Sponsorlu Bağlantılar:
  Tüm Zamanların En İyi 100 Gitar Şarkısı
Kayıt ol Yardım Ajanda Skorlu Flash Oyunlar Konuları Okundu Kabul Et
Cevapla
Seçenekler
Alt 13-07-2009, 21:32 #1
Morgan Le Fay
Lazu, lazu me..

Reklamlar

Tüm Zamanların En İyi 100 Gitar Şarkısı

Reklamlar
Tüm zamanların en iyi 100 gitar şarkı

Muhteşem rock&roll tınısını meydana getiren öğeler: Karşı konulamaz bir riff, her duyduğunuzda sizi daha da yukarı uçuran bir solo ya da emprovizasyon, duvara çivilediği dinleyicide tekrar tekrar Play tuşuna basma isteği yaratan o son akor.

Bu listedeki her şarkı saydığımız bu özelliklere sahip ama rock müziğin en iyi gitar performansları olmalarının sebebi aslında notaların barındırdıkları: Özlem, öfke, umutsuzluk, neşe ve belki de aynı anda hepsi. İçinde blues'u, gospel'i ve rockabilly'yi duyduğunuz bu müzik, yeni ve yüksek sesli bir şey söyleme ihtiyacıyla ortaya çıkmıştı ve rock&roll yarım asırdır özgürlüğün sesi. Gitar da hala rock'ın olmazsa olmazı. Neden mi? İşte sebepler.

1. "Johnny B. Goode"
Chuck Berry (1958)

"Eğer rock&roll çalmak istiyorsanız işe buradan başlamanız gerekir," demişti Aerosmith gitaristi Joe Perry 2004'teki bir Rolling Stone söyleşisinde. 50 sene önce, 6 Ocak 1958'de, Chicago'daki Chess Records stüdyosunda kaydedilen "Johnny B. Goode", rock&roll gitarı çalmanın zevkini ve ödülünü anlatan ilk parçaydı. Aynı zamanda muhteşem bir açılışa sahipti: Berry'nin sivri notalarıyla tüyleri diken diken eden tiz bir tıngırtı, sonrasında piyanodaki boogie-woogie riff'inin gitara uyarlanmış haliyle dört nala giden bir ritm partisyonu. İlk dizede "Aynı bir zil çalar gibi gitar çalabilir," diyen Berry, Beatles'dan Stones'a herkeste yankı bulacak olan rock gitar tınısını anlatıyor adeta. Keith Richards onun gitar çalışı hakkında "Eforsuz ve güzeldi, zamanlaması ise muhteşemdi. O bir ritim kralıdır," diyor. Berry '56 çıkışlı "Roll Over Beethoven" ve 57 çıkışlı "Rock And Roll Music"de de rock&roll ve faydalarını anlatmıştı ama hiçbir şey "Johnny B. Goode"dan daha güzel ve gitar çalmanın hayatı sonsuza dek değiştirdiğinden daha gerçek olamaz.

Albüm: The Definitive Collection (Chess)


2. "Purple Haze"
The Jimi Hendrix Experience (1967)

Saf bir blues riff'i. Hendrix'in R&B kulüplerinde, Little Richard ve Isley Brothers'ın yanında yer aldığı dönemlerde çaldığı gitar figürlerinden farkı yok. Ancak Hendrix ikinci İngiltere single'ı ve çıkış albümünün (Amerika versiyonu) açılış parçası "Purple Haze"de artık kendini özgür biri olarak ilan ediyor ("Afedersin, gökyüzünü öpeceğim"), ruhsal açlıkla dolu yeni bir gitar dili yaratıyor, elektirik ve stüdyo teknolojisiyle şiir yazmaya başlıyordu. Hendrix'in 1992'de, Rock & Roll Hall of Fame'e kabul edildiği törende Neil Young "Gitar... onu ya çalarsınız ya da yeni bir seviyeye taşırsınız," diyordu. "Jimi bana bunu öğretti. Duydum, hissettim ve yapmak istedim." Hendrix bu şarkıyı '66 Aralık'ında, Londra'daki bir gece kulübünün kulisinde yazmış ve altyapısını iki hafta sonra grubu Experience ile kaydetmişti. Ancak galaksiler arası yolculuk 3 Şubat 1967'deki ek kayıtta başladı: Hendrix yankılar içinde yüzen ve armonilerle parlayan sololarını oktav yükselten bir efektle, iki katı hızında çaldı. Üç dakikadan kısa bir süre içinde enstrümanın dışavurumunda yeni bir çağ başlamıştı.

Albüm: Are You Experienced (Experience Hendrix)


3. "Crossroads"
Cream (1968)

Eric Clapton bir keresinde Cream'in müziğini "eski ve modern blues" olarak tanıtmıştı. Bu parça ne demek istediğini daha da iyi açıklıyor. Robert Johnson'a ait şarkının hızlı yorumunu 10 Mart 1968'de, San Francisco'da çaldığında henüz 23 yaşında bile olmayan Clapton'ın sololarındaki her harf blues alfabesindendi ama hepsi de geleceğe dönüktü. Little Steven Van Zandt'ın 2004'te Rolling Stone'a söyledikleri durumu özetliyor sanki: "Clapton solo attığında o fantastik ton ve klasik blues lick'leriyle harika senfoniler yazardı. Onun sololarını sanki şarkıymış gibi mırıldanabilirdiniz."

Albüm: Wheels of Fire (Polydor)


4. "You Really Got Me"
The Kinks (1964)

İki akorlu yürüyüşe saksafonun liderlik ettiği bu şarkı için "Cazımsı bir parça olarak başladı. O zamanlar bu tip şeylerden hoşlanıyordum," diyor Kinks solisti Ray Davies. Ancak kardeşi Dave gitarını iğneler batırdığı ve jiletle kestiği amfisine bağlayıp şarkıyı öyle çaldı. Dave'in zikzaklar ve eğik bükük notalarla dolu bu solosu 60'ların garaj ve punk rock akımlarının doğuşuydu aynı zamanda. "Bir daha asla böyle bir şarkı yazmayacağımı söylemiştim," diyor Ray. "Yazmadım da."

Albüm: The Kinks (Castle)


5. "Brown Sugar"
The Rolling Stones (1971)

Rolling Stones'un en ünlü riff'i "Satisfaction"da olabilir ama Sticky Fingers albümünün Mick Jagger tarafından tasarlanan hiti "Brown Sugar", grubun şehvetli gitar tarzında bir zirve noktası. Keith Richards'ın gizli silahı: Gitarın en kalın teli kopuk olacak.

Albüm: Sticky Fingers (Virgin)


6. "Eruption"
Van Halen (1978)

Eddie Van Halen, 102 saniyelik bu şaheserini sahnedeyken yaratmış: Solo, Eddie'nin ton ve teknikteki ustalığını gözler önüne seriyor, özellikle sap üzerinde vurduğu tellerle (tapping-şelpe) yarattığı nota alemi. Aynı şeyi yapmaya çalışan binlerce ergen, 80'lerdeki heavy metal gruplarının da temelini atacaktı.

Albüm: Van Halen (Warner Bros.)


7. "While My Guitar Gently Weeps"
The Beatles (1968)

İki gitar devinin zirvesi: Parçayı Hindistan'da akustik gitarla yazan George Harrison ve onun vokallerini bir blues nehriyle sulayan Eric Clapton. 60'ların son yarısına tekabül eden pürüzlü gitar tonunun en iyi örneklerinden.

Albüm: The White Album (Capitol)


8. "Stairway to Heaven"
Led Zeppelin (1971)

Jimmy Page 1975'de Rolling Stones'a "Stairway grubun özünü yansıtıyor," demişti. Dramatik yükselişin böylesi var mıdır? Akustik tınıların ahenkli akorlara bağlanışı ve ardı ardına muhteşem cümlelerle gelişen solonun bir rock&roll esrimesi yaratışı.

Albüm: Led Zeppelin IV (Atlantic)


9. "Statesboro Blues"
The Allman Brothers Band (1971)

1968 senesi bir gün, Gregg Allman ağabeyi Duane'i 22. yaş günü için ziyaret emişti. Duane hasta yatağındaydı, Gregg de onun için bir şişe ateş düşürücü hap ve hediye olarak gitarist Taj Mahal'in ilk albümünü getirmişti. "Ayrıldıktan iki saat sonra telefonum çaldı," diyor Gregg. "Duane 'Sevgili kardeşim, hemen buraya gel!' dedi." Gregg eve döndüğünde Duane'i içindeki hapları boşalttığı ve üstündeki etiketleri çıkardığı şişeyle Taj Mahal yorumuyla dinlediği Blind Willie McTell parçası "Statesboro Blues"un slide gitarını çalarken buldu. Gregg'in dediğine bakılırsa Duane daha önce hiç slide çalmamıştı ama "eline şişeyi almış akıyordu. Doğal bir yeteneğe sahipti." Şarkı Allman Brothers repertuarının, Duane'in slide stili ise grubun tınısının ayrılmaz parçaları haline geldi. "Statesboro Blues" grubun efsanevi canlı kaydı çift plaklı At Fillmore East'in açılış şarkısıydı ve o günden beri ilk gıcırtılı notaları hayranlarını kendinden geçiriyor. "Duane her akşam aynı şekilde çalmazdı," diyor Duane'in 1971'deki ölümünden sonra Allmans'da gitaristlik yapan pek çok isimden biri olan Warren Haynes. "Ama bizim için Filmore East kaydı esas olaydı." Şu andaki kadronun bu performansdan alıntılamaya çalışmadığı tek kısım Duane'in muhteşem solosu sonrası bastığı ton dışı notaymış (Gregg'in deyimiyle "cehennemden gelen nota"). "O notayı çaldı çünkü beni gıcık edeceğini biliyordu," diyen Gregg'e göre bu hata şarkının efsanesinin bir parçası. "Canlı çalıyorduk, oluverdi işte.

Albüm: At Fillmore East (Island/Mercury)


10. "Smells Like Teen Spirit"
Nirvana (1991)

Teen Spirit'in çoğu kolay kaydedildi, Nirvana üç denemede işi halletmişti. Ancak Kurt Cobain'in önemli gitar introsu için ek kayıt yapılması gerekti ("Bayağı sinirlenmişti," diyor yapımcı Butch Vig). Ama buna değmişti. Bu riff ve grubun yüksek-alçak-yüksek ses dinamikleri 90'lar rock'ını tanımladı.

Albüm: Nevermind (Geffen)


11. "Whole Lotta Love"
Led Zeppelin (1969)

Muddy Waters'dan "You Need Love"ın bu yeniden yazımı üç Jimmy Page spesiyalitesi sunuyordu: ilkel ve monomanik riff'ler, yaratıcı prodüksiyon ve Zeppelin öncesi stüdyo müzisyenliği yaparken geliştirdiği akıl almaz ustalığın getirisi sololar.

Albüm: Led Zeppelin II (Atlantic)


12. "Voodoo Child (Slight Return)"
The Jimi Hendrix Experience (1968)

Hendrix'in başyapıtı: Erimiş blues numaraları arasında ardarda sıralanan tehditkar patlamalar. Hendrix, wah-wah efektli riff'ini bir TV ekibi grubunu filme çekerken bulmuştu. "Ne çaldığımızı düşünmüyorduk," diyecekti sonraları.

Albüm: Electric Ladyland (Experience Hendrix)


13. "Layla"
Derek and the Dominos (1970)

"Ben yapmadım, Duane yaptı," demişti Eric Clapton 1988'de. Konuk gitarist Duane Allman rock'ın en heyecan verici ve akılda kalıcı lick'lerinden birini Albert King'in "As the Years Go Passing By"ının vokal dizesinden bir melodiyi alıp hızlandırarak yaratmıştı.

Albüm: Layla and the Other Assorted Love Songs (Polydor)


14. "Born to Run"
Bruce Springsteen (1975)

Springsteen'in erken dönem işlerindeki romantizmi, Duane Eddy ilhamlı bu ana gitar riff'inde özetlenmiş gibi. Şarkının katmanlarca Fender işçiliğinin tek dikkat çeken kısmı burası değil elbette, köprüdeki wah-wah ve yıkılan solo da cabası.

Albüm: Born to Run (Colombia)


15. "My Generation"
The Who (1965)

Gitar parçalamak klişe olmadan önce şok edici bir hareketti ve Who'nun bayrak şarkısında her şoku bir diğeri izliyordu: Pete Townshend'in iki akorlu şahmerdan riff'inden basçı John Entwistle'ın Pete ortadan kaybolduğunda albüm kaydının sonundaki feedback'leri yapışına kadar.

Albüm: My Generation (Geffen)


16. "Cowgirl in the Sand"
Neil Young with Crazy Horse (1969)

Young'ın 10 dakikalık bu şarkıdaki soloları aritmik, cızırtılı bir kargaşaydı ve zaten bu yüzden harikaydılar. Cümleler ve ritmlerden bir evren yaratan ritm gitarist Danny Whitten de göz kamaştırıyordu.

Albüm: Everybody Knows This Is Nowhere (Reprise)


17. "Black Sabbath"
Black Sabbath (1970)

Tony Iommi heavy metal gitarını zorunluluktan yaratmıştı: Perdelere bastığı elindeki iki parmak ucunu kaybeden gitarist daha kolay çalmak için yüksek ve özel akord sistemleri kullanıyordu. Bu parçadaki "Şeytan akoru" takma isimli sinsi, ahenksiz riff, ilerde binlerce metal şarkısının temelini oluşturacaktı.

Albüm: Black Sabbath (Warner Bros.)


18. "Blitzkrieg Bop"
Ramones (1976)

Parçanın gitar solosu yoktu çünkü gitarist Johnny Ramone sololardan nefret ediyordu. Ancak alttan vurarak çaldığı bare akorları içlerinde Dick Dale'in tınısını ve Bo Diddley'nin ritmini taşıyordu. Joey Ramone bir keresinde Johnny'nin gitarında klavye, piyano ve daha birçok enstrüman duyduğunu söylemişti.

Albüm: Ramones (Rhino)


19. "Purple Rain"
Prince and the Revolution (1984)

Prince bu film müziği öncesi gospelle pek alakalı değildi ama eğer bu solo bir dua değilse başka hiçbir şey değildir. Kısmen canlı kaydedilen şarkı sekiz dakika boyunca yükseliyor ve Prince'in gitarı, vokalinin bir uzantısına dönüşüyordu. 2007'deki Super Bowl performansında yağan yağmuru büyülü kılan da buydu belki.

Albüm: Purple Rain (Warner Bros.)


20. "People Get Ready"
The Impressions (1965)

Curtis Mayfield'ın insan hakları ile ilgili en derin marşı etkili bir açık akordlu gitar çalımıyla güçleniyordu. Davul Jamaika kaynaklı yeni seslerin yankısını bulurken zarif ve parlak solo zincirleri en az Curtis'in şarkıcılığı kadar dışavurumcu bir kimliğe bürünüyordu. Bob Marley daha sonraları "One Love" ile bu şarkıyı synth'lere taşıyacaktı.

Albüm: Ultimate Collection (Hip-O)


21. "Seven Nation Army"
The White Stripes (2003)

Bir gitar ne kadar ses çıkarabilir? Çok! Jack White'ın altı tellisi parçadaki bas dizesinden lastik yakan slide gitar kayışlarına kadar her şeyden sorumluydu. Son on yılın en akılda kalıcı riff'ini saymıyoruz bile. Ayrıca herhalde çok az şarkı hem Audioslave hem de Flaming Lips tarafından yorumlanmıştır.

Albüm: Elephant (Third Man)


22. "A Hard Day's Night"
The Beatles (1964)

44 yıl geçti ve hala kimse açılıştaki akorun ne olduğundan emin değil ama o akor filmin başında duyulduğunda 60'ların Beatles'ın dönemi olacağı belirli olmuştu. George Harrison'ın harpsikord gibi tınlayan 12 telli Rickenbacker'i folk rock janrının yaratıcı dinamiklerindendi.

Albüm: A Hard Day's Night (Capitol)


23. "Over Under Sideways Down"
The Yardbirds (1966)

Bu Chicago stili blues çorbasında Jeff Beck'in sitar taklidi yapan gitarının her şeyden daha çok duyulmasının bir sebebi vardı elbette. Gitar kahramanı çıkarmak hususunda hiç sıkıntı yaşamamış bir grupta (Eric Clapton, Jimmy Page) Beck, hiçbir şekilde onların gölgesinde kalmıyordu.

Albüm: Roger the Engineer (Repertoire)


24. "Killing in the Name"
Rage Against the Machine (1992)

Machine'in çıkış albümünün bir sene öncesinde (1991) Tom Morello, Hollywood'un batısındaki ufak dairesinde gitar dersleri veriyor, öğrencilerine drop-D akord sisteminin (daha ağır akorlar yaratmak için kalın mi telinin re olarak akortlanması) karakteristik hard rock tınısını öğretiyordu. Morello o dönem sahip olduğu Telecaster'ın akord kilidi olduğu için bu tekniği Ibanez basında gösterdiğini anlatıyor. "Birden 'Killing in the Name'in riff'i çıktı ortaya. Ara verip hemen bu riff'i bir kasete kaydettim ve sonra derse devam ettim." Morello ertesi gün riff'ini Kuzey Hollywood'daki çalıştıkları stüdyosuna getirmiş. Ona göre bu kemik kıran şarkı ortak bir çalışmanın ürünü. "Ayrı bir dünyaya geçmiştik. Timmy C.'nin cehennemsi bası, Brad Wilk'in funky ve acımasız davulu ve Zack'ın inancı gitarla aynı potada erimişti. "Killing In the Name" dünyaya Morello'nun sıradışı tekniklerinden birini de tanıtacaktı. Pena yerine alyan anahtarı kullanarak veya manyetik düğmesini sürekli değiştirerek çıkardığı DJ sesleri hakkında "Hard rock, punk ve hip-hop'u karıştırıyorduk," diyor. "Bu tekniklerle Dr. Dre ve Public Enemy albümlerinde duyduğum sesleri çıkarabiliyordum.

Albüm: Rage Against the Machine (Epic)


25. "Can't You Hear Me Knocking"
The Rolling Stones (1971)

Kapıyı yumruklayan riff bir Keith Richards klasiğiydi, solo ise Mick Taylor'ın disiplinli dokunuşunu gözler önüne seriyordu. "Mick bazen sadece şarkı sözüne odaklanabiliyordu," diyor Charlie Watts bu parçanın uzun enstrümantal sonunu sevdiğini belirtirken. "Tamamen doğaçlamaydı, bir kayıtta oldu bitti.

Albüm: Sticky Fingers (Virgin)


26. "How Blue Can You Get"
B.B. King (1965)

Kral, 60'ların ortasındaki hızlı günlerinde; şarkının kızgın tutkusunu gümüşi hançerlere benzeyen lick'lerle hedefine ulaştırıyor. Live At The Regal, King'in en iyi canlı kaydı ve bir dönemin sonuydu. İki yıl sonra "Artık konserlere çok daha fazla beyaz çocuk geliyor," diyecekti.

Albüm: Live at the Regal (Geffen)


27. "Look Over Yonders Wall"
The Paul Butterfield Blues Band (1965)

Mike Bloomfield, Chicago blues'unun derinliklerine inebilen ilk beyaz ve belki de gelmiş geçmiş en kadri kıymeti bilinmeyen gitar büyücüsü. Buradaki hiper enerjik Elmore James yorumu Dylan'ın neden kısa süre içinde onu grubuna dahil ettiğini gösteriyor.

Albüm: The Paul Butterfield Blues Band (Elektra)


28. "Where the Streets Have No Name"
U2 (1987)

Edge'in yankılanan gitar tonlarıyla yaylım ateş açtığı parça U2'yu popun zirvesine taşırken onun gitarının grupta Bono'nun şarkıcılığı kadar önemli olduğunu da ispatlıyor. Nasıl mı? Vokaller girmeden önce iki dakika boyunca çalıyor!

Albüm: The Joshua Tree (Island)


29. "Back in Black"
AC/DC (1980)

Angus ve Malcolm Young kardeşlerin ikili gitar başyapıtı, hard rock'ın platonik bir idealini sunuyor. Sadece köprü kısmı bile pek çok gitarist için fazla zor, riff ise fazlasıyla akılda kalıcı. "Back In Black"i yorumlayanlar Living Colour'dan Shakira'ya kadar uzanıyor. Beastie Boys ve Eminem'in sample olarak kullandığını da hatırlatalım.

Albüm: Back in Black (Epic)


30. "(We're Gonna) Rock Around the Clock"
Bill Haley and His Comets (1954)

Bir numara olan ilk rock&roll hiti. Danny Cedrone'un 21 dolar ücretle attığı solo arketip rock&roll solosu haline geldi. Ancak Danny hiçbir zaman yıldız olamadı: Kayıttan birkaç ay sonra düşerek öldü.

Albüm: The Best of Bill Haley and His Comets (MCA)


31. "Keep Yourself Alive"
Queen (1973)

Queen'in ilk single'ı Brian May'in kariyer hedeflerini özetler nitelikte: eş zamanlı ağlayan bir gitar ordusu, çılgın efektlerle desteklenmiş ritm ve cümleler (bilim kurgu seslerini kaçırmayın!). Sanki bir albüme yetecek kadar kaliteli riff bir şarkıda kullanılmış.

Albüm: Queen (Hollywood)


32. "Sultans of Swing"
Dire Straits (1978)

Yarı Nashville yarı pub-rock, grup bu şarkıyla 70'ler sonu disko ve punk'ına dünyevi bir alternatif sunmuştu. Solist/gitarist Mark Knopfler şarkıyı akustik gitarda yazdı ve sonrasında Strat'ında çaldı. Trompetvari soloları ve leziz lick'leri vokaline cevap verir gibiydi.

Albüm: Dire Straits (Mercury)


33. "Master of Puppets"
Metallica (1986)

Bu uzun ve evrilen şarkı Kaliforniya çıkışlı metalin sadece saç spreyi ve power akorlardan oluşmadığını gösterdi. Hızlı çalınmış figürler ve sopalayan geçişlerle dolu bu şarkı, sarsıntılı duruşlara sahip bir ana riff ekseninde ilerliyordu ve gitarlar da fren çığlıkları gibiydi.

Albüm: Master of Puppets (Reprise)


34. "Walk This Way"
Aerosmith (1975)

"Walk This Way"in ana riff'i Aerosmith'in kariyerinde iki kez parladı; ilk olarak 1976'daki hit single'la ve on yıl sonra Run DMC versiyonuyla. Joe Perry riff'i bulduğu yeri çok net hatırlıyor: Hawaii'deki bir soundcheck'te. "Funky bir havamdaydım," diyor Perry o an hakkında. Gitarist, New Orleanslı efsane grup Meters etkilenimli riff'i çalmaya başlar başlamaz Aerosmith öncesi ekmeğini Boston'lu funk gruplarında çalarak kazanan davulcu Joey Kramer hemen ona katılmış. Parça 1975 yılında New York'taki The Record Plant stüdyolarında kaydedilmiş. "Stüdyoda giderken yolumuzun üzerinde bir et lokantası vardı. İrlanda usülü kahveleri lezizdi." Kafein ve viskiyle beslenen Perry ve diğer gitarist Brad Whitford birlikte parçanın groove'unu oturtmuşlar: "Kimin neyi çalacağını hiç konuşmadık, her şey kendiliğinden oldu." Soloyu Strat'ıyla atan Perry ritm partisyonunu (tüm diğer Toys In the Attic parçalarında olduğu gibi) '68 model Les Paul'üyle çalmış. "O zamanlar çok fazla gitarım yoktu," diyen Perry'ye göre gerçek bir Meters havası yaratabilmek için üflemelilere de ihtiyaç varmış. O ve Whitford ilave müzisyen getirmek istememişler ve nefesli seslerini kendi gitarlarından çıkarmışlar. "Üflemeliler hususunda çok vakit harcayacak değildik," diyor Perry. "Biz gitar çalıyorduk.

Albüm: Toys in the Attic (Colombia)


35. "1969"
The Stooges (1969)

Ron Asheton'ın çalışındaki dehanın (aynen Iggy Pop'un şarkıcılığında olduğu gibi) virtüözlükle alakası yoktu, sadece ham enerjiyle ilgiliydi. Wah-wah pedalları hiç bu kadar ilham verici bir şekilde kullanılmamıştı; Asheton'ın iki akor gürültüsü ve tel mengenesi solosu garaj rock okulunda ana ders olarak okutulmalı.

Albüm: The Stooges (Rhino)


36. "Interstellar Overdrive"
Pink Floyd (1967)

Aslında ortada tüm Pink Floyd üyelerinin birlikte çaldığı tek bir riff vardı; sonrasında evrilen, kaybedilen ve 10 dakikayı aşan saykodelik bir takılmacada bulunan bu riff'in etkisi bestecisi Syd Barrett'ın ayrılmasından sonra da devam etti ve Pearl Jam, Mars Volta gibilerinin konserlerinde yankı buldu.

Albüm: The Piper at the Gates of Dawn (Capitol)


37. "That's All Right"
Elvis Presley (1954)

Solo gitarist Scotty Moore'un 'köylü' blues'u son 54 yıldır rockabilly için bir başlangıç noktası olarak gösterilir. Gitaristin Elvis'in ilk single'ındaki bu sağlam solosu hem kralın vokalleriyle hem de ritm gitarla öyle bir uyum içinde yürüyor ki bunun birlikte ikinci çalışları olduğuna inanmak zor.

Albüm: Sun Records 50th Anniversary Collection ( SONY BMG)


38. "Stay With Me"
The Faces (1971)

Bir rock yıldızının (Rod Stewart) sürüklediği grupta Ronnie Wood tam bir takım oyuncusuydu. Kulağa basit gelen riff'leri aslında muhteşem bir değişkenliğe sahipti ve akrobatik soloları bu şarkının heyecanını da ortaya koyuyordu. Ron Wood birkaç yıl sonra Stones'da çalmaya başladığında kimse şaşırmadı.

Albüm: A Nod Is As Good As a Wink... to a Blind Horse (Warner Bros.)


39. "Black Magic Woman"
Santana (1970)

Aslında bir Fleetwood Mac şarkısı olan "Black Magic Woman" (cidden öyle) ilginç bir şekilde Carlos Santana'nın Abraxas albümündeki latin rock yorumuyla hit oldu. Santana'nın tutkulu solosu hem zarif hem de akıcıydı ve David Gilmour'dan Prince'e birçok gitarist stil ve tınılarını oluştururken onu örnek aldılar.

Albüm: Abraxas (Colombia/Legacy)


40. "I Can See for Miles"
The Who (1967)

Pete Townshend'e göre bu en büyük Who şarkısıydı ve gitarist tüm özel tekniklerini burada sergiliyordu: power akorlar, perde vuruşları, sert hırıltılar ve grup üyelerine uyum sağlayan tuşe değişimleri. Gitar numaralarının standartını oluşturan bir kilometre taşı.

Albüm: The Who Sell Out (Geffen)


41. "Marquee Moon"
Television (1977)

Punk rock'ın ilk döneminde Television, çıkış albümlerinin bu on dakikalık merkez noktasıyla daha o zamandan bu janrı yeni, virtiözce bir yere taşıyordu. Tom Verlaine ve Richard Lloyd'un içiçe geçmiş riff'leri ve dairesel aralıkları, şarkının yarısı kadar süren gözüpek bir Verlaine solosu. Wilco ve Pavement'ın yolunu açan akıllı incelik buradan gelmişti.

Albüm: Marquee Moon (Rhino)


42. "Hideaway"
John Mayall and the Bluesbreakers (1966)

John Mayall, Chicago blues'unun ateşini Olimpos dağından çalıp yeni nesil İngiliz rockçılara hediye ederken yanında bir dönem boyunca Yardbirds ve Cream arasında gidip gelen Eric Clapton bulunmaktaydı. Aslı Freddie King'e ait bu virtüözite tafsilatında Mayall amfisinin sesini sonuna, parmaklarını da atomkarınca moduna getiriyor.

Albüm: Blues Breakers With Eric Clapton (Polydor)


43. "Holidays in the Sun"
The Sex Pistols (1977)

"Holidays"in ham gücü sizi yanıltmasın: Sex Pistols'un tüm "anti-teknik" iddiasına karşıt Steve Jones ne yaptığını gayet iyi bilen bir müzisyendi. Neredeyse askeri bir sekmezlikle kanallar dolusu gitar kaydeden Jones amfisini bir Bob Marley konserinden aşırmıştı. Gitar solosu ise Chuck Berry'nin punk süzgecinden geçirilmiş bir hali gibiydi.

Albüm: Never Mind the Bollocks, Here's the Sex Pistols (Warner Bros.)


44. "Dig Me Out"
Sleater-Kinney (1997)

90'ların en güzel punk hitlerinden birisi olan "Dig Me Out" bassız üçlülerin indie basitliğiyle nasıl gitar kahramanları yarattığının erken bir örneğiydi. Corin Tucker'ın acımasız vokaliyle çakışan Carrie Brownstein'ın gitarının şiddetli riff'leri Amerika'nın yeni harikasını dünyaya duyuruyordu.

Albüm: Dig Me Out (Kill Rock Stars)


45. "I Saw Her Standing There"
The Beatles (1963)

Bu ses dünyanın her yerinde duyuldu! "I Saw Her Standing There" ünlü dörtlünün ilk şarkısıydı ve rhythm & blues ile rockabilly'nin sert bir sentezini yapan John Lennon ve George Harrison'ın çifte gitar kimyasıyla ilerliyordu. Ansızın Liverpool sahnesi bir tınıya, dünyadaki tüm garaj grupları da bir başlangıç noktasına sahip olmuştu.

Albüm: Please Please Me (Capitol)


46. "Miserlou"
Dick Dale and the Del-Tones (1962)

Dale eski bir Yunan pop şarkısı olan "Mısırlou"nun adaptasyonunu ilk defa bir hayranı konserde parçayı sadece tek telle çalıp çalamayacağını sorduğunda yapmıştı. Stüdyoda bu ud benzeri sesi çıkaran kesik vuruşlarını tiz ses ve okyanusvari yankılarla süsleyen Dale, surf rock'ın zirvesine çıkıyordu.

Albüm: King of the Surf Guitar: The Best of Dick Dale & His Del-Tones (Rhino)


47. "Panama"
Van Halen (1984)

Hard rock fırtınasının, teknik yeterlilik ve titiz detaycılığın bu muhteşem bileşimini ancak üçünde de usta olan bir gitarist yapabilir. "Panama"nın riff'i daha direkt olamazdı ve Eddie Van Halen zerafetinin son noktasındaydı. Eddie ve David Lee Roth tüm şarkı boyunca birbirlerinden rol çalıyor ve sonunda ikisi de kazanıyor.

Albüm: 1984 (Warner Bros.)


48. "London Calling"
The Clash (1980)

Punk vahşiliğinin ve hırsın harika bir karışımı olan "London Calling" aynı zamanda Clash'in en akılda kalıcı gitar dizelerinden birine sahipti. Mick Jones ve Joe Strummer kesik akorlar ve eğip büktükleri riff'lerle ilerliyor ve sonunda Jones acı bir çığlıkla başlayıp arı kovanı seslerine dönüşen solosunu atıyor. Parçanın bitişindeki feedback'ler ise SOS sinyali veren bir mors kodu.

Albüm: London Calling (Epic)


49. "Machine Gun"
Jimi Hendrix (1970)

Hendrix'i formununun zirvesinde yakalayabileceğiniz bu canlı kayıt sadece savaş karşıtı bir marş değildi. Hendrix boşlukları silah, inleme ve kamikaze dalışı sesleriyle dolduruyor, "Vietnam'da olduğu kadar Chicago, Milwaukee, New York'ta da çarpışan askerlere" adanan bu parça ise kendi kendisiyle savaşta olan bir milletin sesi gibi.

Albüm: Band of Gypsys (Capitol)


50. "Debaser"
Pixies (1989)

Joey Santiago, Pixies'in hayranları için bir gitar kahramanıydı. Joey'nin üst üste kaydedilmiş gitar karmaşası, ön adam Black Francis'in çamurlu ritm gitarına ve kısık çığlığına mükemmel uyum sağlıyordu. "O grupta olmalıydım," diyecekti Kurt Cobain 1994'te. "Ya da en azından bir Pixies cover grubunda.

Albüm: Doolittle (4AD)

Görüntüleme:1646, Cevaplar:2
Facebook'ta paylaş.

Alt 13-07-2009, 21:33 #2
Morgan Le Fay
Lazu, lazu me..

51. "Crazy Train"
Ozzy Osbourne (1981)

İki müzik hocasının oğlu olan rahmetli Randy Rhoads son sürat gitar çalımı için dönemin diğer virtüözü Eddie Van Halen'a kıyasla daha geleneksel ve daha titiz bir yerde duruyordu. Rhoads'un bu parçadaki inanılmaz temiz çalınmış solosu (altyapıyı defalarca dinleyerek bestelenmiş) o tarihte gitar satışlarında artışa sebep olacaktı.

Albüm: Blizzard of Ozz (Epic)


52. "My Iron Lung"
Radiohead (1995)

Turne yorgunu ve ilk hitleri "Creep"den bıkmış olan Radiohead bu alaycı parçanın enstrümantal halini 1994'deki bir Londra konserinde kaydetmişti. O an onları muhteşem bir gitar grubu olarak gözler önüne serecekti: Johnny Greenwood ve Ed O'Brien gitarlarına abanıp bükük cümlelerden bir çığ ile Thom Yorke'u boğuyordu. Havasız kalan bir adamı anlatmak için harika bir seçim, değil mi?

Albüm: The Bends (Capitol)


53. "Born on the Bayou"
Creedence Clearwater Revival (1969)

Sene 1968. Creedence Clearwater Revival, San Francisco'daki Avalon Ballroom'da çalıyor. "Yedi grubun çıkacağı o gece ilk biz çalacaktık," diye anlatıyor John Fogerty. "İlk grup biz olduğumuz için son soundcheck'i de biz aldık." Grup üyeleri hızla ses düzeylerini ayarlarken (" 'Şimdi davullar: bum bum. Tamam, şimdi gitarlar: trın trın. Tamam' gibiydi.") Fogerty Rickanbacker gitarı ve tremolo efektiyle bir E7 akoru çalmaya başlamış. "Bizimkilere bakıp 'Hey, buradan takılın!' dedim. Fogerty'nin Lead Belly ve Son House gibi Güneyli blues sanatçılara olan sevgisinin izlerini taşıyan (E7 akoru Delta blues'unun vazgeçilmezlerindendir) bu yaratıcı doğaçlamada gitarist CCR'nin bataklık rock'ı tınısını ve ilk büyük hitleri "Proud Mary"nin b-side'ını aynı anda ortaya çıkarmış oldu. Avalon'daki doğaçlama bir ses teknisyeni onlara durmalarını söyleyene kadar devam etmiş. "Bize 'Basıp gidin, zaten bir yere varacağınız da yok' dedi. Ona bakıp şöyle dediğimi hatırlıyorum: 'Bize bir sene ver ahbap, bakalım kim nereye varıyor.'"

Albüm: Bayou Country (Fantasy)


54. "Little Wing"
Stevie Ray Vaughan (1991)

Vaughan'ın bu Jimi Hendrix klasiğine getirdiği destansı ve duygulu yorum hem gitaristin tekniğini hem de köklerine duyduğu saygıyı gözler önüne seriyor. Yedi dakikalık kayıt Vaughan'ın ölümünden sonra yayınlanmıştı ve güzelliği yaratıcısının yokluğunda daha da tekinsiz bir hal alıyordu.

Albüm: The Sky Is Crying (Epic)


55. "White Room"
Cream (1968)

Rock'ın ilk 'all-stars' grubu Cream'de Jack Bruce ve Ginger Baker da Eric Clapton kadar öne çıkıyordu ama gitaristin sıkı wah-wah çağlayanı bu parçaya damgasını vuruyor. Jimi Hendrix'den Voodoo Child (Slight Return) ile birlikte bu pedalı '68 saykodelikasının sesi haline getiren bir şarkı.

Albüm: Wheels of Fire (Polydor)


56. "Eight Miles High"
The Byrds (1966)

Roger McGuinn'in ahenkli 12 telli solosu 60'ların rock'ının şekillenmesinde büyük pay sahibiydi. Ancak McGuinn ilhamını rock müzikten değil klasik Hint müziğinden ve saksafoncu John Coltrane'in tek akor ve tek cümle üzerine yaptığı keşiflerden alıyordu. Daha sonraları gitarının bir üflemeli gibi nefes alıp sunduğunu söylemişti.

Albüm: The Byrds Greatest Hits (Columbia/Legacy)


57. "Dark Star"
Grateful Dead (1969)

Dead'in en iyi konser şarkısı olarak görülen "Dark Star"ın Fillmore West performansından alınmış bu asite bulanmış yarım saatlik yorumu aynı zamanda Jerry Garcia'nın en uçuk ve en deneysel anlarından. Bob Weir ve Phil Lesh'in çerçevelediği Garcia'nın serbest form doğaçlaması şarkının bahsettiği "mücevher akşamı"nın hayata geçmiş hali gibi.

Albüm: Live/Dead (Rhino)


58. "Rumble"
Link Wray (1958)

1958 yılında distorsiyon ve power akorlar henüz duyulmamış şeylerdi ama Wray daha haylaz bir tını yakalamak için amfisine bir kalem sapladı ve penasını da teller üzerinde bir sustalı gibi kullandı. Ortaya çıkan sonuç radyo istasyonlarının iddiası üzerine (insanları şiddete yönlendirdiğini söylemişlerdi) yasaklandı. Enstrümantal bir şarkı için hiç fena değil, değil mi?

Albüm: Rumble! The Best of Link Wray (Rhino)



59. "Freeway Jam"
Jeff Beck (1975)

Yıllar boyu vokalistlerle çalışan Beck sonunda bu parçada kendisi için en iyi şarkıcının yine kendisi olduğunu ortaya koyuyor. Bu canlı funk'ın gitar çalışındaki muhteşemlik adeta "ben buradayım" diye bağırıyor. "Les Paul'lerinin sesini sonuna kadar açmış binlerce gitarist vardı," diyecekti Rolling Stone'a daha sonraları. "Ben farklı bir şey denemeliydim."

Albüm: Blow by Blow (Epic)


60. "Maggot Brain"
Funkadelic (1971)

Herhalde hiçbir grup albümüne on dakikalık bir gitar solosuyla başlamaz. Ancak George Clinton'ın funk-rock topluluğu herhangi bir grup ve rahmetli Eddie Hazel de herhangi bir gitarist değildi. Bu acıklı saykodelik fantezinin süresi konserlerde iki katına çıkabiliyordu.

Albüm: Maggot Brain (Westbound)


61. "Soul Man"
Sam and Dave (1967)

Sam Moore'un şarkıda "Çal bakalım Steve!" diye seslendiği Steve Cropper, Stax Records'un bu nadide grubunun dahisi. Cropper'ın sarsıntılı, tiz riff'leri şarkının ritmik büyüsünü yaratırken çakmağıyla yaptığı cızırtılı slide geçişleri grubun üçüncü şarkıcısı haline geliyor.

Albüm: Soul Men (Rhino)


62. "Born Under a Bad Sign"
Albert King (1967)

Bu külhanbeyi blues'u çok detaylı bir çalım değildi ama zaten King beş notalık bir partisyonla beş dakikalık sololardan çok daha fazla şey anlatabilen bir gitar ustasıydı. Memphis havalı bu en büyük hit'i Clapton'dan Dimebag Darrell'a birçok gitarist tarafından yorumlanacaktı.

Albüm: Born Under a Bad Sign (Stax)


63. "Sweet Child O' Mine"
Guns n' Roses (1987)

Slash bu ılık, dairesel melodiyle uğraşmaya başladığında sene 1986'dıydı ve genç gitarist o sırada Guns n'Roses'ın Doğu Hollywood'daki domuz ahırına benzer evinde yaşıyordu. "İlginç bir cümleydi," diyor Slash. "Ama bir şarkıya dönüşeceğini düşünmemiştim ne yalan söyleyeyim." Çalmaya devam ederken G n'R gitaristi Izzy Stradlin basit bir akor kadansıyla ona katılmış. İkili, Axl Rose'un üst kattan onları dinlediğinin ve şarkı sözü yazdığının farkında değilmiş. Slash, ertesi gün o melodilerin bu tarz müziğin "trash grubu" olarak gördüğü Guns için fazla yumuşak olduğunu düşünmüş, fakat gitaristin tüm itirazlarına rağmen "Sweet Child O'Mine"a dönüşecek olan şarkının temelini oturtmuşlar. Sonradan fikrini değiştiren Slash ayrı ayrı parçalardan oluşan, hikaye güzelliğindeki solosuyla şarkıya son şeklini vermiş. "Pek çok farklı yerden etkilenmiştik. Jeff Beck, Cream ve Led Zeppelin'den sizi çok şaşırtacak başka şeylere: mesela Manfred Mann'ın 'Blinded by the Light' yorumundaki solo ve Gerry Rafferty'nin 'Baker Street'i." Solonun zorluğuna rağmen Slash'i sahnede zorlayan kısım şarkının keskin açılışıymış. "Artık kolay geliyor ama ilk dönemler çok sıkıntı çektim. Özellikle aşırı miktarda alkol tüketip başka kimyasal maddelere de bulaştığım zamanlar. Bu şarkıyı çalmaktan yıllar boyu nefret ettim."

Albüm: Appetite for Destruction (Geffen)



64. "Freebird"
Lynyrd Skynyrd (1973)

Çakmaklar havaya lütfen! Güneyli rock'ının bu nihai marşı rahmetli Allen Collins'in eseriydi ve Collins hem asıl kayıttaki çılgın soloları atıyor hem de canlı albümleri One More From the Road'da Stevie Gaines'le ritm gitarları paylaşıyordu. Gizli silah: Gary Rossington'ın ağlayan slide'ları.

Albüm: Pronounced Leh-Nerd Skin-Nerd (MCA)


65. "Message in a Bottle"
The Police (1979)

Sting, Andy Summers'da özellikle punk dönemi düşünüldüğünde çok değerli ve nadide bir şey bulmuştu: Şarkıcı ve şarkı için çalan hem melodik hem de iddialı bir gitarist. Police'in ikinci albümünün bu hit şarkısı kırılgan ana riff'inden sulu ritim çalımlarına kadar muhteşemliğin tanımı gibi.

Albüm: Regatta de Blanc (Interscope)


66. "Texas Flood"
Stevie Ray Vaughan (1983)

Larry Davis'in 1958 çıkışlı single'ının bu yorumu Vaughan'ın ilk albümüne ismini veriyordu ve genç gitarist Jimi Hendrix, Albert King ve T-Bone Walker'dan aldıklarının gözüpek bir sunumunu yapıyor gibiydi. Canlı performanslarda Vaughan soloyu gitarı kafasının arkasına koyarak çalıp Hendrix ve Walker'a bir selam daha gönderiyordu.

Albüm: Texas Flood (Epic)


67. "Adam Raised a Cain"
Bruce Springsteen (1978)

Bir şarkı yazarı olarak kazandığı ünden önce Springsteen Asbury Park'daki en hızlı gitarist olarak tanınıyordu. Bu blues ve hard-rock karışımı parçada da iplerini yeniden salıyor ve albümdeki en saldırgan soloyla E Street Band'i garaj grupları ülkesine geri götürüyordu.

Albüm: Darkness on the Edge of Town (Columbia)


68. "The Thrill Is Gone"
B.B. King (1969)

Müzik kariyerinin yirminci senesindeki King en büyük hit'ini, yaylılar eklediği ve Lucille ismini verdiği Gibson marka gitarının acımasız kamçısı dışında her şeyi yumuşattığı bu Roy Hawkins yorumuyla yakaladı. Sonuç: Bıçak sırtı köşelerinden kan damlayan umutsuz bir romantizmin portresi.

Albüm: Completely Well (MCA)


69. "Money"
Pink Floyd (1973)

David Gilmour provalarda akustik bir blues şarkısı olarak başlayan bu kusursuz Floyd rock'ında ilk üç dakika boyunca kendini tutmayı beceriyor. Parça 7/4 zamanından düz ritme geçtiğinde attığı kendinden geçmiş, öfkeli solo ise öyle tiz notalarda bitiyor ki çoğu gitarist onları çalamıyor bile.

Albüm: Dark Side of the Moon (Capitol)


70. "Bullet With Butterfly Wings"
Smashing Pumpkins (1995)

Öfkenin metalaştırılması hakkında mükemmel bir 90'lar alternatif-rock parçası. Şarkıyı "Aşağı/yukarı gitarlar ve ezici davullar" diyerek tanımlayan Corgan kendi karamsarlığını da son kısımdaki kahkaha atan wah-wah gitarlarla alaya alıyor.

Albüm: Mellon Collie and the Infinite Sadness (Virgin)


71. "Take It or Leave It"
The Strokes (2001)

New Yorklu beşlinin çıkış albümlerinin kapanış şarkısı egosuz çifte gitar dinamiklerini ortaya koyuyor: Albert Hammond Jr.'ın parıltılı ritm gitarı nabız gibi atarken Nick Valensi'nin mızmız lead'i ona yakın duruyor; ta ki tek bir nota etrafında dönen bomba solosuyla akıp gidene kadar.

Albüm: Is This It (RCA)


72. "Say It Ain't So"
Weezer (1994)

Rivers Cuomo bir pop tarihi öğrencisiydi ve yakın zamanlarda Rock Band'in ikinci kez hayat verdiği bu şarkıda punk rock ve stadyum metalden aldığı dersleri zor riff'lere ve sololara kanalize ediyordu. Ancak şarkıyı unutulmaz kılan şey, her nakarat öncesi vuran -ve şiştikçe şişen- o acayip feedback'ti.

Albüm: The Blue Album (Geffen)


73. "Summertime Blues"
Blue Cheer (1968)

Gitar-bas-davul üçlüsünün bu tek hiti bir Eddie Cochran yorumuydu ve bazılarına göre ilk heavy metal kaydıydı. Leigh Stephens'ın gitarının devasa çığlığı o kadar yüklüydü ki çelikten bir yün gibi kazıyor, rockabilly riff'inin tozunu attıtıyordu.

Albüm: Vincebus Eruptum (Island/Mercury)


74. "La Grange"
ZZ Top (1973)

"La Grange" caz klasiği Cherokee'nin rock versiyonu gibi bir parçaydı, maharetlerini sergilemek isteyen gitaristler için bir standarttı. Bu şekilde gitar çalımının dahisi Billy Gibbons'dı ve yaptığı şey temelde bir John Lee Hooker riff'ini metale dönüştürmekti. Sololar ise Texas asfaltlarından uzay manzarasına bakış hissi uyandırıyordu.

Albüm: Tres Hombres (Rhino)


75. "Willie the Pimp"
Frank Zappa (1969)

Zappa'nın emprovize gitarı blues'a (ve neşeye) hiç bu şarkıdaki kadar yakın olmamıştı. Gıcırtılı patinaj ve uğuldayan köpek sesleri en az ritim ikilisiyle girdiği ton kümesi kadar içgüdüsel çalınmış. Parçadaki derin vokal de Zappa'nın çocukluk arkadaşı Captain Beefheart'a ait.

Albüm: Hot Rats (Zappa)


76. "American Girl"
Tom Petty and the Heartbreakers (1976)

Bu çok canlı riff yıllar boyu Petty hitlerinin standartını oluşturdu ama aynı zamanda The Byrds'e bir saygı duruşu niteliği taşıyordu: Petty ve Mike Campbell'ın çifte gitarı Roger McGuinn'in 12 tellisinin bir yansımasıydı ve 60'ların folk rock tınısını New Wave enerjisiyle birleştiriyordu.

Albüm: Tom Petty and the Heartbreakers (Warner Bros.)


77. "Even Flow"
Pearl Jam (1991)

Seattle çıkışlı pek çok gitarist Black Flag ve Sabbath geleneğinin izini sürerken Stone Gossard ve Mike McCready, ağabeyleri Stones'un stadyum blues'unu daha karanlık bir çağ için yeniden diriltiyordu. Gümbürdeyen riff'ler, çılgınca geçişler ve McCready'nin daha sonraları "Stevie Ray Vaughan'a bir saygı duruşu" olarak tanımladığı şeytan kahkahasına benzer wah-wah gitarı.

Albüm: Ten (Epic)


78. "Stone Crazy"
Buddy Guy (1970)

1961 yılında kaydedilen bu yedi dakikalık muhteşem blues kaydı neredeyse on sene boyunca yayınlanmadı. Guy çelikten bir iğne tonundaki solosuyla gür vokaline hedefi tam onikiden vuran baş döndürücü atışlarla cevap veriyor. "Teli itmesini beceremiyorum. O halde koparayım!" diyecekti Rolling Stone'a sonraları.

Albüm: I Was Walking Through the Woods (Chess)


79. "Silver Rocket"
Sonic Youth (1988)

Thurston Moore ve Lee Ranaldo gruplarını gürültü ve daha çok gürültü için solo ve ritim partisyonlarını boşverdikleri bir elektrik mabedi olarak kurmuşlardı. İki kafalı bir canavarı oynadıkları bu kayıtta da açık akortlu riff'ler patlatıp solo yerine serbest formda öfkeli bir feedback tipisi kullanıyorlar.

Albüm: Daydream Nation (Geffen)


80. "Kid Charlemagn"
Steely Dan (1976)

70'lerin sonunda Steely Dan albümleri sürekli değişen usta stüdyo müzisyenleri ile deneme üzerine deneme yapılarak kaydediliyordu ve bu süreç sonunda insanın ağzını açık bırakan pek çok gitar solosu çıkmıştı. Larry Carlton'ın çok bölümlü, kozmik caz solosu içlerinde belki de en iyisi. O kadar kompleks ki kendi başına da bir şarkı olabilirmiş.

Albüm: The Royal Scam (MCA)


81. "Beat It"
Michael Jackson (1982)

Daha önce hiç bu kadar ağır gitarlı bir soul şarkısı ya da bu kadar soul içeren bir heavy metal hit'i olmamıştı. Paul Jackson Jr. ve Steve Lukather buradaki tehditkar riff'i çalarken Eddie Van Halen'ın son vites solosu öldürücü darbe oluyor. Van Halen yapımcı Quincy Jones'un kendisine tek tavsiyesinin "Git ve kendin gibi çal," demek olduğunu söylüyor.

Albüm: Thriller (Epic)


82. "Walk - Don't Run"
The Ventures (1960)

The Ventures'un ilk hiti enstrümantal sörf müziğinin ideal bir örneği. Neredeyse yarım yüzyıldır her grup Bob Bogle'ın tınısının, Don Wilson'ın değişken ritm gitar ataklarının ve ikisinin birlikte köklediği bahar yankısı sesinin peşinden boşuna koşmuyor.

Albüm: Walk - Don't Run: The Best of the Ventures (Capitol)


83. "What I Got"
Sublime (1996)

Sublime'dan Brad Nowell grubun bu hitinde (şarkı Nowell'in aşırı dozdan ölümünün iki ay öncesinde yayınlanmıştı) "Manyak bir ayaklanma gibi gitar çalarım" diyordu ve haklıydı. Parçadaki akustik blues solosu çok kısa sürse de bu melodi 90'ların unutulmazları arasına çabucak girdi.

Albüm: Sublime (MCA)


84. "Gravity"
John Mayer (2006)

Mayer'in iki yönü (blues virtüözü ve pop yıldızı) bu kusursuz soul ağıtına kadar hiç aynı şarkıda buluşmamıştı. Ritim gitar Curtis Mayfield'ı akıllara getiriyor ve Claptonvari sololar Slowhand lakaplı Eric'in yakın dönemde yaptığı her kayıt kadar lezzetli.

Albüm: Continuum (Aware/Columbia)


85. "You Enjoy Myself"
Phish (1988)

"You Enjoy Myself"in hipnotik arpejleri, hard rock soloları ve funk tınısı Phish'in 90'ları haber veren hırsını ve sahnedeki tuhaf doğaçlamalarını gözler önüne seriyordu. Ancak Trey Anastasio için parçanın gitar partisyonları daha da farklı bir zamana işaret ediyor: 20 yaşında, Avrupa yolculuğunda yanında taşıdığı Time model küçük bir gitar ve pille çalışan Mouse amfisiyle şarkıyı bestelediği 1985 yazının tembel günlerini. Anastasio ve Phish davulcusu Jon Fishman günlerini sokak çalgıcılığı yaparak, geceleri partileyerek ve arada bir de Ford Fiesta'larında uyuyarak geçiriyorlarmış. "Böyle küçük küçük bölümler buluyordum ama oturup hiçbir şey yazmadım," diyor Anastasio. "Kumsalda ateşin etrafında oturmuş yirmi kadar kişi yıldızları seyredip dalgaların sesini dinlerdik, ben de gitarımla takılırdım. Bir gece bir şarkının başına benzeyen bir şey çaldım ve o kısım aklıma takıldı. Sonraki hafta sokakta çalarken başka bir bölüm buldum. Sonra hepsini birleştirdim, şarkı bir seyahat güncesi gibiydi." Açılış Robert Fripp etkilenimliydi, funk bölümü ise gitaristin deyişiyle "James Brown gibi tınlamak için dolambaçlı yollar kullanarak" yaratılmıştı. "Şarkının en sevdiğim yanı, ki bu ne çeşit bir şarkı olduğu düşünüldüğünde garip gelebilir, ruhunun çok kuvvetli olmasıydı."

Albüm: Junta (Elektra)


86. "I Ain't Superstitious"
Jeff Beck (1968)

Beck'in ilk solo albümünün kapanışını yapan Willie Dixon yorumunda Rod Stewart şarkıyı söylüyor ve Ron Wood da bas çalıyordu ama gitarı çalan kişinin grubun lideri olduğu hemen anlaşılıyordu. Beck'in sulu wah-wah tonu gitarına sanki konuşuyormuş gibi bir ses verirken Chicago blues'unu uçuş çağına hazırlıyordu.

Albüm: Truth (Epic)


87. "Red"
King Crimson (1974)

Robert Fripp 1995'de "Ben blues gitaristi değilim...ama sanırım blues'un ruhuna pek çok defa rastladım," demişti. Gitar-bas-davuldan oluşan Crimson üçlüsünün lideri Fripp, burada riff kadansının matematikselliğini ortalığı yıkan vuruşlarla ve tiz armonilerle destekliyor.

Albüm: Red (DGM)


88. "Mona"
Quicksilver Messenger Service (1969)

Fillmores East and West'in canlı kayıtlarından alınan parça, San Francisco çıkışlı ustaların tribal bir patlamaya dönüştürdüğü bir Bo Diddley şarkısı aslında. John Cipollina wah-wah'ıyla soluğunuzu kestiğinde yaşadığınız uçuş gerçek ve doğal hale geliyor.

Albüm: Happy Trails (Capitol)


89. "I Love Rock N Roll"
Joan Jett and the Blackhearts (1981)

Parçanın ilk ilkel power akoru bile Jett'in Runaways döneminden kalma "ergen kız grubu üyesi" imajını yıkmaya yetti. İnim inim inleyen riff'ler Jett'in deri kıyafetler içindeki yeni görüntüsünü destekliyor ve onu gelmiş geçmiş en muhteşem kadın gitaristler arasına sokuyordu.

Albüm: I Love Rock N Roll (Blackheart)


90. "How Soon Is Now?"
The Smiths (1985)

Johnny Marr'ın, örümcek parmak tekniğini bir yana bırakıp kapsamlı birkaç akorun titrek ağlayışını, koşturmacadaki dünyanın sesi gibi bir nota büküşüyle yardığı bu parça bir kulüp klasiği oldu ve yer altı rock'ı ile dans müziğinin arasındaki köprü haline geldi.

Albüm: Meat Is Murder (Sire)


91. "Drunkship of Lanterns"
The Mars Volta (2003)

The Mars Volta progressive rock'ı 21. yüzyıla bu heyecan verici parçayla taşırken Gang of Four riff'lerini Hendrix benzeri bir virtüözlük, latin ritimleri ve bolca reverb efektiyle buluşturan Omar Rodriguez-Lopez de ismini bu on yılın en büyük gitaristleri arasına yazdırıyordu.

Albüm: De-Loused in the Comatorium (GSL/Universal)


92. "Memo from Turner"
Mick Jagger (1970)

Stones'un Let It Bleed albümünde yer alan gitar virtüözü Ry Cooder, eski grup arkadaşı Keith Richards'ı "Jumping Jack Flash" ve "Gimme Shelter" gibi şarkılarda kendine ait olan 'açık G akordu' tekniğini aşırmakla suçlamıştı. Cooder'ın gergin slide gitarı Mick Jagger'ın çökmüş bir rock yıldızını canlandırdığı 1970 tarihli filmi Performance için hazırladığı ilk solo albümüne damgasını vuruyor.

Albüm: The Very Best of Mick Jagger (Rhino)


93. "Only Shallow"
My Bloody Valentine (1991)

İrlandalı grubun başyapıtı Loveless, shoegazer tarzını tanımlayan muhteşem gitar işçiliğiyle Smashing Pumpkins'den U2'ya birçok grubu etkiledi. Albümün açılış şarkısı rüya gibi bir dize ve melodik gürültü yağmuru (gitarist Kevin Shileds bu efekti iki ya da üç kanal gitar ve whammy koluyla yaratıyor) arasında gidip geliyordu.

Albüm: Loveless (Sire)


94. "Money for Nothing"
Dire Straits (1984)

Erken döneminde MTV pek de müthiş gitar şarkıları çalmasıyla bilinen bir kanal değildi. Ama bu durum Mark Knopfler'ın saf, eski toprak tonunu bırakıp Les Paul'ünü wah-wah efektiyle çalarak MTV'nin ilk hitlerinden birini yaratmasıyla son buldu. Ortada bir solo bile yoktu ama Knopfler'ın tıknaz ritim gitarı işi bitiriyordu.

Albüm: Brothers In Arms (Warner Bros.)


95. "Omaha"
Moby Grape (1967)

San Francisco çıkışlı grubun ilk kadrosu Aşk Yazı'nın umut bağlanan ekiplerindendi ve bu şarkı bu payeyi hak ettiklerini gösterir nitelikte. En iyi single'larında Jerry Miller, Peter Lewis ve Skip Spence iki buçuk kırmızı/ateşli dakika boyunca üçlü bir gitar savaşına girişiyorlar, üçü de Spence'in parçasına farklı bir yerden yaklaşıyor.

Albüm: Moby Grape (Sundazed)


96. "New Day Rising"
Hüsker Dü (1985)

80'ler hardcore punk'ı hiç daha basit ya da inatçı bir şekilde umutlu olmamıştı: üç akor, üç kelimeli bir nakarat ve hiç bitmeyecek gibi gelen ama çok erken biten ışık hızında muhteşem bir performans. Bob Mould, telleri katil bir Johnny Ramone gibi dövüyor ama akorlarının ve kuvvetli çığlığının içindeki kırık kilise çanı sesini duymamak mümkün değil.

Albüm: New Day Rising (SST)


97. "No One Knows"
Queens of the Stone Age (2002)

Grubun gitaristi ve beyni Josh Homme bu T.Rex ritminde, akılda kalıcı bir hard rock ve dinleyerek büyüdüğü ezici metalin arasında tatlı bir nokta buluyor. Son beş yılın modern rock gruplarının pek çoğu ilhamlarını bu pes tona çekilmiş gitar ve AM radyosunun şeker sosu karışımından aldı.

Albüm: Songs For the Deaf (Interscope)


98. "Under the Bridge"
Red Hot Chili Peppers (1991)

Gitarist John Frusciante ve en az solisti Anthony Kiedis'in bağımlılık anıları kadar samimi gitar tonu. John şarkının nakaratını Joe Jackson'ın "In Every Dream Home (A Nightmare)"ından etkilenip yazmıştı ama bas/davulla birlikte çaldığında funk'ı da duyabiliyordunuz, gerçek blues'da her zaman duyduğunuz gibi.

Albüm: BloodSugarSexMagik (Warner Bros.)


99. "Run Thru"
My Morning Jacket (2003)

Jim James ve Johnny Quaid bu Güneyli gotik rave'indeki fiyakalı gitarları Skynyrd'ın ağırlığı ve erken dönem Sabbath'ın yavaşlığı ile çalıyor. Two-Tone Tommy'nin koca bas riff'i en iyi numaraların her zaman gitaristlerden çıkmadığını gösterir nitelikte. Carl Broemel 2004 yılında Quaid'in yerine geçince "Run Thru"nun canlı performansı her zamankinden daha ağır oldu; sanki birisi "Free Bird" ve "Kashmir"i birleştirmişti.

Albüm: It Still Moves (ATO)


100. "Vicarious"
Tool (2006)

Metalin sanatsal olarak çıktığı en yüksek nokta. Gitarist Adam Jones'un bu parçadaki ağır riff'leri genelde 5/4 zamanındaydı ve Jones onları insan dışı bir titizlikle çalıyordu. Yedi dakikayı aşan süresine rağmen parça türler arası bir hit oldu ve modern rock radyoları listelerinde iki numaraya kadar yükseldi.

Albüm: 10,000 Days (VolcanoII)


Kaynak-Rollingstone

Facebook'ta paylaş.

Alt 19-07-2009, 18:43 #3
Nirvana90
Foruma Isınan Üye

süpper bir paylasım eline saglık valla bende bir NiRVaNa fan'ıyım
burda bir konu açmak istiyorum ama pehk seven olmadıgını sandıgım için bu işe girişmek istemıyorum ....

Facebook'ta paylaş.

Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler



Tüm Zamanların En İyi 100 Gitar Şarkısı Konusuna Benzer Konular
Tüm zamanların en iyi 50 şarkısı.
1. Like a Rolling Stone, Bob Dylan, 1965 2. (I Can't Get No) Satisfaction, The Rolling Stones, 1965 3. Imagine, John Lennon, 1971 4. What's Going...
AŞK ŞARKISI -- ALMaNYaDa ÇooK SeViLeN BiR TüRK ŞaRKıSı -YENİ
http://www.youtube.com/watch?v=FBoYxXnjfN0&feature=related
Çocuk şarkısı değil yürek şarkısı yaptım
Tuğba Özay, 2010'un ilk günlerinde çıkaracağı albümü için iddialı konuştu: "Şarkılarımın sözleri bana ait. Onlar çocuk değil; duygulara, yüreklere...
Tüm zamanların en iyi 20 gitar riff'i
Efsane gitarist Jimi Hendrix'in 1970 tarihli şarkısı 'Woodoo Child' tüm zamanların en iyi gitar riff'leri arasında birinci seçildi. Total...
Tüm zamanların En Aptal 10 Otomobili - ABD’de tüm zamanların “en aptal” 10 otomobili
Tüm zamanların En Aptal 10 Otomobili Tüm zamanların En Aptal 10 Otomobili - ABD’de tüm zamanların “en aptal” 10 otomobili



Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 23:52 .