Geri git   Tatlı Aşkım > »»-(¯`v´¯)-» Tatlı Aşkım Forumları »»-(¯`v´¯)-» > Hikayeler & Öyküler
Kayıt ol Yardım Resim Yükle Üye Listesi Ajanda Skorlu Flash Oyunlar Forumları Okundu Kabul Et
Hikayeler & Öyküler Yasanmış Gerçek Hikayeler.. Birbirinden Güzel Öyküler.. masallar çocuk masalları

TÜRKÜLERİMİZ VE HİKAYELERİ

Hikayeler & Öyküler Kategorisindeki TÜRKÜLERİMİZ VE HİKAYELERİ konusu; arcadia78 tskler ......

Like Tree3Beğeniler
Cevapla
 
plus
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 05-01-2006, 16:46   #11
*°|CaRaMeL_a|°*
Forumun Tiryakisi
 
*°|CaRaMeL_a|°*
Standart


arcadia78 tskler

...
..
  Alıntı ile Cevapla

Alt 05-01-2006, 19:02   #12
TaTLixPeRi
Forumun Tiryakisi
 
TaTLixPeRi
Standart


AySe ellerine saglik ve emegine

  Alıntı ile Cevapla

Alt 06-01-2006, 20:33   #13
*°|CaRaMeL_a|°*
Forumun Tiryakisi
 
*°|CaRaMeL_a|°*
Standart


seninde gözlerine saglik canimcikim

  Alıntı ile Cevapla

Alt 06-01-2006, 23:13   #14
aSıRıDoZ
Foruma Alışıyor
Standart


AySe eline sağlık güzel olmuş

  Alıntı ile Cevapla

Alt 26-03-2007, 01:05   #15
^^BiG_BaNg^^
Hayatımın B[A]skenti
 
^^BiG_BaNg^^
Standart


"Gaziantep" dendi mi ne düşer aklınıza? Yiğitlik mi Antep fıstığı mı baklava mı?

Bana bunların yanısıra folkloru anımsatır bu sevilesi ilimiz. Kızlı-erkekli halk oyunları gelir gözümün önüne; dizgisi de ezgisi de sağlam türküleri gelip konar dilimin ucuna. Dalar gider; Antep türkülerinde Muzaffer Akgün'ü Lohan'lı Ökkeş'i Şerif Akbağ'ı dinler gibi oluyorum: "Antep'in etrafı gül ile diken ayrılıktır benim belimi büken" ya da anlı-şanlı "Karayılan". Sonra öyküye sığmayıp türküleşen; ağzınıza layık bir çorbaya bile ad olan "Ezo Gelin" Antep yöresinde anıldığı adıyle "Özey Gelin".

Bu ünlü ve paylaşılamayan halk türkümüzün öyküsünü kalemimin döndüğünce özetlemek istiyorum size. Hemen belirteyim: Bu konudaki bilgileri Kilis'li folklor uzmanı dostumuz Mazlum N. Kılıçkıran'la birlikte taradığımız Barak ovası köylülerinden; Gaziantep kültürünün rakipsiz avukatı Cemil Cahit Güzelbey'den; Gaziantep Kültür Derneği Başkanı Hulusi Yetkin'den ve Gaziantep folkloru konusunda çok değerli yapıtlar ortaya koyan Mehmet Solmaz'ın "Ezo Gelin" adlı kitabından aldım.

Asıl adı "Zöhre" olan Ezo Gelin 1909'da Oğuzeli ilçesinin Uruş köyünde doğdu. Babası Bozgeyikli oymağından Emir Dede anası Elif'tir. Nüfus kaydında halen bekar görünen Ezo'nun üçü erkek üçü kız altı kardeşi daha vardır.

Ezo erken gençliğinden itibaren güzelliğiyle dikkatleri üstünde topluyordu. O kadar ki; düğünlerde gözler gelinden çok onun üzerinde gezinirdi. Ezo'yu birçok zenginin yanısıra (o zamanki) Halep (ilimiz)in Carablus ilçesinin Kozbaş köyünde oturan teyz'oğlu Memey (Mehmet) istiyordu. Takdirde yazılan tedbirde bozulmazmış; Ezo'nun ilk evliliği ne bu ağalardan biriyle oldu ne de teyz'oğluyla...

Anlatanlar Ezo'nun güzelliğini nereye koyacaklarını bilemiyorlar. Öykümüze geçmeden Ezo'nun güzelliği üstüne dillerde dolaşanları özetlemeye çalışalım:

-Öylesine güzelmiş ki Ezo; görenler iki yanağına birer elma oturtulmuş sanırlarmış.
-Öyle güzelmiş ki Ezo bakanlar bakmaya doyamazlarmış.
-Öyle güzelmiş ki bir yaz günü kapısını çalıp bir kap ayran isteyen gurbetçi bir çerçi Ezo'nun güzelliği karşısında şaşalayıp Ezo'nun uzattığı ayran tasını yere düşürüp kırmış.
-Öyle güzelmiş ki Ezo; gülümseyerek bakmasıyla düşmanları barıştırırmış
-Öylesine güzelmiş ki Ezo; olursa o kadar olurmuş...

Ezo'nun güzelliği söyleyen dillere söylence (efsane) olurken Barak ovasında bir genç adamın adı dillerde dolaşır olmuştu. Bu komşu Beledin köyünden "Şitto" Hanefi Açıkgöz'dü. Şitto'nun bağlaması akarsulara "Siz şırıldamayın ben şırıldayım"; sesi de bülbüllere "Siz şakımayın ben şakıyayım" diyen cinstendi. Tekmil Barak ovasında düğünler kambersiz oluyordu da Şitto Hanefi'siz olmuyordu. O sıralar Hanefi 30; ay'a "Sen doğma ben doğayım" diyen güzeller güzeli Ezo da 20 yaşlarındaydı.

Gün o idi ki; Uruş köyünde Hacı Mamuş'un düğünü vardı. Düğüne Zöhre (Ezo) de Şitto da çağrılıydılar elbet. Düğünde tüm gözler gelini de güveyiyi de unutup Ezo ile Şitto'yu izledi. Şitto Ezo'ya gönlünü kaptırdı. Şitto Hanefi'nin gönlüyle kafası aynı telden çalıyordu. Bu nedenle Ezo'ya dünür yolladı.
Hanefi ala ala "Düşünelim"cevabı aldı.

Araya acımasız zaman girdi. Bu ara Şitto kendi köyü Beledinden Mehmet Örtürk'le yörenin töresi olan "Değişik" uygulamaya karar verdi. (Bu töreye göre bir erkekhısımlarından bir kızı bir arkadaşına verir arkadaşının hısımı bir kızı alır. Böylece iki tarafta çevrede "Kalın" diye anılan başlıktan kurtulmuş olur.) Şitto halası Hazik'i (Hatice'yi) Mehmet'e verecek; buna karşılık Mehmed'in kızkardeşi Selvi'yi alacaktı. Araya girenler girdi; bu "Değişik" gerçekleşemedi. Öyle ki; Şitto Hanefi eş-dostla acı-yüz (yani onların yüzüne bakamaz) oldu.

Derler ya; "İnsan sarayda olmamalı. Saray insanda olmalı..." Şitto'nun doğru dürüst evi bile yoktu ama yüreğinde Ezo geziniyordu. Eşin dostun araya girmesiyle Ezo Şitto'ya çatıldı. "Ele gelin gelir bize kalın gelir" demişler. Bu evlenmede Şitto'ya kalın (başlık) da gelmeyecekti. Çünkü Şitto Ezo'yu almasına karşılık Ezo'nun ağabeyi Zeynel'e halası Hazik'i verecekti. Alan razı veren razı....

Güzün ortanca ayında iki düğün birden kuruldu. Şitto'yla Ezo'nun düğünü Beledin köyünde; Zeynel'le Hazik'in düğünü Uruş'ta kuruldu. Zurna öttü davul vuruldu... Alındı verildi; iki köyde gerdeğe girildi. Sen sağ ben selamet. Bu demektir ki iki köy de iki mutlu yuva kuruldu.

Şitto ile Ezo sizlere layık bir mutlu yaşamı sürdürüyordu. Ağızlarının tadı yerindeydi yani. Gel gelelim mutlulukları göze geldi.

Daha doğrusu aralarına arabozucular girdi. Yemediler - içmediler dedikodu yaptılar. Atalarımız "Söz taşıma taş taşı" demiş ama bazı kendini bilmezler söz taşıdılar. Hatta kendileri söz uydurup getirdiler götürdüler...

Bir harman sonu evlenmişlerdi; ikinci harman sonuna dek birlikte yaşayamadı Şitto ile Ezo Şitto öykülerini bir cümlede özetler. "Kötü talih geç buldum; tez yitirdim..."

ŞittoEzo'yu boşayınca "Değişik" töresince halasıHazik de geri döndü. Şitto Hanefibu acı ayrılışı da yarısının ağzından şöyle anlatır; "Bizim böyle olmamız dostlarımızı acındırıyordüşmanlarımızı sevindiriyordu."

Efsanesel güzel Ezo Şitto Hanefi (Açıkgöz) den ayrıldıktan sonra altı yıl dul kaldı. Yörenin ağızbirliği etmişcesine anlattıklarına göre Ezo bu süre içinde daha bir serpildi daha bir güzelleşti. Öyle ki; görenin gözü kalırdı. Nasıl anlatmalı; O bir ışıktı da tüm erkekler onun çevresinde pervane kesilmişlerdi.

Genç-yaşlı zengin-fakir nice talibi çıktı Ezo'nun. Her talibi tek tüy isteyen Hz. Süleyman'ın önünde tüm tüylerini döküverdiği söylenen yarasa örneği neyi var neyi yoksa önüne seriyorlardı Ezo'nun. Ezo tam altı yıl evlenme önerilerini geri çevirdi.

Sonunda ailesinin de ısrarı üzerine kendisine genç kızlığından beri talip olan Teyz'oğlu Memeyle evlenmeye yanaştı. Türkmen oymağından olan Memey Suriye'nin Carablus ilçesinin Türkiye sınırına yakın Kozbaş köyünde oturuyordu.

Ezo 1936 yılının güzünde Uruş'tan Kozbaş'a gelin gitti. Bu evliliği de değişik töresine göre olmuş; onu alan Memey bacısı Selvi'yi Ezo'nun ağabeyi Zeynel Bozgedik'e vermişti.

Ezo'yla Meme'yin iki kızları oldu. İlki fazla yaşamadan öldü. "Celile" adlı ikinci kızları halen sağdır ve Suriye'de yaşamaktadır.

Ezo'nun ikinci kocasıyla geçimi yerindeydi. Ne var ki; "Gurbet" denilen bir ateş yüreğini yakıyordu da. Türk köylüsü "Çalının ardı gurbet" der. Ezo da Kozbaş'tan Türkiye'yi Uruş'u görüyordu. Hatta ara sıra doğduğu köye gidip geliyordu ama bunlar özlemini azaltmıyor pekiştiriyor dayanılmaz hale getiriyordu. Yakınları onun "Vara öleyim tek yurdumda kalaydım" dediğini anlatırlar.

Ezo bir de "Göreceksiniz gurbetlik beni öldürecek" der ve öldüğünde hiç olmazsa Türkiye'yi; Uruş köyünü görecek bir yere gömülmesini dilerdi.

Dediği de oldu. Suriye'ye gidişinin yirminci yılında 1956 güzünde Ezo yatağa düştü. Hastalığının ince hastalık (verem) olduğunu herkes gibi kendisi de biliyordu. Ezo kızı Celile'yi yatağının başından ayırmak istemiyordu. Ecelle kavil gününün gelip çattığını anlıyor tek avuntuyu güzel kızı Celile'de buluyordu.

Ve Ezo Gelin güz yağmurlarının düştüğü bir cuma yatsı vakti son soluğunu soludu.

Eşi ve yakınları vasiyetini dikkate alarak onu; arasıra tepesine çıkıp yaşlı gözlerle Türkiye'yi seyrettiği Bozhöyük'ün en yüksek noktasına gömdüler.

Mezarı oradadır şimdi... O kum ülkesinde.

Kaynak: Öyküleriyle Halk Türküleri (Notalı) - Hamdi Tanses


Cemil Cahit Güzelbay
Gaziantep



Ezo Gelin 1

Ezo gelin benim olsan seni vermem feleğe
Güzel yosmam başın için salma beni dileğe
Anası huridir de kendi benzer de meleğe
Nenneyle de ah bahtı karam nenneyle

Çık Suriye dağlarına bizim ele eleyle
Gel bahtı karam gel sıladan ayrı yazılım gel

Ezo gelin çık Suriye dağlarının başına
Güneş vursun da kemerinin kaşına kaşına
Bizi kınayanın bu ayrılık gelsin başına başına
Nenneyle de ah bahtı karam nenneyle

Çık Suriye dağlarına bizim ele eleyle
Gel bahtı karam gel sıladan ayrı yazılım gel

  Alıntı ile Cevapla

Alt 26-03-2007, 01:11   #16
^^BiG_BaNg^^
Hayatımın B[A]skenti
 
^^BiG_BaNg^^
Standart


YÜKSEK YÜKSEK TEPELERE

Yüksek yüksek tepelere ev kurmasınlar
Aşrı aşrı memlekete kız vermesinler
Annesinin bir tanesini hor görmesinler

Uçan da kuşlara malum olsun
Ben annemi özledim
Hem annemi hem babamı
Ben köyümü özledim

Babamın bir atı olsa binse de gelse
Annemin yelkeni olsa uçsada gelse
Kardeşlerim yollarımı bilsede gelse


Çok eski bir söylentiye göre Malkara köylerinden birinde Zeynep adında çok güzel bir kız vardr. Onun güzelliği dillere destandır .

Günün birinde Zeynep´in köyünde büyük bir düğün olur.Bu düğüne çevre köy ve kasabalardan insanlar cağrılır.oyunlar eğlenceler yapılır.Gösterilerin en önemliside at yarışlarıdır . Bu düğüne üc gün üc gece yol teperek gelen Ali adında bir genç iyi bir at yarışçısıdır.Bu gencin gözü bir ara Zeynep´ e ilişir ..Yüreğinde sıcak nehirler dolaşmaya başlayan Ali köyüne döndüğünde durumu babasına açar aldığı olumlu cevap karşısında aile büyükleri ile Zeynep´i istemeye gelirler.

Kız babası-anası kızlarını uzak yere vermek istemeselerde kısa zamanda düğünleri olur..
Zeynep gelin olduktan sonra yedi sene ailesini kardeşlerini ve köyünü göremez ...
Tüm yalvarmaları boşa giden Zeynep´in yüreğindeki hasret günden güne büyüyerek dayanılmaz bir hal alır.
Zeynep artık teselliyi Türkülerde bulur .Ezgiler yakmaya başlar .Kına gecelerinde ve düğünlerde söylediği türkülerle gelinleri kızları büyüler..

Zeynep´in evi köyün en yüksek tepesindedir türkülerini oradan söyler..
Kocası Zeynep´in hasretine aldırış etmez sevgisi çoktan bitmiş itip kakmalar başlamıştır ..
Zeynep kocasının bu tutumundan yataklara düıer ...Sonunda köy halkı Zynep´in anne ve babasının gelmesine karar verir kocasının da baska çaresi kalmamıştır ..
Uzun yolculuktan sonra Zeynep´in anne ve babası gelirler ..Zeynep son nefesinde yüksek yüksek tepelere ev kurmasınlar türküsünü anasına babasına mırıldanır .Çevresindeki tüm insanlar duygulanıp göz yaşı dökerler .
Hasretini biraz olsun gideren Zeynep için çok geç kalınmıştır .O bir daha yataktan kalkamaz.Türküsü de o günden bu güne söylenip durur.

  Alıntı ile Cevapla

Alt 26-03-2007, 01:12   #17
^^BiG_BaNg^^
Hayatımın B[A]skenti
 
^^BiG_BaNg^^
Standart


Tekirdağ'ın Kayı köyünden genç bir kız ve bu kızın bir sevgilisi vardır. Fakat kızın ailesi istemeye geldiklerinde kızlarını bu gence vermezler. Aynı köyden bir başka genç ile kızlarını evlendirmeye karar verirler. Düğün günü gelip çatar ve kına gecesi geline kına yakılır. Gelin bu evliliğe karşı olduğu için ertesi gün sabaha karşı herkes uykuda iken kendini denize atar. Halk arasında genç kızın arkasından sevgilisinin de kendisini öldürdüğü söylenmektedir.


ARDA BOYLARINDA KIRMIZI ERİK


Arda boylarında kırmızı erik
Halime'nin ardında on yedi belik

Ah anneciğim ah anneciğim yaktın ya beni
Şu genç yaşta denizlere attın ya beni

Alıverin feracemi anneciğim diksin
O gıymatlı İsmail’ e kendisi gitsin

Ah anneciğim ah anneciğim yaktın ya beni
Şu genç yaşta denizlere attın ya beni

Uy uyan Recebim senin olayım
Ardalar aldı ya nerde bulayım

Arda boylarına ben kendim gittim
Dalgalar vurdukça can teslim ettim

Ah anneciğim ah anneciğim yaktın ya beni
Şu genç yaşta denizlere attın ya beni..

  Alıntı ile Cevapla

Alt 26-03-2007, 01:14   #18
^^BiG_BaNg^^
Hayatımın B[A]skenti
 
^^BiG_BaNg^^
Standart


Dillerden düşmeyen türkülerimizden birisi de "Bir Cigara İç Oğlan" dır. Bu türkü de Siverek'e ait yer adları yörenin şivesi ve deyimleri bulunduğu için başka yörelere mal edilmesi mümkün olmamıştır.

Siverek'in meşhur mevkiilerinden Hacı Pınar düzünde dükkanı olan Bakkal Mahmud'un güzel mi güzel bir kızı vardır.

Olayın yaşandığı dönemde Siverek'te bulunan Süvari alayında askerlik görevini yapan bir genç Hacı Pınarındaki Bakkal Mahmud'un dükkanının önünden geçerken babasına yardım için dükkanda bulunan kızı görünce mıhlanır kalır.
Gözü kızdan başka birşey görmez olur. Kız da bunun farkına varır. Asker bundan sonra sık sık alışveriş bahanesi ile oradan gelir gider. İki genç birbirine vurulmuşlardır. Gençlerin tavırları komşularının da dikkatini çeker. Kizin babası da işin farkına varır. Asker kızı babasından ister. Ancak bu yabancı gence verecek kızı yoktur babanın. Kız derdini türküye döker ve oğlana "Şimdi söyleyeceklerini duyunca üzülmemesi için" "Bir cigara(sigara) iç oğlan" iç ki üzüntün biraz azalsın "Gel kapıdan geç oğlan" "Beni sehen(sana) vermezler" boşuna uğraşma beni sana vermezler der. Bu sevdaya dayanamazsın erimeni ve yıkılmanı istemiyorum. "Bu sevdadan geç oğlan" diye sevdiğinin umudunu kesmesini ister. Oğlan ise içindeki sevda ateşini "Hacı Pınar'ın düzü felek ayırdı bizi" deyip kızı vermeyen anne babayı feleğe benzeterek sitemini dile getirir. "Bakkal Mahmud'un kızı yaktı yandırdı bizi" dizeleriyle bu sevda ateşinin yüreğini yakıp kavurduğunu dile getirir. Kız ise oğlanın kendisine de sitem ettiğini sanarak "Oğlan seni seviyem kimselere demiyem" diyerek oğlana sevdalı olduğunu belirtir. "Anam babam vermiyor da onlara edemiyem" sözleriyle istemeyenin kendisi olmadığını anasının babasının vermediğini ve onlara da gücünün yetmediğini anlatmaya çalışmaktadır.

Nihayet babasının kızı vermeyeceğini anlayınca kızla anlaşarak kaçmaya karar verirler. Sözleştiği bir gece kızı atına attığı gibi kaçırır ve kendi memleketine götürür. Araya yıllar girer. Çoluk çocuk derken barışırlar. Daha sonra Şanlıurfa'nın Ceylanpınar ilçesine yerleşirler. Hayatlarının sonuna kadar burada yaşarlar.



Bir Cigara İç Oğlan

Bir cigara iç oğlan
Gel kapıdan geç oğlan
Beni sehen vermezler de
Bu sevdadan geç oğlan di gel gel

Oğlan seni seviyem
Kimselere demiyem
Anam babam vermiyor da
Onlara edemiyem di gel gel

Hacı Pınar'ın düzü
Felek ayırdı bizi
Bakkal Mahmud'un kızı da
Yaktı yandırdı bizi di gel gel

Kekliğim avla beni
Dağlara salma beni
Gece yanında uyut
Gündüzler bağla beni di gel gel

  Alıntı ile Cevapla

Alt 26-03-2007, 01:17   #19
^^BiG_BaNg^^
Hayatımın B[A]skenti
 
^^BiG_BaNg^^
Standart


Ahmet Abdal Deresi'nin kıyısındaki yoksul köylülerden birinin oğluydu. Kara sevdası karşılık bulmuş Melek ona kalbini açmıştı. Nişanlandılar ve Ahmet askere gitti. Ağa oğlu Mehmet Ali Melek'e göz koydu. Melek Mehmet Ali'yi reddedince ağa oğlu ve adamları tarafından dağa kaldırıldı. Kötü haberi alınca firar eden Ahmet silahını alıp yollara düştü. Gece gündüz Melek'i aradı. Bir gün yağmur yağdı Yeşilırmak taştı. Çarşamba bir anda göle döndü. Sel Canik Dağları'ndan aşağı bir çığ gibi önüne kattığı herşeyi sürükledi. Selin ardından hayat yeniden normale döndü. Abdal Deresi'nin Yeşilırmak'a döküldüğü yerde ahali toplandı. Derenin nehre bağlandığı yerdeki kayanın üstünde selin getirdiği iki kişinin cesedi görüldü. Cesetler Melek ve Ahmet'e aitti. Elele tutuşmuş öylece yatıyorlardı. Rivayete göre büyük kaya parçası yedi yerinden ayrıldı ve her birinden bir servi boyu su fışkırdı. Ahali dua etti. Dualar yıllardır can alan insanların acısını dile getiren dizelere dönüştü.' Çarşamba'yı sel aldı' türküsü de o acı mırıltılardan doğdu. Kayanın bulunduğu yere daha sonra bir su değirmeni kuruldu ve o yöre 'Değirmenbaşı' olarak anıldı. Ahşap değirmenin yedi taşı vardı. Yedi oluğuna su veren set üzerinden yedi kez yürümek sağ ve sol omuz üzerinden yedişer kez su atmak uğur sayıldı. Her Hıdırellez'de tekrarlanan gelenek 1970'lerde değirmenin yıkılmasına kadar sürdü.





Çarşamba'yı sel aldı
Bir yar sevdim el aldı
Keşke sevmez olaydım
Elim koynunda kaldı

Oy ne imiş ne imiş
Kaderim böyle imiş
Gizli sevda çekmesi
Ateşten gömlek imiş

Çarşamba yollarında
Kelepçe kollarımda
Allah canımı alsın
O yarin kollarında

Oy ne imiş ne imiş
Kaderim böyle imiş
Gizli sevda çekmesi
Ateşten gömlek imiş

Çarşamba yazıları
Körpedir kuzuları
Allah alnıma yazmış
Bu kara yazıları

Oy ne imiş ne imiş
Kaderim böyle imiş
Gizli sevda çekmesi
Ateşten gömlek imiş

  Alıntı ile Cevapla

Alt 26-03-2007, 01:19   #20
^^BiG_BaNg^^
Hayatımın B[A]skenti
 
^^BiG_BaNg^^
Standart


Türkü öldürülen Cemal'e karısı Şerife tarafından yakılmıştır. Şerife 90 yıldan fazla yaşamış 30 Kasım 1993 günü vefat etmiştir. 14-15 yaşlarında Cemal'le evlenmiş mutlu geçen birkaç yılı Cemal'in öldürülmesiyle sona ermiş bu hadiseden sonra bir oğlu ile ortada kalmıştır. Bu hadisenin oluş şekli ve ona yakılan ağıtı/türküyü bana Şerife'nin daha sonra evlendiği Hayrullah'tan olan oğlu İsmet Aksoy göndermiştir. Cemal'in öldürülme hadisesi ve türkünün tam metni şöyledir:

Ürgüp'ün Karlık köyünün eşrafından ve varlıklı bir ailesinden olan Cemal kalleşlikle öldürülür. Herkesçe sevip sayılan Cemal'in ölümüne yanmayan kalmaz. Eşi Şerife acılarını yaktığı ağıtla hafifletmeye çalışır. Yetim kalan oğlu Mustafa da birkaç yıl sonra hasat zamanı bir atın tepmesi sonucu ölmüştür.

Ağıt Şerife'nin ikinci kocası Hayrullah'ın sonraki yıllar Refik Başaran'a "Herkese bir türkü okudun ama bana okumadın." diye sitem etmesi üzerine Cemal türküsünü plağa okur. Cemal Hayrullah'ın aynı zamanda amcasıdır. Onun öldürülüşü Şerife kadar Hayrullah'ı da etkiler. Şerife'nin türkünün her çalınışında gözünden iplik iplik yaşlar akıtmasını Cemal'i bir türlü unutamamasını daima anlayışla karşılamıştır.



Cemalim

Şen olasın Ürgüp dumanın tütmez
Kıratım acemi konağı tutmaz
Oğlum da pek küçük yerimi tutmaz

Cemalim Cemalim algın Cemalim
Al kanlar içinde kaldım Cemalim

Ürgüp'ten de çıktığımı görmüşler
Taşkadı'nın pınarına inmişler
Beni öldürmeye karar vermişler

Cemalim Cemalim algın Cemalim
Al kanlar içinde kaldım Cemalim

Cemal'in giydiği ketenden yelek
Al kana boyanmış don ile gömlek
Bize nasip değil ecelnen ölmek

Cemalim Cemalim algın Cemalim
Al kanlar içinde kaldım Cemalim

  Alıntı ile Cevapla

Cevapla

.
antep turkusunun hikayesi vikipedi, merik türküsünün hikayesi, meyrik türküsünün hikayesi, türküler ve hikayeleri vikipedi, türkülerimiz ve hikayeleri, türkülerimiz ve hikayelerimiz, zeynebim türküsünün hikayesi,

Yaz Yaz Bitmez..


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil


Facebook Yorumları



TÜRKÜLERİMİZ VE HİKAYELERİ Konusuna Benzer Konular
Fatih Erkoç yorumuyla türkülerimiz: ''Seher Yeli''
Dinleyicilerin yıllarca beğenerek dinlediği, atalarımızdan miras türkülerimiz bu kez usta müzisyen Fatih Erkoç yorumuyla karşımıza çıkıyor Türk pop...Devamı...

Gösterim: 146 - Yorum: 0 - Ekleyen: Nş
Yol hikayeleri
Manastırın girişinde elle sürülen tahtadan yapılmış bir araç üzerinde satılan bir yiyecek dikkatimi çekti. Aç olduğum aklıma geldi. ‘Momo’ adında...Devamı...

Gösterim: 628 - Yorum: 0 - Ekleyen: • ¥аqмuя •
???Türkülerimiz Hakkinda Hersey???
Türkü: Türki kelimesinden gelişen ve "Türk'e ait" anlamına gelen bu kelime genelde bütün kırık havalar (ritmli ezgiler) için kullanılmaktadır....Devamı...

Gösterim: 2773 - Yorum: 33 - Ekleyen: aşк-ι ѕüкũη
!!! aşk hikayeleri !!!
1 prens varmış sevmenin ne olduğunu bilmeyen. aşk kelimesini hiç duymamış taş kalpli biriymiş. zaman içinde komşu krallıktaki hizmetlilerden 1'i bu...Devamı...

Gösterim: 1994 - Yorum: 4 - Ekleyen: kasirga
TÜRKÜLERİMİZ VE HİKAYELERİ
Arkadaşlar hiç misket türküsünün hikayesini merak ettinizmi ben ettim araştırdım buldum sizlerle paylaşmak istedim buyrun sizde öğrenin Misket,...Devamı...

Gösterim: 858 - Yorum: 4 - Ekleyen: tatlı_bela



Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 18:29 .


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0 RC 2
Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Herhangi bir konuda (şikayet, eleştiri, öneri, vb.) bizimle iletişime geçmek için tıklayın.

2005-2012 Tatliaskim.org Forumları

Bu sitede video izle, çocuk oyunu oyna veya indir, sanatçı biyografi, vikipedi ve şarkısı dinle, bunların hayatı ve sözleri gör.