|
| |||||||
| Kayıt ol | Yardım | Resim Yükle | Üye Listesi | Ajanda | Skorlu Flash Oyunlar | Forumları Okundu Kabul Et |
|
Hz. Muhammed (sallallâhu aleyhi ve sellem) Kategorisindeki ''Kur-an'ı kerim arapça latin harfli meali.. konusu; 6. cüz 1-2. hizip (MÂİDE ) 4.NİSÂ SÛRESİ النساء بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHIYM لَا يُحِبُّ اللَّهُ الْجَهْرَ بِالسُّوءِ مِنَ الْقَوْلِ إِلَّا مَنْ ظُلِمَ وَكَانَ اللَّهُ سَمِيعًا عَلِيمًا 148-) La ...
![]() |
| | plus | LinkBack | Seçenekler | Stil |
| | #21 |
| Forumun Tiryakisi ![]() | 4.NİSÂ SÛRESİ النساء بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHIYM لَا يُحِبُّ اللَّهُ الْجَهْرَ بِالسُّوءِ مِنَ الْقَوْلِ إِلَّا مَنْ ظُلِمَ وَكَانَ اللَّهُ سَمِيعًا عَلِيمًا 148-) La yuhıbbullahul cehre Bissui minel kavli illâ men zulim* ve kânAllahu Semi’an Alîyma; Allah (Bi-) kötü sözün cehrini (açıkça ifade edilmesini) sevmez... Ancak zulme uğrayan müstesna... Allah Semi’dir Aliym’dir.إِنْ تُبْدُوا خَيْرًا أَوْ تُخْفُوهُ أَوْ تَعْفُوا عَنْ سُوءٍ فَإِنَّ اللَّهَ كَانَ عَفُوًّا قَدِيرًا 149-) İn tübdu hayren ev tuhfuhu ev ta'fü an suin feinnAllahe kâne Afüvven Kadiyra; Bir hayrı açıklar veya onu gizlerseniz yahut bir kötülüğü affederseniz (bilin ki) Allah Afüvv’dür Kadiyr’dir.إِنَّ الَّذِينَ يَكْفُرُونَ بِاللَّهِ وَرُسُلِهِ وَيُرِيدُونَ أَنْ يُفَرِّقُوا بَيْنَ اللَّهِ وَرُسُلِهِ وَيَقُولُونَ نُؤْمِنُ بِبَعْضٍ وَنَكْفُرُ بِبَعْضٍ وَيُرِيدُونَ أَنْ يَتَّخِذُوا بَيْنَ ذَلِكَ سَبِيلًا 150-) İnnelleziyne yekfürune Billahi ve RusuliHİ ve yüriydune en yüferriku beynAllahi ve RusuliHİ ve yekulune nu'minu Bi ba’din ve nekfürü Bi ba’din ve yüriydune en yettehızu beyne zâlike sebiyla; Onlar ki (B sırrınca) Allah’a ve O’nun Rasûllerine kafir olurlar Allah ile O’nun Rasûllerinin arasını tefrik etmek dilerler (Teklik realitesinden perdelenirler) ve “(B sırrınca) ba’zısına iman ederiz ba’zısına küfr ederiz” derler; (böylece) arada bir yol edinmek dilerler.أُولَئِكَ هُمُ الْكَافِرُونَ حَقًّا وَأَعْتَدْنَا لِلْكَافِرِينَ عَذَابًا مُهِينًا 151-) Ülaike hümül kafirune hakka* ve a'tedna lil kafiriyne azaben mühiyna; İşte onlar hakiki kafirlerin (gerçeği tümden reddedenlerin) ta kendileridirler... (Biz) kafirler için alçaltıcı bir azab hazırladık. وَالَّذِينَ ءَامَنُوا بِاللَّهِ وَرُسُلِهِ وَلَمْ يُفَرِّقُوا بَيْنَ أَحَدٍ مِنْهُمْ أُولَئِكَ سَوْفَ يُؤْتِيهِمْ أُجُورَهُمْ وَكَانَ اللَّهُ غَفُورًا رَحِيمًا 152-) Velleziyne amenu Billahi ve RusuliHİ ve lem yüferriku beyne ehadin minhüm ülaike sevfe yü'tiyhim ücurehüm* ve kânAllahu Ğafuren Rahîyma; (B sırrıyla) Allah’a ve O’nun Rasûllerine iman edip Onlardan birini (bile) ayırmayanlara gelince işte onlara ecirlerini (Allah) verecektir... Allah Ğafur’dur Rahıym’dir.يَسْأَلُكَ أَهْلُ الْكِتَابِ أَنْ تُنَزِّلَ عَلَيْهِمْ كِتَابًا مِنَ السَّمَاءِ فَقَدْ سَأَلُوا مُوسَى أَكْبَرَ مِنْ ذَلِكَ فَقَالُوا أَرِنَا اللَّهَ جَهْرَةً فَأَخَذَتْهُمُ الصَّاعِقَةُ بِظُلْمِهِمْ ثُمَّ اتَّخَذُوا الْعِجْلَ مِنْ بَعْدِ مَا جَاءَتْهُمُ 153-) Yes'elüke ehlül Kitabi en tünezzile aleyhim Kitaben mines Semai fekad seelü Musa ekbere min zâlike fekalu erinAllahe cehreten feehazethümüs saıkatü Bi zulmihim* sümmettehazül ıcle min ba'di ma caethümül beyyinatu fe afevna an zâlik* ve ateyna Musa sultanen mübiyna; (Rasûlüm) ehl-i kitab senden kendilerine Sema’dan bir Kitab indirmeni istiyorlar... Gerçekten (onlar) bundan daha büyüğünü Musa’dan istediler... “Allah’ı cehreten = açıkça bize göster” demişlerdi (ancak ölmeden önce ölmek ile ruh boyutunda mümkün olan müşahadeyi birimsel nefsleri ile dilediler) de zulümleri yüzünden (B sırrınca) onları yıldırım yakaladı... Hatta kendilerine beyyineler (açık deliller) geldikten sonra buzağıyı (tanrı) edindiler... Bunu da affettik... Ve Musa’ya apaçık bir sultan (güç yetki) verdik.وَرَفَعْنَا فَوْقَهُمُ الطُّورَ بِمِيثَاقِهِمْ وَقُلْنَا لَهُمُ ادْخُلُوا الْبَابَ سُجَّدًا وَقُلْنَا لَهُمْ لَا تَعْدُوا فِي السَّبْتِ وَأَخَذْنَا مِنْهُمْ مِيثَاقًا غَلِيظًا 154-) Ve refa'na fevkahümütTure Bi miysakıhim ve kulna lehümüdhulül babe sücceden ve kulna lehüm la ta'du fiys sebti ve ahazna minhüm miysakan ğaliyza; Onların (Bi-) Miysakları (ilk fıtratları) ile kendilerinin fevkınde (üst taraflarında) Tur’u (beyin) ref’ettik... Onlara hem: “Secde ederek o kapıdan girin” dedik ve hem de: “Cumartesinde haddi aşmayın” dedik... Ve onlardan miysak-ı ğaliz (katı söz) almıştık.فَبِمَا نَقْضِهِمْ مِيثَاقَهُمْ وَكُفْرِهِمْ بِآيَاتِ اللَّهِ وَقَتْلِهِمُ الْأَنْبِيَاءَ بِغَيْرِ حَقٍّ وَقَوْلِهِمْ قُلُوبُنَا غُلْفٌ بَلْ طَبَعَ اللَّهُ عَلَيْهَا بِكُفْرِهِمْ فَلَا يُؤْمِنُونَ إِلَّا قَلِيلًا 155-) Fe Bi ma nakdıhim miysakahüm ve küfrihim Bi ayatillahi ve katlihimül Enbiyae Bi ğayri Kakkın ve kavlihim kulubüna ğulf* bel tabeAllahu aleyha Bi küfrihim fela yu'minune illâ kaliyla; Miysaklarını (B sırrınca) bozmaları (B sırrınca) Allah ayetlerini (küfr halleri dolayısıyla) inkar etmeleri Bi-ğayri Hak Nebîleri öldürmeleri ve “Kalblerimiz kılıflıdır” demeleri yüzünden (lanetledik)... Bilakis küfürleri ile Allah kalblerini (B sırrınca) tab’ etmiştir/damgalamıştır.وَبِكُفْرِهِمْ وَقَوْلِهِمْ عَلَى مَرْيَمَ بُهْتَانًا عَظِيمًا 156-) Ve Bi küfrihim ve kavlihim alâ Meryeme bühtanen azîyma; Ve (B sırrınca) küfürleri (Mesih İsa’yı inkarları) ve Meryem aleyhine aziym bir buhtan söylemeleri yüzünden. وَقَوْلِهِمْ إِنَّا قَتَلْنَا الْمَسِيحَ عِيسَى ابْنَ مَرْيَمَ رَسُولَ اللّهِ وَمَا قَتَلُوهُ وَمَا صَلَبُوهُ وَلَـكِن شُبِّهَ لَهُمْ وَإِنَّ الَّذِينَ اخْتَلَفُواْ فِيهِ لَفِي شَكٍّ مِّنْهُ مَا لَهُم بِهِ مِنْ عِلْمٍ إِلاَّ اتِّبَاعَ الظَّنِّ وَمَا قَتَلُوهُ يَقِيناً 157-) Ve kavlihim inna katelnel Mesiyha Iysebne Meryeme RasûlAllah* ve ma kateluhu ve ma salebuhu ve lâkin şübbihe lehüm* ve innelleziynahtelefu fiyhi lefiy şekkin minhu ma lehüm Bihi min ılmin illettibaaz zann* ve ma kateluhu yakıyna;Ve “Biz Allah Rasûlü MeryemOğlu İsa Mesih’i öldürdük” sözleri yüzünden... (Aslında) O’nu (Hayat sıfatının mazharı ruh’ül kuds) öldürmediler ve O’nu asmadılar; ancak (o) onlara benzer gösterildi (teşbih olundu)... Onun hakkında ihtilafa düşenler O’ndan yana tam bir şek içindedirler... Zanna tabi olmaları müstesna O’nunla ilgili ilimden bir şeye sahip değiller (gerçek bilgileri yok)... (Onlar) O’nu yakiynen öldürmediler.بَلْ رَفَعَهُ اللَّهُ إِلَيْهِ وَكَانَ اللَّهُ عَزِيزًا حَكِيمًا 158-) Bel rafeahullahu ileyHİ ve kânAllahu Aziyzen Hakiyma;Bilakis Allah O’nu kendine ref’etti (yükseltti)... Allah Aziyz’dir Hakiym’dir.وَإِنْ مِنْ أَهْلِ الْكِتَابِ إِلَّا لَيُؤْمِنَنَّ بِهِ قَبْلَ مَوْتِهِ وَيَوْمَ الْقِيَامَةِ يَكُونُ عَلَيْهِمْ شَهِيدًا 159-) Ve in min ehlil Kitabi illâ le yu'minenne Bihi kable mevtihi ve yevmel kıyameti yekûnu aleyhim şehiyda;Ehl-i Kitab’tan hiç bir kimse yoktur ki ölümünden önce O’na (Hz.İsa’ya B sırrınca) iman etmiş olmasın (O nüzül eder ehl-i kitab olanlar da O’nu tanırlar illa)... Kıyamet günü (O) onlar üzerine şahid olur.فَبِظُلْمٍ مِنَ الَّذِينَ هَادُوا حَرَّمْنَا عَلَيْهِمْ طَيِّبَاتٍ أُحِلَّتْ لَهُمْ وَبِصَدِّهِمْ عَنْ سَبِيلِ اللَّهِ كَثِيرًا 160-) Fe Bi zulmin minelleziyne hadu harremna aleyhim tayyibatin uhıllet lehüm ve Bi saddihim an sebiylillâhi kesiyra; (B sırrınca) zulümleri sebebiyle ve (B sırrınca) Allah yolundan pek çok mani olmalarından dolayı onlara helal kılınmış tayyibatı (tertemiz rızıkları; ilahi tecellileri) Yahudilere (?) haram ettik.وَأَخْذِهِمُ الرِّبَا وَقَدْ نُهُوا عَنْهُ وَأَكْلِهِمْ أَمْوَالَ النَّاسِ بِالْبَاطِلِ وَأَعْتَدْنَا لِلْكَافِرِينَ مِنْهُمْ عَذَابًا أَلِيمًا 161-) Ve ahzihimür riba ve kad nühu anhu ve eklihim emvalenNasi Bil ba'tıl* ve a'tedna lil kafiriyne minhüm azaben eliyma; Ve riba’yı (faizi) almaları yüzünden -ki ondan nehyedilmişlerdi- ve insanların mallarını (Bi-) batıl (Hakkın gayrı) olarak yemelerinden ötürü (o tayyibatı kendilerine haram ettik)... Onlardan kafirler için elim bir azab hazırladık. لَّـكِنِ الرَّاسِخُونَ فِي الْعِلْمِ مِنْهُمْ وَالْمُؤْمِنُونَ يُؤْمِنُونَ بِمَا أُنزِلَ إِلَيكَ وَمَا أُنزِلَ مِن قَبْلِكَ وَالْمُقِيمِينَ الصَّلاَةَ وَالْمُؤْتُونَ الزَّكَاةَ وَالْمُؤْمِنُونَ بِاللّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ أُوْلَـئِكَ سَنُؤْتِيهِمْ أَجْرًا عَظِيمًا 162-) LakinirRasihune fiyl ılmi minhüm vel mu'minune yu'minune Bi ma ünzile ileyke ve ma ünzile min kablike vel mukıymiynes Salate vel mü'tunez Zekate vel mu'minune Billahi vel yevmil ahır* ülaike senü'tiyhim ecren azîyma; Fakat onlardan ilimde rasih olanlar ile mü’minler (tahkik ehli) sana inzal olunana ve senden önce inzal olunana (B sırrıyla) iman ederler namazı ikame edicidirler zekatı vericidirler ve (B sırrıyla) Allah’a ve ahir gün’e mü’minlerdir... İşte onlara aziym bir ecir vereceğiz.إِنَّا أَوْحَيْنَا إِلَيْكَ كَمَا أَوْحَيْنَا إِلَى نُوحٍ وَالنَّبِيِّينَ مِن بَعْدِهِ وَأَوْحَيْنَا إِلَى إِبْرَاهِيمَ وَإِسْمَاعِيلَ وَإِسْحَاقَ وَيَعْقُوبَ وَالأَسْبَاطِ وَعِيسَى وَأَيُّوبَ وَيُونُسَ وَهَارُونَ وَسُلَيْمَانَ وَآتَيْنَا دَاوُودَ زَبُورًا 163-) İnna evhayna ileyke kema evhayna ila Nuhın ven Nebîyyiyne min ba'dih* ve evhayna ila İbrahîyme ve İsmaıyle ve İshaka ve Ya'kube vel Esbatı ve Iysa ve Eyyube ve Yunuse ve Harune ve Süleyman* ve ateyna Davude Zebura; Doğrusu biz Nuh’a ve Ondan sonraki Nebîlere vahyettiğimiz gibi sana da vahyettik... İbrahim’e İsmail’e İshak’a Ya’kub’a Esbat’a (torunlara) İsa’ya Eyyub’e Yunus’a Harun’a ve Süleyman’a da vahyettik... Ve Davud’a Zebur’u verdik.وَرُسُلًا قَدْ قَصَصْنَاهُمْ عَلَيْكَ مِنْ قَبْلُ وَرُسُلًا لَمْ نَقْصُصْهُمْ عَلَيْكَ وَكَلَّمَ اللَّهُ مُوسَى تَكْلِيمًا 164-) Ve Rusülen kad kasasnahüm aleyke min kablü ve Rusülen lem naksushüm aleyk* ve kellemAllahu Musa tekliyma; Daha önce kıssalarını sana anlattığımız Rasûllere ve kıssalarını sana anlatmadığımız Rasûllere de (vahyettik)... Ve Allah Musa’ya Kelime Kelime konuştu. رُسُلًا مُبَشِّرِينَ وَمُنْذِرِينَ لِئَلَّا يَكُونَ لِلنَّاسِ عَلَى اللَّهِ حُجَّةٌ بَعْدَ الرُّسُلِ وَكَانَ اللَّهُ عَزِيزًا حَكِيمًا 165-) Rusülen mübeşşiriyne ve münziriyne liella yekûne linNasi alellahi huccetün ba'der rusül* ve kânAllahu Azîyzen Hakiyma; Müjdeleyici ve uyarıcı Rasûller olarak (gönderdik) ki insanların Rasûllerden sonra Allah’a karşı bir hüccetleri olmasın... Allah Aziyz’dir Hakiym’dir.لَكِنِ اللَّهُ يَشْهَدُ بِمَا أَنْزَلَ إِلَيْكَ أَنْزَلَهُ بِعِلْمِهِ وَالْمَلَائِكَةُ يَشْهَدُونَ وَكَفَى بِاللَّهِ شَهِيدًا 166-) Lakinillahu yeşhedü Bi ma enzele ileyke enzelehu Bi ılmiHİ vel Melaiketü yeşhedun* ve kefa Billahi şehiyda;Fakat Allah sana inzal ettiği ile (B sırrınca) şahidlik eder ki Bi-ilmiHİ (yani HU’nun ilmi olarak) Onu sana inzal etmiştir... Ve melaike de şahidlik ederler... Şahid olarak (B sırrınca) Allah kafiydir.إِنَّ الَّذِينَ كَفَرُوا وَصَدُّوا عَنْ سَبِيلِ اللَّهِ قَدْ ضَلُّوا ضَلَالًا بَعِيدًا 167-) İnnelleziyne keferu ve saddu an sebiylillâhi kad dallu dalâlen beıyda; Kafir (gerçeği reddeden) olup Allah yolundan alakoyanlar gerçekten uzak bir sapıklığa sapmışlardır.إِنَّ الَّذِينَ كَفَرُوا وَظَلَمُوا لَمْ يَكُنِ اللَّهُ لِيَغْفِرَ لَهُمْ وَلَا لِيَهْدِيَهُمْ طَرِيقًا 168-) İnnelleziyne keferu ve zalemu lem yekûnillahu li yağfire lehüm ve la liyehdiyehüm tariyka; Muhakkak ki Allah (yaşam gerçeklerine) kafir olanları ve zulmedenleri ne mağfiret eder ve ne de bir tarik’a/yola hidayet eder.إِلَّا طَرِيقَ جَهَنَّمَ خَالِدِينَ فِيهَا أَبَدًا وَكَانَ ذَلِكَ عَلَى اللَّهِ يَسِيرًا 169-) İlla tariyka cehenneme halidiyne fiyha ebeda* ve kâne zâlike alellahi yesiyra; Tarik-i Cehennem (cehennem yolu; deccalın cenneti) müstesna... Orada ebediyyen kalıcılardır... Bu Allah’a çok kolaydır. يَاأَيُّهَا النَّاسُ قَدْ جَاءَكُمُ الرَّسُولُ بِالْحَقِّ مِنْ رَبِّكُمْ فَآمِنُوا خَيْرًا لَكُمْ وَإِنْ تَكْفُرُوا فَإِنَّ لِلَّهِ مَا فِي السَّمَوَاتِ وَالْأَرْضِ وَكَانَ اللَّهُ عَلِيمًا حَكِيمً 170-) Ya eyyühen Nasü kad caekümür Rasûlü Bil Kakkı min Rabbiküm feaminu hayren leküm* ve in tekfüru feinne Lillahi ma fiys Semavati vel Ard* ve kânAllahu Aliymen Hakiyma; Ey insanlar!... Gerçekten Rasûlullah Rabbinizden size Hakkı getirmiştir/(B sırrınca Hakk olarak gelmiştir)... Artık iman edin (nefsinize hoş ve kolay gelmese de) sizin için hayırlı olana... Eğer kafir olursanız muhakkak ki Semavat ve Arz’da ne varsa (hepsi hakikatınız olan) Allah’ındır (Allah’a ait özelliğin açığa çıkması içindir)... Allah Aliym’dir Hakiym’dir.يَا أَهْلَ الْكِتَابِ لاَ تَغْلُواْ فِي دِينِكُمْ وَلاَ تَقُولُواْ عَلَى اللّهِ إِلاَّ الْحَقِّ إِنَّمَا الْمَسِيحُ عِيسَى ابْنُ مَرْيَمَ رَسُولُ اللّهِ وَكَلِمَتُهُ أَلْقَاهَا إِلَى مَرْيَمَ وَرُوحٌ مِّنْهُ فَآمِنُواْ بِاللّهِ وَرُسُلِهِ وَلاَ تَقُولُواْ ثَلاَثَةٌ انتَهُواْ خَيْرًا لَّكُمْ إِنَّمَا اللّهُ إِلَـهٌ وَاحِدٌ سُبْحَانَهُ أَن يَكُونَ لَهُ وَلَدٌ لَّهُ مَا فِي السَّمَاوَات وَمَا فِي الأَرْضِ وَكَفَى بِاللّهِ وَكِيل 171-) Ya ehlel Kitabi la tağlu fiy diyniküm ve la tekulu alellahi illel Hakk* innemel Mesiyhu Iysebnü Meryeme Rasûlullahi ve KelimetuHU elkaha ila Meryeme ve ruhun minHU fe aminu Billahi ve RusuliHİ ve la tekulu selasetün intehu hayren leküm* innemAllahu ilahun vahıd* subhaneHU en yekûne leHU veled* leHU ma fiys Semavati ve ma fiyl Ard* ve kefa Billahi vekiyla;Ey Ehl-i Kitab (zahiri yahudi ve nasara)!... Diyninizde ölçüyü kaçırıp haddi aşmayın... Allah üzerine Hakk olmayanı söylemeyin... MeryemOğlu İsa Mesih yalnızca Allah Rasûlü ve O’nun (kudsi) Kelimesi’dir... O’nu (O Kelime’yi) Meryem’e ilka etmiştir ve kendinden (Allah’dan) bir ruh’dur (O)... O halde (B sırrıyla) Allah’a ve Rasûllerine iman edin... (Zat’tan sıfatları ayırıp) “Üçtür” (baba-oğul-kutsal ruh; Zat-Hayat-İlim) demeyin (itikat etmeyin)... Sizin hayrınıza olarak (buna) son verin... Allah ancak İlah’un Vahid’dir (Tek Bir Vücud’dur)... Subhandır O (Zat) çocuğu (ortağı) olmaktan... Semavat ve Arz’da ne varsa O’nundur... Vekiyl olarak (B sırrınca) Allah kafidir. لَنْ يَسْتَنْكِفَ الْمَسِيحُ أَنْ يَكُونَ عَبْدًا لِلَّهِ وَلَا الْمَلَائِكَةُ الْمُقَرَّبُونَ وَمَنْ يَسْتَنْكِفْ عَنْ عِبَادَتِهِ وَيَسْتَكْبِرْ فَسَيَحْشُرُهُمْ إِلَيْهِ جَمِيعًا 172-) Len yestenkifel Mesiyhu en yekûne abden Lillahi ve lel Melaiketül Mukarrebun* ve men yestenkif an ıbadetiHİ ve yestekbir fe seyahşüruhüm ileyHİ cemiy’a; Ne Mesih (İsa) ve ne de Mukarreb Melaike Allah’a bir kul olmaktan asla çekinmezler (Allah ismiyle işaret edilenin dilemiş olduğu manaları açığa çıkartan bir mahaldirler bundan da çekinmezler zira kayıtlanma kaygısı yoktur)... Kim O’nun ibadetinden burun kıvırıp (benliği ile) uzak olur ve kibirlenmeyi dilerse (iyi bilinsin ki O) onların hepsini kendine haşr edecektir.فَأَمَّا الَّذِينَ آمَنُواْ وَعَمِلُواْ الصَّالِحَاتِ فَيُوَفِّيهِمْ أُجُورَهُمْ وَيَزيدُهُم مِّن فَضْلِهِ وَأَمَّا الَّذِينَ اسْتَنكَفُواْ وَاسْتَكْبَرُواْ فَيُعَذِّبُهُمْ عَذَابًا أَلُيمًا وَلاَ يَجِدُونَ لَهُم مِّن دُونِ اللّهِ وَلِيًّا وَلاَ نَصِيرً 173-) Feemmelleziyne amenu ve amilus salihati fe yüveffiyhim ücurehüm ve yeziydühüm min fadliHİ ve emmelleziynestenkefu vestekberu feyü’azzibühüm azaben eliymen ve la yecidune lehüm min dunillahi veliyyen ve la nesıyra;Amma (tecezzi kabul etmez bir tek vücuda hakikatlerine) iman edip salih amel işleyenlere (bu imanlarına göre davrananlara) gelince (O) onlara ecirlerini tam verecek ve (HU’nun) fazlından onları artıracaktır... Amma istinkaf (Allah’a kullukta çekimser olmak nefsani kişiliğinden kopamamak) ve istikbar (ego hali ile büyüklük istemek) edenlere gelince onlara elim bir azab ile azab edecektir... Kendileri için Allah’dan ğayrı bir Veliy ve Nasıyr bulamazlar.يَاأَيُّهَا النَّاسُ قَدْ جَاءَكُمْ بُرْهَانٌ مِنْ رَبِّكُمْ وَأَنْزَلْنَا إِلَيْكُمْ نُورًا مُبِينًا 174-) Ya eyyühenNasu kad caeküm burhanun min Rabbiküm ve enzelna ileyküm nuren mübiyna; Ey insanlar!... Hakikaten Rabbinizden size bir burhan (varlığın bütün katmanlarına kati delil; Hz.Muhammed s.a.v.) geldi... Size apaçık bir Nur inzal ettik. فَأَمَّا الَّذِينَ ءَامَنُوا بِاللَّهِ وَاعْتَصَمُوا بِهِ فَسَيُدْخِلُهُمْ فِي رَحْمَةٍ مِنْهُ وَفَضْلٍ وَيَهْدِيهِمْ إِلَيْهِ صِرَاطًا مُسْتَقِيمًا 175-) Feemmelleziyne amenu Billahi va'tesamu Bihi feseyüdhıluhüm fiy rahmetin minHU ve fadlin ve yehdıyhim ileyHİ sıratan müstekıyma; Amma (B sırrıyla) Allah’a iman edip O’na (B sırrınca) sımsıkı tutunanlara gelince onları (HU’dan)/kendinden bir rahmetin ve fazlın içine sokacak ve onları kendisine/(HU’ya Zatına) varan sırat-ı müstakıme hidayetleyecektir.يَسْتَفْتُونَكَ قُلِ اللّهُ يُفْتِيكُمْ فِي الْكَلاَلَةِ إِنِ امْرُؤٌ هَلَكَ لَيْسَ لَهُ وَلَدٌ وَلَهُ أُخْتٌ فَلَهَا نِصْفُ مَا تَرَكَ وَهُوَ يَرِثُهَا إِن لَّمْ يَكُن لَّهَا وَلَدٌ فَإِن كَانَتَا اثْنَتَيْنِ فَلَهُمَا الثُّلُثَانِ مِمَّا تَرَكَ وَإِن كَانُواْ إِخْوَةً رِّجَالاً وَنِسَاء فَلِلذَّكَرِ مِثْلُ حَظِّ الأُنثَيَيْنِ يُبَيِّنُ اللّهُ لَكُمْ أَن تَضِلُّواْ وَاللّهُ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمٌ 176-) Yesteftunek* kulillahu yüftiyküm fiyl kelaleti inimruün heleke leyse lehu veledün ve lehu uhtün feleha nısfü ma terek* ve huve yerisüha in lem yekün leha veled* fe in kanetesneteyni felehümessülüsani mimma terek* ve in kânu ıhveten Ricalen ve nisaen felizzekeri mislü hazzıl ünseyeyn* yübeyyinullahu leküm en tedıllu* vAllahu Bi külli şey'in Aliym;Senden fetva isterler... De ki: “Kelale (usul ve füru’u olmayan kimse) hakkında size Allah (şöyle) fetva verir: Eğer çocuğu olmayıp bir kızkardeşi bulunan bir erkek kişi ölürse terkettiği (mirası) nin yarısı onun (kızkardeşinin) dur... Çocuğu olmayan kız kardeş ölürse erkek kardeş ona (tüm terekesine) varis olur... Eğer (ölen erkek kişinin kız kardeşleri) iki iseler (erkek kardeşlerinin) terkettiğinin üç’te ikisi onlarındır... Eğer (mirasçı) kardeşler erkekler kadınlar olurlar ise (erkek-kız kardeşler durumunda bir çok iseler) (o zaman) bir erkeğe iki dişinin payıdır”... Allah sapmayasınız diye size beyan ediyor... Allah Bi-külli şey’in Aliym’dir.... .. |
|
| | #22 |
| Forumun Tiryakisi ![]() | 5. MÂİDE SÛRESİ المائدة بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHIYM يَاأَيُّهَا الَّذِينَ ءَامَنُوا أَوْفُوا بِالْعُقُودِ أُحِلَّتْ لَكُمْ بَهِيمَةُ الْأَنْعَامِ إِلَّا مَا يُتْلَى عَلَيْكُمْ غَيْرَ مُحِلِّي الصَّيْدِ وَأَنْتُمْ حُرُمٌ إِنَّ اللَّهَ يَحْكُمُ مَا يُرِيدُ 1-) Ya eyyühelleziyne amenu evfu Bil ukud* uhıllet leküm behiymetül en'ami illâ ma yütla aleyküm ğayre muhıllis saydi ve entüm hurum* innAllahe yahkümü ma yüriyd; Ya iman edenler (Bi-) akidlerinizi tam olarak yerine getirin... Siz (Hac ve Umre için) ihramlı iken avlanmayı helal saymamak şartıyla ve (haram oldukları) size (mesela 3.ayette) okunacaklar müstesna olmak üzere en’am’dan behime (kurban edilmesi mümkün olan mismil dört ayaklı hayvanlar) size helal kılındı... Muhakkak ki Allah dilediğini hükmeder.يَاأَيُّهَا الَّذِينَ ءَامَنُوا لَا تُحِلُّوا شَعَائِرَ اللَّهِ وَلَا الشَّهْرَ الْحَرَامَ وَلَا الْهَدْيَ وَلَا الْقَلَائِدَ وَلَا ءَامِّينَ الْبَيْتَ الْحَرَامَ يَبْتَغُونَ فَضْلًا مِنْ رَبِّهِمْ وَرِضْوَانًا وَإِذَا حَلَلْتُمْ فَاصْطَادُوا وَلَا يَجْرِ 2-) Ya eyyühelleziyne amenu la tuhıllu ŞeairAllahi ve leş Şehrel Harame ve lel Hedye ve lel Kalaide ve la Ammiynel Beytel Harame yebteğune fadlen min Rabbihim ve rıdvana* ve iza haleltüm fastadu* ve la yecrimenneküm şeneanü kavmin en sadduküm anil Mescidil Harami en ta'tedu* ve teavenu alel Birri vet Takva* ve la teavenu alel ismi vel udvan* vettekullah* innAllahe şediydül ıkab; Ya iman edenler!... ŞeairAllah (Allah nişaneleri Allah’ı çağrıştıran-hissettiren)’ı haram aylar’ı (soyunma vuslat zamanları) HEDY (Beytullah’a hediye olunan kurbanlıklar)’i kalaid (gerdanlıklar/gerdanlık sahipleri)’i Rablerinden bir FAZL ve RIDVAN isteyerek Haram Beyt’i kasdedip yönelenleri (orası için memleketlerinden yola çıkıp gelenleri) mubah sayarak (haklarını) ihlal etmeyin/hürmetsizlik yapmayın... İhramdan çıktığınızda avlanabilirsiniz... Mescid-i Haram’a (daha önce) girmenizi engellediler diye bir kavme olan buğzunuz sizi haddi aşmaya sevketmesin... BİRR ve TAKVA üzere yardımlaşın; zulüm/günah ve düşmanlık üzere yardımlaşmayın... Allah’dan ittika edin... Muhakkak ki Allah Şedid’ül Ikab’dır.حُرِّمَتْ عَلَيْكُمُ الْمَيْتَةُ وَالدَّمُ وَلَحْمُ الْخِنْزِيرِ وَمَا أُهِلَّ لِغَيْرِ اللَّهِ بِهِ وَالْمُنْخَنِقَةُ وَالْمَوْقُوذَةُ وَالْمُتَرَدِّيَةُ وَالنَّطِيحَةُ وَمَا أَكَلَ السَّبُعُ إِلَّا مَا ذَكَّيْتُمْ وَمَا ذُبِحَ عَلَى النُّصُبِ وَأَنْ تَس 3-) Hurrimet aleykümül meytetü veddemü ve lahmül hınziyri ve ma ühille li ğayrillahi Bihi velmünhanikatü velmevkuzetü velmüteraddiyetü vennetıyhatü ve ma ekeles sebüu illâ ma zekkeytüm ve ma zübiha alen nüsubi ve en testaksimu Bil ezlam* zâliküm fisk* elyevme yeiselleziyne keferu min diyniküm fela tahşevhüm vahşevni elyevme ekmeltü leküm diyneküm ve etmemtü aleyküm nı'metiy ve radıytü lekümül İslame diyna* femenidturre fiy mahmesatin ğayre mütecanifin liismin feinnAllahe Ğafurun Rahîym;(Şunlar) size (İslam’ı Diyn edinen mü’minlere; Ümmet-i Muhammed’e) haram kılınmıştır: MEYTE (İslami esasla zebh edilMEyerek kendi kendine ölmüş kanı içinde kalmış tezkiyesiz hayvan; leş) DEM (kan) domuz Eti (B gerçeğince) Allah’dan ğayrı adına (şirkle) boğazlananlar; (henüz canlı iken) yetişip tezkiye ettikleriniz müstesna MÜNHANİKA (boğularak öldürülmüş) MEVKUZE (dış bir darbe ile vurularak öldürülmüş) MÜTEREDDİYE (yuvarlanarak ölmüş) NATIYHA (toslanarak/süsülerek ölmüş) yırtıcı canavarlar tarafından yenmiş hayvanlar; NUSUB (dikili adak taşı put) üzerinde boğazlananlar ve fal oklarıyla (B sırrınca) kısmet aramanız... Bütün bunlar FISKtır (Diyn’den çıkmaktır)... İşte bu gün (bu haramların anlaşılıp gereğinin yaşanması sonucu) kafirler sizin dininizden ye’se düşmüşlerdir (bu haramlara riayet edildiğinde hiç tesirleri kalmaz)... Artık onlardan korkmayın ben’den haşyet edin... (Bu ayetin anlattığı sistem dolayısıyla) bu gün sizin için diyninizi ikmal ettim üzerinizdeki ni’metimi tamamladım ve sizin için diyn olarak İSLAM’a (Allah’a tam teslimiyet’e) razı oldum... Her kim batnın boşluğu/açlık dolayısıyla muzdar kalırsa günaha meyletmeksizin (bunlara) mecbur olursa muhakkak ki Allah Ğafur Rahıym’dir.يَسْأَلُونَكَ مَاذَا أُحِلَّ لَهُمْ قُلْ أُحِلَّ لَكُمُ الطَّيِّبَاتُ وَمَا عَلَّمْتُمْ مِنَ الْجَوَارِحِ مُكَلِّبِينَ تُعَلِّمُونَهُنَّ مِمَّا عَلَّمَكُمُ اللَّهُ فَكُلُوا مِمَّا أَمْسَكْنَ عَلَيْكُمْ وَاذْكُرُوا اسْمَ اللَّهِ عَلَيْهِ وَاتَّقُوا اللَّهَ 4-) Yes'eluneke maza uhılle lehüm* kul uhılle lekümüt tayyibatü ve ma allemtüm minel cevarihı mükellibiyne tüallimunehünne mimma allemekümüllah* fekülu mimma emsekne aleyküm vezkürüsmAllahi aleyh* vettekullah* innAllahe seriy’ul hısab;Sana kendilerine neyin HELAL kılındığını soruyorlar... De ki: Size TAYYİBAT (vahiy ve ilham yollu gelen rızıklar marifetler) helal kılınmıştır... Ve bir de Allah’ın size ta’lim ettiğinden öğrettiğiniz alıştırıp eğittiğiniz avcı hayvanların sizin için tuttuklarından yiyin ve üzerine Allah İsmi’ni zikredin... Allah’dan ittika edin... Muhakkak ki Allah Seri’ül Hisab’dır.الْيَوْمَ أُحِلَّ لَكُمُ الطَّيِّبَاتُ وَطَعَامُ الَّذِينَ أُوتُوا الْكِتَابَ حِلٌّ لَكُمْ وَطَعَامُكُمْ حِلٌّ لَهُمْ وَالْمُحْصَنَاتُ مِنَ الْمُؤْمِنَاتِ وَالْمُحْصَنَاتُ مِنَ الَّذِينَ أُوتُوا الْكِتَابَ مِنْ قَبْلِكُمْ إِذَا ءَاتَيْتُمُوهُنَّ أُجُورَهُ 5-) Elyevme uhılle lekümüt tayyibat* ve taamülleziyne utül Kitabe hıllun leküm* ve taamüküm hıllun lehüm* vel muhsanatü minel mu'minati vel muhsenatü minelleziyne utül Kitabe min kabliküm iza ateytümuhünne ücurehünne muhsıniyne ğayre müsafihıyne ve la müttehıziy ahdan* ve men yekfür Bil iymani fekad habita ameluhu ve huve fiyl ahireti minel hasiriyn;Bu gün size TAYYİBAT helal kılınmıştır... Kendilerine Kitab verilmiş (insan istidadı üzere/yahudi ve nasara) olanların yemekleri size helaldir... Sizin yemekleriniz de onlara helaldir... Mü’min kadınların iffetli olanları ile sizden önce kendilerine Kitab verilenlerden iffetli olan kadınlar da ecrlerini (mihirlerini) vermeniz zinadan uzak durmaları ve (şunu bunu gizli) dost tutmamaları şartıyla size helaldır... Kim el-İMAN’ı (şu malum tek İslam İmanı’nı) tanımayıp (B gerçeğince) gerçeği örterse/nankörlük ederse elbette onun ameli boşa gider (İslam’a iman etmemek şirktir).يَاأَيُّهَا الَّذِينَ ءَامَنُوا إِذَا قُمْتُمْ إِلَى الصَّلَاةِ فَاغْسِلُوا وُجُوهَكُمْ وَأَيْدِيَكُمْ إِلَى الْمَرَافِقِ وَامْسَحُوا بِرُءُوسِكُمْ وَأَرْجُلَكُمْ إِلَى الْكَعْبَيْنِ وَإِنْ كُنْتُمْ جُنُبًا فَاطَّهَّرُوا وَإِنْ كُنْتُمْ مَرْضَى أَوْ عَلَى 6-) Ya eyyühelleziyne amenu iza kumtüm iles Salati fağsilu vucuheküm ve eydiyeküm ilel merafikı vemsehu Bi ruusiküm ve ercüleküm ilel ka'beyn* ve in küntüm cünüben fattahheru* ve in küntüm merda ev alâ seferin ev cae ehadün minküm minel ğaitı ev lamestümün nisae felem tecidu maen fe teyemmemu saıyden tayyiben femsehu Bi vucuhiküm ve eydiyküm minhu ma yüriydullahu liyec'ale aleyküm min harecin ve lâkin yüriydu li yütahhireküm ve li yütimme nı'meteHU aleyküm lealleküm teşkürun;Ey iman edenler!... Salat’a doğrulduğunuzda/namaz’a kalktığınızda vechlerinizi (yüzlerinizi) ve dirseklere kadar ellerinizi gusledin (su ile yıkayın); mesh edin (B sırrınca) başlarınızı ve iki topuğunuza kadar ayaklarınızı da (mesh edin yahut) gusledin... Eğer cünüp iseniz tadahhur edin/tam arının... Eğer hasta olmuşsanız veya bir sefer üzere iseniz veya sizden biri def’i hacetten gelirse yahut kadınlara dokunmuşsanız (bu durumlarda bir de) su bulamamışsanız (o vakit) tayyib/temiz toprağa (fıtratlarınıza) teyemmüm edin... (Şöyleki B sırrınca) vechlerinizi ve ellerinizi ondan mesh edin... Allah size güçlük oluşturmak dilemez fakat sizi arındırmak ve (HU’nun) nimetini sizin üzerinize tamamlamak diler (kemal?) ki şükredesiniz.وَاذْكُرُوا نِعْمَةَ اللَّهِ عَلَيْكُمْ وَمِيثَاقَهُ الَّذِي وَاثَقَكُمْ بِهِ إِذْ قُلْتُمْ سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا وَاتَّقُوا اللَّهَ إِنَّ اللَّهَ عَلِيمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ 7-) Vezküru nı'metAllahi aleyküm ve miysakaHUlleziy vasekaküm Bihi iz kultüm semi'na ve eta'na* vettekullah* innAllahe Aliymün Bi zatis sudur; Üzerinizdeki Allah Nimeti’ni ve (B sırrınca) sizi onunla bağladığı Miysakını zikredin/hatırlayın; hani “İşittik ve itaat ettik” demiştiniz... Allah’dan ittika edin... Muhakkak ki Allah sadrlerin zatı olarak (sinelerde olanı B sırrınca) Aliym’dir. يَاأَيُّهَا الَّذِينَ ءَامَنُوا كُونُوا قَوَّامِينَ لِلَّهِ شُهَدَاءَ بِالْقِسْطِ وَلَا يَجْرِمَنَّكُمْ شَنَآنُ قَوْمٍ عَلَى أَلَّا تَعْدِلُوا اعْدِلُوا هُوَ أَقْرَبُ لِلتَّقْوَى وَاتَّقُوا اللَّهَ إِنَّ اللَّهَ خَبِيرٌ بِمَا تَعْمَلُونَ 8-) Ya eyyühelleziyne amenu kûnu kavvamiyne Lillahi şühedae Bil kıst* ve la yecrimenneküm şeneanü kavmin alâ ella ta'dilu* ı'dilu* huve akrebü lit takva vettekullah* innAllahe Habîyrun Bi ma ta'melun; Ey iman edenler!... (Hakikatınız olan) Allah için (Allah ahlakının açığa çıkması için adaleti) ikame ediciler/gözetleyiciler (öyle ki) Bil-Kıst (uluhiyyet hükümleri iktizasınca adil) şahidler olun... Bir kavme olan buğzunuz sizi adaletsizliğe sevketmesin (onların hakkını da gözetin)... Adil olun; (çünkü) o (üst bilinç) takvaya daha yakındır... Allah’dan ittika edin... Muhakkak ki Allah tüm amellerinizi (B sırrınca; onların hakikatı ve oluşturucusu olarak) Habiyr’dir.وَعَدَ اللَّهُ الَّذِينَ ءَامَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَهُمْ مَغْفِرَةٌ وَأَجْرٌ عَظِيمٌ 9-) VeadAllahulleziyne amenu ve amilus salihati lehüm mağfiretün ve ecrun azîym; Allah iman edip salih amel işleyenlere (şöyle) va’detmiştir: “Onlar için mağfiret ve ecr-i aziym vardır”.وَالَّذِينَ كَفَرُوا وَكَذَّبُوا بِآيَاتِنَا أُولَئِكَ أَصْحَابُ الْجَحِيمِ 10-) Velleziyne keferu ve kezzebu Bi ayatina ülaike ashabül cahıym; Kafir olanlara (gerçeği reddeden Sünnetullah’tan perdelilere) ve ayetlerimizi (sıfatlarımızı B sırrınca) yalanlayanlara gelince işte onlar ashab-ı cahiym’dir (cehennem halkıdır).يَاأَيُّهَا الَّذِينَ ءَامَنُوا اذْكُرُوا نِعْمَةَ اللَّهِ عَلَيْكُمْ إِذْ هَمَّ قَوْمٌ أَنْ يَبْسُطُوا إِلَيْكُمْ أَيْدِيَهُمْ فَكَفَّ أَيْدِيَهُمْ عَنْكُمْ وَاتَّقُوا اللَّهَ وَعَلَى اللَّهِ فَلْيَتَوَكَّلِ الْمُؤْمِنُونَ 11-) Ya eyyühelleziyne amenüzküru nı'metAllahi aleyküm iz hemme kavmün en yebsütu ileyküm eydiyehüm fekeffe eydiyehüm anküm* vettekullah* ve alellahi fel yetevekkelil mu'minun; Ey iman edenler!... Üzerinizdeki Allah Ni’meti’ni hatırlayın/zikredin... Hani bir kavim ellerini size uzatmaya kasdetmişti de (Allah) onların ellerini sizden çekmişti... Allah’dan ittika edin... Mü’minler Allah’a tevekkül etsinler.وَلَقَدْ أَخَذَ اللَّهُ مِيثَاقَ بَنِي إِسْرَائِيلَ وَبَعَثْنَا مِنْهُمُ اثْنَيْ عَشَرَ نَقِيبًا وَقَالَ اللَّهُ إِنِّي مَعَكُمْ لَئِنْ أَقَمْتُمُ الصَّلَاةَ وَءَاتَيْتُمُ الزَّكَاةَ وَءَامَنْتُمْ بِرُسُلِي وَعَزَّرْتُمُوهُمْ وَأَقْرَضْتُمُ اللَّهَ قَرْضً 12-) Ve lekad ehazAllahu miysaka beni israiyl* ve beasna minhümüsney aşere nekıyba* ve kalAllahu inniy meaküm* lein ekamtümüs Salate ve ateytümüz Zekate ve amentüm Bi rusuliy ve azzertümuhüm ve akradtümullahe kardan hasenen leükeffirenne anküm seyyiatiküm ve leüdhılenneküm cennatin tecriy min tahtihel enhar* femen kefere ba'de zâlike minküm fekad dalle sevaes sebiyl; Andolsun ki Allah İsrailOğullarının Miysakı’nı aldı... Onlardan on iki Nakıyb (temsilci müfettiş) ba’settik... Allah şöyle buyurdu: “Ben muhakkak sizinleyim... Namazı ikame ettiğiniz zekatı verdiğiniz Rasûllerime (B sırrıyla) iman edip onlara yardımcı olduğunuz ve Allah’a karz-ı hasen ile borç verdiğiniz takdirde kötülüklerinizi elbette keffaretlerim/sizden silerim ve elbette sizi altlarından nehirler akan cennetlere dahil ederim... Bundan sonra sizden kim kafir olursa (gerçeği reddederse) gerçekten yolun denge/nötr noktasından sapmıştır”.فَبِمَا نَقْضِهِمْ مِيثَاقَهُمْ لَعَنَّاهُمْ وَجَعَلْنَا قُلُوبَهُمْ قَاسِيَةً يُحَرِّفُونَ الْكَلِمَ عَنْ مَوَاضِعِهِ وَنَسُوا حَظًّا مِمَّا ذُكِّرُوا بِهِ وَلَا تَزَالُ تَطَّلِعُ عَلَى خَائِنَةٍ مِنْهُمْ إِلَّا قَلِيلًا مِنْهُمْ فَاعْفُ عَنْهُمْ وَاصْفَ 13-) Fe Bi ma nakdıhim miysakahüm leannahüm ve cealna kulubehüm kasiyeten yuharrifunel kelime an mevadııhı ve nesu hazzan mimma zükkiru Bihi ve la tezalu tattaliu alâ hainetin minhüm illâ kaliylen minhüm fa'fü anhüm vasfah* innAllahe yuhıbbul muhsiniyn;Miysaklarını (B sırrınca) bozmaları ile onları la’netledik ve kalblerini (nefsani terkiblerle) kaskatı yaptık... (B sırrınca) hatırlatıldıkları (fıtratlarına bahşedilen) şeyden bir pay (edinmeyi) unutmuş oldukları halde Kelimeleri mevzilerinden tahrif ederler... Onlardan pek azı müstesna daima onlardan hainlik görürsün... Onları affet aldırma... Muhakkak ki Allah muhsinleri sever.وَمِنَ الَّذِينَ قَالُوا إِنَّا نَصَارَى أَخَذْنَا مِيثَاقَهُمْ فَنَسُوا حَظًّا مِمَّا ذُكِّرُوا بِهِ فَأَغْرَيْنَا بَيْنَهُمُ الْعَدَاوَةَ وَالْبَغْضَاءَ إِلَى يَوْمِ الْقِيَامَةِ وَسَوْفَ يُنَبِّئُهُمُ اللَّهُ بِمَا كَانُوا يَصْنَعُونَ 14-) Ve minelleziyne kalu inna nesara ehazna miysakahüm fe nesu hazzan mimma zükkiru Bih* feağreyna beynehümül adavete vel bağdae ila yevmil kıyameti ve sevfe yünebbiuhumullahu Bi ma kanu yasneun;“Biz nasarayız” diyenlerden de Miysaklarını aldık... (Onlar da B sırrınca) hatırlatıldıkları şeyden bir pay (edinmeyi) unuttular... Biz de onların arasına kıyamet gününe kadar düşmanlık ve buğz saldık... Allah onlara ne üretip imal ettiklerini (B sırrınca) haber verecektir. يَاأَهْلَ الْكِتَابِ قَدْ جَاءَكُمْ رَسُولُنَا يُبَيِّنُ لَكُمْ كَثِيرًا مِمَّا كُنْتُمْ تُخْفُونَ مِنَ الْكِتَابِ وَيَعْفُو عَنْ كَثِيرٍ قَدْ جَاءَكُمْ مِنَ اللَّهِ نُورٌ وَكِتَابٌ مُبِينٌ 15-) Ya ehlel Kitabi kad caeküm Rasûlüna yübeyyinü leküm kesiyren mimma küntüm tuhfune minel Kitabi ve ya'fu an kesiyr* kad caeküm minAllahi nurun ve Kitabun mübiyn; Ey Ehl-i Kitab!... Kitab’tan gizlediklerinizin bir çoğunu size açıklayan ve bir çoğunu da affeden (vazgeçen) Rasûlümüz size geldi... Gerçeketen size Allah’dan bir Nur ve Kitab-ı Mubiyn (Hz. Rasûlullah) gelmiştir. يَهْدِي بِهِ اللَّهُ مَنِ اتَّبَعَ رِضْوَانَهُ سُبُلَ السَّلَامِ وَيُخْرِجُهُمْ مِنَ الظُّلُمَاتِ إِلَى النُّورِ بِإِذْنِهِ وَيَهْدِيهِمْ إِلَى صِرَاطٍ مُسْتَقِيمٍ 16-) Yehdiy Bihillahu menittebea rıdvaneHU sübüles selâmi ve yuhricühüm minaz zulümati ilennuri Bi izniHİ ve yehdiyhim ila sıratın müstekıym; Allah Onunla (Kitab-ı Mubiyn ile) / (B sırrınca O olarak) rıdvanına (razı olmasına seçmesine) tabi olanları Selam yollarına iletir/hidayet eder... Ve onları Bi-izniHİ (kendi izniyle) (tabiat nefs vehim) karanlıklardan (akıl yakin) Nura çıkarır ve onları (Zatına varan) sırat-ı müstakıym’e klavuzlar.لَقَدْ كَفَرَ الَّذِينَ قَالُوا إِنَّ اللَّهَ هُوَ الْمَسِيحُ ابْنُ مَرْيَمَ قُلْ فَمَنْ يَمْلِكُ مِنَ اللَّهِ شَيْئًا إِنْ أَرَادَ أَنْ يُهْلِكَ الْمَسِيحَ ابْنَ مَرْيَمَ وَأُمَّهُ وَمَنْ فِي الْأَرْضِ جَمِيعًا وَلِلَّهِ مُلْكُ السَّمَوَاتِ وَالْأَرْضِ و 17-) Lekad keferalleziyne kalu innAllahe HUvel Mesiyhubnü Meryem* kul femen yemlikü minAllahi şey'en in erade en yühlikel Mesiyhabne Meryeme ve ümmehu ve men fiyl Ardı cemiy’a* ve Lillahi mülküs Semavati vel Ardı ve ma beynehüma* yahlüku ma yeşa' * vAllahu alâ külli şey'in Kadiyr; Andolsun ki “Allah MeryemOğlu Mesih’tir” diyenler kafir olmuşlardır... De ki: “Şayet MeryemOğlu Mesih’i O’nun anasını ve Arz’da kim varsa cem’an helak etmek dilerse Allah’a karşı kim bir şeye maliktir?”... Semavat’ın Arz’ın ve ikisi arasındakilerin mülkü (hakikatınız olan) Allah’ındır (herşey O’na ait özelliklerin bir tecellisidir; O’ndan gayrı vücud yoktur)... Dilediğini halkeder... Allah her şey üzerine Kadiyr’dir.وَقَالَتِ الْيَهُودُ وَالنَّصَارَى نَحْنُ أَبْنَاءُ اللَّهِ وَأَحِبَّاؤُهُ قُلْ فَلِمَ يُعَذِّبُكُمْ بِذُنُوبِكُمْ بَلْ أَنْتُمْ بَشَرٌ مِمَّنْ خَلَقَ يَغْفِرُ لِمَنْ يَشَاءُ وَيُعَذِّبُ مَنْ يَشَاءُ وَلِلَّهِ مُلْكُ السَّمَوَاتِ وَالْأَرْضِ وَمَا بَيْنَه 18-) Ve kaletil yehudü vennesara nahnü ebnaullahi ve ehıbbauHU kul felime yüazzibüküm Bi zünubiküm* bel entüm beşerün mimmen haleka yağfiru limen yeşaü ve yüazzibü men yeşa'* ve Lillahi mülküs Semavati vel Ardı ve ma beynehüma* ve ileyhil mesıyr;Yahudi ve Nasara: “Biz Allah’ın oğulları ve O’nun sevdikleriyiz” dediler... De ki: “Öyle ise günahlarınız sebebiyle (B sırrınca) sizi niçin azablandırıyor?”... Hayır siz de Onun halkettiği kimselerden bir beşersiniz... Dilediğini mağfiret eder dilediğine azab eder... Semavat’ın Arz’ın ve ikisi arasındakilerin mülkü (hakikatınız olan; herşeyi B sırrınca Esmasıyla yaratan) Allah’ındır... O’nadır dönüş.يَاأَهْلَ الْكِتَابِ قَدْ جَاءَكُمْ رَسُولُنَا يُبَيِّنُ لَكُمْ عَلَى فَتْرَةٍ مِنَ الرُّسُلِ أَنْ تَقُولُوا مَا جَاءَنَا مِنْ بَشِيرٍ وَلَا نَذِيرٍ فَقَدْ جَاءَكُمْ بَشِيرٌ وَنَذِيرٌ وَاللَّهُ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ 19-) Ya ehlel Kitabi kad caeküm Rasûlüna yübeyyinü leküm alâ fetretin miner Rusuli en tekulu ma caena min beşiyrin ve la neziyr* fekad caeküm beşiyrun veneziyr* vAllahu alâ külli şey'in Kadiyr; Ey Ehl-i Kitab!... Rasûllerin fetreti üzerine (Rasûllerin arasının kesildiği bir vakitte) size ayan beyan açıklayan Rasûlümüz size gelmiştir... “Bize bir müjdeleyici ve uyarıcı gelmedi” demeyesiniz (diye)... İşte size müjdeleyici ve uyarıcı (Rasûl) geldi... Allah herşey üzerine Kadiyr’dir. وَإِذْ قَالَ مُوسَى لِقَوْمِهِ يَاقَوْمِ اذْكُرُوا نِعْمَةَ اللَّهِ عَلَيْكُمْ إِذْ جَعَلَ فِيكُمْ أَنْبِيَاءَ وَجَعَلَكُمْ مُلُوكًا وَءَاتَاكُمْ مَا لَمْ يُؤْتِ أَحَدًا مِنَ الْعَالَمِينَ 20-) Ve iz kale Musa li kavmihi ya kavmizküru nı'metAllahi aleyküm iz ceale fiyküm enbiyae ve cealleküm müluken ve ataküm ma lem yü'ti ehaden minel alemiyn;Hani Musa kavmine şöyle demişti: “Ey kavmim üzerinizdeki Allah Ni’meti’ni hatırlayın; içinizde Nebîler meydana getirdi ve sizi Melikler kıldı; alemlerden (insanlardan) hiç kimseye vermediğini size verdi”.يَاقَوْمِ ادْخُلُوا الْأَرْضَ الْمُقَدَّسَةَ الَّتِي كَتَبَ اللَّهُ لَكُمْ وَلَا تَرْتَدُّوا عَلَى أَدْبَارِكُمْ فَتَنْقَلِبُوا خَاسِرِينَ 21-) Ya kavmidhulül Ardal mukaddesetelletiy ketebAllahu leküm ve la terteddu alâ edbariküm fetenkalibu hasiriyn; “Ey kavmim Allah’ın sizin için yazdığı (takdir ettiği) Arz-ı Mukaddes’e dahil olun arkanıza dönmeyin; yoksa hüsrana uğrayanlar olarak dönersiniz”.قَالُوا يَامُوسَى إِنَّ فِيهَا قَوْمًا جَبَّارِينَ وَإِنَّا لَنْ نَدْخُلَهَا حَتَّى يَخْرُجُوا مِنْهَا فَإِنْ يَخْرُجُوا مِنْهَا فَإِنَّا دَاخِلُونَ 22-) Kalu ya Musa inne fiyha kavmen cebbariyn* ve inna len nedhuleha hatta yahrucu minha* fein yahrucu minha feinna dahılun; Dediler ki: “Ya Musa muhakkak ki orada (orasını zorla istila etmiş) Cebbar/zorba bir kavim var... Doğrusu onlar oradan çıkıncaya kadar biz oraya asla giremeyiz... Şayet oradan (kendiliklerinden bizim savaşmamız olmadan) çıkarlarsa biz gireriz”.قَالَ رَجُلَانِ مِنَ الَّذِينَ يَخَافُونَ أَنْعَمَ اللَّهُ عَلَيْهِمَا ادْخُلُوا عَلَيْهِمُ الْبَابَ فَإِذَا دَخَلْتُمُوهُ فَإِنَّكُمْ غَالِبُونَ وَعَلَى اللَّهِ فَتَوَكَّلُوا إِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِنِينَ 23-) Kale racülani minelleziyne yehafune en'amAllahu aleyhimedhulu aleyhimül bab* fe iza dehaltümuhu feinneküm ğalibune ve alellahi fetevekkelu in küntüm mu’miniyn; Korkanlardan Allah’ın kendileri üzerine in’am’da bulunduğu iki recul (adam) şöyle dedi: “Onların üzerine kapıdan girin... Ona (o kapıdan) girdiğinizde muhakkak ki siz galiplersiniz... Eğer mü’minler iseniz Allah’a tevekkül edin”.قَالُوا يَامُوسَى إِنَّا لَنْ نَدْخُلَهَا أَبَدًا مَا دَامُوا فِيهَا فَاذْهَبْ أَنْتَ وَرَبُّكَ فَقَاتِلَا إِنَّا هَاهُنَا قَاعِدُونَ 24-) Kalu ya Musa inna len nedhuleha ebeden ma damu fiyha fezheb ente ve Rabbüke fe katila inna hahüna kaıdun; Dediler ki: “Ya Musa (onlar) orada oldukları müddetçe biz oraya ebediyyen girmeyeceğiz... Git sen ve Rabbin; (onlarla) ikiniz savaşın (bir itikat olan hristiyanların Hz.İsa’dan beklentilerinin temeli nerelere dayanıyor?)... İşte burada oturucularız”.قَالَ رَبِّ إِنِّي لَا أَمْلِكُ إِلَّا نَفْسِي وَأَخِي فَافْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْقَوْمِ الْفَاسِقِينَ 25-) Kale Rabbi inniy la emlikü illâ nefsiy ve ehıy fefruk beynena ve beynel kavmil fasikıyn; (Musa) şöyle dedi: “Rabbim!... Muhakkak ki ben nefsim ve (baba bir büyük) kardeşimden başkasına malik değilim... Artık bizimle o fasıklar (Sistem’den perdelenmişler) topluluğunun arasını ayır”.قَالَ فَإِنَّهَا مُحَرَّمَةٌ عَلَيْهِمْ أَرْبَعِينَ سَنَةً يَتِيهُونَ فِي الْأَرْضِ فَلَا تَأْسَ عَلَى الْقَوْمِ الْفَاسِقِينَ 26-) Kale feinneha muharremetün aleyhim erbeıyne seneten yetiyhune fiyl Ardı fela te'se alel kavmil fasikıyn;(Rabbi) buyurdu ki: “Artık orası (izafilikten mukaddes arz) onlara kırk sene haram edilmiştir... Arz’da şaşkın şaşkın dolaşacaklardır... Artık sen de o fasıklar topluluğu için üzülme”. |
|
| | #23 |
| Forumun Tiryakisi ![]() | 5. MÂİDE SÛRESİ المائدة بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHIYM وَاتْلُ عَلَيْهِمْ نَبَأَ ابْنَيْ ءَادَمَ بِالْحَقِّ إِذْ قَرَّبَا قُرْبَانًا فَتُقُبِّلَ مِنْ أَحَدِهِمَا وَلَمْ يُتَقَبَّلْ مِنَ الْآخَرِ قَالَ لَأَقْتُلَنَّكَ قَالَ إِنَّمَا يَتَقَبَّلُ اللَّهُ مِنَ الْمُتَّقِينَ 27-) Vetlü aleyhim nebeebney Ademe BilHakk* iz karreba kurbanen fetukubbile min ehadihima ve lem yütekabbel minel ahar* kale leaktülenneke kale innema yetekabbelullahu minel müttekıyn;Onlara Adem’in iki oğlunun haberini Bil-Hakk (Hak olarak) tilavet et... Hani (ikisi de) bir (er) kurban (Allah’a yaklaştırıcı şey) takdim etmişlerdi de ikisinden birinden kabul olunmuş (kurban amacına ulaşmış vuslat gerçekleşmiş) diğerinden kabul olunmamıştı... (Kurbanı kabul olunmayan) şöyle dedi: “Kesinlikle seni öldüreceğim”... (Kurbanı kabul olunan) ise: “Allah yalnızca muttekilerden kabul eder” dedi.لَئِنْ بَسَطْتَ إِلَيَّ يَدَكَ لِتَقْتُلَنِي مَا أَنَا بِبَاسِطٍ يَدِيَ إِلَيْكَ لِأَقْتُلَكَ إِنِّي أَخَافُ اللَّهَ رَبَّ الْعَالَمِينَ 28-) Lein besatte ileyye yedeke li taktüleniy ma ene Bi basitın yediye ileyke li aktülek* inniy ehafullahe Rabbel alemiyn; “Yemin olsun ki sen beni öldürmek için elini bana yaysan/uzatsan da ben (B sırrınca) elimi öldürmek için sana uzatacak değilim... Çünkü ben Alemler’in Rabbi olan Allah’dan korkarım”.إِنِّي أُرِيدُ أَنْ تَبُوءَ بِإِثْمِي وَإِثْمِكَ فَتَكُونَ مِنْ أَصْحَابِ النَّارِ وَذَلِكَ جَزَاءُ الظَّالِمِينَ 29-) İnniy üriydü en tebue Bi ismiy ve ismike fetekûne min ashabinnar* ve zâlike cezaüz zalimiyn; “Ben diliyorum ki (sen) benim günahımı da senin günahını da (B sırrınca) yüklenesin (böylece) Nar’ın halkından olasın... İşte budur zalimlerin (vehmi ile hüküm verenlerin) cezası”. فَطَوَّعَتْ لَهُ نَفْسُهُ قَتْلَ أَخِيهِ فَقَتَلَهُ فَأَصْبَحَ مِنَ الْخَاسِرِينَ 30-) Fe tavveat lehu nefsühu katle ehıyhi fekatelehu feasbeha minel hasiriyn; Nihayet nefsi ona kardeşini öldürmeyi kolaylaştırdı/sevdirdi (o da nefsine uyma sebebiyle) onu öldürdü... (Böylece) hüsrana uğrayanlardan oldu.فَبَعَثَ اللَّهُ غُرَابًا يَبْحَثُ فِي الْأَرْضِ لِيُرِيَهُ كَيْفَ يُوَارِي سَوْأَةَ أَخِيهِ قَالَ يَاوَيْلَتَا أَعَجَزْتُ أَنْ أَكُونَ مِثْلَ هَذَا الْغُرَابِ فَأُوَارِيَ سَوْأَةَ أَخِي فَأَصْبَحَ مِنَ النَّادِمِينَمِنْ أَجْلِ ذَلِكَ كَتَبْنَا عَلَى بَنِي إِسْرَائِيلَ أَنَّهُ مَنْ قَتَلَ نَفْسًا بِغَيْرِ نَفْسٍ أَوْ فَسَادٍ فِي الْأَرْضِ فَكَأَنَّمَا قَتَلَ النَّاسَ جَمِيعًا وَمَنْ أَحْيَاهَا فَكَأَنَّمَا أَحْيَا النَّاسَ جَمِيعًا وَلَقَدْ جَاءَتْهُمْ رُسُلُنَا بِال 31-) Febeasellahu ğuraben yebhasü fiyl Ardı li yüriyehu keyfe yüvariy sev'ete ehıyh* kale ya veyleta eaceztü en ekûne misle hazel ğurabi feüvariye sev'ete ehıy* fe asbeha minen nadimiyn; Derken (Akıl örtüldüğü için) Allah ona kardeşinin cesedini nasıl gömeceğini göstermek için Arz’ı eşeleyen bir karga ba’setti... (Katil kardeş) dedi ki: “Yazıklar olsun bana!... Şu karga kadar olmaktan da acizmiyim ki kardeşimin cesedini (tabiat haşerelerine) gömeyim!”... Artık nadim olanlardan olmuştu.مِنْ أَجْلِ ذَلِكَ كَتَبْنَا عَلَى بَنِي إِسْرَائِيلَ أَنَّهُ مَنْ قَتَلَ نَفْسًا بِغَيْرِ نَفْسٍ أَوْ فَسَادٍ فِي الْأَرْضِ فَكَأَنَّمَا قَتَلَ النَّاسَ جَمِيعًا وَمَنْ أَحْيَاهَا فَكَأَنَّمَا أَحْيَا النَّاسَ جَمِيعًا وَلَقَدْ جَاءَتْهُمْ رُسُلُنَا بِال 32-) Min ecli zâlike ketebna alâ beni israiyle ennehu men katele nefsen Bi ğayri nefsin ev fesadin fiyl Ardı fe keennema katelen Nase cemiy’a* ve men ahyaha fekeennema ahyenNase cemiy’a* ve lekad caethüm Rusulüna Bil beyyinat* sümme inne kesiyren minhüm ba'de zâlike fiyl Ardı lemüsrifun; Bunun içindir ki İsrailOğulları üzerine (şunu) yazdık (farz kıldık): “Kim bir nefsi (B gerçeğince) bir nefse mukabil veya Arz’da fesad’a karşılık olmaksızın öldürürse cem’an/toptan nası (insanları) öldürmüş gibidir (insan türü bir ferd’dir?)... Kimde onu (bir nefsi) diriltirse cem’an insanları diriltmiş gibidir”... Andolsun ki onlara beyyineler ile (B sırrınca beyyineler olarak) Rasûllerimiz geldi... Sonra onlardan bir çoğu bunun ardınan Arz’da israf etmektedirler/aşırı gitmektedirler.إِنَّمَا جَزَاءُ الَّذِينَ يُحَارِبُونَ اللَّهَ وَرَسُولَهُ وَيَسْعَوْنَ فِي الْأَرْضِ فَسَادًا أَنْ يُقَتَّلُوا أَوْ يُصَلَّبُوا أَوْ تُقَطَّعَ أَيْدِيهِمْ وَأَرْجُلُهُمْ مِنْ خِلَافٍ أَوْ يُنْفَوْا مِنَ الْأَرْضِ ذَلِكَ لَهُمْ خِزْيٌ فِي الدُّنْيَا وَلَ 33-) İnnema cezaülleziyne yuharibunAllahe ve RasûleHU ve y es'avne fiyl Ardı fesaden en yukattelu ev yusallebu ev tukattaa eydiyhim ve ercülühüm min hılafin ev yünfev minel Ard* zâlike lehüm hızyün fiyd dünya ve lehüm fiyl ahireti azabün azîym; Allah ve O’nun Rasûlü ile muharebe edenlerin ve Arz’da fesad için sa’yedenlerin/çalışanların cezası ancak öldürülmeleri yahut asılmaları yahut ellerinin ve ayaklarının çaprazlama kesilmesi yahut Arz’dan sürülmeleridir... Bu onlara dünyada bir rezilliktir... Ahirette ise onlara aziym bir azab vardır.إِلَّا الَّذِينَ تَابُوا مِنْ قَبْلِ أَنْ تَقْدِرُوا عَلَيْهِمْ فَاعْلَمُوا أَنَّ اللَّهَ غَفُورٌ رَحِيمٌ 34-) İllelleziyne tabu min kabli en takdiru aleyhim* fa'lemu ennAllahe Ğafurun Rahîym; Ancak onlara gücünüzün yetmesinden önce tevbe edenler müstesna... İyi bilin ki Allah Ğafur’dur Rahıym’dir.يَاأَيُّهَا الَّذِينَ ءَامَنُوا اتَّقُوا اللَّهَ وَابْتَغُوا إِلَيْهِ الْوَسِيلَةَ وَجَاهِدُوا فِي سَبِيلِهِ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ 35-) Ya eyyühelleziyne amenüttekullahe vebteğu ileyHİlvesiylete ve cahidu fiy sebiyliHİ lealleküm tüflihun; Ey (takliden) iman edenler!... Allah’dan ittika edin; O’na (yaklaşmaya ermeye; O’na yaklaştırıcı niteliği olan o ma’lum) VESİLE (yi) isteyin ve O’nun yolunda MÜCAHADE edin ki felaha eresiniz.إِنَّ الَّذِينَ كَفَرُوا لَوْ أَنَّ لَهُمْ مَا فِي الْأَرْضِ جَمِيعًا وَمِثْلَهُ مَعَهُ لِيَفْتَدُوا بِهِ مِنْ عَذَابِ يَوْمِ الْقِيَامَةِ مَا تُقُبِّلَ مِنْهُمْ وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ 36-) İnnelleziyne keferu lev enne lehüm ma fiyl Ardı cemiy’an ve mislehu meahu liyeftedu Bihi min azabi yevmil kıyameti ma tukubbile minhüm* ve lehüm azabün eliym; (Bunu yapmayan) kafirlere (gerçeği reddeden kilitlenmişlere) gelince eğer Arz’da bulunanlar toptan ve bir misli de onunla beraber onların olsa da kıyamet gününün azabından kurtulmak için onu (n hepsini B sırrınca) fidye verseler onlardan bu asla kabul edilmez (artık gerçekleşmesi mümkün değil)... Onlar için elem verici azab vardır.يُرِيدُونَ أَنْ يَخْرُجُوا مِنَ النَّارِ وَمَا هُمْ بِخَارِجِينَ مِنْهَا وَلَهُمْ عَذَابٌ مُقِيمٌ 37-) Yüriydune en yahrucu minen nari ve ma hüm Bi hariciyne minha ve lehüm azabün mukıym; (Bu kafirler o ma’lum) Nar’dan çıkmak dilerler ama (B gerçeği gereği) ondan çıkamazlar... Onlar için mukim/daimi bir azab vardır.وَالسَّارِقُ وَالسَّارِقَةُ فَاقْطَعُوا أَيْدِيَهُمَا جَزَاءً بِمَا كَسَبَا نَكَالًا مِنَ اللَّهِ وَاللَّهُ عَزِيزٌ حَكِيمٌ 38-) Ves sariku vas sarikatü faktau eydiyehüma cezaen Bi ma keseba nekâlen minellah* vAllahu Azîyzün Hakiym; Başkasının malını gizli alan/hırsızlık yapan erkek ve hırsızlık yapan kadını kazandıklarına mukabil bir ceza ve Allah’dan ibret verici bir azab olarak onların ellerini (o davranışa sebep olan nefsani zaaflarını) kesin (önleyin)... Allah Aziyz’dir Hakiym’dir.فَمَنْ تَابَ مِنْ بَعْدِ ظُلْمِهِ وَأَصْلَحَ فَإِنَّ اللَّهَ يَتُوبُ عَلَيْهِ إِنَّ اللَّهَ غَفُورٌ رَحِيمٌ 39-) Femen tabe min ba'di zulmihı ve asleha feinnAllahe yetubü aleyh* innAllahe Ğafurun Rahîym; Ama kim zulmünden sonra tevbe eder ve (halini) ıslah ederse muhakkak ki Allah onun (o kimsenin) üzerine tevbe gerçekleştirir/onun tevbesini kabul eder... Kesinlikle Allah Ğafur’dur Rahıym’dir.أَلَمْ تَعْلَمْ أَنَّ اللَّهَ لَهُ مُلْكُ السَّمَوَاتِ وَالْأَرْضِ يُعَذِّبُ مَنْ يَشَاءُ وَيَغْفِرُ لِمَنْ يَشَاءُ وَاللَّهُ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ 40-) Elem ta'lem ennAllahe leHU mülküs Semavati vel Ardı yuazzibu men yeşau ve yağfiru limen yeşa'* vAllahu alâ külli şey'in Kadiyr; Semavat ve Arz’ın mülkü Allah’ındır’ı bilmedin mi?.. Dilediğini azablandırır ve dilediğini mağfiret eder... Allah herşey’e Kadiyr’dir. يَاأَيُّهَا الرَّسُولُ لَا يَحْزُنْكَ الَّذِينَ يُسَارِعُونَ فِي الْكُفْرِ مِنَ الَّذِينَ قَالُوا ءَامَنَّا بِأَفْوَاهِهِمْ وَلَمْ تُؤْمِنْ قُلُوبُهُمْ وَمِنَ الَّذِينَ هَادُوا سَمَّاعُونَ لِلْكَذِبِ سَمَّاعُونَ لِقَوْمٍ ءَاخَرِينَ لَمْ يَأْتُوكَ يُحَرِّف 41-) Ya eyyüher Rasûlü la yahzünkelleziyne yüsariune fiyl küfri minelleziyne kalu amenna Bi efvahihim ve lem tü'min kulubühüm* ve minelleziyne hadu semmaune lil kezibi semmaune li kavmin ahariyne lem ye'tuk* yuharrifunel kelime min ba'di mevadııh* yekulune in utiytüm haza fehuzuhu ve in lem tü'tevhu fahzeru* ve men yüriydillahu fitnetehu felen temlike lehu minAllahi şey'a* ülaikelleziyne lem yüriydillahu en yutahhire kulubehüm* lehüm fiyd dünya hızyün ve lehüm fiyl ahireti azabün azîym; Ey O Rasûl!... Kalbleriyle iman etmedikleri halde (Bi-) ağızlarıyla “iman ettik” diyenlerden küfürde koşuşanlar seni mahzun etmesin... Yahudi olanlardan öylesi var ki sürekli yalan/yalan için dinleyen ve sana gelmemiş bir kavmi/bir kavim için dinleyenlerdir... Mevzilerine konulduktan sonra Kelimeleri tahrif ederler (fıtratlarındaki ilahi manaları beşeri özellikler ile değiştirirler)... “Size şu (nefslerine hoş gelen) verilirse alın eğer o verilmez (Allah hükmü ile hükmedilir) ise sakının” derler... Allah bir kimsenin fitnesini dilerse artık onun için sen Allah’dan bir şeye malik olamazsın... İşte onlar Allah’ın kalblerini arındırmak dilemediği kimselerdir... Dünyada onlar için rezillik vardır... Ve ahirette de onlar için aziym azab vardır.سَمَّاعُونَ لِلْكَذِبِ أَكَّالُونَ لِلسُّحْتِ فَإِنْ جَاءُوكَ فَاحْكُمْ بَيْنَهُمْ أَوْ أَعْرِضْ عَنْهُمْ وَإِنْ تُعْرِضْ عَنْهُمْ فَلَنْ يَضُرُّوكَ شَيْئًا وَإِنْ حَكَمْتَ فَاحْكُمْ بَيْنَهُمْ بِالْقِسْطِ إِنَّ اللَّهَ يُحِبُّ الْمُقْسِطِينَ 42-) Semmaune lil kezibi ekkâlune lissuht* fein cauke fahküm beynehüm ev a'rıd anhüm* ve in tu'rıd anhüm felen yedurruke şey'a* ve in hakemte fahküm beynehüm Bil kıst* innAllahe yuhıbbul muksitıyn; (Onlar) alabildiğine yalan dinleyenler ziyadesiyle haram yiyenlerdir... Eğer sana gelirler ise aralarında hükmet yahut onlardan yüz çevir... Eğer onlardan yüz çevirir isen sana hiç bir şekilde zarar veremezler... Şayet hükmedersen onların arasında Bil-KIST (uluhiyyet hükümlerine göre B sırrınca adaletle) hükmet... Muhakkak ki Allah muksitleri (ilahi akılla hükmedenleri) sever.وَكَيْفَ يُحَكِّمُونَكَ وَعِنْدَهُمُ التَّوْرَاةُ فِيهَا حُكْمُ اللَّهِ ثُمَّ يَتَوَلَّوْنَ مِنْ بَعْدِ ذَلِكَ وَمَا أُولَئِكَ بِالْمُؤْمِنِينَ 43-) Ve keyfe yuhakkimuneke ve ındehümüt Tevratu fiyha hukmullahi sümme yetevellevne min ba'di zâlik* ve ma ülaike Bil mu’miniyn; İçinde Allah hükmü bulunan Tevrat yanlarında iken (ayrıca hükmetmen için) nasıl seni hakem yapıyorlar?... Sonra (bir de) bunun (senin verdiğin hükmün) ardından yüz çevirirler?... Onlar (Bi-) mü’min değillerdir.إِنَّا أَنْزَلْنَا التَّوْرَاةَ فِيهَا هُدًى وَنُورٌ يَحْكُمُ بِهَا النَّبِيُّونَ الَّذِينَ أَسْلَمُوا لِلَّذِينَ هَادُوا وَالرَّبَّانِيُّونَ وَالْأَحْبَارُ بِمَا اسْتُحْفِظُوا مِنْ كِتَابِ اللَّهِ وَكَانُوا عَلَيْهِ شُهَدَاءَ فَلَا تَخْشَوُا النَّاسَ وَا 44-) İnna enzelnet Tevrate fiyha hüden ve nur* yahkümü Bihen Nebîyyunelleziyne eslemu lilleziyne hadu ver Rabbaniyyune vel ‘ahbaru Bimestuhfizu min Kitabillahi ve kânu aleyhi şüheda'* fela tahşevünNase vahşevni ve la teşteru Bi ayatiy semenen kaliyla* ve men lem yahküm Bi ma enzelAllahu feülaike hümül kafirun; Tevrat’ı biz inzal ettik (biz)... Onda Huda (rehberlik hidayet) ve Nur vardır... Teslim/İslam olmuş Nebîler (Bi-) Onunla (Tevrat’la) Rabbaniyler (beşeriyyetinden arınmış Rabbini tanımışlar) ve Ahbar (İlim ve Hikmet sahipleri) da Onun üzerine şahidler olarak Kitabullah’dan (B sırrınca) korumakla görevli oldukları ile Yahudi olanlara hükmeder... O halde insanlardan korkup ürpermeyin benden ürperin... Benim ayetlerimi (B sırrınca) az bir bahaya satmayın... Kim Allah’ın inzal ettiği ile (B sırrınca) hükmetmez ise işte onlar kafirlerin ta kendileridir.وَكَتَبْنَا عَلَيْهِمْ فِيهَا أَنَّ النَّفْسَ بِالنَّفْسِ وَالْعَيْنَ بِالْعَيْنِ وَالْأَنْفَ بِالْأَنْفِ وَالْأُذُنَ بِالْأُذُنِ وَالسِّنَّ بِالسِّنِّ وَالْجُرُوحَ قِصَاصٌ فَمَنْ تَصَدَّقَ بِهِ فَهُوَ كَفَّارَةٌ لَهُ وَمَنْ لَمْ يَحْكُمْ بِمَا أَنْزَلَ ا 45-) Ve ketebna aleyhim fiyha ennen nefse Bin nefsi vel ayne Bil ayni vel ‘enfe Bil’ enfi vel’üzüne Bil’üzüni vessinne Bissinni velcüruha kısas* femen tesaddeka Bihi fe huve keffaretün leh* ve men lem yahküm Bima enzelAllahu feülaike hümüz zalimun; Onda (Tevrat’ta) onlar üzerine (şunu) yazdık: “Nefs’e nefs göze göz buruna burun kulağa kulak ve dişe diş (tümü B sırrınca)... Yaralar da (karşılıklı) kısastır”... Ama kim onu (kısas hakkını B sırrıyla) tasadduk eder ise o onun için bir keffarettir... Kim Allah’ın inzal ettiği ile (B sırrınca) hükmetmez ise işte onlar zalimlerin ta kendileridir.وَقَفَّيْنَا عَلَى ءَاثَارِهِمْ بِعِيسَى ابْنِ مَرْيَمَ مُصَدِّقًا لِمَا بَيْنَ يَدَيْهِ مِنَ التَّوْرَاةِ وَءَاتَيْنَاهُ الْإِنْجِيلَ فِيهِ هُدًى وَنُورٌ وَمُصَدِّقًا لِمَا بَيْنَ يَدَيْهِ مِنَ التَّوْرَاةِ وَهُدًى وَمَوْعِظَةً لِلْمُتَّقِينَ 46-) Ve kaffeyna alâ asarihim Bi Iysebni Meryeme musaddikan lima beyne yedeyhi minetTevrati ve ateynahul İnciyle fiyhi hüden ve nurun ve musaddikan lima beyne yedeyhi minet Tevrati ve hüden ve mev'ızaten lil müttekıyn;Ardlarından onların (teslim olmuş Nebîlerin) izleri üzere Tevrat’tan yanında/önünde olanı tasdik edici olarak MeryemOğlu İsa’yı (B sırrınca) gönderdik (takviye ettik)... O’na içinde Huda (rububiyyet sırrı) ve Nur (kudret ilim) bulunan ve Tevrat’tan önünde olanı tasdikleyici muttekiler için bir hidayet rehberi ve mev’ıze olmak üzere İncil’i verdik.وَلْيَحْكُمْ أَهْلُ الْإِنْجِيلِ بِمَا أَنْزَلَ اللَّهُ فِيهِ وَمَنْ لَمْ يَحْكُمْ بِمَا أَنْزَلَ اللَّهُ فَأُولَئِكَ هُمُ الْفَاسِقُونَ 47-) Vel yahküm ehlül İnciyli Bi ma enzelAllahu fiyh* ve men lem yahküm Bi ma enzelAllahu feülaike hümülfasikun; Ehl-i İncil onda (İncilde) Allah’ın inzal ettiği ile (B sırrınca) hükmetsin... Kim Allah’ın inzal ettiği ile (B sırrınca) hükmetmez ise işte onlar fasıkların ta kendileridir.وَأَنْزَلْنَا إِلَيْكَ الْكِتَابَ بِالْحَقِّ مُصَدِّقًا لِمَا بَيْنَ يَدَيْهِ مِنَ الْكِتَابِ وَمُهَيْمِنًا عَلَيْهِ فَاحْكُمْ بَيْنَهُمْ بِمَا أَنْزَلَ اللَّهُ وَلَا تَتَّبِعْ أَهْوَاءَهُمْ عَمَّا جَاءَكَ مِنَ الْحَقِّ لِكُلٍّ جَعَلْنَا مِنْكُمْ شِرْعَةً 48-) Ve enzelna ileykel Kitabe Bil Hakkı musaddikan lima beyne yedeyhi minel Kitabi ve Müheyminen aleyhi fahküm beynehüm Bima enzelAllahu ve la tettebı' ehvaehüm amma caeke minel Hakkı li küllin cealna minküm şir’aten ve minhaca* ve lev şaAllahu lecealeküm ümmeten vahideten ve lâkin liyeblüveküm fiyma ataküm festebikul hayrat* ilellahi merciuküm cemiy’an feyünebbiüküm Bi ma küntüm fiyhi tahtelifun;Sana da Kitab’tan önünde olanı (daha önce nazil olan tüm vahiyleri) tasdikleyici ve O’nun (nazil olmuş tüm kitabların) üzerine Muheymin (himaye eden koruyan) olmak üzere Bil-Hakk (Hak olarak) Kitab’ı(Sistem Aklını tam ilmi) inzal ettik... O halde onların aralarında Allah’ın inzal ettiği ile (B sırrınca) hükmet... Hak’dan sana geleni bırakıp onların hevalarına tabi olma... Sizden her biriniz (her bir ümmet düzeyi) için bir şir’at (şeriat yol) ve bir minhac (program) oluşturduk... Eğer Allah dileseydi elbette sizi bir tek ümmet yapardı (tek diyni kolaylaştırırdı)... Fakat size verdiğinde (ilahi hükümlerden size ulaşanda; dininizde) sizi denemek için (bir tek ümmet yapmadı)... O halde hayratta yarışın (istidatınızda olanı ortaya çıkarın)... Cemian/toptan merciniz/dönüşünüz Allah’adır... Hakkında ihtilaf edip tartıştığınız şeyleri (B sırrınca) size haber verecektir.وَأَنِ احْكُمْ بَيْنَهُمْ بِمَا أَنْزَلَ اللَّهُ وَلَا تَتَّبِعْ أَهْوَاءَهُمْ وَاحْذَرْهُمْ أَنْ يَفْتِنُوكَ عَنْ بَعْضِ مَا أَنْزَلَ اللَّهُ إِلَيْكَ فَإِنْ تَوَلَّوْا فَاعْلَمْ أَنَّمَا يُرِيدُ اللَّهُ أَنْ يُصِيبَهُمْ بِبَعْضِ ذُنُوبِهِمْ وَإِنَّ كَثِ 49-) Ve enıhküm beynehüm Bi ma enzelAllahu ve la tettebı' ehvaehüm vahzerhüm en yeftinuke an ba'dı ma enzelAllahu ileyk* fein tevellev fa'lem ennema yüriydullahu en yusıybehüm Bi ba'dı zünubihim* ve inne kesiyren minen Nasi lefasikun; (Sana Kitab’ı Hak olarak inzal ettiğimizin yanında şu emri de verdik): Aralarında Allah’ın inzal ettiği (İlahi İlim) ile (B sırrınca) hükmet... Onların (beşeri) hevalarına tabi olma... Allah’ın sana inzal ettiğinin ba’zısından seni fitneye düşürmelerinden sakın (ne Zahir ne de Batın galebe çalmasın; Teklikte müstakıym ol)... Eğer yüz çevirirler ise iyi bil ki bazı günahlarından dolayı (idrak düzeylerine göre) Allah onları (B gerçeğince) yalnızca musibetlendirmek diliyor... Muhakkak ki insanların çoğu gerçekten fasıktırlar (diyn’den çıkmışlar bilinçleri asıllarına dönme kabiliyetini kaybetmiş).أَفَحُكْمَ الْجَاهِلِيَّةِ يَبْغُونَ وَمَنْ أَحْسَنُ مِنَ اللَّهِ حُكْمًا لِقَوْمٍ يُوقِنُونَ 50-) Efe hukmel cahiliyyeti yebğun* ve men ahsenü minAllahi hukmen likavmin yukınun; (Onlar yoksa İslam öncesi) cahiliyye hükmünü mü istiyorlar?... İkan sahibi bir kavim için Allah’dan daha güzel hüküm veren kimdir?. |
|
| | #24 |
| Forumun Tiryakisi ![]() | 5. MÂİDE SÛRESİ المائدة بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHIYM يَاأَيُّهَا الَّذِينَ ءَامَنُوا لَا تَتَّخِذُوا الْيَهُودَ وَالنَّصَارَى أَوْلِيَاءَ بَعْضُهُمْ أَوْلِيَاءُ بَعْضٍ وَمَنْ يَتَوَلَّهُمْ مِنْكُمْ فَإِنَّهُ مِنْهُمْ إِنَّ اللَّهَ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الظَّالِمِينَ 51-) Ya eyyühelleziyne amenu la tettehızül yehude ven nesara evliya'* ba'duhüm evliyaü ba'd* ve men yetevellehüm minküm feinnehu minhüm* innAllahe la yehdil kavmez zalimiyn; Ey iman edenler!.. Yahudileri ve Hristiyanları evliya (sohbet dostları) edinmeyin... Onlar birbirlerinin evliyasıdır... Sizden kim onları veli edinirse muhakkak ki o onlardandır... Muhakkak ki Allah zalimler topluluğunu (Zatına) hidayet etmez.فَتَرَى الَّذِينَ فِي قُلُوبِهِمْ مَرَضٌ يُسَارِعُونَ فِيهِمْ يَقُولُونَ نَخْشَى أَنْ تُصِيبَنَا دَائِرَةٌ فَعَسَى اللَّهُ أَنْ يَأْتِيَ بِالْفَتْحِ أَوْ أَمْرٍ مِنْ عِنْدِهِ فَيُصْبِحُوا عَلَى مَا أَسَرُّوا فِي أَنْفُسِهِمْ نَادِمِينَ 52-) Feteralleziyne fiy kulubihim meredun yüsariune fiyhim yekulune nahşa en tusıybena dairetün feasAllahu en ye'tiye Bil fethı ev emrin min ındiHİ feyusbihu alâ ma eserru fiy enfüsihim nadimiyn;Kalblerinde hastalık olanların “Daire’nin (zafer yerine mağlubiyetin refah yerine sıkıntı ve darlığın) bize isabet etmesinden korkuyoruz” diyerek onların (yahudi ve nasara’nın) arasına süratle daldıklarını görürsün... Umulur ki Allah (B sırrınca) feth olarak gelir (fethi getirir) veya (kendi HU) indinden bir Emr getirir de (onlar) enfüslerinde/içlerinde sırladıkları (sakladıkları) üzerine nadim olurlar.وَيَقُولُ الَّذِينَ ءَامَنُوا أَهَؤُلَاءِ الَّذِينَ أَقْسَمُوا بِاللَّهِ جَهْدَ أَيْمَانِهِمْ إِنَّهُمْ لَمَعَكُمْ حَبِطَتْ أَعْمَالُهُمْ فَأَصْبَحُوا خَاسِرِينَ 53-) Ve yekulüllezine amenu ehaülailleziyne aksemu Billahi cehde eymanihim innehüm lemeaküm* habitat a'malühüm feasbehu hasiriyn; İman edenler derler ki: “Yeminlerinin cehdi ile (tam güçleriyle yeminde mubalağa yaparak) kesin olarak sizinle beraber olduklarına (B sırrınca) Allah’a kasem edenler bunlar mı?”... Amelleri boşa gitmiştir (onların) hüsrana uğrayanlar olmuşlardır.يَاأَيُّهَا الَّذِينَ ءَامَنُوا مَنْ يَرْتَدَّ مِنْكُمْ عَنْ دِينِهِ فَسَوْفَ يَأْتِي اللَّهُ بِقَوْمٍ يُحِبُّهُمْ وَيُحِبُّونَهُ أَذِلَّةٍ عَلَى الْمُؤْمِنِينَ أَعِزَّةٍ عَلَى الْكَافِرِينَ يُجَاهِدُونَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ وَلَا يَخَافُونَ لَوْمَةَ لَائِ 54-) Ya eyyühelleziyne amenu men yertedde minküm an diynihı fesevfe ye'tillahu Bi kavmin yuhıbbuhüm ve yuhıbbuneHU ezilletin alel mu’miniyne e’ızzetin alel kafiriyn* yücahidune fiy sebiylillâhi ve la yehafune levmete laim* zalike fadlullahi yü’tıyhi men yeşa'* vAllahu Vasiun ‘Aliym; Ey iman edenler!.. Sizden kim dininden dönerse (bilsin ki) Allah (B sırrınca fıtratları müsayit) öyle bir kavim getirecek ki (O) onları sever (onlar da) O’nu (Allah’ı) severler... (O kavim) mü’minlere karşı zelil/yumuşak kafirlere (gerçeği reddedenlere) karşı izzetli/şiddetlidirler... (Onlar) hiç bir levm edenin levmetmesinden korkmaksızın Allah yolunda mücahade ederler... Bu Allah’ın fazlıdır ki onu dilediğine verir... Allah Vasi’dir Aliym’dir.إِنَّمَا وَلِيُّكُمُ اللَّهُ وَرَسُولُهُ وَالَّذِينَ ءَامَنُوا الَّذِينَ يُقِيمُونَ الصَّلَاةَ وَيُؤْتُونَ الزَّكَاةَ وَهُمْ رَاكِعُونَ 55-) İnnema Veliyyükümullahu ve RasûluHU velleziyne amenülleziyne yukıymunes Salate ve yü'tunez Zekate ve hüm rakiun; Sizin Veliy’niz ancak Allah’dır O’nun Rasûlü’dür ve (şu) iman edenlerdir ki onlar salat’ı ikame ederler ve rüku’ halinde zekatı verirler.وَمَنْ يَتَوَلَّ اللَّهَ وَرَسُولَهُ وَالَّذِينَ ءَامَنُوا فَإِنَّ حِزْبَ اللَّهِ هُمُ الْغَالِبُونَ 56-) Ve men yetevelellahe ve RasûleHU velleziyne amenu feinne hızbAllahi hümül ğalibun; Kim Allah’ı O’nun Rasûlü’nü ve iman edenleri Veliy edinir ise (bilsin ki) muhakkak ki Hizbullah (Allah taraftarı Allah ehli) galip geleceklerin ta kendileridir.يَاأَيُّهَا الَّذِينَ ءَامَنُوا لَا تَتَّخِذُوا الَّذِينَ اتَّخَذُوا دِينَكُمْ هُزُوًا وَلَعِبًا مِنَ الَّذِينَ أُوتُوا الْكِتَابَ مِنْ قَبْلِكُمْ وَالْكُفَّارَ أَوْلِيَاءَ وَاتَّقُوا اللَّهَ إِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِنِينَ 57-) Ya eyyühelleziyne amenu la tettehızülleziynettehazu diyneküm hüzüven ve leıben minelleziyne utül Kitabe min kabliküm vel küffare evliya'* vettekullahe in küntüm mu’miniyn; Ey iman edenler!.. Sizden önce kendilerine Kitab verilenlerden dininizi alay/eğlence ve oyun edinenleri (dinlerini ciddiye alıp uygulayarak amacına ermeyenleri) ve küffarı (kafirleri; Sistem’den ve hakikatlerinden perdeli kalanları) evliya edinmeyin (onlardan Veliy olmaz)... Eğer mü’minler iseniz Allah’dan ittika edin. وَإِذَا نَادَيْتُمْ إِلَى الصَّلَاةِ اتَّخَذُوهَا هُزُوًا وَلَعِبًا ذَلِكَ بِأَنَّهُمْ قَوْمٌ لَا يَعْقِلُونَ 58-) Ve iza nadeytüm iles Salatittehazuha hüzüven ve leıben zâlike Bi ennehüm kavmün la ya'kılun; Salat’a nida edip çağırdığınızda onu alay ve eğlence edindiler... Bu (B sırrınca) onların akletmeyen bir kavim olmalarından ötürüdür.قُلْ يَاأَهْلَ الْكِتَابِ هَلْ تَنْقِمُونَ مِنَّا إِلَّا أَنْ ءَامَنَّا بِاللَّهِ وَمَا أُنْزِلَ إِلَيْنَا وَمَا أُنْزِلَ مِنْ قَبْلُ وَأَنَّ أَكْثَرَكُمْ فَاسِقُونَ 59-) Kul ya ehlel Kitabi hel tenkımune minna illâ en amenna Billahi ve ma ünzile ileyna ve ma ünzile min kablü ve enne eksereküm fasikun;De ki: “Ey Ehl-i Kitab!.. Yalnızca (B sırrıyla) Allah’a bize inzal olunana ve daha önce inzal olunana iman ettiğimiz için mi bizden hoşlanmıyorsunuz?.. Sizin ekseriyyetinizi fasıklardır”.قُلْ هَلْ أُنَبِّئُكُمْ بِشَرٍّ مِنْ ذَلِكَ مَثُوبَةً عِنْدَ اللَّهِ مَنْ لَعَنَهُ اللَّهُ وَغَضِبَ عَلَيْهِ وَجَعَلَ مِنْهُمُ الْقِرَدَةَ وَالْخَنَازِيرَ وَعَبَدَ الطَّاغُوتَ أُولَئِكَ شَرٌّ مَكَانًا وَأَضَلُّ عَنْ سَوَاءِ السَّبِيلِ 60-) Kul hel ünebbiüküm Bi şerrin min zâlike mesubeten indAllah* men leanehullahu ve ğadıbe aleyhi ve ceale minhümül kıradete vel hanaziyre ve abedet tağut* ülaike şerrun mekanen ve edallü an sevais sebiyl; De ki: “(Ey Ehl-i Kitab!..) Allah indinde yeri/mesabesi bundan daha şerrini/kötüsünü (B sırrınca) size haber vereyim mi?.. Allah’ın la’netlediği ve ğadap ettiğidir o kimse... (Allah) bunlardan maymunlar domuzlar ve tağut’a (tapınılan nesne) kulluk yapanlar oluşturmuştur... İşte bunlardır yer bakımından daha şerli ve yolun denge noktasından daha sapkın olanlar”.وَإِذَا جَاءُوكُمْ قَالُوا ءَامَنَّا وَقَدْ دَخَلُوا بِالْكُفْرِ وَهُمْ قَدْ خَرَجُوا بِهِ وَاللَّهُ أَعْلَمُ بِمَا كَانُوا يَكْتُمُونَ 61-) Ve iza cauküm kalu amenna ve kad dehalu Bil küfri ve hüm kad harecu Bih* vAllahu a'lemü Bi ma kânu yektümun; Size geldiklerinde “iman ettik” dediler... Gerçekte ise (yanınıza B sırrınca) küfürle girip yine onunla (küfürle) çıkmışlardır... Allah gizlemekte olduklarını (B sırrınca) daha iyi bilir.وَتَرَى كَثِيرًا مِنْهُمْ يُسَارِعُونَ فِي الْإِثْمِ وَالْعُدْوَانِ وَأَكْلِهِمُ السُّحْتَ لَبِئْسَ مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ 62-) Ve tera kesiyren minhüm yüsariune fiyl’ ismi vel udvani ve eklihimüssuht* le bi'se ma kânu ya'melun; Onlardan pek çoğunun günah’da düşmanlıkta ve haram yemekte sür’atli gittiklerini görürsün... Yapmakta oldukları ne kadar da kötüdür!.لَوْلَا يَنْهَاهُمُ الرَّبَّانِيُّونَ وَالْأَحْبَارُ عَنْ قَوْلِهِمُ الْإِثْمَ وَأَكْلِهِمُ السُّحْتَ لَبِئْسَ مَا كَانُوا يَصْنَعُونَ 63-) Levla yenhahümur rabbaniyyune vel ahbaru an kavlihimül’ isme ve eklihimüs suht* le bi'se ma kânu yasneun; Rabbaniyler ve Ahbar (Maide:44?) onları günah söylemekten ve haram yemekten nehyetseler ya... Onların yapıp üretmekte oldukları ne kötüdür!. وَقَالَتِ الْيَهُودُ يَدُ اللَّهِ مَغْلُولَةٌ غُلَّتْ أَيْدِيهِمْ وَلُعِنُوا بِمَا قَالُوا بَلْ يَدَاهُ مَبْسُوطَتَانِ يُنْفِقُ كَيْفَ يَشَاءُ وَلَيَزِيدَنَّ كَثِيرًا مِنْهُمْ مَا أُنْزِلَ إِلَيْكَ مِنْ رَبِّكَ طُغْيَانًا وَكُفْرًا وَأَلْقَيْنَا بَيْنَهُم 64-) Ve kaletil yahudü yedullahi mağluletün ğullet eydiyhim ve luınu Bi ma kalu* bel yedahu mebsutatani yünfiku keyfe yeşa'* ve leyeziydenne kesiyren minhüm ma ünzile ileyke min Rabbike tuğyanen ve küfra* ve elkayna beynehümül adavete velbağdae ila yevmil kıyameti küllema evkadu naren lil harbi atfeehAllahu ve y es'avne fiyl Ardı fesaden vAllahu la yuhıbbul müfsidiyn;Yahudiler “Allah’ın eli bağlıdır” dediler... Söyledikleri ile (B sırrınca) kendi elleri bağlandı ve la’netlendiler... Bilakis Allah’ın iki eli de bast olunmuştur/yayılmıştır/açıktır; dilediği gibi infak ediyor... Andolsun ki Rabbinden sana inzal olunan onlardan çoğunun küfr (perdelilik) ve tuğyanını (taşkınlık haddi aşmak) artırır... Onların arasına kiyamet günü’ne kadar (devam edecek) düşmanlık ve buğz ilka ettik/bıraktık... Her ne zaman harb için bir ateş yaksalar Allah onu söndürdü... (Gene de) Arz’da fesada koşarlar... Allah müfsidleri sevmez.وَلَوْ أَنَّ أَهْلَ الْكِتَابِ ءَامَنُوا وَاتَّقَوْا لَكَفَّرْنَا عَنْهُمْ سَيِّئَاتِهِمْ وَلَأَدْخَلْنَاهُمْ جَنَّاتِ النَّعِيمِ 65-) Ve lev enne ehlel Kitabi amenu vettekav lekefferna anhüm seyyiatihim ve leedhalnahüm cennatin naıym; Eğer Ehl-i Kitab iman edip (şirk’ten) korunsaydı elbette onların kötülüklerini keffaretler ve onları Naim cennetlerine dahil ederdik.وَلَوْ أَنَّهُمْ أَقَامُوا التَّوْرَاةَ وَالْإِنْجِيلَ وَمَا أُنْزِلَ إِلَيْهِمْ مِنْ رَبِّهِمْ لَأَكَلُوا مِنْ فَوْقِهِمْ وَمِنْ تَحْتِ أَرْجُلِهِمْ مِنْهُمْ أُمَّةٌ مُقْتَصِدَةٌ وَكَثِيرٌ مِنْهُمْ سَاءَ مَا يَعْمَلُونَ 66-) Ve lev ennehüm ekamüt Tevrate vel İnciyle ve ma ünzile ileyhim min Rabbihim leekelu min fevkıhim ve min tahti erculihim* minhüm ümmetün muktesıdeh* ve kesiyrun minhüm sae ma ya'melun; Şayet onlar Tevrat’ı İncil’i ve Rablerinden onlara inzal olunanı ikame etselerdi elbette fevklerinden ve ayaklarının altından yerlerdi... Onlardan ümmet-i mukteside (orta yolu tutan hepsinin hükmünü koruyan zümre) vardır... Onların çoğunun yaptıkları ne kötüdür!.يَاأَيُّهَا الرَّسُولُ بَلِّغْ مَا أُنْزِلَ إِلَيْكَ مِنْ رَبِّكَ وَإِنْ لَمْ تَفْعَلْ فَمَا بَلَّغْتَ رِسَالَتَهُ وَاللَّهُ يَعْصِمُكَ مِنَ النَّاسِ إِنَّ اللَّهَ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الْكَافِرِينَ 67-) Ya eyyüherRasûlü bellığ ma ünzile ileyke min Rabbike ve in lem tef'al fema bellağte risaleteHU vAllahu ya'sımüke minenNas* innAllahe la yehdil kavmel kafiriyn;Ey O Rasûl!.. Rabbinden sana inzal olunanı tebliğ et!... Eğer (bunu) yapmazsan O’nun risaletini tebliğ etmemiş olursun... Allah seni Nas’dan (insanlardan) korur... Muhakkak ki Allah kafirler kavmini hidayet etmez.قُلْ يَاأَهْلَ الْكِتَابِ لَسْتُمْ عَلَى شَيْءٍ حَتَّى تُقِيمُوا التَّوْرَاةَ وَالْإِنْجِيلَ وَمَا أُنْزِلَ إِلَيْكُمْ مِنْ رَبِّكُمْ وَلَيَزِيدَنَّ كَثِيرًا مِنْهُمْ مَا أُنْزِلَ إِلَيْكَ مِنْ رَبِّكَ طُغْيَانًا وَكُفْرًا فَلَا تَأْسَ عَلَى الْقَوْمِ الْ 68-) Kul ya ehlel Kitabi lestüm alâ şey'in hatta tukıymut Tevrate vel İnciyle ve ma ünzile ileyküm min Rabbiküm* ve le yeziydenne kesiyren minhüm ma ünzile ileyke min Rabbike tuğyanen ve küfra* fela te'se alel kavmil kafiriyn; De ki: “Ey Ehl-i Kitab!.. Tevrat’ı İncil’i ve Rabbinizden size inzal olunanı ikame etmedikçe (bilfiil ortaya koymadıkça) bir şey üzere değilsiniz”... Andolsun ki Rabbinden sana inzal olunan onlardan çoğunun küfr (kilitlenmişlik perdelilik) ve tuğyanını (taşkınlık haddi aşmak) artırır... O halde kafirler kavmine üzülme.إِنَّ الَّذِينَ ءَامَنُوا وَالَّذِينَ هَادُوا وَالصَّابِئُونَ وَالنَّصَارَى مَنْ ءَامَنَ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ وَعَمِلَ صَالِحًا فَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ 69-) İnnelleziyne amenu velleziyne hadu vassabiune vennesara men amene Billahi vel yevmil ahıri ve amile salihan fela havfün aleyhim ve la hüm yahzenun; Muhakkak ki (İslam’a takliden) iman edenler Yahudiler Sabiiler ve Nasara’dan kim (B-sırrıyla) Allah’a ve ahir güne iman eder ve (bunun gereği) salih amel işlerse onlara korku yoktur ve onlar mahzun da olmazlar.لَقَدْ أَخَذْنَا مِيثَاقَ بَنِي إِسْرَائِيلَ وَأَرْسَلْنَا إِلَيْهِمْ رُسُلًا كُلَّمَا جَاءَهُمْ رَسُولٌ بِمَا لَا تَهْوَى أَنْفُسُهُمْ فَرِيقًا كَذَّبُوا وَفَرِيقًا يَقْتُلُونَ 70-) Lekad ehazna miysaka beni israiyle ve erselna ileyhim rusula* küllema caehüm Rasûlün Bi ma la tehva enfüsühüm feriykan kezzebu ve feriykan yaktulun; Andolsun biz İsrailOğullarının Miysakını aldık ve onlara Rasûller irsal ettik... Onlara ne zaman nefslerinin hoşlanmayacağı ile (B sırrınca) bir Rasûl gelse (bu Rasûllerden) bir kısmını yalanladılar ve bir kısmını öldürdüler.وَحَسِبُوا أَلَّا تَكُونَ فِتْنَةٌ فَعَمُوا وَصَمُّوا ثُمَّ تَابَ اللَّهُ عَلَيْهِمْ ثُمَّ عَمُوا وَصَمُّوا كَثِيرٌ مِنْهُمْ وَاللَّهُ بَصِيرٌ بِمَا يَعْمَلُونَ 71-) Ve hasibu ella tekûne fitnetün feamu ve sammu sümme tabellahu aleyhim sümme amu ve sammu kesiyrun minhüm* vAllahu Basıyrun Bima ya'melun; Bir fitne olmayacak sandılar da kör oldular sağır kesildiler... Sonra Allah onların tevbelerini kabul etti... Sonra onlardan çoğu (yine) kör ve sağır kesildiler... Allah onların yapmakta olduklarını (B sırrınca; onların hakikatı ve meydana getiricisi olarak) Basıyr’dir.لَقَدْ كَفَرَ الَّذِينَ قَالُوا إِنَّ اللَّهَ هُوَ الْمَسِيحُ ابْنُ مَرْيَمَ وَقَالَ الْمَسِيحُ يَابَنِي إِسْرَائِيلَ اعْبُدُوا اللَّهَ رَبِّي وَرَبَّكُمْ إِنَّهُ مَنْ يُشْرِكْ بِاللَّهِ فَقَدْ حَرَّمَ اللَّهُ عَلَيْهِ الْجَنَّةَ وَمَأْوَاهُ النَّارُ وَمَ 72-) Lekad keferelleziyne kalu innAllahe HUvel Mesiyhubnü Meryem* ve kalel Mesiyhu ya beni israila'büdullahe Rabbiy ve Rabbeküm* innehu men yüşrik Billahi fekad harramallahu aleyhil cennete ve me'vahün nar* ve ma lizzalimiyne min ensar; Andolsun ki: “Allah MeryemOğlu Mesih’dir” diyenler kafir oldular... (Oysa) Mesih şöyle dedi: “Ey İsrailOğulları!.. Benim de Rabbim sizin de Rabbiniz (olan) Allah’a kulluk/ibadet yapın... Çünkü kim Allah’a (B gerçeğince) ortak koşarsa muhakkak Allah ona cenneti haram kılmıştır... Onun varacağı yer Nar’dır... Zalimler için ensar yoktur”.لَقَدْ كَفَرَ الَّذِينَ قَالُوا إِنَّ اللَّهَ ثَالِثُ ثَلَاثَةٍ وَمَا مِنْ إِلَهٍ إِلَّا إِلَهٌ وَاحِدٌ وَإِنْ لَمْ يَنْتَهُوا عَمَّا يَقُولُونَ لَيَمَسَّنَّ الَّذِينَ كَفَرُوا مِنْهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ 73-) Lekad keferelleziyne kalu innAllahe salisü selasetin ve ma min ilahin illâ ilahun vahıd* ve in lem yentehu amma yekulune leyemessennelleziyne keferu minhüm azabün eliym;Andolsun ki: “Allah üç’ün üçüncüsüdür” diyenler de kafir olmuşlardır (gerçeği reddetmiş perdelenmişlerdir)... İlah’dan bir şey yok ancak İlah’un Vahid... Söyleyegeldiklerinden vazgeçmezler ise onlardan kafir olanlara elbette elim azab dokunacaktır.أَفَلَا يَتُوبُونَ إِلَى اللَّهِ وَيَسْتَغْفِرُونَهُ وَاللَّهُ غَفُورٌ رَحِيمٌ 74-) Efela yetubune ilellahi ve yestağfiruneHU vAllahu Ğafurun Rahîym;Hala Allah’a tevbe (rücu’) etmeyecek ve O’nun mağfiretini dilemeyecekler mi?... Allah Ğafur’dur Rahıym’dir.مَا الْمَسِيحُ ابْنُ مَرْيَمَ إِلَّا رَسُولٌ قَدْ خَلَتْ مِنْ قَبْلِهِ الرُّسُلُ وَأُمُّهُ صِدِّيقَةٌ كَانَا يَأْكُلَانِ الطَّعَامَ انْظُرْ كَيْفَ نُبَيِّنُ لَهُمُ الْآيَاتِ ثُمَّ انْظُرْ أَنَّى يُؤْفَكُونَ 75-) mel Mesiyhubnü Meryeme illâ Rasûl* kad halet min kablihir Rusül* ve ümmühu sıddiykah* kâna ye'külanit ta’am* ünzur keyfe nübeyyinü lehümül ayati sümmenzur enna yü'fekun; MeryemOğlu Mesih ancak bir Rasûl’dür... O’ndan önce de Rasûller gelip geçti... O’nun anası sıddıyka (?)’dır... İkisi de yemek yerlerdi... Ayetleri onlara nasıl açıkladığımıza bir bak!... Sonra bak nasıl çevriliyorlar!. قُلْ أَتَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللَّهِ مَا لَا يَمْلِكُ لَكُمْ ضَرًّا وَلَا نَفْعًا وَاللَّهُ هُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ 76-) Kul eta'büdune min dunillahi ma la yemlikü leküm darren ve la nef'a* vAllahu HUves Semiy’ul ‘Alîym; De ki: “Allah’ı bırakıp da sizin için bir zarar veya faydaya malik olmayanlara mı kulluk ediyorsunuz?.. Allah (ki) O’dur Semi’un Aliym”. قُلْ يَاأَهْلَ الْكِتَابِ لَا تَغْلُوا فِي دِينِكُمْ غَيْرَ الْحَقِّ وَلَا تَتَّبِعُوا أَهْوَاءَ قَوْمٍ قَدْ ضَلُّوا مِنْ قَبْلُ وَأَضَلُّوا كَثِيرًا وَضَلُّوا عَنْ سَوَاءِ السَّبِيلِ 77-) Kul ya ehlel Kitabi la tağlu fiy diyniküm ğayrel Hakkı ve la tettebiu ehvae kavmin kad dallu min kablü ve edallu kesiyren ve dallu an sevais sebiyl; De ki: “Ey Ehl-i Kitab!.. Diyninizde haksız yere (Hakkın ğayrı) ölçüyü kaçırıp haddi aşmayın... Daha önce sapmış bir çoğunu saptırmış ve yolun denge noktasından (Zatına vardıran fena yolundan) sapmış bir kavmin hevalarına tabi olmayın”.لُعِنَ الَّذِينَ كَفَرُوا مِنْ بَنِي إِسْرَائِيلَ عَلَى لِسَانِ دَاوُدَ وَعِيسَى ابْنِ مَرْيَمَ ذَلِكَ بِمَا عَصَوْا وَكَانُوا يَعْتَدُونَ 78-) Luınelleziyne keferu min beni israiyle alâ lisani Davude ve Iysebni Meryem* zâlike Bima asav ve kânu ya'tedun; İsrailOğullarından kafir olanlar Davud’un ve MeryemOğlu İsa’nın lisanı üzere la’netlenmişlerdir (ruhani kuvvelerinden semavi yaşamdan mahrumdurlar)... Bu (sonuç B gerçeğince) onların isyan etmeleri ve haddi aşmaları yüzündendir.كَانُوا لَا يَتَنَاهَوْنَ عَنْ مُنْكَرٍ فَعَلُوهُ لَبِئْسَ مَا كَانُوا يَفْعَلُونَ 79-) Kânu la yetenahevne an münkerin fealuh* lebi'se ma kânu yef'alun; İşledikleri herhangi bir münkerden birbirlerini vazgeçirmezlerdi/vazgeçmezlerdi... İşledikleri ne kötü idi!. تَرَى كَثِيرًا مِنْهُمْ يَتَوَلَّوْنَ الَّذِينَ كَفَرُوا لَبِئْسَ مَا قَدَّمَتْ لَهُمْ أَنْفُسُهُمْ أَنْ سَخِطَ اللَّهُ عَلَيْهِمْ وَفِي الْعَذَابِ هُمْ خَالِدُونَ 80-) Tera kesiyren minhüm yetevellevnelleziyne keferu* le bi'se ma kaddemet lehüm enfüsühüm en sehıtAllahu aleyhim ve fiyl azabi hüm halidun; Onlardan bir çoğunun kafirleri Veliy edindiklerini görürsün... Nefslerinin onlar için takdim ettiği ne kötüdür!.. Allah onlara gadap etmiştir (rızası kapalıdır)... Azab’ta onlar ebedi kalıcıdırlar. وَلَوْ كَانُوا يُؤْمِنُونَ بِاللَّهِ وَالنَّبِيِّ وَمَا أُنْزِلَ إِلَيْهِ مَا اتَّخَذُوهُمْ أَوْلِيَاءَ وَلَكِنَّ كَثِيرًا مِنْهُمْ فَاسِقُونَ 81-) Ve lev kânu yu'minune Billahi ven Nebîyyi ve ma ünzile ileyhi mettehazuhüm evliyae ve lâkinne kesiyren minhüm fasikun; Eğer (B sırrıyla) Allah’a en-Nebî’ye (Hz.Muhammed’e) ve O’na (en-Nebî’ye) inzal olunana iman etmiş olsalardı onları (perdelileri) evliya edinmezlerdi... Fakat onlardan bir çoğu fasıklardır.لَتَجِدَنَّ أَشَدَّ النَّاسِ عَدَاوَةً لِلَّذِينَ ءَامَنُوا الْيَهُودَ وَالَّذِينَ أَشْرَكُوا وَلَتَجِدَنَّ أَقْرَبَهُمْ مَوَدَّةً لِلَّذِينَ ءَامَنُوا الَّذِينَ قَالُوا إِنَّا نَصَارَى ذَلِكَ بِأَنَّ مِنْهُمْ قِسِّيسِينَ وَرُهْبَانًا وَأَنَّهُمْ لَا يَسْ 82-) Letecidenne eşedden Nasi adaveten lilleziyne amenül yahude velleziyne eşrekû* ve letecidenne akrabehüm meveddeten lilleziyne amenülleziyne kalu inna nesara* zâlike Bi enne minhüm kıssiysiyne ve ruhbanen ve ennehüm la yestekbirun; Muhakkak ki (İslam’a) iman edenlere (vahdet ehline; “B”sırrıyla Allah’a iman edenlere) düşmanlık (idrak uzaklığı) bakımından insanların en şiddetlisi (perdeleri en kalın) olarak Yahudileri ve şirk koşanları (iki zümrede de tanrı itikadı esas; Allah’ın zat ve sıfatlarından perdeliler) bulursun... Ve elbette (İslam’a) iman edenlere (Kur’an mü’minlerine) sevgi (istidat yakınlığı) bakımından onların en yakını olarak da <biz nasarayız=Hristiyanlarız> diyenleri (teşbih müşahadesi sahiplerini tevhid-i sıfat yapanları) bulursun... Ki onlardan (nasaradan) kissisiyn (derin ilim sahibi keşişler) ve ruhban (kendini Allah’a adamış rahipler) vardır ki kesinlikle onlar kibre sapmazlar. |
|
| | #25 |
| Forumun Tiryakisi ![]() | 5. MÂİDE SÛRESİ المائدة بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHIYM وَإِذَا سَمِعُوا مَا أُنْزِلَ إِلَى الرَّسُولِ تَرَى أَعْيُنَهُمْ تَفِيضُ مِنَ الدَّمْعِ مِمَّا عَرَفُوا مِنَ الْحَقِّ يَقُولُونَ رَبَّنَا ءَامَنَّا فَاكْتُبْنَا مَعَ الشَّاهِدِينَ 83-) Ve iza semiu ma ünzile iler Rasûli tera a'yünehüm tefıydu mined dem'ı mimma arefu minel Hakk* yekulune Rabbena amenna fektübna meaş şahidiyn; Er-Rasûl’e (O ma’lum Rasûl’e Hz.Rasûlullah’a) inzal olunanı işittiklerinde Hak’dan tanıyıp-bildiklerinden (arif olduklarından) gözlerinin yaşla dolup taştığını (işittiklerinin şevki ile pınarlarının kaynayıp aktığını) görürsün... Derler ki: “Rabbimiz!.. İman ettik (senin Tekliğine şahid olduk)... Artık bizi şahidlerle beraber yaz”.وَمَا لَنَا لَا نُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَمَا جَاءَنَا مِنَ الْحَقِّ وَنَطْمَعُ أَنْ يُدْخِلَنَا رَبُّنَا مَعَ الْقَوْمِ الصَّالِحِينَ 84-) Ve ma lena la nu'minu Billahi ve ma caena minel Hakkı ve natmeu en yüdhılena Rabbüna meal kavmisSalihıyn; “Rabbimizin bizi salihler kavmi ile beraberliğe dahil etmesini umarken ne diye (B sırrıyla) Allah’a ve Hak’dan bize gelmiş olana iman etmeyelim?”.فَأَثَابَهُمُ اللَّهُ بِمَا قَالُوا جَنَّاتٍ تَجْرِي مِنْ تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا وَذَلِكَ جَزَاءُ الْمُحْسِنِينَ 85-) Fe esabehümullahu Bi ma kalu cennatin tecriy min tahtihel enharu halidiyne fiyha* ve zâlike cezaül muhsiniyn; Böyle söylemeleri (sebebi) ile (B sırrınca) Allah onları içinde ebedi kalacakları altlarından nehirler akan cennetler ile sevablandırdı... İşte budur muhsinlerin cezası.وَالَّذِينَ كَفَرُوا وَكَذَّبُوا بِآيَاتِنَا أُولَئِكَ أَصْحَابُ الْجَحِيمِ 86-) Velleziyne keferu ve kezzebu Bi ayatina ülaike ashabül cehıym; Kafir olanlara ve ayetlerimizi (B gerçeğince) yalanlayanlara gelince işte onlar ashab-ı cahıym’dir (cehennemin arkadaşları’dır).يَاأَيُّهَا الَّذِينَ ءَامَنُوا لَا تُحَرِّمُوا طَيِّبَاتِ مَا أَحَلَّ اللَّهُ لَكُمْ وَلَا تَعْتَدُوا إِنَّ اللَّهَ لَا يُحِبُّ الْمُعْتَدِينَ 87-) Ya eyyühelleziyne amenu la tuharrimu tayyibati ma ehallAllahu leküm ve la ta'tedu* innAllahe le yuhıbbul mu'tediyn; Ey iman edenler!.. Allah’ın sizin için helal ettiği tayyibatı (pak rızıklar; ilim-marifetleri) haram kılmayın (onları hasıl edecek çalışmalardan geri kalmayın) ve haddi aşmayın (bedeninize kulluk yapmayın)... Muhakkak ki Allah haddi aşanları sevmez. وَكُلُوا مِمَّا رَزَقَكُمُ اللَّهُ حَلَالًا طَيِّبًا وَاتَّقُوا اللَّهَ الَّذِي أَنْتُمْ بِهِ مُؤْمِنُونَ 88-) Ve külu mimma razekakümullahu halalen tayyiba* vettekullahelleziy entüm Bihi mu'minun; Allah’ın sizi rızıklandırdığı şeylerden helal ve tayyib olarak yeyin... İttika edin (o) Allah’dan ki siz O’na (B sırrınca) mü’minlersiniz. لَا يُؤَاخِذُكُمُ اللَّهُ بِاللَّغْوِ فِي أَيْمَانِكُمْ وَلَكِنْ يُؤَاخِذُكُمْ بِمَا عَقَّدْتُمُ الْأَيْمَانَ فَكَفَّارَتُهُ إِطْعَامُ عَشَرَةِ مَسَاكِينَ مِنْ أَوْسَطِ مَا تُطْعِمُونَ أَهْلِيكُمْ أَوْ كِسْوَتُهُمْ أَوْ تَحْرِيرُ رَقَبَةٍ فَمَنْ لَمْ يَجِ 89-) La yüahızükümullahu Billağvi fiy eymaniküm ve lâkin yüahızüküm Bima akkadtümül eyman* fekeffaratühu ıt'amü aşereti mesakiyne min evsetı ma tut'ımune ehliyküm ev kisvetühüm ev tahriyru rakabetin femen lem yecid fesıyamu selaseti eyyam* zâlike keffaretü eymaniküm iza haleftüm* vahfezu eymaneküm* kezâlike yübeyyinullahu leküm ayatiHİ lealleküm teşkürun;Allah sizi yeminlerinizdeki (Bi-) lağv (kasıtsız yemin sözleri) ile muaheze etmez... Fakat kasıtlı-bilinçli yeminleriniz (yemin-i mün’akıd) ile (B sırrınca) sizi sorumlu tutar... O’nun (bilinçli yeminin) keffareti ehlinize (ailenize) yedirdiğinizin orta yollusundan on miskini doyurmak yahut onları giydirmek yahut bir köleyi hürriyyetine kavuşturmaktır... Kim (bunları) bulamaz ise (o vakit ona) üç gün oruç (gerekir)... İşte yemin ettiğinizde yeminlerinizin keffareti budur... Yeminlerinizi muhafaza edin... Şükredesiniz diye Allah ayetlerini sizin için işte böyle açıklıyor.يَاأَيُّهَا الَّذِينَ ءَامَنُوا إِنَّمَا الْخَمْرُ وَالْمَيْسِرُ وَالْأَنْصَابُ وَالْأَزْلَامُ رِجْسٌ مِنْ عَمَلِ الشَّيْطَانِ فَاجْتَنِبُوهُ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ 90-) Ya eyyühelleziyne amenu innemel hamru vel meysiru vel’ensabü vel’ezlamü ricsün min amelişşeytani fectenibuhu lealleküm tüflihun; Ey iman edenler!.. Hamr (Aklı örtücüler içki uyuşturucu; makam-mevki-şan-şöhret-servet-şehvet vb.) Meysir (kumar; hileli oyun bedensel-hormonal hazlar) Ensab (putlar; şartlanmalar) ve Ezlam (fal okları; tevekkülsüzlük) ancak şeytan amelinden birer pisliktir... Artık ondan kaçının ki felaha eresiniz.إِنَّمَا يُرِيدُ الشَّيْطَانُ أَنْ يُوقِعَ بَيْنَكُمُ الْعَدَاوَةَ وَالْبَغْضَاءَ فِي الْخَمْرِ وَالْمَيْسِرِ وَيَصُدَّكُمْ عَنْ ذِكْرِ اللَّهِ وَعَنِ الصَّلَاةِ فَهَلْ أَنْتُمْ مُنْتَهُونَ 91-) İnnema yüriydüş şeytanü en yukıa beynekümül adavete vel bağdae fiyl hamri vel meysiri ve yesuddeküm an zikrillahi ve anisSalati fehel entüm müntehun; Şeytan Hamr ve Meysir’de aranıza düşmanlık ve buğz düşürmek/yerleştirmek sizi Allah zikrinden ve namazdan engellemek diler ancak... Artık vazgeçtiniz değil mi?.وَأَطِيعُوا اللَّهَ وَأَطِيعُوا الرَّسُولَ وَاحْذَرُوا فَإِنْ تَوَلَّيْتُمْ فَاعْلَمُوا أَنَّمَا عَلَى رَسُولِنَا الْبَلَاغُ الْمُبِينُ 92-) Ve etıy'ullahe ve etıy'ur Rasûle vahzeru* fein tevelleytüm fa'lemu ennema alâ Rasûlinel belağul mübiyn; Allah’a itaat edin Rasûlullah’a itaat edin ve sakının (boyutların hakkını verin)... Eğer yüz çevirir iseniz iyi bilin ki bizim Rasûlümüze yalnızca apaçık tebliğ etmek düşer.لَيْسَ عَلَى الَّذِينَ ءَامَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ جُنَاحٌ فِيمَا طَعِمُوا إِذَا مَا اتَّقَوْا وَءَامَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ ثُمَّ اتَّقَوْا وَءَامَنُوا ثُمَّ اتَّقَوْا وَأَحْسَنُوا وَاللَّهُ يُحِبُّ الْمُحْسِنِينَ 93-) Leyse alelleziyne amenu ve amilus salihati cünahun fiyma taımu iza mettekav ve amenu ve amilus salihati sümmettekav ve amenu sümmettekav ve ahsenu* vAllahu yuhıbbul muhsiniyn; (Hakikatlarına) iman edip salih amel işleyenler bilfiil ittika ettikleri (arınma-korunma çalışmaları yaptıkları) (bunun devamı olarak bir üst mertebede) iman edip (o imanın gereği) salih amel işledikleri sonra (başka bir düzeyi ile) bilfiil ittika edip (o mertebeye göre korunup) iman ettikleri sonra (başka bir düzeyi ile) bilfiil ittika edip (takvaya erip) ihsan (müşahade) üzere oldukları takdirde (daha önce) taddıkları/yedikleri dolayısıyla onlara bir günah yoktur... Allah muhsinleri sever.يَاأَيُّهَا الَّذِينَ ءَامَنُوا لَيَبْلُوَنَّكُمُ اللَّهُ بِشَيْءٍ مِنَ الصَّيْدِ تَنَالُهُ أَيْدِيكُمْ وَرِمَاحُكُمْ لِيَعْلَمَ اللَّهُ مَنْ يَخَافُهُ بِالْغَيْبِ فَمَنِ اعْتَدَى بَعْدَ ذَلِكَ فَلَهُ عَذَابٌ أَلِيمٌ 94-) Ya eyyühelleziyne amenu le yeblüvenne kümullahu Bi şey’in minas saydi tenalühu eydiyküm ve rimahuküm liya'lemAllahu men yehafuHU Bil ğayb* femenı'teda ba'de zâlike felehu azabün eliym; Ey iman edenler!.. Allah sizi ellerinizin ve mızraklarınızın (dokunma-görme duyuları dil) erişeceği av’dan bir (Bi-) şey ile dener ki Bil-Ğayb (ğaybları olarak) O’ndan korkan kim’i Allah bilsin (tüm sıfatlar O’na aittir; ğaybınız olan bu hakikatı ihmal edip kendinize bir varlık vehmetmeyin?)... Artık bundan sonra kim sınırı/haddi aşarsa onun için elim azab vardır.يَاأَيُّهَا الَّذِينَ ءَامَنُوا لَا تَقْتُلُوا الصَّيْدَ وَأَنْتُمْ حُرُمٌ وَمَنْ قَتَلَهُ مِنْكُمْ مُتَعَمِّدًا فَجَزَاءٌ مِثْلُ مَا قَتَلَ مِنَ النَّعَمِ يَحْكُمُ بِهِ ذَوَا عَدْلٍ مِنْكُمْ هَدْيًا بَالِغَ الْكَعْبَةِ أَوْ كَفَّارَةٌ طَعَامُ مَسَاكِينَ 95-) Ya eyyühelleziyne amenu la taktülüs sayde ve entüm hurum* ve men katelehu minküm müteammiden fecezaün mislü ma katele minen neami yahkümü Bihi zeva adlin minküm hedyen baliğal ka'beti ev keffaretün taamü mesakiyne ev adlü zâlike sıyamen liyezuka vebale emrih* afAllahu amma selef* ve men ade feyentekımullahu minh* vAllahu Azîyzun züntikam; Ey iman edenler!... Siz ihramda iken av öldürmeyin... Sizden kim (ihramda iken) kasden onu (avı) öldürürse o işin vebalini tatması için (gereken) ceza: En’am’dan öldürdüğünün misli Ka’be’ye ulaşacak bir Hedy (kurban gerekir) ki onu da sizden iki adalet sahibi (B sırrınca) hükmeder; yahut miskinleri yedirme/doyurma olan bir keffarettir; yahut ona denk bir oruç tutmak... Allah geçmişi affetmiştir... Fakat kim bir daha yaparsa Allah ondan intikam alır... Allah Aziyz’dir intikam sahibidir.أُحِلَّ لَكُمْ صَيْدُ الْبَحْرِ وَطَعَامُهُ مَتَاعًا لَكُمْ وَلِلسَّيَّارَةِ وَحُرِّمَ عَلَيْكُمْ صَيْدُ الْبَرِّ مَا دُمْتُمْ حُرُمًا وَاتَّقُوا اللَّهَ الَّذِي إِلَيْهِ تُحْشَرُونَ 96-) Uhılle leküm saydül bahri ve taamühu metaan leküm ve lisseyyareti ve hurrime aleyküm saydül berri ma dümtüm huruma* vettekullahelleziy ileyHİ tuhşerun;Hem size hem de yolculara bir faydalanma olmak üzere deniz avı (ruhani gıdalar) yapmak ve onun yemeğini yemek helal kılınmıştır... Fakat ihramlı olduğunuz sürece kara avı (bedensel-nefsani zevkler) yapmak size haram kılınmıştır... O’na (kendisine) haşrolunacağınız (Zatında yok olduğunuz) Allah’dan ittika edin. جَعَلَ اللَّهُ الْكَعْبَةَ الْبَيْتَ الْحَرَامَ قِيَامًا لِلنَّاسِ وَالشَّهْرَ الْحَرَامَ وَالْهَدْيَ وَالْقَلَائِدَ ذَلِكَ لِتَعْلَمُوا أَنَّ اللَّهَ يَعْلَمُ مَا فِي السَّمَوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ وَأَنَّ اللَّهَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمٌ 97-) Cealellahul Kâ'betel Beytel Harame kıyamen lin Nasi veşŞehrel Harame vel Hedye vel Kalaid* zâlike li ta'lemu ennAllahe ya'lemü ma fiys Semavati ve ma fiyl Ardı ve ennAllahe Bi külli şey'in ‘aliym; Allah Ka’be’yi (yani) O (gayrına) Haram Evi (birimsellikle zuhur) Haram Ay’ı Hedy’i (kurban nefs) ve Kalaid’i (şeref-güç alameti gerdanlıklar/ veya boynu bağlı kurbanlıklar; itaat teslimiyet sahibi nefsleri) insanlar için kıyam (ayakta tutan nesne/dayanak/hayat unsuru) yaptı... Bu Allah’ın Semavat ve Arz’da olanı bildiğini ve Allah’ın her şeyi (B sırrınca; şeylerin kendisinde olarak şeyleri) Aliym olduğunu sizin de bilmeniz ( ) içindir.اعْلَمُوا أَنَّ اللَّهَ شَدِيدُ الْعِقَابِ وَأَنَّ اللَّهَ غَفُورٌ رَحِيمٌ 98-) I'lemu ennAllahe şedıdül ıkabi ve ennAllahe Ğafurun Rahîym; Bilin ki Allah azabı çok şiddetli olandır... Ve hem de Allah Ğafur’dur Rahıym’dir.مَا عَلَى الرَّسُولِ إِلَّا الْبَلَاغُ وَاللَّهُ يَعْلَمُ مَا تُبْدُونَ وَمَا تَكْتُمُونَ 99-) Ma aler Rasûli illel belağ* vAllahu ya’lemü ma tübdune ve ma tektümun; Rasûl’e düşen ancak tebliğ etmektir... Allah açığa vurduklarınızı da sakladıklarınızı da bilir.قُلْ لَا يَسْتَوِي الْخَبِيثُ وَالطَّيِّبُ وَلَوْ أَعْجَبَكَ كَثْرَةُ الْخَبِيثِ فَاتَّقُوا اللَّهَ يَاأُولِي الْأَلْبَابِ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ 100-) Kul la yestevil habiysü vattayyibü velev a'cebeke kesretül habiys* fettekullahe ya ülil elbabi lealleküm tüflihun; De ki: “Habis (pis; şakavet benlikle yapılan herşey) tayyib (temiz; iman nuru vahiy) ile müsavi olmaz... Velev ki habisin çokluğu (nefsinin) hoşuna gitse de”... O halde ey öz akıl sahipleri Allah’dan ittika edin ki felaha eresiniz.يَاأَيُّهَا الَّذِينَ ءَامَنُوا لَا تَسْأَلُوا عَنْ أَشْيَاءَ إِنْ تُبْدَ لَكُمْ تَسُؤْكُمْ وَإِنْ تَسْأَلُوا عَنْهَا حِينَ يُنَزَّلُ الْقُرْءَانُ تُبْدَ لَكُمْ عَفَا اللَّهُ عَنْهَا وَاللَّهُ غَفُورٌ حَلِيمٌ 101-) Ya eyyühelleziyne amenu la tes'elu an eşyae in tübde leküm tesü'küm* ve in tes'elu anha hıyne yünezzelül Kur’anu tübde leküm* afAllahu anha* vAllahu Ğafurun Haliym; Ey iman edenler!.. Size açıklandığında kötünüze gidecek şeylerden sual etmeyin... Eğer Kur’an indiriliyor iken onlardan sorarsanız size açıklanır... Allah onları affetmiştir... Allah Ğafur’dur Haliym’dir.قَدْ سَأَلَهَا قَوْمٌ مِنْ قَبْلِكُمْ ثُمَّ أَصْبَحُوا بِهَا كَافِرِينَ 102-) Kad seeleha kavmün min kabliküm sümme asbehu Biha kafiriyn; Sizden önce de bir kavim onları sordu; sonra onları (istedikleri için açıklananları B sırrınca) kafir oldular (örtüp görmezden geldiler inkar ettiler).مَا جَعَلَ اللَّهُ مِنْ بَحِيرَةٍ وَلَا سَائِبَةٍ وَلَا وَصِيلَةٍ وَلَا حَامٍ وَلَكِنَّ الَّذِينَ كَفَرُوا يَفْتَرُونَ عَلَى اللَّهِ الْكَذِبَ وَأَكْثَرُهُمْ لَا يَعْقِلُونَ 103-) Ma cealellahu min behıyratin ve la saibetin ve la vasıyletin ve la hamin ve lakinnelleziyne keferu yefterune alellahil kezib* ve ekseruhüm la ya'kılun;Allah Bahire (beş doğum yapmış ve beşincisi dişi olan kulağı yarılıp putlara adanan deve/çobansız serbest dolaşan dişi deve) Saibe (adak deve/koyun... ki serbest bırakılır sütünden yalnızca misafirler yararlanır) Vasıyle (bir erkek bir dişi ikiz doğurmuş koyun/deve; yada erkek ikizi ile doğmuş hayvan) ve Ham (on nesli dölleyen erkek deve) diye bir şey oluşturmamıştır (bunların kutsallığı bu örflerde olduğu gibi dokunulmazlık ve kurbanlığı meşru değildir)... Fakat kafir olanlar Allah üzerine yalan uyduruyorlar... Onların ekseriyyeti akletmez.وَإِذَا قِيلَ لَهُمْ تَعَالَوْا إِلَى مَا أَنْزَلَ اللَّهُ وَإِلَى الرَّسُولِ قَالُوا حَسْبُنَا مَا وَجَدْنَا عَلَيْهِ ءَابَاءَنَا أَوَلَوْ كَانَ ءَابَاؤُهُمْ لَا يَعْلَمُونَ شَيْئًا وَلَا يَهْتَدُونَ 104-) Ve iza kıyle lehüm tealev ila ma enzelAllahu ve iler Rasûli kalu hasbüna ma vecedna aleyhi abaena* evelev kâne abaühüm la ya'lemune şey’en ve la yehtedun; Onlara: “Allah’ın inzal ettiğine ve Rasûlullah’a geliniz” denildiğinde: “babalarımızı üzerinde bulduğumuz şey bize yeter” dediler... Babaları bir şey bilmeyen ve doğru yolda gitmeyen olsalarda mı?. يَاأَيُّهَا الَّذِينَ ءَامَنُوا عَلَيْكُمْ أَنْفُسَكُمْ لَا يَضُرُّكُمْ مَنْ ضَلَّ إِذَا اهْتَدَيْتُمْ إِلَى اللَّهِ مَرْجِعُكُمْ جَمِيعًا فَيُنَبِّئُكُمْ بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ 105-) Ya eyyühelleziyne amenu aleyküm enfüseküm* la yadurruküm men dalle izehtedeytüm* ilellahi merciuküm cemıy’an feyünebbiüküm Bi ma küntüm ta'melun; Ey iman edenler!... Nefsleriniz sizin üzerinizedir/siz kendinize bakın (tezkiye ve takvaya bakın)... Siz doğru yolda oldukça sapmış olan size zarar veremez... Sizin cem’an merciniz/dönüşünüz Allah’adır... (O) ne amel etmekte olduğunuzu (B sırrınca) size haber verir.يَاأَيُّهَا الَّذِينَ ءَامَنُوا شَهَادَةُ بَيْنِكُمْ إِذَا حَضَرَ أَحَدَكُمُ الْمَوْتُ حِينَ الْوَصِيَّةِ اثْنَانِ ذَوَا عَدْلٍ مِنْكُمْ أَوْ ءَاخَرَانِ مِنْ غَيْرِكُمْ إِنْ أَنْتُمْ ضَرَبْتُمْ فِي الْأَرْضِ فَأَصَابَتْكُمْ مُصِيبَةُ الْمَوْتِ تَحْبِسُونَ 106-) Ya eyyühelleziyne amenu şehadetü beyniküm iza hadare ehadekümül mevtü hıynel vasıyyetisnani zeva adlin minküm ev aharani min ğayriküm in entüm darebtüm fiyl ardı feesabetküm musıybetülmevt* tahbisunehüma min ba'dis Salati feyuksimani Billahi inirtebtüm la neşteriy Bihi semenen ve lev kâne za kurba ve la nektümü şehadetAllahi inna izen leminel’ asimiyn;Ey iman edenler!.. Sizden birine ölüm geldiğinde (alametleri ile belirdiğinde) vasiyyet vaktinde aranızdaki şahitlik sizden adalet sahibi iki (şahid) dir... Ya da eğer Arz’da dolaşmaya/gazaya/yolculuğa çıkmışsanız ve ölüm musibeti de size isabet etmişse sizin ğayrınızdan diğer iki (şahid) dir... Kuşkulanırsanız namazdan sonra onların ikisini habsedersiziniz (de onlar): “Onu (yeminimizi) akrabada olsa hiç bir bahaya satmayacağiz Allah şahitliğini saklamayacağız; yoksa biz o zaman günahkarlardan oluruz” diye Allah’a (B sırrınca) kasem ederler.فَإِنْ عُثِرَ عَلَى أَنَّهُمَا اسْتَحَقَّا إِثْمًا فَآخَرَانِ يَقُومَانِ مَقَامَهُمَا مِنَ الَّذِينَ اسْتَحَقَّ عَلَيْهِمُ الْأَوْلَيَانِ فَيُقْسِمَانِ بِاللَّهِ لَشَهَادَتُنَا أَحَقُّ مِنْ شَهَادَتِهِمَا وَمَا اعْتَدَيْنَا إِنَّا إِذًا لَمِنَ الظَّالِمِي 107-) Fein usira alâ ennehümestehakka ismen feaharani yakumani mekamehüma minelleziynestehakka aleyhimül evleyani feyuksimani Billahi leşehadetüna ehakku min şehadetihima ve ma'tedeyna* inna izen leminez zalimiyn; Eğer o iki şahidin bir günahı (yalan söyledikleri) kesin olarak farkedilir ise bunların yerine aleyhlerinde bulundukları taraftan daha evla (vefat edene daha yakın dolayısıyla daha iyi tanıyan) iki kimse kaim olur/geçer (ve): “Bizim şahidliğimizi o iki şahidin şahidliğinden elbette daha hakdır... Biz haddi de aşmadık; yoksa o takdirde zalimlerden olurduk” diye Allah’a (B sırrınca) yemin ederler. |
|
| | #26 |
| Forumun Tiryakisi ![]() | 5. MÂİDE SÛRESİ المائدة بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHIYM ذَلِكَ أَدْنَى أَنْ يَأْتُوا بِالشَّهَادَةِ عَلَى وَجْهِهَا أَوْ يَخَافُوا أَنْ تُرَدَّ أَيْمَانٌ بَعْدَ أَيْمَانِهِمْ وَاتَّقُوا اللَّهَ وَاسْمَعُوا وَاللَّهُ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الْفَاسِقِينَ 108-) Zâlike edna en ye'tu Bişşehadeti alâ vechiha ev yehafu en türadde eymanün ba'de eymanihim* vettekullahe vesmeu* vAllahu la yehdil kavmel fasikıyn; İşte bu şahadetlerini onun (şahitliğin) vechi üzere (B sırrınca) getirmeleri (şahitliklerini gereği gibi yapmalar) yahut (yalancı şahitlerin) yeminlerinden sonra yeminlerinin reddolmasından korkmalarına daha yakındır... Allah’dan ittika edin ve dinleyin/işitin... Allah fasıklar kavmine hidayet etmez.يَوْمَ يَجْمَعُ اللَّهُ الرُّسُلَ فَيَقُولُ مَاذَا أُجِبْتُمْ قَالُوا لَا عِلْمَ لَنَا إِنَّكَ أَنْتَ عَلَّامُ الْغُيُوبِ 109-) Yevme yecmeullahrr Rusüle feyekulü ma za ücibtüm* kalu la ilme lena* inneKE ente allamül ğuyub; Allah Rasûlleri cem’edeceği gün (Kıyamet): “Size ne cevap verildi?” der... “Hiç bir bilgimiz yok... Muhakkak ki sen yalnız sensin ğaybları bilen” derler.إِذْ قَالَ اللَّهُ يَاعِيسَى ابْنَ مَرْيَمَ اذْكُرْ نِعْمَتِي عَلَيْكَ وَعَلى وَالِدَتِكَ إِذْ أَيَّدْتُكَ بِرُوحِ الْقُدُسِ تُكَلِّمُ النَّاسَ فِي الْمَهْدِ وَكَهْلًا وَإِذْ عَلَّمْتُكَ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَالتَّوْرَاةَ وَالْإِنْجِيلَ وَإِذْ تَخْلُ 110-) İz kalAllahu ya Iysebne Meryemezkür nı'metiy aleyke ve alâ validetik* iz eyyedtüke Bi ruhıl kudüsi tükellimün Nase fiyl mehdi ve kehla* ve iz allemtükel Kitabe vel Hıkmete vetTevrate vel’İnciyl* ve iz tahlüku minet tıyni kehey'etit tayri Bi izniy fetenfühu fiyha fe tekûnü tayren Bi izniy ve tübri-ül’ ekmehe vel ebrasa Bi izniy* ve iz tühricül mevta Bi izniy* ve iz kefeftü beni israiyle anke iz ci'tehüm Bil beyyinati fekalelleziyne keferu minhüm in haza illâ sıhrün mübiyn; Hani Allah şöyle dedi: “Ey MeryemOğlu İsa!... Senin ve validenin (doğuranının) üzerindeki ni’metiymi zikret/an... Hani seni Ruh’ül Kudüs ile (B sırrınca) te’yid etmiştim... Beşikte iken de yetişkin iken de insanlarla kelam ediyordun... Hani sana Kitab’ı Hikmet’i Tevrat’ı ve İncil’i ta’lim etmiştim... Hani Bi-izniy (benim iznimle) tıyn’den (balçıktan) kuş şeklinde (bir şey) yaratıyor onun içine/içinde (Ruh olarak) nefhediyordun da Bi-izniy (benim iznimle) bir kuş oluyordu... Ekmeh’e (kör basiret nuru kesik) ve Ebras’a (alaca tenli) benim iznimle (Bi-izniy) şifa veriyordun... Hani Bi-izniy (benim iznimle) ölüleri çıkarıyordun... Ve hani İsrailOğullarını senden menetmiştim... Hani sen kendilerine (B sırrınca) beyyineler ile gelmiştin de onlardan kafir olanlar şöyle demişti: <Bu apaçık bir sihirden başka bir şey değil>”.وَإِذْ أَوْحَيْتُ إِلَى الْحَوَارِيِّينَ أَنْ ءَامِنُوا بِي وَبِرَسُولِي قَالُوا ءَامَنَّا وَاشْهَدْ بِأَنَّنَا مُسْلِمُونَ 111-) Ve iz evhaytü ilel Havariyyine en aminu Biy ve Bi Rasûliy* kalu amenna veşhed Bi ennena müslimun; Hani Havariyyun’a (Ruh’ül Kudüs’den feyiz alanlara): “Bana ve Rasûlüme (B sırrıyla) iman edin (cem’ ve tafsilde)” diye vahyetmiştim... “İman ettik... Sen şahid ol biz gerçekten müslimleriz” dediler. إِذْ قَالَ الْحَوَارِيُّونَ يَاعِيسَى ابْنَ مَرْيَمَ هَلْ يَسْتَطِيعُ رَبُّكَ أَنْ يُنَزِّلَ عَلَيْنَا مَائِدَةً مِنَ السَّمَاءِ قَالَ اتَّقُوا اللَّهَ إِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِنِينَ 112-) İz kalel havariyyune ya Iysebne Meryeme hel yestetıy'u Rabbüke en yünezzile aleyna maideten mines Sema’* kalettekullahe in küntüm mu’miniyn; Hani Havariyyun: “Ey MeryemOğlu İsa!.. Senin Rabbin Sema’dan bizim üzerimize bir maide (sofra; ilahi hakikat ve marifete ait yeni ilimler yeni hükümler) indirebilir mi?” dediler... (O da): “eğer mü’minlerseniz Allah’dan ittika edin” dedi.قَالُوا نُرِيدُ أَنْ نَأْكُلَ مِنْهَا وَتَطْمَئِنَّ قُلُوبُنَا وَنَعْلَمَ أَنْ قَدْ صَدَقْتَنَا وَنَكُونَ عَلَيْهَا مِنَ الشَّاهِدِينَ 113-) Kalu nüriydü en ne'küle minha ve tatmeinne kulubüna ve na'leme en kad sadaktena ve nekûne aleyha mineş şahidiyn; Dediler ki: “Diliyoruz ki o sofradan yiyelim (o ilimler ve hükümler ile amel edelim) kalblerimiz mutmain olsun (yakin hasıl olsun) senin bize (mutlak) doğru söylediğini bilelim (Nebî Veliy olduğunu tasdik edelim) ve onun üzerine şahidlerden olalım”.قَالَ عِيسَى ابْنُ مَرْيَمَ اللَّهُمَّ رَبَّنَا أَنْزِلْ عَلَيْنَا مَائِدَةً مِنَ السَّمَاءِ تَكُونُ لَنَا عِيدًا لِأَوَّلِنَا وَءَاخِرِنَا وَءَايَةً مِنْكَ وَارْزُقْنَا وَأَنْتَ خَيرُ الرَّازِقِينَ 114-) Kale Iysebnü MeryemAllahumme Rabbena enzil aleyna maideten minesSemai tekûnü lena ıyden lievvelina ve ahırina ve ayeten minke verzukna ve ente hayrur razikıyn;MeryemOğlu İsa: “Allahım!.. Rabbimiz!.. Bizim üzerimize Sema’dan bir maide/sofra inzal et de bizim için hem evvelimiz ve hem ahirimiz için bir bayram (hepimizce yaşanan bir diyn; gerçek diyn; İslam) ve senden bir ayet (mucize sıfat) olsun... Rızıklandır bizi; sen rızıklandıranların en hayırlısısın” dedi.قَالَ اللَّهُ إِنِّي مُنَزِّلُهَا عَلَيْكُمْ فَمَنْ يَكْفُرْ بَعْدُ مِنْكُمْ فَإِنِّي أُعَذِّبُهُ عَذَابًا لَا أُعَذِّبُهُ أَحَدًا مِنَ الْعَالَمِينَ 11 5-) KalAllahu inniy münezzilüha aleyküm* femen yekfür ba'dü minküm feinniy üazzibühu azaben la üazzibühu ehaden minel alemiyn; Allah buyurdu ki: “Muhakkak Ben onu sizin üzerinize indireceğim... Bundan sonra sizden kim küfr (nankörlük) eder (inzal olunan bu nimeti değerlendirmez) ise Ben ona öyle azab edeceğim ki alemlerden hiç bir kimseye böyle azab yapmadım”.وَإِذْ قَالَ اللَّهُ يَاعِيسَى ابْنَ مَرْيَمَ ءَأَنْتَ قُلْتَ لِلنَّاسِ اتَّخِذُونِي وَأُمِّيَ إِلَهَيْنِ مِنْ دُونِ اللَّهِ قَالَ سُبْحَانَكَ مَا يَكُونُ لِي أَنْ أَقُولَ مَا لَيْسَ لِي بِحَقٍّ إِنْ كُنْتُ قُلْتُهُ فَقَدْ عَلِمْتَهُ تَعْلَمُ مَا فِي نَفْ 1 16-) Ve iz kalAllahu ya Iysebne Meryeme eente kulte linNasittehızuniy ve ümmiye ilaheyni min dunillah* kale sübhaneKE ma yekûnü liy en ekule ma leyse liy Bi hakk* in küntü kultühu fekad alimtehu ta'lemü ma fiy nefsiy ve la a'lemü ma fiy nefsik* inneKE ente allamül ğuyub;Ve hani Allah şöyle dedi: “Ey MeryemOğlu İsa!... İnsanlara <Allah’ın gayrından beni ve annemi iki ilah edinin> diye sen mi söyledin?”... (İsa) dedi ki: “Subhaneke (Haşa tenzih ve tesbih ederim seni)... (Bi-) Hakk olmayanı söylemek benim için nasıl olur?... Eğer onu söylemişsem muhakkak sen onu bilmişsindir... Sen nefsimde olanı bilirsin fakat ben senin nefsinde olanı bilmem... Muhakkak ki gaybları en ala bilen sensin sen”.مَا قُلْتُ لَهُمْ إِلَّا مَا أَمَرْتَنِي بِهِ أَنِ اعْبُدُوا اللَّهَ رَبِّي وَرَبَّكُمْ وَكُنْتُ عَلَيْهِمْ شَهِيدًا مَا دُمْتُ فِيهِمْ فَلَمَّا تَوَفَّيْتَنِي كُنْتَ أَنْتَ الرَّقِيبَ عَلَيْهِمْ وَأَنْتَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ شَهِيدٌ 117-) Ma kultü lehüm illâ ma emerteniy Bihi enı'büdullahe Rabbiy ve Rabbeküm* ve küntü aleyhim şehiyden ma dümtü fiyhim* felemma teveffeyteniy künte enter Rakıybe aleyhim* ve ente alâ külli şey'in Şehiyd; “Onlara: <Benim ve sizin Rabbiniz olan Allah’a kulluk edin> diye senin bana (B sırrınca) emrettiğinden başkasını demedim... Ben aralarında bulunduğum sürece üzerlerine bir şehiyd/şahid idim... Vaktaki beni vefat ettirdin (Sende fani oldum) onlar üzerine Rakıyb Sen oldun... Sensin her şey üzerine şehiyd/şahid”.إِنْ تُعَذِّبْهُمْ فَإِنَّهُمْ عِبَادُكَ وَإِنْ تَغْفِرْ لَهُمْ فَإِنَّكَ أَنْتَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ 118-) İn tüazzibhüm feinnehüm ıbaduKE ve in tağfir lehüm feinneKE entel Azîyzül Hakiym;“Eğer onları azablandırır (birimliliklerine terkeder tezkiye etmez) isen muhakkak ki onlar senin kullarındır... Ve eğer onları mağfiret edersen (yakine erdirir isen) muhakkak ki sensin sen Aziyz Hakiym”.قَالَ اللَّهُ هَذَا يَوْمُ يَنْفَعُ الصَّادِقِينَ صِدْقُهُمْ لَهُمْ جَنَّاتٌ تَجْرِي مِنْ تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا أَبَدًا رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا عَنْهُ ذَلِكَ الْفَوْزُ الْعَظِيمُ 119-) KalAllahu haza yevmü yenfeus sadikıyne sıdkuhüm* lehüm cennatün tecriy min tahtihel enharu halidiyne fiyha ebeda* radıyAllahu anhüm ve radu anHU zâlikel fevzül azîym;Allah buyurdu: “Bu sadıklara sıdklarının fayda verdiği gündür... İçinde ebedi kalıcılar olarak altlarından nehirler akan cennetler var onlar için”... Allah onlardan razı olmuştur onlar da O’ndan razı... İşte budur büyük kurtuluş.لِلَّهِ مُلْكُ السَّمَوَاتِ وَالْأَرْضِ وَمَا فِيهِنَّ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ 120-) Lillahi mülküs Semavati vel Ardı va ma fiyhinne ve HUve alâ külli şey'in Kadiyr;Semavat’ın Arz’ın ve onlarda ne varsa hepsinin mülkü (hakikatleri olan) Allah’ındır (dilediği gibi açığa çıkar)... O herşey üzerine Kadiyr’dir.6. EN'ÂM SÛRESİ الانعا بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHIYM الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي خَلَقَ السَّمَوَاتِ وَالْأَرْضَ وَجَعَلَ الظُّلُمَاتِ وَالنُّورَ ثُمَّ الَّذِينَ كَفَرُوا بِرَبِّهِمْ يَعْدِلُونَ 1-) Elhamdu Lillahilleziy halekas Semavati vel Arda ve cealez zulümati venNur* sümmelleziyne keferu Bi Rabbihim ya'dilun; Hamd Semavat ve Arz’ı halkeden karanlıkları ve Nur’u var kılan (mevcudat sûretlerinde açığa çıkan tüm kuvve ve sıfatların sahibi) Allah’a aittir... Sonra kafir olanlar (gerçeği reddedenler) (Bi-) Rablerine denk tutarlar (O’nun dışında varlıklar zannedip O’nun yanısıra başka varlık sayarlar).هُوَ الَّذِي خَلَقَكُمْ مِنْ طِينٍ ثُمَّ قَضَى أَجَلًا وَأَجَلٌ مُسَمًّى عِنْدَهُ ثُمَّ أَنْتُمْ تَمْتَرُونَ 2-) HUvelleziy halekaküm min tıynin sümme kada ecela* ve ecelün müsemmen ındeHU sümme entüm temterun; O (Allah’tır) ki sizi tiyn’den (balçıktan; atom boyutundan) halketti sonra bir ecel (ilmi sûret) kaza etti (hükmetti)... Ecel-i Müsemma (belirlenmiş takdir edilmiş ecel) O’nun indindedir... (Bütün bunlardan) sonra (kudret-i ilahiyyenin sonucu olan realitenize rağmen) hala şüphe ediyorsunuz.وَهُوَ اللَّهُ فِي السَّمَوَاتِ وَفِي الْأَرْضِ يَعْلَمُ سِرَّكُمْ وَجَهْرَكُمْ وَيَعْلَمُ مَا تَكْسِبُونَ 3-) Ve HUvAllahu fiys Semavati ve fiyl Ard* ya'lemü sirraküm ve cehreküm ve ya'lemü ma teksibun; O’dur Semavat’ta ve Arz’da (tek vech-tek vücud) Allah... Bilir sırrınızı da açığınızı da... Ne kazanmakta olduğunuzu da bilir. وَمَا تَأْتِيهِمْ مِنْ ءَايَةٍ مِنْ ءَايَاتِ رَبِّهِمْ إِلَّا كَانُوا عَنْهَا مُعْرِضِينَ 4-) Ve ma te'tiyhim min ayetin min ayati Rabbihim illâ kânu anha mu'ridıyn; Onlara Rablerinin ayetlerinden bir ayet gelmez ki ondan yüz çevirmesinler.فَقَدْ كَذَّبُوا بِالْحَقِّ لَمَّا جَاءَهُمْ فَسَوْفَ يَأْتِيهِمْ أَنْبَاءُ مَا كَانُوا بِهِ يَسْتَهْزِئُونَ 5-) Fekad kezzebu Bil hakkı lemma caehüm* fesevfe ye'tiyhim enbaü ma kânu Bihi yestehziun; Böylece (Bi-) Hakk’ı kendilerine geldiği anda yalanladılar... Fakat (B gerçeğince) alay etmekte olduklarının haberleri yakında onlara gelecek.أَلَمْ يَرَوْا كَمْ أَهْلَكْنَا مِنْ قَبْلِهِمْ مِنْ قَرْنٍ مَكَّنَّاهُمْ فِي الْأَرْضِ مَا لَمْ نُمَكِّنْ لَكُمْ وَأَرْسَلْنَا السَّمَاءَ عَلَيْهِمْ مِدْرَارًا وَجَعَلْنَا الْأَنْهَارَ تَجْرِي مِنْ تَحْتِهِمْ فَأَهْلَكْنَاهُمْ بِذُنُوبِهِمْ وَأَنْشَأْنَا 6-) Elem yerav kem ehlekna min kablihim min karnin mekkennahüm fiyl Ardı ma lem nümekkin leküm ve erselnesSemae aleyhim midrara* ve cealnel enhare tecriy min tahtihim feehleknahüm Bi zünubihim ve enşe'na min ba'dihim karnen ahariyn; Görmediler mi ki onlardan önce nice karn (nesil medeniyet) helak ettik... (Üstelik) onları sizi muktedir kılmadığımız bir şekilde Arz’da yerleştirmiş Sema’yı bol yağmurlu bir bulut olarak üzerlerine irsal etmiş; ve nehirleri altlarından akar hale getirmiştik... (Hal böyle iken) onların günahları ile (B gerçeğince) onları helak ettik ve onlardan sonra başka bir karn (nesil) inşa ettik.وَلَوْ نَزَّلْنَا عَلَيْكَ كِتَابًا فِي قِرْطَاسٍ فَلَمَسُوهُ بِأَيْدِيهِمْ لَقَالَ الَّذِينَ كَفَرُوا إِنْ هَذَا إِلَّا سِحْرٌ مُبِينٌ 7-) Ve lev nezzelna aleyke Kitaben fiy kırtasin felemesuhu Bi eydiyhim lekalelleziyne keferu in haza illâ sıhrun mübiyn; Eğer biz sana kağıt’ta (yazılı) bir kitab indirseydik de o’na kendileri (Bi-) elleriyle dokunsalardı elbette kafir olanlar (gerçeği reddenler; hakikatlarından perdeliler) yine: “Bu apaçık bir sihirden başka bir şey değildir” derlerdi.وَقَالُوا لَوْلَا أُنْزِلَ عَلَيْهِ مَلَكٌ وَلَوْ أَنْزَلْنَا مَلَكًا لَقُضِيَ الْأَمْرُ ثُمَّ لَا يُنْظَرُونَ 8-) Ve kalu lev la ünzile aleyhi melek* ve lev enzelna meleken lekudıyel emru sümme la yunzarun; “O’nun üzerine bir melek indirilmeli değilmiydi? (yani Hz.Rasûlullah’a dışdan bir melek gelmeli idi?)” dediler... Eğer (öyle) bir melek inzal etseydik iş bitirilmiş olurdu... Sonra kendilerine bakılmazdı/mühlet verilmezdi (bile).وَلَوْ جَعَلْنَاهُ مَلَكًا لَجَعَلْنَاهُ رَجُلًا وَلَلَبَسْنَا عَلَيْهِمْ مَا يَلْبِسُونَ 9-) Ve lev cealnahu meleken lecealnahu racülen ve lelebesna aleyhim ma yelbisun; Eğer O’nu (Hz.Rasûlullah’ı) bir melek kılsaydık (algılayabilmeniz için) gene de O’nu elbette bir recul (beşer sûretinde bir adam) yapardık... Ve onları (içine) düşmüş oldukları iltibasa gene düşürürdük (o melek’e de <bu bizim gibi bir beşer> derlerdi!?).وَلَقَدِ اسْتُهْزِئَ بِرُسُلٍ مِنْ قَبْلِكَ فَحَاقَ بِالَّذِينَ سَخِرُوا مِنْهُمْ مَا كَانُوا بِهِ يَسْتَهْزِئُونَ 10-) Ve lekadistühzie Bi Rusulin min kablike fehaka Billeziyne sehıru minhüm ma kânu Bihi yestehziun; (Rasûlüm) andolsun ki senden önce de (Bi-) Rasûller ile alay edildi... Fakat onlardan alay edenleri alay ettikleri şey (B gerçeğince) kuşatıverdi.قُلْ سِيرُوا فِي الْأَرْضِ ثُمَّ انْظُرُوا كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الْمُكَذِّبِينَ 11-) Kul siyru fiyl Ardı sümmenzuru keyfe kâne akıbetül mükezzibiyn; De ki: “Arz’da seyredin (dolaşın) da yalanlayanların akibeti nasıl oldu bir bakın”.قُلْ لِمَنْ مَا فِي السَّمَوَاتِ وَالْأَرْضِ قُلْ لِلَّهِ كَتَبَ عَلَى نَفْسِهِ الرَّحْمَةَ لَيَجْمَعَنَّكُمْ إِلَى يَوْمِ الْقِيَامَةِ لَا رَيْبَ فِيهِ الَّذِينَ خَسِرُوا أَنْفُسَهُمْ فَهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ 12-) Kul li men ma fiys Semavati vel Ard* kul Lillah* ketebe alâ nefsiHİr rahmete le yecmeanneküm ila yevmil kıyameti la raybe fiyh* elleziyne hasiru enfüsehüm fehüm la yu'minun;De ki: “Semavat ve Arz’da olanlar kimindir?”... De ki: “Allah’ındır (Allah’a ait özelliklerin Allah ahlakının açığa çıkması için B sırrınca yoktan yarattıklarıdır)”... (O) rahmeti nefsi üzerine yazmıştır... (O) sizi kendisinde hiç şüphe olmayan kıyamet gününde cem’edecektir... Nefslerini hüsrana uğratanlar (var ya) işte onlar iman etmezler (sünnetullah’a uymayan zevklerle kayıtlanmaları dolayısıyla cem’den mahcubturlar).وَلَهُ مَا سَكَنَ فِي اللَّيْلِ وَالنَّهَارِ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ 13-) Ve leHU ma sekene fiyl leyli vennehar* ve HUves Semiy’ul ‘Alîym; Gece’de ve gündüz’de iskan eden (barınan yeralan) ne varsa O’nundur (O’nun isimlerinin tecellisinden başka bir şey değildir)... O’dur Semi’ Aliym.قُلْ أَغَيْرَ اللَّهِ أَتَّخِذُ وَلِيًّا فَاطِرِ السَّمَوَاتِ وَالْأَرْضِ وَهُوَ يُطْعِمُ وَلَا يُطْعَمُ قُلْ إِنِّي أُمِرْتُ أَنْ أَكُونَ أَوَّلَ مَنْ أَسْلَمَ وَلَا تَكُونَنَّ مِنَ الْمُشْرِكِينَ 14-) Kul eğayrAllahi ettehızü veliyyen Fatıris Semavati vel Ardı ve HUve yut'ımu ve la yut'am* kul inniy ümirtü en ekûne evvele men esleme ve la tekûnenne minel müşrikiyn; De ki: “Semavat ve Arz’ın Fatırı olan ve O besleyip-doyuran kendisi beslenmeyen Allah’dan ğayrını mı Veliy edineyim?”... “Ben İslam olanların ilki olmakla emrolundum” de ve sakın müşriklerden olma.قُلْ إِنِّي أَخَافُ إِنْ عَصَيْتُ رَبِّي عَذَابَ يَوْمٍ عَظِيمٍ 15-) Kul inniy ehafü in asaytü Rabbiy azabe yevmin azîym; De ki: “Eğer Rabbime ısyan edersem gerçekten ben aziym gün’ün azabından korkarım”.مَنْ يُصْرَفْ عَنْهُ يَوْمَئِذٍ فَقَدْ رَحِمَهُ وَذَلِكَ الْفَوْزُ الْمُبِينُ 16-) men yusraf anhu yevmeizin fekad rahımehu ve zâlikel fevzül mübiyn;O gün kimden o (azab) çevrilip savılırsa hakikaten ona (Allah) rahmet etmiştir... İşte apaçık kurtuluş budur.وَإِنْ يَمْسَسْكَ اللَّهُ بِضُرٍّ فَلَا كَاشِفَ لَهُ إِلَّا هُوَ وَإِنْ يَمْسَسْكَ بِخَيْرٍ فَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ 17-) Ve in yemseskâllahu Bidurrin fela kâşife lehu illâ HU* ve in yemseske Bihayrin feHUve alâ külli şey'in Kadiyr; Allah sana (B sırrınca) bir zarar dokundurursa onu O’ndan başka keşfedecek (açacak) yoktur... Eğer sana (B sırrınca) bir hayır dokundurursa (muhakkak) O her şeye Kadiyr’dir (dilediğini yapabilir).وَهُوَ الْقَاهِرُ فَوْقَ عِبَادِهِ وَهُوَ الْحَكِيمُ الْخَبِيرُ 18-) Ve HUvel Kahiru fevka ıbadiHİ ve HUvel Hakiymül Habîyr;O‘dur kullarının fevkınde (üstünde) Kaahir... O’dur Hakiym Habir.قُلْ أَيُّ شَيْءٍ أَكْبَرُ شَهَادَةً قُلِ اللَّهُ شَهِيدٌ بَيْنِي وَبَيْنَكُمْ وَأُوحِيَ إِلَيَّ هَذَا الْقُرْءَانُ لِأُنْذِرَكُمْ بِهِ وَمَنْ بَلَغَ أَئِنَّكُمْ لَتَشْهَدُونَ أَنَّ مَعَ اللَّهِ ءَالِهَةً أُخْرَى قُلْ لَا أَشْهَدُ قُلْ إِنَّمَا هُوَ إِلَه 19-) Kul eyyü şey'in ekberu şehadeten kulillahu Şehiydun beyniy ve beyneküm ve uhıye ileyye hazel Kur’anu liünziraküm Bihi ve men belağ* einneküm le teşhedune enne meAllahi aliheten uhra* kul la eşhed* kul innema HUve ilahun vahidün ve inneniy beriyün mimma tüşrikûn;De ki: “Şahidlik bakımından hangi şey daha büyüktür?”... De ki: “Benimle sizin aranızda Allah şahid’dir... Şu Kur’an bana vahyolundu ki (Bi-) O’nunla sizi ve ulaştığı (her) kimseyi uyarayım... (Yoksa) siz gerçekten Allah yanısıra başka ilahlar bulunduğuna şahitlik ediyormusunuz?”... De ki: “Ben (buna) şahitlik etmem”... De ki: “O İlah’un Vahid’dir... Ve doğrusu ben sizin ortak koştuğunuz şeylerden beriyim”.الَّذِينَ ءَاتَيْنَاهُمُ الْكِتَابَ يَعْرِفُونَهُ كَمَا يَعْرِفُونَ أَبْنَاءَهُمُ الَّذِينَ خَسِرُوا أَنْفُسَهُمْ فَهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ 20-) Elleziyne ateynahümül Kitabe ya'rifunehu kema ya'rifune ebnaehüm* elleziyne hasiru enfüsehüm fehüm la yu'minun; O kendilerine Kitab verdiklerimiz var ya O’nu (Hz.Rasûlullah’ı) kendi oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar... Nefslerini hüsrana uğratanlar (var ya) işte onlar iman etmezler.وَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّنِ افْتَرَى عَلَى اللَّهِ كَذِبًا أَوْ كَذَّبَ بِآيَاتِهِ إِنَّهُ لَا يُفْلِحُ الظَّالِمُونَ 21-) Ve men azlemü mimmeniftera alellahi keziben ev kezzebe Bi ayatiHİ innehu la yüflihuz zalimun;Allah üzerine yalan (zat) uydurandan yahut O’nun ayetlerini (sıfatlarını B sırrınca) yalanlayandan daha zalim kimdir?.. Şu muhakkak ki zalimler (şirk koşanlar) felaha eremez.وَيَوْمَ نَحْشُرُهُمْ جَمِيعًا ثُمَّ نَقُولُ لِلَّذِينَ أَشْرَكُوا أَيْنَ شُرَكَاؤُكُمُ الَّذِينَ كُنْتُمْ تَزْعُمُونَ 22-) Ve yevme nahşüruhüm cemiy’an sümme nekulü lilleziyne eşrekû eyne şürekaükümülleziyne küntüm tez'umun; Cem’ian onları haşredip sonra da şirk koşanlara “zannettiğiniz ortaklarınız nerede?” dediğimiz gün.ثُمَّ لَمْ تَكُنْ فِتْنَتُهُمْ إِلَّا أَنْ قَالُوا وَاللَّهِ رَبِّنَا مَا كُنَّا مُشْرِكِينَ 23-) Sümme lem tekün fitnetühüm illâ en kalu vAllahi Rabbina ma künna müşrikiyn; Sonra onların “Rabbimiz olan Allah’a yemin olsun ki biz müşriklerden olmadık” demelerinden başka bir fitneleri olmaz. انْظُرْ كَيْفَ كَذَبُوا عَلَى أَنْفُسِهِمْ وَضَلَّ عَنْهُمْ مَا كَانُوا يَفْتَرُونَ 24-) Ünzur keyfe kezebu alâ enfüsihim ve dalle anhüm ma kânu yefterun; Kendi nefsleri aleyhine nasıl yalan söylediklerine ve (tanrı olarak) uydurdukları (hayallerinde vücud verdikleri kendileri yanısıra var zannettikleri) şeylerin nasıl da onlardan kaybolup gittiğine bir bak.وَمِنْهُمْ مَنْ يَسْتَمِعُ إِلَيْكَ وَجَعَلْنَا عَلَى قُلُوبِهِمْ أَكِنَّةً أَنْ يَفْقَهُوهُ وَفِي ءَاذَانِهِمْ وَقْرًا وَإِنْ يَرَوْا كُلَّ ءَايَةٍ لَا يُؤْمِنُوا بِهَا حَتَّى إِذَا جَاءُوكَ يُجَادِلُونَكَ يَقُولُ الَّذِينَ كَفَرُوا إِنْ هَذَا إِلَّا أَس 25-) Ve minhüm men yestemiu ileyke ve cealna alâ kulubihim ekinneten en yefkahuhu ve fiy azanihim vakra* ve in yerav külle ayetin la yu'minu Biha* hatta iza cauke yücadiluneke yekulülleziyne keferu in haza illâ esatıyrul evveliyn;Onlardan seni dinleyenler vardır... (Fakat) biz O’nu anlamalarına engel kalblerinin üstüne perdeler kulaklarının içine de ağırlık koyduk... Her ayeti görseler yine onlara (B sırrınca) iman etmezler... Hatta sana geldiklerinde seninle tartışırlar da... Kafir olanlar şöyle derler: “Bu öncekilerin masallarından başka bir şey değil”.وَهُمْ يَنْهَوْنَ عَنْهُ وَيَنْأَوْنَ عَنْهُ وَإِنْ يُهْلِكُونَ إِلَّا أَنْفُسَهُمْ وَمَا يَشْعُرُونَ 26-) Ve hüm yenhevne anhü ve yen'evne anhü ve in yühlikûne illâ enfüsehüm ve ma yeş'urun;Onlar hem O’ndan (Hz.Rasûlullah’dan) engellerler hem de (kendileri) O’ndan uzaklaşırlar... (Başka değil) ancak kendi nefslerini helak ediyorlar ama şuurunda/farkında değiller.وَلَوْ تَرَى إِذْ وُقِفُوا عَلَى النَّارِ فَقَالُوا يَالَيْتَنَا نُرَدُّ وَلَا نُكَذِّبَ بِآيَاتِ رَبِّنَا وَنَكُونَ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ 27-) Velev tera iz vukıfu alennari fekalu ya leytena nureddü ve la nükezzibe Bi ayati Rabbina ve nekûne minel mu’miniyn; (Onlar) Nar üzerinde (kayıtlılık boyutunda) durduruldukları vakit: “Keşke geri döndürülsek Rabbimizin ayetlerini (B sırrınca) yalanlamasak (Rabbani özellikleri kuvvelerimizi farketsek) ve mü’minlerden olsak” dediklerini bir görsen.بَلْ بَدَا لَهُمْ مَا كَانُوا يُخْفُونَ مِنْ قَبْلُ وَلَوْ رُدُّوا لَعَادُوا لِمَا نُهُوا عَنْهُ وَإِنَّهُمْ لَكَاذِبُونَ 28-) Bel beda lehüm ma kânu yuhfune min kablu ve lev ruddu leadu lima nühu anhü ve innehüm lekazibun;Hayır önceden gizliyor oldukları kendilerine zahir oldu... Eğer geri döndürülseler elbette (gene) nehyolunduklarına (mevcud özelliklerine amellerine) geri dönerlerdi... Şüphesiz ki onlar yalancılardır.وَقَالُوا إِنْ هِيَ إِلَّا حَيَاتُنَا الدُّنْيَا وَمَا نَحْنُ بِمَبْعُوثِينَ 29-) Ve kalu in hiye illâ hayatüned dünya ve ma nahnü Bi meb'usiyn; Dediler ki: “Dünya hayatımızdan başka (bir hayat) yoktur... Biz (Bi-) ba’solunacaklar da değiliz”. وَلَوْ تَرَى إِذْ وُقِفُوا عَلَى رَبِّهِمْ قَالَ أَلَيْسَ هَذَا بِالْحَقِّ قَالُوا بَلَى وَرَبِّنَا قَالَ فَذُوقُوا الْعَذَابَ بِمَا كُنْتُمْ تَكْفُرُونَ 30-) Velev tera iz vukıfu alâ Rabbihim* kale eleyse hâza BilHakk* kalu bela ve Rabbina* kale fezukul azabe Bi ma küntüm tekfürun; (Kıyamet’te) Rableri üzerinde durduruldukları vakit (onları) bir görsen!.. “(Bi-) Hak değil miymiş bu (ba’s haşr lıka) ?” dedi... “Evet Rabbimize kasem olsun (ki hakmış)” dediler... “O halde kafir olmanızdan dolayı (B sırrınca) tadın azabı” buyurur.قَدْ خَسِرَ الَّذِينَ كَذَّبُوا بِلِقَاءِ اللَّهِ حَتَّى إِذَا جَاءَتْهُمُ السَّاعَةُ بَغْتَةً قَالُوا يَاحَسْرَتَنَا عَلَى مَا فَرَّطْنَا فِيهَا وَهُمْ يَحْمِلُونَ أَوْزَارَهُمْ عَلَى ظُهُورِهِمْ أَلَا سَاءَ مَا يَزِرُونَ 31-) Kad hasiralleziyne kezzebu Bi Lıkaillah* hatta iza caethümüs saatü bağteten kalu ya hasretena alâ ma ferratna fiyha ve hüm yahmilune evzarehüm alâ zuhurihim* ela sae ma yezirun;Allah’a lıka (kavuşma)’yı (B gerçeğince) yalanlayanlar (yani Allah’ın varlığında açığa çıkışını yaşamayı yalanlayanlar) gerçekten hüsrana uğradılar... Nihayet O SAAT ansızın kendilerine geldiğinde günahlarını/yüklerini sırtlarına yüklenmiş olarak şöyle dediler: “Orada (vefattan önce dünyada) ki tefridimiz (yetersiz çalışmalarımız zayıf ve eksik kalmamız) dolayısıyla vay hasretimize (telafisi mümkün olmayan temennimize)”... Dikkat edin yüklendikleri ne kötüdür!.وَمَا الْحَيَاةُ الدُّنْيَا إِلَّا لَعِبٌ وَلَهْوٌ وَلَلدَّارُ الْآخِرَةُ خَيْرٌ لِلَّذِينَ يَتَّقُونَ أَفَلَا تَعْقِلُونَ 32-) Ve melhayatüd dünya illâ leibun ve lehv* ve leddarul ahıretü hayrun lilleziyne yettekun* efela ta'kılun; Dünya hayatı (en aşağı hayat) bir oyun (o halde oyunu kurallarına göre oynamalı boşa değil?) ve eğlence (oyun kadar ciddiye al)’den başka bir şey değildir... Bilfiil korunanlar için ahiret yurdu (ruhani boyut) elbette daha hayırlıdır... Hala akletmeyecek misiniz?.قَدْ نَعْلَمُ إِنَّهُ لَيَحْزُنُكَ الَّذِي يَقُولُونَ فَإِنَّهُمْ لَا يُكَذِّبُونَكَ وَلَكِنَّ الظَّالِمِينَ بِآيَاتِ اللَّهِ يَجْحَدُونَ 33-) Kad na'lemü innehu le yahzünükelleziy yekulune feinnehüm la yükezzibuneke ve lakinnez zalimiyne Bi ayatillahi yechadun; Onların söylediklerinin seni mahzun ettiğini hakikaten biliyoruz... Gerçek şu ki onlar (aslında) seni yalanlamıyorlar; lakin o zalimler bile bile (B gerçeğince) Allah ayetlerini inkar ediyorlar (zahir olan ilim ve sıfatlar Allah’a ait). وَلَقَدْ كُذِّبَتْ رُسُلٌ مِنْ قَبْلِكَ فَصَبَرُوا عَلَى مَا كُذِّبُوا وَأُوذُوا حَتَّى أَتَاهُمْ نَصْرُنَا وَلَا مُبَدِّلَ لِكَلِمَاتِ اللَّهِ وَلَقَدْ جَاءَكَ مِنْ نَبَإِ الْمُرْسَلِينَ 34-) Ve lekad küzzibet Rusulün min kablike fesaberu alâ ma küzzibu ve uzu hatta etahüm nasruna* ve la mübeddile li Kelimatillah* ve lekad caeke min nebeil murseliyn; Andolsun ki senden önce de Rasûller yalanlanmıştı... Nusretimiz kendilerine gelinceye kadar yalanlanmalarına ve eziyyet edilmelerine sabrettiler... Allah kelimelerini (fıtratları) tebdil edecek/değiştirecek yoktur... Andolsun ki irsal olunanların haberinden bir kısmı sana gelmiştir. وَإِنْ كَانَ كَبُرَ عَلَيْكَ إِعْرَاضُهُمْ فَإِنِ اسْتَطَعْتَ أَنْ تَبْتَغِيَ نَفَقًا فِي الْأَرْضِ أَوْ سُلَّمًا فِي السَّمَاءِ فَتَأْتِيَهُمْ بِآيَةٍ وَلَوْ شَاءَ اللَّهُ لَجَمَعَهُمْ عَلَى الْهُدَى فَلَا تَكُونَنَّ مِنَ الْجَاهِلِينَ 35-) Ve in kâne kebüre aleyke ı'raduhüm feinisteta'te en tebteğıye nefekan fiyl Ardı ev süllemen fiys Semai fe te'tiyehüm Bi ayetin ve lev şaAllahu le cemeahüm alel hüda fela tekûnenne minel cahiliyn;Eğer onların yüzçevirmesi sana büyük geldiyse haydi gücün yetiyorsa Arz’da bir nefak (tünel menfez) yahut Sema’da bir süllem (merdiven basamak) ara ki onlara bir ayet (mucize B sırrınca) getiresin... Eğer Allah dileseydi elbette onları HUDA (hidayet) üzere cem’ederdi... O halde sakın cahillerden olma. |
|
| | #27 |
| Forumun Tiryakisi ![]() | 6. EN'ÂM SÛRESİ الانعا بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHIYM إِنَّمَا يَسْتَجِيبُ الَّذِينَ يَسْمَعُونَ وَالْمَوْتَى يَبْعَثُهُمُ اللَّهُ ثُمَّ إِلَيْهِ يُرْجَعُونَ 36-) İnnema yesteciybülleziyne yesmeun* vel mevta yeb'asühümullahu sümme ileyhi yurceun; (Rasul’den olan da’veti) Ancak işitenler (anlayanlar) icabet eder... Ölülere gelince Allah onları ba’seder sonra O’na rücu’ olunurlar.وَقَالُوا لَوْلَا نُزِّلَ عَلَيْهِ ءَايَةٌ مِنْ رَبِّهِ قُلْ إِنَّ اللَّهَ قَادِرٌ عَلَى أَنْ يُنَزِّلَ ءَايَةً وَلَكِنَّ أَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ 37-) Ve kalu levla nüzzile aleyhi ayetün min Rabbih* kul innAllahe Kadirun alâ en yünezzile ayeten ve lâkinne ekserehüm la ya'lemun; Dediler ki: “O’na Rabbinden bir ayet (mucize) indirilseydi ya”... De ki: “Muhakkak ki Allah bir ayet (mucize) indirmeye Kaadir’dir... Ama onların ekseriyeti (inen ayetleri) bilmezler”. وَمَا مِنْ دَابَّةٍ فِي الْأَرْضِ وَلَا طَائِرٍ يَطِيرُ بِجَنَاحَيْهِ إِلَّا أُمَمٌ أَمْثَالُكُمْ مَا فَرَّطْنَا فِي الْكِتَابِ مِنْ شَيْءٍ ثُمَّ إِلَى رَبِّهِمْ يُحْشَرُونَ 38-) Ve ma min dabbetin fiyl Ardı ve la tairin yetıyru Bicenahayhi illâ ümemün emsalüküm* ma ferratna fiyl Kitabi min şey'in sümme ila Rabbihim yuhşerun; Arz’da debelenir hiçbir canlı ve (B sırrınca) iki kanadıyla uçan hiç bir kuş yoktur ki sizin emsaliniz ümmetler olmasınlar (mesh’e uğrayan ümmetler?)... Biz Kitab’ta hiç bir şeyi tefrid etmedik (eksik bırakmadık; mustahaklarını buldular)... Sonra (onlar) rablerine haşrolunurlar.وَالَّذِينَ كَذَّبُوا بِآيَاتِنَا صُمٌّ وَبُكْمٌ فِي الظُّلُمَاتِ مَنْ يَشَأِ اللَّهُ يُضْلِلْهُ وَمَنْ يَشَأْ يَجْعَلْهُ عَلَى صِرَاطٍ مُسْتَقِيمٍ 39-) Velleziyne kezzebu Biayatina summün ve bükmün fiyz zulümat* men yeşeillahu yudlilhu ve men yeşe'yec'alhu alâ sıratın müstekıym;Ayetlerimizi (B sırrınca) yalanlayanlar karanlıklar içinde kalmış sağırlar (hakikatlerini algılayamayanlar) ve dilsizlerdirler (şartlanmaları dolayısıyla anlayamayanlardır)... Allah dilediğini saptırır dilediğini de sırat-ı müstakıym üzere kor.قُلْ أَرَأَيْتَكُمْ إِنْ أَتَاكُمْ عَذَابُ اللَّهِ أَوْ أَتَتْكُمُ السَّاعَةُ أَغَيْرَ اللَّهِ تَدْعُونَ إِنْ كُنْتُمْ صَادِقِينَ 40-) Kul eraeyteküm in etaküm azabullahi ev etetkümüssaatü eğayrAllahi ted'un* in küntüm sadikıyn; De ki: “Gördün mü siz’i (kendinizi hiç düşündünüz mü) şayet Allah azabı yahut o saat (kiyamet) size gelse Allah’ın gayrına mı dua eder-yakarırsınız?.. Eğer sadıklar iseniz (söyleyin)”.بَلْ إِيَّاهُ تَدْعُونَ فَيَكْشِفُ مَا تَدْعُونَ إِلَيْهِ إِنْ شَاءَ وَتَنْسَوْنَ مَا تُشْرِكُونَ 41-) Bel iyyahü ted'une feyekşifü ma ted'une ileyhi in şae ve tensevne ma tüşrikûn; Bilakis yalnız O’na yalvarırsınız... O da dilerse O’na yalvardığınız şeyi keşfeder (açar-giderir) ve (siz de) ortak koştuğunuz şeyleri unutursunuz (?).وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا إِلَى أُمَمٍ مِنْ قَبْلِكَ فَأَخَذْنَاهُمْ بِالْبَأْسَاءِ وَالضَّرَّاءِ لَعَلَّهُمْ يَتَضَرَّعُونَ 42-) Ve lekad erselna ila ümemin min kablike feehaznahüm Bil be'sai vaddarrai leallehüm yetedarreun; Andolsun ki senden önce de ümmetlere (nebî/Rasûl) irsal ettik... Belki tazarru ederler (boyun eğerek özlerine dönerler kalbten dua ederler) diye onları be’s (sıkıntı darlık) ve darr (hastalık zarar) ile (B sırrınca) yakaladık.فَلَوْلَا إِذْ جَاءَهُمْ بَأْسُنَا تَضَرَّعُوا وَلَكِنْ قَسَتْ قُلُوبُهُمْ وَزَيَّنَ لَهُمُ الشَّيْطَانُ مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ 43-) Felevla iz caehüm be'süna tedarreu ve lâkin kaset kulubühüm ve zeyyene lehümüşşeytanu ma kânu ya'melun; Bari be’simiz (azabımız) onlara geldiğinde tazarru etselerdi ya!.. Fakat kalbleri (üst bilinçleri) katılaştı ve şeytan (alt bilinçleri) da yaptıkları amellerini kendilerine süslü gösterdi. فَلَمَّا نَسُوا مَا ذُكِّرُوا بِهِ فَتَحْنَا عَلَيْهِمْ أَبْوَابَ كُلِّ شَيْءٍ حَتَّى إِذَا فَرِحُوا بِمَا أُوتُوا أَخَذْنَاهُمْ بَغْتَةً فَإِذَا هُمْ مُبْلِسُونَ 44-) Felemma nesu ma zükkiru Bihi fetahna aleyhim ebvabe külli şey'* hatta iza ferihu Bi ma utu ehaznahüm bağteten feizahüm mublisun; Ne zaman ki kendilerine (B sırrıyla) hatırlatılan şeyi unuttular onlara herşey’in (çokluğun göreselliğin) kapılarını açtık... Nihayet (kendilerine) verilenler ile (B sırrınca) ferahlayıp şımardıklarında onları ansızın yakaladık... Birdenbire ümitsiz kalıverdiler.فَقُطِعَ دَابِرُ الْقَوْمِ الَّذِينَ ظَلَمُوا وَالْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ 45-) Fekutıa dabirul kavmilleziyne zalemu* vel Hamdu Lillahi Rabbil alemiyn; Böylece zulmeden kavmin kökü kesildi... Hamd alemlerin Rabbi olan (yani dilediği manaları izhar etsinler diye bunları kendi Esmasıyla yaratan) Allah’â aittir (muayyen bir mana ile kayıtlanmaktan beridir; sonsuz özellik ve kemalat sahibidir).قُلْ أَرَأَيْتُمْ إِنْ أَخَذَ اللَّهُ سَمْعَكُمْ وَأَبْصَارَكُمْ وَخَتَمَ عَلَى قُلُوبِكُمْ مَنْ إِلَهٌ غَيْرُ اللَّهِ يَأْتِيكُمْ بِهِ انْظُرْ كَيْفَ نُصَرِّفُ الْآيَاتِ ثُمَّ هُمْ يَصْدِفُونَ 46-) Kul eraeytüm in ehazAllahu sem'aküm ve ebsareküm ve hateme alâ kulubiküm men ilahun ğayrullahi ye'tiyküm Bih* ünzur keyfe nüsarrifül ayati sümme hüm yasdifun; De ki: “Gördünüz mü (düşünün bakalım) şayet Allah işitme (kuvve) nizi ve gözlerinizi alsa kalblerinizi mühürlese Allah’ın gayrı onu (B gerçeğince) size getirecek ilah kimdir?”.. Bak nasıl ayetleri tasrif ediyoruz (türlü şekillerle evirip çevirip anlatıyoruz) sonra (gene de) onlar yüz çevirip ayrılıyorlar.قُلْ أَرَأَيْتَكُمْ إِنْ أَتَاكُمْ عَذَابُ اللَّهِ بَغْتَةً أَوْ جَهْرَةً هَلْ يُهْلَكُ إِلَّا الْقَوْمُ الظَّالِمُونَ 47-) Kul eraeyteküm in etaküm azabullahi bağteten ev cehreten hel yühlekü illel kavmüz zalimun; De ki: “Gördün mü siz’i (kendinizi düşündünüz mü?) şayet Allah azabı size ansızın veya açıkça gelse zalimler topluluğundan başkası mı helak edilir?”.وَمَا نُرْسِلُ الْمُرْسَلِينَ إِلَّا مُبَشِّرِينَ وَمُنْذِرِينَ فَمَنْ ءَامَنَ وَأَصْلَحَ فَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ 48-) Ve ma nursilül murseliyne illâ mübeşşiriyne ve münziriyn* femen amene ve asleha fela havfün aleyhim ve la hüm yahzenun; Biz mürseliyn’i (irsal olunanları) ancak müjdeciler ve uyarıcılar olarak irsal ediyoruz... Artık kim iman eder ve (durumunu) ıslah eder ise işte onlara korku yoktur ve onlar mahzun da olmazlar (demek ki mürseliyn’e iman etmekten amaç Veliy olmaktır).وَالَّذِينَ كَذَّبُوا بِآيَاتِنَا يَمَسُّهُمُ الْعَذَابُ بِمَا كَانُوا يَفْسُقُونَ 49-) Velleziyne kezzebu Bi ayatina yemessühümül azabü Bi ma kânu yefsükun; Ayetlerimizi (rabbani özellikleri beşeri nefs haliyle yaşayarak B sırrınca) yalanlayanlara gelince fasıklık etmeleri (istidatlarını köreltmeleri) dolayısıyla (B gerçeğince) onlara azab dokunacaktır.قُلْ لَا أَقُولُ لَكُمْ عِنْدِي خَزَائِنُ اللَّهِ وَلَا أَعْلَمُ الْغَيْبَ وَلَا أَقُولُ لَكُمْ إِنِّي مَلَكٌ إِنْ أَتَّبِعُ إِلَّا مَا يُوحَى إِلَيَّ قُلْ هَلْ يَسْتَوِي الْأَعْمَى وَالْبَصِيرُ أَفَلَا تَتَفَكَّرُونَ 50-) Kul la ekulü leküm ındiy hazainullahi ve la a'lemül ğaybe ve la ekulü leküm inniy melek* in ettebiu illâ ma yuha ileyye kul hel yestevil’ a'ma vel basıyr* efela tetefekkerun;De ki: “Size Allah’ın hazineleri benim yanımdadır demiyorum... (Mutlak) gaybı da bilmem... Size <Muhakkak ki ben bir meleğim> de demiyorum... Ben ancak bana vahyolunana tabi olurum”... De ki: “A’ma ile gören müsavi olur mu?.. Hala tefekkür etmiyormusunuz?”.وَأَنْذِرْ بِهِ الَّذِينَ يَخَافُونَ أَنْ يُحْشَرُوا إِلَى رَبِّهِمْ لَيْسَ لَهُمْ مِنْ دُونِهِ وَلِيٌّ وَلَا شَفِيعٌ لَعَلَّهُمْ يَتَّقُونَ 51-) Ve enzir Bihilleziyne yehafune en yuhşeru ila Rabbihim leyse lehüm min dunihî veliyyün ve la şefiy’un leallehüm yettekun; Rablerine haşrolunmalarından korkanları O’nunla (B sırrınca) uyar... Onların O’ndan gayrı ne bir Veliy’leri ve ne de bir şefi’y’leri (şefaatçıları) vardır... Umulur ki takvayı gerçekleştirirler. وَلَا تَطْرُدِ الَّذِينَ يَدْعُونَ رَبَّهُمْ بِالْغَدَاةِ وَالْعَشِيِّ يُرِيدُونَ وَجْهَهُ مَا عَلَيْكَ مِنْ حِسَابِهِمْ مِنْ شَيْءٍ وَمَا مِنْ حِسَابِكَ عَلَيْهِمْ مِنْ شَيْءٍ فَتَطْرُدَهُمْ فَتَكُونَ مِنَ الظَّالِمِينَ 52-) Ve la tatrudilleziyne yed'une Rabbehüm Bil ğadaveti vel aşiyyi yüriydune vecheHU ma aleyke min hısabihim min şey’in ve ma min hısabike aleyhim min şey'in fetatrudehüm fetekûne minez zalimiyn;(Sırf) O’nun vechini dileyerek (B gerçeğince) sabah akşam Rablerine dua edenleri tard etme (huzurundan uzaklaştırma)... Onların hesabından sana bir şey/bir sorumluluk düşmediği gibi senin hesabından da onlara bir şey düşmez ki (bu sebeple) onları tard edesin (huzurundan uzak kılasın)... (Tard edersen) o zaman zalimlersen olursun.وَكَذَلِكَ فَتَنَّا بَعْضَهُمْ بِبَعْضٍ لِيَقُولُوا أَهَؤُلَاءِ مَنَّ اللَّهُ عَلَيْهِمْ مِنْ بَيْنِنَا أَلَيْسَ اللَّهُ بِأَعْلَمَ بِالشَّاكِرِينَ 53-) Ve kezâlike fetenna ba'dahüm Bi ba'din liyekulu ehaülai mennAllahu aleyhim min beynina* eleysAllahu Bi a'leme Bişşakiriyn; İşte böylece onların bazısını (Bi-) bazısı ile imtihan ettik “Allah aramızdan şunlara mı menn (lütuf) ta bulundu?” desinler diye... Allah şükredenleri (B sırrınca) daha iyi bilen değil midir?.وَإِذَا جَاءَكَ الَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِآيَاتِنَا فَقُلْ سَلَامٌ عَلَيْكُمْ كَتَبَ رَبُّكُمْ عَلَى نَفْسِهِ الرَّحْمَةَ أَنَّهُ مَنْ عَمِلَ مِنْكُمْ سُوءًا بِجَهَالَةٍ ثُمَّ تَابَ مِنْ بَعْدِهِ وَأَصْلَحَ فَأَنَّهُ غَفُورٌ رَحِيمٌ 54-) Ve iza caekelleziyne yu'minune Bi ayatina fekul Selâmun aleyküm ketebe Rabbüküm alâ nefsiHİr rahmete ennehu men amile minküm suen Bi cehaletin sümme tabe min ba'dihi ve asleha feenneHU Ğafurun Rahîym;Ayetlerimize (B sırrıyla) iman edenler sana geldiklerinde de ki: “Selamun aleyküm (vehmi nefsinizden birimsellik özelliklerinizden arının)... Rabbiniz rahmeti nefsine yazmıştır (kişilik hali azabtır)... (Bilin ki) sizden her kim Bi-cehaletle (bilmeyerek) bir kötülük işler de sonra arkasından tevbe eder ve (halini) ıslah eder ise muhakkak ki O (Rabbiniz) Ğafur’dur Rahıym’dir”.وَكَذَلِكَ نُفَصِّلُ الْآيَاتِ وَلِتَسْتَبِينَ سَبِيلُ الْمُجْرِمِينَ 55-) Ve kezâlike nüfassılül’ ayati ve li testebiyne sebiylül mücrimiyn; Mücrimlerin (vehmi varlıkları ile perdelenenlerin) yolu açığa çıksın diye ayetleri işte böylece tafsil ediyoruz. قُلْ إِنِّي نُهِيتُ أَنْ أَعْبُدَ الَّذِينَ تَدْعُونَ مِنْ دُونِ اللَّهِ قُلْ لَا أَتَّبِعُ أَهْوَاءَكُمْ قَدْ ضَلَلْتُ إِذًا وَمَا أَنَا مِنَ الْمُهْتَدِينَ 56-) Kul inniy nühiytü en a'büdelleziyne ted'une min dunillah* kul la ettebiu ehvaeküm kad daleltü izen ve ma ene minel mühtediyn;De ki: “Muhakkak ki ben sizin Allah’dan gayrı çağırdıklarınıza ibadet/kulluk etmekten nehyolundum”... De ki: “Sizin hevalarınıza (felsefi inaçlarınıza beşeri safsatalarınıza) asla uymam... O takdirde gerçekten sapmış olurum ve ben doğru yolu bulanlardan olmam”.قُلْ إِنِّي عَلَى بَيِّنَةٍ مِنْ رَبِّي وَكَذَّبْتُمْ بِهِ مَا عِنْدِي مَا تَسْتَعْجِلُونَ بِهِ إِنِ الْحُكْمُ إِلَّا لِلَّهِ يَقُصُّ الْحَقَّ وَهُوَ خَيْرُ الْفَاصِلِينَ 57-) Kul inniy alâ beyyinetin min Rabbiy ve kezzebtüm BiHİ ma ındiy ma testa'cilune Bih* inil hukmü illâ Lillah* yekussul Hakka ve HUve hayrul fasıliyn;De ki: “Doğrusu ben RabbİMden (olan) bir beyyine (apaçık aydınlık delil; üst akıl) üzereyim... Ve siz O’nu (B gerçeğince) yalanladınız... Acele istediğiniz o (azab) benim yanımda değil... Hüküm ancak (herşeyi kendi Esmasıyla bir işlev üzere izhar eden gayb ve şahadet ilminde olan) Allah’ındır... Hakkı (ancak O) kıssa eder (anlatır)... O ayırt edenlerin en hayırlısıdır”.قُلْ لَوْ أَنَّ عِنْدِي مَا تَسْتَعْجِلُونَ بِهِ لَقُضِيَ الْأَمْرُ بَيْنِي وَبَيْنَكُمْ وَاللَّهُ أَعْلَمُ بِالظَّالِمِينَ 58-) Kul lev enne ındiy ma testa'cilune Bihi lekudiyel emru beyniy ve beyneküm* vAllahu a'lemü Bizzalimiyn; De ki: “Eğer o (B sırrınca) acele istediğiniz benim yanımda olsaydı benimle sizin aranızda iş bitirilmiş olurdu”... Allah zalimleri (B sırrınca) daha iyi bilir.وَعِنْدَهُ مَفَاتِحُ الْغَيْبِ لَا يَعْلَمُهَا إِلَّا هُوَ وَيَعْلَمُ مَا فِي الْبَرِّ وَالْبَحْرِ وَمَا تَسْقُطُ مِنْ وَرَقَةٍ إِلَّا يَعْلَمُهَا وَلَا حَبَّةٍ فِي ظُلُمَاتِ الْأَرْضِ وَلَا رَطْبٍ وَلَا يَابِسٍ إِلَّا فِي كِتَابٍ مُبِينٍ 59-) Ve ındeHU mefatihul ğaybi la ya'lemuha illâ HU* ve ya'lemü ma fiyl berri vel bahr* ve ma teskutu min verakatin illâ ya'lemüha ve la habbetin fiy zulümatil Ardı ve la ratbin ve la yabisin illâ fiy Kitabin mübiyn; Gayb’ın anahtarları O’nun indindedir (o halde gayb’a değil O’na yönelin)... (Hiç kimse) bilmez onları ancak O (bilir)... O bilir Kara’da ve Deniz’de ne var ise... O’nun bilmesi dışında bir yaprak düşmez... Ne Arz’ın karanlıklarında bir habbe (tane) ne de yaş ve kuru (bir şey) yoktur ki Kitab-ı Mubiyn’de (“İNSAN”’da) bulunmasın.وَعِنْدَهُ مَفَاتِحُ الْغَيْبِ لَا يَعْلَمُهَا إِلَّا هُوَ وَيَعْلَمُ مَا فِي الْبَرِّ وَالْبَحْرِ وَمَا تَسْقُطُ مِنْ وَرَقَةٍ إِلَّا يَعْلَمُهَا وَلَا حَبَّةٍ فِي ظُلُمَاتِ الْأَرْضِ وَلَا رَطْبٍ وَلَا يَابِسٍ إِلَّا فِي كِتَابٍ مُبِينٍ 60-) Ve HUvelleziy yeteveffaküm Bil leyli ve ya'lemü ma cerahtüm Bin nehari sümme yeb'asüküm fiyhi liyukda ecelün müsemma* sümme ileyhi merciuküm sümme yünebbiüküm Bi ma küntüm ta'melun; O’dur ki (Bi-) geceleyin sizi vefat ettirir; (Bi-) gündüzün (korteksinizle; kesitsel algılama araçlarınızla) ne işlediğinizi/kazandığınızı bilir... Sonra Ecel-i Müsemma (ba’s için takdir edilmiş ecel) tamamlanıncaya kadar onda (kesitsel algılama araçları ile ilgili beyin işlevinde) sizi (O) ba’seder... Sonra merci’niz (dönüşünüz) O’nadır... Sonra (O) neler yaptıklarınızı (B sırrınca) size haber verir.وَهُوَ الْقَاهِرُ فَوْقَ عِبَادِهِ وَيُرْسِلُ عَلَيْكُمْ حَفَظَةً حَتَّى إِذَا جَاءَ أَحَدَكُمُ الْمَوْتُ تَوَفَّتْهُ رُسُلُنَا وَهُمْ لَا يُفَرِّطُونَ 61-) Ve HUvel Kahiru fevka ıbadihHİ ve yursilu aleyküm hafezaten hatta iza cae ehadekümül mevtü teveffethu Rusulüna ve hüm la yüferritun;O‘dur kullarının fevkınde (üstünde) Kaahir (kul isminin karşılığı bir varlık mevcud değil; yalnız O)... (O) irsal eder üzerinize hafaza’yı (koruyucuları melekeleri)... Nihayet sizden birine ölüm geldiği vakit Rasûllerimiz onu vefat ettirir... Ve onlar geri kalmazlar (tam vaktinde gereğince iş gerçekleşir).ثُمَّ رُدُّوا إِلَى اللَّهِ مَوْلَاهُمُ الْحَقِّ أَلَا لَهُ الْحُكْمُ وَهُوَ أَسْرَعُ الْحَاسِبِينَ 62-) Sümme ruddu ilAllahi mevlahümül Hakk* ela leHUl hukmü ve HUve esreul hasibiyn; Sonra (onlar) Hakk Mevlaları olan Allah’a döndürülürler... Dikkat edin hüküm (ancak) O’nundur ve O hesab görenlerin en sür’atlisidir.قُلْ مَنْ يُنَجِّيكُمْ مِنْ ظُلُمَاتِ الْبَرِّ وَالْبَحْرِ تَدْعُونَهُ تَضَرُّعًا وَخُفْيَةً لَئِنْ أَنْجَانَا مِنْ هَذِهِ لَنَكُونَنَّ مِنَ الشَّاكِرِينَ 63-) Kul men yünecciyküm min zulümatil berri vel bahri ted'unehu tedarruan ve hufyeten lein encana min hazihi lenekûnenne mineş şakiriyn;De ki: “Kara’nın ve Deniz’in karanlıklarından (tabiat perdelerinden) sizi kim kurtarır ki (bu durumda siz) <bizi bundan kurtarırsa elbette şükredenlerden olacağız> diye tazarruen (içten yalvararak) ve hufyeten (gizli sırren) O’na dua edip duruyorsunuz?”.قُلِ اللَّهُ يُنَجِّيكُمْ مِنْهَا وَمِنْ كُلِّ كَرْبٍ ثُمَّ أَنْتُمْ تُشْرِكُونَ 64-) Kulillahu yünecciyküm minha ve min külli kerbin sümme entüm tüşrikûn; De ki: “Allah kurtarıyor sizi ondan (?) da (kalan) bütün gam-kederden de... Sonra da siz şirk koşarsınız (kendinizi ortak edersiniz)”.قُلْ هُوَ الْقَادِرُ عَلَى أَنْ يَبْعَثَ عَلَيْكُمْ عَذَابًا مِنْ فَوْقِكُمْ أَوْ مِنْ تَحْتِ أَرْجُلِكُمْ أَوْ يَلْبِسَكُمْ شِيَعًا وَيُذِيقَ بَعْضَكُمْ بَأْسَ بَعْضٍ انْظُرْ كَيْفَ نُصَرِّفُ الْآيَاتِ لَعَلَّهُمْ يَفْقَهُونَ 65-) Kul HUvel Kadiru alâ en yeb'ase aleyküm azaben min fevkıküm ev min tahti ercüliküm ev yelbiseküm şiyean ve yüziyka ba'daküm be'se ba'd* ünzur keyfe nusarrifül ayati leallehüm yefkahun; De ki: “O fevkınızden (üstünüzden) yahut ayaklarınızın altından sizin üzerinize bir azab ba’sedip göndermeye ya da fırkalar halinde sizi birbirinize katıp bazınızın şiddetini bazınıza tattırmağa Kaadir’dir”... Bak nasıl tasrif ediyoruz (türlü şekillerle anlatıyoruz) ayetleri derinliğine düşünüp anlasınlar diye.وَكَذَّبَ بِهِ قَوْمُكَ وَهُوَ الْحَقُّ قُلْ لَسْتُ عَلَيْكُمْ بِوَكِيلٍ 66-) Ve kezzebe Bihi kavmüke ve huvel hakk* kul lestü aleyküm Bi vekiyl; O (bahsedilen azab) hakk olduğu halde kavmin onu (B gerçeğince) yalanladı... De ki: “Ben sizin üzerinize (Bi-) Vekiyl değilim”.لِكُلِّ نَبَإٍ مُسْتَقَرٌّ وَسَوْفَ تَعْلَمُونَ 67-) Likülli nebein müstakkarun ve sevfe ta'lemun;Her haberin müstakarrı (kararlaştırılmış gerçekleşecek bir zamanı ve yeri) vardır... (Siz de) yakında bileceksiniz.وَإِذَا رَأَيْتَ الَّذِينَ يَخُوضُونَ فِي ءَايَاتِنَا فَأَعْرِضْ عَنْهُمْ حَتَّى يَخُوضُوا فِي حَدِيثٍ غَيْرِهِ وَإِمَّا يُنْسِيَنَّكَ الشَّيْطَانُ فَلَا تَقْعُدْ بَعْدَ الذِّكْرَى مَعَ الْقَوْمِ الظَّالِمِينَ 68-) Ve iza raeytelleziyne yehudune fiy ayatina fea'rıd anhüm hatta yehudu fiy hadiysin ğayrih* ve imma yünsiyennekeş şeytanu fela tak'ud ba'dez zikra meal kavmiz zalimiyn; Ayetlerimiz’de (nefsani sözlere) dalanları gördüğünde onun gayrı (Hak) bir sözde dalıncaya kadar onlardan yüz çevir... Eğer şeytan sana unutturur ise hatırlamadan sonra artık zalimler topluluğu ile beraber oturma.وَمَا عَلَى الَّذِينَ يَتَّقُونَ مِنْ حِسَابِهِمْ مِنْ شَيْءٍ وَلَكِنْ ذِكْرَى لَعَلَّهُمْ يَتَّقُونَ 69-) Ve ma alelleziyne yettekune min hısabihim min şey’in ve lâkin zikra leallehüm yettekun; Bilfiil korunanlara onların hesabından bir şey yoktur... Fakat Zikra (hatırlatma olmalı)... Belki onlar (da) bilfiil korunurlar.وَذَرِ الَّذِينَ اتَّخَذُوا دِينَهُمْ لَعِبًا وَلَهْوًا وَغَرَّتْهُمُ الْحَيَاةُ الدُّنْيَا وَذَكِّرْ بِهِ أَنْ تُبْسَلَ نَفْسٌ بِمَا كَسَبَتْ لَيْسَ لَهَا مِنْ دُونِ اللَّهِ وَلِيٌّ وَلَا شَفِيعٌ وَإِنْ تَعْدِلْ كُلَّ عَدْلٍ لَا يُؤْخَذْ مِنْهَا أُولَئِك 70-) Ve zerilleziynettehazu diynehüm leiben ve lehven ve ğarrethümül hayatüd dünya ve zekkir Bihi en tübsele nefsün Bima kesebet* leyse leha min dunillahi veliyyün ve la şefiy'un ve in ta'dil külle adlin la yü'haz minha* ülaikelleziyne übsilu Bima kesebu* lehüm şerabün min hamiymin ve azabün eliymün Bima kânu yekfürun;Dinlerini bir oyun ve bir eğlence edinmiş kendilerini dünya hayatının aldatmış olduğu kimseleri bırak da bununla (Kur’an ile B sırrınca) hatırlat ki (herhangi) bir nefs kazandığı ile (B gerçeğince) helake düşmesin (bedensel varlık zannı ile kalıplaşıp rehin kalmasın)... Onun (bir nefs’in) Allah’dan gayrı ne bir Veliy’si (kayıttan ve kalıptan kurtaracak sıfatlar O’nundur) ve ne de bir şefiy’i (şefaatçısı) olmaz... Her (çeşit) fidyeyi verse de ondan alınmaz (işe yaramaz)... İşte bunlar kazandıkları ile (B gerçeğince) rehin tutulacak olanlardır... Onlar için kaynar (yakıcı) bir içecek ve kafirlik yapıyor olmaları dolayısıyla (B sırrınca) eliym bir azab vardır.قُلْ أَنَدْعُو مِنْ دُونِ اللَّهِ مَا لَا يَنْفَعُنَا وَلَا يَضُرُّنَا وَنُرَدُّ عَلَى أَعْقَابِنَا بَعْدَ إِذْ هَدَانَا اللَّهُ كَالَّذِي اسْتَهْوَتْهُ الشَّيَاطِينُ فِي الْأَرْضِ حَيْرَانَ لَهُ أَصْحَابٌ يَدْعُونَهُ إِلَى الْهُدَى ائْتِنَا قُلْ إِنَّ هُ 71-) Kul ened'u min dunillahi ma la yenfeuna vela yedurruna ve nureddü alâ a'kabina ba'de iz hedanAllahu kellezistehvethüş şeyatıynü fiyl Ardı hayran* lehu ashabün yed'unehu ilelhüde'tina* kul inne hüdAllahi hüvel hüda* ve ümirna linüslime liRabbil alemiyn; De ki: “Allah’ı bırakıp da bize ne fayda ve ne de zarar vermeyen şeylere mi dua edip yakaralım?... Allah bizi doğru yola hidayet ettikten sonra ökçelerimiz üzerine (gerisin geri şirke) mi döndürülelim?... Tıpkı şeytanların heveslendirerek ayartıp Arz’da şaşkın bir halde bıraktığı kimse gibi (mi?)... (Oysa) onun <bize gel> diye doğru yola çağıran ashabı (arkadaşları) vardır”... De ki: “Allah hidayeti (varya işte) o’dur hidayet... Ve Alemlerin Rabbine teslim olmakla emrolunduk biz”.وَأَنْ أَقِيمُوا الصَّلَاةَ وَاتَّقُوهُ وَهُوَ الَّذِي إِلَيْهِ تُحْشَرُونَ 72-) Ve en ekıymüs Salate vettekuHU * ve HUvelleziy ileyHİ tuhşerun;Ve “Salat’ı ikame edin (aynel yakin muşahadesi) ve O’ndan ittika edin (tam fani olun)” (diye emrolunduk)... O odur ki (böylece) O’na haşrolunursunuz.وَهُوَ الَّذِي خَلَقَ السَّمَوَاتِ وَالْأَرْضَ بِالْحَقِّ وَيَوْمَ يَقُولُ كُنْ فَيَكُونُ قَوْلُهُ الْحَقُّ وَلَهُ الْمُلْكُ يَوْمَ يُنْفَخُ فِي الصُّورِ عَالِمُ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ وَهُوَ الْحَكِيمُ الْخَبِيرُ 73-) Ve HUvelleziy halekas Semavati vel Arda Bil Hakk* ve yevme yekulü kün feyekûn* kavluHUl Hakk* ve lehül mülkü yevme yünfehu fiys sur* Alimül ğaybi veş şehadeti ve HUvel Hakiymul Habiyr;O odur ki Semavat ve Arz’ı Bil-Hakk (Hakk olarak) yaratmıştır... “Ol” dediği Gün hemen oluverir... O’nun kavli Hakk’tır... Sur’a (sûretlere can) nefholunduğu Gün mülk O’nundur... Gaybı ve şahadeti bilendir... O’dur Hakiym Habiyr. |
|
| | #28 |
| Forumun Tiryakisi ![]() | 6. EN'ÂM SÛRESİ الانعا بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHIYM وَإِذْ قَالَ إِبْرَاهِيمُ لِأَبِيهِ ءَازَرَ أَتَتَّخِذُ أَصْنَامًا ءَالِهَةً إِنِّي أَرَاكَ وَقَوْمَكَ فِي ضَلَالٍ مُبِينٍ 74-) Ve iz kale İbrahiymu liebiyhi Azere etettehızü asnamen aliheten inniy erake ve kavmeke fiy dalalin mübiyn;Hani İbrahim babası Azer’e: “Esnam’ı (putları; eşyayı) ilahlar mı ediniyorsun?... Doğrusu ben seni ve kavmini apaçık bir sapıklık içinde görüyorum” demişti.وَكَذَلِكَ نُرِي إِبْرَاهِيمَ مَلَكُوتَ السَّمَوَاتِ وَالْأَرْضِ وَلِيَكُونَ مِنَ الْمُوقِنِينَ 75-) Ve kezâlike nüriy İbrahiyme melekutes Semavati vel Ardı ve liyekûne minel mukıniyn; Böylece İbrahim’e ikan sahibi olsun diye Semavat ve Arz’ın melekutunu gösteriyoruz (eşya ile perdelenmesin).فَلَمَّا جَنَّ عَلَيْهِ اللَّيْلُ رَأَى كَوْكَبًا قَالَ هَذَا رَبِّي فَلَمَّا أَفَلَ قَالَ لَا أُحِبُّ الْآفِلِينَ 76-) Felemma cenne aleyhil leylü rea kevkeba* kale haza Rabbiy* felemma efele kale la uhıbbül afiliyn; Gece onu bürüyüp örtünce bir Kevkeb (gezegen; bunlarla manüple edilen yapı) gördü... “İşte bu Rabbim” dedi... (Kevkeb) batınca/sönünce de: “Batanları/sönüp kaybolanları sevmem” dedi. فَلَمَّا رَأَى الْقَمَرَ بَازِغًا قَالَ هَذَا رَبِّي فَلَمَّا أَفَلَ قَالَ لَئِنْ لَمْ يَهْدِنِي رَبِّي لَأَكُونَنَّ مِنَ الْقَوْمِ الضَّالِّينَ 77-) Felemma rael Kamera baziğan kale haza Rabbiy* felemma efele kale lein lem yehdiniy Rabbiy le ekûnenne minel kavmid dalliyn; Kamer’i (Ay’ı; nübüvvet mahallini) doğarken gördü... “İşte bu Rabbim” dedi... (Kamer) batınca şöyle dedi: “Yemin olsun ki eğer Rabbim bana hidayet etmemiş olsaydı elbette sapmışlar topluluğundan olurdum”.فَلَمَّا رَأَى الشَّمْسَ بَازِغَةً قَالَ هَذَا رَبِّي هَذَا أَكْبَرُ فَلَمَّا أَفَلَتْ قَالَ يَاقَوْمِ إِنِّي بَرِيءٌ مِمَّا تُشْرِكُونَ 78-) Felemma raeşŞemse baziğaten kale haza Rabbiy haza ekber* felemma efelet kale ya kavmi inniy beriyün mimma tüşrikûn; Şems’i (Güneş; Can) doğarken gördü... “İşte bu Rabbim bu daha büyük” dedi... (Güneş de) batınca şöyle dedi: “Ey kavmim doğrusu ben sizin ortak koştuğunuz şeylerden beriyim”.إِنِّي وَجَّهْتُ وَجْهِيَ لِلَّذِي فَطَرَ السَّمَوَاتِ وَالْأَرْضَ حَنِيفًا وَمَا أَنَا مِنَ الْمُشْرِكِينَ 79-) İnniy veccehtü vechiye lilleziy fetaresSemavati vel Arda Haniyfen ve ma ene minel müşrikiyn; “Muhakkak ki ben vechiymi (varlığımı) haniyf olarak Semavat ve Arz’ın Fatırına tevcih ettim (teslim oldum)... Ve ben müşriklerden değilim (varlık kalmadı bende)”.وَحَاجَّهُ قَوْمُهُ قَالَ أَتُحَاجُّونِّي فِي اللَّهِ وَقَدْ هَدَانِ وَلَا أَخَافُ مَا تُشْرِكُونَ بِهِ إِلَّا أَنْ يَشَاءَ رَبِّي شَيْئًا وَسِعَ رَبِّي كُلَّ شَيْءٍ عِلْمًا أَفَلَا تَتَذَكَّرُونَ 80-) Ve haccehu kavmüh* kale etühaccunniy fiyllahi ve kad hedan* ve la ehafü ma tüşrikûne Bihi illâ en yeşae Rabbiy şey'a* vesia Rabbiy külle şey'in ılma* efela tetezekkerun; Kavmi O’na karşı çıkıp kanıt getirmeye (onunla ilahlaştırdıkları yıldızlar-planetler ve etkileri hakkında tartışmağa) kalkıştı... (İbrahim) dedi ki: “Beni doğru yola hidayet etmiş iken Allah’da/Allah hakkında benimle tartışıyormusunuz?... O’na (B sırrınca) ortak koştuğunuz şeylerden (onların tesirlerinden) korkmam... Ancak Rabbimin dilediği şey müstesna (aslında astrolojiyi reddetmiyor?)... Rabbim herşeyi ilmen kuşatmıştır... Hala tezekkür etmeyecekmisiniz?”.وَكَيْفَ أَخَافُ مَا أَشْرَكْتُمْ وَلَا تَخَافُونَ أَنَّكُمْ أَشْرَكْتُمْ بِاللَّهِ مَا لَمْ يُنَزِّلْ بِهِ عَلَيْكُمْ سُلْطَانًا فَأَيُّ الْفَرِيقَيْنِ أَحَقُّ بِالْأَمْنِ إِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ 81-) Ve keyfe ehafü ma eşrektüm ve la tehafune enneküm eşrektüm Billahi ma lem yünezzil Bihi aleyküm sültana* feeyyül feriykayni ehakku Bil emni in küntüm ta'lemun; “Hem (varlıklarına dair) size (B sırrınca) hiç bir delil/kanıt indirmediği şeyleri siz (B sırrınca) Allah’a ortak koştuğunuz halde korkmuyorsunuz da ben sizin ortak koştuklarınızdan nasıl korkarım?”... Eğer biliyorsanız (söyleyin) iki fırkanın hangisi (Bi-) emn’e (güvende olmağa) daha ehakktır?.وَحَاجَّهُ قَوْمُهُ قَالَ أَتُحَاجُّونِّي فِي اللَّهِ وَقَدْ هَدَانِ وَلَا أَخَافُ مَا تُشْرِكُونَ بِهِ إِلَّا أَنْ يَشَاءَ رَبِّي شَيْئًا وَسِعَ رَبِّي كُلَّ شَيْءٍ عِلْمًا أَفَلَا تَتَذَكَّرُونَ 82-) Elleziyne amenu ve lem yelbisu iymanehüm Bi zulmin ülaike lehümül emnü ve hüm mühtedun; (Haniyf olarak) iman edenler ve imanlarını (Bi-) zulüm (gizli şirk) ile karıştırmayanlar... İşte emn (güvende olma) onlarındır... Ve onlardır doğruya yolu bulanlar. وَتِلْكَ حُجَّتُنَا ءَاتَيْنَاهَا إِبْرَاهِيمَ عَلَى قَوْمِهِ نَرْفَعُ دَرَجَاتٍ مَنْ نَشَاءُ إِنَّ رَبَّكَ حَكِيمٌ عَلِيمٌ 83-) Ve tilke huccetüna ateynaha İbrahîyme alâ kavmih* nerfe’u derecâtin men neşa'ü inne Rabbeke Hakiymun Aliym;İşte bu kavmine karşı İbrahim’e verdiğimizi hüccetimizdir (kesin kanıtımızdır)... Kimi diler isek (onu) dereceler olarak ref’ederiz (yükseltiriz)... Muhakkak ki Rabbin Hakiym’dir Aliym’dir.وَوَهَبْنَا لَهُ إِسْحَاقَ وَيَعْقُوبَ كُلًّا هَدَيْنَا وَنُوحًا هَدَيْنَا مِنْ قَبْلُ وَمِنْ ذُرِّيَّتِهِ دَاوُدَ وَسُلَيْمَانَ وَأَيُّوبَ وَيُوسُفَ وَمُوسَى وَهَارُونَ وَكَذَلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِنِينَ 84-) Ve vehebna lehu İshaka ve Ya'kub* küllen hedeyna* ve Nuhan hedeyna min kablü ve min zürriyyetihi Davude ve Süleymane ve Eyyube ve Yusufe ve Musa ve Harun* ve kezâlike neczil muhsiniyn; Biz O’na (İbrahim’e) İshak’ı ve Ya’kub’u hibe ettik... Hepsine hidayet ettik (vahdet ehlidirler)... Daha önce Nuh’a ve O’nun zürriyyetinden Davud’a Süleyman’a Eyyub’e Yusuf’a Musa’ya ve Haruna da hidayet etmiştik... Muhsinleri böyle mükafatlandırırız.وَزَكَرِيَّا وَيَحْيَى وَعِيسَى وَإِلْيَاسَ كُلٌّ مِنَ الصَّالِحِينَ 85-) Ve Zekeriyya ve Yahya ve Iysa ve İlyas* küllün mines salihıyn; Zekeriyya’ya Yahya’ya İsa’ya ve İlyas’a da... Hepsi salihlerdendi.وَإِسْمَاعِيلَ وَالْيَسَعَ وَيُونُسَ وَلُوطًا وَكُلًّا فَضَّلْنَا عَلَى الْعَالَمِينَ 86-) Ve İsmaıyle vElyesea ve Yunuse ve Luta* ve küllen faddalna alel alemiyn; İsmail’e Elyesa’a Yunus’a ve Lut’a da... Hepsini alemlere üstün kıldık.وَمِنْ ءَابَائِهِمْ وَذُرِّيَّاتِهِمْ وَإِخْوَانِهِمْ وَاجْتَبَيْنَاهُمْ وَهَدَيْنَاهُمْ إِلَى صِرَاطٍ مُسْتَقِيمٍ 87-) Ve min abaihim ve zürriyyatihim ve ıhvanihim* vectebeyna hüm ve hedeynahüm ila sıratın müstekıym; Onların babalarından zürriyyetlerinden ve kardeşlerinden bazılarını da... Onları ictiba ettik (seçtik) ve sırat-ı müstakıym’e (tevhid-i zat’a) hidayet ettik onları.ذَلِكَ هُدَى اللَّهِ يَهْدِي بِهِ مَنْ يَشَاءُ مِنْ عِبَادِهِ وَلَوْ أَشْرَكُوا لَحَبِطَ عَنْهُمْ مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ 88-) Zâlike hüdAllahi yehdiy Bihi men yeşaü min ıbadiHİ velev eşrekû le habita anhüm ma kânu ya'melun;Bu Allah hidayetidir... Kullarından kimi dilerse onunla (B sırrınca) hidayet eder... Eğer onlar dahi şirk koşsalardı elbette yaptıkları tüm amelleri hiç olur boşa giderdi.أُولَئِكَ الَّذِينَ ءَاتَيْنَاهُمُ الْكِتَابَ وَالْحُكْمَ وَالنُّبُوَّةَ فَإِنْ يَكْفُرْ بِهَا هَؤُلَاءِ فَقَدْ وَكَّلْنَا بِهَا قَوْمًا لَيْسُوا بِهَا بِكَافِرِينَ 89-) Ülaikelleziyne ateynahümül Kitabe vel Hukme ven Nübüvvete fein yekfür Biha haülai fekad vekkelna Biha kavmen leysu Biha Bikafiriyn;İşte onlar kendilerine Kitab Hüküm ve Nübüvvet verdiğimiz kimselerdir... Eğer bunlar (şu vahyi bilgileri duyanlar) onları (B sırrınca) inkar ederlerse (iyi bilsinler ki) bütün bunlara (B sırrınca) kafir olmayacak bir kavmi onlara (B sırrınca) vekil yapmışızdır (o toplum bunların yerine gelir o kemalatları yaşar).أُولَئِكَ الَّذِينَ هَدَى اللَّهُ فَبِهُدَاهُمُ اقْتَدِهِ قُلْ لَا أَسْأَلُكُمْ عَلَيْهِ أَجْرًا إِنْ هُوَ إِلَّا ذِكْرَى لِلْعَالَمِينَ 90-) Ülaikelleziyne hedAllahu fe Bi hüdahumuktedih* kul la es'elüküm aleyhi ecra* in huve illâ zikra lil alemiyn; İşte bunlar Allah’ın hidayet ettiği kimselerdir... (Rasûlüm) sen de onların hidayetine (B sırrınca) iktida et (uy)... De ki: “Ona (tebliğ işime) karşılık sizden bir ecir istemiyorum... O sadece alemlere Zikra (hatırlatma öğüt) dır”.وَمَا قَدَرُوا اللَّهَ حَقَّ قَدْرِهِ إِذْ قَالُوا مَا أَنْزَلَ اللَّهُ عَلَى بَشَرٍ مِنْ شَيْءٍ قُلْ مَنْ أَنْزَلَ الْكِتَابَ الَّذِي جَاءَ بِهِ مُوسَى نُورًا وَهُدًى لِلنَّاسِ تَجْعَلُونَهُ قَرَاطِيسَ تُبْدُونَهَا وَتُخْفُونَ كَثِيرًا وَعُلِّمْتُمْ مَا 91-) Ve ma kaderullahe hakka kadriHİ iz kalu ma enzelAllahu alâ beşerin min şey'* kul men enzelel Kitabelleziy cae Bihi Musa nuren ve hüden linNasi tec'alunehu karatıyse tübduneha ve tuhfune kesiyra* ve ullimtüm ma lem ta'lemu entüm ve la abaüküm* kulillahu sümme zerhüm fiy havdıhim yel'abun; “Allah hiç bir beşer’e bir şey inzal etmemiştir” demekle Allah’ı hakkıyla (gereği gibi) takdir edemediler (tanıyamadılar)... De ki: “Musa’nın (B sırrınca) insanlar için Nur ve Huda olarak getirdiği Kitab’ı (ilmi) kim inzal etti?... (Ki) siz O’nu kağıtlar haline getirip (O Kitab’ı yazılı kağıtlar olarak görüp) gösteriyorsunuz bir çoğunu da gizliyorsunuz... Ve ne sizin ne de babalarınızın bilmediği şeyler öğretildi size”... “Allah” de sonra bırak onları daldıklarında oynayadursunlar.وَهَذَا كِتَابٌ أَنْزَلْنَاهُ مُبَارَكٌ مُصَدِّقُ الَّذِي بَيْنَ يَدَيْهِ وَلِتُنْذِرَ أُمَّ الْقُرَى وَمَنْ حَوْلَهَا وَالَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِالْآخِرَةِ يُؤْمِنُونَ بِهِ وَهُمْ عَلَى صَلَاتِهِمْ يُحَافِظُونَ 92-) Ve haza Kitabun enzelnahu mübarekün musaddikulleziy beyne yedeyhi ve li tünzira Ümmel Kura ve men havleha* velleziyne yu'minune Bil ahireti yu'minune Bihi ve hüm alâ salatihim yuhafizun; Bu (Kur’an) ise Ümmül Kura’yı (şehirlerin anası Mekke; ora halkı) ve O’nun havlinde (çevresinde) olanları uyarman için O’nu inzal ettiğimiz mübarek ve kendinden öncekini tasdik edici bir Kitab’tır... Ahirete (B sırrıyla) iman edenler O’na da (B sırrıyla) iman ederler... Ve onlar salatlarını (namazlarını) muhafaza ederler.وَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّنِ افْتَرَى عَلَى اللّهِ كَذِبًا أَوْ قَالَ أُوْحِيَ إِلَيَّ وَلَمْ يُوحَ إِلَيْهِ شَيْءٌ وَمَن قَالَ سَأُنزِلُ مِثْلَ مَا أَنَزلَ اللّهُ وَلَوْ تَرَى إِذِ الظَّالِمُونَ فِي غَمَرَاتِ الْمَوْتِ وَالْمَلآئِكَةُ بَاسِطُواْ أَيْدِيهِمْ أَخْرِجُواْ أَنفُسَكُمُ الْيَوْمَ تُجْزَوْنَ عَذَابَ الْهُونِ بِمَا كُنتُمْ تَقُولُونَ عَلَى اللّهِ غَيْرَ الْحَقِّ وَكُنتُمْ عَنْ آيَاتِهِ تَسْتَكْبِرُونَ 93-) Ve men azlemü mimmeniftera alellahi keziben ev kale uhıye ileyye ve lem yuha ileyhi şey'ün ve men kale seünzilü misle ma enzelAllah* velev tera iziz zalimune fiy ğameratil mevti vel melaiketü basitu eydiyhim* ahricu enfüseküm* elyevme tüczevne azabelhuni Bi ma küntüm tekulune alellahi ğayrel Hakkı ve küntüm an ayatiHİ testekbirun; Allah üzerine yalan uyduran yahut kendisine bir şey vahyolunmamışken “bana da vahyolundu” diyen ve bir de “Allah’ın inzal ettiğinin misli ben de inzal edeceğim” diyenden daha zalim kimdir?... Zalimleri ğamaratil’mevt’te (ölüm sıkıntıları ölüm dalgaları şiddeti içinde) bir görsen!.. Melaike de ellerini bast etmiş (uzatmış yaymış): “nefslerinizi (kozanızdan beden kaydından) çıkarın hadi!.. Allah üzerine Hak olmayanı söylemeniz ve O’nun ayetlerinden kibirleniyor olmanız (nefsinizle perdelenmeniz) dolayısıyla (B gerçeğince) bu gün alçaklık azabı ile cezalandırılıyorsunuz” (derken bir görsen!).وَلَقَدْ جِئْتُمُونَا فُرَادَى كَمَا خَلَقْنَاكُمْ أَوَّلَ مَرَّةٍ وَتَرَكْتُمْ مَا خَوَّلْنَاكُمْ وَرَاءَ ظُهُورِكُمْ وَمَا نَرَى مَعَكُمْ شُفَعَاءَكُمُ الَّذِينَ زَعَمْتُمْ أَنَّهُمْ فِيكُمْ شُرَكَاءُ لَقَدْ تَقَطَّعَ بَيْنَكُمْ وَضَلَّ عَنْكُمْ مَا كُن 94-) Ve lekad ci'tümuna furada kema halaknaküm evvele merretin ve terektüm ma havvelnaküm verae zuhuriküm* ve ma nera meaküm şüfeaekümülleziyne zeamtüm ennehüm fiyküm şüreka'* lekad tekattaa beyneküm ve dalle anküm ma küntüm tez'umun; Andolsun sizi ilk defa yarattığımız (durumdaki) gibi (beşeri özelliklerden dünyevi nisbetlerden soyutlanarak) FERDler olarak biz’e geldiniz... Size verdiğimiz/hayaline daldırdığımız şeyleri sırtlarınızın arka tarafında (geride) bıraktınız... Siz’de ortaklar sandığınız şefaatçılarınızı da sizinle beraber görmüyoruz (?)... Andolsun ki aranızdaki (bağlar) kesilmiş ve (var) zannediyor olduğunuz şeyler sizden kaybolup gitmiştir.إِنَّ اللَّهَ فَالِقُ الْحَبِّ وَالنَّوَى يُخْرِجُ الْحَيَّ مِنَ الْمَيِّتِ وَمُخْرِجُ الْمَيِّتِ مِنَ الْحَيِّ ذَلِكُمُ اللَّهُ فَأَنَّى تُؤْفَكُونَ 95-) İnnAllahe falikulhabbi venneva* yuhricül hayye minel meyyiti ve muhricül meyyiti minel hayy* zâlikümullahu feenna tü'fekûn; Muhakkak ki Allah habbe’yi (tane cinsi kalb habbesi) ve neva’yı (çekirdekler) çatlatıp yarandır (yarıp içinden başka bir şey çıkarandır)... (O) ölü’den Hayy/diri’yi çıkarır... Diri’den de ölü’yü çıkarandır (O)... İşte (size) Allah budur!... O halde nasıl (O’ndan) çevriliyorsunuz?.فَالِقُ الْإِصْبَاحِ وَجَعَلَ اللَّيْلَ سَكَنًا وَالشَّمْسَ وَالْقَمَرَ حُسْبَانًا ذَلِكَ تَقْدِيرُ الْعَزِيزِ الْعَلِيمِ 96-) Falikul ısbah* ve cealelleyle sekenen veşŞemse vel Kamera husbana* zâlike takdiyrul Azîyzil Alîym; Isbah’ı (fecir vakti’ni) yarıp ortaya çıkarandır (O)... Geceyi seken (sükun sükun dönemi) Şems ve Kamer’i hüsban (hesab saymak) kıldı... Bu Aziyz ve Aliym olanın takdiridir.وَهُوَ الَّذِي جَعَلَ لَكُمُ النُّجُومَ لِتَهْتَدُوا بِهَا فِي ظُلُمَاتِ الْبَرِّ وَالْبَحْرِ قَدْ فَصَّلْنَا الْآيَاتِ لِقَوْمٍ يَعْلَمُونَ 97-) Ve HUvelleziyceale lekümünNücume litehtedu Biha fiy zulümatil berri velbahri kad fassalnel ayati likavmin ya'lemun;Kara’nın ve Deniz’in karanlıklarında onlarla (B sırrınca) doğru yolu bulasınız (hidayete eresiniz) diye sizin için yıldızları oluşturan O’dur... Gerçekten biz bilen bir kavim için ayetleri tafsil ettik.وَهُوَ الَّذِي أَنْشَأَكُمْ مِنْ نَفْسٍ وَاحِدَةٍ فَمُسْتَقَرٌّ وَمُسْتَوْدَعٌ قَدْ فَصَّلْنَا الْآيَاتِ لِقَوْمٍ يَفْقَهُونَ 98-) Ve HUvelleziy enşeeküm min nefsin vahıdetin femüstakkarun ve müstevdeun kad fessalnel’ayati likavmin yefkahun;O’dur ki sizi Nefs-i Vahide’den inşa etti... Müstekarr (zuhur neticesi istikrar bulma yeri)... Müstevda’ (emaneten kalma yeri)... Hakikaten biz derinlemesine düşünüp iyi anlayan bir kavim için ayetleri tafsil ettik.وَهُوَ الَّذِي أَنْزَلَ مِنَ السَّمَاءِ مَاءً فَأَخْرَجْنَا بِهِ نَبَاتَ كُلِّ شَيْءٍ فَأَخْرَجْنَا مِنْهُ خَضِرًا نُخْرِجُ مِنْهُ حَبًّا مُتَرَاكِبًا وَمِنَ النَّخْلِ مِنْ طَلْعِهَا قِنْوَانٌ دَانِيَةٌ وَجَنَّاتٍ مِنْ أَعْنَابٍ وَالزَّيْتُونَ وَالرُّمَّ 99-) Ve HUvelleziy enzele mines Semai ma’en feahrecna Bihi nebate külli şey'in feahrecna minhü hadıren nuhricü minhü habben müterakiba* ve minennahli min tal'İhlas Haber Ajansı kınvanün daniyetün ve cennâtin min a’nabin vezzeytune verrummane müştebihen ve ğayre müteşabih* ünzuru ila semerihi iza esmera ve yen'ıh* inne fiy zâliküm le âyâtin li kavmin yu'minun;Sema’dan su’yu inzal eden de O’dur... (Biz) onunla (B sırrınca) herşey’in nebatı’nı çıkardık... Ondan (nebat’tan) da bir yeşillik çıkardık... Ondan da müterakib (karşılıklı terkiplenmiş birbiri üzerine binmiş) habbeler (taneler);hurma (ağacı) nın tomurcuğundan sarkan salkımlar üzüm bağları zeytiyn ve nar çıkarıyoruz... (Bunların) müteşabih (birbirine benzeyenleri var) ve ğayri müteşabih (benzemeyen tarafları da)... O’nun semeresine (ürünlerine) bir (ham ilk) meyve verdiğinde ve bir de olgunlaştığında bakın... Muhakkak ki bunlarda iman eden kavim için elbette ayetler vardır.وَجَعَلُوا لِلَّهِ شُرَكَاءَ الْجِنَّ وَخَلَقَهُمْ وَخَرَقُوا لَهُ بَنِينَ وَبَنَاتٍ بِغَيْرِ عِلْمٍ سُبْحَانَهُ وَتَعَالَى عَمَّا يَصِفُونَ 100-) Ve cealu Lillahi şürakâelCinne ve halekahüm ve hareku leHU beniyne ve benâtin Biğayri ‘ılm* subhaneHU ve teala amma y esıfun; (Onlar bir de) CİNNi (örtülü-görünmeyen varlıkları cinleri) Allah’a ortak kıldılar... (Oysa) onları (Allah) yaratmıştır (yani o kuvveler ve onları meydana getiren özellikler Zaten Allah ismiyle ile işaret edilen tek vücuda ait)... Bi-ğayri ilm (bilgisizce) olarak O’na (Allah’a) oğullar ve kızlar yordular/yakıştırdılar... Subhan’dır O; onların vasıflamalarından münezzeh ve yücedir.بَدِيعُ السَّمَوَاتِ وَالْأَرْضِ أَنَّى يَكُونُ لَهُ وَلَدٌ وَلَمْ تَكُنْ لَهُ صَاحِبَةٌ وَخَلَقَ كُلَّ شَيْءٍ وَهُوَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمٌ 101-) Bediy’usSemavati vel Ard* enna yekûnü leHU veledün velem tekün leHU sâhıbeh* ve haleka külle şey'* ve HUve Bikülli şey'in ‘Aliym; Semavat ve Arz’ın Bedi’dir (örneksiz yoktan yaratanıdır)... Sahibe’si (Eş’i) de olmadığı halde nasıl O’nun çocuğu olur?... Herşey’i (O) halketmiştir... O Bi-külli şey’in Aliym’dir.ذَلِكُمُ اللَّهُ رَبُّكُمْ لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ خَالِقُ كُلِّ شَيْءٍ فَاعْبُدُوهُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ وَكِيلٌ 102-) Zâlikümullahu Rabbüküm* la ilahe illâ HU* haliku külli şey'in fa'buduHU ve HUve alâ külli şey’in Vekiyl;İşte budur Rabbiniz Allah... İlah yok ancak O... (O) herşey’in Halık’ıdır... (O halde yalnız) O’na kulluk edin... O herşeye Vekiyl’dir.لَا تُدْرِكُهُ الْأَبْصَارُ وَهُوَ يُدْرِكُ الْأَبْصَارَ وَهُوَ اللَّطِيفُ الْخَبِيرُ 103-) La tüdriküHUl ebsaru ve HUve yüdrikül ebsar* ve HUvelLatıyfül Habiyr; Gözler O’nu görmez (zira onların Nur’u O’ndandır)... O gözleri görür... O Latiyf’dir Habiyr’dir.قَدْ جَاءَكُمْ بَصَائِرُ مِنْ رَبِّكُمْ فَمَنْ أَبْصَرَ فَلِنَفْسِهِ وَمَنْ عَمِيَ فَعَلَيْهَا وَمَا أَنَا عَلَيْكُمْ بِحَفِيظٍ 104-) Kad caeküm basâiru min Rabbiküm* femen ebsara feli nefsih* ve men amiye fealeyha* ve ma ene aleyküm Bi Hafiyz; Doğrusu size Rabbinizden basiyretler (apaçık ayetler) gelmiştir... Kim (basiretiyle) görürse nefsi lehine kim de görmez (a’ma) ise kendi aleyhinedir... Ve ben üzerinize (Bi-) Hafiyz (bekçi) değilim.وَكَذَلِكَ نُصَرِّفُ الْآيَاتِ وَلِيَقُولُوا دَرَسْتَ وَلِنُبَيِّنَهُ لِقَوْمٍ يَعْلَمُونَ 105-) Ve kezâlike nusarrifül ayati ve liyekulu dereste ve linübeyyinehu likavmin ya'lemun; İşte biz ayetleri tasrif ediyoruz (evirip çevirip anlatıyoruz)... “Sen ders almışsın (bunları bir yerden öğrenmişsin)” desinler ve bilen bir kavim için de onu iyice açıklayalım diye. اتَّبِعْ مَا أُوحِيَ إِلَيْكَ مِنْ رَبِّكَ لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ وَأَعْرِضْ عَنِ الْمُشْرِكِينَ 106-) İttebı' ma uhıye ileyke min Rabbike la ilahe illâ HU* ve a'rıd anil müşrikiyn;Rabbinden sana vahyolunana tabi ol... İlah yok yalnız O (tek vücud)... Müşriklerden yüz çevir.وَلَوْ شَاءَ اللَّهُ مَا أَشْرَكُوا وَمَا جَعَلْنَاكَ عَلَيْهِمْ حَفِيظًا وَمَا أَنْتَ عَلَيْهِمْ بِوَكِيلٍ 107-) Velev şaAllahu ma eşrekû* ve ma cealnake aleyhim hafıyza* ve ma ente aleyhim Bi Vekiyl; Eğer Allah dileseydi şirk koşmazlardı... (Biz) seni onlar üzerine Hafiyz (bekçi) kılmadık... Ve sen onlara (Bi-) Vekiyl değilsin.وَلَا تَسُبُّوا الَّذِينَ يَدْعُونَ مِنْ دُونِ اللَّهِ فَيَسُبُّوا اللَّهَ عَدْوًا بِغَيْرِ عِلْمٍ كَذَلِكَ زَيَّنَّا لِكُلِّ أُمَّةٍ عَمَلَهُمْ ثُمَّ إِلَى رَبِّهِمْ مَرْجِعُهُمْ فَيُنَبِّئُهُمْ بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ 108-) Ve la tesübbülleziyne yed'une min dunillahi feyesübbullahe adven Biğayri ‘ılm* kezâlike zeyyenna likülli ümmetin amelehüm sümme ila Rabbihim merciuhüm feyünebbiuhum Bi ma kânu ya'melun; Allah’dan gayrı çağırdıklarına/başkasını çağıran kimselere sövmeyin... (Zira bu sebeple onlar da) Bi-gayri ilim (cahillikle) haddi aşarak Allah’a söverler... İşte böylece her ümmete amellerini süsledik... Sonra merci’leri (dönüşleri) rablerinedir... (O da) onlara yapmakta olduklarını haber verir. وَأَقْسَمُوا بِاللَّهِ جَهْدَ أَيْمَانِهِمْ لَئِنْ جَاءَتْهُمْ ءَايَةٌ لَيُؤْمِنُنَّ بِهَا قُلْ إِنَّمَا الْآيَاتُ عِنْدَ اللَّهِ وَمَا يُشْعِرُكُمْ أَنَّهَا إِذَا جَاءَتْ لَا يُؤْمِنُونَ 109-) Ve aksemu Billahi cehde eymanihim lein caethüm ayetün le yu'minünne Biha* kul innemel ayatü ındAllahi ve ma yüş'ıruküm enneha iza caet la yu'minun; Eğer onlara bir ayet (mucize) gelirse ona mutlaka (B sırrıyla) iman edeceklerine yeminlerinin cehdi (en ağır yeminleri var güçleri) ile Allah’a (B sırrınca) kasem ettiler... De ki: “Ayetler yalnız indAllah’dadır”... O (ayet/mucize) geldiği vakit te (onlar) iman etmezler’i siz nerden bileceksiniz?. |
|
| | #29 |
| Forumun Tiryakisi ![]() | 6. EN'ÂM SÛRESİ الانعا بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHIYM وَنُقَلِّبُ أَفْئِدَتَهُمْ وَأَبْصَارَهُمْ كَمَا لَمْ يُؤْمِنُوا بِهِ أَوَّلَ مَرَّةٍ وَنَذَرُهُمْ فِي طُغْيَانِهِمْ يَعْمَهُونَ 110-) Ve nukallibü ef'idetehüm ve ebsarehüm kema lem yu'minu Bihi evvele merretin ve nezeruhüm fiy tuğyanihim ya'mehun; (Biz) onların fuadlarını (kalblerini) ve gözlerini kalbederiz (evirip çeviririz tersine çeviririz) ilk keresinde (mucize gelmeden önce) Ona (B sırrınca) iman etmedikleri gibi onları kendi tuğyanları içerisinde kör ve şaşkın bocalar halde terkederiz.وَلَوْ أَنَّنَا نَزَّلْنَا إِلَيْهِمُ الْمَلَائِكَةَ وَكَلَّمَهُمُ الْمَوْتَى وَحَشَرْنَا عَلَيْهِمْ كُلَّ شَيْءٍ قُبُلًا مَا كَانُوا لِيُؤْمِنُوا إِلَّا أَنْ يَشَاءَ اللَّهُ وَلَكِنَّ أَكْثَرَهُمْ يَجْهَلُونَ 111-) Ve lev ennena nezzelna ileyhimül Melaikete ve kelemmehümül mevta ve haşerna aleyhim külle şey'in kubülen ma kânu liyu'minu illâ en yeşaAllahu ve lâkinne ekserehüm yechelun; Eğer biz onlara melaikeyi indirseydik ölüler onlarla konuşsaydı ve herşeyi onlara önlerinde haşretseydik Allah dilemesi hariç (onlar gene de) iman etmezlerdi... Fakat onların ekseriyeti cahillik yapıyorlar.وَكَذَلِكَ جَعَلْنَا لِكُلِّ نَبِيٍّ عَدُوًّا شَيَاطِينَ الْإِنْسِ وَالْجِنِّ يُوحِي بَعْضُهُمْ إِلَى بَعْضٍ زُخْرُفَ الْقَوْلِ غُرُورًا وَلَوْ شَاءَ رَبُّكَ مَا فَعَلُوهُ فَذَرْهُمْ وَمَا يَفْتَرُونَ 112-) Ve kezâlike cealna likülli Nebîyyin adüvven şeyatıynel’insi vel cinni yuhıy ba'duhüm illâ ba'din zuhrufel kavli ğurura* velev şae Rabbüke ma fealuhu fezerhüm ve ma yefterun;Ve böylece her Nebî’ye ins ve cinn şeytanlarını düşman kıldık... Onlardan bazısı bazısına aldatmak (zıddını göstermek idrak ettirmek) için yaldızlı söz vahyeder (fısıldar)... Eğer Rabbin dileseydi onu yapmazlardı... Artık bırak onları iftiraları ile başbaşa.وَلِتَصْغَى إِلَيْهِ أَفْئِدَةُ الَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِالْآخِرَةِ وَلِيَرْضَوْهُ وَلِيَقْتَرِفُوا مَا هُمْ مُقْتَرِفُونَ 113-) Ve li tesğa ileyhi ef'idetülleziyne la yu'minune Bil ahireti ve li yerdavhu ve liyakterifu ma hüm mukterifun; Ta ki (B sırrıyla) ahirete iman etmeyenlerin fuadları (gönülleri) ona (yaldızlı sözlere) meyletsin ondan hoşlansınlar ve (böylece) kazanıyor olduklarını elde etmeğe devam etsinler.فَغَيْرَ اللَّهِ أَبْتَغِي حَكَمًا وَهُوَ الَّذِي أَنْزَلَ إِلَيْكُمُ الْكِتَابَ مُفَصَّلًا وَالَّذِينَ ءَاتَيْنَاهُمُ الْكِتَابَ يَعْلَمُونَ أَنَّهُ مُنَزَّلٌ مِنْ رَبِّكَ بِالْحَقِّ فَلَا تَكُونَنَّ مِنَ الْمُمْتَرِينَ 114-) EfeğayrAllahi ebteğıy hakemen ve HUvelleziy enzele ileykümül Kitabe müfassala* velleziyne ateynahümül Kitabe ya'lemune ennehu münezzelün min Rabbike Bil Hakkı fela tekûnenne minel mümteriyn;O size Kitab’ı mufassal (tafsil edilmiş açıklanmış) olarak inzal etmişken Allah’dan gayrı bir hakem mi arayayım?... Kendilerine kitab verdiklerimiz O’nun Rabbinden BilHakk (Hakk olarak) münezzel (indirilmiş) olduğunu bilirler... Sakın şüphe edenlerden olma.وَتَمَّتْ كَلِمَةُ رَبِّكَ صِدْقًا وَعَدْلًا لَا مُبَدِّلَ لِكَلِمَاتِهِ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ 11 5-) Ve temmet kelimetü Rabbike sıdkan ve adla* la mübeddile li kelimatiHİ ve HuvesSemiy’ul ‘Alîym;Rabbinin Kelimesi sıdk ve adl olarak tamamlanmıştır... O’nun Kelimelerini tebdil edecek yoktur... O’dur Semi’ Aliym.وَإِنْ تُطِعْ أَكْثَرَ مَنْ فِي الْأَرْضِ يُضِلُّوكَ عَنْ سَبِيلِ اللَّهِ إِنْ يَتَّبِعُونَ إِلَّا الظَّنَّ وَإِنْ هُمْ إِلَّا يَخْرُصُونَ 11 6-) Ve in tutı' eksere men fiyl Ardı yudılluke an sebıylillah* in yettebiune illazzanne ve in hüm illâ yahrusun; Eğer Arz’da bulunanların ekseriyetine itaat edersen seni Allah yolundan saptırırlar... (Zira) onlar ancak zanna tabi olurlar (yakinleri yok) ve onlar ancak tahmin üzere konuşup saçmalarlar.إِنَّ رَبَّكَ هُوَ أَعْلَمُ مَنْ يَضِلُّ عَنْ سَبِيلِهِ وَهُوَ أَعْلَمُ بِالْمُهْتَدِينَ 117-) İnne Rabbeke HUve a'lemü men yedıllu an sebiyliHİ ve HUve a'lemü Bil mühtediyn;Muhakkak ki senin Rabbin O daha iyi bilir O’nun yolundan sapanı... Ve O (B sırrınca) daha iyi bilir doğru yolda olanları.فَكُلُوا مِمَّا ذُكِرَ اسْمُ اللَّهِ عَلَيْهِ إِنْ كُنْتُمْ بِآيَاتِهِ مُؤْمِنِينَ 118-) Fekülu mimma zükiresmullahi aleyhi in küntüm Bi ayatiHİ mu’miniyn; Eğer O’nun ayetlerine (B sırrıyla) mü’minler iseniz üzerine Allah İsmi zikredilenden (İnsan-ı Kamil’in tezkiye ettiğini) yeyin.وَمَا لَكُمْ أَلَّا تَأْكُلُوا مِمَّا ذُكِرَ اسْمُ اللَّهِ عَلَيْهِ وَقَدْ فَصَّلَ لَكُمْ مَا حَرَّمَ عَلَيْكُمْ إِلَّا مَا اضْطُرِرْتُمْ إِلَيْهِ وَإِنَّ كَثِيرًا لَيُضِلُّونَ بِأَهْوَائِهِمْ بِغَيْرِ عِلْمٍ إِنَّ رَبَّكَ هُوَ أَعْلَمُ بِالْمُعْتَدِينَ 119-) Ve ma leküm ella te'külu mimma zükiresmullahi aleyhi ve kad fassale leküm ma harreme aleyküm illâ madturirtüm ileyhi ve inne kesiyren leyudıllune Bi ehvaihim Bi ğayri ‘ılm* inne Rabbeke HUve a'lemü Bil mu'tediyn;Size ne oluyor da üzerine Allah İsmi zikredilenden yemiyorsunuz?... Mecburiyetten/zaruri olarak ona ihtiyaç duymanız müstesna size neyi haram kıldığını size (Allah) tafsil etmiştir... Muhakkak ki bir çoğu Bi-gayri ilim (ilimsizce) (Bi-) hevaları ile saptırıyorlar... Muhakkak ki senin Rabbin O (B sırrınca) daha iyi bilir haddi aşanları.وَذَرُوا ظَاهِرَ الْإِثْمِ وَبَاطِنَهُ إِنَّ الَّذِينَ يَكْسِبُونَ الْإِثْمَ سَيُجْزَوْنَ بِمَا كَانُوا يَقْتَرِفُونَ 120-) Ve zeru zahirel ismi ve batıneh* innelleziyne yeksibunel isme seyüczevne Bi ma kânu yakterifun; Günah’ın zahirisini de batınısını da bırakın... Muhakkak ki günah kesbedenler kazanmakta oldukları ile (B sırrınca) cezalandırılacaklardır.وَلَا تَأْكُلُوا مِمَّا لَمْ يُذْكَرِ اسْمُ اللَّهِ عَلَيْهِ وَإِنَّهُ لَفِسْقٌ وَإِنَّ الشَّيَاطِينَ لَيُوحُونَ إِلَى أَوْلِيَائِهِمْ لِيُجَادِلُوكُمْ وَإِنْ أَطَعْتُمُوهُمْ إِنَّكُمْ لَمُشْرِكُونَ 121-) Ve la te'külu mimma lem yüzkerismullahi aleyhi ve innehu lefısk* ve inneş şeyatıyne leyuhune ila evliyaihim li yücadiluküm* ve in eta'tümuhüm inneküm le müşrikûn; Üzerine Allah İsmi zikredilmeyenden (insani bilince ait olmayandan) yemeyin... Çünkü o kesinlikle fısk’tır (bilincin bozulması işlevini yitirmesi; Din’den çıkmadır)... Muhakkak ki şeytanlar kendi dostlarına sizinle mücadele etmeleri için vahyederler... Eğer onlara itaat ederseniz kesinlikle siz de müşrikler olursunuz.أَوَمَنْ كَانَ مَيْتًا فَأَحْيَيْنَاهُ وَجَعَلْنَا لَهُ نُورًا يَمْشِي بِهِ فِي النَّاسِ كَمَنْ مَثَلُهُ فِي الظُّلُمَاتِ لَيْسَ بِخَارِجٍ مِنْهَا كَذَلِكَ زُيِّنَ لِلْكَافِرِينَ مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ 122-) Evemen kâne meyten feahyeynahu ve cealna lehu nuren yemşiy Bihi fiynNasi kemen meselühu fiyz zulümati leyse Bi hâricin minha* kezâlike züyyine lilkafiriyne ma kânu ya'melun; Ölü iken kendisini (Hakikat İlmi ile) dirilttiğimiz insanlar içinde onunla (B sırrınca) yürümesi için kendisine bir nur oluşturduğumuz kimse (nin durumu) karanlıklar içinde kalıp (birimselliği ile) ondan (B gerçeğince) çıkamayan kimseninki gibi olur mu?... Yapmakta oldukları kafirlere böylece süslendirildi.وَكَذَلِكَ جَعَلْنَا فِي كُلِّ قَرْيَةٍ أَكَابِرَ مُجْرِمِيهَا لِيَمْكُرُوا فِيهَا وَمَا يَمْكُرُونَ إِلَّا بِأَنْفُسِهِمْ وَمَا يَشْعُرُونَ 123-) Ve kezâlike cealna fiy külli karyetin ekabira mücrimiyha liyemküru fiyha* ve ma yemkürune illâ Bi enfüsihim ve ma yeş'urun; Böylece her karye’de (şehirde; Nebî/Rasûllerin ba’solduğu yerde) ekabir (ulular büyükler)’i oranın mücrimleri (suçluları günahkarları) kıldık ki orada hile-tuzak kursunlar... (Halbuki onlar B sgerçeğince) kendilerinden başkasına tuzak kurmuyorlar ama farkında değiller.وَإِذَا جَاءَتْهُمْ ءَايَةٌ قَالُوا لَنْ نُؤْمِنَ حَتَّى نُؤْتَى مِثْلَ مَا أُوتِيَ رُسُلُ اللَّهِ اللَّهُ أَعْلَمُ حَيْثُ يَجْعَلُ رِسَالَتَهُ سَيُصِيبُ الَّذِينَ أَجْرَمُوا صَغَارٌ عِنْدَ اللَّهِ وَعَذَابٌ شَدِيدٌ بِمَا كَانُوا يَمْكُرُونَ 124-) Ve iza caethüm ayetün kalu len nu'mine hatta nu'ta misle ma utiye Rusulullah* Allahu a'lemü haysü yec'alü risaleteHU seyusıybülleziyne ecramu sağarun ındAllahi ve azabün şediydün Bi ma kânu yemkürun;Onlara bir ayet geldiğinde: “Allah Rasûllerine (?) verilenin misli bize verilmedikçe asla iman etmeyeceğiz” dediler... Allah risaletini nerede oluşturacağını daha iyi bilir... Mücrimlere (suç işleyenlere) yaptıkları hilelerinden-tuzaklarından dolayı (B gerçeğince) indAllah’da küçüklük ve şiddetli azab isabet edecektir.فَمَنْ يُرِدِ اللَّهُ أَنْ يَهدِيَهُ يَشْرَحْ صَدْرَهُ لِلْإِسْلَامِ وَمَنْ يُرِدْ أَنْ يُضِلَّهُ يَجْعَلْ صَدْرَهُ ضَيِّقًا حَرَجًا كَأَنَّمَا يَصَّعَّدُ فِي السَّمَاءِ كَذَلِكَ يَجْعَلُ اللَّهُ الرِّجْسَ عَلَى الَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ 125-) Femen yüridillahu en yehdiyehu yeşrah sadrehu li’lİslam* ve men yürid en yudıllehu yec'al sadrehu dayyikan harecen keennema yassa’adu fiys Sema'* kezâlike yec'alullahurricse alelleziyne la yu'minun; Allah kimi doğru yola iletmek/hidayet etmek dilerse onun sadrını İslam’a (teslim olmaya) açar (genişletir)... Kimi de saptırmayı dilerse onun da sadrını (öyle) daraltıp zorlaştırır (ki o) sanki Sema’da yükseliyor gibidir... Böylece Allah iman etmeyenler üzerine pislik/azab çökertir.وَهَذَا صِرَاطُ رَبِّكَ مُسْتَقِيمًا قَدْ فَصَّلْنَا الْآيَاتِ لِقَوْمٍ يَذَّكَّرُونَ 126-) Ve haza sıratu Rabbike müstekıyma* kad fassalnel ayati li kavmin yezzekkerun; İşte bu Rabbinin sırat-ı müstakıym’idir... Hatırlayıp ibret alan bir kavim için ayetleri gerçekten (biz) tafsil ettik.لَهُمْ دَارُ السَّلَامِ عِنْدَ رَبِّهِمْ وَهُوَ وَلِيُّهُمْ بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ 127-) Lehüm DarusSelâmi ınde Rabbihim ve HUve Veliyyühüm Bi ma kânu ya'melun; Rableri indinde DarüsSelam (selam yurdu) onlarındır... Yapmakta oldukları amelleri dolayısıyla O (B sırrınca) onların Veliy’sidir.وَيَوْمَ يَحْشُرُهُمْ جَمِيعًا يَامَعْشَرَ الْجِنِّ قَدِ اسْتَكْثَرْتُمْ مِنَ الْإِنْسِ وَقَالَ أَوْلِيَاؤُهُمْ مِنَ الْإِنْسِ رَبَّنَا اسْتَمْتَعَ بَعْضُنَا بِبَعْضٍ وَبَلَغْنَا أَجَلَنَا الَّذِي أَجَّلْتَ لَنَا قَالَ النَّارُ مَثْوَاكُمْ خَالِدِينَ فِيه 128-) Ve yevme yahşurühüm cemiy’a* ya ma'şeral cinni kadisteksertüm minel ins* ve kale evliyaühüm minel insi Rabbenestemte’a ba'duna Bi ba’din ve belağna ecelenelleziy eccelte lena* kalennaru mesvaküm halidiyne fiyha illâ ma şaAllah* inne Rabbeke Hakiymun ‘Aliym; (Allah) onları cemi’an haşrettiği gün: “Ey cinn topluluğu gerçekten ins’in ekseriyyetini hükmünüze alıp kendinize kattınız/ins’den çokluk yaptınız” (der)... İns’den onların dostları olanlar şöyle der: “Bazımız (Bi-) bazımız ile faydalandı... (Nihayet) bizim için belirlediğin ecelimiz (biyolojik ölüm) bize ulaştı”... Şöyle der: “Nar (kayıtlılık boyutu) sizin barınağınızdır; Allah’ın dilemesi hariç onda ebedi kalıcılarsınız”... Muhakkak ki senin Rabbin Hakiym’dir Aliym’dir.وَكَذَلِكَ نُوَلِّي بَعْضَ الظَّالِمِينَ بَعْضًا بِمَا كَانُوا يَكْسِبُونَ 129-) Ve kezâlike nüvelliy ba'daz zalimiyne ba'dan Bi ma kânu yeksibun; İşte (biz) kazanmakta oldukları ile (B sırrınca) zalimlerin bazısını bazısına dost ederiz (Nar’da beraberdirler).يَامَعْشَرَ الْجِنِّ وَالْإِنْسِ أَلَمْ يَأْتِكُمْ رُسُلٌ مِنْكُمْ يَقُصُّونَ عَلَيْكُمْ ءَايَاتِي وَيُنْذِرُونَكُمْ لِقَاءَ يَوْمِكُمْ هَذَا قَالُوا شَهِدْنَا عَلَى أَنْفُسِنَا وَغَرَّتْهُمُ الْحَيَاةُ الدُّنْيَا وَشَهِدُوا عَلَى أَنْفُسِهِمْ أَنَّهُمْ ك 130-) Ya ma’şeral cinni vel insi elem ye'tiküm Rusulün minküm yekussune aleyküm ayatiy ve yünziruneküm lıkae yevmiküm haza* kalu şehidna alâ enfüsina ve ğarrethümül hayatüd dünya ve şehıdu alâ enfüsihim ennehüm kânu kafiriyn; “Ey cinn ve ins topluluğu (yani ey insansı ve insan?) !.. Sizden ayetlerimi size kıssa eden ve şu gününüze kavuşma (nız gerçeği) için sizi uyaran Rasûller gelmedi mi size?”... “Nefslerimiz üzerine/kendi aleyhlerimize şahidlik ettik” dediler... Dünya hayatı onları aldattı ve kendilerinin kafir olduklarına (gerçeği reddettiklerini) nefsleri üzerine şahidlik ettiler.ذَلِكَ أَنْ لَمْ يَكُنْ رَبُّكَ مُهْلِكَ الْقُرَى بِظُلْمٍ وَأَهْلُهَا غَافِلُونَ 131-) Zâlike en lem yekün Rabbüke mühlikel kura Bi zulmin ve ehlüha ğafilun; Bu şundandır: Rabbin ehli gafil (halkı habersiz; risaletle uyarılmamış) iken Bi-zulm (zulmen) karyeleri (ülkeleri) helak edici değildir (Demek ki insanda risalet boyutu var hakkı verilmelidir).وَلِكُلٍّ دَرَجَاتٌ مِمَّا عَمِلُوا وَمَا رَبُّكَ بِغَافِلٍ عَمَّا يَعْمَلُونَ 132-) Ve li küllin derecâtun mimma amilu* ve ma Rabbüke Bi ğafilin amma ya'melun; Her birinin amellerine göre dereceleri vardır... Rabbin onların amellerinden (Bi-) gafil değildir. وَرَبُّكَ الْغَنِيُّ ذُو الرَّحْمَةِ إِنْ يَشَأْ يُذْهِبْكُمْ وَيَسْتَخْلِفْ مِنْ بَعْدِكُمْ مَا يَشَاءُ كَمَا أَنْشَأَكُمْ مِنْ ذُرِّيَّةِ قَوْمٍ ءَاخَرِينَ 133-) Ve Rabbükel Ğaniyyü Zür rahmeti in yeşe' yüzhibküm ve yestahlif min ba'diküm ma yeşaü kema enşeeküm min zürriyyeti kavmin ahariyn;Rabbin Ğaniyy’dir ZürRahmet (rahmet sahibi)’dir... Eğer dilerse sizi giderir ve sizden sonra dilediğini halife yapar... Başka bir kavmin zürriyyetinden sizi inşa ettiği gibi.إِنَّ مَا تُوعَدُونَ لَآتٍ وَمَا أَنْتُمْ بِمُعْجِزِينَ 134-) İnne ma tuadune leatin ve ma entüm Bi mu'ciziyn; Muhakkak ki (size) va’dolunanlar kesinlikle gelecektir... Siz aciz bırakamazsınız. قُلْ يَاقَوْمِ اعْمَلُوا عَلَى مَكَانَتِكُمْ إِنِّي عَامِلٌ فَسَوْفَ تَعْلَمُونَ مَنْ تَكُونُ لَهُ عَاقِبَةُ الدَّارِ إِنَّهُ لَا يُفْلِحُ الظَّالِمُونَ 135-) Kul ya kavmı'melu alâ mekanetiküm inniy amil* fe sevfe ta'lemune men tekûnu lehu akıbetüddar* innehu la yüflihuzzalimun; De ki: “Ey kavmim mekanetiniz (mertebeniz) üzere amel edin... Muhakkak ki ben de (makamım üzere) amilim... Yurdun akibetinin kimin olacağını yakında bileceksiniz”... Muhakkak ki zalimler felaha ermezler.وَجَعَلُوا لِلَّهِ مِمَّا ذَرَأَ مِنَ الْحَرْثِ وَالْأَنْعَامِ نَصِيبًا فَقَالُوا هَذَا لِلَّهِ بِزَعْمِهِمْ وَهَذَا لِشُرَكَائِنَا فَمَا كَانَ لِشُرَكَائِهِمْ فَلَا يَصِلُ إِلَى اللَّهِ وَمَا كَانَ لِلَّهِ فَهُوَ يَصِلُ إِلَى شُرَكَائِهِمْ سَاءَ مَا يَحْ 136-) Ve cealu Lillahi mimma zerae minel harsi vel en'ami nasıyben fekalu haza Lillahi Bi za'mihim ve haza lişürekaina* fema kâne li şürekaihim fela y esılu ilAllah* ve ma kâne Lillahi fehuve y esılu ila şürekaihim* sae ma yahkümun; (O’nun) yarattığı hers (ekin)’den ve en’am (hayvan)’dan (herşey kendi Esmasının bir zuhuru ve onlara bir in’amı iken) Allah’a bir pay ayırdılar... Kendi zanlarınca şöyle dediler: “Bu Allah’ın bu da ortak koştuklarımızındır (Hakikatten gafiller)”... (Oysa) ortak koştukları için olan Allah’a vasıl olmaz... (Ama) Allah için olan onların ortak koştuklarına ulaşır... Ne kötü hüküm veriyorlar!.Not: Rasûlullah s.a.v. diyor ki: Muhakkak ki Allah şöyle buyurdu: “Ben ortağın en hayırlısıyım... Her kim benimle beraber bir ortak koşarsa o (ortak koştuğu şey) ortağıma aittir (onu ortağıma bırakırım)”... Ey insanlar!.. Amellerinizi Allah’a halis kılınız... Çünkü Allah ancak kendisi için halis olarak yapılanı kabul eder... “Bu Allah için bu da rahım (akrabalık) için” demeyin; çünkü o sadece rahım (akrabalık) için olur ondan Allah için (Allah’a ait) bir şey olmaz... “Bu Allah için ve ve sizin yüzünüz (hatırınız) için” demeyin... Çünkü o “sizin hatırınız” için olur ondan Allah için (Allah’a ait) bir şey olmaz!...وَكَذَلِكَ زَيَّنَ لِكَثِيرٍ مِنَ الْمُشْرِكِينَ قَتْلَ أَوْلَادِهِمْ شُرَكَاؤُهُمْ لِيُرْدُوهُمْ وَلِيَلْبِسُوا عَلَيْهِمْ دِينَهُمْ وَلَوْ شَاءَ اللَّهُ مَا فَعَلُوهُ فَذَرْهُمْ وَمَا يَفْتَرُونَ 137-) Ve kezâlike zeyyene li kesiyrin minel müşrikiyne katle evladihim şürakâühüm liyurduhüm ve liyelbisu aleyhim diynehüm* velev şaAllahu ma fealuhu fezerhüm ve ma yefterun; Ve yine böylece onların ortakları (kafalarında yarattıkları) müşriklerden bir çoğuna evladlarını öldürmeyi süslü gösterdi ki hem onları helak etsinler hem de dinlerini onlara karmakarışık etsinler... Eğer Allah dileseydi onu yapmazlardı... (O halde) onları uydurdukları ile başbaşa bırak.وَقَالُوا هَذِهِ أَنْعَامٌ وَحَرْثٌ حِجْرٌ لَا يَطْعَمُهَا إِلَّا مَنْ نَشَاءُ بِزَعْمِهِمْ وَأَنْعَامٌ حُرِّمَتْ ظُهُورُهَا وَأَنْعَامٌ لَا يَذْكُرُونَ اسْمَ اللَّهِ عَلَيْهَا افْتِرَاءً عَلَيْهِ سَيَجْزِيهِمْ بِمَا كَانُوا يَفْتَرُونَ 138-) Ve kalu hazihi en'amün ve harsün hıcr* la yat'amüha illâ men neşaü Bi za'mihim ve en'amün hurrimet zuhuruha ve en'amün la yezkürunesmallahi aleyheftiraen aleyh* seyecziyhim Bi ma kânu yefterun; (Örflerindeki şartlanma ve değer yargılarını Allah hükmü diyn kabul edenler) (Bi-) zanları ile şöyle dediler: “Bu en’am (hayvanlar: deve+sığır+koyun cinsi) ve hers (ekin) hicr’dir (haram dokunulmaz; saygı değer)... Onları dilediğimizden başkası yiyemez”... (Bu kısım) en’am (ın) sırtları haram kılınmıştır (binek yapılmaz)... (Bir takım) en’am da (var ki; -putlarına kurban ettikleri-) üzerlerine Allah İsmi’ni zikretmezler; O’na (Allah’a) iftira ederek... (Allah) onları (B gerçeğince) uydurmakta oldukları ile cezalandıracaktır.وَقَالُوا مَا فِي بُطُونِ هَذِهِ الْأَنْعَامِ خَالِصَةٌ لِذُكُورِنَا وَمُحَرَّمٌ عَلَى أَزْوَاجِنَا وَإِنْ يَكُنْ مَيْتَةً فَهُمْ فِيهِ شُرَكَاءُ سَيَجْزِيهِمْ وَصْفَهُمْ إِنَّهُ حَكِيمٌ عَلِيمٌ 139-) Ve kalu ma fiy butuni hazihil en'ami halisatün lizükürina ve muharremün alâ ezvacina* ve in yekün meyteten fehüm fiyhi şürekâ'* seyecziyhim vasfehüm* inneHU Hakiymun ‘Aliym; Ve dediler ki: “Şu en’am’ın batnın (karnın) dakiler yalnız erkeklerimize hastır (helaldir) eşlerimize (kadınlarımıza) haram kılınmıştır... Eğer (doğan) meyte (leş ölü) olur (doğar) sa onlar (erkek+kadın) onda ortaktırlar”... (Allah’a nisbet ederek yaptıkları) bu vasıflamaları (ile Allah) onları cezalandıracaktır... Muhakkak ki O Hakiym’dir Aliym’dir.قَدْ خَسِرَ الَّذِينَ قَتَلُوا أَوْلَادَهُمْ سَفَهًا بِغَيْرِ عِلْمٍ وَحَرَّمُوا مَا رَزَقَهُمُ اللَّهُ افْتِرَاءً عَلَى اللَّهِ قَدْ ضَلُّوا وَمَا كَانُوا مُهْتَدِينَ 140-) Kad hasiralleziyne katelu evladehüm sefehen Bi ğayri ilmin ve harremu ma razekahümullahuftiraen alellah* kad dallu ve ma kânu mühtediyn; Bi-gayri ilim (ilmin gayrı olarak) evladlarını ahmakça (anlayışı kıtlıktan) öldürenler ve Allah’ın kendilerine ihsan ettiği rızkı Allah üzerine iftira ederek haram yapanlar gerçekten hüsrana uğramıştır... Hakikaten (bunlar) sapmışlardır ve doğru yolu bulanlar da olmamışlardır. |
|
| | #30 |
| Forumun Tiryakisi ![]() | 6. EN'ÂM SÛRESİ الانعا بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHIYM وَهُوَ الَّذِي أَنْشَأَ جَنَّاتٍ مَعْرُوشَاتٍ وَغَيْرَ مَعْرُوشَاتٍ وَالنَّخْلَ وَالزَّرْعَ مُخْتَلِفًا أُكُلُهُ وَالزَّيْتُونَ وَالرُّمَّانَ مُتَشَابِهًا وَغَيْرَ مُتَشَابِهٍ كُلُوا مِنْ ثَمَرِهِ إِذَا أَثْمَرَ وَءَاتُوا حَقَّهُ يَوْمَ حَصَادِهِ وَلَا تُ 141-) Ve HUvelleziy enşee cennâtin ma'ruşatin ve ğayre ma'ruşatin vennahle vezzer'a muhtelifen ükülühu vezzeytune verrummane müteşabihen ve ğayre müteşabih* külu min semerihi iza esmere ve atu hakkahu yevme hasadih* ve la tüsrifu* inneHU la yuhıbbul müsrifiyn; Çardaklı ve çardaksız bahçeleri hurma (lar) ı yemişleri muhtelif ekin (leri tarlaları) zeytinleri ve narları müteşabih ve gayri müteşabih olarak inşa eden O’dur... O’nun semeresini (ürünlerini ilk) meyve verdiğinde (ham iken) yiyin; hasadının gününde (kemala erdiğinde) ise onun hakkını verin (zekat infak; adalet)... (Sakın) israf etmeyin (adaletsizlik yapmayın)... Çünkü O israf edenleri sevmez.وَمِنَ الْأَنْعَامِ حَمُولَةً وَفَرْشًا كُلُوا مِمَّا رَزَقَكُمُ اللَّهُ وَلَا تَتَّبِعُوا خُطُوَاتِ الشَّيْطَانِ إِنَّهُ لَكُمْ عَدُوٌّ مُبِينٌ 142-) Ve minel en'ami hamuleten ve ferşa* külu mimma razekakümullahu ve la tettebiu hutuvatiş şeytan* innehu leküm adüvvün mübiyn; En’am’dan yük taşıyanı da (yününden) döşek-sergi yapılanı da (inşa eden O’dur)... Allah’ın size verdiği rızıktan yiyin ve şeytanın adımlarına uymayın... Kesinlikle o sizin apaçık düşmanınızdır. ثَمَانِيَةَ أَزْوَاجٍ مِنَ الضَّأْنِ اثْنَيْنِ وَمِنَ الْمَعْزِ اثْنَيْنِ قُلْ ءَالذَّكَرَيْنِ حَرَّمَ أَمِ الْأُنْثَيَيْنِ أَمَّا اشْتَمَلَتْ عَلَيْهِ أَرْحَامُ الْأُنْثَيَيْنِ نَبِّئُونِي بِعِلْمٍ إِنْ كُنْتُمْ صَادِقِينَ 143-) Semaniyete ezvac* minedda'nisneyni ve minel ma'zisneyni kul azzekereyni harrame emil ünseyeyni emmeştemelet aleyhi erhamül’ünseyeyn* nebbiuniy Bi ılmin in küntüm sadikıyn; Sekiz çift/eş: Koyundan iki keçiden iki (çift)... De ki: “İki erkeği mi (Allah) haram kıldı iki dişiyi mi yoksa iki dişinin rahimlerinin iştimal ettiğini (sarıp içine aldığını) mi?.. Eğer doğru iseniz bana (Bi-) ilimle haber verin”.وَمِنَ الْإِبِلِ اثْنَيْنِ وَمِنَ الْبَقَرِ اثْنَيْنِ قُلْ ءَالذَّكَرَيْنِ حَرَّمَ أَمِ الْأُنْثَيَيْنِ أَمَّا اشْتَمَلَتْ عَلَيْهِ أَرْحَامُ الْأُنْثَيَيْنِ أَمْ كُنْتُمْ شُهَدَاءَ إِذْ وَصَّاكُمُ اللَّهُ بِهَذَا فَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّنِ افْتَرَى عَلَى ال 144-) Ve minel ibilisneyni ve minel bakarisneyn* kul azzekereyni harrame emil ünseyeyni emmeştemelet aleyhi erhamül ünseyeyn* em küntüm şühedae iz vassakümullahu Bi haza* femen azlemü mimmeniftera alellahi keziben li yudıllenNase Bi ğayri ‘ılm* innAllahe la yehdilkavmezzalimiyn; Ve deveden iki sığırdan iki (çift)... De ki: “İki erkeği mi (Allah) haram kıldı iki dişiyi mi yoksa iki dişinin rahimlerinin iştimal ettiğini (içine aldığını) mi?... Yoksa Allah size bunu (B sırrınca) vasiyyet ettiğinde şahidler mi idiniz?”... İnsanları saptırmak için Bi-gayri ilim (ilimsizce) Allah üzerine yalan uydurandan daha zalim kimdir?.. Muhakkak ki Allah zalimler kavmine hidayet etmez.قُلْ لَا أَجِدُ فِي مَا أُوحِيَ إِلَيَّ مُحَرَّمًا عَلَى طَاعِمٍ يَطْعَمُهُ إِلَّا أَنْ يَكُونَ مَيْتَةً أَوْ دَمًا مَسْفُوحًا أَوْ لَحْمَ خِنْزِيرٍ فَإِنَّهُ رِجْسٌ أَوْ فِسْقًا أُهِلَّ لِغَيْرِ اللَّهِ بِهِ فَمَنِ اضْطُرَّ غَيْرَ بَاغٍ وَلَا عَادٍ فَإِن 145-) Kul la ecidü fiyma uhıye ileyye muharremen alâ taımin yat'amühu illâ en yekûne meyteten ev demen mesfuhan ev lahme hınziyrin feinnehu ricsün ev fiskan ühille li ğayrillahi Bihi femenidturre ğayre bağın ve la adin feinne Rabbeke Ğafurun Rahîym;De ki:”Bana vahyolunanlar içinde (bu haram dediklerinizi) yiyen biri üzerine haram edilmiş (bir şey) bulamıyorum... Ancak meyte (leş) akıtılmış kan domuz eti-ki o gerçekten pistir- ve (B gerçeğince) Allah’dan gayrı adına boğazlanan bir fısk olursa müstesna (yani bu dört’ü haramdır)”... Ama kim muzdar olursa (zarurette kalanın) zulmetmeksizin (arzulamayarak helal saymayarak) ve haddi aşmaksızın (bunlardan yiyebilir)”... Muhakkak ki senin Rabbin Ğafur’dur Rahıym’dir.وَعَلَى الَّذِينَ هَادُوا حَرَّمْنَا كُلَّ ذِي ظُفُرٍ وَمِنَ الْبَقَرِ وَالْغَنَمِ حَرَّمْنَا عَلَيْهِمْ شُحُومَهُمَا إِلَّا مَا حَمَلَتْ ظُهُورُهُمَا أَوِ الْحَوَايَا أَوْ مَا اخْتَلَطَ بِعَظْمٍ ذَلِكَ جَزَيْنَاهُمْ بِبَغْيِهِمْ وَإِنَّا لَصَادِقُونَ 146-) Ve alelleziyne hadu harramna külle zıy zufür* ve minel bekari vel ğanemi harramna aleyhim şuhumehüma illâ ma hamelet zuhuruhüma evil havaya ev mahteleta Bi azm* zâlike cezeynahüm Bi bağyihim* ve inna lesadikun; Yahudi olanlara bütün tırnaklıları (her tırnak sahibini) haram kıldık... Onlara sığır ve koyunun iç yağlarını da haram kıldık... Ancak o ikisinin (sığır ve koyunun) sırtlarının ve bağırsaklarının taşıdığı ya da (B sırrınca) kemiğe karışan müstesna... Bu (şundandır) onların zulümleri/haddi aşmaları ile (B gerçeğince) onları cezalandırdık... Ve biz elbette sadıklarız.فَإِنْ كَذَّبُوكَ فَقُلْ رَبُّكُمْ ذُو رَحْمَةٍ وَاسِعَةٍ وَلَا يُرَدُّ بَأْسُهُ عَنِ الْقَوْمِ الْمُجْرِمِينَ 147-) Fein kezzebuke fekul Rabbüküm zü rahmetin vasiatin ve la yüreddü be'sühu anil kavmil mücrimiyn;(Rasûlüm) eğer seni yalanladılar ise de ki: “Rabbiniz vasi’ rahmet sahibidir... O’nun azabı mücrimler kavminden geri çevrilmez (Rahmeti azaba mani olmaz bilakis azabı bile rahmet gereğidir)”.سَيَقُولُ الَّذِينَ أَشْرَكُوا لَوْ شَاءَ اللَّهُ مَا أَشْرَكْنَا وَلَا ءَابَاؤُنَا وَلَا حَرَّمْنَا مِنْ شَيْءٍ كَذَلِكَ كَذَّبَ الَّذِينَ مِنْ قَبْلِهِمْ حَتَّى ذَاقُوا بَأْسَنَا قُلْ هَلْ عِنْدَكُمْ مِنْ عِلْمٍ فَتُخْرِجُوهُ لَنَا إِنْ تَتَّبِعُونَ إِل 148-) Seyekulülleziyne eşrekü lev şaAllahu ma eşrekna ve la abaüna ve la harramna min şey'in kezâlike kezzebelleziyne min kablihim hatta zâku be'sena* kul hel ındeküm min ılmin fetuhricuhu lena* in tettebiune illezzanne ve in entüm illâ tahrusun;Şirk koşanlar: “Eğer Allah dileseydi biz de babalarımız da şirk koşmazdık... Hiç bir şeyi de haram kılmazdık” diyecekler... Onlardan öncekiler de azabımızı tadıncaya kadar işte böyle yalanladılar (var zannettikleri birimsel varlık halleri ile bunları söylediler?)... De ki: “İndinizde bize çıkaracağınız bir ilim var mı? (mümkün mü hiç?)... Siz ancak zanna tabi oluyorsunuz... Ve siz ancak tahmin üzere konuşup saçmalıyorsunuz”. قُلْ فَلِلَّهِ الْحُجَّةُ الْبَالِغَةُ فَلَوْ شَاءَ لَهَدَاكُمْ أَجْمَعِينَ 149-) Kul feLillahil huccetül baliğatü felev şae lehedaküm ecmeıyn;De ki: “Hüccetül’Baliğa (üstün tam doğrulayıcı zıddı olmayan delil) Allah’ındır”... Eğer dileseydi elbette sizin hepinizi hidayete erdirirdi.قُلْ هَلُمَّ شُهَدَاءَكُمُ الَّذِينَ يَشْهَدُونَ أَنَّ اللَّهَ حَرَّمَ هَذَا فَإِنْ شَهِدُوا فَلَا تَشْهَدْ مَعَهُمْ وَلَا تَتَّبِعْ أَهْوَاءَ الَّذِينَ كَذَّبُوا بِآيَاتِنَا وَالَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِالْآخِرَةِ وَهُمْ بِرَبِّهِمْ يَعْدِلُونَ 150-) Kul helümme şühedaekümülleziyne yeşhedune ennAllahe harrame haza* fein şehidu fela teşhed meahüm* ve la tettebı' ehvaelleziyne kezzebu Bi ayatina velleziyne la yu'minune Bil ahireti ve hüm Bi rabbihim ya'dilun; De ki: “Hadi Allah şunu haram etmiştir diye şahidlik eden şahidlerinizi getirin!”... Eğer şahidlik ettiler ise sen onlar ile beraber şahitlik etme... Ayetlerimizi (B sırrınca) yalanlayanların ve ahirete (B sırrıyla) iman etmeyenlerin hevalarına tabi olma!... Onlar Bi-Rabbihim (Bi-Rablerine) denk tutarlar.قُلْ تَعَالَوْاْ أَتْلُ مَا حَرَّمَ رَبُّكُمْ عَلَيْكُمْ أَلاَّ تُشْرِكُواْ بِهِ شَيْئًا وَبِالْوَالِدَيْنِ إِحْسَانًا وَلاَ تَقْتُلُواْ أَوْلاَدَكُم مِّنْ إمْلاَقٍ نَّحْنُ نَرْزُقُكُمْ وَإِيَّاهُمْ وَلاَ تَقْرَبُواْ الْفَوَاحِشَ مَا ظَهَرَ مِنْهَا وَمَا بَطَنَ وَلاَ تَقْتُلُواْ النَّفْسَ الَّتِي حَرَّمَ اللّهُ إِلاَّ بِالْحَقِّ ذَلِكُمْ وَصَّاكُمْ بِهِ لَعَلَّكُمْ تَعْقِلُون 151-) Kul tealev etlü ma harrame Rabbüküm aleyküm ella tüşrikü Bihi şey'en ve Bil valideyni ıhsana* ve la taktülu evladeküm min imlak* nahnü nerzukuküm ve iyyahüm* ve la takrebül fevahışe ma zahere minha ve ma betan* ve la taktülün nefselletiy harramAllahu illâ Bil hakk* zâliküm vassaküm Bihi lealleküm ta'kılun;De ki: “Gelin Rabbinizin size (neleri) haram ettiğini tilavet edeyim: O’na (B sırrınca) bir şeyi ortak koşmayın... (Bi-) ana-baba’ya ihsan üzere olun... Yoksullaşma/fakirlik’den dolayı evladlarınızı öldürmeyin... (Bilin ki) sizi de onları da biz rızıklandırırız... Fevahiş’in (çirkin günahlar’ın) zahir olanına (içki fuhuş .. gibi) da batın olanına (günahın düşüncesi fantaziler hırsızlık .. gibi) da yaklaşmayın... Bil-Hakk (hak ile olması) müstesna Allah’ın haram kıldığı nefsi öldürmeyin... İşte akledesiniz diye (Allah) onu (bu ilkeleri B sırrınca) size vasiyyet etti”.وَلَا تَقْرَبُوا مَالَ الْيَتِيمِ إِلَّا بِالَّتِي هِيَ أَحْسَنُ حَتَّى يَبْلُغَ أَشُدَّهُ وَأَوْفُوا الْكَيْلَ وَالْمِيزَانَ بِالْقِسْطِ لَا نُكَلِّفُ نَفْسًا إِلَّا وُسْعَهَا وَإِذَا قُلْتُمْ فَاعْدِلُوا وَلَوْ كَانَ ذَا قُرْبَى وَبِعَهْدِ اللَّهِ أَوْف 152-) Ve la takrebu malel yetiymi illâ Billetiy hiye ahsenü hatta yeblüğa eşüddeh* ve evfül keyle vel miyzane Bilkıst* la nükellifü nefsen illâ vüs'aha ve iza kultüm fa'dilu velev kâne zâ kurba* ve Bi ahdillahi evfu* zâliküm vassaküm Bihi lealleküm tezekkerun;Yetim’in malına yaklaşmayın... Ancak (yetim) rüşdüne (?) ulaşıncaya (babasından miras malından yararlanıncaya) kadar (Bi-) en güzeli ile olması müstesna... Ölçme ve tartma’yı Bil-kıst (uluhiyyet hükümlerine sünnetullah’a göre adaletle) tam yapın... (Biz) hiç bir nefs’i vus’atının (kapasitesinin) üstündeki ile mükellef kılmayız... Söylediğiniz zaman da adil olun (Hakkı söyleyin) velev ki yakınınız olsun... Allah Ahdi’ni (B sırrınca) ifa edin... İşte tezekkür edesiniz diye (Allah) size onu (bu ilkeleri B sırrınca) vasiyyet etti (bu kadar önemli!?).وَأَنَّ هَذَا صِرَاطِي مُسْتَقِيمًا فَاتَّبِعُوهُ وَلَا تَتَّبِعُوا السُّبُلَ فَتَفَرَّقَ بِكُمْ عَنْ سَبِيلِهِ ذَلِكُمْ وَصَّاكُمْ بِهِ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ 153-) Ve enne haza sıratıy müstekıymen fettebiuhu ve la tettebius sübüle feteferraka Biküm an sebiylih* zâliküm vassaküm Bihi lealleküm tettekun; Bu (tevhiyd diyni İslam) benim müstakiym (dosdoğru) sıratımdır (o halde) ona tabi olun (başka) sebillere (yollara; dinlere) tabi olmayın (zira) sizi (B gerçeğince) O’nun sebilinden (sırat-ı müstakıym’den; vahdet’ten) ayırırlar... İşte bilfiil korunasınız diye (Allah) size onu (bu ilkeleri B sırrınca) vasiyyet etti (çok önemli!?).ثُمَّ ءَاتَيْنَا مُوسَى الْكِتَابَ تَمَامًا عَلَى الَّذِي أَحْسَنَ وَتَفْصِيلًا لِكُلِّ شَيْءٍ وَهُدًى وَرَحْمَةً لَعَلَّهُمْ بِلِقَاءِ رَبِّهِمْ يُؤْمِنُونَ 154-) Sümme ateyna Musel Kitabe temamen alelleziy ahsene ve tafsıylen likülli şey’in ve hüden ve rahmeten leallehüm Bi Lıkai Rabbihim yu'minun; Sonra muhsin olanlar üzerine (nimetimizi?) tamamlamak her şeyi tafsil etmek huda (kılavuz hidayet) ve rahmet olarak Musa’ya Kitab’ı verdik ki onlar (B sırrınca) Rablerine kavuşacaklarına (Rablerinin B sırrınca varlıklarında açığa çıktığını yaşamaya) iman etsinler.وَهَذَا كِتَابٌ أَنْزَلْنَاهُ مُبَارَكٌ فَاتَّبِعُوهُ وَاتَّقُوا لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ 155-) Ve haza Kitabun enzelnahu mübarekün fettebiuhu vetteku lealleküm turhamun; İşte bu (Kur’an) da (bizim) inzal ettiğimiz mübarek bir bir Kitab’tır... (O halde) O’na tabi olun ve ittika edin ki size rahmet edilsin.أَنْ تَقُولُوا إِنَّمَا أُنْزِلَ الْكِتَابُ عَلَى طَائِفَتَيْنِ مِنْ قَبْلِنَا وَإِنْ كُنَّا عَنْ دِرَاسَتِهِمْ لَغَافِلِينَ 156-) En tekulu innema ünzilel Kitabu alâ taifeteyni min kablina ve in künna an dirasetihim leğafiliyn; “Kitab sadece bizden önceki iki taife (yahudi+nasara) üzerine inzal edildi; biz ise onların okuyup ders yapmasından elbette gafiller idik” demeyesiniz (diye inzal ettik).أَوْ تَقُولُوا لَوْ أَنَّا أُنْزِلَ عَلَيْنَا الْكِتَابُ لَكُنَّا أَهْدَى مِنْهُمْ فَقَدْ جَاءَكُمْ بَيِّنَةٌ مِنْ رَبِّكُمْ وَهُدًى وَرَحْمَةٌ فَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّنْ كَذَّبَ بِآيَاتِ اللَّهِ وَصَدَفَ عَنْهَا سَنَجْزِي الَّذِينَ يَصْدِفُونَ عَنْ ءَايَاتِ 157-) Ev tekulu lev enna ünzile aleynel Kitabu lekünna ehda minhüm* fekad caeküm beyyinetün min Rabbiküm ve hüden ve rahmetün femen azlemü mimmen kezzebe Bi ayatillahi ve sadefe anha* seneczilleziyne yasdifune an ayatina suel azabi Bi ma kânu yasdifun;Yahut: “Eğer bizim üzerimize de Kitab inzal olunsaydı elbette onlardan (o iki taifeden) daha hidayete ererdik” demeyesiniz diye... (Artık) Rabbinizden size bir beyyine (yolunuzun apaçık delilleri) huda (gayenize götürecek rehber) ve rahmet gelmiştir... Allah ayetlerini (B sırrınca) yalanlayıp onlardan yüz çevirenden daha zalim kimdir?.. Ayetlerimizden yüz çevirenleri yüz çevirmeleri sebebiyle (B gerçeğince) azabın kötüsü ile cezalandıracağız.هَلْ يَنْظُرُونَ إِلَّا أَنْ تَأْتِيَهُمُ الْمَلَائِكَةُ أَوْ يَأْتِيَ رَبُّكَ أَوْ يَأْتِيَ بَعْضُ ءَايَاتِ رَبِّكَ يَوْمَ يَأْتِي بَعْضُ ءَايَاتِ رَبِّكَ لَا يَنْفَعُ نَفْسًا إِيمَانُهَا لَمْ تَكُنْ ءَامَنَتْ مِنْ قَبْلُ أَوْ كَسَبَتْ فِي إِيمَانِهَا خَ 158-) Hel yenzurune illâ en te'tiyehümül Melaiketü ev ye'tiye Rabbüke ev ye'tiye ba'du ayati Rabbik* yevme ye'tiy ba'du ayati Rabbike la yenfeu nefsen imanüha lem tekün amenet min kablü ev kesebet fiy imaniha hayra* kulintezıru inna müntezırun; (Onlar iman etmek için) illa kendilerine melaike’nin gelmesini (fiziki ölüm) yahut Rabbinin gelmesini ya da Rabbinin bazı ayetlerinin gelmesini mi bekliyorlar?... Rabbinin ayetlerinin bazısı geldiği gün daha önce iman etmemiş (tanımamış) yahut imanında bir hayır kazanmamış nefse/kimseye imanı hiç bir fayda sağlamaz... De ki: “Bekleyin; biz de beklemekteyiz”.إِنَّ الَّذِينَ فَرَّقُوا دِينَهُمْ وَكَانُوا شِيَعًا لَسْتَ مِنْهُمْ فِي شَيْءٍ إِنَّمَا أَمْرُهُمْ إِلَى اللَّهِ ثُمَّ يُنَبِّئُهُمْ بِمَا كَانُوا يَفْعَلُونَ 159-) İnnelleziyne ferreku diynehüm ve kânu şiyean leste minhüm fiy şey'in innema emruhüm ilAllahi sümme yünebbiuhüm Bi ma kânu yef'alun;Dinlerini parça parça edip fırka fırka olanlar varya (Rasûlüm) senin onlarla hiç bir ilişiğin yoktur... Onların işi ancak Allah’a kalmıştır... Sonra (O) onlara yapmakta oldukları fiillerini (B sırrınca) haber verecektir.مَنْ جَاءَ بِالْحَسَنَةِ فَلَهُ عَشْرُ أَمْثَالِهَا وَمَنْ جَاءَ بِالسَّيِّئَةِ فَلَا يُجْزَى إِلَّا مِثْلَهَا وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ 160-) Men cae Bil haseneti felehu aşru emsaliha* ve men cae Bisseyyieti fela yücza illâ misleha ve hüm la yuzlemun; Kim (Bi-) hasene (iyilik) ile gelirse ona onun (getirdiğinin) on misli vardır... Kim de (Bi-) seyyie (kötülük; ki nefsindendir?) ile gelirse ancak onun misliyle cezalandırılır... Onlar zulme uğratılmazlar.قُلْ إِنَّنِي هَدَانِي رَبِّي إِلَى صِرَاطٍ مُسْتَقِيمٍ دِينًا قِيَمًا مِلَّةَ إِبْرَاهِيمَ حَنِيفًا وَمَا كَانَ مِنَ الْمُشْرِكِينَ 161-) Kul inneniy hedaniy Rabbiy ila sıratın müstekıym* diynen kıyemen millete İbrahîyme haniyfa* ve ma kâne minel müşrikiyn; De ki: “Muhakkak ki beni Rabbim sırat-ı müstakım’e (yani) pek kaim/payidar/değişmeyen diyn’e haniyf olan İbrahim’in milletine hidayet etti... (İbrahim) müşriklerden olmadı”.قُلْ إِنَّ صَلَاتِي وَنُسُكِي وَمَحْيَايَ وَمَمَاتِي لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ 162-) Kul inne Salatiy ve Nüsükiy ve mahyaye ve mematiy Lillahi Rabbil alemiyn; De ki: “Muhakkak ki salat’ım (namazım) nusuk’um (yaklaştırıcı işlevi olan şey; kurban ibadet gibi) hayatım ve mematım Rabbul’Alemiyn olan Allah içindir (Allah’a ait özelliklerin ve Allah ahlakının açığa çıkması içindir)”.لَا شَرِيكَ لَهُ وَبِذَلِكَ أُمِرْتُ وَأَنَا أَوَّلُ الْمُسْلِمِينَ 163-) La şeriyke leHU ve Bi zâlike ümirtü ve ene evvelül müslimiyn;“Ortağı yoktur O’nun... (Ben) işte (B sırrınca) bununla (gayrını görmemekle) emrolundum ve ben müslimlerin (ön safta olanların) ilkiyim”. قُلْ أَغَيْرَ اللَّهِ أَبْغِي رَبًّا وَهُوَ رَبُّ كُلِّ شَيْءٍ وَلَا تَكْسِبُ كُلُّ نَفْسٍ إِلَّا عَلَيْهَا وَلَا تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ أُخْرَى ثُمَّ إِلَى رَبِّكُمْ مَرْجِعُكُمْ فَيُنَبِّئُكُمْ بِمَا كُنْتُمْ فِيهِ تَخْتَلِفُونَ 164-) Kul eğayrAllahi ebğıy Rabben ve HUve Rabbü külli şey'in ve la teksibü küllü nefsin illâ aleyha* ve la teziru vaziretun vizra uhra* sümme ila Rabbiküm merciuküm feyünebbiuküm Bi ma küntüm fiyhi tahtelifun;De ki: “O herşeyin Rabbi iken (ben) Allah’ın gayrı Rab mı talep edeyim (mümkün mü) ?.. Her nefsin kazandığı ancak kendi üzerine (aleyhine) dir... Bir yük taşıyıcı/günahkar başka birinin yükünü/günahını taşımaz... Sonra merci’niz (dönüşünüz) Rabbinizedir... Hakkında ihtilaf ettiğiniz hususları (O) size (B sırrınca) haber verecektir”.وَهُوَ الَّذِي جَعَلَكُمْ خَلَائِفَ الْأَرْضِ وَرَفَعَ بَعْضَكُمْ فَوْقَ بَعْضٍ دَرَجَاتٍ لِيَبْلُوَكُمْ فِي مَا ءَاتَاكُمْ إِنَّ رَبَّكَ سَرِيعُ الْعِقَابِ وَإِنَّهُ لَغَفُورٌ رَحِيمٌ 165-) Ve HUvelleziy cealeküm halaifel’ Ardı ve refea ba'daküm fevka ba'din deracatin liyeblüveküm fiyma ataküm* inne Rabbeke seriy’ul ıkab* ve inneHU le Ğafurun Rahîym; O’dur sizi Arz’ın halifeleri kılan ve size verdiklerinde sizi denemek (o özelliklerinizi kuvveden fiile çıkarmak) için bazınızı bazınızın fevkınde derecelerle ref’edendir... Muhakkak ki Rabbin seri’-ül’ıkab’dır (cezası sür’atli)... Ve O elbette Ğafur’dur Rahıym’dir.7. A'RÂF SÛRESİ الاعرا بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHIYM المص 1-) Eliyf Lâââm Miiiym Saaad;Eliyf Lâm Miym Sad.كِتَابٌ أُنْزِلَ إِلَيْكَ فَلَا يَكُنْ فِي صَدْرِكَ حَرَجٌ مِنْهُ لِتُنْذِرَ بِهِ وَذِكْرَى لِلْمُؤْمِنِينَ 2-) Kitabün ünzile ileyke fela yekün fiy sadrike harecün minhü li tünzire Bihi ve zikra lil mu’miniyn; (O ) sana inzal edilen bir Kitab’tır... Onunla (B sırrınca) uyarman ve mü’minlere öğüt (vermen) /hatırlatman için... Artık sadrında ondan bir sıkıntı olmasın.اتَّبِعُوا مَا أُنْزِلَ إِلَيْكُمْ مِنْ رَبِّكُمْ وَلَا تَتَّبِعُوا مِنْ دُونِهِ أَوْلِيَاءَ قَلِيلًا مَا تَذَكَّرُونَ 3-) İttebiu ma ünzile ileyküm min Rabbiküm ve la tettebiu min duniHİ evliya'* kaliylen ma tezekkerun; Rabbinizden size inzal olunana tabi olun... O’ndan gayrı velilere tabi olmayın... Ne kadar da az tezekkür ediyorsunuz!. وَكَمْ مِنْ قَرْيَةٍ أَهْلَكْنَاهَا فَجَاءَهَا بَأْسُنَا بَيَاتًا أَوْ هُمْ قَائِلُونَ 4-) Ve kem min karyetin ehleknaha fecaeha be'süna beyaten ev hüm kailun; Nice karye’ler (şehir topluluk; beden nefs) helak ettik; beyaten (geceleyin) veya onlar kaylule (gündüz uykusu) yaparlarken azabımız ona (karye’ye) geldi.فَمَا كَانَ دَعْوَاهُمْ إِذْ جَاءَهُمْ بَأْسُنَا إِلَّا أَنْ قَالُوا إِنَّا كُنَّا ظَالِمِينَ 5-) Fema kâne da'vahüm iz caehüm be'süna illâ en kalu inna künna zalimiyn; Azabımız onlara geldiğinde onların çağırmaları: “Doğrusu biz zalimler imişiz” demelerinden başka bir şey olmadı.فَلَنَسْأَلَنَّ الَّذِينَ أُرْسِلَ إِلَيْهِمْ وَلَنَسْأَلَنَّ الْمُرْسَلِينَ 6-) Felenes'elennelleziyne ürsile ileyhim velenes'elennel murseliyn; Andolsun ki kendilerine (Rasûl) irsal edilenlere (ümmetlere) de soracağız murseliyn’e (irsal olunan Rasûller’e) de elbette soracağız (zira onlar şahidlerdir?).فَلَنَقُصَّنَّ عَلَيْهِمْ بِعِلْمٍ وَمَا كُنَّا غَائِبِينَ 7-) Felenekussanne aleyhim Bi ilmin ve ma künna ğaibiyn; Ve elbette onlara (Bi-) ilim ile (B sırrınca olup-biteni) kıssa edeceğiz... Biz gaibler (onlardan öte olanlardan habersiz) değil idik.وَالْوَزْنُ يَوْمَئِذٍ الْحَقُّ فَمَنْ ثَقُلَتْ مَوَازِينُهُ فَأُولَئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ 8-) Vel veznü yevmeizinil Hakk* femen sekulet mevaziynuhu feülaike hümül müflihun; O gün vezn (ölçü) Hak’tır... Artık kimin miyzanları (terazileri) ağır gelirse işte onlar felaha erenlerin ta kendileridir.وَمَنْ خَفَّتْ مَوَازِينُهُ فَأُولَئِكَ الَّذِينَ خَسِرُوا أَنْفُسَهُمْ بِمَا كَانُوا بِآيَاتِنَا يَظْلِمُونَ 9-) Ve men haffet mevaziynuhu feülaikelleziyne hasiru enfüsehüm Bi ma kânu Bi ayatina yazlimun; Kimin de miyzanları hafif gelirse işte onlar da ayetlerimize (sıfatlarımıza) zulmetmeleri dolayısıyla (B gerçeğince) kendi nefslerini hüsrana uğratanların ta kendileridir.وَلَقَدْ مَكَّنَّاكُمْ فِي الْأَرْضِ وَجَعَلْنَا لَكُمْ فِيهَا مَعَايِشَ قَلِيلًا مَا تَشْكُرُونَ 10-) Ve lekad mekkennaküm fiyl Ardı ve cealna leküm fiyha meayiş* kaliylen ma teşkürun; Andolsun ki (biz) sizi Arz’da temkiyn ettik (yerleştirdik) ve sizin için orada meayiş (maişetler geçimlikler) oluşturduk... Ne kadar az şükrediyorsunuz!. |
|
![]() |
| . |
arapca latin harfli kuran,
diyanet,
kuranı kerim arapça latin harfli,
latin harfli kuranı kerim,
ya eyyuhennasu entumul fukara,
Yaz Yaz Bitmez.. |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| ''Kur-an'ı kerim arapça latin harfli meali.. Konusuna Benzer Konular |
| Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
001-FATİHA
1- Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın ismiyle.
2- Hamd o âlemlerin Rabbi,
3- O Rahmân ve Rahim,
4- O, din gününün maliki Allah'ın.
5-...Devamı...
Gösterim: 3030 - Yorum: 208 - Ekleyen: alone_-young
|
| ** Namaz Duaları ** (Arapçası- Latin Harfleriyle Yazılışı- Türkçe Meali - Videosu)
NOT: Kur'an'ı başka bir dille yazmak mümkün olmadığı gibi, başka bir dille doğru olarak okumak da mümkün değildir. Çünkü kur'an harflerinin ...Devamı...
Gösterim: 1303 - Yorum: 0 - Ekleyen: kiges
|
| İşte latin harfli ilk Türkçe metin
Latin harfli ilk Türkçe metnin 1800’lerde değil, 1553 yılında Hırvat kökenli bir esir tarafından yazıldığı ortaya çıktı..
29 Temmuz 2009
...Devamı...
Gösterim: 1112 - Yorum: 1 - Ekleyen: DAMLA22
|
| Ayet el Kürsi Duası/Suresi;Arapça Okunuşu,Türkçe Meali/Anlamı ve Fazileti
Ayetel Kürsi Duası/Suresi; Arapça Okunuşu, Türkçe Meali/Anlamı ve Fazileti
Arapça Okunuşu;Devamı...
Gösterim: 158624 - Yorum: 1 - Ekleyen: DAMLA22
|
| Kuran-ı Kerim Türkçe Meali...
RAD
Bismillahirrahmanirrahim
1. Elif, Lâm, Mîm, Ra. Iste bunlar sana o kitabin âyetleridir ve sana Rabbinden indirilen haktir. Lâkin insanlarin...Devamı...
Gösterim: 1143 - Yorum: 50 - Ekleyen: ^^BiG_BaNg^^
|