Nogay Türkçesi
Kayıt ol Yardım Ajanda Skorlu Flash Oyunlar Konuları Okundu Kabul Et
Cevapla
Seçenekler
Alt 08-02-2013, 20:40 #1
Beyaban
Deneyimli

Nogay Türkçesi

Nogayca, Türk lehçelerinin Kıpçak öbeğine bağlı, Nogaylar tarafından konuşulan lehçe. Ağırlıklı olarak Rusya Federasyonu'nun güney kesiminde konuşulur. Günümüzde Kiril alfabesiyle yazılmaktadır.
Nogayca’nın diyalektlerinden Kara Nogayca Dağıstan’da, Ak Nogayca Kuban Irmağı boylarında, o yöredeki Karaçay-Çerkesya ve Mineralnye Vody bölgesinde, asıl Nogayca ise Stavropol Kray’da konuşulur. Ak Nogay ve Asıl Nogay diyalektleri birbirine çok yakındır, Ak Nogayca ise daha çok farklılık gösterir.

Nogaylar, Altın Orda Hanlığı halkının torunlarıdır ve adları Cengiz Han’ın torunu Nogay Han’dan gelir. Nogay Han’ın önderliğinde göçen halklar Tuna Irmağı’na değin ilerlemiş ve bugünkü Ukrayna’nın Karadeniz kıyılarına yerleşmişlerdir.
Adını yine Nogay Han’dan alan Nogayca, önceleri Arap alfabesiyle yazılıyordu. 1928 yılında Latin alfabesine geçildi ve bu alfabenin ortografik sistemini akadamisyen A. Canibekov (Canibek) oluşturdu. Sonra bu sistem bütün Türk dillerine uyarlandı. 1938 yılında Nogayca Kiril alfabesiyle yazılmaya başladı. Ancak ortografik sistemi Latin alfabesinden alındı.
19. yüzyılda Nogaylar Ukrayna’dan çıkarılınca bu lehçeyi konuşulduğu bölgeler birbirinden kopuk hale geldi. Nogayca nüfusun bir kısmı Türkiye ve Romanya’ya göç etti. Bir bölümü Çarlık Rusya’sında kalarak Dağıstan, Çeçenya ve Stavropol Kray’a yerleşti.
Türkiye’ye yerleşen Nogaylar kısa sürede asimile olmadılar ve Nogayca büyük küçük herkesin konuşabildiği bir Türk Lehçesi haline geldi. Sovyetler Birliği’nde de okullarda Rusça öğretim yapılması nedeniyle Nogayca büyük ölçüde geriledi. Son tahminlere göre Nogayca konuşan nüfus 80.000 dolayındadır.
1973 yılında iki küçük Nogayca gazete yayımlandı. Bunlardan biri Karaçay-Çerkesya’da, diğeri Dağıstan’da basılıyordu. Ancak dağıtım olanaklarının zorluğu yüzünden bu gazeteler Nogay köylerine ulaştırılamıyordu.
Nogayca günümüzde Dağıstan’da Nogay Bölgesi’ndeki okullarda 1-10. sınıflarda okutulmaktadır. Karaçay-Çerkesya’da ise Pedagoji Enstitüsü’nde Nogayca bölüm bulanmaktadır.



kaynak:vikipedi

Görüntüleme:299, Cevaplar:2
Facebook'ta paylaş.

Alt 23-07-2013, 23:42 #2
Greenstreetholigans
Deneyimli
Nogay Türkçesi, Kıpçak grubuna dahildir ve diğer Türk lehçeleri içinde en çok Kazak ve Karakalpak Türkçesine yakındır. Nogay Türkçesinin üç ağzı vardır. Bunlar; Ak Nogay, Kara Nogay ve Asıl Nogay ağızlarıdır. Ak Nogay ağzı, Karaçay-Çerkez Cumhuriyeti sınırları içinde konuşulmaktadır. Bu ağza eskiden sadece "Nogay" denmekteydi. Kara Nogay ağzı, Dağıstan Muhtar Cumhuriyetinde konuşulmaktadır. Asıl Nogay ağzı ise Stavropol Krayımn Açikulak ve Koyasula bölümlerinde konuşulmaktadır. Nogaylar yüzyılımızın başına kadar göçebe olarak yaşamışlardır. Bu hayat tarzlarının edebiyatlarına da yansıdığı görülmektedir. Günümüzde ayrı bir yazı diline sahip olmalarına rağmen, bu yazı diliyle yazılan ve basılan eserlerin sayısı çok azdır.

Nogay Türkleri yaşanan bütün zorluklara rağmen dillerini, dinlerini, kültürlerini, tarihlerini, gelenek ve göreneklerini yaşatmaya çalışmaktadırlar. "Nevruz"; bütün Türk dünyasında olduğu gibi Nogay Türkleri arasında da eski zamanlardan beri kutlanan önemli bir bayramdır.

Eskiden Nogaylarda yeni yıl mart ayında baslardı. Nogaylar mart ayına "Nevruz ayı" derlerdi. "Nevruz" günümüzde de hem ilkbahar bayramı hem de yeni yılın başlangıcı olarak kutlanmaya devam edilmektedir.

Gece ve gündüzün de eşitlendiği 21 mart gününün Nogaylarda önemi büyüktür. O gün hem yılbaşı hem de Nevruz bayramıdır. Nevruza Nogaylar "kündelim" veya "amel" derler.

Nevruzla birlikte kışın güçlü soğuğu gitmeye ve havalar ısınmaya başlar. Yine de hayat tecrübelerine dayanarak, bu ayda havanın her an değişebileceğine inanan Nogaylar "Mart ketpey, dert ketpez" (Mart gitmeden dert gitmez) derler.

Amelden sonra amal yok,
Yazlık boldu senme, belki
Amel tutup öpiripte koyar, tonarsın
Amelden sonra çare yok
Yaz oldu diye güvenme
Belki, amelin esiverir, donarsın

Martın ilk günü rüzgâr doğudan eserse o yılın zengin ve bereketli olacağına inanılır. Buna göre; "Martta baka siymesin, kuralayda kırk tamsın; kırk tanımasa, bir tamsın" (Martta kurbağa işemesin, kuralayda1 kırk damlasın, kırk damlamazsa bir damlasın) denir.

Nogay Türklerinde yeni yılın insanlara uğur getirmesi için yapılan çeşitli âdetler vardır. Nogay Türkleri Nevruz bayramına erkenden hazırlanırlar. Atlar, koyunlar bayramdan birkaç gün önce kesilerek çevrede bulunanlara dağıtılır. Ayrıca bir parça et, Nevruz günü evleri gezen çocuklara verilmek üzere saklanır. Hanımlar evlerini temizlerler, çamaşırlar, halılar, kilimler yıkanır, bütün evin eşyaları başlan aşağı elden geçer. Eski eşyalar atılır veya yakılır. Bayram günü özellikle 12-16 yaşlarındaki çocuklar, ellerine yeşil dal parçaları alarak gruplar hâlinde köyleri gezerler. Bu dallara kardelenler yerleştirilir. Her grupta en güzel şarkı ve şiir söyleyen biri seçilir. Bir taraftan şarkı söyleyen, bir taraftan da ev ev gezmeye başlayan çocuklar; ellerindeki yeşil dalları ev sahiplerine verirler veya duvarlara iliştirirler. Uğradıkları evlerde insanların Nevruz bayramını kutlar, onlara sağlık dilerler; mahsullerinin iyi, hayvanlarının besili, sağlıklı olması için iyi dileklerde bulunurlar. Gittikleri evin sahibinin yaşına ve durumuna göre de (eğer yaşlı bir hanımsa):

Bizim anay tura, tura
Tilki tonu kiye tura,
Bizge yavlık bere tura
Bizim anne kalka kalka,
Tilki elbisesini giymekte,
Bize mendil vermekte.

gibi sözler söyleyerek, mendil vb. hediyeler isterler. Genç bir geline söylenen şarkı da şu şekilde olur:

Ay Aybiyke, turıp bak
Ak sandıkka kolın kak
Azan, Navruz küni mübarek
Ay, Aybiyke, eşik aş,
Ay, Navruzga şaşuv şaş,
Yavlık bersen yıltırat,
Aksa bersen saltırat,
Azan, Navruz küni, mübarek
Ay, Aybiyke, kalkıp bak,
Ak sandığa elini vur,
Ezan vakti, mübarek Nevruz günü,
Ay, Aybiyke, kapıyı aç,
Ay, Nevruza ekin saç,
Mendil verirsen parlat,
Para verirsen yerleştir,
Ezan vakti, mübarek Nevruz günü.

Şarkılar sadece kadınlara yöneltilerek söylenir. Ev sahipleri gençlere şarkıları için; genç kızların elleriyle işlediği mendiller, keseler, sigaralık, para, yüzük, yumurta, kuru et, ekmek vb. verirler. Daha sonra verilen hediyeler eşit olarak bölüşülür, köyün kenarında kurulan bayram yerinde oyunlar oynanır, şarkılar, şiirler söylenir, danslar edilir.

Facebook'ta paylaş.

Alt 23-07-2013, 23:47 #3
Greenstreetholigans
Deneyimli
NOGAY TÜRKÇESİ ATASÖZLERİ

Nogay Türkleri, Türkiye’de haklarında hemen hemen hiç çalışma yapılmamış bir Türk boyudur. Coğrafi mekân itibari ile kısmen Kırım ve Kuzey Kafkasya’da Karaçay Türkleri ile birlikte yaşamakta iseler de, esas olarak Kafkasya’da Dağıstan Özerk Cumhuriyetinde yoğun olarak bulunmaktadırlar. Kuzey Kafkasya’nın Ruslar tarafından işgalinden sonra buradaki bazı Çerkes ve Karaçaylılarla beraber bir kısmı Türkiye’ye göç etmiştir.

Türk Dünyası kapılarının açıldığı son yıllarda, yoğun ilişkiler sonucu kamuoyunda pek tanınmayan Türk boyları da varlıklarını belirli etmiş ve dünya coğrafyasında muhteşem bir manzara oluşmuştur. Bu oluşum sonrasında, düne kadar “Türklük” denildiğinde boş boş bakan insanlar, kendilerini tanımaya başlamışlardır. Bugün Türk Dünyası yoğun bir hareket içindedir. Ekonomik ağırlıklı bu hareket kültürel çalışmalarla da beslenmektedir. Artık Manas, Dede Korkut sadece Kırgızistan’da, Türkiye’de değil, bütün Türk Dünyasında tanınmakta ve anılmaktadır.

Biz de denize bir damla kabilinden bir çalışma ile üzerlerinde pek çalışılmamış olan Nogay Türklerinde kullanılan atasözlerinden örnekler vermek, Türkiye dışında yaşayan Türk topluluklarının bütünün bir parçası olduklarını göstermek istedik. Aşağıdaki Nogay atasözleri “Poslovitsı i Pogovorki Narodov Karaçaevo-Çerkesii” adlı eserden alınmıştır. Adı geçen eser dört bölüm olarak hazırlanmıştır. I. Bölümde Karaçay-Malkar II. Bölümde Adıge III.Bölümde Abaza ve IV. Bölümde Nogay atasözleri yer almaktadır. 301-360. sayfalar arasında konularına göre ayrılmış 536 Nogay atasözü vardır. Biz bunların arasından seçtiklerimizi harf sırasına göre düzenledik. Mümkün olduğunca kelime kelime vermeye çalıştık. Nogay Türkçesinin Türkiye Türkçesine yakınlığı ve bir çok atasözünün de Türkiye’de kullanıldığı şekliyle devam ettiği görülecektir. Bu atasözlerinde ayrıca Nogay Türklerinin değer yargılarını ve hayat tarzlarını da bulmak mümkün olacaktır kanaatindeyiz.

Nogay Atasözleri

-Adaskanga ayıp yok, kaytıp üyin tapkan song.
Şaşırana ayıp yok, dönüp evini bulduktan sonra.
-Adaspayman degen erdi, Karanga tuman adastıradı.
Ben yolumu şaşırmam diyen adam, karanlık duman içinde yolunu kaybetti.
-Aga bolayım deseng, atlanuvdan kalma, bay bolayım deseng, kazanınga aram salma.
Ağa olayım dersen koşturmaktan geri kalma, zengin olayım dersen, kazanına haram sokma.
-Aga-iniding kedirin,Yalalı bolsang bilersing, Ata-anadıng kadirin, Balalı bolsang bilersing.
Kardeşin, akrabanın kadrini düştüğünda, yaralandığında bilirsin, ata-ananın kadrini çocuk sahibi olduğunda bilirsin.
-Agalı-inili tatuv tursa, Ekpege at köp bolar. Absın-kelin tatuv tursa,Aşamaga as köp bolar.
Kardeşler tatlı olursa at çok olur, elti-gelin tatlı olursa yemek için aş çok olur.
-Agaş etten öter, söz süekten öter.
Ağaç etten geçer, söz kemikten geçer.
-Agaş kesseng uzın kes, yona – yona kıskarar, kiyiz kesseng kıska kes, tarta-tarta uzayar.
Ağaç kesersen uzun kes, yonta yonta kısalır, kilim kesersen kısa kes, çeke çeke uzar.
-Agaş kıyşığın talkı tüzeter, Edem kıyşığın halkı tüzeter.
Ağacın eğrisini dalı düzeltir, adamın eğrisini halkı düzeltir.
-Ahıret azabınnan dunıya namısı küşli.
Ahret azabından, dünya namusu güçlü.
-Ak nietliding atı arımas, arbası tozbas.
İyi niyetlinin atı yorulmaz, arabası yolda kalmaz.
-Akıl akıldan üyrik.
Akıl akıldan üstün.
-Akıl bastan şıgar, asıl tastan şıgar.
Akıl baştan çıkar, mücevher taştan çıkar.
-Akıl tabar, til söyler.
Akıl bulur, dil söyler.
-Akıl yasta tuvıl, basta.
Akıl yaşta değil başta.
-Ala azbandı böri aşar, yarlıdıng yıygan malın töre aşar.
İyi boğayı kurt yer, fakirin topladığı malı zengin yer.
-Aldı tegerşik kaydan köşse,songgısı da sonnan köşer.
Ön tekerlek nereden geçerse, arka tekerlek de ordan geçer.
-Algasagan kız kievge barmas, barsa da ongmas.
Çabuk evlenmek isteyen kız evlenemez, evlense de hayır getirmez.
-Algasagan suv tengizge etpes.
Hızlı akan su denize yetişmez.
-Alma e de suv iş – avırmasang köreyim, nartük e de suv iş – semirmeseng köreyim.
Elma ye de su iç-hastalanma da göreyim, mısır ye de su iç- şişmanlama da göreyim.
-Almaktıng körki – bermek.
Almanın sonu-vermek.
-Altı yasar altıstan kelse, alpıs yasar aldına şıgar.
Altı yaşındaki uzaktan gelse, altmış yaşındaki onu karşılar.
-Altın kapılıdıng kullıgı agaş kapılıga tüser.
Altın kapılıya hizmet etmek, ağaç kapılıya düşer.
-Alıs-beris bilmegen, bergende yatıp uykısı kelmegen.
Alış-veriş bilmeyen, verdiğinde gözüne uyku girmeyen.
-Anadıng köngili balada,baladıng köngili dalada.
Ananın gönlü balada, balanın gönlü dışarda.
-Aram batar, ak kalkar.
Kötülük batar, iyilik kalkar.
-Aram kapşıktıng tübi tesik.
Haram kabın dibi delik.
-Aramzadeding koynı tolı, beti kara.
Haramzadenin koynu dolu, yüzü kara.
-Arkasına ötken ayavşıl bolar.
Bir acıyı yaşayan kişi , aynı acıyı yaşayanların halini anlar.
-Arıgan atka-kamışı avır.
Yorulan ata kamçı ağır.
-Arık oydan öler, semiz maydan öler.
Arık düşünceden (nasıl doyacağım diye) ölür, besili yağdan ölür.
-Asık oynagan azar, top oynagan tozar, koy bagıp, kuyrık asagan, berinnen de ozar.
Aşık oynayan azar, top oynayan tozutur, koyun besleyip kuyruk yiyen de hepsini geçer.
-Asılsız astan kıtar, yavapsız sözden kıtar.
Cimri adamı açlıktan öldürür, az konuşan da cevapsızlıktan öldürür.
-At arısa tuvlak, er arısa avırak.
At yorulursa sersemler, yiğit yorulursa hastalanır.
-At avnagan erde tük kalar.
At oynayan yerde tüy kalır.
-At basına kün tuvsa, avızlıgı man suv işer. Er basına kün tuvsa, etigi men suv işer.
Atın bahtına gün doğsa ağızlığı ile su içer, insanın başına gün doğsa eteği ile su içer.
-At iygisi arıkta biliner, er iygisi yarlılıkta biliner.
Atın iyisi arıklıkta, yiğidin iyisi fakirlikte bilinir.
-At sürinmes bolarma, edem yangılmas bolarma.
Atın sürçmezi olmaz, adamın yanılmazı olmaz.
-Ata baladıng sını.
Baba oğulun sınayıcısı.
-Ata barda uvıl yas, aga barda ini yas.
Baba varken oğul genç, ağabeyi varken küçüğü genç.
-Ata minmek bir mırad, attan tüspek bir namıs.
Ata binmek bir murad, attan inmek bir namus.
-Ata ulınıng atkan ogı da kaypas, aytkan sözi de kaytpas.
Oğul babası gibi olursa attığı ok da dönmez, söyledeği söz de dönmez.
-Ata- balaga sınşı.
Baba, oğulun öğreticisidir.
-Atadan körgen ok yonar, anadan körgen ton pişer.
Babasından gören ok yontar, anasından gören kürk biçer.
-Ataga usap ul tuvmas, anaga usap kız tuvmas.
Ataya benzeyip oğul doğmaz, anaya benzeyip kız doğmaz.
-Atang barda el tanı, atıng barda er tanı.
Baban varken çevrendekilerle (baba dostları ile) tanış, atın varken çevreni gez.
-Atang ölse de, atangdı körgen ölmesin.
Atan ölse de, atanı gören ölmesin.
-Atası maktagandı alma, avıldası maktagandı salma.
Atasının methettiğini alma, komşusunun methettiğini salma.
-Atasına yahşılık etpegennen, yahşılık kütpe.
Atasına iyilik yapmayandan iyilik bekleme.
-Atasız öksiz-yartı öksiz, anasız öksiz-kerti öksiz.
Babasız öksüz yarım öksüz, anasız öksüz gerçek öksüz.
-Attı kamışı öltürer, erdi namıs öltirer.
Atı kamçı öldürür, yiğidi namus öldürür.
-Atım yok aranda, kaygım yok boranda.
Ahırda atım yok, fırtınadan endişem yok.
-Atın süygen alasam der, hatının süygen tamaşam der.
Atını seven kıratım der, kadınını seven temaşalığım der.
-Avla tolu malıng bolganşa, er erde dosıng bolsın.
Avlu dolusu malın olacağına her yerde dostun olsun.
-Avıl iyti ala bolsa da, böri körse biriger.
Ağılların köpekleri ayrı ayrı olsalar da, kurdu gördüklerinde birleşirler.
-Avıldasıng kim bolsa, adanasıng sol.
Komşun kimse, kardeşin odur.
-Avılga aytsam aşadı, kongısıga aytsam kosadı.
Halktan birine söylesem yayılır, komşuya söylesem çarpıtır.
-Avırmagan baska yavlık baylama.
Ağrımayan başına bez bağlama.
-Avıruv attan şıgar.
Hastalık attan çıkar.
-Avıruvdıng aldın al.
Hastalığın önünü kes.
-Ayagı baskanın, közi tanımaydı.
Ayağın nereye bastığını göz görmez.
-Ayagı yaman tördi bulgaydı, avızı yaman eldi bulgaydı.
Ayağı kötü baş köşeyi batırır, ağzı kötü cemiyeti karıştırır.
-Ayagın körüp asın iş, anasın körip kızın al.
Ayağını görüp aşını iç, anasını görüp kızını al.
-Ayagına kara da kımızın iş, anasına kara da kızını al.
Ayağına bak da kımızın iç, anasına bak da kızını al.
-Ayamda bolsa yalarman, anamda bolsa alarman.
Avucumda olsa yalarım, anamda olsa alırım.
-Ayavlı dostıng malı bir, kemege mingenning yanı bir.
İyi dostun malı bir, gemiye binenlerin canı bir.
-Ayaz bolsa suvıtar, bulıt bolsa yılıtar, tuvgan-ösken erlerin tentek kisi mutar.
Rüzgâr olsa üşütür, bulut olsa ısıtır, doğup büyüdüğü yerleri aptal kişi unutur.
-Ayda bir at bergennen, künde bir tostakay may bergen artık.
Ayda bir at vermektense, her gün bir tabak yağ vermek daha iyidir.
-Ayday bilmes at öltirer, söyley bilmes söz keltirer.
Sürmesini bilmeyen at öldürür, konuşmasını bilmeyen (kendine) söz getirir.
-Aylandırgan avıruv almay koymas.
Dolaştıran (çektiren) hastalık almadan bırakmaz.
-Aytarman-mennen keter, tınglamasang -sennnen keter.
Söylerim benden gider, dinlemezsen senden gider.
-Aytkanga ıynanma, akılınga kelse ıynan.
Söylenene inanma, aklına yatana inan.
-Ayvan alası tısında, edem alası işinde.
Hayvan alası dışında, insan alası içinde.
-Ayırılgandı ayuv er, Bölingendi böri er.
Ayrılanı ayı yer, bölüneni kurt yer.
-Az aşa köp şayna-tüyilmessing, az söyle, köp tıngla-yangılmassıng.
Az ye çok çiğne- döğülmezsin (kuvvetli olursun), az söyle çok dinle- yanılmazsın.
-Az aşagan, taza aşar.
Az yiyen, temiz yer (Az yiyen, birşey bırakmaz!…).
-Az söz-altın, köp söz kümis.
Az söz altın, çok söz gümüş.
-Azdı bilmegen, köpti de bilmes.
Azı bilmeyen çoğu da bilmez.
-Aşıkkan aska piser.
Acele edenin ağzı yanar.

-Bakkandı bilmegen, bagıslagandı da bilmes.
Mala (hayvan) bakmasını bilmeyen, değerini de bilemez.
-Bakırak-bakırak bardı aytar, bargan sözin yartı aytar.
Herşeyi sahiplenen varolanı söyler, söylerken de yarım söyler.
-Baladı yastan, kelindi bastan terbiyalav.
Çocuğu küçüklükten, gelini geldiği andan itibaren terbiyele.
-Balalı kargaga kok artpas.
Yavrulu kargaya yiyecek kalmaz.
-Balalı üy-bazar, balasız üy-mezar.
Çocuklu ev pazar, çocuksuz ev mezar.
-Balalı üyde melek bar, balasız üyde elek bar.
Çocuklu evde melek var, çocuksuz evde elek (anlaşmazlık) var.
-Balam barar erge, bele-kaza barmasın.
Kızım evleniyor, bela-kaza onunla gitmesin.
-Balık süygen suvga etegin malar.
Balık seven, suya eteğini salar.
-Bara-bara bayram kalar, bayramnan song kurman kalar.
Gide gide bayram kalır, bayram sonu kurban kalır.
-Barma töre kasına, bayısang özi keler kasınga.
Çıkma zenginin karşısına, sen zengin olursan kendisi gelir karşına.
-Bas baladan, mal tanadan.Akıllı insan çocukken belirli olur, iyi inek danalığında belirli olur.
-Bası baskadıng, akılı baska.Başı başkanın aklı başka.
-Basına payda etpegen, dosına payda etpes.
Kendisine faydası olmayanın, dostuna faydası olmaz.
-Basınga kelgen beleden beleden, eteging kesip bolsa da kutıl.
Başına gelen belâdan, eteğini kesip de olsa, kurtul.
-Bay mınan barıspa, betir minen kürespe.Zengin ile barışma, yiğit ile uğraşma.
-Baydıng kızı ölmey, yarlıdıng kızına kün tuvmas.
Zenginin kızı ölmeden, fakirin kızına gün doğmaz.
-Baysız pişe-patşa.Kocasız kadın-kraliçe.
-Bereket kelinning ayagınnan, şobannıng tayagınnan.Bereket gelinin ayağından, çobanın dayağından.
-Bergen üyine barayık, beren-şeren eteyik.Verenin evine gidelim, ne varsa altını-üstüne getirelim.
-Bergen yumart tuvıl, algan yumart.Veren cömert değil, alan cömert.
-Bilegi yuvan birdi yıgar, bilimi artık mıngdı yıgar.
Bileği güçlü biri yıkar, bilimi fazla olan bini yıkar.
-Bilgenge bir soksang da saz, bilmegenge davılbaz da az.
Bilene bir çalsan saz, bilmeyene davlumbaz az.
-Bir edemning üyi kalası bolar, ası – balası bolar.
Cimri, hasis adamın evi kalesi olur (girilmez), aşı-yemeği, çocuğu gibi kıymetli olur.
-Bir körgen bilis, eki körgen tanıs.Bir gören bilir, iki sefer gören tanışır.
-Bir şeşekey men yaz bolmas.Bir çiçekle yaz olmaz.
-Birev söyler, birev uyalar.Biri söyler, biri utanır.
-Biyimde de bar, biykemde de bar.
Kadınlar birbirleri ile dövüşürken diyor “benim annemde de var, karımda da var”.
-Bolayak on yasında da yas tuvıl, bolmayak yırma beste de yas.
Olacak on yaşında da çocuk değil, olmayacak yirmi beşinde de çocuk.
-Böri bolsang kök bol, er bolsang – aytkanınga berk bol.
Kurt olursan gök (boz) ol, yiğit olursan sözüne sadık ol.
-Böriding kuyrıgın keskeni men, ol iyt bolmas.Kurdun kuyruğunu kesmeyle o it olmaz.
-Borışlı ölmes, şerli öler.Borçlu ölmez, şerli ölür.
-Bos mıltık eki kisidi korkustar.Boş tüfek iki kişiyi korkutur.
-Bügüngü isingdi tanglaga kaldırma.Bugünkü işini yarına bırakma.
-Büldirvüşi ining bolsa, tüzetüvşi agang bolsın.
Bozguncu, dağıtıcı kardeşin varsa, düzeltici, birleştirici annen olsun.
-Bulganşık suvda balık boladı, köp söylegen kiside bele boladı.
Bulanık suda balık olur, çok konuşan kişiden belâ gelir.

-Dos bergenning tısına karama.
Dostunun verdiğinin dışına bakma.
-Dos doska kerek, asabı durıs kerek.
Dost dosta gerek, hesabı dürüst gerek.
-Dos esabı köngilden.
Dostun hesabı gönülden.
-Dos üyinde oltırıp ket, duşpan üyinde turıp ket.
Dostunun evinde oturup git, düşmanının evinde oturmadan, görüşmeni bitir ve hemen ayrıl.
-Doska bergen borışka.
Dosta verilen borçtur.
-Dosıng berse kım, uvısınga yım.
Dostun verse sus, avucunu yum.
-Dosınga mungkir kazba, özüng tüsersing.
Dostuna çukur kazma, kendin düşersin.
-Dosıngnıng asın duşpanday aşa.
Dostunun aşını düşman gibi ye.
-Dosıngnıng bekisi men müyiz kes, duşpanıngnıng bekisi men kiyiz kes.
Dostunun bıçağı ile boynuz kes, düşmanının bıçağı ile kilim kes.
-Duşpan ayakka, dos baska karar.
Düşman ayağa, dost başa bakar.
-Duşpan külip üyreter, dos urısıp üyreter.
Düşman gülerek öğretir, dost azarlayarak öğretir.

-Edem bolar baladıng kisi minen isi bar, edem bolmas baladıng kisi minen nesi bar.
Adam olacak çocuğun insanlarla işi var, adam olmayak çocuğun insnlarla ne işi var.
-Edem sözi tas yarır, tas yarmasa, bas yarır.
Adam sözü taş yarar, taş yarmasa baş yarar.
-Edem üreginde arslan yatagı bar.
İnsan yüreğinde aslan yatağı var.
-Edem-edemge konak, yan-tenge konak.
Adam adama konak, can tene konak.
-Eki ölşe, bir kes.
İki ölç, bir kes.
-Eki sıyırdıng ayranı köp, eki hatınnıng vayranı köp.
İki sığırın ayranı çok, iki kadının dedikodusu çok olur.
-El agasız bolmas, ton yagasız bolmas.
El ağasız olmaz, kürk yakasız olmaz.
-El almagan, elli yıl yatar.
Halkın kaldırmadığı elli yıl kalır.
-El bolgan erde betir de bolar.
İnsanların olduğu yerde yiğit de olur.
-El bolmasa, suvık yok.
Yel olmazsa soğuk yok.
-El espese, şöp bası kıymıldamas.
Yel esmezse çöp başı kımıldamaz.
-El kaznası-eski söz.
Halkın hazinesi-eski söz.
-Elde amanşılık bolsa, elşi avırar.
Halk içinde hastalık yoksa, iyileştirici hasta olur.
-Eldi sökpe.
Ülkeni kötüleme.
-Elding avızına elli arşın böz etpes.
İnsanların ağzını kapatmaya elli arşın bez yetmez.
-Elding işi-altın besik.
Halkın işi-altın beşik.
-Elim boluvdan edem boluv kıyın.
Alim olmaktan adam olmak zor.
-Elli yıldan el yangırar.
Elli yılda toplum yenilenir.
-Elşiding keşikkeni hayır.
Elçinin gecikmesi hayırdır.
-Emisting iygisine kurt tüser.
Yemişin iyisine kurt düşer.
-Epsizdi elşilikke yiberseng, soramay aytpas.
Aptalı elçiliğe göndersen, sormadan söylemez.
-Er aytpas, aytkanınnan kaytpas.
Yiğit demez. dediğinde de sözünden dönmez.
-Er iygisi burınlı bolar.
Erkeğin iyisi burunlu olur.
-Er kadirin el biler.
Yiğidin kadrini çevresindekiler bilir.
-Er kartaydı – kuş taydı, ekevledi soltanım.
Erkek yaşlandı- gücü tükendi, kötülükler çoğaldı.
-Er kayratlansa, ekev bolar.
İnsan kendine güvenirse, gücü iki kat artar.
-Er ötirik söylemes, ep ötirik söyler.
Erkek yalan söylemez, şartlar yalan söyletir.
-Er tamırınnan er tamırı köp bolar.
İnsanlar arasındaki akrabalık, yerdeki köklerden daha fazladır.
-Er tarıkpay molıkpas.
İnsan darda kalmadan rahata ermez.
-Er yangılıp kolga tüser, kus yangılıp torga tüser.
İnsan yanılır esir düşer, kuş yanılır kafese girer.
-Er yanılmay bolmas, at sürinmey bolmas.
İnsanın yanılmazı olmaz, atın sürçmeyeni olmaz.
-Er şıragı-eki köz.İnsanın ışığı iki gözü.
-Erden ozuv bar, elden ozuv yok.
Erden vazgeçilir, elden (vatandan) vazgeçilmez.
-Erding atın ya atı şıgarar, yade hatını şıgarar.
Erkeğin adını ya atı çıkarır, ya da kadını çıkarır.
-Erekte avızın yappagan, köpir avızda sözin tappagan.
Köprüden uzakta ağzını kapatmayan, köprü başında söz bulamayan.
-Erge devlet kuralsa, bas duşpanı dos bolar.
Erden devlet taygan song, bas dosları kas bolar.
İnsan güçlü olursa baş düşmanları dost olur, güçsüz düştüğünde ise dostları kaybolur.
-Eri baydıng eli bay.
İnsanı zenginin, ülkesi zengin.
-Erinşekting ertengisi bitpes.
Erinceğin yarını bitmez.
-Erte turgan erding ırısı artık.
Erken kalkanın rızkı çok olur.
-Esaplı dostıng malı bir, antlı dostıng yanı bir.
Hesabını bilen dostların malları bir, yeminli dostların canları bir.
-Esitken yangılıs, körgen kerti.
İşiten yanlış, gören doğru.
-Et etke, sorpa betke.
Et ete, çorba benize.
-Et kanlı bolsın, yigit yanlı bolsın.
Et kanlı olsun, yiğit canlı olsun.
-Etimge eti kisi bas.
Yetimin yedi başı var (Yedi kişi emreder).
-Etimning karnı-eti kabat.
Yetimin karnı-yedi kat.
-Etispesti ongmas kuvar.
Talihsiz kişi olmayacak işlerin peşinden koşar.

-Hatın karıganın bilmes, eşek arıganın bilmes.
Kadın ihtiyarladığını bilmez, eşek yorulduğunu bilmez.
-Hatında hatın bar, torgay etin as etken, hatında hatın bar, baytal etin tas etken.
Kadınlardan kadın var serçe etinden aş eder, kadınlardan kadın var koca gövdeyi kaybeder.
-Hatınlarda hatın bar, kara suvdı as eter, hatınlarda hatın bar, kumar közdi yas eter.
Kadınlardan kadın var kuru suyu aş eder, kadınlardan kadın var kör gözü yaş eder.
-Hatınnıng ekevi bazar, üşevi-yarmalık.
İki kadın pazar, üç kadın panayır.

-İesin sıylagannıng iytine süek taslar.
Sahibi saygı gören kimsenin köpeğine kemik verilir.
-İnisi bardıng-tınısı bar.
Kardeşi olanın arkası kuvvetli olur.
-İslese kulday, tursa biydey.
Çalıştığında işçi gibi, oturduğunda bey gibi.
-İytli konak oramga sıymas.
Köpekli konuk sokağa sığmaz.
-İyttey kabıp, attay tevip.
İt gibi ısırır, at gibi teper.
-İytting yamanı in kazar, pişe yamanı-künde azar.
Köpeğin yamanı çukur kazar, kadının kötüsü hergün tartışır.
-İşip toymagan, yalap toymas.
İçip doymayan, yalayıp doymaz.

-Kadere bergen attıng tüsine karamas.
Kaderin verdiği atın dişine bakılmaz.
-Kadir bilmes kardaştan, kedir bilgen yat yahşı.
Kadir bilmez kardeşten, kadir bilir yabancı iyi.
-Kadıdıng kabırınnan kırk adım alıs.
Kadının (hakimin) mezarından kırk adım uzak geç.
-Kalgan iske kar yavar.Kalan (ertelenen) işe kar yağar.
-Kamışıdı silke almagan, özüne tiygister.
Kamçıyı sallamasını bilmeyen kendisine vurur.
-Kan şıkkandı karga biler, yan şıkkandı molla biler.
Kanın çıktığını (kokusunu) karga bilir, can çıktığını molla bilir.
-Kancıgadıng batkanın, kaptal bilmes, at biler. Atadan yahşı ul tuvganın kardaş bilmes, yat biler.
Yükün ağırlığını çeken at bilir, iyi oğul doğduğunu kardeş değil diğer insanlar bilir.
-Kar küregen aslık kürer.
Kar küreyen, aş kürer.
-Karama özine-kara sözine.
Kendisine bakma, sözüne bak.
-Kardaştıng azarı bolsa da, beteri bolmas.
Kardeşin azarlaması olsa da, kötülüğü olmaz.
-Karga neşe çakırsa da, kaz bolmas.
Karga ne kadar bağırsa da, kaz olmaz.
-Karga şakırıp kıs bolmas, torgay şakırıp yaz bolmas.
Karganın bağırmasıyla kış olmaz, serçenin ötmesiyle yaz olmaz.
-Kat – yigitting is bası, aldında ezir ası.
Elleri nasırlı yiğidin aşı önünde hazır olur.
-Kat bilmegen zat bilmes.
Ellerinde nasır bilmeyen (çalışmayan), hiç bir şey bilmez.
-Kazan avızı aşık bolsa, iytke de namıs kerek.
Kazanın kapağı açıksa, o zaman köpeğin namuslu olması gerek.
-Kazannıng karası yugar, yamannıng belesi yugar.
Kazanın karası bulaşır, kötünün belâsı bulaşır.
-Kazanı asuvlıdıng kapısı yabılmas.
Kazanı kaynayan evin kapısı kapanmaz.
-Kazanı kırda, oşagı üyde.
Kazanı kırda, ocağı evde.
-Kel demek bar, ket demek yok.
Gel demek var, git demek yok.
-Kelgenşe konak uyalar, kelgennen song konakbay uyalar.
Gelinceye kadar konuk utanır, geldikten sonra ev sahibi utanır.
-Kelin kemtiksiz bolmas, kayınana kemiriksiz bolmas.
Eksiği olmayan gelin olmaz, konuşmayan kaynana olmaz.
-Kemege mingenning tilegi bir.
Gemiye binenlerin dilekleri birdir.
-Kengesli ton keng şıgar.
Çok danışılarak biçilen kürk bol olur.
-Kerek tastıng avırlıgı yok.
Gerekli taşın ağırlığı olmaz.
-Kerek üşin terek yık.
Gerektiğinde ağaç kes.
-Kerekpesti yıymasang, kerekkende tappassıng.
Gerekmezi toplamazsan, gerektiğinde bulamazsın.
-Keşe karanga bolsa, yuldızı yarık bolar.
Gece karanlık olsa, yıldızı parlak olur.
-Kisige munkir kazsang, özing atılarsıng.
Başkasına çukur kazarsan, kendin düşersin.
-Kisige yamanlık tilegenşe, özinge yahşılık tile.
Başkaları için kötülük isteyinceye kadar, kendine iyilik iste.
-Kökke köterip kelgendi, erge karatıp yiberme.
(Seni) göklere çıkarıp geleni, yere baktırıp gönderme.
-Kökürekte bar, kolda yok.
Gönülde var, elde yok.
-Kol kıbırdasa, avız da kıbırdar.
Kol kıpırdasa, ağız da kıpırdar.
-Konak az oltırıp, köp sınaydı.
Konuk az oturur, çok görür.
-Konak bolsang kolga tüs, yolavşı bolsang yolga tüs.
Konuk olsan iyi evsahibine rastgel, yolcu olsan yola düş.
-Konak bolsang, tiling tıy.
Konuk olsan, dilini tut.
-Konak kelse et piser, et pispese bet piser.
Konuk gelse et pişer, et pişmese yüz pişer (ev sahibinin yüzü kızarır).
-Konak toysa esikke karar.
Konuk doysa eşiğe bakar.
-Konakka sorap bergenşe, sogıp ber.
Konuğa sorup vereceğine, vurarak ver.
-Konaktıng kursagı toysa, közi yol karar.
Konuğun karnı doysa, gözü yolda olur.
-Köp biledi degen küledi, özim bilemen degen öledi.
Başkaları çok biliyor diyen güler, yalnız ben bilirim diyen ölür.
-Köp sözding azı yahşı, az sözding özi yahşı.
Çok sözün azı güzel, az sözün özü güzel.
-Köp tükirse köl bolar.
Herkes tükürse göl olur.
-Köp yaşagannan sorama, köp yurgennen sora.
Çok yaşayandan sorma, çok gezenden sor.
-Köp-korkıtadı, teren-batıradı.
Çok korkutur, derin batırır.
-Köplegen konak atkarar, kömeklegen -yavdan kutkarar.
Bir araya gelenler konağını iyi ağırlar, yardımlaşan düşmahdan kurtulur.
-Köpten koyan kutılmas, yalgızdıng aytkan sözi tutılmas.
Çokluktan tavşan kurtulmaz, yalnızın söylediği söz tutulmaz.
-Köpten koyan kutılmas.
Çoktan tavşan kurtulmaz.
-Köpting avazı bir bolsa, birding avazı yok bolar.
Çoğunluğun sesi bir olsa, tek kişinin sesi yok olur.
-Korkak mıng öledi, betir bir öledi.
Korkak bin ölür, batır bir ölür.
-Korkaktan sorama közi aytar, tentekten (aptal) sorama sözi aytar.
Korkağa sorma gözü söyler, aptala sorma sözü söyler.
-Korkaktı köp kuvlasang, betir bolar.
Korkağı çok kovalarsan, cesur olur.
-Korkkanga kos koriner.
Korkana çok görünür.
-Körklige köne kiygistseng de, yarasar.
Gösterişli, yakışıklı olana eski-püskü giydirsen de yakışır.
-Korkpa marttıng kısınnan, kork aprelding besinnen.
Korkma martın kışından, kork nisanın beşinden.
-Kösevi uzınnıng kolı küymes.
Maşası uzunu olanın eli yanmaz.
-Köz korkak-kol batır.
Göz korkak, kol batır.
-Közel-közel tuvıl dı, köngil tüsken-közel di.
Güzel güzel değildir, gönlün sevdiği güzeldir.
-Közing avırsa, kolung tıy, işing avırsa, avızıng tıy.
Gözün ağrırsa elini tut, karnın ağrırsa ağzını tut.
-Kudalık ayırılsa da, tuvganlık ayırılmas.
Dünürlük ayrılsa da, akrabalık ayrılmaz.
-Kula tüzdi suv alsa, kuba kazdıng tösinnen, kulaksızga söz aytsang, kulagınıng tısınnan.
Yanmış ovayı su bassa bile kazın göğsüne su yapışmaz, anlamayan adama söz söylesen kulağının dışında kalır.
-Kuldan tuvgan kul bolmas, yaman tuvgan kul bolur.
Kuldan doğan kul olmaz, kötü doğan kul olur.
-Küle baksang, köylegine yamavlık sorar.
Fakirle samimi olsan, gömleğine yamalık kumaş ister.
-Kulluk etkende kulday bol, atlanganda biydey bol.
Çalıştığında işçi gibi ol, ata bindiğinde bey gibi ol.
-Külme doska, keler baska.
Gülme dostuna gelir başına.
-Kün körmegen kün körse kündiz şırak yandırar.
Gün görmemiş gün görse gündüz çıra yakar.
-Kündesting otı da, suvı da kündes.
Birbiriyle cekişen iki kadın (kuma)’ın ateşi de, suyu da tartışır.
-Künşi köbeymes, bakılşı bayımas.
Kıskanç adam büyük aileli olmaz, kötü adam zenginlemez.
-Kus uyasında ne körse, uşkanda da sonı eter.
Kuş yuvasında ne görse, uçtuğunda (ayrıldığında) da onu yapar.
-Kutlı konak kelse, koy egiz tabar.
Kutlu konuk gelse koyun ikiz doğurur.
-Küşi etken-küşi etpegenning küşpeni.
Gücü yeten, gücçsüzün efendisidir.
-Kılık kızga kerek, kızdan aldın yigitke kerek.
Terbiye kıza gerek, kızdan evvel yiğide gerek.
-Kılış kespesti tilek keser.
Kılıç kesmezi dilek keser.
-Kırk yıl saban aydasang, bir yıl türening altınga tier.
Kırk yıl tarla sürersen, bir yıl sabanın altına değer.
-Kıs karlı bolsa, yaz yavınlı bolar.
Kış karlı olsa, yaz yağmurlu olur.
-Kısıng tuman bolsın, marazıng tımav bolsın.
Kışın duman olsun, hastalığın hafif olsun.
-Kız kimdi süyse, sonıkı.
Kız kimi severse, onundur.
-Kız kılıgı man süydirer.
Kız davranışları ile sevdirir.
-Kızıng yaman bolsa, kızıl kiygist.
Kızın çirkin ise, kırmızı giydir.

-Malı ketken yarlı tuvıl, sını ketken yarlı.
Malı giden zavallı değil, şerefi giden zavallı.
-Mart şıkpay, dert şıkpas.
Mart çıkmadan dert çıkmaz.
-Maslagatlı toy tarkamas.
Öğütlü törenler sonlanmaz.
-Meneli söz maldan artık.
Manalı söz maldan güzel.
-Misapir atangnan üyken.
Misafir, babandan büyüktür.
-Molla bermes, bergen erden kalmas.
Molla vermez, veren yerden kalmaz.
-Mısalsız söz-tuzsız as.
Misalsiz söz-tuzsuz aş.
-Mısırda patşa bolgannan, elimde şoban bolganı artık.
Mısırda padişah olmaktansa, ülkemde çoban olmak iyi.

-Nesip, kayda barasıng? Til bir erge baraman.
Nasip, nereye gidiyorsun? Dili bir yere gidiyorum.

-Ocagınıng bası şoklı, oltırgan eri koklı.
Ocağın dışı (bacası) güzel, oturduğu yer bakımsız.
-Oltırgan kız ornın tabar.
Oturan kız yerini bulur.
-Önerli ölmes, önersiz kün körmes.
Hünerli ölmez, hünersiz gün görmez.
-Önerli örge yurer, önersiz körge kirer.
Hünerli başarıya koşar, hünersiz yerin altına (mezara) girer.
-Ong kolıng man berseng, sol kolıng man alarsıng.
Sağ kolun ile versen, sol kolun ile alırsın.
-Onggannıng eki dosı bir keler, ongmagannıng eki borışı bir keler.
Talihlinin iki dostu bir gelir, talihsizin iki borçlusu bir gelir.
-Onggannıng üyine kobız kirer, ongmagannıg üyine abız (molla) kirer.
Talihlinin evine düğün, şenlik girer, bahtsızın evine ölüm girer.
-Ongmas yigit, bolmas erden konıs kurar.
Ongmaz yiğit, kutsuz yere çadır kurar.
-Orazası yok namazı yok, onggan avıl cemboylık.
Orucu yok, namazı yok, şanslı halk cemboyluk.
-Orta yolda arbang sınmasın, orta yasta hatınıng ölmesin.
Yolun ortasında araban kırılmasın, hayatının ortasında karın ölmesin.
-Osal kisi ayagına karap yurer, mahtanış kökke karap yurer.
Kötü (sebatsız) insan ayağına (yere) bakıp yürür, övüngeç göğe bakıp yürür.
-Ötirik sözding örkeni yok, akılsız kızdıng törkini yok.
Yalanın temeli yok, akılsız kızın evi (ailesi) yok.
-Ötirikşi törge bir şıgar, eki şıkpas.
Yalancı baş köşeye bir sefer çıkar, ikinci sefer çıkamaz.
-Ötirikşiding üşin sözi de zaya.
Yalancının doğru sözü bile yalan.
-Otka bargan hatınnıng otız avız sözi bar.
Ateş almaya giden kadının otuz ağız sözü var.
-Ötpes pışak kol keser.
Kör bıçak kol keser.
-Oylamay söylegen, avırmay öler.
Düşünmeden söyleyen (konuşan), hastalanmadan ölür.
-Ozgan yamgırdı yamışı alıp kuvma.
Geçmiş yağmuru yamçı alıp kovalama.
-Özi isine divana, kisi isine kuvana.
Kendi işini önemsemez, başkasının işine sevinir.
-Özi söylep özi külgen-yayrang yigit, özi söylep halk külgen-kayrang yigit.
Kendi söyleyip, kendisi gülen boş adam, Kendi söyleyip, halkı gülen hoş adam.
-Özi yıgılgan-yılamas.
Kendi düşen ağlamaz.
-Özing arısang, yoldasıngdı öldi dep bil.
Kendin yorulduğunda, yoldaşını öldü bil.

-Saban tübi-sarı altın.
Ekin dibi-sarı altın.
-Sabır tübi-sarı altın.
Sabrın sonu sarı altın.
-Sav baska-satlık maraz.
Sağlam başa-satın alınmış hastalık.
-Sirkeli tay at bolar, simgirikli bala er bolar.
Sirkeli tay at olur, sümüklü çocuk er olur.
-Söylegennen tıngla, bilgennen angla.
Söyleyenden dinle, bilenden anla.
-Söyley-söyley söz şıgadı, türtkilese köz şıgadı.
Söyleye söyleye söz çıkar, dürtüklese göz çıkar.
-Söz ben şirkeydi de öltirip bolmas.
Söz ile sivrisineği bile öldüremezsin.
-Söz sözdi şıgarar, ümırık közdi şıgarar.
Söz sözü çıkarır, yumruk gözü çıkarır.
-Sözding bası bir puşık, ızı bir kuşak.
Sözün başı tel olur, arkası kuşak olur (Sözün başı bir damla, arkası göl olur).
-Sözing sav bolsa, basıng tav bolar.
Sözün halkda yaşıyorsa, hatırın dağ gibidir.
-Süt pen kirgen, süek pen şıgar.
Süt ile giren kemik ile çıkar.
-Suv körmey etik şeşpe.
Suyu görmeden…
-Suvga süenme, yavga ıynanma.
Suya dayanma, düşmana (yağıya) inanma.
-Süygenning asın duşmanday aşa.
Sevdiğinin aşını düşman gibi ye.
-Süymesem de süyemen, süygenimning süygeni.
Sevmesem de severim, sevdiğimin sevdiğini.
-Süymesing kelse, üy sıpır.
Sevmediğin gelirse ev süpür.
-Sırıng aytpa dosınga, dosıngnıng da dosı bar.
Sırrını söyleme dostuna, dostunun da dostu var.
-Sıylasang sıy körersing.
Değer verirsen, değer görürsün.
-Sıyır kurşanggıdı tilinnen tabar.
İnek kabuğu diliyle bulur.
-Şanışa almagan-iynesinnen körer, tarta almagan yibinnen körer.
Dikmesini bilmeyeniğnesinden görür, çekmesini bilmeyen ipinden görür.
-Şaşpagan arımas.
Ekmeyen yorulmaz (biçmez).
-Şegertkiden korkkan, egin ekpes.
Çekirgeden korkan ekin ekmez.
-Şeşen yigit elge ortak, Şeber yigit malga ortak.
Akıllı yiğit yönetici olur, çalışkan yiğit mal sahibi olur.

-Tamaktan kalgan yavdan kalganga esap.
Damaktan kalan düşmandan kalmış gibidir.
-Tang atpay, künning közi tuvmas.
Tan atmadan günün gözü doğmaz.
-Tarı şaşkan boza işer.
Darı saçan (eken) boza içer.
-Tatuv bolsang balday bol, aşşı bolsang tuzday bol.
Tatlı olsan bal gibi ol, acı olursan tuz gibi ol.
-Tavda ösken baladıng eki közi tasta, etim kalgan baladıng eki közi yasta.
Dağda büyüyen çocuğun iki gözü taşta, yetim kalan çocuğun iki gözü yaşta.
-Tavda öskenning tuyagı katı, baska öskenning bavırı katı.
Dağda büyüyenin tırnağı sert, yalnız büyüyenin bağrı katı.
-Tavdı-tastı el buzar, edem ulın söz buzar.
Dağı-taşı insanlar bozar, adem oğlunu söz bozar.
-Tavga tas atpa.
Dağa taş atma.
-Tay yamanı yorga boladı, edem yamanı molla boladı.
Tayın kötüsü yorga olur, adamın kötüsü molla olur.
-Teng tengi men, teke müyizi men.
Akran akranı ile, teke boynuzu ile.
-Tentek özin özi davga sanar.
Aptal kendini deve zanneder.
-Tentek suvga semirer.
Aptal suda bile şişmanlar.
-Tentek toy eter, törinde özi oltırar.
Deli (akılsız, divane) düğün yapar, baş köşeye kendi kurulur.
-Tentekke künde bayram.
Akılsıza her gün bayram.
-Tentekke tek turmak-kuş.
Aptala, (söz dinlemeyen, şımarık) doğru durmak zor.
-Tentekten sorama, özi aytar.
Deliye sorma kendi söyler.
-Tentekting dosı köp bolar.
Aptalın dostu çok olur.
-Tentekting tastarın tekene tozdırar.
Aptal kadının örtüsü çamaşır leğenini eskitir.
-Ter şıkkanın ten tuymas, akşa şıkkanın er tuymas.
Terin çıktığını ten duymaz, akçanın çıktığını yer duymaz.
-Terek şaşpay tal bolmas, borışlıda mal bolmas.
Fidanı dikmeden ağaç olmaz, borçluda mal olmaz.
-Teren yılga tavıssız agar.
Derin nehir sessiz akar.
-Termede yatkan termesin maktar, üyden şıkpagan kül töbesin maktar.
Çadırda yaşayan çadırını över, yerleşik insan yaktığı külleri (küllerden yaptığı dağı) över.
-Termeni yaman-unı iygi, atası yaman-ulı iygi.
Değirmeni kötü-unu iyi, babası kötü-oğlu iyi.
-Tevekelşi erge nur yavar.
Coşkulu, çalışkan yere nur yağar.
-Til bir bolsa, is ör bolur.
Dil bir olsa, başarı yüksek olur.
-Til tas yarar, tas yarmasa bas yarar.
Dil taş yarar, taş yarmasa baş yarar.
-Til yarası tüzelmes, kılış yarası tüzeler.
Dil yarası düzelmez (iyi olmaz), kılıç yarası düzelir.
-Til- bele, tis-kaya.
Dil belâ, diş kaya.
-Tildi süek yok.
Dilde kemik yok.
-Tiri bolıp sanda yok, öli bolıp körde yok.
Diri ama canlı değil, ölü ama mezarda değil.
-Tiride sıylaspagan, ölide yılaspas.
Diriyken tanışmayan, ölünce ağlaşmaz.
-Tirlikting küşi-birlikte.
Dirliğin gücü-birlikte.
-Tirnekli edem töredi kül eter.
Gücü olan, töreyi köle eder.
-Tisi şıkkan balaga, şaynap bergen as bolmas.
Dişi çıkamış çocuğa çiğnenip verilen aş olmaz.
-Tisim, saga razıman, tilimning kalasısıng, tilim, saga razı tuvılman, basımnıng belesising.
Dişim, senden razıyım, dilimin kalesisin, dilim, senden razı değilim, başımın belâsısın.
-Tolmaska kuyma, toymaska berme.
Dolmaza dökme, doymaza verme.
-Törkini yuvıktıng tösegi yıyılmas.
Evi yakın olan gelinin döşeği toplanmaz.
-Toyga barsang erte bar, erte barsang orın bar.
Düğüne gidersen erken git, erken gidersen yer var.
-Toygan kız törkinin tanımas.
Gelin olup giden kız (zengin olup mala doyan kız), kendi evdekilerini , yakınların bile tanımaz.
-Toymagannan ton kiyseng, toyda betingdi kara eter.
Görmemişin kürkünü giysen, toyda yüzünü kara eder.
-Tüedey boynıng bolganşa, tüymedey akılıng bolsın.
Deve gibi boynun olacağına, düğme kadar aklın olsun.
-Tuvar toysa bek keter, yaman toysa, öpke eter.
Hayvan doysa iyi gider, kötü doysa sana küser.
-Tuvgan elding eri-cennet-, suvı-serbet.
Vatanımın (doğduğum yer) yeri cennet, suyu şerbet.
-Tuvgan erde er yurer, toygan erde iyt yurer.
Yiğit doğduğu yerde yürür, it doyduğu yerde yürür.
-Tuvra aytkan kutılar, aldap aytkan tutılar.
Doğru söyleyen kurtulur, yalan söyleyen tutulur.
-Tuvra aytkan tuvganga yaramas.
Doğru söyleyenden akraba olmaz.

-Ul tuvganga kün tuvadı.
Oğlan doğduğunda gün doğar.
-Ulım üyde-ırısı tüzde, kızım üyde-kılıgı tüzde.
Oğlum evde-rızkı dışarda, kızım evde-sözü dışarda.
-Ulıng aşuvlansa, örge şık, kieving aşuvlansa, esik bavın tut.
Oğlun hiddetlendiğinde baş köşeye kurul, damadın hiddetlendiğinde kapıyı tut.
-Urlagan-bir künali, urlatkan-mıng künali.
Çalan bir kez suçlu, çaldıran bin defa suçlu.
-Urıspas ul bolmaydı, kelispes kelin bolmaydı.
Azarlamayan oğul olmaz,anlaşamayan gelin olmaz.
-Uv işken bir öledi, ant işken mıng öledi.
Zehir içen bir ölür, yemin eden bin ölür.
-Ündemeste üydey bele bar.
Sessiz evde bela var.
-Ürgen iyt kisidi kappas.
Havlayan köpek kimseyi ısırmaz.
-Üyinge abız kirgennen kobız kirsin.
Evine molla (ölüm) girmesindense kobız (düğün) girsin.
-Üyinge kelgenge, üydey öpkeng bolsa da, aytpa.
Evine gelene, ne kadar öfkeli olsan da, söyleme.

-Yahşı bergenşe, yaman asıgar.
İyi verinceye kadar , kötü sabredemez (acele eder).
-Yahşı bolsang-üş kün, yaman bolsang-eti kün (berdazi akında).
İyi olsan üç gün, kötü olsan yedi gün (Zemheri için).
-Yahşı körgenin aytar, yaman bergenin aytar.
İyi gördüğünü söyler, kötü sunduğunu söyler.
-Yahşı man söyleseng, balga seker katkanday, yaman man sölleseng iytke süek atkanday.
İyi ile konuşsan bal şeker katmış gibi, kötü ile konuşsan köpeğe kemik atmış gibi (olur).
-Yahşı söz yılandı innen şıgarar.
Güzel söz yılanı ininden çıkarır.
-Yahşıdıng eki dosı bir keler, yamannıng eki borışı bir keler.
İyinin iki dostu birden gelir, kötünün iki borcu birden gelir.
-Yahşıdıng yatlıgı yok, yamannıng özligi yok.
İyinin yabancılığı yok, kötünün yakınlığı yok.
-Yahşıga kün yok, yamanga ölim yok.
İyiye gün yok, kötüye ölüm yok.
-Yahşıga yoldas bolsang, etersing mıratka, yamanga yoldas bolsang, kalarsıng uyatka.
İyiye yoldaş olsan yetersin murada, kötüye yoldaş olsan kalırsın utançta.
-Yahşılık etken maktanar, yamanlık etken yaskanar.
İyilik yapan övünür, kötülük yapan saklar.
-Yalangaşka yaz yahşı, maktanşakka yat (yabancı) yahşı.
Çıplak olana yaz iyi, övüngeçe yabancı iyi.
-Yalgız at şavıp yuyrik bolmas.
Yalnız at binicisiz birinci olmaz.
-Yalgız koydı böri aşar.
Yalnız koyunu kurt yer.
-Yalgız söylep söz bolmas, yalgız kazık kos bolmas, yasırtın işken as bolmas.
Yalnız başına söz olmaz, yalnız kazık çadır olmaz, saklı içen aş olmaz.
-Yalgızdıng bir isi de yarımaydı, birleskenler bir iste de arımaydı.
Yalnızın bir işi de sonuçlanmaz, birleşenler ise hiç yorulmazlar.
-Yalgızdıng küni karanga ,yayavdıng künin sorama.
Yalnızın gündüzü karanlık, yayayı ise hiç sorma.
-Yalgızdıng yayı kalsa da, tabılmas, ıruvlıdıng ogı kalsa da, tabılar.
Yalnızın yayı kaybolsa bulunmaz, çevresi geniş olanın saçma tanesi bile bulunur.
-Yaman arba yol buzar, yaman edem üy buzar.
Kötü araba yol bozar, kötü adam ev bozar.
-Yaman arba yol buzar, yaman elşi el buzar.
Kötü araba yol bozar, kötü elçi köyü bozar.
-Yaman avıldıng agası bolsa, yarlı avıldıng bayı bolma.
Kötü soyun başı olma, fakir köyün zengini olma.
-Yaman aygır anasına kas, yaman edem yoldasına kas.
Aygırın kötüsü anasına düşman, adamın kötüsü yoldaşına düşman.
-Yaman aytkan sözin eki aytar.
Kötü söylediği sözü iki kere söyler.
-Yaman evlet ataga sögis keltirer.
Kötü evlat atasına sövdürür.
-Yaman kisiding sözi aşşı, yabagı tonnıng biyti aşşı.
Kötü kişinin sözü acı, yünlü paltonun biti acı.
-Yaman söz-bas kazıgı, yahşı söz-yan azıgı.
Kötü söz baş kazığı, güzel söz can azığı.
-Yaman tamak yarlı eter, yaman nepsi kor eter.
Kötü damak fakir eder, kötü nefis candan eder.
-Yaman ulga da, yahşı ulga da mal yıyma.
İyi oğula da, kötü oğula da mal yığma (bırakma).
-Yaman üşin aytaman dep, sırın aytadı.
Geveze doğruyu anlatıyım derken, kendi sırlarını söylüyor.
-Yamanda altın toktamas.
Kötüde altın durmaz.
-Yamandı körmey, yahşıdıng basın bilip bolmas.
Kötüyü görmeden iyi bilinmez.
-Yamandı yahşı deseng, börki kara kazanday bolar.
Kötüye iyi desen kalpağı kazan karası gibi olur.
-Yamannan yahşı tuvar, ozayım dep, yahşıdan yaman tuvar, kalayım dep.
Kötüden iyi doğar, (atamı) geçeyim diye, iyiden kötü doğar, geri kalayım diye.
-Yamannıng avızınnan yahşı söz şıkpas.
Kötünün ağzından güzel söz çıkmaz.
-Yamannıng tayagı segiz, biri tiymese biri tier.
Kötünün çubuğu sekiz, biri değmese biri değer.
-Yangı elek şüyde bolar, yangı kelin üyde bolar.
Yeni elek duvarda, yeni gelin evde olur.
-Yanımdı almagan maraz-yanımdı.
Canımı almayan hastalık-canımdır (onun zararı yoktur).
-Yarlı yatsa öler, bay yuvırsa öler.
Fakir yatsa ölür, zengin koşarsa ölür.
-Yarlıdıng baylıgı – denining savlıgı.
Fakirin zenginliği, vücudunun sağlığıdır.
-Yartı teri yabınsam da, sosı duniyada üreyim.
Yarı deri örtünsem de, bu dünyada yaşayayım.
-Yarımas yardan kulatar, atkan erden uyantar.
Kötü adam yardan atar, attığı yerde uyandırır.
-Yası yaslaskan teng tuvıl, sözi kelisken teng.
Yaşı denk olan akran değil, sözü denk olan akran.
-Yatkandıkın turgan er.
Tembelin (yatanın) payını çalışan yer.
-Yatıp kalgannan, atıp kal.
Hareketsiz kalacağına mücadele et.
-Yavga ıynanma, suvga tayanma.
Düşmana inanma, suya dayanma.
-Yaz ennet, kıs kıyamet.
Yaz cennet, kış kıyamet.
-Yazda mıyın kaynatpagan, kısta kazanın kaynatpas.
Yazın beynini kaynatmayan, kışın kazanın kaynatmaz.
-Yazda tentek oyga konar, kısta tentek kırga konar.
Aptal yazın düzde olur, kışın yaylaya konar.
-Yazda tırnagan, küzde yırlar.
Yazın çalışan, güzün türkü söyler.
-Yazda yılannan korkkan, kısta arkannan korkar.
Yazın yılandan korkan, kışın ipten korkar.
-Yazlıktıng küni, yarlılıktıng küni.Yaz günü, fakirin günü.
-Yibek tüyinine berk, yigit sözine berk.
İpeğin düğümü sıkı olur, yiğit sözüne sadık olur.
-Yigit öler, danı kalar.
Yiğit ölür, adı kalır.
-Yigit ölse de, sözi ölmes.
Yiğit ölse de sözü ölmez.
-Yigitting asılınnan sorama, isinnen sora.
Yiğidin aslını sorma, işini sor.
-Yol anası-tuyak, suv anası-bulak, söz anası-kulak.
Yol anası tırnak, suyun anası pınar, sözün anası kulak.
-Yol kuvgan kaznaga yolıgar, söz kuvgan belege yolıgar.
Yolculuk yapan hazineye rastlar, dedikodu yapan (söz kovalayan) belâya çatar.
-Yolavşı yolda kalmas.
Yolcu yolda kalmaz.
-Yahşılıkka yahşılık-ar kisiding isi di, yamanlıkka yahşılık-er kisiding isi di.
İyiliğe iyilik her kişinin işidir, kötülüğe iyilik er kişinin işidir.
-Yumırtka tavıktı akılga üyretken.
Yumurta tavuğa akıl öğretir.
-Yuvırtın aşagan kutılar, şölmegin yalagan tutılar.
Yoğurdunu yiyen kurtulur, çömleğini yalayan tutulur.
-Yılagannan sorama, külegennen sora.
Ağlayandan sorma, gülenden sor.
-Yırtık tonnan er şıgar.
Yırtık dondan er çıkar.

-Zor man avlagan iyt koyan almas.
Zorla avlanan köpek tavşan tutmaz.

ÜLKER, Hasan. Nogay Atasözlerinden Örnekler. Türk Kültürü 35 (413) 9.97, 531-539. ss.

Facebook'ta paylaş.

Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler



Nogay Türkçesi Konusuna Benzer Konular
Osmanlı Türkçesi
Osmanlı Türkçesi (Osmanlıca :عثمانليجة ya da lisân-i Osmânî: لسان عثمانى) Osmanlı devlet ve resmî yazışma dilidir. Bilimsel alanlarda Tarihî Türkiye...
Gokturkler-Nogay-Marsi
eAJhuMc8vI0
Türkçesi varken...!!
"Türkçe senin ana dilin! İlk öğrendiğin dil! Daha iyi ifade edemezsin kendini yabancı sözcüklerle! Boşuna inkar etme, en iyi Türkçe'yi...
Nogay Hanlığı
Kıpçak Türkleri tarafından kurulmuştur. Nogay Hanlığı'nın devamı Kazak Hanlığı'dır. Bu devleti kuran halkın torunları günümüzde Nogaylar adı altında...
Aşkın TürkÇesi
Sevgilim, Zamirlerin isminin yerini tutamayacağı bir gecedeyim. Her şey karanlık ve darmadağın. En kral yapıbilimci gelse yine de cümleler gibi...



Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:34 .