Sponsorlu Bağlantılar:
  Sünnet Nedir? Sünnetin Çeşitleri ve Hz. Muhammed'in Sünnetleri
Kayıt ol Yardım Ajanda Skorlu Flash Oyunlar Konuları Okundu Kabul Et
Cevapla
Seçenekler
Alt 09-07-2011, 15:48 #1
<<d£n!z>>
´Kelebek Misali

Reklamlar

Sünnet Nedir? Sünnetin Çeşitleri ve Hz. Muhammed'in Sünnetleri

Reklamlar
Bu kelime, takip edilen yol, ada­let davranış ve gelenek anlamlarına gelir. Dindeki anlamı ise, Peygambe­rimiz Hz. Muhammed’in sözleri ve davranışlarıdır. İslam bilginleri, Sünnet'i,
  • sözlü,
  • fiili,
  • takriri
diye üçe ayırırlar.

1. Sözlü Sünnet (Hadis)
Sünnet'in önemli bir kısmı sözlü olanıdır. Adından da anlaşılacağı gibi, Peygamberimizin sözlerinden oluşur. Bu sözlere Hadis adı verilir. Müslümanlar, "Âlemlere rahmet olarak gönderilen" Hz. Muhammed’in buyruklarını ve tavsiyele­rini büyük bir dikkatle dinlemiş ve on­ların ışığında hareket etmişlerdir. O'­nun sözleri daha sonra ilmi yollarla bir araya getirilmiş ve dünya durduk­ça, değerini koruyacak olan bir bilgi hazinesi oluşturulmuştur.

2. Fiili Sünnet
Fiili Sünnet, Peygamberimizin or­taya koyduğu uygulamaya denir. Söz­gelimi O,
  • "Ben namazı nasıl kılıyo­rum siz de öyle kılın",
  • "Hac ile ilgili yapacaklarınızı benden öğrenin"
bu­yurmuşlardır. İşte bunlar, fiili Sünnet örnekleridir. Namazın farz olduğunu, hangi vakitlerde kılınacağını Kur'ân'dan öğreniyoruz. Ama nasıl tekbir alacağımızı, nasıl rükûa gideceğimizi Peygamberimizin namaz kılışına ba­karak öğrenmek mümkün olmuştur.

3. Takriri Sünnet
Takriri Sünnet'e gelince, bu, Hz. Muhammed’in gördüğü ve işitti­ği bir şeyi ikrar ve kabul etmesidir. Sözgelimi O'nun huzurunda söylenen bir söz reddedilmemiş ise, tasvibden geçmiş sayılır; dolayısıyla benimsene­rek Sünnet kabul edilir.
Ayetleri bize açıklayan, onların hayatımızdaki anlam ve öneminin ne olduğunu bildiren, Hz. Muhammed’dir. O, Kurân'a gö­re yaşamış ve bu ilahi Kitap'ın uygu­lanışını somut biçimde göstermiş ilk insandır. Hz. Muhammed’i Kuran dü­şüncesinin, "ete, kemiğe bürünmüş bir hali" olarak vasıflandırmak müm­kündür. Bu durumda, O'nun sünne­tinin ikinci ana kaynak durumunda olması son derece tabiidir.
Dikkatle­rimizi Peygamberimizin Sünnet'ine çevirmeden, İslam'ı anlamak ve yaşamak elbette mümkün değildi. Bun­dan dolayıdır ki, Yüce Allah şöyle bu­yurur:
  • "Peygamber'e itaat eden, Al­lah'a itaat etmiş olur."
  • "Ey inanan­lar! Allah'a itaat edin. Peygamber'e ve sizden buyruk sahibi olanlara, "Ulül emr'e) itaat edin."
  • "Allah ve elçisi, bir şeye hükmettiği zaman, ina­nan erkek ve kadına artık işlerinde seçim yoktur."
Hemen belirtelim ki, Sünnet yal­nızca Kitap'ta yer alan hükümleri açıklamakla kalmaz; bazı hü­kümler de ortaya koyar. Sözgelimi yırtıcı kuşların etinin yenmesini yasaklayan Sünnet'tir. Müslümanlar Kuran'da haram kılman domuz etini yemedikleri gibi, yırtıcı kuşların eti­ni de yemezler.
Sünnet'in kaynak olduğu üzerin­de dururken, önemli bir noktaya işa­ret etmemiz gerekir. Sevgili Peygam­berimizin her söylediği ve her hareke­ti, din alanıyla doğrudan doğruya il­gili olmayabilir. O da tıpkı hepimiz gi­bi yiyen, içen yorulan ve uyuyan bir insandı. Sözgelimi, O, yemede, içme­de aşırılığa kaçmaz, temizliğe son de­rece dikkat ederdi. Müslümanların da aynı yolu izlemeleri, insan olmanın ve Peygamberimizi sevmenin bir gereği­dir. Fakat Peygamberimizin yediklerini yemenin, içtiklerini içmenin, giydiklerini giymenin Sünnet'le ilgisi yoktur. Bunlar, kişisel alışkanlıklarla, toplumun gele­nek ve görenekleriyle ilgili hususlar­dır. Peygamberimiz, ziraatle, ticaretle veya günlük hayatı ilgilendiren sıra­dan birçok konularla ilgili bazı şey­ler söylemiş ve birtakım uygulamalar­da bulunmuş olabilir. Bunların da Sünnet'le ilgisi yoktur. Söz konusu uy­gulamalar, o dönemde önemli bir ih­tiyacı karşılamış ve günlük hayatı ko­laylaştırmış olabilir. Fakat bugün hangi ağaçlara, hangi aşıların yapıla­bileceğini, hangi suların temiz, han­gilerinin temiz olmadığını hadis ve il­mihal kitaplarına bakarak çıkaracak değiliz. Bunlar bilimin konuları ara­sında yer alan ve dinle doğrudan doğ­ruya ilgisi bulunmayan hususlardır.

Görüntüleme:6530, Cevaplar:5
Facebook'ta paylaş.

Alt 09-07-2011, 15:49 #2
<<d£n!z>>
´Kelebek Misali

Sünnet Nedir?
Sünnet, lûgat mânâsı itibariyle, “gidişat, -iyi ya da kötü- takip edilen yol” demektir. Muhaddîsler, usûlcüler ve fukahâ ıstlahî mânâsı itibariyle sünneti, aşağıdaki ifadelerle tarif etmeye çalışmışlardır:
Muhaddîslere göre sünnet, “Ahkâma ve amele esas teşkil etsin etmesin, yaptıkları ve yapmaktan kaçındıklarıyla Allah Resûlü’nden (sav) -Hanefîler’in nokta-i nazarınca farz, vacib, sünnet, müstehab ve âdâp- bize intikal eden her şeydir.” Yani, Allah Resûlü’nün (sav) şemâilidir, hayat tarzıdır, sîretidir.
Usûlcülerin sünnet anlayışı biraz daha farklıdır. Onlara göre sünnet, “Resûlullah’dan (sav) söz, fiil ve takrir olarak sâdır olan her şeydir.” Yani, Resûlüllah Efendimiz’in (sav) sözleri, davranışları ve ashâbında görüp de menetmediği veya sükûtla tasvip buyurduğu davranışlardır.
Fukahâ ise, sünnete bid’at mukabilinde ve teşrîe, yani farza, vacibe, harama esas teşkil etmesi açısından bakarlar. Bu mânâda sünnet, hadîsle aynı mânâda sayılabilir.
Hadîs, haber vermek ve haber, söz anlamına bir isimdir. Daha sonraları, Efendimiz’e (sav) nisbet edilen her söz, fiil ve takrire hadîs denmiştir. İbn Hacer, “Şeriat örfünde hadîsten maksat, Efendimiz’e (sav) isnad edilen her şeydir.” der.

Sünnetin Çeşitleri
Bütün bu tariflerden anladığımız hususları şu üç kısma irca’ edebiliriz:

1. Kavlî Sünnet
Sünnet, Allah Resûlü’nün (sav) mübarek sözleridir; yani sünnetin bir bölümünü O’nun nurlu sözleri teşkil eder ki, bunlar, Kur’ân’da yer almayan, fakat bütün fukahâca fıkıh kitaplarına alınıp, pek çok hükme esas kabul edilen O’na ait nurefşan beyanlardır ki, misal olarak şunları zikredebiliriz:
a. Efendimiz (sav), “Varise vasiyet yoktur.” buyururlar. Yani, miras bırakan kimse, kendisine vâris olacak biri için mirasından vasiyette bulunamaz.

b. Yine, usûl-i fıkıhta yer alan bir başka mübarek sözlerinde Efendimiz (sav), “Zarar verme ve zarara zararla mukabele etme yoktur.” buyurmuşlardır. Yani, kimseye zarar verilemeyeceği gibi, birine zarar veren kişiye de zararla mukabele edilemez.

c. Allah Resûlü’nün bir diğer mübarek sözlerinde ise şöyle buyurulmaktadır: “Yağmurların ve akarsuların suladığı arazide öşür (onda bir), hayvanlar ile sulanan arazide öşrün yarısı (yirmide bir) zekât vardır.”

d. “Deniz suyuyla abdest alabilir miyim?” diye soran bir sahâbîsine Allah Resûlü, dünya kadar fetvalara esas teşkil edecek şu mübarek sözüyle karşılık verir: “Onun suyu temiz, ölüsü de helâldir.”

2. Fiilî Sünnet
Rasûl-i Ekrem’in (sav) davranışları ve hareketleriyle ortaya koyduğu sünnetdir ki, bunlarla konulan hükümler, Kur’ân’da sarihen zikredilmemiştir. Meselâ; Kur’ân-ı Kerim’de namaz emredilmiş olduğu ve bazı yerlerinde “rükû edin, secde edin” gibi emirler bulunduğu; hattâ umumi bazı vakitler zikredildiği hâlde, kesin olarak hangi vakitlerde ve kaç defa namaz kılınacağı, namazın nasıl eda edileceği, onun farzları, vacipleri ve nelerin namazı bozduğu açıklanmamıştır. Bütün bu hususlarda, sünneti nazara veren Efendimiz (sav): “Beni, nasıl namaz kılıyor görüyorsanız, siz de öyle kılın.”5 buyurarak, sünnetin husûsî teşrî’ine işaret etmişlerdir. [Bu noktada, Efendimiz’in namazının önceki ümmetlerin namazı gibi olduğu da asla söylenemez; kaldı ki, bu noktada tek bir kayıt bile yoktur.] Yine, menâsik-i hacc mevzuunda da Efendimiz, “Haccın menasikini benden alın.”6 buyurmuşlardır. Yani, sünnet olmasaydı, nasıl, ne zaman, kaç vakit, kaç rekât namaz kılacağımızı ve nasıl haccedeceğimizi bilemeyecektik.

3. Takrirî Sünnet
Resûlullah (sav), ashâbında gördüğü bazı hoşuna gitmeyen davranışları usûlünce tenkid buyururlardı. Meselâ minbere çıkar ve isim tasrih etmeden, “Cemaate ne oluyor ki, falan şöyle yapıyor?!” diye ikaz ve tembihte bulunurlardı. Bu arada, bazen de gördüğü davranışları menetmez ve sükûtuyla onları tasvip buyururlardı ki, bu da sünnetin takrirî kısmını teşkil etmektedir. Hadîs ve fıkıh kitaplarında bu kısmın misalleri de çoktur.

Facebook'ta paylaş.

Alt 09-07-2011, 15:50 #3
<<d£n!z>>
´Kelebek Misali

Peygamber Efendimizin Günlük Hayata Ait Sünnetleri
  • En çok Pazartesi ve Perşembeleri oruç tutardı. Neden böyle yaptığı Pazartesi ve Perşembe Allah'a sunulur.sorulduğunda da şu cevabı verirdi: " Ameller her pazartesi ve perşembe Allah'a ( c.c.) sunulur. Oruçlu iken amelimin Allah'a (c.c.) arz olunmasını severim. Her Müslüman affedilir. Ancak dargın olan kişi müstesna. Cenab-ı Hak meleklere onlar için "bunları geri bırakın" der.
  • Cumartesi ve pazar günleri de umumiyetle oruç tutardı. ve şöyle derdi: " Bu iki gün müşriklerin bayram günleridir. Onlara muhalif olmaktan hoşlanırım.
  • Yüzüğü gümüştendi, yüzüğü akik taşıydı.
  • Gözleri uyurdu lakin kalbi uyumazdı.
  • Ahlakı Kur'an'dı.
  • Umumiyetle cuma günü yıkanırdı, bazen de terk ederdi.
  • Çocuklara karşı çok merhametliydi.
  • Su içtiği zaman 3 defa nefes alır, üç nefeste içerdi ve " Bu daha mutlu, daha afiyetli ve daha sağlıklıdır. " buyurdu.
  • Gece kalktığı zaman ağzını misvaklardı.
  • Son derece merhametliydi. Birisine bir şey vaad ettiği zaman imkanı olduğunda mutlaka o vaadini yerine getirirdi.
  • İçinde su içilen bir cam kasesi vardı.
  • Sukunu uzun, gülmesi azdı.
  • Hizmetçiye söyledikleri sözlerden biri de " Bir ihtiyacın var mı? " idi.
  • Eza veren kötü huyu olmazdı. Birisinin diğeri aleyhine olan sözünü de kabul etmezdi.
  • Kendisine meleklerin gelmesi ve Hz. Cebrail (as) ile konuşması sebebiyle pırasa, sarımsak, soğan gibi şeyler yemezdi.
  • Yaslanarak yemek yemezdi. Arkasından iki kişi yürüyemezdi.
  • Gece ağzına misvak sürmeden kalmazdı.
  • Gusulden sonra abdest almazdı.
  • Tebbessüm etmeden kesinlikle konuşmazdı.
  • Ramazan Bayramında bir şey yemeden camiye çıkmazdı.
  • Kurban Bayramında kurban kesilmeden evvel bir şey yemezdi.
  • Üçten sonra sözü tekrar etmezdi.
  • Gece veya gündüz uyuyup da uyandığı zaman mutlaka misvak kullanırdı.
  • İkram edilen kokuyu geri çevirmezdi.
  • Biad esnasında kadınların elini tutmazdı.
  • Bir yudum su ile dahi olsa iftar etmeden akşam namazını kılmazdı.
  • Gülüşü tebessümlerden ibaretti.
  • Hastayı ancak üç günden sonra ziyaret ederdi.
  • Şu beş şeyi hiçbir zaman yanından ayırmazdı; Ayna, sürme kabı, tarak, misvak ve ustura.
  • Lamba ile kendisine aydınlık yapılmadıkça karanlık evde oturmazdı.
  • Bir yerden kalkarken mutlaka " Subhaneke Allahümme Rabbi vebi hamdike la ilahe illa ente estağfiruke ve etübi ileyke" der ve şöyle buyururdu: " Yerinden kalkarken kim bunu söylerse mutlaka mecliste kendisinden südur eden günahları bağışlanır."
  • Hiçbir şeye hayır demezdi. Kendisinden bir şey istendiği zaman eğer yapmak isterse evet derdi. İstemezse sükut ederdi.
  • Abdestini kendisi alırdı. Kimseden yardım istemezdi. Vereceği sadakayı da bizzat kendi eliyle verirdi, kimseyi bunun için rahatsız etmezdi.
  • Ne yemek ne de başka bir şey O'nu akşam namazından alıkoyamazdı.
  • Dişlerini temizlemeden uyumazdı.
  • Daima misvağı başucunda bulunurdu, öylece uyurdu. Uyanınca hemen onunla dişlerini fırçalardı.
  • Kahkaha ile gülmezdi.
  • Yemeğe suya üfürmezdi. Kabın içinde nefes almazdı.
  • Kendisinden kötü söz işiteceği kimseye yanaşmazdı. (Buhari)
  • Bir vali tayin ettiği zaman ona sarığı kendi eliyle sarıp giyindirirdi. Sarığın kuyruğunu sağ taraftan kulağa doğru sarkıtırdı.
  • Sarığın kuyruğunu sağ taraftan kulağa doğru sarkıtırdı.
  • Yanına çocuklar geldiği zaman onları tebrik eder, güzel karşılar ve onalara dua ederdi.
  • Hurmayı yer ve çekirdeğini tabağa atardı.
  • Buğday ekmeği ile hurma yerdi v " Bunlar pek hoştur. " derdi. (Tayalisi)
  • Üzümü ağzına teker teker koyarak yerdi. (Taberani)
  • Hediye edileni yerdi, sadakayı yemezdi. (İbn-i Said)
  • Üç parmak ile yerdi, onları silmeden iyice yıkardı.
  • Hanımlarından biri yatıp uyumak istedikleri zaman ona 33 kere Subhanallah, 33 kere Elhamdülillah, 33 kere de Allahuekber demesini emrederdi. (Mendi)
  • İnsanları birbirine bağlamak ve sevindirmek için hediyeleşmelerini emrederdi. (İbn-i Asakiri)
  • Güneş tutulduğu zaman kılınan küsuf namazında köle azad edilmesini emrederdi.
  • Nazar değmesinde (hastalanınca) Kalem Suresi 51, 52. ayetlerin okunmasını emrederdi.
  • İnsana ait 7 şeyin gömülmesini emrederdi: Saç, kan, tırnak, diş, pıhtılaşmış kan, perde, hayız kanı. (Hakim)
  • Oruçlu iken iftar edeceği zaman ilkin su ile başalardı. Suyu iki veya üç defada nefes alarak içerdi yani bir defada içmezdi.
  • Yüzüğünü sağ eline takardı. (Müslim)
  • Yüzüğünü sol eline takardı. (Buhari)
  • Yüzüğünü sağ aline takardı sonra sola değiştirirdi. (İbn-i Asakir, Aişe r.a.)
  • Cinlerden ve nazar değmesinden Rabbine sığınırdı. Nihayet Muavvizeteyn nazil olunca onları okumaya başladı. Diğer duaları terk etti. Ani ölümden Allah'a sığınırdı, ölümden önce hastalanmasını isterdi. (Taberani)
  • Her namazdan sonra abdest alırdı. (Buhari)
  • Kurfuaz şeklinde (Dizlerini karnına birleştirerek) otururdu.
  • Başına sarık sarıp ona kuyruk yaparak, iki omuzu arasından sarkıtırdı.
  • Bütün vakitlerde Allah'ı (c.c.) zikrederdi.
  • Gece karanlığında gündüzün ışığında gördüğü gibi görürdü. (Beyhaki)
  • Enine doğru misvak kullanırdı.
  • Sabah namazının sünnetini kıldığı zaman sağ ayağının üzerine yatardı.
  • Aksırınca "Elhamdülillah" derdi. Bunu işiten "Barekallah" derdi. Tekrar Efendimiz: "Yehdina ve Yehdikümullah" derdi.
  • Aksırdığı zaman elini ya da elbisesini ağzına koyardı, sesini alçaltırdı.
  • Ayaktayken öfklendiklerinde hemen otururlardı. Otururken öfkelendiklerinde hemen yatarlardı. Böylece öfkeden teskin olup giderdi.
  • Öğleden önce dört rekatı kaçırdıkları zaman onu farzı müteakiben iki rekattan sonra kılardı.
  • Arkadaşlarından birini üç gün görmediği zaman onu sorarlardı. Eğer gaib (kayıp) ise ona dua ederlerdi.
  • Dualarının daha şümüllü olanını severdi, diğerlerini terkederdi. (Taberani)
  • Tabaklanmış koyun postunda namaz kılmaktan hoşlanırdı. (İbn-i Said)
  • Bahçelerde namaz kılamaktan hoşlanırdı. (Tirmizi)
  • Duasına " Subhane Rabbiyel aliyyül ağlel vehhab " ile başlardo.
  • Açlıktan beline taş bağlardı. (İbn-i Said)
  • Yeşilliğe akan suya bakmaktan hoşlanırdı. (Ebu Nuaym)
  • Ağzı kapanan kaptan hoşlanırdı.
  • Hediyeyi kabul edrdi. Ona karşılık olarak bir şey verirdi. Sadakayı kabul etmezdi. (Taberani)
  • Kıraatini ayetlerin başında dura dura icra ederdi. " Elhamdülillahi Rabbil Alemin" der, sonra durur " Errahmanirrahim" der ve yine dururdu.
  • Cuma günü namaza gitmeden önce bıyıklarını kırpardı, tırnaklarını keserdi.
  • Namazda esnemekten hoşlanmazdı.
  • Dağlamak, yani bir nevi tedavi şeklinden ve sıcak yemekten hoşlanmazdı ve şöyle buyururdu: " Soğuk yiyin çünkü bereketlidir. Dikkat edin sıcak yemekte bereket yoktur. " (Ebu Nuaym)
  • Nübüvvet mührünün görülmesinden hoşlanmazdı.
  • Çok sorulmaktan hoşlanmazdı ve bunu ayıplardı. Ama Hz. Ebubekir (r.a) sorduğunda cevap verirdi ve bundan hoşlanırdı. (Taberani)
  • Yemeği ortasından yemekten hiç hoşlanmazdı.
  • Yürüyüşünden aciz ve tembek olmadığı anlaşılırdı.
  • Secdede bazen kendisinden geçinceye kadar uykuya dalardı. Gözleri uyuyup kalbi uyumadığı için sonra klakıp abdest almaya ihtiyaç duymadan namazını kılardı. (Ahmet bin Hanbel)
  • Son sözü şu olomuştur: " Namazı sakın terk etmeyin. Namazı sakın terk etmeyin, elleriniz altında bulunanlar hakkında Allah (c.c)'tan korkun, adaletle muamele edin. (bu Davut)

Facebook'ta paylaş.

Alt 09-07-2011, 15:51 #4
<<d£n!z>>
´Kelebek Misali

Sünnetin Tarifi
Kelime anlamı, izlenen tutum, tavır ve yol demektir. Tek başına "Peygamberlerin sünneti" dendiği zaman, Peygamberin takındığı tavır ve hayat biçimi, yani tümüyle İslâm anlaşılır. Farz ve vacip olmayan anlamında kullanıldığı zaman; Allah'ın yada Elçisinin emri olmakla beraber, kesinkes istenmediğini gösteren başka deliller bulunan, yada Peygamberimizin zaman zaman terk ettiği halde, çoğunlukla yaptığı ibadet ve davranışları demektir. Kur'ân olmayan anlamında kullanıldığında ise Peygamberimizin sözleri, eylemleri yani fiilleri ve kendisi yapmadığı halde olumlu karşıladığı davranışlar akla gelir. Peygamberimizin çoğu zaman yaptıkları ve farz olmadığını bildirdiği halde, ısrarla yapılmasını istedikleri şeyler, kuvvetli, yani "müekkede" sünnet, çoğu zaman terk ettikleri ise, az kuvvetli, yani "gayr-i müekkede" sünnet olur. Meselâ, misvakla ağız temizliği, namazları cemaatle kılma, sabah, öğle ve akşam namazlarının sünnetleri kuvvetli sünnetlerdir. İkindi ve yatsı namazlarının sünnetleri ise az kuvvetli sünnetlerdir. Sünnetleri yapan, fazlalık sevap kazanır ve Kıyamet gününde Peygamberimizin şefaatine daha büyük ihtimalle kavuşur. Özürsüz terk edenler ise günahkâr olmasalar bile, asık bir çehreyle karşılanırlar. Sünnetler; gazetelerde çıkan süreli kuponlar yanında yayınlanan, yedek kuponlar gibidirler. Birçok faydaları yanında, farz ibadetlerin eksik yanlarını da tamamlamış olurlar. Ancak farz borcu olanlar, kıldıkları sünnetleri onların yerine sayamazlar. İlk anlamı ile sünneti inkâr eden ve Allah Resûlü'nün yolundan başka yol tutan ve meselâ, biz filancanın yolundan başka yol tanımıyoruz diyenlerin, İslâm âlimleri,.kâfir olacaklarını söylerler.

Facebook'ta paylaş.

Alt 09-07-2011, 15:52 #5
<<d£n!z>>
´Kelebek Misali

Günlük Hayatta Sünneti Seniyye
1. Hayırlı işlerde sağı, adi işlerde solu kullanmak.
2. Yemekten önce ve sonra elleri yıkamak.

3. Yemeğe besmele ile başlamak, Allah’ın sonsuz ikram ve nimetlerini tefekkür ederek yemek, sonunda da hamd etmek.

4. Yemekte tabağın kendi önümüze gelen tarafından yemek.

5. Yerde bir sofra bezinin üstünde yemek. İhtiyaç olduğu takdirde masada da yenilebilir.

6. Yemeğe sofradakiler ile beraber başlamak.

7. Acıkmadıkça yememek, tam doymadan yemeği bırakmak.

8. Tabağa az yemek koydurtup artık bırakmamak.

9. Sofrada sağ dizi dikip, sol dizi yere yatırmak.

10. Saf ipek ve saf altın ümmet-i Muhammed’in erkeklerine haram kılınmıştır.

11. Selamı yaymak. Selam, kelamdan önce gelir.

12. Eve girince ilk söz ev halkına selam vermek olmalıdır.

13. Selamla birlikte samimiyetle, tebessüm ederek musafahada bulunmak.

14. Musafaha ile birlikte, hürmet, samimiyet ve şefkate vesile olan kucaklaşmalar yapılabilir. Süfli hisleri uyandıracak sarılmalar caiz değildir.

15. Musafahada önce eli uzatan çekmelidir. Biz çekersek buluşmadan memnuniyetsizlik manası çıkabilir.

16. İlmiyle amil din adamları ile adil devlet başkanlarının eli öpülür, beşeri hisleri yok olmuş yaşlı hanımlara selam verilebilir, gerekirse eli de öpülebilir. Yeter ki fitneye sebep olmasın.

17. Hediyeleşmek ve gelen hediyeye aynıyla veya daha güzeliyle karşılık vermek.

18. Az gülmek, gülünce kahkaha ile değil, tebessüm ederek gülmek. Mütebessim olmak.

19. Çoğu zaman susmak, tefekkür etmek, ihtiyaç olunca konuşmak.

20. Tane tane, orta bir ses tonuyla konuşmak. Çok mühim şeyleri üç defa tekrar etmek.

21. Konuşmaya Allah’ın adıyla başlamak ve Allah’ın adıyla bitirmek.

22. Nefsi ve dünyalık bir şey için öfkelenmemek. Bir hak zayi olduğunda ve uhrevi meselelerde, Allah ve din hakkı için öfkelenmek.

23. Doğru sözle şaka ve mizah yapmak.

24. Boş işler (malayani) ile iştigal etmemek.

25. Uyku için yatınca önce sağ tarafına yatmak, sağ yanağını sağ avucunun içine koymak ve o günün muhasebesini yapmak.

26. Yüzükoyun yatmamak.

27. Yatağa girdiğinde avuçları açık olarak birleştirerek İhlas, Felak ve Nas surelerini okuyup avucunun içine üfleyip sonra bütün vücudunu sıvazlamak, bunu üç defa tekrarlamak.

28. Beyaz giymek.

29. Mest giymek.

30. Ayakkabı giyerken önce sağdan başlamak, çıkarırken de önce soldan çıkarmak.

31. Takke ve sarıkla başı kapatıp namazı öyle kılmak.

32. Soğan ve sarımsak kokusuyla mescid ve meclislere yaklaşmamak.

33. Üzerinde kudsi kelimeler ve ayetler yazılı eşya ile tuvalet ve pis yerlere girmemek.

34. Misafire elinde bulunandan ikramda bulunmak. Misafir ve ziyaretçileri temiz bir kılık kıyafetle karşılamalı.

35. Aksırınca sesi az yükseltip, “Elhamdülillah” demek. Böyle diyene de “Yerhamükellah” demek. Bize dediklerinde “Yehdina ve yehdikümüllah” diye cevap vermek. Bu üçe kadar böyle mukabele şeklinde devam edebilir. Üç defadan fazla aksıran olursa, nezleden aksırmıştır ve mukabele gerekmez.

36. Esnemeyi mümkün olduğu kadar gizlemek. Ağzı elle kapayarak gidermeye gayret etmek. Namazda iken esneme gelirse, ayakta ise sağ elin, diğer hallerde ise sol elin tersi ile ağzı kapatmak münasip olur.

37. Davete icabet ve hediyeyi kabul etmek.

38. Kapıyı üç defa vurmak, cevap verilmezse geri dönüp gitmek. “Kim o?” diye sorulduğunda, “Benim.” dememek, kendimizi açık bir şekilde tanıtmak, maksadımızı belirtmek. Kapının tam karşısında durup içeriyi gözleme durumunda bulunmamak. Biraz kenarda durarak, ailedeki mahremiyeti görmekten içtinap etmek.

39. Ayakta bevletmemek. Tuvalette idrar saçıntısından, korunmak. Hadiste kabir azabının çoğunun idrar saçıntısından ileri geldiği bildirilmiştir. Tuvalete ihtiyaç için oturduğu vakit ön ve arkanın kıbleye karşı dönük olmaması gerekir.40. Banyo yapılan yere bevletmemek. Çünkü vesvesenin çoğu bundandır.

41. İnsanların istifade ettiği gölgeliklere, yol ve yol kenarlarına, çeşme ve pınarlara bevletmemek, pisletmemek ve de tükürmemek. Hadiste, bunu yapanların lanetlenmesinden korkulacağı bildirilmiştir.

42. Kasık ve koltuk altı temizliğine titizlik göstermek. Buralardan ayrılan parçalar temizken ayrılmasına da dikkat etmeli ve cünüp iken buraları tıraş etmemelidir. Bu tür temizlik caiz olsa da sünnete uygun değildir.

43. Büyük ve umumi banyolarda tesettürle yıkanmalı, peştamal kullanılmalı.

44. Mümkünse her abdest alışta misvak (fırça) kullanmak.

Diyanet İşleri Başkanlığının neşrettiği misvak hadisi tercümesinde şöyle bir hüküm mevcuttur: “Misvaktan kasıt dişlerin temizlenmesi, ağız içindeki kötü kokunun giderilmesi ve mikropların yok edilmesidir. Bunu temin eden Erek ağacından başka fırçalar da varsa, o da misvak yerini tutar.”

45. Emin ve muttaki insanlarla istişare etmek, neticedeki karara tevekkülle uymak.

46. Cömertlik. “Cömert Allah’a yakın, cimri ise Allah’a uzaktır. Cömertlik kökü cennette olan bir ağacın dünyaya sarkmış dalıdır. Kim o dala tutunursa o dal onu cennete çeker.”

47. Çok tefekkür etmek. “Tefekkür gafleti izale eder. Ölümü tefekkür etmek fani lezzetleri acılaştırır. Eşyanın üzerindeki fena damgasını gösterir.”

48. Borçlanmalarda durumu yazıyla veya bir şahitle tevsik etmek. Böyle bir tedbir asla itimatsızlık sayılmaz. Anlaşmalarda değişik tevil ve tefsirlere yol açacak boşluklar bırakılmamalıdır. Durumu net olarak tespit etmek lazımdır.

49. Bir yakını vefat eden Müslüman kardeşini teselli ederek taziyede bulunmak. “Allah merhuma rahmet etsin.” şeklinde dua yapılır. Taziye ziyareti vasati üç gün içinde yapılır. Üç günden sonraki ziyaretlerde vefatı hatırlatıp hüznü deşmek uygun olmaz. Evinden cenaze çıkan kimseler üzüntüden dolayı yemek hazırlayıp sofra kuramazlar. Bunun için vefalı komşular bir müddet bu eve yemek getirirler. Böylece hüzünlerine ortak olduklarını fiilen göstermiş olurlar. Cenaze sahibi üç gün kendisine kolayca erişilebilecek bir ortam hazırlar ve böylece kardeşlerinin taziyede bulunabilmelerine imkan tanınmış olur

50. Ölmüş kimseleri hayırla yad etmek.

51. Mevtanın ardından yüksek sesle ve çırpınarak, saç baş yolarak ağlamamak. Böyle yapmak kadere itiraz ve Cenabı Hakkın takdirini itham etmek olur. Ayrıca bu mevtaya iyilik değil azaba vesile olur.

52. Sekerat halindeki hastalara “La ilahe illallah, Muhammedün rasulullah.” şeklinde telkinde bulunmak. Hastanın dudaklarını temiz ve ıslak bir bezle sulandırıp kurumamasını sağlamak. Ölüm vaki olup son nefes verilince, okumalar durdurulur ve cenazenin uzağında devam edilebilir. Çenesinin açık kalmaması için mendil ve benzeri şeylerle başa bağlanır. Gözleri açık ise kapatılır.

53. Kabirleri ziyaret etmek. Gafleti dağıtır ve uhrevi tefekküre vesile olur. Kabristanın kapısına yaklaşınca, kabir halkına gizlice selam verilir. “Ey kabir sakinleri, esselamu aleyküm. Sizler bizden önce geldiniz, bizler de sizleri takip edeceğiz. Size Allah’tan af ve mağfiret dileriz.” Şeklinde selam ifade edilebilir. Sonra ziyaret edilecek merhumun ayakucu tarafından yaklaşılır. Yüzüne müteveccihen veya kıbleye karşı durulur. Kur’an ve dualar okunabilir. Ziyaret esnasında mezarları çiğnemek mekruhtur. Şayet geçip gitmek için başka müsait yol yoksa, merhuma sevap hediye edilerek, geçilebilir. Mezar üzerindeki yeşillikler yolunmaz, bilakis çiçekler ekilir. Kurumuş otlar ayıklanır.

54. Hasta akraba, dost ve arkadaşları ziyaret etmek. Onlara teselli ve ümit vermek. Ziyareti uzun tutmamak. Hastanın hoşa gitmeyecek hallerini başka yerde anlatmamak.

55. Sıla-i rahimde bulunmak. “Akrabayla alakayı kesen bir kimsenin bulunduğu meclise Allah’ın rahmeti inmez.”

56. Zemzem suyunu hürmeten ayakta ve kıbleye karşı dönerek içmek.

57. Anne-babaya itaat etmek, onlara ihsanda bulunmak, kalplerini kırmamak ve hayır dualarını almak.

Facebook'ta paylaş.

Alt 09-07-2011, 15:53 #6
<<d£n!z>>
´Kelebek Misali

Sünneti Müekkede
Hz. Peygamber (s.a.s)'in devamlı olarak işleyip nadiren terkettiği; farz ve vacib olmayan amelleri. Buna Sünnet-i hüdâ adı da verilir (Seyyid Şerif el-Cürcânî, et-Ta'rifât, Beyrut 1403/1983, s. 122; Damad, Mecme'ul-enhur, İstanbul 1328, I, 12; İbn Abidin, Reddü'l Muhtar Kahire 1272-1324, I, 70). Fukahâ'dan bazıları ise sünnet-i müekkede'yi Hz. Peygamber (s.a.s)'in terketmeksizin yaptığı ameller olarak anlamışlardır (İbn Nüceym, el-Bahru'r-Raik, Kahire 1311, I, 17-18). Sünnet-i müekkedeleri yerine getirme dini hayatı kemale erdirmeyi ifade eder (Seyyid Şerif el-Cürcânî, a.g.e., s. 122).
Zira bu tür sünnetler farz ibadetlerde yapılması ihtimal dahilinde olan kusurları telâfi için meşru kılınmışlardır (İbn Âbidîn, a.g.e., I,191). Bu sebeple sünneti müekkedeleri terketmek dinle alay kabul edilmiştir. Hz. Peygamber (s.a.s) "sünnetimi terkeden şefaatime nail olamaz" buyurmuştur. Buna göre sünnet-i müekkedeleri terketmek harama yakındır ve Hz. Peygamberin şefaatinden mahrum kalma neticesini doğurur. Ancak buradaki terkten maksat özürsüz olarak sünnet olan fiili işlememekte ısrar etmektir. Mesela bir kimsenin abdest azalarını bir defa yıkamakla yetinip bunu âdet haline getirmesi böyledir ve bunu yapan günahkar olur (İbn Abidin, a.g.e., I, 70-71). Sünnet-i müekkedeleri yerine getiren kişi ise sevap kazanır (Cürcânî, a.ge., s. 122). Meselâ sabah namazının farzından önce iki rekat, öğle namazının farzından önce dört rekat, sonra iki rekat, akşam namazının farzından sonraki iki rekat ile yatsı namazının farzından sonra kılınan iki rekatlık namazlar sünnet-i müekkede'ye örnektir (el-Mevsılî, el-İhtiyâr, İstanbul 1987, 465; Alaüddin el-Haskefî, ed-Dürrül-Müntekâ (Mecma'ul-enhur kenarında) I,130).
Bu konuda Hz. Peygamber (s.a.s) günde belirtilen bu on iki rekat sünneti kılmaya devam eden kişiye Allah Teala'nın cennette bir köşk bina edeceğini haber vermektedir (Tirmizî, Salât, 189; Nesâî, Kıyâmül-leyl, 66; İbn Mâce, İkâmet, 100). Ayrıca cemaatle namaz kılmakta sünnet-i müekkededir. Özürsüz olarak cemaati terketmeyi Hz. Peygamber'in hoş karşılamadığı nakledilmiştir (el-Mevsılî, a.g.e., I, 57; Damad a.g.e., I,107). Bunlardan başka Necaset olduğu zannedilen ellerin yıkanması (İbn Abidin, a.g.e., I, 75). Abdest alırken misvak kullanmak (a.g.e., I, 77); yine abdest alırken ağız ve burnu iyice yıkamak (a.g.e., I, 79); Parmakları hilallemek (a.g.e., I, 80); Abdest alırken, abdest azalarını üç defa yıkamak (a.g.e., I, 80); Ezanı yüksekçe bir yerde okumak (a.g.e., I, 257) sünnet-i müekkede'nin örneklerindendir.

Sünnet-i Gayri Müekkede
Hz. Peygamber (s.a.s)'in bazen yapıp bazen de terkettiği ameller. Bu gruba giren sünnetleri yerine getirmek sevap kazandırır. Terkeden ise ceza, kınama ve azarlamaya müstahak olmaz (Seyyid Şerif el-Cürcânî, et-Ta'rifât, Beyrut 1403/1983, s. 122; İbn Nüceym, el-Bahru'r-Râik, Kahire 1311, I, 17-18). Yatsı namazı ve ikindi namazlarının ilk sünnetleri sünnet-i gayr-ı müekkede dir. Hz. Peygamber (s.a.s)'in giyinişi, oturup kalkması, taranması ve ayakkabı giymesi vb. hareket ve tavırlarını ifade eden sünnet-i zevaidlerde bu gruba girer (İbn Âbidin, Reddül-Muhtâr, Kahire 1272-1324, I, 321).

Facebook'ta paylaş.

Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler



Sünnet Nedir? Sünnetin Çeşitleri ve Hz. Muhammed'in Sünnetleri Konusuna Benzer Konular
Origami (Kağıt Katlama Sanatı) nedir? Çeşitleri nelerdir?
KAĞIT KATLAMA SANATI (ORİGAMİ) Oru (katlamak) Kami (kağıt) anlamına gelen iki sözcüğün birleşmesiyle oluşan, Origami kağıt katlama sanatı Çin...
~Cok Kapsamlı~Bilgisayar Virüsü Nedir? Virüs Çeşitleri Hakkında Bilgi.!
~Bilgisayar Virüsü Nedir~ Bir bilgisayar virüsü, başka bir programın sonuna kendi kodunu ekleyen ya da o programı silerek üzerine kendi ...
Hitap - Hitap Nedir (Anlatım Çeşitleri)
Hitap - Hitap Nedir (Anlatım Çeşitleri) Çok başvurulan anlatım yollarından biri de hitaptır. Arapça olan bu söz, tek kişinin karşısındaki birine...
Tahkiye - Tahkiye Nedir - Tahkiyenin Özellikleri (Anlatım Çeşitleri)
Tahkiye - Tahkiye Nedir - Tahkiyenin Özellikleri (Anlatım Çeşitleri) TAHKİYE (Narration) Çok başvurulan anlatım yollarından biri de tahkiyedir....
Cpu Nedir? ve çeşitleri
Genel Yapı Bir bilgisayarın en popüler ve en önemli parçası işlemcidir. Kısaca CPU (Central Processing Unit / Merkezi İşlem Birimi) olarak anılan...



Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 20:08 .