gazoz kapakları
Kayıt ol Yardım Ajanda Skorlu Flash Oyunlar Konuları Okundu Kabul Et
Cevapla
Seçenekler
Alt 06-08-2009, 19:45 #1
umutsuz_vakayım
Forumun Tiryakisi

gazoz kapakları

Gazoz Kapakları

İş çıkışı şehir çok daha bulanık görünür göze. İnsan yüzleri yorgun, trafik yoğun, evlerin perdeleri çekilmiş, kaldırımlar kalabalıklardan kısalmış, hava günün her hangi bir zamanından daha da ağırlaşmış ve adeta şehir kendi hikayesine kendi noktasını koymuş. İş çıkışları bir şehrin kıyametleridir. Kimsenin kimseyi umursamadığı, sadece hedefine yöneldiği, tozun dumana karıştığı, bir olağan üstü haldir sanki…
Cavit iş çıkışı aynı yollardan geçmeyi sevmeyen birisi. Kaldırımda yürürken, 3 kaldırım taşı atlayıp hep 4.kaldırım taşına basan üstelik bunu bir görev bilinciyle sürekleştiren, belki de kaldırımlara onların kaldırımlığından çok daha değer veren birisi.ikindi ezanı yeni okunmuş, bu sıcak yaz gününde iş çıkışı oldukça erken bir saat gibi geliyordu. Güneşin batmasına en az üç saat var. Çevresine bakınıyor, daha önce gözünün kestiği 5 sokaktan 4ünden gitmişti . 5.sokağı ise şehrin dışından dolaşıyor diye en sona bırakmıştı. Bugün sıra ondaydı. Şehir dışları, tıpkı bir insanın saçları gibi, taranırsa güzel ve ahenkli, eğer ilgilenilmezse insanı köhneleştiren bir yaşlılık zehiri. Havanın asla şehir merkezi kadar kirli olmadığı, suyun çokça kesildiği, elektrik kaçaklarının haddinden fazla yaşandığı, daha çok şehre dışarıdan gelen modern göçebelerin bulunduğu bir yer, yani bir yerden çok daha azı, sanki bir sığıntı. Birden zihninden bu kelimeler geçti “ şehir dışları, şehrin öksüz kalmış sığıntılarıdır.” Dedi. Her zaman ki gibi kaldırım taşlarının 4.süne basarak ilerlemeye başladı. En iyi yolda giderken düşünürdü. Çoğu zaman önüne değil hayallerine bakardı. Fakat ayaklarının altından kayıp giden kaldırımı fark edecek kadar uyanıktı. Çok geçmeden kaldırımlar sona ermiş, artık kaldırımların bir “yol kenarı” şeklini aldığı varoşlara doğru hızla ilerliyordu. Sahipsiz arazilerde oynayan çocukların çığlıkları, Cavit’in sessizliğine karışıyor, çokta tekin olmayan bu yerde emin adımlarla ilerliyordu. Sıcağın etkisiyle terleyen yüzünü yıkamak için hemen karşıdaki dut ağacının yanından geçen su arkına fark etmişti. Ağır ağır ilerlerken kulağına bir ses gelmeye başladı: tak, tak,taak,taaaak…dutun yanına vardığında küçük bir çocuk elinde taşla gazoz kapaklarını eziyordu. Önce çocuğu görmemiş gibi davranarak yüzünü yıkadı, sonra yorgunluğunu hafifleten bu ağaç gölgesinde olmanın mutluluğu ile çocuğa baktı. Sanki günlerdir kimseyle konuşmuyormuşçasına çocuğa laf attı:

-Hey! Küçük adam, ne yapıyorsun?

Bakışlarından korktuğu aslında ürktüğü rahatça fark edilen çocuğun ağzından anca bir “ hiiç” çıktı. Bir suç işlemiş gibi yanakları kızarmış, başını öne eğmişti. Çocuğun bu halini gülümseyerek izleyen Cavit, çocuğun yanına yanaştı ve su arkının köşesine oturdu. Su sesinin, bu küçük adamın sessizliğine eşlik ettiği dut gölgesinde sözlerine yenisini ekledi:

-gazoz kapakları…nereden buldun bunları?

Cavit’in samimi gülümsemeleri çocuğu rahatlatmış olacak ki bu sefer daha sakin şekilde cevap verdi:
-Onları su arkının içinden topladım. Hem hepsi gazoz değil onların, kola da var meyve suyu
kapağı da.

Çocuğun yaptığı işe saygı duyduğunu gösteren bu ifadeleri beğenen Cavit sorularına devam etti:
-peki neden düzeltiyorsun onları? Ne değişiyor ki yaptıkların gürültü vermekten başka hayatın sakinliğine?

Çocuk iyice sakinleşmiş, sanki Cavit ile arkadaşmış gibi konuşmaya başlamıştı.
-Arkadaşlarla oyunlarda iki misli değerli oluyor. Şu karşıdaki dağ kenarını görüyor musun? Orası bizim ülkemiz, hepimizin bir görevi var. ve bir şey almak istersen bu kapakları kullanıyorsun. Yarın sabah erkenden oyuna başlayacağız, bugünden kapak biriktirmem lazımdı. o yüzden su arkının içinde epey kapak aradım ve anca bu kadar bulabildim.

Bu küçük adamın çağdaşlarının bilgisayar oyunu oynadığı bir tarihte, bir dağ kenarına kendi hayal ülkesini sığdırmış olan çocuğa gıptayla baktı. Belki de hiç bilgisayar görmediği için böylesine özgündü. Hayatını kendisi inşa ediyor, adeta kendi denizinde, kendi gemisinin kaptanı oluyordu. Sonra çocukla diyaloğuna devam etti.
-ezdiğin gazoz kapakları, aynı kapak değil mi ki neden onlarla uğraşıyorsun? Ezilmiş kapaklarla, ezilmemiş kapakların ne farkı var ki?

Çocuk anlatım gücünün zayıflığı ile anlatmak için çabalıyordu:
-hani bir şeyler yapıyorsun ya onun karşılığı olarak daha fazla değer kazanıyor. Yoksa ikisi de aynı kapaklar.

İçinden “emek” dedi Cavit. Sonunu getirmek istemedi nedense iç cümlesinin. “emek” dedi üç nokta koydu. Sonra çocuğu cesaretlendiren bir tavırla:
-aferin sana küçük adam! Peki o kapaklar temiz mi? Hem annen kızmıyor mu böyle su arkının kenarlarında oynamana?

-su her şeyi temizlemez mi? Kapakları sudan çıkarıyorum temiz olsalar gerek.
Bir an neye uğradığını şaşırdı. Derin derin düşündü, suyun temizleyemediği şeylerin olduğu bilincine yeniden vardı. Ama bunları bu küçük çocuğa anlatıp ona umutsuzluk vermek istemiyordu.

-temizler küçük adam temizler…belki de sen haklısın…

-annem kızar belki de .babam sabah çok erken işe gidiyor. Annem ondan sonra gidiyor işe. Ben yalnız kalıyorum evde. Canım sıkılınca dışarı arkadaşlarımla oynamaya gidiyorum. Bugün onlarda yok. Burada yalnızım. Annem akşam geliyor eve, babamsa gece yarısı. Çoğu zaman ben uyumuş oluyorum.

-yaşın kaç senin?

-on.

-okula girdin mi?

-hayır.

Gülümsemelerine gülümseme katan Cavit çocuğun en fazla 5 yaşında olduğunu iyi biliyordu. Ama şunu da iyi biliyordu: bir çocuk için sayıların anlamı yoktur. Onun için 3-5-10 yada 40 aynı ifadelerdir. O an aklından ne geçerse onu söylüyordur. Çocuğa hiç itiraz etmeden konuşmasına devam etti.
-hey be küçük adam, büyümene az kalmış o zaman. Ne iş yapıyor peki annen ve baban?

-annem bostan çapalamaya gider şehrin ardında ki köylere. Babam kahvehaneye gidiyormuş, annemden duydum.

-kahvehane mi? Orada mı çalışıyor?

-annem babamın işinin gücünün kahvehane olduğunu söylüyor, babama. Çok fazla kalıyormuş orada. İşi çok yoğun olsa gerek. Bende özlüyorum onu ama çok çalışıyor. Sabahın erken saatlerinden gece yarılarına kadar. Keşke daha az çalışsa diyorum.

Çocuğun henüz kirlenmemiş dünyasında iş-güç kelimesinin tek anlamı ne güzel dedi kendi kendine Cavit. Adeta hem iç sesiyle hem bu çocukla konuşuyordu. Kelimeler dedi, neden yan anlam yüklerler ki? Oysa hepsi tek bir şeyi anlatsa ve insanlar birbirlerini daha iyi anlasalar. Yalansız bir dünya özlemi kurdu. Babasının başıboş ve niteliksiz bir kahvehane serserisi olmadığı her halinden belirli olacak küçük çocuğa acıyarak baktı. Çünkü büyüdükçe gerçekleri öğrenecek, bu güzel dünyasından, gerçek dünyaya geçiş yapacaktı. Kendine geldi ve çocuğa döndü:
-umarım baban daha rahat bir iş bulur ve birlikte mutlu olursunuz. Hem o gazoz kapaklarını satsana bana. Sana 10 lira veririm.

Çocuk kapakları eline aldı ve onları sıkı sıkıya sararak, “hayır, yarın oyun oynayacağız” dedi. Eğer çocuk 5 yaş daha büyük olsaydı ona deli diyebilirdi. Elinde ki beş para etmez metal parçalarının değerinden habersiz bu çocuğun saflığı karşısında mutlu oldu. Çocuk ellerini yavaşça gevşetti:
-bir tanesini hediye edebilirim.

Bu jest karşısında oldukça sevinen Cavit, çocuğun uzattığı yeşil kapağı elleri arasına aldı ve cebine koydu. İlk defa değersiz bir şey için bu denli sevindiğini hatırladı. Hem ne yapacaktı ki bu kapağı, ama bu o çocuğun ülkesinin en değerli maddesiydi. Bir çocuk hevesiyle kapağı pantolonunun cebinden çıkardı ve gömleğinin sol cebine koydu, tam kalbinin üstüne.
-çok teşekkür ederim, küçük adam. Bu hediyeni saklayacağım. Ama bak akşam oldu, annen işten gelmiştir merak etmesin seni.

Cavit’in memnuniyeti çocuğun yüzüne aksetmişti ki çocuk gülümseyerek ve el sallayarak uzaklaştı. Cavit’te ona el salladı. Çocuk gittikten sonra, eline bir taş aldı, kapağı iyice düzeltti. Dutun gölgesinden evine doğru yol almaya başladı. Kaldırımın olmadığı bu yol kenarında durdu, kapağa baktı, ve gözünü batan güneşe çevirerek:
-Hayat işte bu gazoz kapağı gibi, onu eğmek ve bükmekle hatta düzeltmekle sadece kendi dünyamıza ait bir oyunda değerini artırıyoruz. Emeğimiz ise sadece bu oyunda daha fazla kazanmak ve mutlu olmak için. Oysa kapak, düzeltilmese de aynı kapak. Emek, kendi oyunumuzda ki boş uğraş…

Güneşe doğru yürüdü. Kendine güldü, yalnızlaştı.

Görüntüleme:1373, Cevaplar:0
Facebook'ta paylaş.

Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler



gazoz kapakları Konusuna Benzer Konular
Gazoz Kapakları
Biriktirip oyun oynardık :)
Portakallı gazoz
Enfes bi tad :utan: seviyorum :ihis:
Lanet Gazoz (:
bu olayın üstünden daha 3 gün gecti ama gözüm hala mosmor simdi ben ve arkadasım sinem taksim civarında geziyoduk ezgi ve öznurla bulusucaktık...
gazoz olayı:):)
biz şimdi sınıfta dersteydk bnde tenefüste gazoz içmiştim yarısı kaldı oda masamın üstünde duruodu yanmda oturan ark bnm defterimi almak için uzandı...
'Gazoz' partisinden 10 bin YTL
'Gazoz' partisinden 10 bin YTL 20 Şubat 2008 Çarşamba 10:42 Nuri Alço, bir çok şarkıcıdan daha fazla kazanıyor. Nasıl mı? Kendi adına düzenlenen...



Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 18:11 .