dedim?
Başka kime soracağım dedi.
Her soruyu bana sormuyorsun da dedim.
Adam gibi cevap ver lan dedi.
Evet görüşüyoruz dedim.
Sapı yedin olm sen dedi.
Arabanın içine hafif eğilip sonra doğruldum.
Ben sende öyle bir sap göremiyorum dedim.
Yanındaki züppe ne diyon lan sen dedi.
Dışarı çıkın da arabaya tecavüz almasın dedim.
Çıkmazlar biliyorum çünkü tipine soktuklarım da kavga edecek yürek yok.
Seninle görüşeceğiz olm dedi.
Kralınla gel çakalım dedim yürüdüm.
O da bastı gitti.

Her geçen gün Ebruyla duygusal anlamda daha da bağlandık. Görüşmeden duramaz olmuş iki cümleden bir tanesi seni çok özledime dönmüştü mesajlaşmalarda. Halbuki hergün görüşüyorduk. Artık bana olan sevgisini cesurca bana söylüyordu. Resmen sevgiliydik lan işte. O züppe tiplerinden başka birisi beni aradı. Kimsin lan sen dedi. Yanlış numara dedim kapattım tekrar aradı. Kapatırsan gebertirim olm yalnız mı sandın lan Ceyhun'u dedi. Kimsin aslanım dedim Ceyhunun arkadaşıyım dedi. Önce Ceyhun gelsin onu skeyim sonra sen sıranı bekle dedim kapattım.
Ama her an bi olay çıkacaktı. Artık tetikte olmak gerekiyordu. Beni uyuz eden olay Ceyhun'un kızla bi alakası kalmamış kızı terk edip başka bir manita ile çıkıyor. Hala Ebruyu kıskanıyor. Neden bıraktın o zaman. Geçen zaman içinde esnaflar bilen bilir kaynaşır. Bizde kaynaştık. Ahbap sayısı çoğaldı anlayacağınız.
Bu arada bu durumu Ebru'ya anlatsam mı anlatmasam mı diye düşünüyordum
mutlaka korkacak bana bir şey olacağından ve bu durumdan kötü etkilenecekti. İşin diğer tarafı kıza anlatsam o da bazı kişileri arayıp en başta Ceyhun ve kuzenine sövecekti ama bu erkek milleti tarafından kancıklık olarak bilindiği için
ve o züppeler arkamdan tırstı ispitledi korktu gibi eleştirilerde bulunacaktı. Peki benim yaptığım ''gider e gider''e yakışır mıydı bu yakışmazdı tabi. Ben de anlatmadım. Bekleyelim ve görelim ne olacak diye.
Birkaç gün geçtikten sonra hikayenin yardımcı erkek oyuncusu da sahnedeki yerini aldı.

Ben kendimi kavgaya hazırlamıştım. Diğer dükkanlarda çalışan tezgahtar arkadaşları da alarma geçirdim. Birkaç başka tanıdığa da durumu anlattım. Orduyu kurdum bekliyordum bir nevi. Sonra o geldi yanında bir kişi ile. Tanımıyorum ya buyur bilader dedim ben Ceyhun dedi.
Yakışıklı bir ibneydi beyler bana göre vücut olarak biraz daha gelişmiş teke tekte indirmekte zorlayacak cinsten. İki kişiyle geldiğine göre ya artislik yapıp gidecekti yada konuşacaktı. Evet dedim Ceyhun söyle derdini.
Duydum ki Ebru'ya asılıyormuşsun dedi.
Evet dedim.
Yanlış yapıyorsun bilader biz onunla hala görüşüyoruz dedi.
Bi dakika lan dur ne görüşmesi. Ayrı değil miydi bunlar. Bu lavuğun başka kız arkadaşı yok muydu?
Ebru benim sevgilim olmamış mıydı? Göz göre göre aldatıyor muydu?
Hassktir lan Ebrunun davranışları sahte olamazdı. Seni seviyorum derken cok inandırıcı söylemişti. Ben lavukla laf dalaşı yapmayı beklerken beni mal gibi ortada bırakmıştı. Bu gece de görüşeceğiz dedi. Telefonu çıkardı. Ebru'nun numarası olduğunu teyit ettiğim bir numara tamam saat 18.de x cafeteryada olacağım diyordu.
Bu saat aynı zamanda Ebru'nun dershane çıkışına da denk geliyordu. Kafadan aşşağı kaynar sular döküldü mecazını bu kadar şiddetli hissetmemiştim daha önce. Aklımda yine cevapsız bir sürü soru belirmişti. Cevapları alabileceğim tek kişi vardı o da Ebruydu. Lavuğa çıkarıp Ebrunun bana gönderdiği aşk mesajlarını bile göstermemiştim. Aldatılma hissi psikolojisi ile göstermeyi salla bir şey bile diyemedim ibneye. Ve gitti.
Bir müddet sonra Ebru'ya mesaj attım aksam dershane çıkışı dükkana gelebilir misin diye.
Bu akşam az işim var. İşim bitince arayayım mı seni dedi.
Ne işin var dedim.
Bir arkadaşla buluşacağım dedi.
Ulan düpedüz aldatılıyorum hissine kapıldım.
Aşktan sevgiden soğudum. Bu kadar da olmazdı ki!
Tamam sana iyi eğlenceler dedim.
Gitsem mi gitmesem mi diye çok büyük muallak da kaldım. Gitsem sinirden çatlayacam mekanda olay çıkaracam diye korkuyordum ama gitmesem de acaba ne yapıyorlar diye meraktan kuduracaktım. Aşkının ızdırabına senin emi. 30 dakika gibi bir zaman sonra özlediğini belirten bir mesaj daha gönderdi. Vardı bi bokluk ama ne?

Onlar buluşurken sap gibi dükkanda oturmanın bir mantığı yoktu. Sonuçta gönül işiydi bu. Kim sevdiği kızın eski sevgilisi ile buluşmasına duyarsız kalabilirdi ki. Bitecekse bitsin çekeceğimiz acıları baştan çekelim mantığı ile onların buluşma saatinde uzak bir tenhada ama görebileceğim bir noktada cafeteryanın dışında bekledim. Az çok benim o an nasıl bir tedirginlikle beklediğimi tahmin edebilirsiniz derken ilk lavuk göründü. Dışarıda beklemeye başladı. Benim için önemli olan karşılaştıklarında nasıl davranacaklarıydı. Zira Ebru bana onu unutamamaktan yakınmıştı. Acaba benimle olan her şeye rağmen ona olan eskiye ait duygularına tekrar yenik mi düşmüştü? Ebru da göründü. Gözlerim fal taşı gibi açıldı.
Hiç görmek istemediğim bir manzaraydı. Çok ciddi söylüyorum insanların neden cinayet işlediğini anlar gibi olmuştum. Sevdiğim öldüğüm geberdiğim kız başka bir lavukla sarılmıştı kapının dışında. Hadi olm kelebek sana yol göründü bu ilişkide ötesini izlemek sana sadece daha çok acı verir diyerek yoluma gittim.

Düяя-i Yєкtα Bunu beğendi.
  Alıntı ile Cevapla

Alt 26-02-2012, 14:16   #15
GreenStreetHoligans
Deneyimli
 
GreenStreetHoligans
Standart


Bir saat kendi kendimi yedikten sonra mesaj geldi. Aşkım nasılsın nerdesin diye. Mal Ebru cehennemin en dibindeyim demek istesem de demedim. Hiçbir şey yazmadım. Dükkana geliyorum dedi.
Gel bakalım! Yine cevap vermedim. Ve dükkana geldi.
Hiçbir şey yokmuş gibi davranıyor canım cicim muhabbetinde.
Neredesin sen Ebru dedim çok ama çok sert bir ifade ile.
Arkadaşın yanındaydım dedi.
Hangi arkadaşın dedim ama patlamak üzereyim yalan söylese dövecem o derece.
Eski bir arkadaşımın yanındaydım dedi.
Kim dedim eski arkadaşın.
Ya boşver önemli birşey yok dedi.
Şimdi bu dükkandan çıkıyorsun bir daha da gelmiyorsun dedim.
Ne oldu yaa falan dedi.
Ebru git Ceyhun mudur nedir onunla gönül eğlendir. Şimdi derken de ciddiydim kaybol dedim.

Ağlamaklı gözleri tam olarak anlamadağım mazeretleri bile beni sakinleştirmeye yetmedi. Her konuşmasında dinlemiyormuş gibi ses tonumu arttırarak kovdum. O bana lütfen dinle diyor bense ona telefonu mu sil beni bir daha arama mesaj da atma diyordum. Beni dinleyinceye kadar bir yere gitmiyorum dedi. En sonunda sktiri de dedirtti bana ısrarları. Sonra dükkanı bile kapamadan sen gitmiyorsan ben gidiyorum dedi. Çıktım dükkandan dışarı yürüdüm yol boyunca ve o da arkamdan geldi. Kelebek sabaha kadar beni arkandan yürütürsün kapında bekletirsin. Beni dinle ondan sonra ne yaparsan yap dedi.
Dinleyecek bir şey yok ben görmem gerekeni gördüm. Git Ceyhununa sarıl ona anlat derdini dedim.
Ağlamaklı ve çok yüksek bayan sesiyle gerizekalı dinle dinle dinle diyerek ağlamaya devam etti.
İçim yandı be! Sevdiğim kız ağlıyordu.

İçim yanmıştı ama ilk defa aldatıldığımı sanıyordum. Pek kolay olmadı sakinleştirmek kendimi. Zaten o ibnelere tilttim. Bir de bizim kız gidiyor onunla konuşuyor. Sadece konuşsa eyvallah ama randevu alıp buluşuyor bide sarılıyor!
Hiç takmamış göründüm ağladığını yoluma devap ettim. Taksi çevirip evime gittim. Mesaj üstüne mesaj telefon üstüne telefon ama hiç birine cevap vermedim ama içimdeki kini de kusmam gerekiyordu. Ne olursa olsun madem bana bir açıklaman var ne diye sarılıyorsun kavata.
Madem konuşmanız gereken bişey var eyvallah eski sevgilin bi kereliğine konuş
ama Alanyaya gelir gelmez ne bu buluşmalar. Sen Alanyaya gelir gelmez buluşuyorsan kim bilir daha önce kaç kere geldi kaç kere buluştunuz veya her gün benimle mesajlaştığın kadar onunla da mesajlaşıyorsun.

Telefonu kapattım. Kapatmadan önce patronu aradım işe bir kaç gün gelmeyeceğimi söyledim. Ya olur mu falan dese de hastayım dedim salladım
ilk gün işe gitmedim. Akşama doğru evde sıkıldım dışarı yürümeye çıktım. Sağda solda biraz oyalandım akşam 8 gibi eve geldim.
Kapıyı açtım içeri girdim salonda annemle kim oturuyor biliyor musunuz?
Biliyorsunuz tabi Ebru gelmiş.
Yuh ki ne yuh! Dükkandan ev adresini istemiş. Patron da adres vermek bir yana direkt eve getirmiş. Sağ ol ibne patron!
Annemle belirli bir süre konuşmuşlar kaynaşmışlar bile. Laf da geçmiş olsuna geliyor dükkandan hasta olduğumu duyunca ama hasta piyasada yok.

Kafamı odadan içeri uzatıp onu görünce şok olmuştum. Bir an şaşkınlıkla bakarken sinir yine tepeme çıktı. Ebru'yu görmek bana sinir veriyordu ve ben sinirliyken ısrarcı hali beni daha çok sinirlendiriyordu. Anneme anne misafirin var galiba ben yatıyorum dedim.
Olm senin misafirinmiş dedi.
Baştan aşağı süzer gibi yapıp ben tanımıyorum arkadaşı dedim.
Kapıyı kapatıp yan odaya geçtim ama yalan söylemeye de gerek yok gelsin bana yalvarsın durumu iyice açıklasın gönlüm rahatlasın tekrar sarayım seveyim öpeyim istiyordum. Ama bendeki gereksiz gurur sürdükçe sürüyordu. Odaya gittim bekliyordum gelsin diye. Gelmedi annemle konuşuyor konuştukça konuşuyordu. Bir süre sonra dış kapı açıldı kapandı ve hemen odadan fırladım. Kapıyı bir açtım karşımda sadece Ebru.
Gitmemiş numara yapmış biliyor tabi köpek gibi geleceğimi arkasından anneme art arda seri sorularla ne konuştuklarını soracağımı.

Evet onu karşımda görünce aslında ona ne kadar ihtiyacım olduğunu da belli etmiştim. Tek cümle kurup gitti beyler
-Bir daha dinlemeni istemeyeceğim. Kapıyı açık bırakıyorum.
Dedi çıktı.
Eveet iş bana kalmıştı. Ya arkasından gidip ne yaptığını öğrenecektim ya da sevdiğim kızı kaybedecektim. Gurur bazen insanlarda çok ağır basıyor. Bazen karşı tarafın haklı olduğunu bile bile tükürdüğünüzü yalamak istemiyorsunuz. Gitmedim!
O aşağı inerken kapıyı da hızlıca çarptım üstelik.
Akabinde sen bilirsin diye mesaj geldi.
Başka da gece boyunca mesaj gelmedi. İnsanın içi içini yemesi bu olsa gerek gece boyunca bu duyguyu hissettim. Bir yandan salla olm en iyisini yaptın derken bir yandan da kendime kızıyordum ve hep bir daha geri gelmezse korkusu vardı.

Bir gün geçti tam 24 saat ses soluk çıkmadı. Abartmış mıydım tepkiyi evet abartmıştım. Onsuzluğa alışabilmeyi bir yana bırak onunla beraberken onu düşünme aralığım saniyede bir ise salisede bire çıkmıştı. Mal kelebek kıza gidip tamam anlat dinliyorum da denilmez. O gece yattım ama yatamadım. Sabah işe gittim hani gelir diye gelmedi. Dershanenin önünde dolaştım hani çıkar da görür diye çıkmadı. Gidebilme ihtimali olan yerleri dolaştım ama yoktu. Bir sebep de bırakmamıştım tekrar mesaj atmak için. Elim telefonda erkekliğe bok sürmeden yazılabilme ihtimali olan bütün mesajları aklımdan geçirdim ama aklıma sokayım bir şey gelmedi aklıma.

Ceyhun efendi tekrar belirdi.
-İki kere daha buluştuk. Haberin olsun unut bence sen o kızı dedi.
-Tamam aferim hayırlı olsun dedim.
-He yani akıllı ol dedi.
-Tamam abi özür dilerim bir hatamız varsa yengeyi de rahatsız ettik kusura bakma dedim.
-Ben yokken peşinde olduğunu duymayayım dedi.
-Duysan ne yapacan aslanım dedim.
-Duyunca görürsün dedi.
Üstüme yürüyerek.
-Bekle lan dedim.
Ebru'yu aradım numarayı göstere göstere. Alo sesinden sonra seni seviyorum deyip kapattım. Cevap bile veremedi.
-Duydun hadi icraata geç dedim.
O bana tip tip bakarken dayanamadım o sinirle ben ona indirdim kafayı burnuna şerbet burnunu tuttuğu eline damlarken iki tane daha patlattım. O da bana yarım bi yumruk attı. Hemen millet toplandı. Bu arada Ebru da bana mesajlar atıyor ama okuyan kim meşgulüm. Dükkanın dışına çıkardılar. Saydım sövdüm arkasından gitmeye çalıştım ama zor sakinleştirdiler. Hala bağırıyor ibne seni döveceğim fln diye. Yiyorsa gel! Telefonu çıkardım gönderdiği mesajları hiç okumadan çabuk aşağı in seni bekliyorum evin önünde dedim. Gittim evin altına hala yok. Çabuk ol diye mesaj attım. Bir kaç dakika sonra göründü. Direk mevzuya girdim sen onunla tekrar görüştün mü görüşmedin mi dedim?

Düяя-i Yєкtα Bunu beğendi.
  Alıntı ile Cevapla

Alt 29-02-2012, 15:36   #16
GreenStreetHoligans
Deneyimli
 
GreenStreetHoligans
Standart


Hangi Ceyhunla dedi.
İbne Ceyhunla demek geçti içimden o an sinirle ama
-Sevgilinle dedim.
-Eski sevgilimle dedi eskiye baya bir vurgu yaparak.
-Buluştun mu buluşmadın mı dedim?
-Dinleyeceksen cevap vereceğim dedi.
-Ebru buluştun mu buluşmadın mı dedim ses tonunu yükselterek.
-Evet buluştum dedi.
-Mutluluklar dilerim dedim. Dedim ama gözlerim doldu. Tam gitmeye yeltenirken
-Hani seviyordun dedi.
-Bazen hata yapabiliyor işte insan dedim.
-Senin tek hatan beni dinlememek dedi.
Gözlerim dolu ve sinirli bir şekilde
-Hadi bi kere buluştun anlamadım ama hadi oldu diyelim ikinci üçüncü belki de benim bilmediğim yüzlercesi vardır.
Unutmakta bu kadar zorlandığını söylediğin birisiyle bu kadar çok buluşmanın mazereti bence olamaz. Belli ki unutmadığına geri dönmüşsün. Saygı duyuyorum. Göz göre göre beni aldattın. Bir de gözümde yalancı olma mazeretlerinle ben gidiyorum dedim.
Ağladım ağlayacam ne zormuş sevdiğin birine elveda demek. Gidiyorum dedim ama içimden dualar ediyorum beni durdursa gönlüme su serpecek bir açıklama yapsa kurtulsam bu acıdan diye.
-İyi alıştın bu ben gidiyorum deyip gitmelere. Bu mu senin sevgin dedi.
Ohh dedim anlatacak galiba.
-İster dinle ister dinleme ben anlatıyorum dedi.
Kulağımı iyice kabartarak dinledim. Birinci ağızdan anlatıyorum.

Ceyhun beyefendisi ooo yeni sevgili yapmışsın diye buna mesaj atmış üniversitedeyken. Bizimki cevaplamamış. Bende seni unutamadığımı sensiz yaşayamayacağımı anlamıştım halbuki diye bir mesaj daha göndermiş. Bizimki yine cevaplamamış. Yarın sabah Alanyadayım senin için diye bir mesaj daha atmış ve bir kez daha cevaplamamış Ebru. Ebru'nun anlattığına göre Ceyhun'a olan nefret duyguları sevgilisi olan birine asıldığı için iyice artmış ve bir nevi intikam almak için Ceyhun Alanya'ya gelince buluşma davetini kabul etmiş. Cafeteryanın dışında buluştuklarında Ceyhun seni çok özledim diyerek sarılmış
sonra içeri geçmişler Ceyhun pişmanlıklarını bildiren bir konuşma yapmış. Bizimki anlattıkların bittiyse şimdi gözlerimin içine bak demiş. Bakmış ibne ceyhun:
-Ben kelebeği çok seviyorum deyip kalkmış gitmiş Ebru.
Sonra Ebru dayısının karısı yengesinin yanına çay içmeye gitmiş. Bunu gören ve bana arabayla artislik yapan kuzeni Ceyhuna haber vermiş. Gel eve çabuk diye. Ceyhun'u kızın yengesi de oğlunun arkadaşı olması sebebi ile tanıyormuş. Ebru durumdan hoşnutsuzken o bir şekilde odada yalnız bırakmış Ebru ile Ceyhunu. Ceyhun lütfenli yalvarmalı bir şekilde derdini anlatmaya çalışmış. Ebru gitmek ister görününce kızın kolundan zorla tutarak hala birbirimiz seviyoruz biliyorsun derken benim hakkımda da beni kötüleyecek bir kaç söz ilave etmiş.(içeriğini söylemedi) Kolundaki hafif morluğu da gösterdi anlatırken Ebru.
-Bundan sonra onun kadar adam ol başkalarını bari üzme demiş ve çıkmış gitmiş evden. Sonra lavuk mesaj üstüne mesaj atmış.

Vay şöyleydi vay böyleydi atmış da atmış mesajları. Son mesajında da eğer aşağı inmezsen kelebeği dövmeye gidiyorum demiş. Ebru'nun evde olduğunu bildiği bir anda. Bizimki sinirle inmiş ağzına ne geldiyse saymış. Çektiği tüm acıların hesabını sorarcasına kusmuş içinde kalan ne varsa. Sonra da eğer gidip öyle bir şey yaparsan kendime zarar veririm sorumlusu sen olursun diye tehdit etmiş.
Lavuk sarılmaya çalışarak affet beni sakin kafayla tekrar konuşalım durumu düzeltebiliriz tarzında sözler söylemeye çalışmış. Bizimkisi sarılmayıp gözlerinin içine bakarak tekrar ediyorum ben kelebeği seviyorum. Bir daha ne mesaj at ne ara ne de gel demiş.
Evet Ceyhun süzmesi kaybetmeyi kabullenemeyerek yapmış bunların hepsini
bunları kavga ederken bilsem iki yerine 5 vururdum.
Kızın sözleri bitmiş gibiydi. Ben kıza Ceyhunla tekrar muhattap olmasın diye kavga ettiğimizi söylemedim. Ceyhunun salladığı yumrukta çeneme yarım geldiği için bir belirti yoktu. Ben ne diyeceğimi düşünürken içimi sızlatan sözleriyle devam etti:
-Bana telefon açıp seni seviyorum deyip kapattığında dünyalar benim olmuştu. İster inan ister inanma anlattıklarıma ama ben seni çok seviyorum kelebek dedi hafiften düğümlenmiş sesi ile. O an sarılmamız gerekiyordu. Bu konuşmanın arkasına sıkı bir kucaklaşma giderdi ama ben biraz suçlu hissettim kendimi sarılamadım. O da galiba ona inanmadığımı düşünerek yeltenmedi bir müddet bana baktı.
Söyle lan işte gerizekalı bende seni seviyorum de demek geldi içimden ama mallığımdan dolayı söylemedim.
-Yalan mı söyledin yoksa bana. Sevmiyor musun dedi?
Vazoyu kırmış çocuk suçluluğu ve bakışları ile
-Ben seni hep böyle üzeceğim galiba kusura bakma ben gideyim artık dedim
ellerimden tuttu gitme dedi ama ben gittim.
Şimdi düşünüyorum da ne kadar inatçıymışım. Allahtan kız benden soğumayıp o mesajı gönderdi arkamdan.

Ben giderken kız arkamdan mesajı gönderdi.
İstediğin kadar git amacın sabrımı sınamaksa acelem yok ama başka bir nedenle sevgin bittiyse en azından haber ver. Evet böyle bir ihtimal de vardı. Kız benden soğuyabilir boku bokuna gurur yapıyor olabilir ve hatta kızı kaybedebilirdik ama sinirliydim. Bu mesaja da cevap vermem gerekiyordu. Bir daha bilmem gereken şeyleri vaktinden önce anlat dedim. Söz dedi sonuna gülücük ekleyerek. Sonra düşündüm ulan bu kız beni bu kadar zamanda bu kadar delicesine nasıl sevmişti. Korkmaya başladım böylesine bir kızı üzmekten çok korkuyordum. İşin en doğrusunu söylemek gerekirse anamdan başka kimse bana bu kadar değer vermemişti. Ben de kızı seviyordum. Be ******** o zaman nedir bu afra tafra tripler diyeceksiniz evet haklısınız ama bende bilmiyordum.
-İyi geceler demeyecek misin diye bir mesaj daha attı.
-İyi geceler yazdım sadece
-Geri gelemez misin dedi.
-Yarın görüşürüz dedim.
-Lütfen dedi.

O kadar da abartmaya gerek yoktu. Tamam yeter işte affettik bokunu ne çıkarıyon o kadar kavganın üstüne romantism gider mi.
-İyi geceler ebru dedim.
-İyi geceler kelebeğim dedi.
Geceyi tamamladık
Ertesi gün kalktım. Ceyhun'u bulmam lazımdı ama çoktan gitmiş okumaya.
Bu arada sınavda yaklaşıyordu ve ben hiç sınava çalışamıyordum. Ara sıra o hazırlık test kitaplarına bakıyordum o kadar. Sonra içimi bir korku daha aldı. Bu kız bir yeri kazanıp gidecekti elbet ya ben? gitsem ne olacaktı?
Anada para yok baba da para yok bende birikim yok. Günlük kazan günlük ye. Başka bir şehire gitsem yurt parasını boş ver Alanya'ya geri gelecek birikim bile yoktu. Hani önümüz yazdı turizm biraz daha canlanır biraz para biriktirebilirdim ama yetmezdi. Ben pederinden yardım almadan okuyan çok az çocuk tanıdım ama askerlik de geliyordu. En azından sınava girip açık öğretim yapmalıydım. Ebru ertesi gün geldi oturduk konuştuk. Ona durumları anlattım ilişkinin devam edebilirliğini sabrının sınırını sordum.
-Yeterince sevmiyormuş gibi mi görünüyorum dedi.
Evet seviyordu ama araya uzun ayrılıklar girecekti.
Turist kızlarından biliyordum bu muhabbeti. Yazın gelir sevişirsin sonra bir kaç e mail bir kaç telefon bir süre yazar sonra gider başkasını bulur. Aynı şeyin Ebru'da da yaşanmasından çok korkuyordum.
-Birbirimizi üzmeden en mantıklı olanı yapalım. Ayrılmak gerekiyorsa seni üzmemek için razıyım dedim.


Kaç gündür bunun peşinde misin kelebek. Bu muydu amacın. Düşüne düşüne bu mazeretimi mi buldun. Tek biz mi olacağız uzaktan seven sevmiyorsan açık açık söyle dedi.
Bak sen. Şimdi de ben yanlış anlaşıldım.
Çok hoşuma gitti lan bu tavrı. Aldın mı cevabı dedim kendi kendime ama dur lan en azından yanlış anlaşılmadan kurtulmam lazımdı. Uzat elini dedim uzattı istemeyerek ve kızgın halini devam ettirerek.
-Göğsümün sağ tarafına götürdüm. Sence yalan mı söylüyorum dedim.
Salak değil ki kız. Kalp öbür tarafta değil mi senin dedi. Doğru cevabı gözlerimde aramalıydın dedim. Şöyle hafiften gülümseyerek baktı. Buydu olay beyler karı kız milleti kandırması en kolay millet dedeler demiş. Atmasını bildikten sonra tüfeğin atmayanı istemesini bildikten sonra avradın vermeyeni yoktur.
-Bak dedim seni bu kadar sevdim. Senin yaşadığın acıları en iyi senin gözlerine bakarken onu görürek anladım. Başkaları benim gözlerime baktığında senden kalmış acıları görmesin dedim.
Kafamı iki elinin arasına aldı çenemi hafif kaldırıp gözlerime baktı söz kelebeğim dedi.
Dükkan bu kadar romantizm çok fazlaydı biri görse makara yapar liseli aşıklar gibiydik.

Birkaç gün devam ettik böyle. Sonra seni eve davet etsem gelirmisin dedi. Sizin eve mi dedim? Evet annemde babamda seninle tanışmak istiyor dedi.
Ben zaten babasıyla tanışmıştım ama kız bilmiyordu tabi.
O yüzden basit bir mantıkla eğer kızın babası da istiyorsa o zaman sorun yoktur dedim ama ben utanıyordum.
Başka zaman dedim ısrar etti.
Sürekli senden bahsediyorum merak ediyorlar seni dedi.
Ya olmaz şöyledir böyledir dedimse de ikna edemedim.
Ertesi akşama davet edilmiştim bile.
Çalıştığım hediyelik dükkanından masa üstü üfleme camlı üçlü bir mumluk aldım. Çok şık bir şeydi. Eve gittim mesaj atarak Ebru'ya.
Kapıyı açtı içeri girmeden ürperdim.
O neydi öyle bir apartman dairesi bu kadar lüks nasıl olabilirdi ki elimdeki hediyeden utandım etraftaki aplikleri görünce.
Sıcak bir karşılama oldu.
Biladeri de iyileşmiş.
Bilirsiniz tüm gözler üzerinizde herkes size bakar ağzından ne çıkacağını bekler yediğiniz yemekten bile zevk almazsınız sıkıntıdan ama çok hoş karşıladılar. Artık Ebru benim hakkımda ne anlattıysa onlara
-Soracak pek fazla bir şeyimiz yok Ebru her şeyi anlatıyor sağ olsun dedi annesi.
Eh Ebru artı ben kıpkırmızı zaten tedirginim sayın valide bu kadar gelme işte üstüme.

Kızın babası çok ibne bir gençlik yaşamış görmüş geçirmiş kral adama benziyordu. Muhabbet döndü dolaştı üni sınavına geldi. Nereyi istersin gibi bir soru geldi babasından. Şimdi boka sarmıştı muhabbet. Ebru da tedirgin oldu bu sorudan ama o da gerçekten istiyordu benim bir üni de okumamı. Henüz karar vermedim sınav sonucuna göre değerlendireğim dedim. Vakit bulabiliyor musun sınava hazırlanmaya dedi.
Ebru rahat bıraktığı zamanlar evet dedim.
O zaman hiç çalışamadın dedi babası.
Gülüşmeler falan derken ortam yumuşadı.
Yemeğe geçelim dediler.
Hem yemek hem muhabbet devam etti. Kızın annesi de ne yemekler yapmış harbi fakirmişsim o gün onayladım. Yemek bitti salona geçtik.
Durum öncesini aktarıyorum. Ebru benim maddi durumun kısıtlı olduğunu üniversitede para ihtiyacımın olacağını bu yüzden açık öğretim okuyacağımı anlatmış. Bayanlar da mutfakta kahveyle uğraşırken kızın babası
-Sana birşey soracağım anlatacağım ama yanlış anlama lütfen dedi.
-Buyurun dedim.
-Biz dedi çok şanslıydık anamız babamız zenginmiş onlardan bize kaldı dedi. Ben elimden geldiği kadar diğer insanlara hep yardım etmeye çalıştım maddi konuda dedi hemen sözünü kestim.
Yanlış anlamaya başladım. Devam senaryosunu biliyorum. Sağ olun iyi niyetiniz için ama hayır teşekkürler dedim.
- Bitirseydim dedi.
- Sözünüzü kestim kusura bakmayın dedim devam ettim.

Maddi yönden doymuş olduğunuz belli dedim sağa sola bakarak ama manevi yönden de çok doymuş birisine benziyorsunuz. Bana çok iyi davranmanızdan bu sonucu çıkardım. Ayrıca misafirperverliğiniz için de teşşekkür ederim. Size zaten Ebru için bir söz verdim ama illa ki birşey paylaşmak istiyorsanız bu sevginizi böyle devam ettirin yeter bana dedim.
-Bunu bence bir daha düşün. Sana borç vereceğim sonra kazanıp bana geri vereceksin dedi.
-Lütfen dedim. Sağ olun. Bu kadarı fazla olur. Siz benden Ebru'nun alacağı kararları etkilememi istediniz ama sizden borç alırsam benim Ebruyla ilgili alacağım kararlar değişebilir dedim.
Adam öküz değildi anladı. Para baskısı altında aşk olursa zoraki sevmeye devam ederim demek istediğimi ama samimiyetinize inanarak teşekkür ederim dedim. Unuttuk o zaman bu konuşmayı dedi. Unuttuk dedim.
İçeri bağırdı nerde kaldı kahveler diye. Bir nevi artık konuşma bitti getirin kahveleri sinyali gibi gelmişti bana bu.
Suratım düştü. İncindim içten içe. Tamam eyvallah bey amca kötü niyetle teklif etmedi ama... Belli etmemeye çalışarak sahte gülümsemelerle devam ettim.
-Anneni de getir birgün oturalım dedi annesi.
Anneme bu söylenir mi. Annem gitmez ki zaten.
Ne diyecem sevgilimin annesi seni çağırıyor mu diyecem. Bacaklarımı keser önce okulunu oku diye. Tamam Ebru benim annemle bende onun ailesiyle tanışmıstım yeter bu kadar samimiyet şimdilik
-İnşallah dedim.
Bu arada kzın biladeri piçosu tam bi ps hastası yemek bitti direk odasına gitti. İçeriden sesler geliyor. Futbol oynuyor bizi takmıyor bile. Üç beş muhabbet daha yapıp izin istedim. Yine gel dileklerini belirttiler. Annesine babasına teşekkür ettim. Ebru bende geleyim aşağı kadar dedi. Sen bilirsin dedim aşağı indik apartmanın giriş katında ki koridorda durduk.

Babası ile konuştuklarımız da Ebru'nun da parmağı olduğunu düşündüğüm için Ebru'ya rahatsızlığımı belirtmek istedim ve koridorda elini tutarak yürümesi engelledim. Ne oldu dercesine bana baktı
-Sen burdan dön istersen yukarıda gecenin kritiğini yapmak için seni bekliyorlardır dedim.

Hiçbir şey olmamış gibi yaramaz kız bakış ve gülümsemesi ile
-Önce ikimizin bir kritiğini yaparız diye düşünmüştüm halbuki dedi.
Derken de sarıldı.
-Ebru her gece ilişkimizin kritiğini yaparken mutluca iyi geceler dileyebileceğimize emin misin dedim.
-Onu bilemem ama her gece hala senin kız arkadaşın olma mutluluğunu istiyorum kelebeğim dedi.

İçimdeki sebepsiz korkulara bir yenisi daha eklenmişti. Bu kız beni çok seviyordu ama ya bu hevesi bir gün biterse onun bana olan ilgisi beni ona iyice bağlıyordu. Bu sözleriyle kırgınlığım biraz geçti. Romantizmin amuna koymak bu olsa gerek
-Yeter mi bu kadar kritik gideyim mi dedim.
-Bir yere gidemezsin dedi ellerimi tutarak ve dudağını büzerek.

Düяя-i Yєкtα Bunu beğendi.
  Alıntı ile Cevapla

Alt 01-03-2012, 14:53   #17
GreenStreetHoligans
Deneyimli
 
GreenStreetHoligans
Standart


Korkma bir yere gidemem ki sadece kalbinin hücreleri arasında yer değiştiririm dedim. Nasıl böyle sözler söyleye bildiğimi yıllardır gönlümdeki beklenen sevgiliye hasret olarak yorumluyorum yoksa daha önce duyduğum veya kullandığım cümleler değildi.
-Yürüyelim mi biraz dedi.
-Yok üşürsün böyle dedim.
-Sen sarılıyorsun ya işte dedi.

Sadece kalbini ısıtmayla olmaz bu iş dedim.
-Esas sensizken üşüyorum ben deli dedi.
O böyle konuştukça nasıl sevineceğimi bile bilemiyordum. Gülmeyi karıştırır oldum. Yüzümdeki mimikleri tekrar gözden geçirmem gerekti. Dudaklarım suratımda garip yerlere gidiyordu. Aşk ne güzeldi lan!

Yok burası iyi gelen geçen komşulara yakalanmazsan sorun yok dedim.
-Ne yaparken yakalanmazsak dedi gözlerime o nasıl bir bakışsa bakarak sen kaşındın diye düşünerek.
-Böyle dedim ve yaklaştım dudaklarına
Eh onun da canına minnetmiş ve dudaklarımız birleşti. Kendimden geçtim. Sanki bir senedir açım da annem kuru fasulye pişirmiş. O derece
daha önce turist kızlarla benzer öpüşmeler olmuş ama hepsi yatakta son bulmuştu. 5 dakika civarı öpüştük ama bu farklıydı. Nasıl diye sormayın farklı işte. Penisim bile kalkmadı nefessiz öpüşüyor olmamıza rağmen. Derin bir oh çekerek ayrıldım dudaklarından ve
-Ben gideyim artık yoksa kötü şeyler olacak dedim fırlamaca gülerek.
-Deli diyerek güldü. Orta şiddette karna da yumruk salladı.
-Deli senin delin güzelim diyerek.

Kendime çektim ve bir kez daha öptüm dudaklarından karşılık beklemeyerek. İyi geceler bile demeden göz kırparak döndüm kapıya yöneldim. Onda bir hareket yoktu. Kapıya geldim hala bekliyordu aynı yerde. Ben beklerken kapıya geldi. Ben ona bakarken
-Öpmeye mi geldim sandım misafir uğurluyorum hadi dedi elini sırtıma uğurlarcasına koyarak. Gülme krizine giriyordum karnımın içinde güldüm.
-Sen bilirsin dedim imalı imalı bakarak.

Apartmanın dış kapısında kaldım bu arada. O bana göz kırptı bu sefer. Bende ona bir öpücük gönderip gittim. Sınava 20 gün civarında bir şey kalmıştı. Bundan sonra atacağım adımlarda daha dikkatli olmam lazımdı. Beni ve Ebru'yu riske atacak herşeyden kaçınmalıydım. Onu üzecek ve aklını sürekli bende bırakacak imzalardan kaçınmalıydım. Sınav gününe kadar olan her buluşmamızda onu sınava motive etmeye çalıştım. Sanki ben girmeyecem sövdüğümün sınavına. Aklıma takılan ufak soruları bile sormadım kafası karışmasın diye. Mesela ceyhun ona hala mesaj atıyor muydu?

Bu süre zarfında ben eve tekrar davet ettiler ama sınav sonrasına salladım. Bende ufak ufak daha fazla test çözerek kendimi sınava hazırlamaya çalıştım.
Ebru her ders çalışma arasında mesaj atıyor her sıkıldığında da buluşmak istiyordu. Yüzde 70 civarını salladım ama bende özlediğim için geri kalanında buluştuk. Bu buluşmalarda garip şeyler konuşmayıp sevdiğini söylediği zaman bende o öpmek isterse abartmadan karşılık vererek öpüştük. Bir ara ondan soğuyor olduğumu düşünsede sınavdan sonra ne isterse yapacağıma söz vererek ört bas ettim. Sınavdan bir gün önce beraber hangi okulda sınava gireceksek o okullara gittik. Sanki bilmiyoruz da. Ebru'nun buluşma bahanesi işte. Birbirimize şans kalemleri aldık bir kırtasiyeden. Akşama kadar beraberdik. O biraz daha beraber olma konusunda ısrar etse de ben onu benim için kendin ve aileni tatmin edecek bir sonuç al diyerek gönderdim. Sınava girdik.

O hemen mesaj gönderdi nasıldı diye. Fena değil dedim. Ben onunkini sordum iyi gibiydi dedi. Öğlen 12.30 civarı babam beni aldı nerdesin gelelim mi yemek yeriz beraber dedi. Babası ile olmasından dolayı pek yanaşmadığım için eve gideyim sonra buluşuruz dedim ama söz vermiştin ne istersem yapacaktın diye yine bir mesaj geldi. O hakkını bununla mı kullanacaksın dedim. İyi tamam off yaa dedi. Tamam tamam gel hadi dedim okulun önünde olduğumu belirterek geldiler. Arabadan hemen indi sarıldı. Lan baban direksiyonda ne yapıyon yavaş biraz herifi kızdıracaksın tüfekle kovalayacak bizi.
-Nasıl geçti canım dedi.
-Sınavı konuşmayalım lütfen dedim.
-Tamam gel babam bizi bırakacak dedi.
-Yürüseydik dedim.
-annemle kardeşimi alıp otele gideriz dedi.
-Siz planı yapmışsınız bile dedim.
Otele gittik tüm personel bu kim dercesine bakıyor. Bilirsiniz otellerde patron kızına herkes hastadır. Kimle çıkarlarsa çıksınlar beğenilmez jön. Havuz bardaki masalarda oturduk.

Ben tabi yine çok gerginim. Yemeği söyledik ama yemek yerken Ebru normalden biraz daha samimi davranıyordu.
-Yarın yüzmeye gelelim mi havuza canım dedi.
Canım mı dercesine baktım. Lan yavaş ataya saygı biraz. Ben zaten tırsıyom adam kovacak diye.
-Ben yüzme bilmiyorum dedim canım kelimesi muhabbetin içinde kaybolsun diye.
-Ben sana öğretirim canım dedi.
Anası babasıda bişey demiyor. Ben kız olsam biri babamın yanında onu dese diyen mezar peder hapis.
-Bana öğretmeye çalışan birkaç kişi benim yüzümden boğulma tehlikesi atlattı dedim.
Bu arada kızın biladeri de babasına soruyor yüzme mi bilmiyormuş diye.
-Yok şaka tabi biliyorum dedim.
Yemekten sonra kardeşi kalktı. Babası işler için otelde bir yerlere gitti. Annesi ben ve kız kaldık masada. Annesi de çok sevimli bir kadındı. Bilindik zengin kadınlar gibi ne yüzündeki boyası fazlaydı ne de çevredekilere kibarlığından ödün veriyordu hanımefendiydi resmen. Annemi sordu belli ki buluşmak istiyordu artık ama annem gelmezdi ki.

Düяя-i Yєкtα Bunu beğendi.
  Alıntı ile Cevapla

Alt 02-03-2012, 18:57   #18
GreenStreetHoligans
Deneyimli
 
GreenStreetHoligans
Standart


Annem yazları yaylaya çıkar biraz daha serin olduğu için. Dedemlerin köyüne gitti dedim Ebru atladı.
-Aa bizi de götürür müsün kelebek diye.
Evet çok iyi olur diyerek destek verdi annesi. Sanki evlendik biri karım biri kayınvalidenere gidiyorsunuz bi durun.
-Çalışıyorum zor ama sezon sonuna doğru gidebiliriz elma ve üzümlerin yetişme vaktinde dedim.
Bu ana kız belli ki bizim kabile ile de yakından tanışmak istiyordu. Garip bi durum beyler çok farklı iki dünyada yaşamış ailelerin kesişim evlatlarının gönül meselesi ile iki aile tanışacaktı ama benim temsil ettiğim taraf pek de gurur duyulacak bir aile değildi. Tamam aç değiliz açıkta değiliz ama onların hayatına bakınca daha bir gariban hissediyor insan kendini. Annesi de lavaboya kalktı. Herkes bize bakıyor elemanlardan yada ben öyle hissediyorum ama Ebru'nun umrunda değil içime girecek elimi tutuyor.
-Annenin babanın yanında bari böyle yapma utanıyorum dedim.
-Biliyorum dedi.
-Nasıl biliyon dedim.
-Yüzünden belli oluyor dedi.
-İyi bulmuşsun eğlenceyi dedim.
-Annem de çok tatlı olduğunu söylüyor utanınca dedi.
Ey allahım neler diyor.
-İntikam almaya zorlama beni dedim.
-Tamam özür dilerim dedi.
-Bi de sevgi sözcüklerini yalnızken söylesen dedim.
-Kimden ne saklamaya çalışayım ki herşeyi biliyorlar dedi.
-Tamam Ebru ne yaparsan yap dedim.
-Kızma hemen dedi.
-Kızmıyorum alışamadım henüz anlayışlı ol dedim.
Surat yaptı tamam diyerek.
-Sende üzülme hemen dedim.
-O zaman bir öpücük borçluyum dedi.
-Veresiye çalışmam öpücük konusunda dedim.
Yuh orda öpecek engellemesem.
-Burda olmaz dedim.
-Gel oteli gezdireyim o zaman dedi.
Niyeti belli kıyı kenar bir yer bulup öpecek.
-Ebru madem bu kadar paniksin benimle olma konusunda buraya neden getirdin yalnız biryere gitseydik dedim.
Annemler istedi dedi.

Bu sırada babası da annesi de geldi. Babası ilgilenemediği için üzgün olduğunu belirtip garsonu çağırarak bişey içip içmeyeceğimizi sordu. İçim yanmış barda ne varsa içesim var alkol namına ama hanzoluk belirtisi olmasın diye su rica ettim. Onlar da içeceklerini yenilediler. Birkaç otel hakkında konuştuktan sonra müsaade istedim işe gitmek için. Bugün izin almadın mı dedi Ebru?
-Yok almadım da erken çıkarım herhalde akşam dedim.
-O zaman akşam buluşuruz dedi hem bana hem babasına bakarak bir şey de diyemedim.
-12ye kadar izin dedi babası.
-Tamam ben sana haber veririm dedim Ebru'ya vedalaşıp gittim.
Akşama doğru mesajı attı ben hazırım seni bekliyorum diye. Gel dükkanda bekle ama uslu uslu oturacaksan dedim. Tamam dedi hemen geldi. Patron da sığır değil o kadar. Kızı öyle giyinip kuşanmış görünce siz gidin isterseniz dedi ben daha bir şey demeden.
Ebru teşekkür ederiz dedi.
Dükkandan çıktık.
-Nereye gidiyoruz dedim.
-Sen nereye istersen dedi.
-Sen karar ver dedim.
Bi tane türkü bar var oraya gidelim oturalım dedi oraya gittik. Canlı müzik 9 gibi başlıyordu yarım saat erken gitmişiz. İki bira söyledik. Annesine mesaj attı bizimkisi şurdayız diye.

Genelde genç insanların geldiği bir yerdi. Pazar olmasına rağmen duyan gelmiş gibi kalabalıklaştıkça kalabalıklaştı. Beklenmedik eleman kızın kuzeni de geldi. Bizi görüp masaya geldi Ebruyla selamlaşıp bana da merhaba dostum dedi. Dostuna sokayım senin samimi ol ibne. Artis tavırlarla oturdukları masaya jack açtırdılar. İki dakikalık keyfim onun yüzünden buz görmüş gibi oldu. Şimdi Ebruya gidelim desem yanlış anlayacak bilmiyor ki onun tam bir ibne olduğunu. Ebru elimi tutarak biraz da hızlıca içiyordu. Sınavı kutlamaya gelmiş bir kaç ergen olduğunu tahmin ettiğim grup daha 11 olmadan ortalığı dağıttı laf kavgası başladı. Fırsat bu fırsat deyip kaldırdım Ebruyu dışarı çıktık. 1 saat vardı ebrunun eve gitmesine ne yapıyoruz dedi. Dolaşalım biraz dedim. Yürüdüğümüz yönde giderken o ibne de geldi arkamızdan arkadaşlarıyla bağırıp çağırıyor. Durdurdum Ebruyu onlar geçsin diye. Yanımızdan geçerken Ebruyu lafa tuttu. Sktirip gitsene işte kız benim elimi tutuyor o sordukça soruyor yok sınav nasıldı yok şu böyle bu böyle diye. Laf döndürdü dolaştırdı Ceyhun şu üniversitede okuyor sen de girebilecekmisine getirdi ibne. Ne zaman ayrıldınız siz bu arada diye de soruyor kıza. Tamam size de iyi geceler dedim tuttum Ebru'nun kolunda ters tarafa doğru yürümeye başladım. Ebru'yu orda bir yerde bırakıp o çocuğu öyle bir dövesim vardı ki tahmin edemezsiniz.
-Ceyhunla arkadaşlardı kusura bakma dedi.
-Bana onun ismini anma Ebru dedim.
-Peki dedi.
İçimde kalan soruyu da sorma fırsatı buldum.
-Gönderiyor mu hala sana mesaj dedim.
-Birkaç tane daha gönderdi ama cevaplamadım dedi.
-Hani bana söyleyecektin dedim.
-Ama cevaplamadım ki dedi.
Kıskançlık krizi yine başladı bende.
-Ne yazıyor dedim.
-Özür filan diledi başka da rahatsız edici bir şey söylemedi dedi.
-Yalan söyleme dedim.
Aman demez olaydım. Bana ne dersen de ama yalancı deme dedi bastı gitti. O.. çocuğu Ceyhun uzaktayken bile zarar veriyordu bana. Koştum arkasından
-Dur dedim.
Durmadı.
-Ebru dedim.
Sallamadı.
Tutmak zorunda kaldım kolundan.
Tamam özür dilerim dedim. Özrünü de istemiyorum seni de yalancı olduğuma inanıyorsan seni sevdiğime de inanmıyorsundur bırak kolumu dedi yine gidiyor.
-Ya tamam desem de
Peşinden yine koşturdu. Yine tuttum kolundan.
-Onun yüzünden ayrılacakmıyız şimdi dedim.
-Onu sana sormak lazım dedi.
Özrümü yineledim.
-Bana inanmıyorsan bırak unutmaya başlayayım dedi.
Üste çıkma politikası uygulayarak
-Hani bana vaktinden önce haber verecektin dedim.
-Kelebek aramıza girmesini istemiyorum. Ben unuttum sen de unut dedi.
-Tamam dedim. Biraz üzgün üzgün baktı bana.
-Eve kadar yürüyebilirmiyim seninle dedim.
-Ben kendim giderim dedi.
Zorla ikna edip ev mahaline geldik. Apartman girişine kadar yürüdük sessizce. Ben durdum o bir iki adım daha attı.
-Tamam fazlasını haketmedim zaten iyi geceler sana dedim.
-İyi geceler dedi yüzüme bile bakmadan içeri girdi.
Sinirden kafayı yedim. Şimdi yapılacak bir şey vardı o çocuğu bulmak.

  Alıntı ile Cevapla

Alt 06-03-2012, 16:08   #19
GreenStreetHoligans
Deneyimli
 
GreenStreetHoligans
Standart


Ebru hanım bize tavrını yaptı. O sinirle bende o çocuğu bulmak için geri döndüm. Zaten yürüyebilceğiniz bir barlar caddesi var o saatte. Bu arada da telefonu kontrol edip duruyorum Ebru bir şey gönderdi mi diye ama yok. Çocuğu bir barın dışında telefonla görüşürken gördüm gittim yanına başında bekledim. İki arkadaşı da onu bekliyor. Bir tanesi hayırdır bilader dedi takmadım.
-Oop sana soruyom dedi yine takmadım.
Bu sırada telefon konuşması bitti lavuğun
-Oo dostum naber dedi.
-İyi dostum senden naber dedim derken neresine vursam diye hesap yapıyordum ama
-Ayrıldınız mı Ebruyla yoksa yalnızsın dedi.
Durdum vurmaktan vazgeçtim.
Ulan bunlar tezgaha düşürmeye çalışıyordu beni. Belli ki bir komplo vardı yada ben öyle hissettim. Aklımdan geçenler
1- Ebruyla aramıza Ceyhunu sokup Ebruyu benden soğutmak ve Ceyhun ismini sürekli tazelemek
2- Benim bu çocuğu iyice dövmemi ve bu durumdan önce çocuğun ailesinin sonra Ebrunun ailesinin en sonda Ebrunun haberi olmasını sağlayarak üzerime serseri kavgacı ve barbar sıfatlar yakıştırmalarını düşünüyordum.
Haksız olmama ihtimalim çok yüksekti çünkü o denyo niye gelipte öyle bir şey söylesin ki. Konuşmaya cevap vererek devam ettik.

Yok ayrılmadık çok mutluyuz dedim.
-Ayrılırsınız siz moruk o kız ceyhunu seviyor hala dedi.
-Helal olsun sana aşktan anlıyorsun dedim.
-Sen niye geldin paraya mı sıkıştın yoksa dedi.
Resmen kaşınıyordu ibne.
-Dost değilmiyiz gördüm selam vereyim dedim.
-Tamam hadi aleyküm selam görüşürüz dedi.
-Mutlaka görüşecez dostum dedim.
Gitti lavuk ben sinirimle kaldım. Bir şey yapamamaktan kudurma bu olsa gerek şeytan dürttü Ebruyu da aşkını da ızdırabını da git göm şu ibneyi döv dedi ama uymadım şeytana her şeyin sırası vardı elbet. Bu arada Ebru'dan hala haber yok. Bi de bu çıktı şimdi başımıza. Ne güzel sevişiyorduk nerden çıktı bunlar. Ebru göndermedikçe bende göndermedim mesaj. Sürdü de sürdü olay iki gün gibi bir zaman geçti. Sonra dayanamamış olacak ki. Dükkanın önünden geçti içeri bakarak gördüm içim yandı. Yürekte bir cızırtı meydana geldi. Kapıya çıktım arkasından baktım köşeyi döndü. Arkasından gitsem mi gitmesem mi diye düşünürken dükkanda yalnız olmam sebebi ile gidemedim. 5 dakika sonra tekrar köşeden göründü yine dükkanın önünden geçecekti. Bende dükkanın önünde yerimi aldım gözlerimi sadece ona dikerek. O sadece bir kere baktı o da köşeden dönünce kafası önde yürüyerek iyice yaklaştı. Geliş açısı dükkana girmeden pas geçecek bir haldeydi onun yoluna durdum.
Buyurun hanımefendi dedim dükkanı göstererek baktı ama konuşmadı. İki gündür işler çok kesat gönlümde dedim hala kızgın gözlerle bana bakıyordu. Yeter artık dercesine baktım bende ona sonra bir adım yana açıldım sen bilirsin dedim. Gitmedi durdu.

Duygu salyalarını yutkundu ağzındaki. Bir adım atmaya yeltenir gibi oldu tuttum kolundan hiçbir şey demeden.
-Gidersen bir daha gelme dedim.
Bu neydi yaa sinirim iyice arttı. Sanki 10 tane karıyla grup yaparken yakaladı beni.
-Tamam sevdik kıskandı abartma bu kadar dedim.
-Hep böyle mi olacak dedi.
-Valla kusura bakma Ceyhun hayatında olduğu sürece böyle olacak dedim.
-Ama ben bir şey yapmıyorum ki hem inanmıyorsun bana dedi.
-İnanmasam durmazdım yolunda. Al şimdi de çekildim dedim.
-Ben seni o kadar seviyorum sen gitmeme bile bu kadar kolay izin veriyorsun dedi.
-Seviyordun da iki gündür neden hasret bıraktın kendine dedim.
-Sende aramadın dedi.
-Ne bileyim öyle surat yapınca o gece dedim. Gerçi suratın hala aynı dedim.
Suratındaki ifadeyi biraz değiştirmeye çalışırken istemsizce
-Özledin de mi geldin yoksa dedim.
-Özlemedim dedi.
-Hala yalan söylüyorsun ama dedim.
-Tamam bu yalandı dedi ama diğerleri doğru sana hiç yalan söylemedim dedi.
-Tamam biliyorum. Sarılsak mı ne yapsak özledim seni dedim.
Ne tatlı bir gülümseme geldi suratına bilemezsiniz. Küçük bir çocuk açlıktan ağlarken meme görünce sevinmesi gibi bir şeydi. İşte lan sevdiğim kız buydu. Sarıldık birkaç saniye sonra dükkana girdik karşılıklı seni seviyorumlarla beraber
babasına telefon etti benim yanımda olduğunu söyledi. Gece dükkanı kapatıncaya kadar benimle kaldı. Bu arada bana yardım bile etti bazı malların tozunu alarak silerek falan. O kadar süre onunla kalıp öpüşmeden durmak bir hayli zordu ama dükkanda da öpülmezdi. Bu durumu
-Dükkanı kapatsakmı bir beş dakika diyerek dile getirdim.
-Erken değil mi dedi ne demek istediğimi anlamayarak.
-Yok geç bile kaldım dedim.
-Nereye dedi.
-Dudaklarına dedim.
-Sabredersin herhalde dedi.
Sabrettim. Dükkanı birazcık erken kapattık ve çok zula genelde aşıkların gittiği bir yere gittik 4 birayla. Havada da yaz havası vardı gece olmasına rağmen oldukça sıcaktı. O heyecanlıydı ben heyecanlıydım yıllar geçmiş gibiydi öpüşmeyeli.

Oturduk bir yere açtık biraları şerefe dedik ben içmeyi beklemeden sorgusuz sualsiz dudaklarında buldum kendimi. Her zamanki gibi dudakları bal kıvamındaydı. Bu defa her defaki öpüşmeden biraz daha farklıydı farklı olan onun biraz daha şehvet dolu öpüşmesiydi. Onun bu halleri beni de azgınlığa sürükledi oturduğum yerden dizlerimi kontrol edemez oldum tir tir titriyordu. Karda mahsur kalmış dağcılar misali. Bir süre böyle devam edince haliyle elim ayağım rahat durmaz hale geldi. Parmaklarımın dokunduğu noktalar ensesinden aşağılara doğru inmeye başladı. O kadar turist kız tecrubeme ragmen çok farklıydı. Bir ara nefessizlikten olsa gerek durur gibi olduk ama aklım başka yerlerdeydi. Daha bir yudum bile almadığım birayı 4 5 dikişte bitirdim. Yuh dercesine bana bakarken o da bir kaç ufak yudum aldı. Benim birayı hızlı içmemin sebebi ise alkolün nimetlerinden yararlanıp daha rahat olabilmekti ama birayı içerken hadi bırak şunu da devam edelim öpüşmeye der gibi elimdeki birayı alıp kenara koydu ve tekrar devam ettik.

Evet alkol işe yaramıştı ama sadece psikolojik olarak bir biradan ne olacak yıllarca barmen olarak çalışmış adama. Ya bana öyle geliyordu ya da Ebru beni baştan çıkarmak istercesine öpüyordu. Evet baştan çıktım. Başı sktr et kendimden çıktım insan o kadar azar mı. Ceza evinde 31 sene yatıp geneleve koşarcasına hızlı hareket etmeye başladı ellerim. Bacaklarında başlayan yolculuk yukarı çıktıkça tedirgenleştiriyordu beni. Elim sıcaklığı hissetmeye başladığı an başka bir sıcaklık yüzümde belirdi şamarı yine yedik. Karakter farklı ama şamar aynı şamar oğlanı olduk. Evet tokatı atıncaya kadar ona göre sonra benimde katılarak bana göre de olan ''fazla ileri gitmiştim''. Öpüşmeyi batırdım tokadı yedik mi yedik. Kendimizi nasıl affettiririz diye düşünmeye başladık mı başladık. Öpüşmenin tadı damağımda kaldı mı kaldı.
-Abartma kelebek dediğini duyar oldum Ebrunun ben bunları düşünürken.
-Sen de o kadar güzel öpüşme demişim malca.
-Evleninceye kadar öpüşmeyelim o zaman dedi.
Bu önerge aklımda kalan bir soruya netlik getirmişti.

  Alıntı ile Cevapla

Alt 07-03-2012, 13:25   #20
GreenStreetHoligans
Deneyimli
 
GreenStreetHoligans
Standart


Bu kız bu konuda bu kadar hassas ise öteki ibneyle neler yaşadığına da açıklık getirir gibiydi ama sadece düz mantık tabi. Ama çok yüksek ihtimalle kız hala anadan doğma duruyordu ama işin diğer tarafında bana o zamanlar çok korkunç gelen bir söylemde vardı: Evlenmek!
Yuh ne evlenmesi daha okul var askerlik var hem babasına söz verdik. Evlilikten büyük karar mı var hayatta. Hayatını severek teslim ettiğin kişilere bir nevi ****** dönerek yatıyorsun. E kalkarsa mal din iman tanımadan skerler. Evlenmek tamam lafa karıştırılıp kandırılması basit bir konu ama işin daha realistik bir tarafı daha var evleninceye kadar lafı. Basit bir hesap yapalım bu kız hiç kalmadan mastır yapmadan 4 sene okuyacak. Ben de açık öğretim okusam bir sene civarı askerlik muhabbeti düğün hazırlığı falan derken kuyruğun üstünden bile baksan 6 sene var. Evet 6 sene sex yapmadan yaşamak bi de eskiden o kadar tadını almışken. Yuh lan yuh sonra da karılar yok beni neden aldattın yok aşkım sana yetmiyormu falan diyorlar. Yetecek miydi bana? İşin daha düşündürücü tarafı farzı misal yetti aşkı ve bekledim 6 sene civarı ya son dakika iş yatarsa yazık olmayacak mı bizim ufaklığın gençliğine ama her şeye rağmen Ebru'nun bu davranışı hoşuma gitmedi desem Galatasaraylı Arifin ceza sahasında kendini bırakması kadar yalan olur.

Evet evleninceye kadar öpüşmeyelime bir şekilde çözüm bulmam lazımdı. Tamam öpüşmeyelim demek sadece bok yemek olurdu. Ellerimi havaya kaldırdım enselenmiş suçlular gibi.
-Tamam o zaman bundan sonra böyle öpüşelim dedim.
Ellerimi ellerinde birleştirerek omzuma indirdi ve bir buse diyelim artık koydu dudaklarımın üstüne. Evet lan hakaten tadı damağımda kalmıştı. Ufak bir not ilerlede unutmayın diye:
''Ben bundan sonraki zamanlarda ne zaman Ebruyu öpmek istesem iki elimi havaya kaldırıyordum."
Bazen olur olmaz yerlerde elimi kaldırarak gıcıklık da yaptım. Bir nevi aramızda sır espri olmuştu zamanla. İkinci biraları açma zamanı da gelmişti açtık. Tam şerefe diyecektim
-Başa almayalım dedi gülerek.
-Evet yoksa evlenmek zorunda kalacağız dedim.
Gülüşürken telefon geldi.
-Aa babam arıyor saat kaç dedi.
Bi cevap verseydik hemen açtı telefonu.

Merhaba nasılsın geyiğinden sonra tam olarak nerede olduğumuzu ve oturduğumuzu söyledi. Daha sonra senin gelmene gerek yok biz kalkıyoruz şimdi dedi. Bi zahmet gelmesin gelse ne yapıyorsunuz lan burada dese iyi olmaz. Ebru bana döndü telefonu kapattıktan sonra
-Mesajı aldınız kelebek efendi dedi.
-Ne mesajı dedim.
-Sevgili eve bırakılacak dedi.
-Hangi sevgili dedim uyuzluk kokan ses tonuyla.
-Seni çok seven sevgili dedi.
Evet olayı kapatmış görünüyorduk. Baksanıza kızgın değildi gereksiz abazan hareketimden dolayı.
-Kendisi gider o boş ver oturalım biz dedim.
Bu espiye kızılır mı yaa ama kızdı.
-Yaa kelebek hadi bak saat kaç olmuş dedi.
Bu arada ayağa kalktı. Uyuzluğu abartıp oturduğum yerden ellerimi havaya kaldırdım.
-Offf diyerek eğildi ufak bir öpücük biraz daha yukarı kaldırdım biraz daha büyük bir öpücük. Ayağa ellerim havada kalktım
-Kelebek geç ka-lı-yo-rum dedi.
-Valla son dedim.
-Tamam alacaklı ol dedi.
İyi alışmıştı bu alacak verecek ticaretine öp işte. Öpmedi elimi indirip koluma girerek yürüdük eve bıraktım.

Bundan sonra düzenli buluşmalarımız ve onun ailesi ile olan daha sıkı kaynaşmalarımız devam etti. Her şey normal gidiyordu. Sınav sonuçları açıklanıncaya kadar sürdü bu. Ebrunun puanının çok iyi olduğu attığı sevinç çığlıklarıyla belli oluyordu. Benimkini sordu örnekleme vererek açıklıyorum. Orda okumak istediğimden değil ama Konya selçuk üniversitesi kamu yönetimi bölümüne gereken taban alım puanının 7 puan fazlasıydı ki bu çok rahat girebileceğim anlamındaydı. İyi dedim geldi puana o da baktı.
-Nereleri yazacaksın dedi.
-Açık öğretim dedim.
Yine kızdı bağırdı çağırdı. Boşuna mı o okulda okudun orayı herkes kazanır. Neden 4 yıllık bir yer yazmıyorsun saydıkça saydı. Sonra uygun bir dille bir kez daha anlatmaya çalıştı ama ben vurdumduymaz ve inatçı halimden hiç ödün vermedim. O ısrar ettikçe sinirlendim çünkü ben at gözlüğümü takmış geniş düşünemiyordum o zamanlar. Kafama sabitlemişim para yok rezil olurum o yüzden salla okulu.
-Ebru doktorluk mühendislik kazanmadım sırf okumak için okumak istemiyorum. 4 sene boşa gider yoksa dedim ve beni çileden çıkaran
-Kelebek bak puanın iyi eğer sorun paraysa izin ver ben vereyim dedi.
Dediğim gibi çileden çıkmış bir şekilde
-Bir daha benimle konuşurken ağzından para çıkarsa aramız bozulur noktamdır dedim ağlamaya başladı.
-Okumak istemiyorum uzatma lütfen dedim.

Aynı gün akşamı dükkandayken babası beni aradı ottan boktan konuşuyor olmasına rağmen arama amacı belli gibiydi. Bunu da sınav nasıl geçti diyerek belli etti zaten. İstediğimden fazlasını aldım dedim. Cevap vermesini beklemeden müşteri geldi ben sizi sonra arayayım diyerek kapattım ama yeterdi artık istemiyorum. Ebru mesaj attı akşam bize gel yemeğe diye yine amaç belliydi. Dükkanda yalnızım diyerek salladım. Uzatmıyorum tek tercih yaptım açık öğretim işletme. Kız da Türkiyenin önemli bir kaç üniversitesine tercih yapmış rehber öğretmen yardımı ile. Evet artık ayrılığın sinyalleri yavaş yavaş geliyordu. Ebru da bu durumun farkında olarak daha sık mesaj atıyordu. Ayrılıktan şimdiden sıkça bahseder olmaya başlamıştı. Çok seviyordum lan kızı o bir şehirde ben bir şehirde nasıl dayanacaktım. Tercihler yapıldıktan sonra bir gün akşam erkek kardeşi hariç ailecek yemeğe çıkmışlar dönüşte dükkana uğradılar. Artık korkacak bir durum yoktu tercihi yapmıştım. Ebru geldi.
-Daha işin çok mu dedi.
-1 saat kadar hayırdır dedim.
-Babamlarla seni eve bırakırız diye düşünmüştük dedi.
Vay bu kadar sevilir mi? Hepsini kızın hatırına yapıyor olsak gerekti.
-Erken daha bırakamam dedim.
-İyi biz biraz daha dolaşalım o zaman dedi annesi.
Ulan ayıp ediyorduk hay işini gücünü senin dedim. Yarım saat sonra mesaj attım Ebruya bitti işim diye.
-Tamam geliyoruz dedi.
Geldiler ben araba nerde diye merak ediyorum. Araba yok zaten yürüyerek gelmişler çarşıya. Eve kadar benimle mi yürüyeceklerdi yuh. Yapar mı yapar bunlar desem de
-Bizim eve kadar yürüyelim orada götürürüz seni dedi.
-İyi dedim koluma girdi.
Annesi babası önde kolkola biz arkada yürüdük ve apartmanın yanına geldik.
-Babası daha erken uykun yoksa gel birer kahve içelim dedi.
-Annesi yorgun degilsen gel oğlum dedi.
Ebru herkese cevabı verdi.
-Yorgun değilmiş hadi dedi.
Nerden biliyon! Ben rahatsız etmeyeyim desem de apartman girişine yöneldiler bile. Yukarı çıktık kahveler geldi içtik iş güç biraz muhabbet.
-İstediğin zaman söyle götüreyim dedi babası.
Ebru yine atladı
-Baba gerek yok taksiyle gider artık dedi.
-Olur mu ayıp olur çıkardık buraya falan derken annesi Ebru ısrar etti biraz daha oturalım baba biz diye.
Bi nevi sktir etti onları onlar da müsade istedi yatmak için. Esas bu ayıp bırakılıp gidilir mi Ebruyla ben orda ama gittiler.

  Alıntı ile Cevapla

Cevapla



Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil


Facebook Yorumları



y.s.kelebek Konusuna Benzer Konular
keLebek~
ömrü kısadır galiba 1 gün :askt:Devamı...

Gösterim: 278 - Yorum: 15 - Ekleyen: salla..gitsin
Kelebek
İyi niyetli ve yardimsever bir arkadasimla bir gün dogada gezinirken, kozasindan çikmaya çabalayan bir kelebek gördük. Kelebek kozanin lifleri...Devamı...

Gösterim: 206 - Yorum: 0 - Ekleyen: *Bşr-k*
Gül ve Kelebek!
inançsız insan,yok olmaya mahkümdur.Devamı...

Gösterim: 1211 - Yorum: 0 - Ekleyen: cihateri
kelebek
Anadolu’ya has bu güvercin ırkı herhalde tüm Türkiye’de aynı isimle tanınan tek ırktır. Zira diğer bir çok ırkın yerel adları yöreden yöreye...Devamı...

Gösterim: 205 - Yorum: 2 - Ekleyen: яσ¢кη
kelebek
İyi kalpli yalnız bir adam birgün bir koza bulur. Kozanın içinde küçük bir tırtıl vardır. Adam çok sever bu tırtılı. Onunla tüm yalnızlığını, tüm...Devamı...

Gösterim: 304 - Yorum: 3 - Ekleyen: <<NeyzeN>>



Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 04:59 .


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0 RC 2
Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Herhangi bir konuda (şikayet, eleştiri, öneri, vb.) bizimle iletişime geçmek için tıklayın.

2005-2012 Tatliaskim.org Forumları

Bu sitede video izle, çocuk oyunu oyna veya indir, sanatçı biyografi, vikipedi ve şarkısı dinle, bunların hayatı ve sözleri gör.