Sponsorlu Bağlantılar:
  ''Kur-an'ı kerim arapça latin harfli meali..
Kayıt ol Yardım Ajanda Skorlu Flash Oyunlar Konuları Okundu Kabul Et
Like Tree20Beğeniler
Cevapla
Seçenekler
Alt 04-08-2010, 02:38 #121
ѕıяαт
Forumun Tiryakisi
Reklamlar
Reklamlar

89. FECR SÛRESİ الفجر




بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHIYM


وَالْفَجْرِ
1-) Vel fecr;
Kasem ederim o Fecr’e (Nur’un doğuşunun başlangıcı),


وَلَيَالٍ عَشْرٍ
2-) Ve leyalin 'aşr;
Ve On Gece’ye,


وَالشَّفْعِ وَالْوَتْرِ
3-) Veşşef'ı velvetr;
Çift’e ve Tek’e (önce çif’te sonra tek’e?),


وَاللَّيْلِ إِذَا يَسْرِ
4-) Velleyli iza yesr;
Geçip gittiğinde o gece’ye,


هَلْ فِي ذَلِكَ قَسَمٌ لِّذِي حِجْرٍ
5-) Hel fiy zâlike kasemün li ziy hıcr;
(Nasıl,) işte bunda akıl sahibi için bir kasem var mı (bir yemin değeri yok mu; muhakkak bir yemin değeri var) ?.


أَلَمْ تَرَ كَيْفَ فَعَلَ رَبُّكَ بِعَادٍ
6-) Elem tera keyfe fe'ale Rabbüke Bi'Ad;
Görmedin mi Rabbin nasıl yaptı, (B sırrınca) Ad’a (Hz.Hud’un kavmi),


إِرَمَ ذَاتِ الْعِمَادِ
7-) İreme zatil'ımad;
Imad (direk; kuvvet) sahibi İrem’e?.


الَّتِي لَمْ يُخْلَقْ مِثْلُهَا فِي الْبِلَادِ
8-) Elletiy lem yuhlak mislüha fiylbilad;
Ki beldeler içinde onun misli yaratılmamıştı.


وَثَمُودَ الَّذِينَ جَابُوا الصَّخْرَ بِالْوَادِ
9-) Ve Semudelleziyne cabussahre Bilvad;
Ve (Rabbin ne yaptı) (Bi-) vadide (el-Vadil Kura’da) kayaları oyan Semud’a (Hz.Salih’in kavmi) ?.


وَفِرْعَوْنَ ذِي الْأَوْتَادِ
10-) Ve fir'avne ziyl'evtad;
Ve kazıklar sahibi Fravun’a.



الَّذِينَ طَغَوْا فِي الْبِلَادِ
11-) Elleziyne tağav fiylbilad;
Onlar ki, beldeler içinde tuğyan (benlikle azgınlık) etmişlerdi.


فَأَكْثَرُوا فِيهَا الْفَسَادَ
12-) Feekseru fiyhelfesad;
Onların (beldelerin) içinde fesadı çoğaltmışlardı.


فَصَبَّ عَلَيْهِمْ رَبُّكَ سَوْطَ عَذَابٍ
13-) Fesabbe 'aleyhim Rabbüke sevta 'azâb;
Bu sebeple Rabbin onların üzerine, azabın kamçısını (şiddetli bir azabı) döktü (azab kamçısı ile cezalandırdı).


إِنَّ رَبَّكَ لَبِالْمِرْصَادِ
14-) İnne Rabbeke lebil mirsad;
Muhakkak ki Rabbin (kemaline göre terbiyeyi eden), mirsad’da (rasat mevzii, gözetleme yerinde?) dır (tam gözetlemektedir).


فَأَمَّا الْإِنسَانُ إِذَا مَا ابْتَلَاهُ رَبُّهُ فَأَكْرَمَهُ وَنَعَّمَهُ فَيَقُولُ رَبِّي أَكْرَمَنِ

15-) Femmel'İnsanu iza mebtelahu Rabbühu feekremehu ve na' (ğğ) amehu feyekulü Rabbiy ekremen;

Amma insana gelince, Rabbi onu ibtila (imtihan) edip de ona ikram edip, onu ni’metlendirirse: “Rabbim bana ikram etti, üstün kıldı” der (şımarır).


وَأَمَّا إِذَا مَا ابْتَلَاهُ فَقَدَرَ عَلَيْهِ رِزْقَهُ فَيَقُولُ رَبِّي أَهَانَنِ

16-) Ve emma iza mebtelahü fekadere 'aleyhi rizkahu feyekulü Rabbiy ehanen;

Fakat onu ibtila (bela ile imtihan) edip de rızkını ölçülendirir (geçimini daraltır) ise: “Rabbim beni alçaltıp zelil kıldı” der (isyan eder, sabretmez).


كَلَّا بَل لَّا تُكْرِمُونَ الْيَتِيمَ
17-) Kella bel la tükrimunelyetiym;
Hayır!... Bilakis yetime ikram etmiyorsunuz.


وَلَا تَحَاضُّونَ عَلَى طَعَامِ الْمِسْكِينِ
18-) Ve la tehaddune 'alâ ta'amilmiskiyn;
Miskinleri (yoksulları) yedirip doyurmaya birbirinizi teşvik etmiyorsunuz.


وَتَأْكُلُونَ التُّرَاثَ أَكْلاً لَّمّا
19-) Ve te'külunettürase eklen lemma;
Mirası toptan (helal haram demeden toplayıp, alabildiğine) yiyorsunuz.


وَتُحِبُّونَ الْمَالَ حُبّاً جَمّاً
20-) Ve tühıbbunelmale hubben cemma;
Malı da pek çok (toplayıp biriktirecek kadar) seviyorsunuz.


كَلَّا إِذَا دُكَّتِ الْأَرْضُ دَكّاً دَكّاً
21-) Kella iza dükketil'Ardu dekken dekkâ;
Hayır (böyle yapmayın) !... Arz, (sarsılıp) paramparça/darmadağın edildiğinde,


وَجَاء رَبُّكَ وَالْمَلَكُ صَفّاً صَفّاً
22-) Ve cae Rabbüke velMelekü saffen saffa;
(Ölüm/Kıyamet ile) Rabbin ve el-Melek (melek cinsi, melekeler, kuvveler) saf saf (mertebe mertebe) olarak geldiğinde,


وَجِيءَ يَوْمَئِذٍ بِجَهَنَّمَ يَوْمَئِذٍ يَتَذَكَّرُ الْإِنسَانُ وَأَنَّى لَهُ الذِّكْرَى

23-) Ve ciy'e yevmeizin Bicehenneme yevmeizin yetezekkerül'İnsanu ve enna lehüzZikra;

(İşte) o gün, cehennem de (yetmişbin dizgin ve her dizgini çeken yetmişbin melek ile çekilip) getirilir... (İşte) o gün, insan tezekkür eder (sorgular, hatırlar?)... (Fakat) Zikra’nın (hatırlayıp ibret almanın) ona nasıl faydası olur (beden aleti yok) ?.


يَقُولُ يَا لَيْتَنِي قَدَّمْتُ لِحَيَاتِي
24-) Yekulü ya leyteniy kaddemtü lihayatiy;
“Keşke hayatım (?) için takdim etseydim (önceden yararlı şeyler yapıp gönderseydim)” der.


فَيَوْمَئِذٍ لَّا يُعَذِّبُ عَذَابَهُ أَحَدٌ
25-) Feyevmeizin la yu'azzibu 'azâbeHU ehad;
Artık o gün, O’nun azabı gibi hiçbir kimse azab edemez.


وَلَا يُوثِقُ وَثَاقَهُ أَحَدٌ
26-) Ve la yusiku vesakaHU ehad;
Ve hiçbir kimse O’nun bağladığı gibi bağlayamaz.


يَا أَيَّتُهَا النَّفْسُ الْمُطْمَئِنَّةُ
27-) Ya eyyetühen Nefsül Mutmainneh;
“Ey O Nefs-i Mutmainne!”.


ارْجِعِي إِلَى رَبِّكِ رَاضِيَةً مَّرْضِيَّةً
28-) İrci'ıy ila Rabbiki radıyeten mardıyyeten;
“Radiye olarak, Mardıyye olarak Rabbine (hakikatına) rücu’ et!”.


فَادْخُلِي فِي عِبَادِي
29-) Fedhuliy fiy 'ıbadİY;
“Kullarımın (Evliya zümresi’nin) içine dahil ol!”.


وَادْخُلِي جَنَّتِي
30-) Vedhuliy cennetİY;
“Cennetim’e dahil ol!”.



90. BELED SÛRESİ البلد


بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHIYM


لَا أُقْسِمُ بِهَذَا الْبَلَدِ
1-) La uksimu Bilhazelbeledi;
Kasem ederim (B sırrınca) şu (na, yani o) belde’ye (Harem’e),


وَأَنتَ حِلٌّ بِهَذَا الْبَلَدِ
2-) Ve ente hıllun Bihazelbeled;
-Ki sen (Hz.Muhammed s.a.v., B sırrınca) bu beldede bir hıll (mukıym; mübah, helal, kayıtsız) sın-,


وَوَالِدٍ وَمَا وَلَدَ
3-) Ve validin ve ma velede;
Doğuran (Baba?)’a ve doğurduğu (oğlu) na (kasem ederim),


لَقَدْ خَلَقْنَا الْإِنسَانَ فِي كَبَدٍ
4-) Lekad halaknel'İnsane fiy kebed;
Andolsun ki insan’ı meşakkat (sistem gereği zorluklar, mücadeleler) içinde yarattık (beden, terkibiyet, tabiat ile inşa ettik).


أَيَحْسَبُ أَن لَّن يَقْدِرَ عَلَيْهِ أَحَدٌ
5-) Eyahsebu en len yakdire 'aleyhi ehad;
Hiçbir kimsenin kendisine asla güç yetiremeyeceğini mi sanıyor (insan) ?.


يَقُولُ أَهْلَكْتُ مَالاً لُّبَدا
6-) Yekulu ehlektü malen lübeda;
“Pek çok (yığınla) mal helak ettim (harcadım)” diyor.


أَيَحْسَبُ أَن لَّمْ يَرَهُ أَحَدٌ
7-) Eyahsebü en lem yerahu ehad;
Kimsenin kendisini görmediğini mi sanıyor?.
أَلَمْ نَجْعَل لَّهُ عَيْنَيْنِ

8-) Elem nec'al lehu 'ayneyni;

Ona iki göz kılmadık mı (onun için iki göz oluşturmadık mı; kendisinin görmesi ne?) ?.


وَلِسَاناً وَشَفَتَيْنِ
9-) Ve lisanen ve şefeteyni;
Bir dil ve iki dudak (kılmadık mı) ?.


وَهَدَيْنَاهُ النَّجْدَيْنِ
10-) Ve hedeynahünnecdeyn;
Ona iki yolu (hayır-şer yolunu) hidayet ettik.


فَلَا اقْتَحَمَ الْعَقَبَةَ
11-) Felaktehamel'akabete;
El-Akabe’ye (o sarp yokuşa) gözü kara-tereddütsüz atılmadı (insan) !.


وَمَا أَدْرَاكَ مَا الْعَقَبَةُ
12-) Ve ma edrake mel'akabeh;
el-Akabe’yi sana bildiren nedir (bilirmisin el-Akabe’yi) ?.


فَكُّ رَقَبَةٍ
13-) Fekkü rekabetin;
(O,) köle azad etmek (esaret bağını çözmek) tir.


أَوْ إِطْعَامٌ فِي يَوْمٍ ذِي مَسْغَبَةٍ
14-) Ev ıt'amun fiy yevmin ziy mesğabetin;
Yahut, açlık sahibi bir günde yemek yedirmektir.


يَتِيماً ذَا مَقْرَبَةٍ
15-) Yetiymen za makrebetin;
Makrabe (yakınlık, kısa yol) sahibi bir yetime (yemek yedirmektir).


أَوْ مِسْكِيناً ذَا مَتْرَبَةٍ
16-) Ev miskiynen za metrebeh;
Yahut, metrebe sahibi (toprağa düşmüş, hiçbir şeyi olmayan) bir miskiyne (yoksula yedirip doyurmaktır).


ثُمَّ كَانَ مِنَ الَّذِينَ آمَنُوا وَتَوَاصَوْا بِالصَّبْرِ وَتَوَاصَوْا بِالْمَرْحَمَةِ

17-) Sümme kâne minelleziyne amenu ve tevasav Bissabri ve tevasav Bilmerhameh;

(Bütün bunlardan) sonra da iman eden, birbirlerine (B sırrınca) sabrı tavsiye eden ve (B sırrınca) merhamet’i tavsiye eden kimselerden olmaktır.


أُوْلَئِكَ أَصْحَابُ الْمَيْمَنَةِ
18-) ülaike ashabülmeymeneh;
İşte bunlar ashab-ı meymene (sağ taraf’ın ashabı; saiydler)’dir.


وَالَّذِينَ كَفَرُوا بِآيَاتِنَا هُمْ أَصْحَابُ الْمَشْأَمَةِ
19-) Velleziyne keferu BiayatiNA hüm ashabülmeş'emeh;
(Bi-) ayetlerimize kafir olanlar (reddedenler, nankörler) ise, onlar ashab-ı meş’eme (sol tarafın ashabı; şakıyler) dir.


عَلَيْهِمْ نَارٌ مُّؤْصَدَةٌ
20-) 'Aleyhim narun mu'sadeh;
Onların üzerinde mu’sade (kapatılıp kilitlenmiş, hapishane?) bir Nar var



91. ŞEMS SÛRESİ الشمس


بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHIYM


وَالشَّمْسِ وَضُحَاهَا
1-) VeşŞemsi ve duhaha;
Andolsun Güneş’e ve Onun Duhası’na (nurunun parladığı kuşluk vaktine),


وَالْقَمَرِ إِذَا تَلَاهَا
2-) VelKameri iza telaha;
Onu (Güneş’i?) takib ettiğinde Ay’a,


وَالنَّهَارِ إِذَا جَلَّاهَا
3-) Vennehari iza cellaha;
Onu (Güneş’i) açığa çıkarttığında Gündüz’e,


وَاللَّيْلِ إِذَا يَغْشَاهَا
4-) Velleyli iza yağşaha;
Onu (Güneş’i) örtüp kapladığında Gece’ye;


وَالسَّمَاء وَمَا بَنَاهَا
5-) VesSemai ve ma benaha;
Sema’ya ve onu bina edene,


وَالْأَرْضِ وَمَا طَحَاهَا
6-) Vel'Ardı ve ma tahaha;
Arz’a ve onu yayana/yaratana,


وَنَفْسٍ وَمَا سَوَّاهَا
7-) Ve nefsin ve ma sevvaha;
(Herbir) nefs’e ve onu tesviye edene (düzenleyene, eşitleyene, terkib ve tekmil edene),


فَأَلْهَمَهَا فُجُورَهَا وَتَقْوَاهَا
8-) Feelhemeha fucureha ve takvaha;
Sonra da ona (nefs’e) hem fucuru’nu (Hak’dan ve Sistem’den sapmışlığın ne olduğunu) ve hem de takvasını (korunmasını) ilham edene ki...


قَدْ أَفْلَحَ مَن زَكَّاهَا
9-) Kad efleha men zekkâha;
Onu (nefsi) tezkiye eden gerçekten kurtulmuştur.


وَقَدْ خَابَ مَن دَسَّاهَا
10-) Ve kad habe men dessaha;
Onu (nefsi) gömüp gizleyen ise gerçekten kaybetmiştir.


كَذَّبَتْ ثَمُودُ بِطَغْوَاهَا
11-) Kezzebet Semudu Bitağvaha;
Semud (Hz.Salih’in kavmi), (Bi-) tağvaları (tuğyanları; isyanda haddi aşmaları, Nebî’i kabul etmemeleri) ile (hakikatlerini ve sistem’i) yalanladı.


إِذِ انبَعَثَ أَشْقَاهَا
12-) İzin be'ase eşkaha;
Onların en şakısi inbias ettiğinde (kalktığında, harekete geçtiğinde),


فَقَالَ لَهُمْ رَسُولُ اللَّهِ نَاقَةَ اللَّهِ وَسُقْيَاهَا
13-) Fekale lehüm Rasûlullahi nakatallahi ve sukyaha;
Allah’ın Rasûlü onlara dedi ki: “Allah’ın devesini ve onun su içmesini (engellemekten hazer edin; haklarını) muhafaza edin!”.


فَكَذَّبُوهُ فَعَقَرُوهَا فَدَمْدَمَ عَلَيْهِمْ رَبُّهُم بِذَنبِهِمْ فَسَوَّاهَا

14-) Fekezzebuhu fe'akaruha* fedemdeme 'aleyhim Rabbühüm Bizenbihim fesevvaha;

Onu (Allah’ın Rasûlü’nü) yalanladılar da onu (Allah’ın dişi devesini) vahşice öldürdüler... Bunun üzerine Rableri, (Bi-) günahları ile onlara azab tatbik etti (toptan helak etti, toprağa gömdü) de orayı tesviye etti (düzledi).


وَلَا يَخَافُ عُقْبَاهَا
15-) Ve la yehafü 'ukbaha;
Ve (Allah) bunun akibetinden (böyle olmanın sonucundan) korkmaz (ama siz korkmalısınız) !.



92. LEYL SÛRESİ الليل


بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHIYM


وَاللَّيْلِ إِذَا يَغْشَى
1-) Velleyli iza yağşa;
Kasem ederim örttüğü vakit Gece’ye,


وَالنَّهَارِ إِذَا تَجَلَّى
2-) Vennehari iza tecella;
Parlayıp açığa çıktığında Gündüz’e,


وَمَا خَلَقَ الذَّكَرَ وَالْأُنثَى
3-) Ve ma halekazzekere vel'ünsa;
Erkeği ve dişi’yi yaratana ki,


إِنَّ سَعْيَكُمْ لَشَتَّى
4-) İnne sa'yeküm leşetta;
Muhakkak ki sa’yiniz (çabanız, çalışmanız), elbette muhtelif/başka başkadır.


فَأَمَّا مَن أَعْطَى وَاتَّقَى
5-) Feemma men a'ta vetteka;
Kim verir ve korunursa,


وَصَدَّقَ بِالْحُسْنَى
6-) Ve saddeka Bilhüsna;
Ve el-Hüsna’yı (en güzeli, hakikatını B sırrıyla) tasdik ederse,


فَسَنُيَسِّرُهُ لِلْيُسْرَى
7-) Fesenüyessiruhu lilyüsra;
Ona el-Yüsra’yı (en kolayı, en kolay yolu; İslam’ı; en kolay yaşam hali olan cenneti) müyesser ederiz (kolaylaştırırız).


وَأَمَّا مَن بَخِلَ وَاسْتَغْنَى
8-) Ve emma men bahıle vestağna;
Amma kim de cimrilik eder (infak etmez) ve mustağni olursa (arınmaya, korunmaya ihtiyaç duymazsa),


وَكَذَّبَ بِالْحُسْنَى
9-) Ve kezzebe Bilhüsna;
Ve el-Hüsna’yı (B sırrınca) tekzib ederse,


فَسَنُيَسِّرُهُ لِلْعُسْرَى
10-) Fesenüyessiruhu lil'usra;
Ona el-Usra’yı (en zoru, en zor yolu; Hak’dan ve Sistem’den perdeli yaşam halini) müyesser ederiz.


وَمَا يُغْنِي عَنْهُ مَالُهُ إِذَا تَرَدَّى
11-) Ve ma yuğniy 'anhu maluhu iza teredda;
(Cehhennem’e) yuvarlandığında, malı ondan (başına gelenlerden) hiçbir şeyi savamaz/ona hiçbir fayda sağlamaz.


إِنَّ عَلَيْنَا لَلْهُدَى
12-) İnne 'aleyNA lelhüda;
Muhakkak ki hidayet bizim üzerimizedir.


وَإِنَّ لَنَا لَلْآخِرَةَ وَالْأُولَى
13-) Ve inne leNA lel'ahırete vel'ula;
Ve muhakkak ki bizimdir Ahiret te Ula (ilk, dünya) da.


فَأَنذَرْتُكُمْ نَاراً تَلَظَّى
14-) Feenzertüküm naren telezza;
Sizi, çok alevlenen bir ateşi (ateşe karşı) uyardım.


لَا يَصْلَاهَا إِلَّا الْأَشْقَى
15-) La yaslaha illel'eşka;
Ona ancak en şakıy maruz kalır.


الَّذِي كَذَّبَ وَتَوَلَّى
16-) Elleziy kezzebe ve tevella;
O ki, (tanrı yok, sistem var’ı) yalanlamış ve (hakikatından) yüz çevirmişti.


وَسَيُجَنَّبُهَا الْأَتْقَى
17-) Ve seyücennebühel'etka;
En takva (tam fani; Hz.Ebu Bekir es-Sıddık r.a.) ise ondan uzaklaştırılacaktır.
الَّذِي يُؤْتِي مَالَهُ يَتَزَكَّى

18-) Elleziy yü'tiy malehu yetezekkâ;

O ki, (kendini) tezkiye eder halde malını verir.


وَمَا لِأَحَدٍ عِندَهُ مِن نِّعْمَةٍ تُجْزَى
19-) Ve ma liehadin’ındehu min nı'metin tücza;
Ve (O öyle bir haldedir ki) Onun indinde, hiçbir kimse karşılığı verilen bir nimete sahip değildir (sunduğunu karşılıksız verir; infakın hakikatı).


إِلَّا ابْتِغَاء وَجْهِ رَبِّهِ الْأَعْلَى
20-) İllebtiğae vechi Rabbihil'A'la;
Ancak A’la olan Rabbi’nin vechini arzulayıp istemek müstesna!.


وَلَسَوْفَ يَرْضَى
21-) Ve lesevfe yerda;
Yakında elbette razı olacaktır (vuslat).



93. DUHÂ SÛRESİ الضحى


بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHIYM


وَالضُّحَى
1-) VedDuha;
Kasem ederim Duha’ya (Güneş’in nurunun parladığı kuşluk’a),


وَاللَّيْلِ إِذَا سَجَى
2-) VelLeyli izâ seca;
Sükun bulduğunda (sükunet vaktinde) Gece’ye ki,
مَا وَدَّعَكَ رَبُّكَ وَمَا قَلَى
3-) Ma vedde'ake Rabbüke ve ma kala;
Rabbin sana veda etmedi/terketmedi ve darılıp buğzetmedi (sevgisi daim?).


وَلَلْآخِرَةُ خَيْرٌ لَّكَ مِنَ الْأُولَى

4-) Ve lel'ahıretü hayrün leke minel'ula;

Elbette Ahiret (sonrası) senin için Ula (ilk)’dan daha hayırlıdır.


وَلَسَوْفَ يُعْطِيكَ رَبُّكَ فَتَرْضَى
5-) Ve lesevfe yu'tıyke Rabbüke feterda;
Elbette Rabbin sana verecek de razı-hoşnud olacaksın.


أَلَمْ يَجِدْكَ يَتِيماً فَآوَى
6-) Elem yecidke yetiymen fe ava;
(Rabbin) seni bir yetim (tek başına) bulmadı da barındırmadı mı (seni bir yetim olarak buldu da barındırdı) ?.


وَوَجَدَكَ ضَالّاً فَهَدَى
7-) Ve vecedeke da (aaa) llen feheda;
(Rabbin) seni dall (Zati hakikatından sapkın) bulup da hidayet etmedi mi?.


وَوَجَدَكَ عَائِلاً فَأَغْنَ
8-) Ve vecedeke’ailen fe eğna;
(Rabbin) seni ail (fakr içinde) bulup da zengin kılmadı mı?.


فَأَمَّا الْيَتِيمَ فَلَا تَقْهَرْ
9-) Feemmel yetiyme fela takher;
O halde, yetimi sakın kahretme (zulmetme; ilim ve ma’rifetle muamele et) !.


وَأَمَّا السَّائِلَ فَلَا تَنْهَرْ
10-) Ve emmessaile fela tenher;
Sail’i (isteyeni, soru soranı) sakın azarlama (kaba-ağır söz söyleme; sormasını-ilim öğrenmesini teşvik et, kesme) !.


وَأَمَّا بِنِعْمَةِ رَبِّكَ فَحَدِّثْ
11-) Ve emma Bi nı'meti Rabbike fe haddis;
Ve Rabbinin ni’metini (B sırrınca Rabbinin ni’meti-sıfatları olarak), tahdis et (hadis’lendir, dillendir; nübüvvet ve risaletin ile ihbar et, öğret) !.



94. İNŞİRÂH SÛRESİ الانشرا


بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHIYM


أَلَمْ نَشْرَحْ لَكَ صَدْرَكَ
1-) Elem neşrah leke sadrek;
Senin için sadrını (göğsünü, kalbini) inşirah etmedik (açıp genişletmedik) mi?.


وَوَضَعْنَا عَنكَ وِزْرَكَ

2-) Ve vada'na’anke vizrek;

(Böylece) yükünü senden almadık mı (Hakkani özellikler ile güçlendirmedik mi) ?.


الَّذِي أَنقَضَ ظَهْرَكَ
3-) Elleziy enkada zahrek;
Ki o, senin zahrını (sırtını, belini) çatırtatmıştı.


وَرَفَعْنَا لَكَ ذِكْرَكَ
4-) Ve refa'na leke zikrek;
Ve senin için zikrini (seyrini, müşahadeni) yükseltmedik mi?.


فَإِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْراً
5-) Feinne me'al’usri yüsra;
Bundan ötürü muhakkak ki o zorlukla beraber bir kolaylık vardır.


إِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْراً
6-) İnne me'al'usri yüsra;
Muhakkak ki bu zorlukla beraber de bir kolaylık vardır.
فَإِذَا فَرَغْتَ فَانصَبْ
7-) Feiza ferağte fensab;
(Yorgunluk hükmü olmayan işinden) fariğ olduğunda, yorul (yorgunluk hükmü olan işini ifa et) !.


وَإِلَى رَبِّكَ فَارْغَبْ
8-) Ve ila Rabbike ferğab;
Ve Rabbine rağbet et!.



95. TÎN SÛRESİ التين


بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHIYM


وَالتِّينِ وَالزَّيْتُونِ
1-) VetTiyni vezZeytuni;
Kasem ederim Tiyn’e (incir’e, beyt-i mukaddes’in üzerine oturduğu dağ?) ve Zeytun’a (zeytin’e, zeytin dağı?),


وَطُورِ سِينِينَ
2-) Ve Tûri Siyniyne;
Tur-u Siyna’ya (ilahi kelamın işitildiği dağ?),
وَهَذَا الْبَلَدِ الْأَمِينِ
3-) Ve hazelBeledil'Emiyn;
Ve şu emin belde’ye (Harem?) ki,


لَقَدْ خَلَقْنَا الْإِنسَانَ فِي أَحْسَنِ تَقْوِيمٍ
4-) Lekad halaknel'İnsane fiy ahseni takviym;
(Böylece) hakikaten biz insan’ı en güzel bir sûrette yarattık.


ثُمَّ رَدَدْنَاهُ أَسْفَلَ سَافِلِينَ
5-) Sümme radednahu esfele safiliyn;
Sonra da onu esfele safiliyn’e (madde boyutuna, tabiat şartlarına) reddettik (döndürdük, attık).


إِلَّا الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ فَلَهُمْ أَجْرٌ غَيْرُ مَمْنُونٍ
6-) İllelleziyne amenu ve amilussalihati felehüm ecrün ğayrü memnun;
Ancak (hakikatına) iman edip salih amel işleyenler (arınıp hakikatlarının gereğini yaşayanlar) müstesna... Onlar için kesilmeyen bir ecir vardır (ilahi özelliklerle yaşarlar).


فَمَا يُكَذِّبُكَ بَعْدُ بِالدِّينِ
7-) Fema yükezzibüke ba’dü Biddiyn;
(Gerçek böyle iken) bundan sonra (Bi-) Diyn (Sistem, herşeyin bir karşılığının oluşması) ile seni ne yalanlayabilir (Diyni sana yalanlattıracak nedir) ?.
أَلَيْسَ اللَّهُ بِأَحْكَمِ الْحَاكِمِينَ


8-) EleysAllahu Biahkemilhakimiyn;
Allah (B sırrınca) hükmedenlerin en güzel hükmedeni değil mi? (belâ ve ene ala zâlike mineşŞahidiyn!).



96. ALAK SÛRESİ العلق


بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHIYM


اقْرَأْ بِاسْمِ رَبِّكَ الَّذِي خَلَقَ
1-) Ikra' Bismi Rabbikelleziy halak;
Yaratan (seni izhar eden; sen yoksun, O kaim) Rabbinin ismi (hakikatın olan zati kuvveler) ile (B sırrınca) OKU!.


خَلَقَ الْإِنسَانَ مِنْ عَلَقٍ
2-) Halekal'İnsane min’alak;
(O,) insan’ı Alak’ (kan pıhtısı; yaş, yapışkan yani hayatiyeti ve manyetizması olan kan; genetik) dan yarattı.


اقْرَأْ وَرَبُّكَ الْأَكْرَمُ
3-) Ikra' ve Rabbükel'Ekrem;
Oku!.. Ekrem Rabbin olarak!.


الَّذِي عَلَّمَ بِالْقَلَمِ
4-) Elleziy’alleme BilKalem;
O (Rabbin) ki, (O Rabbani özellikleri ve o genetiği) (Bi-) Kalem (?) ile ta’lim etti.


عَلَّمَ الْإِنسَانَ مَا لَمْ يَعْلَمْ
5-) Allemel'İnsane ma lem ya'lem;
(Yani) insan’a bilmediğini ta’lim etti.


كَلَّا إِنَّ الْإِنسَانَ لَيَطْغَى
6-) Kella, innel'İnsane leyatğa;
Hayır (iş sanıldığı gibi değil; düşünün) !?... Muhakkak ki insan (OKUmaz, hazinesini bilkuvve gömülü tutarsa), elbette tuğyan (azgınlık) eder;


أَن رَّآهُ اسْتَغْنَى
7-) En reahüstağna;
Kendini (nefsini) müstağni (OKUmaya, tanımaya ihtiyacı yok) gördüğü için.


إِنَّ إِلَى رَبِّكَ الرُّجْعَى
8-) İnne ila Rabbikerrüca';
Muhakkak ki rüc’a (dönüş, dönmek) Rabbinedir!.


أَرَأَيْتَ الَّذِي يَنْهَى
9-) Eraeytelleziy yenha;
Gördün mü o nehyedeni (engelleyeni, uzaklaştıranı; Ebu Cehl’i),


عَبْداً إِذَا صَلَّى
10-) Abden iza salla;
Bilfiil namazda iken bir kulu?.


أَرَأَيْتَ إِن كَانَ عَلَى الْهُدَى
11-) Eraeyte in kâne’alelhüda;
Gördün mü (bir düşün) !.. Ya o (namaz müşahadesindeki kul) Huda (Hidayet, Hak) üzere ise?.


أَوْ أَمَرَ بِالتَّقْوَى
12-) Ev emere Bittakva;
Yahut Takva (korunma; tevhid) ile (B sırrınca) emretti ise?!.


أَرَأَيْتَ إِن كَذَّبَ وَتَوَلَّى
13-) Eraeyte in kezzebe ve tevella;
Gördün mü (bir düşün) !... Ya (o engelleyen bu uğraşı ve çağrısı ile Hakk’ı ve Sistem’i) yalanladı ve yüz çevirdi ise?.


أَلَمْ يَعْلَمْ بِأَنَّ اللَّهَ يَرَى
14-) Elem ya'lem BiennAllahe yera;
(B gerçeğince) bilmedi mi ki Allah muhakkak görür?.


كَلَّا لَئِن لَّمْ يَنتَهِ لَنَسْفَعاً بِالنَّاصِيَةِ
15-) Kella, lein lem yentehi lenesfe'an BinNasıyeh;
Hayır (iş sandığı gibi değil) !... Andolsun ki eğer vazgeçmez ise, elbette o (Bi-) nasiye’yi (alnını, başının ön kısmını B sırrınca) şiddetle yakalayıp çekeriz.


نَاصِيَةٍ كَاذِبَةٍ خَاطِئَةٍ
16-) Nasıyetin kazibetin hatıeh;
O yalancı (Allah üzerine imanı sahih olmayan), o hata yapan (günahkar, müşrik; bedene, dışa tabi olan; aklını kullanmayan) nasiye’yi.


فَلْيَدْعُ نَادِيَه
17-) Felyed'u nadiyeh;
Haydi çağırsın nadiye’sini (meclisini).


سَنَدْعُ الزَّبَانِيَةَ
18-) Sened'uzZebaniyeh;
Biz de çağıracağız Zebanileri (Nar’ın zebun edicileri; melekleri, astrolojik nesneleri) !.


كَلَّا لَا تُطِعْهُ وَاسْجُدْ وَاقْتَرِبْ
19-) Kella* la tutı'hu vescüd vakterib;
Hayır, sakın (yapma) !.. Ona (kendini mustağni gören, Hakk’dan perdeli, namaz müşahadesinden nehyeden, zebanilerin zebunu alın’a) itaat etme/boyun eğme; (hakikatına olan imanın gereği) secde et ve yaklaş!.



97. KADR SÛRESİ القدر


بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHIYM


إِنَّا أَنزَلْنَاهُ فِي لَيْلَةِ الْقَدْرِ
1-) İnna enzelnaHU fiy LeyletilKadr;
Muhakkak ki biz O’nu (ilahi hüviyeti; OKUnanı, Kur’an’ı), (Onu izhara müsayit) Kadr Gecesi’nde (Muhammed isminin müsemması olan yapıda) inzal ettik.


وَمَا أَدْرَاكَ مَا لَيْلَةُ الْقَدْرِ
2-) Ve ma edrake ma LeyletülKadr;
Kadr Gecesi’ni (n kadrini, şerefini, haşmetini) sana bildiren nedir?.


لَيْلَةُ الْقَدْرِ خَيْرٌ مِّنْ أَلْفِ شَهْرٍ
3-) LeyletülKadri hayrün min elfi şehr;
Kadr Gecesi, bin ay’dan daha hayırlıdır!.


تَنَزَّلُ الْمَلَائِكَةُ وَالرُّوحُ فِيهَا بِإِذْنِ رَبِّهِم مِّن كُلِّ أَمْرٍ
4-) Tenezzelül Melaiketü ver Ruhu fiyha Biizni Rabbihim min külli emr;
(Ve dahi) Melaike ve Ruh Onun (O Gece’nin) içinde tenezzül eder (indikçe iner), Rablerinin izni ile (Bi-izni Rabbihim), herbir Emr’den (her iş için);


سَلَامٌ هِيَ حَتَّى مَطْلَعِ الْفَجْرِ
5-) Selâmun, hiye hatta matle'ılfecr;
Selam’dır O (Yakiyn’e ermek, selamet var), Fecr’in doğmasına kadar (Hakikatın zuhuru ile bilincin gördüğünü tanıması, farketmesi).


~ηυя'υ_αуη~ Bunu beğendi.
Facebook'ta paylaş.

Alt 04-08-2010, 02:39 #122
ѕıяαт
Forumun Tiryakisi

TEKÂSÜR,ASR,HÜMEZE,FÎL SÛRESİ,KUREYŞ SÛRESİ,MÂÛN SÛRESİ,KEVSER SÛRESİ,KÂFİRÛN SÛRESİ,NASR SÛRESİ,TEBBET SÛRESİ,İHLÂS SÛRESİ,FELAK SÛRESİ,NÂS SÛRESİ


98 BEYYİNET SURESİ البينة

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHIYM
لَمْ يَكُنِ الَّذِينَ كَفَرُوا مِنْ أَهْلِ الْكِتَابِ وَالْمُشْرِكِينَ مُنفَكِّينَ حَتَّى تَأْتِيَهُمُ الْبَيِّنَةُ
1-) Lem yekünilleziyne keferu min ehlil Kitabi velmüşrikiyne münfekkiyne hatta te'tiye hümülbeyyinetü;Ehl-i Kitab’tan ve müşrikler’den kafir olanlar (Diyn’in maslahatından ve Teklik’ten perdeliler), kendilerine O Beyyine (Nur gibi apaçık delil; Ayna?) gelinceye kadar (sapkınlıklarından) ayrılacak değillerdi (ama ya şimdi, O beyyine geldikten sonra?).

رَسُولٌ مِّنَ اللَّهِ يَتْلُو صُحُفاً مُّطَهَّرَةً
2-) Rasûlün minAllahi yetlu suhufen mutahhereten;
(O beyyine ile kasdolunan) Allah’dan (vahdet boyutundan irsal olunan) ve tertemiz (arınmayanın dokunamayacağı) sayfaları tilavet eden bir Rasûl.

فِيهَا كُتُبٌ قَيِّمَةٌ
3-) Fiyha kütübün kayyimeh;
Onların (o sayfaların) içinde kütüb-ü kayyime
(en kaim-sağlam-payidar kitablar) vardır.

وَمَا تَفَرَّقَ الَّذِينَ أُوتُوا الْكِتَابَ إِلَّا مِن بَعْدِ مَا جَاءتْهُمُ الْبَيِّنَةُ
4-) Ve ma teferrakalleziyne utül Kitabe illâ min ba'di ma caethümül beyyineh;Kitab verilmiş olanlar, ancak kendilerine O Beyyine geldikten sonra ayrılığa düştüler.

وَمَا أُمِرُوا إِلَّا لِيَعْبُدُوا اللَّهَ مُخْلِصِينَ لَهُ الدِّينَ حُنَفَاء وَيُقِيمُوا الصَّلَاةَ وَيُؤْتُوا الزَّكَاةَ وَذَلِكَ دِينُ الْقَيِّمَةِ
5-) Ve ma ümiru illâ liya'budullahe muhlisıyne lehüd diyne hunefae ve yukıymusSalate ve yü'tüzZekate ve zâlike diynülkayyimeh;
Oysaki onlar, Hanifler (müvahhidler) olarak Diyn’i O’na (yalnız Allah’a) halis kılarak Allah’a kulluk yapmalarından, namazı ikame etmelerinden ve zekatı vermelerinden başka bir şeyle (Kur’an’dan önce nazıl olan suhuf ve Kitab’larda da) emrolunmadılar... İşte budur diyn-i kayyıme (dosdoğru, payidar, hak diyn).

إِنَّ الَّذِينَ كَفَرُوا مِنْ أَهْلِ الْكِتَابِ وَالْمُشْرِكِينَ فِي نَارِ جَهَنَّمَ خَالِدِينَ فِيهَا أُوْلَئِكَ هُمْ شَرُّ الْبَرِيَّةِ
6-) İnnelleziyne keferu min ehlilKitabi velmüşrikiyne fiy nari cehenneme halidiyne fiyha* ülaike hüm şerrülberiyyeh;
Muhakkak ki ehl-i kitab’tan ve müşrikler’den kafir olanlar, içinde ebedi kalıcılar olarak Nar-ı Cehennem’dedirler... İşte onlar Beriyye’nin (yaratılanların, halkın) en şerlisidir (en alt yaşamda olanlar).

إِنَّ الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ أُوْلَئِكَ هُمْ خَيْرُ الْبَرِيَّةِ
7-) İnnelleziyne amenu ve’amilussalihati ülaike hüm hayrülberiyyeh;
(Hakikatlarına ve Sistem’e) iman edip (arınıp) salih amel işleyenlere (5.ayette bahsedilen Temel Esasları gerçekleştirenlere; kuvvelerini keşfedip kerametlenenlere) gelince, işte bunlar Beriyye’nin en hayırlısıdır.

جَزَاؤُهُمْ عِندَ رَبِّهِمْ جَنَّاتُ عَدْنٍ تَجْرِي مِن تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا أَبَداً رَّضِيَ اللَّهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا عَنْهُ ذَلِكَ لِمَنْ خَشِيَ رَبَّهُ
8-) Cezaühüm’ınde Rabbihim cennatü’Adnin tecriy min tahtihel'enharu halidiyne fiyha ebeda* radıyAllahu’anhüm ve radu’anHU, zâlike limen haşiye Rabbeh
Rablerinin indinde onların cezası (çalışmalarının karşılığı), altlarından nehirler akan Adn cennetleridir... İçlerinde ebedi kalıcılar olarak... Allah onlardan razı olmuştur ve onlar da O’ndan razı olmuşlardır (ilahi özelliklerin tecellisi)... İşte bu, Rabbinden haşyet duyan kimse içindir!


99ZİLZÂL SÛRESİالزلزلة
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHIYM

إِذَا زُلْزِلَتِ الْأَرْضُ زِلْزَالَهَا
1-) İza zülziletil Ardu zilzaleha;
Arz (beden), (şiddette ondan sonrası olmayan) şiddetli bir sarsıntı ile sarsıldığında (ölüm, kıyamet?),

وَأَخْرَجَتِ الْأَرْضُ أَثْقَالَهَا 2-) Ve ahrecetilArdu eskaleha;
Ve Arz, ağırlıklarını (kullandığı mallarını, kuvvelerini; biriktirdiği hazinelerini, ürettiği enerjilerini, ruhlarını) ihraç ettiğinde,

وَقَالَ الْإِنسَانُ مَا لَهَا 3-) Ve kalel İnsanu ma leha;
Ve insan: “Buna ne oluyor (panik, şok, hayret)?” dediğinde,

يَوْمَئِذٍ تُحَدِّثُ أَخْبَارَهَا 4-) Yevmeizin tühaddisü ahbareha;
İşte o gün (Arz), haberlerini söyler.

بِأَنَّ رَبَّكَ أَوْحَى لَهَا 5-) Bienne Rabbeke evha leha;
Çünkü Rabbin ona vahyetmiştir (B sırrınca, Rabbinin ona vahyetmesi olarak).

يَوْمَئِذٍ يَصْدُرُ النَّاسُ أَشْتَاتاً لِّيُرَوْا أَعْمَالَهُمْ 6-) Yevmeizin yasdurun Nasu eştaten li yürav a'malehüm;
O gün insanlar, gruplar (cennet ve cehennem zümreleri) halinde (kabirlerinden) sudur eder (çıkar) ki amelleri kendilerine gösterilsin.

فَمَن يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ خَيْراً يَرَهُ 7-) Femen ya'mel miskale zerretin hayren yerah;Kim bir zerre ağırlığınca bir hayır yaparsa, onu görür.

وَمَن يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ شَرّاً يَرَهُ 8-) Ve men ya'mel miskale zerretin şerren yerah;Ve kim de bir zerre ağırlığınca bir şerr yaparsa, onu görür.

100ÂDİYÂT SÛRESİ العاديات
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHIYM

وَالْعَادِيَاتِ ضَبْحاً
1-) Vel adiyati dabha;
Andolsun o nefesleriyle ses çıkararak (Allah yolunda) harıl harıl koşanlara,

فَالْمُورِيَاتِ قَدْحاً
2-) Fel muriyati kadha;
(Koşmanın tesiri ile) çakıp ateş çıkaranlara,

فَالْمُغِيرَاتِ صُبْحاً
3-) Fel muğıyrati subha;
Sabahleyin (Nurun parlama vakti) akın edenlere/ (düşmana) baskın yapanlara,

فَأَثَرْنَ بِهِ نَقْعاً
4-) Feeserne Bihi nak'a;
Onunla (B sırrınca) toz çıkaranlara (etkili olanlara),

فَوَسَطْنَ بِهِ جَمْعاً
5-) Fevesatne Bihi cem'a;
Derken onunla (B sırrınca) bir cem’in ortasına dalanlara ki,

إِنَّ الْإِنسَانَ لِرَبِّهِ لَكَنُودٌ
6-) İnnel’İnsane liRabbihi le kenud;
(Bunları yapmayan) insan Rabbine karşı elbette çok nankördür.

وَإِنَّهُ عَلَى ذَلِكَ لَشَهِيدٌ
7-) Ve innehu alâ zâlike le şehiyd;
Ve muhakkak ki o (insan) bunun üzerine elbette bir şahiddir.

وَإِنَّهُ لِحُبِّ الْخَيْرِ لَشَدِيدٌ
8-) Ve innehu lihubbil hayri le şediyd;
Ve muhakkak ki o (insan) hayr (mal) ın sevgisi için (mal ve servet sevgisinde) çok şiddetlidir.

أَفَلَا يَعْلَمُ إِذَا بُعْثِرَ مَا فِي الْقُبُورِ
9-) Efela ya'lemu iza bu'sire ma fiyl kubur;
Bilmez mi (insan), kabirlerin (bedenlerin) içindekiler deşilip dışarı çıkartıldığında,

وَحُصِّلَ مَا فِي الصُّدُورِ
10-) Ve hussile ma fiys sudur;
Sadırların (sinelerin, kalblerin) içindekiler tahsil edildiğinde (açığa çıkartıldığında),

إِنَّ رَبَّهُم بِهِمْ يَوْمَئِذٍ لَّخَبِيرٌ
11-) İnne Rabbehüm Bihim yevmeizin le Habiyr;
Muhakkak ki işte o gün Rableri onları (B sırrınca) elbette Habiyr’dir

101KÂRİA SÛRESİالقارعة
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHIYM

الْقَارِعَةُ
1-) El kariatü;
El-Karia (o şiddetle çarpan olay; kıyamet tecellisi, ölümün tahakkuku) !.

مَا الْقَارِعَةُ
2-) Mel kariatü;
Nedir el-Karia?.

وَمَا أَدْرَاكَ مَا الْقَارِعَةُ
3-) Ve ma edrake mel kariah;
El-Karia’yı sana bildiren nedir (el-Karia’nın ne olduğunu sana ne bildirir) ?.

يَوْمَ يَكُونُ النَّاسُ كَالْفَرَاشِ الْمَبْثُوثِ
4-) Yevme yekûnün Nasu kelferaşil mebsus;
O Gün insanlar, yayılmış (ateşe atılan) pervaneler gibi olur.

وَتَكُونُ الْجِبَالُ كَالْعِهْنِ الْمَنفُوشِ
5-) Ve tekûnül cibalü kelıhnil menfuş;
Dağlar didilip dağılmış renkli (boyanmış) yün gibi olur.

فَأَمَّا مَن ثَقُلَتْ مَوَازِينُهُ
6-) Feemma men sekulet mevaziynüh;
(İşte o gün) kimin mizanları/tartıları ağır basarsa (iman nuru, meleki nurlar, hakkani özellikler),

فَهُوَ فِي عِيشَةٍ رَّاضِيَةٍ
7-) Fe huve fiy ıyşetin radıyeh;
O, razı (olduğu) bir yaşayış içindedir.

وَأَمَّا مَنْ خَفَّتْ مَوَازِينُهُ
8-) Ve emma men haffet mevaziynüh;
Amma kimin de mizanları (o şartlara) hafif kalırsa,

فَأُمُّهُ هَاوِيَةٌ
9-) Fe ümmühu haviyeh;
Onun anası, Haviye’ (içine yuvarlanılan derin çukur; en aşağı yaşam hali) dir.

وَمَا أَدْرَاكَ مَا هِيَهْ
10-) Ve ma edrake ma hiyeh;
Onun ne olduğunu sana bildiren nedir?.

نَارٌ حَامِيَةٌ
11-) Narun hamiyeh;
(O), kızışmış (yakıcılığı pik noktasına ulaşmış) bir ateş’tir.

102TEKÂSÜR SÛRESİالتكاثر
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHIYM

أَلْهَاكُمُ التَّكَاثُرُ
1-) Elhakümüt tekasürü;
Tekasür (çokluk, mal ve neseb itibarıyla çokluk övünüşü, çokluk kuruntusu; beşeri dünyanız; hayal) sizi aldadıp meşgul etti/oyaladı,

حَتَّى زُرْتُمُ الْمَقَابِرَ
2-) Hatta zürtümülmekabir;
Hatta mezarlıkları ziyaret ettiniz.

كَلَّا سَوْفَ تَعْلَمُونَ
3-) Kella sevfe ta'lemun;
Hayır!... Yakında (vefat) bileceksiniz.

ثُمَّ كَلَّا سَوْفَ تَعْلَمُونَ
4-) Sümme kella sevfe ta'lemun;
Sonra (yine) hayır, yakında bileceksiniz.

كَلَّا لَوْ تَعْلَمُونَ عِلْمَ الْيَقِينِ
5-) Kella lev ta'lemune ılmel yekıyn;
Hayır!.. Keşke ilmel yakıyn (olarak vefattan önce) bilseydiniz.

لَتَرَوُنَّ الْجَحِيمَ
6-) Le terevünnelcahıyme;
Andolsun, Cahıym (cehennem)’i mutlaka görürdünüz.

ثُمَّ لَتَرَوُنَّهَا عَيْنَ الْيَقِينِ
7-) Sümme leteravünneha aynel yekıyn;
Sonra yemin olsun onu (cehennem’i) mutlaka aynel yakıyn göreceksiniz.

ثُمَّ لَتُسْأَلُنَّ يَوْمَئِذٍ عَنِ النَّعِيمِ
8-) Sümme le tüs'elünne yevmeizin anin naıym;
Sonra andolsun o gün Naiym (ni’met)’den elbette sorulacaksınız.

103ASR SÛRESİالعصر
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHIYM

وَالْعَصْرِ
1-) Vel asri;
Kasem ederim O Asr’a (An’a, zamana; Hz.Muhammedi s.a.v.in Asrına, velayet dönemine?) ki,

إِنَّ الْإِنسَانَ لَفِي خُسْرٍ
2-) İnnel İnsane le fiy husrin;
Muhakkak ki (beşeriyyetinden arınıp kendini tanımayan) insan, bir hüsran içindedir!.

إِلَّا الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ وَتَوَاصَوْا بِالْحَقِّ وَتَوَاصَوْا بِالصَّبْرِ
3-) İllelleziyne amenu ve amilus salihati ve tevasav Bil Hakkı ve tevasav Bis Sabr;
Ancak (hakikatlarına) iman edip salih amel işleyenler (arınıp bunun gereği yaşamı ortaya koyanlar), birbirlerine (Bi-) Hakk’ı (Hakk olarak) tavsiye edenler ve birbirlerine (Bi-) Sabr’ı (sabır ile) tavsiye edenler müstesna!.

104HÜMEZE SÛRESİالهمزة
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHIYM

وَيْلٌ لِّكُلِّ هُمَزَةٍ لُّمَزَةٍ
1-) Veylün li külli hümezetin lümezeh;
Veyl olsun (vay haline) tüm hümeze (arkadan çekiştiren, arkadan göz kırpıp çokça alay eden) ve lümeze (ayıplayıp tahkir eden) güruhuna (büyüklük ve üstünlük taslayana) !.

الَّذِي جَمَعَ مَالاً وَعَدَّدَه

2-) Elleziy cemea malen ve addedeh;

O ki, bir mal topladı ve onu ta’dit etti (tekrar tekrar saydı).

يَحْسَبُ أَنَّ مَالَهُ أَخْلَدَهُ
3-) Yahsebü enne malehu ahledeh;
Sanır ki malı onu ebedi kalıcı (sabit) kılacak halde.

كَلَّا لَيُنبَذَنَّ فِي الْحُطَمَةِ
4-) Kella, leyünbezenne fiyl hutameti;
Hayır (iş sandığı gibi değil) !... Yemin olsun ki o Hutame’ye (mıcır makinası gibi kırıp ufaltana, sert şartlara) atılacaktır.

وَمَا أَدْرَاكَ مَا الْحُطَمَةُ
5-) Ve ma edrake mel hutameh;
Hutame’yi sana bildiren nedir (Hutame’nin ne olduğunu sana ne bildirir) ?.

نَارُ اللَّهِ الْمُوقَدَةُ
6-) Narullahil mukadeh;
(O Hutame, fıtratından gelen bir şekilde) Allah’ın tutuşturulmuş Narı’dır!.

الَّتِي تَطَّلِعُ عَلَى الْأَفْئِدَةِ
7-) Elletiy tettaliu alel ef'ideh;
O ki çıkar (kaplayıp örter) FUADlar (kalbler) üzerine.

إِنَّهَا عَلَيْهِم مُّؤْصَدَةٌ
8-) İnneha aleyhim mu'sadeh;
Muhakkak ki o (Hutame) onların üzerine kapatılıp kilitlenmiştir (içinde ebedi mahpusturlar).

فِي عَمَدٍ مُّمَدَّدَةٍ
9-) Fiy amedin mümeddedeh;
Uzatılmış direkler içinde.

105FÎL SÛRESİالفيل
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ


BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHIYM


أَلَمْ تَرَ كَيْفَ فَعَلَ رَبُّكَ بِأَصْحَابِ الْفِيلِ
1-) Elem tera keyfe feale Rabbüke Bi ashabil fiyl;
Görmedin mi Rabbin (B gerçeğince) nasıl yaptı, ashab-ı fil’e (Kabe’yi/Kalb’i harab etmeye kalkışan fil yaranına) ?.

أَلَمْ يَجْعَلْ كَيْدَهُمْ فِي تَضْلِيلٍ
2-) Elem yec'al keydehüm fiy tadliyl;
Onların tuzaklarını boşa çıkarmadı mı?.

وَأَرْسَلَ عَلَيْهِمْ طَيْراً أَبَابِيلَ
3-) Ve ersele aleyhim tayren ebabiyl;
İrsal etti üzerlerine tayr’an ebabiyl’i (birbiri ardınca gelen grup grup kuşları; kuş görüntülü varlıkları; uçan çok kalabalık topluluğu; kuş gibi kanatları/kuvveleri ile uçup arza çakılı olmayanları).

تَرْمِيهِم بِحِجَارَةٍ مِّن سِجِّيلٍ

4-) Termiyhim Bi hıcaretin min sicciyl;

(Mermi gibi) atıyorlardı onlara, pişmiş/kurumuş çamurdan (etkili) (Bi-) taşlar.

فَجَعَلَهُمْ كَعَصْفٍ مَّأْكُولٍ
5-) Fecealehüm keasfin me'kûl;
Nihayet onları (böcek-kurt tarafından) yenmiş ekin yaprağı gibi kıldı.

106KUREYŞ SÛRESİقريش
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHIYM

لِإِيلَافِ قُرَيْشٍ
1-) Li iylafi Kureyşin;
Kureyş’in (takarruş eden, kaynaşıp ülfet eden kavmin?) iylafı (alıştırıp ünsiyet ettirmesi, ülfet ettirip sevdirmesi) için (ashab-ı fil’i helak etti),

إِيلَافِهِمْ رِحْلَةَ الشِّتَاء وَالصَّيْفِ
2-) İylafihim rıhleteş şitai vas sayf;
(Yani) kış ve yaz (Güneş’e göre tanımlama?) seferine iylafları için.

فَلْيَعْبُدُوا رَبَّ هَذَا الْبَيْتِ

3-) Felya'budu Rabbe hazelBeyt;

Artık bu Beyt’in Rabbine (muvahhid olarak) kulluk etsinler!.

الَّذِي أَطْعَمَهُم مِّن جُوعٍ وَآمَنَهُم مِّنْ خَوْفٍ
4-) Elleziy at'amehüm min cuın ve amenehüm min havf;
O ki, onları açlıktan doyurdu ve onları korkudan emin etti.

Not: Kureyş Sûresini ezberlemek ve namazda okumak isteyenler, 3. ve 4. ayeti bitişik olarak şöyle de okuyabilirler:

“Felya'budu Rabbe hazelBeytilleziy at'amehüm min cuın ve amenehüm min havf”

107MÂÛN SÛRESİالماعون
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHIYM

أَرَأَيْتَ الَّذِي يُكَذِّبُ بِالدِّينِ
1-) Eraeytelleziy yükezzibü Bid diyn;
Gördün mü Diyn (Sistem)’i (B gerçeğince) yalanlayan şol kimseyi?.

فَذَلِكَ الَّذِي يَدُعُّ الْيَتِيمَ
2-) Fezâlikelleziy yedu' (ğğ) ul yetiym;
İşte o, yetim’i azarlayıp iter-kakar,

وَلَا يَحُضُّ عَلَى طَعَامِ الْمِسْكِينِ
3-) Ve la yehuddu alâ taamil miskiyn;
Miskinleri (yoksulları) doyurmaya teşvik etmez (cimri, bencil).

فَوَيْلٌ لِّلْمُصَلِّينَ
4-) Feveylün lil musalliyn;
Veyl olsun (vay haline) o bilfiil namaz kılanlara ki,

الَّذِينَ هُمْ عَن صَلَاتِهِمْ سَاهُونَ

5-) Elleziyne hüm an Salatihim sahun;
Onlar, salat (namaz) larından (Rablerinden, Hakkani realiteden; müşahadeden) gafillerdir.

الَّذِينَ هُمْ يُرَاؤُونَ
6-) Elleziyne hüm yuraun;
Onlar (tanrı merkezli dinlere mensub olanlar) mürailik (riya-gösteriş) yapanların ta kendileridirler.

وَيَمْنَعُونَ الْمَاعُونَ
7-) Ve yemneunel maun;
Ve Maun’u (faydalı olan şeyleri, Hak Diyn’in gereği taat ve inkiyadı?) da engellerler.

108KEVSER SÛRESİالكوثر
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHIYM

إِنَّا أَعْطَيْنَاكَ الْكَوْثَرَ
1-) İnna a'taynakel Kevser;
Muhakkak ki biz verdik sana O Kevser’i (Kesret’te Tekliğin müşahadesini; en mazhar sensin) !.

فَصَلِّ لِرَبِّكَ وَانْحَرْ
2-) Fe salli li Rabbike venhar;
O halde Rabbin için (o Rabbani müşahadenin gerçekleşmesi için) bilfiil salat (Tam Namaz’ı) ifa et (Ettehiyyatu lillahi vasSALAVATU... diyerek teşehhüdü ifa etmek sana mümkündür) ve (tam fena’yı, tam yakınlığı sağlayan) kurbanı kes.

إِنَّ شَانِئَكَ هُوَ الْأَبْتَرُ
3-) İnne şanieke hüvel'ebter;
Muhakkak ki sana buğzedip uzak duran (el-As b. Vail) var ya, asıl odur ebter (güdük, soyu kesik; Baka’dan mahrum).

109KÂFİRÛN SÛRESİالكافرون
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHIYM
قُلْ يَا أَيُّهَا الْكَافِرُونَ
1-) Kul ya eyyühel kafirun;
De ki: “Ey kafirler (gerçeği reddedenler; ibadet gibi diyini işlerin maslahatından ve sistem’den perdeliler)!”.

لَا أَعْبُدُ مَا تَعْبُدُونَ
2-) La a'budu ma ta'budun;
“Sizin kulluk/ibadet ettiğinize (hayalinizde yarattıklarınıza) ben kulluk/ibadet etmem”,

وَلَا أَنتُمْ عَابِدُونَ مَا أَعْبُدُ

3-) Ve la entüm abidune ma a'bud;

“Siz de benim kulluk/ibadet ettiğime (bizi yaratan Rabbimize) abidler değilsiniz”.

وَلَا أَنَا عَابِدٌ مَّا عَبَدتُّمْ
4-) Ve la ene abidün ma abedtüm;
“Sizin (fıtraten) ibadet/kulluk ettiklerinize ben abid değilim”.

وَلَا أَنتُمْ عَابِدُونَ مَا أَعْبُدُ
5-) Ve la entüm abidune ma a'bud;
“Siz de benim (fıtraten) kulluk/ibadet ettiğime abidler değilsiniz”.

لَكُمْ دِينُكُمْ وَلِيَ دِينِ
6-) Leküm diynüküm ve liye diyn;
“(Çünkü) sizin diyniniz size, benim diynim banadır”.

110NASR SÛRESİالنصر
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHIYM

إِذَا جَاء نَصْرُ اللَّهِ وَالْفَتْحُ
1-) İza cae nasrullahi velfeth;
Nasrullah (Allah nusreti) ve el-Feth (mutlak feth, ölüm) geldiğinde,

وَرَأَيْتَ النَّاسَ يَدْخُلُونَ فِي دِينِ اللَّهِ أَفْوَاجاً
2-) Ve raeytenNase yedhulune fiy diynillahi efvaca;
Ve fevc fevc Allah’ın Diyni’ne dahil oluyor oldukları halde insanları gördüğünde,

فَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ وَاسْتَغْفِرْهُ إِنَّهُ كَانَ تَوَّاباً
3-) Fesebbıh BiHamdi Rabbike vestağfirHU, inneHU kâne Tevvaba;
Rabbinin Hamdi ile (B sırrıyla) tesbih (tenzih) et ve O’ndan mağfiret (örtmesini) dile... Muhakkak ki O, Tevvab’dır.

111TEBBET SÛRESİالمسد
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHIYM

تَبَّتْ يَدَا أَبِي لَهَبٍ وَتَبَّ
1-) Tebbet yeda ebiy lehebin ve tebbe;
Ebu Leheb’in iki eli kesilsin/ (Ebu Leheb) helak olsun... Ve helak oldu da.

مَا أَغْنَى عَنْهُ مَالُهُ وَمَا كَسَبَ
2-) Ma ağna’anhü malühu ve ma keseb;
Ne malı ve ne kazandığı ondan bir şeyi önlemedi (ona fayda vermedi).

سَيَصْلَى نَاراً ذَاتَ لَهَبٍ
3-) Seyasla naren zate leheb;
Alevli bir ateşe maruz kalacaktır (o).

وَامْرَأَتُهُ حَمَّالَةَ الْحَطَبِ
4-) Vemraetüh* hammaletel hatab;
Ve onun karısı da (o alevli ateşe maruz kalacaktır)... Odun hamalı olarak.

فِي جِيدِهَا حَبْلٌ مِّن مَّسَدٍ
5-) Fiy ciydiha hablün min mesed;
Boynunda hurma lifinden bir ip olduğu halde (bitmeyen azab).

112İHLÂS SÛRESİالاخل
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHIYM

قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ
1-) Kul HUvAllahu Ehad;
De ki: “O (senin hakikatın olan) Allah EHAD (mutlak tek bir vücud)’dır (varlığın gayrından değil)!”.

اللَّهُ الصَّمَدُ
2-) Allahus Samed;
“(O) Allah SAMED (Tam, ihtiyaçsız... som, gayrına mutlak kapalı, yani gayrı yok... başlangıçsız-sonrasız daim, mutlak var)’dir”.

لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ
3-) Lem yelid ve lem yuled;
“(O) lem yelid (doğurmamış) ve lem yuled (doğurulmamış)’dir (çünkü EHAD-SAMED; gayrı-ikileyeni, ihtiyaçlılık sözkonusu olmayan)”.

وَلَمْ يَكُن لَّهُ كُفُواً أَحَدٌ
4-) Ve lem yekün leHU küfüven ehad;
“Ve O’na hiçbir küfuv (denk, benzer) olmadı (tefekkür, ihata ve idrak edilemez?)”.

113FELAK SÛRESİالفلق
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHIYM

قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِ
1-) Kul e'uzü BiRabbil felak;
De ki: “Sığınırım (B sırrıyla) Felak’ın (karanlığı yarıp sabahı ortaya çıkaran nurun) Rabbine”,

مِن شَرِّ مَا خَلَقَ
2-) Min şerri ma halak;
“Yarattığı halkının şerrinden”,

وَمِن شَرِّ غَاسِقٍ إِذَا وَقَبَ
3-) Ve min şerri ğasikın iza vekab;
“Karanlığı çöküp kapattığında gecenin (beden; tabiat, duygusallık) şerrinden”,

وَمِن شَرِّ النَّفَّاثَاتِ فِي الْعُقَدِ
4-) Ve min şerrin neffasati fiyl'ukad;
“Düğümlere (tükürür gibi) üfüren kadınların/nefslerin şerrinden”,

وَمِن شَرِّ حَاسِدٍ إِذَا حَسَدَ
5-) Ve min şerri hasidin iza hased;
“Ve hased ettiğinde hased edicinin şerrinden”.

114NÂS SÛRESİ الناس
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHIYM

قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِ
1-) Kul e'uzü BirabbinNas;
De ki: “Sığınırım (B sırrıyla) Nas’ın Rabbine”,

مَلِكِ النَّاسِ
2-) Melikin Nas;
“(Yani) Nas’ın Meliki’ne”,

إِلَهِ النَّاسِ
3-) İlahin Nas;
“(Yani) Nas’ın İlahı’na”,

مِن شَرِّ الْوَسْوَاسِ الْخَنَّاسِ
4-) Min şerril vesvasil hannas;
“el-Vesvas’il Hannas’ın (hannas vasıflı vesvas; sinip sinip geri dönen vesvese kuvvesi; geri bırakan, çok aldatıcı, tek işi vesvese olan, evham kaynağı’nın) şerrinden”,

الَّذِي يُوَسْوِسُ فِي صُدُورِ النَّاسِ
5-) Elleziy yüvesvisü fiy sudurin Nas;
“O ki, insanların sadırlarında vesvese üretir”.

مِنَ الْجِنَّةِ وَ النَّاسِ
6-) Minel cinneti ven Nas;
“Cinlerden ve insanlardan (hem örtülü-görünmeyen ve hem de görünen nesnelerdendir o vesveseci; dolayısıyla onların da şerrinden)”.

~ηυя'υ_αуη~ Bunu beğendi.
Facebook'ta paylaş.

Alt 04-08-2010, 02:40 #123
ѕıяαт
Forumun Tiryakisi

Ey Rabbimiz! Kuran'ı Kerim'i bizlere lütfun ve kereminle dünyada arkadaş, kabirde yoldaş, kıyamet gününde şefaatçi, sırat üzerinde nur, cennete götüren bir refik, ateşten koruyan bir perde ve bütün iyiliklere ulaştıran bir delil ve imam kıl.
Ey Rabbimiz! Bizleri Kur'an'ın hidayetiyle hidayet eyle. Bizleri kuranın kerametiyle ateşten koru.Kuranın lütfuyla derecelerimiz; yükselt. Ey büyük lütuf ve ihsan sahibi! Kur'an'ın tilavetiyle günahlarımızı bağışla.
Ey Rabbimiz!Kalplerimizi temizle. Ayıplarımızı ört. Hastalarımıza şifa ver. Yüzlerimizi ak et. Derecelerimizi yükselt. Borçlarımıza ödeme kolaylığı nasib et. Babalarımıza merhamet eyle. Annelerimizi bağışla. Dinimiz; ve dünyamızı ıslah eyle.
Ey Rabbimiz! Bütün İslam coğrafyasını her türlü belalardan ve musibetlerden muhafaza eyle. Kafir, münafık ve zalimleri Müslümanların başına musallat etme. Gerek fert ve gerekse toplum olarak senin rızana uygun olarak yaşamayı nasip eyle. Çocuklarımızı hayırlı eyle. Onların birer Kur'an nesli olarak yetişmelerini nasip ve müyesser eyle.Ey rabbimiz! Okumuş olduğumuz Kur'an-ı Kerim'in sevabı ve nurunu önce Efendimiz, rasulumuz Hz. Muhammed (s.a.v.) in mübarek ruhuna hediye eyledik sen ulaştır Ya Rabbi. Diğer rasul ve nebilerin ruhlarına, Hz. rasulullahın aile ve ashabının bütün Müslümanların ruhlarına hediye eyledik sen ulaştır Ya Rabbi!
Ayrıca okunan hatmi şeriften hasıl olan sevabı bütün geçmişlerimizin, babalarımızın, kardeşlerimizin, çocuklarımızın, akraba ve sevdiklerimizin, dostlarımızın, hocalarımızın, üzerimizde hakkı olan herkesin: ve burada bulunanların geçmişlerinin ruhuna hediye, ediyoruz sen ulaştır Ya Rabbi!Kur'an’ı Kerim hürmetine" onların günahlarını bağışla. Kabirlerini nurlandır.Ey duaları kabul eden merhametlilerin en merhametlisi Rabbimiz ! Dualarımızı kabul eyle.Alemlerin Rabbi Yüce Allah'a hamd, rasul ve nebimiz Hz. Muhammed Mustafa{s.a.v.)'e aline, ashabına ve tüm inananlara salat ve selam olsun.
Ey Rabbimiz! Okuduğumuz Kur'an-ı Kerim'i bizden kabul buyur. Şüphesiz ki sen her şeyi işitensin, bilensin. Günahlarımızı bağışla. Çünkü sen tevbeleri, çok kabul edensin, merhametlisin. Yüce Kuran'ın ve alemlere rahmet olarak ,gönderdiğin rasulun hürmetine bizleri hakikate ve doğru yola ulaştır. Ey merhametlilerin en merhametlisi! Bizleri affeyle, lütfün ve kereminle günahlarımızı mağfiret eyle.Ey Rabbimiz!
Bizi Kur'an'ın ziynetiyle ziynetlendir. Kur'an'ın keremiyle bize ikram et. Kur'an'ın şerefiyle şereflendir. Kur'an'ın şefaatiyle cennete ulaştır. Kur'an'ın hürmetine bizi bütün dünya belalarından ve ahiretin azabından koru.
Ey Rahman ve Rahim bütün ümmet-i Muhammed'e merhamet eyle.
Ecmaiyn


~ηυя'υ_αуη~ Bunu beğendi.
Facebook'ta paylaş.

Alt 04-08-2010, 03:17 #124
ѕıяαт
Forumun Tiryakisi
''Umme...

Es'selamun aleyküm kardeşlerim...

Bundan iki sene önceydi ben bu mübarek satırların üç kavramını yanyana bulduğumda çok sevinmiştim.İçimden ''yaşasın şimdi sitemizde Kur-an'ı kerim okumayı bilmeyen kardeşlerim gönül rahatlığıyla kendi hatimlerini yapabilecekler'' diye gecmişti.Hemen gelip yardım bölümüne bunun önerisinde bulunmuştum..Lakin bu mübareği paylaşmak için bir bölüm açtıramadım..Nasip olmadı..Gecen sene tekrar yineledim yine olmadı..Bu sene illa bunu sitemizde paylaşacağım diyerekten yanlızca bir başlık altına toplayabildim.Gönlüm isterdiki dini konularımıza bir bölüm daha çok görülmesin..Eğer ki; o bölüm açılmış olsaydı ben bu mübareği,hizp ve cüz şeklinde tek başlıklar altında açıp yorum yapılamayacak şekilde kilitlenmesini sağlayacaktım.Keşke sevgili serdar bana bu konuda yardımcı olabilseydi..Sağlık olsun vesselam.Ben yinede üzerime düşeni yaptığımı düşünüyorum.Bu defa ramazana erdirdik biiznillah...


Bu yüce kitab'ımızın birleşimini bir noktada dikkatinizi çekerek sizlere düşüncelerimden geceni aktarmak istiyorum...İnşaAllah anlatabilirim.Kur-an'ı kerim çok yüce bir kitap Rabb'imizin bize sunduğu en büyük nimet,yeryüzünün en büyük hazinesi..Kur-an'ı kerim'i okuyabilmek için önce okuma yazma bilinmesi gerekirdi.Sonra Arapça bilmek gerekirdi ve bu dili anlamak algılayabilmek gerekirdi..Rabb'im bizlere bu mübareği okuyalım diye o kadar kolay bir hale getirdi ki; şimdi bilmeyenimiz bile okuyabilecek bu satırları ve hatta kendi başına hatim yapabilecek..Okudukça şevki artacak,feyz alacak,düşünmeye başlayacak..Önce RABB'ini sonra kendini daha sonra çevresini ve yaptıklarını yapacaklarını sorgulayacak..Kur-an'ı kerim 70'li yılların sonlarına doğru alimler ve evliyalar tarafında daha kolay okunabilecek hallere gelmeye başladı ve günümüzde en kolaya vardı...Evet bunu bir alim olan Allah dostları yaptı..Ama şu noktada iyi düşünün RABB'im o zatların aklına bunu koymasaydı bu kadar kolaylaştırılabilirmiydi?Artık okunabilmesi okadar basit ki; sadece okuma bilmemiz yetiyor...Velasırı kerim Rabb'im sizler için bu kadar kolaylaştırmışken Kur-an'ı kerim'e sırtınızı dönmeyin..Okuyun kardeşlerim..Önümüz artık ramazan kadir gecesine kendi hatminizle giripte Rabb'imize el açmanız sizin için çok ama çok hayırlı bir durum olacaktır biiznillah..Önce Allah rızası için sonra kendiniz için okuyunuz inşaAllah..Selam ve dua ile vesselam


~ηυя'υ_αуη~ Bunu beğendi.
Facebook'ta paylaş.

Alt 13-08-2010, 12:04 #125
яσ¢к烵η
Aktif Üye

Allah Razı Olsun Tek Tek Kopyalayıp Bizlere Sunduğun İçin.

Facebook'ta paylaş.

Alt 14-02-2011, 00:56 #126
HiCRaN
Forum Üstadı

Allah razı oLsun
bu bılgılendırmeler ıcın.

Facebook'ta paylaş.

Alt 14-02-2011, 00:57 #127
.eʟчα.
- kader -

Allah razi olsun

Facebook'ta paylaş.

Alt 25-02-2011, 18:54 #128
»|¢єииєт-i αŁα|«
Forumun Tiryakisi
ALLAH Razı oLsun ..

Facebook'ta paylaş.

Alt 25-05-2011, 09:45 #129
SüKUT-u Vesselam
Acemi Üye

ALLAH RAZI OLSUN ÇOK GÜZEL

Facebook'ta paylaş.

Alt 11-06-2011, 20:16 #130
£vin
<<AH YALAN DÜNYAA>>

allah razı olsun

Facebook'ta paylaş.

Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler



''Kur-an'ı kerim arapça latin harfli meali.. Konusuna Benzer Konular
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
001-FATİHA 1- Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın ismiyle. 2- Hamd o âlemlerin Rabbi, 3- O Rahmân ve Rahim, 4- O, din gününün maliki Allah'ın. 5-...
** Namaz Duaları ** (Arapçası- Latin Harfleriyle Yazılışı- Türkçe Meali - Videosu)
NOT: Kur'an'ı başka bir dille yazmak mümkün olmadığı gibi, başka bir dille doğru olarak okumak da mümkün değildir. Çünkü kur'an harflerinin ...
İşte latin harfli ilk Türkçe metin
Latin harfli ilk Türkçe metnin 1800’lerde değil, 1553 yılında Hırvat kökenli bir esir tarafından yazıldığı ortaya çıktı.. 29 Temmuz 2009 ...
Ayet el Kürsi Duası/Suresi;Arapça Okunuşu,Türkçe Meali/Anlamı ve Fazileti
Ayetel Kürsi Duası/Suresi; Arapça Okunuşu, Türkçe Meali/Anlamı ve Fazileti Arapça Okunuşu;
Kuran-ı Kerim Türkçe Meali...
RAD Bismillahirrahmanirrahim 1. Elif, Lâm, Mîm, Ra. Iste bunlar sana o kitabin âyetleridir ve sana Rabbinden indirilen haktir. Lâkin insanlarin...



Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 21:08 .