Dindar erkek açık kadını öper mi?
Kayıt ol Yardım Ajanda Skorlu Flash Oyunlar Konuları Okundu Kabul Et
Cevapla
Seçenekler
Alt 23-07-2009, 22:02 #1
DAMLA22
NevsehirLi

Dindar erkek açık kadını öper mi?

Dindar erkek açık kadını öper mi?

Herkes onlar için bir şey yazdı. Peki onlar ne diyor? Evlilik gibi bir sorunları var mı?






İNTERNETHABER- (ÖZEL)- Ayşe Arman kendi mahallesinden "karşı mahalleye" gitti ve gördüklerini yazdı. Eleştirenler de oldu, alkışlayanlar da... Ama kimse "karşı mahalle"nin kızlarına sormadı. Gerçekler bu muydu?
Başörtülü kız nasıl aşk yaşar?
Sokakta gülemez mi?
Dindar erkekler neden
tesettürsüz kızları istiyor?


YAZI DİZİSİNİN 2. BÖLÜMÜ
TIKLAYIN!
İnternethaber de o mahalleye gitti ve tüm gerçekleri öğrendi. Ama ortaya çıkanlar bu kez çok farklıydı. Kimsenin bildiği, anlattığı, zannettiği gibi değildi.
"Başörtülü kızlar neden süslenir? Başörtülü bir kız nasıl aşk yaşar? Sokakta gülebilir mi? Dindar erkek açık kadını neden öper? Mahalle baskısı var mı? Kiminle evleneceğiz kaygısı var mı?"
Tüm bu sorular arkadaşımız H. Kübra Kocaoğlu'nun röportajlarında yanıtını buldu.

İŞTE "KARŞI MAHALLENİN" İÇİNDEN İLK RÖPORTAJ
RÖPORTAJ: H. Kübra KOCAOĞLU

Dindar erkek açık kadını öper mi?Başkent Kadın Platformu Derneği'nin kapısından içeri giriyorum. Zeynep hanımla öncesinden tanışıyoruz. Hidayet Hanım, Nesrin Hanım ve Zerrin’le orada tanışıyoruz. Hava o kadar sıcak ki kapıdan girer girmez “rahat olabilirsin, içerde erkek yok diyorlar” ve ben gerçekten hemen başörtümü, üstümü çıkarıp rahatlıyorum. Çaylar da geldikten sonra başlıyoruz söyleşimize.

ERKEKLER DİNDARLIKLARINI ÇOK DAHA ÖNCE BIRAKTILAR

H. Kübra Kocaoğlu : Gerek medyada olsun gerekse toplumun içinde olsun sürekli başörtülü kadınların üzerinden bir gündem oluşturma söz konusu. Siz de mutlaka takip ediyorsunuzdur. Dindar kesimde sanki bir sınıf atlama oldu ve özellikle başörtülü zengin kadınların giyimleri, arabaları kısacası yaşam tarzları tartışılır oldu. Siz bu kesimin yaşam tarzındaki bu değişimler hakkında neler düşünüyorsunuz?

Zeynep Piyade : Başörtüsüyle jiplere binen, marka giyen kadınlar eleştiriliyor ama bu kesimin erkekleri çok daha önce dindarlıklarını bıraktılar. Şimdi pekala iş yemeği diye gidip alkollü masalarda oturuyorlar, kimilerinin sevgilileri bile var. Onların dindarlıkları yok olmadı da kadınların dindarlığı jipe binince mi yok oldu? Bu polemikler neden kadınlar üzerinden yürütülüyor? Erkekler marka seçerken, Pierre Cardin giyerken bunların hakkı da, kadın yaparken hakkı değil mi?

Hidayet Şefkatli Tuksal: Erkek egemenliği böyle bir şey. Onların yaptığı her şey yakışır, kadınlar yapınca hem sekülerlerin gözüne batıyor hem dindarların.

Zeynep Piyade : Bana göre asıl sorun şu. Bir insan başını örtecek kadar dindarsa bir kere israftan kaçınması lazım her şeyden önce.

Dindar erkek açık kadını öper mi?

Soldan sağa: Hidayet Şefkatli Tuksal, Nesrin Semiz, H. Kübra Kocaoğlu, Zeynep Piyade

DİNDAR ERKEK AÇIK KADINI NİYE ÖPER?


EMİNE HANIM GİBİ DEĞİL, RAHŞAN HANIM GİBİ

Hidayet Şefkatli Tuksal: Emine Hanım’ın ya da göz önünde bulunan dindar kadınların kendilerini şıklık ve lüks yarışında bir aktör olarak görmemeleri lazım. Bu konuda ben Rahşan Ecevit’i model olarak görüyorum. Hiçbir zaman kıyafetiyle gündeme gelmedi. Her zaman düşünceleriyle gündeme geldi. Ben dindar kadınlardan da bunu bekliyorum. Haa bu şu demek değil; hepimiz siyah giyinelim başka da bir renk giyinmeyelim değil.

DİNDAR ERKEK AÇIK KADINI NİYE ÖPER?H. Kübra Kocaoğlu : Çalışma hayatında kadın olarak var olamanın zorluklarını biliyoruz. Peki başörtülü bir kadın olarak var olamaya çalışmak zorluk derecesini artırıyor mu sizce?

Hidayet Şefkatli Tuksal: Şimdi özellikle bazı iş kollarında, sekreterlik vs. gibi, sonradan görme patronların gözünde bir anlamda “hafiflemiş bir kadın” pozisyonuna düşebiliyorsun.. Onun için sana yoklama çekmeyi hakkı zannediyor. Karısı eldivenlerle gezen bir akademisyenin selamlaşma babında bazı kadınları öptüğünü biliyorum. Ve öptüğü kadınlardan bir tanesi de arkadaşımdı. "Bu adam seni niye gelip öpüyor?" dedim. "Bilmiyorum" dedi. "Ben biliyorum" dedim - "Meşruiyet kazanmak için." "Ne meşruiyeti?" dedi. "Kendi gözünde sınıf atlayabilmek için senin gibi bir kadını öpmesi lazım." Açık bir kadınla diyaloga girmek onların kendi gözlerinde sınıf atlamalarına neden oluyor.

H. Kübra Kocaoğlu : O zaman bu aslında bizim mahallenin erkeklerinin türbanlıyla evlenip türbansızla aldatma durumunda olduğunu doğrular nitelikte. Fatih Altay'lı bununla ilgili bir yazı yazmıştı

Zeynep Piyade : Aynen öyle

Zeynep Piyade : Şık olmak için pahalı giyinmek gerekmiyor.

BAŞÖRTÜLÜ KIZLAR KİMİNLE EVLENECEK?

Zeynep Piyade : Bir yerlere gelme hırsı olan, beklentisi olan erkekler örtülü kızlarla evlenmemeyi tercih etmeye başladılar. Bir de şöyle bir şey var, bizim de çoğumuzun kızları artık örtünmemeye başladı.

BAŞÖRTÜSÜ ISRARI AZALDI

Hidayet Şefkatli Tuksal: Yani başörtünün çözülemeyeceğini anlayınca insanlar, artık kızlarının örtünmesinden de vazgeçmeye başladılar. Benim tanıdığım bir çok örtülü aile aslında örtünmesini istemedi kızlarının. Ama buna rağmen rol modeli gereği kızların bir kısmı kendileri istediler, örtündüler. 28 Şubat sonrasında gerçekten bir kırılma oldu. Öncesinde başörtüsü hususunda verilecek mücadelelerle en azından bu işin rahatlayabileceği gibi ümitler vardı fakat 28 Şubatla birlikte bu ümit kırıldı. Bu ümit kırıldıktan sonra insanlar bir daha düşündüler, o dönemde mesela üniversiteyi terk eden kızlar daha çoktu, üniversite sınavına girmeyen kızlar daha çoktu fakat ondan sonra aileler “kızım oku, peruk tak oku” dediler. O ısrar azaldı. Bir çok aile için kızı, namazında niyazında ise düzgün giyiniyorsa ama başını örtmüyorsa bunu sorun kabul etmedi. Yani bir kırılmaya yol açtı.

KARŞI MAHALLENİN ERKEKLERİNE ACIMASIZ ELEŞTİRİ
"ALLAH İZİN VERMİŞ, LAİK SİSTEMİ TAKMAYIVERİRSİN



BİZİM MAHALLENİN ERKEKLERİ KADINLA ARKADAŞ OLMAYI BİLMİYOR
Hidayet Şefkatli Tuksal: Bizim mahallenin erkekleri hazırlıksızlar. Çok böyle haremlik selamlık ortamlarda büyüdükleri için, kafalarında kadınlarla arkadaş olmak gibi bir nosyon yok. Bu kadın ya bacısı olur, ya sevgilisi olur, ya karısı olur. Arkadaşlık nasıl edilir, arkadaşlık ederken de mesafeyi korumak nasıl olur, hangi sınırlarda arkadaşlık edilir? bunları yeterince tecrübe etmemişler bilmiyorlar. Karşıdaki bayanın tavır rahat olabilir ama o rahat diye sen de mi öyle olmak zorundasın? Sen sınırlarını koruyabilirsin. Ben böyle sınırlarını koruyabilen az insanla karşılaştım.

ALLAH İZİN VERMİŞ LAİK SİSTEMİ TAKMAYIVER

Erkeklerin gönül meselelerinde rahat olmaları hususunda dinden aldıkları şöyle de bir güç var: Şeriata göre 4'e kadar evlenme hakkı var ya dolayısıyla bazı erkekler, laik rejimin kendisini bir kadına mecbur ettiğini düşünüyorlar. Bunlar fedakarlık ediyorlar kendilerince. Bir dönem fedakarlık ediyor, sonra birisi hoşuna gittiğinde kendisini rahat hissediyor. Çünkü aslında Allah ona izin vermiş, o zaman laik sistemi de takmayıverirsin nolacak. Sonuna kadar götüremese de, herkesin ahlak anlayışına göre değişik dozlarda yaşayacağı çeşitli maceralar yaşamayı kendine hak gören bir sürü erkek var. Yani bizim dindar erkeklerin bir kısmı, kendilerini bir kontenjan dolu üç kontenjan boş hissediyorlar. Bu, üç kontenjan boş gezerken bu kontenjanlara girip çıkan insanlar olabiliyor.

BİR ANDA KAPILIVERİYORLAR

Zeynep Piyade : Bir de çoğu hayatında aşkı tanımadan görücü üsulü evlenmiş tipler. Çalışma hayatında bir anda farklı bir kadınla sürekli birlikte olunca bir anda kapılıveriyorlar.

Hidayet Şefkatli Tuksal: Kadın erkek ilişkileri şimdi modern dönemde yeniden dizayn edilirken, sanki sınırlar olmamalı gibi bir anlayış var. Mesela ben genç kızlar arasında bu sınırların dikkate alınmamasından dolayı üzülüyorum. Çünkü süreç sonunda onların aleyhine işliyor. Eğlenilecek kız, evlenilecek kız kategorileri ortaya çıkıyor.
AYŞE ARMAN SOYUNUK KALSIN

H. Kübra Kocaoğlu
: Ayşe Armanın yaptığı gazetecilik bağlamında tartışılabilir nitekim tartışıldı da. Ama benim bir başörtülü olarak rahatsızlık duyduğum noktalar oldu. Konuyu öyle bir ele alışı var ki “ aa bunlar şunu da yapıyormuş, aa bunlar bunu da yapıyormuş." Bazen şaşırarak bazen küçümseyerek meğer bunlarda kadınmış ifadesi vermiş bana göre. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Dindar erkek açık kadını öper mi?
Hidayet Şevkatli Tuksal: Ayşe Arman soyunuk kalsın. Nihat Odabaşı'yla yeni projeler düşünsünler. Bu kadar başörtülü kadın bu kadar acı çekti gündeme oturamadı ama Ayşe Arman tesettüre girdi herkesin gündemine oturdu. Türkiye’deki magazinel basın açısından başarılı bir gazeteci. Fakat burada ince bir nokta var. Tesettür bir haldir. Üstüne başına bir mağazadan kıyafet alıp giyinmek değildir. Ayşe Arman tesettüre girmemiştir bana göre.
DİNDAR KESİMİ TANIMAMAK BİR STATÜ ALAMETİ
BAŞÖRTÜLÜLER NEDEN SÜSLENİYOR?
KARININ ÖRTÜLÜ OLMASI SENİ DİNDAR YAPMAZ



DİNDAR KESİMİ TANIMAMAK BİR STATÜ ALAMETİ

Bu şunu gösteriyor. Türkiye’de bazı kesimlerin dindar kesimi hiç tanımaması, bir statü alametidir. Bu ülkedeki kadınların yüzde 60’ı başını örterken senin bu yüzde 60 hakkında hiçbir fikrinin olmaması herhalde başka bir ülkede olsa, bu insanı “asosyal” konumuna düşürecek bir durumdur. Fakat Türkiye’de kendini beyaz zanneden bir kesim için bu bir gurur vesilesidir. Yani hiçbir işi olmamış bu zamana kadar o kesimle. Bu cahillik onlar için bir statü göstergesidir ve bu cahillik üzerinden prim yaparlar.

BAŞÖRTÜLÜLER NEDEN SÜSLENİYOR?

H. Kübra Kocaoğlu
: Bu eşarbın kuaförlerde çeşit çeşit bağlanmasını nasıl yorumlamak lazım sizce? Başımı açmıyorum, açamıyorum o zaman ben de eşarbımı süslerim duygusuyla yapılmış bir ego tatmini diyebilir miyiz buna?

Dindar erkek açık kadını öper mi?Zeynep Piyade : Yok bence kadınsı bir süslenme ihtiyacı sadece.

Hidayet Şefkatli Tuksal: Bir aralar başörtülü kadınların kaşını alması bile çok tartışılırdı fetvalar filan…Yani oralardan geçtik biz. Ben bunu yadırgamıyorum artık herkesin beden odaklı bir kadın algısı var. Yani başörtülü kadınlar nasıl bunun dışında kalsınlar. Kalamıyorlar ve kendilerince bir çözüm buluyorlar. Bu çözümleri de hoş görmek lazım.

RAĞBET GÜZEL İLE ZENGİNE

Zeynep Piyade : Kadınlar sadece kendilerini değil, sanatsal yatkınlıkları yüzünden her şeyi süslemeye meyilli bir varlık zaten. Bu durumda ne kadar baskılamaya çalışsa da bir şekilde süslenmeyi beceriyor her şeye rağmen.

Hidayet Şefkatli Tuksal: Dindar kadınlar, eskiden süslenmiyordu takva adına.
Ama artık baktı ki rağbet güzel ile zengine onlar da süslenmeye başladı.

Zeynep Piyade
: İnsanı kızdıran sürekli birilerinin bu konular üzerinden prim yapması. Olayın sadece şekli değişiyor ama başörtüsünü kendine malzeme yapıp bunun üzerinden prim yapmayı başarıyor insanlar.

BİZİM MAHALLENİN ERKEKLERİ HER KONUDA SINIFTA KALDI

Dindar erkek açık kadını öper mi?Nesrin Semiz
: Aslında Ahmet Hakan’ın yazısını ben bu bağlamda değerlendirdim. Ahmet Hakan başörtüsüyle ilgili son yazılarında kadın üzerinden prim yapmak yerine, yine kadınlar üzerinden, içinden çıkıp geldiği kesimin erkeklerini sonuna kadar topa tutuyor. Onların bir anlamda iki yüzlülüklerini yüzlerine vuruyor bana göre. Bizim mahallenin bazı erkekleri başörtüsü hususunda, inanç hususunda, ahlak hususunda her şeyleriyle sınıfta kaldılar.

"KARININ ÖRTÜLÜ OLMASI SENİ DİNDAR YAPMAZ"

Zeynep Piyade
: Burada, gözden kaçmaması gereken şöyle bir nokta da var. Erkekler birbirlerini eleştirmiyorlar. Bir şekilde eli para görmüş, bir yerlere gelmiş, “muhafazakar erkekler”in bir kısmının gayri meşru ilişkilere girdiğini görüyoruz, duyuyoruz. Kendini dindar olarak görüp bunu yapmayan erkeklerin bir kısmı da bu durumu görmezden geliyor; eleştirmiyor, hatta daha kötüsü, bazen sırtını sıvazlıyor. Ama, sen kendine “dindarım" diyorsan dindarlığın gerektirdiği gibi davran. Öyle davranmıyorsan da "dindarım" deme. Karının örtülü olması seni dindar yapmaz; ama malesef öyle görünüyor.

YARIN: ZERRİN'İN HİKAYESİ
BAŞÖRTÜLÜ KIZ NASIL AŞK YAŞAR
İKİ MAHALLEDEN DE BASKI VAR
ASKERİYEYE TÜRBANLA GİRMENİN YOLU

Görüntüleme:7053, Cevaplar:7
Facebook'ta paylaş.

Alt 23-07-2009, 22:05 #2
DAMLA22
NevsehirLi

Başörtülü kız nasıl aşk yaşar?


Başörtülü kız nasıl aşk yaşar? Askeriye türbanla girmenin yolu! Muhafazakar işyeri sigortasız çalıştırdı! Acaba başımı açsam mı?




INTERNETHABER.COM - (ÖZEL)-
Dindar erkek açık kadını öper mi?RÖPORTAJ:
H. Kübra KOCAOĞLU

Yazı dizimizin ikinci konuğu Zerrin. Sonradan başörtüsü takmaya başlamış. İki hayatı da, iki mahalleyi de biliyor. İki mahallenin de baskısını hissediyor.

Başörtülü olduğu için üniversiteye gidememiş, bu bir sıkıntısı... Diğeri ise başörtülü olduğu için örtüsüz günlerindeki gibi yüksek sesle gülememek...

Söyleşimize Zeynep Piyade, Hidayet Şefkatli Tuksal ve Nesrin Semiz hamınlar da eşlik ediyor...


BAŞÖRTÜLÜ KIZLA AŞK YAŞANIR MI?H. Kübra Kocaoğlu : Peki başörtülü bir kızla nasıl aşk yaşanır?

Zerrin: Tabi ki belirli İslami çizgiler vardır o ölçülerde.

H. Kübra Kocaoğlu : Nedir peki o çizgiler?

DOKUNMADAN AŞK OLUR MU?


Zerrin: Mesela tokalaşmamak, dokunmamak gibi...

H. Kübra Kocaoğlu : Dokunmadan nasıl aşk yaşayacak peki bu adam?

Zerrin : Bu şekilde arkadaşlık yaşayan bir çok insan var. Bazen bir bakışından bile mutlu olabiliyorlar.
H. Kübra Kocaoğlu : Başörtüsüyle toplumsal hayatın içinde hem üreten bir birey olarak var olmaya çalışmak hem de önünüze konulmuş bariyerleri bir bir aşmaya çalışmak oldukça zor. Bu bir mücadele haline dönüşüyor. Bu anlamda kendi mücadelesini vermeye çalışanlardan birisi de Zerrin. Onun bu süreçte yaşadıkları oldukça çarpıcı. Neler yaşadın Zerrin?

Zerrin: Ben şu anda üniversiteyi dışardan okuyorum

ÜNİVERSİTEYE GİTMEDİĞİM İÇİN ÇOK PİŞMANIM


H. Kübra Kocaoğlu : Neden? Başörtüsü yüzünden mi?

Zerrin: Aslında evet. Selçuk Üniversitesi Türkçe Öğretmenliği Bölümü’nü kazanmıştım. O zaman hem şehir dışına çıkmak hem de başımı açmak istemeyişim gitmemi engelledi. Şimdi çok pişmanım gerçi. Sonra radyo, televizyon işiyle ilgilenmeye başladım. Ben örtündüğümde ailem kesinlikle karışmadı. Bizimkiler benim fikirlerime saygı duyarlar ama yine de örtündüğümde “Sen bilirsin ama okul ne olacak? Sonrasında iş hayatın nasıl olacak?” gibi kaygılar duydular.

MUHAFAZAKAR ERKEKLER TESETTÜRSÜZ KIZ SEÇİYOR

H. Kübra Kocaoğlu : Ayşe sen bekarsın. Kiminle evleneceğim kaygın var mı?

Zerrin: Bizim, arkadaşlar arasında son dönemde sıkça konuştuğumuz bir konuydu ki bu Ahmet Hakan bu konuyu köşesine taşıdı ve bir anlamda gündeme de taşımış oldu: “Muhafazakar erkeklerin müsbet görüşte olan ama tesettürlü olmayan kızları eş tercih etmesi.” Bilmiyorum, belki onlar tesettürlü birisi olmazsa daha rahat ederiz, daha rahat arkadaşlık ederiz diye düşünüyorlar.

DİNDAR ERKEK NEDEN TESETTÜRSÜZ KIZ İSTİYOR?


DİNDAR ERKEK NEDEN TESETTÜRSÜZ KIZ İSTİYOR?

H. Kübra Kocaoğlu Peki senin çevrende erkekler neden tesettürlü olmayan kızları tercih ediyorlar?

Zerrin: Muhafazakar kesimin erkekleri ilerde belirli bir yerlere gelmeyi düşünüyorsa o zaman tesettürlü bir kız değil de açık bir kızı tercih ediyor. İlerde belirli bir yere geldiğinde eşinin baş örtülü olmayışı görüşünün belirli olmaması demek olacak.

Zeynep Piyade: Benim bir tanıdığımın oğlu evlenmek istiyordu. Önce sorduk nasıl bir kız olsun; "açık mı, kapalı mı?" diye. Zeynep teyze, açık olsun, dedi. Ben eğlenmeyi severim beraber eğlenmeye gidebileceğim biri olsun, dedi. Aradan bir seneye yakın zaman geçti ki geçenlerde yine mevzusu açıldı. Kapalı da olabilir, dedi. Yani özetle o da emin değil ne istediğinden. Bir şeyleri yaşamak istiyor ama özünde de dindar bir kız istiyor. Onun için git-geller yaşıyorlar.

TESETTÜRÜN BEDELİ BU KADAR AĞIR MI OLMALI?

Zerrin: Bir radyo kurmak gibi bir hayalim var. Daha başka ideallerim, hayallerim de var, ama iş hayatım açısından sürekli bir kırılma yaşadım tesettürümden dolayı. Radyo programcılığı, reklam seslendirmenliği yaptım. Ajanslara gittiğinizde ve sizi tesettürlü gördüklerinde şaşırıyorlar. Hâlbuki radyo ve seslendirmede önemli olan sadece sestir. Tesettürlü olmanın bedeli bu kadar ağır mı olmalı?" diye düşünüyorum. Ben tesettüre girmeden önce daha rahat bir insandım;ama tesettüre girdikten sonra acaba şunu yapsam ne düşünülür, bunu yapsam ne derler? Bunları düşünüyorum. Dikkatli olmaya çalışıyorum.

TESETTÜRLÜ KIZ SOKAKTA GÜLEMEZ Mİ?

"BİZ SOKAKTA GÜLEMEZ MİYİZ?"

H. Kübra Kocaoğlu : Peki sence bu dikkatli hal tesettürün anlamından doğan bir hal mi yoksa toplumda tesettürlüler üzerinde oluşturulan mahalle baskısından mı?

Zerrin: İkisi de belki ama ikinci şık daha geçerli. Biz arkadaşlarımızla sokakta yürürken birbirimize biraz sesli şaka yapıp güldüğümüzde insanların bize bakışları bizi rahatsız ediyor. Niye biz gülemez miyiz?

İKİ MAHALLE DE BASKI YAPIYOR


H. Kübra Kocaoğlu : Aslında buradan yola çıkarak şunu söylemek mümkün belki de. Mahalle baskısı, içimizdeki insani duyguları, şakalaşmayı bile vicdan azabı yapmamıza neden oluyor bir yerde. Ondan sonra başlıyor çelişkiler, sorgulamalar… "Şimdi ben yanlış ne yaptım?" demelerBu mahalle baskısı aslında her iki mahalleden de geliyor bize.

Hidayet Şefkatli Tuksal: Kesinlikle. Hem dindar kesim başörtülülerin kaynanası hem de laik kesim. Yani herkes onları inceliyor, herkes onlara uyan uymayan ,yakışan yakışmayan tavırlar hakkında ahkam kesiyor. Bizim taraf “Başörtülüsün bu yakışır mı?” derken diğer taraf da “Ben örtmüyorum ama şöyle de yapmıyorum!” diyor.

Nesrin Semiz : Bir de şu var. Bazı insanlar da başörtülülerin yaptıklarını kendilerini olumlamak için kullanıyorlar. Mesela; "yahu böyle örteceksem hiç örtmeyeyim daha iyi" gibi bir düşünce de dillendiriliyor.

ACABA BAŞIMI AÇSAM MI DİYE ÇOK DÜŞÜNDÜM
MUHAFAZAKAR İŞLERİ SİGORTASIZ ÇALIŞTIRDI


Zerrin: Bir günlük başını örtmeyle mahalle baskısının var olup olmadığını anlamaya çalışmak çok anlamsız.. Bu bir süreç. Biz bunu lisede yaşıyoruz, liseden çıkıyoruz üniversite de yaşıyoruz, ordan çıkıyoruz iş hayatında yaşıyoruz. Bugün sokakta yaşamıyoruz belki ama ertesi gün yaşayabiliyoruz.
Ben ve arkadaşlarım çelişkiler içindeyiz: “Acaba başımızı açıp okusak mı? Okuyup bir yerlere gelsek mi? Memur olsak mı? İkili bir hayatı benimsemek istiyor muyuz?” İstemiyoruz. Dinen ne yapmamız gerekiyor onu tam olarak bilmiyoruz.

GİREYİM ÜNİVERSİTEYE AÇAYIM BAŞIMI


Hidayet Şefkatli Tuksal: Bu şartlarda örtülü kızlarla kim evlenecek?” diye kara kara düşünür hale geldik. Bu git geller yaşanırken aradan seneler geçiyor. Otuz-kırk yaşına gelip evlenmemiş arkadaşlarımız var. İdeallerimiz ve inançlarımız arasında sıkıştırılıp öylece bırakılıyoruz. Aslında ne istediğinizi biliyorsunuz ama size bırakılan yaşam alanı çok kısıtlı.
Bazı arkadaşlarımız zaman zaman şu çelişkili duyguları yaşıyorlar: Gireyim üniversiteye, açayım başımı, geleyim bir yerlere. Tesettürsüz olayım ama tesettürlüleri de koruyayım. Ama böyle düşünse de bunu uygulayan pek yok, çünkü Allah rızası daha ağır basıyor.

'TESETTÜRLÜYÜM BEN' DEMEK ZORUNDA OLMAK


Zerrin : Bir iş başvurusunda bulunacağınız zaman daha ilk telefon görüşmesinde tesettürlü olduğunuzu söyleme ihtiyacı duyuyorsunuz. Çünkü gidiyorsunuz, sizi görünce şaşırıyorlar. Tesettürlü olmak açıkça görüşünüzü belirli etmektir. Erkekler çok muhafazakar, dindar olabilir ama üzerinde buna işaret eden herhangi bir şekil olmadığı için ilk etapta kimse onu görüşünden dolayı elemez ya da muhafazakar olup da başı örtülü olmayan kızlar içinde durum böyledir. Ama bizim için durum daha zor.

TESETTÜRLÜLER KÖLE GİBİ ÇALIŞTIRILIYOR

Patronların ticari kaygıları var. Onun için hangi kesimden olursa olsun genelde başörtülü bir kızı tercih etmiyorlar. "Eş seçimi için muhafazakar bir erkek neden başörtülü bir kızı tercih etmiyor" diyoruz. Ama aynı şey iş hayatı için de geçerli. Çalıştırılsak bile dip köşelerde, çok düşük ücretlere. Siz de beni kabul ettiklerine şükredeyim deyip orada çalışmak zorunda kalıyorsunuz.

MUHAFAZAKAR İŞLERİ SİGORTASIZ ÇALIŞTIRDI


Belki çok donanımlısınız, kurum için çok güzel şeyler yapabilirsiniz ama bunu önemsemiyorlar. Sürekli pasifize ediliyorsunuz. "Muhafazakardır, kul hakkını bilir" diyorsunuz ama çalışanları 1-2 sene sigorta bile yapmadan deneme adı altında çalıştırıyorlar. Her yer öyledir belki ama bu adamlardan kul hakkını gözetmesini beklediğiniz için şaşırıyorsunuz.

Zeynep Piyade : Ben de özel bir okulda öğretmenlik yaptım. Üstelik sahibi de bayandı ve muhafazakardı. Biz başörtülü öğretmenler fazlaca sömürülmeye başlandık. Ben yapılan haksızlıklar yüzünden oradan ayrıldım.

DOLAMA TARZI ENTELEKTÜELLİK İŞARETİ
ASKERİYEYE TÜRBANLA GİRMENİN YOLU

Zerrin : Tesettürlü bir insanı normalde ikinci sınıf görme gibi bir durum söz konusu. Başörtünüzü biraz farklı bağladığınızda bile insanların size olan bakış açıları farklılık gösteriyor. "Benim bazı arkadaşlarım eşarp değil de dolama tarzı bağla" diyor bana. Ne fark eder ki? Maksat örtmek değil mi? Ha öyle bağlamışsın ha böyle bağlamışsın.

Zeynep Piyade : Ama bilmiyorsun, dolama entelektüellik işaretiymiş.

Zerrin: Evet, çok ilginç.

ASKERİYEYE TÜRBANLA GİRMENİN YOLU

Zeynep Piyade : Askeriyeye falan girerken sıkıntı çekmiyorum ben. Orduevlerine rahatlıkla girebiliyorsunuz dolamayla, iğne yok yaJ

H. Kübra Kocaoğlu : Ya bunun çözümü bu kadar kolaysa dolama yapalım hepimiz. O kadar şekilci bir hal almışız ki belki bu sorunu da yeni bir şekille çözebilirizJ

Zeynep Piyade : Hem ekonomik de. kırk elli milyon liralık eşarplar almak zorunda kalmıyorsun. Üç lira beş liraJ

BİZİM MAHALLENİN ERKEKLERİ YÜREKSİZ ÇIKTI

Nesrin Semiz : Bu başörtüsü hususunda yaşanan her olayda; okullara, işlere alınmamaktan tutun da evlenememekten, girdiğin iş yerinde arkaya itilmekten, ortaya çıkan net bir şey var; bizim tarafın erkekleri başörtüsü hususunda, ahlak hususunda, emeğe hakkını verme hususunda sınıfta kaldılar ve yüreksiz çıktılar. Biz başımızı örterek kendimizi ortaya koyarken onlar bizi her anlamda yanlarına alma yürekliliğini gösteremediler. Yaşanan bu süreçte başörtüsü hususunda sınıfta kalırken, değişim sürecinde de ahlakta sınıfta kaldılar. Bazı istisnalar olsa da genelde görünen budur




Facebook'ta paylaş.

Alt 23-07-2009, 22:40 #3
LøwésAngéL
Yasaklı Üye
öpmezzzz !!!

Merak ediyorum Dindar erkekler başı açık kadınları " yanımızda arap gezdirmeyiz" diyerek istemiyor...

peki yha Kapalı " bayanlar" ne olcak ;?

Facebook'ta paylaş.

Alt 24-07-2009, 09:47 #4
satocan
Foruma Alışıyor

paylaşım için saol

Facebook'ta paylaş.

Alt 24-07-2009, 15:01 #5
DAMLA22
NevsehirLi

rica ederim

Facebook'ta paylaş.

Alt 27-07-2009, 20:46 #6
DAMLA22
NevsehirLi

Dindar erkek açık kadını öper mi?
Dekolteyle Vakit'e gidilirse

Başörtülü bir kız yanında dekolteli arkadaşıyla Vakit Gazetesi'ne girmek zorunda kalır. Gerisini o anlatıyor;


İlgili Haberler
Dindar erkek açık kadını öper mi?
Başörtülü kız nasıl aşk yaşar?



İNTERNETHABER
H. Kübra Kocaoğlu

Başörtülülerle söyleşilerimiz devam ediyor. Meral Ç ve İdil S mesleki olarak gerçekten birbirinden çok farklı alanlardalar. Fakat söyleşi sırasında görüyoruz ki ne kadar da farklı alanlarda olursa olsun yaşanan sıkıntılar neredeyse birbirine eş nitelikte.
Dindar erkek açık kadını öper mi?İŞYERİNDE BAŞÖRTÜYÜ ÇIKARMAK

Meral Ç. başörtülü bir devlet memuru. Başörtüsünü çalıştığı kurumun kapısına kadar takıyor. Kamusal alana girdiğinde, kanun nizam neyse ona uyuyor. 8 yıldan beri böyle çalışıyor Meral Ç.

Peki bu zor olmuyor mu? Meral Ç'yi dinliyoruz:


DEKOLTEYLE VAKİT GAZETESİ'NE GİDİNCE... İDİL : Mesela geçen gün Vakit gazetesine gidiyoruz görüşmeye. Çalıştığımız PR ajansından bir bayan dekolte giyinmiş. Çok tedirgin oldu;
-“Acaba bana böyle bir şey derler mi, içeri alırlar mı?” falan diye.

Çünkü Vakit’in de öyle bir imajı var. Bayan çok gerildi. Ben de kapalıyım ama ben de Vakit’e hitap edecek bir kapalı değilim.

Psikolojik olarak ben de gerildim fakat içeriye girip Vakit'in Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Karahasanoğu ile sohbet etmeye başlayınca tüm o hava dağıldı.

Bizi o kadar samimi karşıladı ki aslında ne o arkadaşın ne de benim bu kadar gerileceğimiz bir durumun olmadığını gördük.

Demek istediğim toplumda insanlardaki bakış açısını etkileyen, değiştiren bir güç var. Ama tabiî ki bütün bunları hepimiz kendimiz yapıyoruz.
" İlk başlarda gerçekten çok zordu. Yasalar gereği çalışacağın yerde başını açarsan başörtüsü sorun olmaktan çıkıyor ama tabi senin psikolojinde ne denli etkileniyor ayrı mesele.Özel sektörde çalışınca da yine kendin gibi düşünen insanların yanında çalışmak zorunda kalıyorsun ve sömürülüyorsun. Çünkü patronlar genelde erkek oluyor ve dindar erkekler genelde kadınların çalışmasına yönelik çok da pozitif bakmıyorlar. Baksa da daha ucuza çalıştırabileceği iş gücü olarak bakıyor başörtülüye."

-Sence, Meral haklı mı İdil?

Cevap almadan önce, İdil S. ile ilgili kısacık bir not...

İdil S., siyasetin tam göbeğinde. O kadar çok şey yaşamış ki, hani anlatsa roman olur derler ya... Aynen öyle... Fakat gelin görün ki, İdil, eteğindeki bütün taşları dökmek istemiyor. Diyor ki:

"Bir çok şey geride kaldı, biz bugüne bakalım!"

AK PARTİ'DE DE AÇIKLAR ÖN PLANDA

Evet, tekrar Meral'in anlattıklarına dönüyoruz ve can kulağı ile dinliyoruz:

" Muhafazakar kesimin işverenleri, gerek özel sektörde olsun gerekse diğer kurumlarda olsun bir kere başörtülü çalıştırmak taraftarı değiller. Çalıştığım kurumda, açık olanlar her zaman ön planda olmuştur, göz önündeki yerlerde başı açık olanlar tercih ediliyorlar. Bu AK Parti'de de böyle, özel sektörde de böyle. Böyle bir piskoz, böyle bir yara var onlarda. Dolayısıyla kapalı bir kız çalıştırmayı çok fazla istemiyorlar. Çünkü kendi imajlarını bu şekilde düzeltiyorlar. Ama onları bu piskoza iten nedenlere de bakmak lazım. Dışarıdan öyle bir imajı vardı ki AK Parti’nin; Genel Merkeze gelenler – “Aaa burada açıkta mı çalışıyor?” diye şaşırıyorlardı. Halbuki bilseler orda çalışan insanlardan özel hayatlarında içki içenler olduğunu, her türlü rahat hayatı yaşayabilen insanların olduğunu.

ÇANKAYA KÖŞK'ÜNDE KAPININ ARKASINA SAKLANDIM

KAPININ ARKASINA SAKLANDIM

İdil S., bir hayır kurumunun etkinliği için Çankaya'daydı geçen günlerde. Örtülü olduğu için, tedirgin olmuş:

"Ben orada başörtülü oluşumdan dolayı o makamda herhangi bir diplomatik kriz oluşturmamak adına tedirgin oldum. Benim ordaki refleksim farkına varmadan kapının arkasında doğru saklanmak oldu. Aman görülürüm, basına malzeme olurum, benim yüzümden sıkıntı yaşanmasın diye düşündüm hemen. Ben oraya suçlu gibi saklandım ve bunu farkında olmadan yaptım.

Meral Ç. : Ben de bunu anlamıyorum işte. O zarar görmesin dediğin insanların zaten duruşu, düşüncesi belirli. Ve senin onun yanında olman kadar doğal olan bir durum yok.

İdil S. : Ama muhafazakar kesim bunu böyle yaparken diğer kesim de bazen yanında kapalı çalıştırarak "işte ben de böyle demokratım, biz de her kesimden insana özgürlük var" mesajı vermeye çalışabiliyor.

BEN BAĞNAZ DEĞİLİM İMAJI

H. Kübra Kocaoğlu : Bu durumda bizler de strateji malzemesi olmuş oluyoruz bir bakıma. Türkiye’de sermayenin el değiştirmesiyle birlikte İslami kesimin erkekleri bir anlamda sınıf atlamış oldular. Bu sınıf atlamanın getirdiği psikolojiyle, ben modernleştim görüntüsünü başı açık kadınları yanlarına alarak, onlarla samimi diyaloglara girerek vermeye çalıştılar diyebilir miyiz?

İdil S: Genelleme yapmak bence yanlış olur. Fakat işte ben sizin gördüğünüz gibi bağnaz bir insan değilim, açık bir kadınla rahatlıkla diyaloga da girebilirim, öperim de, içkili ortamlarda da bulunurum, gibi mesaj verme kaygısı içinde olanlar da vardır. Toplumu neden bu kadar rahatsız ediyor bilmiyorum ama muhafazakar kesimde insanlar bir yerlere geldiler; ama meşru ama gayri meşru yollardan bir servet sahibi oldular. Türkiye’de uzun yıllardır sistem bu şekilde gidiyor. Ama kapalı hatunların jiplere binmesi, marka eşarplar takması, tekne gezilerine çıkması vs. gibi durumlar insanların yıllardır alışık olmadığı bir manzara olduğu için insanları rahatsız ediyor. Bir insanın başını kapatması ya da İslami hayat yaşamaya çalışması lüks bir hayat yaşayamaması anlamına gelmiyor. Bu tamamen kişisel tercihtir. Bir insan başını kapattı diye de İslam’ın tüm gereklerini onda göreceğiz diye bir kaide yok bence.

KELEBEK GİBİ BAĞLAYAN KİMSEYİ RAHATSIZ ETMİYOR

Meral Ç. : Ama toplum gözünde şöyle bir bakış açısı var; başörtüsü takıyorsan dinin neferisin demektir. Kişisel bakım olarak, sosyal yaşantı olarak her şeyden elini eteğini çekmen gerekiyormuş gibi, tabiri caizse inzivaya çekilmen gerekiyormuş gibi bir düşünce var.

İdil S. : Başörtüsünü önden kelebek gibi bağlayan, etrafına saf saf bakan, altında basması olan, evinin hanımı, köyde tarlasıyla uğraşan bir başörtülü hiç kimseyi rahatsız etmiyor. Çünkü başörtülünün o pozisyonda kalması gerekir gibi bir zihniyet var. Ama eli kalem tutan, cebinde para olan bir başörtülüyü kabullenemiyorlar. Bu başörtülülerinde tabiki bir nefsi var, beklentileri var, daha şık giyinmek istiyor daha kalitelisini almak istiyor. Durumun dini boyutu tartışılır. Bunu birilerinin gözüne sokarak, görgüsüzce yapanlarda var ama bunu aynı şekilde yapan açık kesimden de insanlar var. Muhafazakarların yaşam biçimlerinin bu kadar sorgulanır olmasının tek nedeni artık bu insanların daha göz önünde yerlere gelmesi, sahaya inmeleri ve bilindik tabirle sermayenin el değiştirmesi. Bu insanlar daha önceleri belirli gelirlerde yaşadığı için sosyetenin, medyanın gündeminde olan mekanlarda bulunamıyorlardı. Şimdi artık oralardalar.

KAPALILAR ZEVKSİZ Mİ?

H. Kübra Kocaoğlu : Bu durum kapalı kesime sonradan görme olarak bakılmasına neden oluyor mu peki? Yoksa gerçekten böyle bir sonradan görmelik söz konusu mu? Şimdi Bakan eşleri, vekil eşleri başörtülü ve sanki kendi aralarında bir şıklık yarışı içindeler. Ama öncesine baktığımızda mesela Ahmet Necdet Sezer'in eşi, Bülent Ecevit’in eşi vb. gibi belirli makamlarda olan insanların eşleri açıktı ve bu kadınlar şıklık yarışı içinde değillerdi. Bunun nedenini düşünmek gerekir biraz da.

Meral Ç. : Bunun altında yatan şey bence, aslında başından beri konuştuğumuz; başı kapalı olan kadına diğerlerinin nasıl baktığıdır. “Başı örtülü değil mi işte zevksizdir, bir şeyden anlamaz” düşüncesi toplumun bakış açısıyla birlikte kapalı insanların bazılarında değişik bir kompleksin üremesine neden oluyor. Ve dolayısıyla sürekli olarak kendini bir şekilde ifade etmeye çalışıyorlar.

İdil S. : Ama bunun yanında şunu da göz ardı etmemek lazım. İnsanlar gerçekten bakıyorlar Hayrunnisa Gül ne giymiş, Emine Erdoğan ne giymiş diye.

AŞIK OLURKEN KABUĞUNA MI BAKIYORSUN?

HAYRÜNNİSA HANIM'IN 7 MAYOSU NİYE SORUN OLDU?

Meral Ç. : Geçen sene Hayrunnisa Gül’ün tatile giderken yanına 7 tane mayo alması gündeme düşmüştü. Normal bir insan bile bir haftalık tatile giderken yanına 2 çeşit mayo alıyor ki bahsedilen bir Cumhurbaşkanı eşi. Kaldı ki neden almasın, kaldı ki almışsa da sanane.

İdil S. :
Bahse konu olan insanların eşlerinin eğitim durumunu çoğumuz biliyoruz. vaktinde belirli sebeplerden dolayı üniversite kapılarından geri döndürülmüş, çeşitli nedenlerden dolayı çalıştırılmamış ve evlendirilmiş. Bu kadınların çoğu gerek aileleri gerekse eşleri tarafından sindirilmişler, bir anlamda eve kapatılmışlar. Bu sindirilmişliğin ve ezikliğin verdiği bir psikolojiyi de düşünürsek yaşam tarzlarına bu şekilde yansımaların düşmesi yadırganmamalı diye düşünüyorum.

Meral Ç. : Başörtülü olarak en başından beri hep – “aman hanım ol, aman geri dur” denmiş bize. Başın kapalı ya, her şeyin mükemmel olmalı, sen hata yapmamalısın gibi bir algı oluşmuş. Toplum içinde birey olarak seni görmezden gelirken bir yanda da üzerine mükemmel insan olma nosyonunu yükleyivermişler. Her şeyin en iyisini ve en doğrusunu yapmak zorundasın.

"AÇIK BAYANLAR YOLUMUZU KESİYOR"

İdil S. : Aslında bu öğretilmiş ve kanıksanmış bir durum. Tanıdığım açıklık sınırını zorlayan kadınlardan oluşan bir grup var. Bunlar kendi aralarında günler yapıyorlar. Ve her ayın fiks konusu mutlaka kapalılardır. “Bu kapalılar iyice azıttı, yok çorapsız çıkıyorlar dışarı, yok makyaj yapıp sokağa çıkıyorlar” türünden sohbetler. Oysa bu kendilerinin zaten doğal hali bunu görmezden gelerek eleştiri yağmuruna tutuyorlar. Bunun yanında, bir başörtülü olarak daha modern daha şık giyindiğinizde açık bayanlar yolunuzu kesip – “yaa ne kadar şıksınız çok hoşumuza gitti, keşke bütün kapalılar sizin gibi olsa” diyebiliyor. Oysa o an bunu diyen kadına baktığınızda; normal ev haliyle, özensiz bir giyim tarzıyla duran bir kadın görüyorsunuz. Hiçbir zaman başörtülülerde çıkıp keşke tüm açık bayanlar şöyle şık olsa, böyle özenli olsa dememiştir, hatta bunu toplumda kimse demez. Peki başörtülülerin kılığına kıyafetine neden bu kadar takmış durumdayız. Hani yani niye bu hakkı görüyoruz üzerimizde? Bu kadar eleştiriye maruz kalınca müthiş bir bocalamanın içine de atılmış oluyor bu kadınlar.

ERKEKLER EŞİYLE GİRECEĞİ ORTAMI DÜŞÜNÜYOR

H. Kübra Kocaoğlu :
Evlenme mevzusunda bizim camianın erkekleri tarafından açık kızlara bir rağbet olduğunu düşünüyor musun?

Meral Ç. : Hali vakti yerinde olan, kariyer hedefleri olan bir erkek ne kadar muhafazakar da olsa eşiyle girebileceği ortamları düşünüyor. Toplum nazarında başörtülüye bakış açısı ortada e başörtüsü de seni daha ilk andan itibaren ele veren bir şey olduğu için tercih edilmemeye nedene oluyor.

"SİZ AŞIK OLURKEN KABUĞUNA BAKARAK MI SEÇİYORSUNUZ?"

İdil S. : Öncelikle ben son günlerdeki muhafazakar kesimin bayanları ile kim evlenecek polemiğine şiddetle karşı çıkıyor ve esefle kınıyorum.Yine falancanın oğlu açık kız almış, filancanın oğlu açık hatunla sözlenmiş tartışmalarını da yersiz buluyorum. Ben kapalı bir bayan olarak bu gelişmelere şaşıran, tüm bağnaz yazarlarımıza daha çok şaşırıyorum.Ve diyorum ki; "aşk diye sevgi diye bir duygu var kardeşim, siz severken kabuğuna bakarak mı ayırt ediyorsunuz?" Şayet bu sizler için bir kriterse; bu sevgi ve duygusal bir tercih değil, bu mantıksal bir tercih olur. Bu ne kadar doğru ne kadar yanlış tartışılır. Ama ben helal olsun diyorum bu çiftlere; açık kapalı ayrımı yapmadan yüreklerinin seslerini dinlemişler ve yine helal olsun diyorum ailelerine...Toplumda muhafazakar, bağnaz kesim olarak bilinen bu aileler, evlatlarının tercihine saygı duymuşlar, köşe yazarlarımızın dikkate aldığı saçma polemiklerin esiri olmamışlar. Son olarak " ben kapalı bir hatun almazdım şayet eşim de ilerde kapanmayı düşünse boşardım" diyen saygı değer yazarımızın ve diğer modern görünümlü bağnaz insanlarımızın da bu erdemli davranışlardan nasiplerini almalarını tavsiye ediyorum. Ve diyorum ki mevzu bahis gerçek sevgi ve birliktelik ise ne inançlarımız gereği tercihlerimiz ne de dış görünüşümüz asla belirleyici bir kriter olamaz.

MUHAFAZAKARLAR KİMLİK BUNALIMINDA MI?

H. Kübra Kocaoğlu : Eş seçimi ya da yaşam tarzının zamanla çok farklılaştığını söylemek mümkün. Muhafazakar kesimdeki değişimleri nasıl yorumluyorsunuz?

İdil S. : Muhafazakar kesimin bayanları ve erkekleri ciddi bir kimlik bunalımındalar. Doğruyla yanlışı yapma arasında kimlik bunalımında.

H. Kübra Kocaoğlu : İnançlarıyla, yaşamak istedikleri modern yaşam arasında sıkışıp kalıyorlar yani.

EŞİM ELİMDEN GİDECEK DİYE KAŞ ALIYORLAR

İdil S. : Evet. Öyle örnekleri var ki bunun. Normalde İslami bir hayat sürmeye çalışan bir kadın, kocasının sosyal konumu, statüsü değiştikçe başını bağlama biçimini, kılığı kıyafetini daha tolere edilir bir hale getirmeye başlıyor. Kadın, 40 yaşından sonra birden bire kaşlarını almaya başlıyor mesela. Öncesinde kaş almak kesinlikle caiz değil diyen kadınlar bunlar.

H. Kübra Kocaoğlu : Yani bizim yeni statü atlamış, başörtülü kadınımız bu zamana kadar hep çok uzak kalmış olduğu bir alana giriyor diyebiliriz. Ve ne kadar başı kapalı da olsa o bir kadın. Kadının içindeki kendini gösterme, beğendirme, süsleme duygusuyla hareket ediyor ve bu bağlamda sınırlarını içinde bulunduğu sosyal sınıfa göre genişletiyor. Bunun yanında aslında alttan alta eşinin elinden gitme korkusuyla da bu duyguları biraz daha perçinlenmiş oluyor. Tabikii bunlar asla genellenemez sadece gördüğüm örneklerden yola çıkarak söylüyorum bunu.

İdil S. : Özellikle zengin muhafazakar erkeklerin kendi eşi için, ailesi için çizdiği sınırlar belliyken aynı sınırları kendisi dışarıda ihlal ediyor. Karısını bu sınırların dışına çıkarmıyor ama. Muhafazakar kesimin erkekleri eşlerine ev haricinde bir sosyal alan tanımadıkları, mesleki anlamda sindirdikleri için onlarda kendilerini şıklıkla, kullandıkları arabalarla, markalarla ispat etmeye çalışıyorlar.

ANCAK TAVİZ VEREREK BİR YERE GELİRSİN

H. Kübra Kocaoğlu : O zaman bu kadına da kendi iç sınırları içindeki sınırları yıkmak kalıyor. Bir tarafta böyle bir başörtülü modeli varken bir taraftan da yine çelişkilerle dolu ama tırnaklarıyla bir yerlere gelmeye çalışan başörtülüler var. İş yaşamında başörtülü olarak var olmaya çalışmanın bir bedeli var mı sence?

İdil S. : İş hayatı içinde, sadece bizler için değil bütün kadınlar için korunaklı ortamlar yok. Kadın olarak kendinizden, değerlerinizden ödün vermeden yükseleyim bir yerlere geleyim diyorsanız bunun çok zor olduğunu bilmeniz lazım. Ben şunu iddia ediyorum ki başörtüsüyle, arkasında ciddi bir destek olmadan, kendi çabalarıyla bir yere gelmiş insanlar mutlaka bir şeylerden taviz vererek gelmişlerdir o konuma. Yani sen beyninle, düşüncenle, kapasitenle, performansınla hele de başındaki başörtüsüyle bir yere gelemezsin.

Facebook'ta paylaş.

Alt 28-07-2009, 21:24 #7
DAMLA22
NevsehirLi

Dindar erkek açık kadını öper mi?
Evlenmek için baş açılılır mı?


Başörtülülerle kim evlenecek' sorunu gündemde ya... Başörtülü kızlar "eğer sorun olsaydı kadınlar başını açarlardı" diyor!..


İNTERNETHABER
H. Kübra Kocaoğlu

Dindar erkek açık kadını öper mi?
Söyleşi için uzunca bir maratondan çıkmış, bu günlerde de üniversite tercihleriyle bunalmış Latife’nin evine gidiyoruz. Latife ve Betül iki kız kardeş. İkisi de başörtülü ve idealleri var. Latife, bu sene ÖSS ye girdi, iyi de bir puan aldı. Tıpkı Seda gibi.
Seda ve Latife şu sıralar üniversite tercihleri yüzünden büyük bir kararsızlık yaşıyorlar.

EVLENMEK İÇİN BAŞ AÇILIR MI?Betül S: Biz mesleki kaygılar taşırken gündem evlilik meselesiyle sarsıldı bir anda. Babam Ahmet Hakan'ın yazısını kesip getirmiş "kızım şuna bir bak bakalım" diye. "Türbanlılarla kim evlenecek sorunu" Ahmet Hakan gibi özünü kaybetmiş insanların taşıyacağı bir kaygı. O yüzden bunu çok görmemek lazım. Kendileri vaktinde bir türbanlıya gönül verip de yüz bulamamış olabilir mi acaba?" Bir de evlenmek için kapanan insanları da görmek lazım. Böyle bir çok insan tanıyorum etrafımda.
BİZİM MAHALLEDE BAYANLAR EVLENMEK İÇİN AÇILIRDI
Demem o ki; böyle bir sorunu Ahmet Bey değil de bizim kesim görmüş olsaydı pek çok şahit olduğum bayan kapanmayı değil açılmayı tercih ederdi. Demek durum böyle söz edildiği kadar abartılacak boyutlarda değil. Sadece İslamcı erkekler arasında değil ki bu değişim. Farklı düşüncelere sahip, İslami düşünceden uzak bir erkek de düşüncelerine yenilik getirip, kapalı bir bayanla izdivaç edebiliyor örneğin. Bu kaygı duyulacak bir mesele değil bizler için.

Betül ise bir üniversite öğrencisi. Onun da kendisini bekleyen iş hayatıyla ilgili kaygıları var. Yaşadıkları kaygıları ve gündemdeki başörtüsü polemikleri hakkında ne düşündüklerini sorduk. Sıcak bir yaz akşamında evlerinin terasında keyifli bir söyleşiye başlamak niyetindeyiz. Fakat kızları konuşturmak sandığımdan daha zor oluyor. Ancak konu tercihlerden açılınca başlıyorlar anlatmaya.
"TEHDİT OLARAK GÖRÜLMEYECEĞİM BİR MESLEK ARAYIŞINDAYIM"
H. Kübra Kocaoğlu: ÖSS tercihlerinin yapıldığı şu günlerde sizin birinci gündem maddeniz sanırım tercihler. Nereleri tercih edeceksiniz üniversite için? Başörtülü olmak, sizi tercih yaparken diğer arkadaşlarınızdan farklı olarak etkiliyor mu?
Latife S. : Hedeflerimiz çok büyük olmasına rağmen, bize sunulan 3-5 seçenek arasından kendimize en uygun gördüğümüzü hedef olarak seçmek zorunda kalıyoruz. Çünkü başörtüsüyle kabul göreceğiniz bir mesleğiniz olsun istiyorsunuz. Bu kısıtlamalar içinde kendime uygun gördüğüm savcılık gibi bir mesleğe, çeşitli kanun ve kurallar yüzünden uygun biri olarak görülmüyorum. Neticede hedeflerimin sapmaya uğrayacağı gerçeğini görerek kısıtlı zamanımda, kısıtlı bir ideal olan ve tehdit unsuru olarak görülmeyecek bir meslek arayışındayım.

Seda Y. : ÖSS'ye girdim ve tercih yapacağım. Hedeflerim iyi bir üniversitede iyi bir bölüm okumak ve mezun olduktan sonra mesleğimi yapabileceğim bir iş bulmak. Ancak bir başörtülü olarak başımı açıp okumak ve başörtülü olarak iş bulamamak gibi konular beni kaygılandırıyor. Tercihlerimizi yapacağımız şu günlerde müthiş bir karamsarlığın içindeyim. Nasıl bir meslek seçmeliyim ki başörtüm problem olmasın? Tercihlerimizi belirleyen kriter aldığımız puandan çok başımızdaki başörtüsü.
BEDELİ HERGÜN ÖDÜYÜROZ ZATEN

H. Kübra Kocaoğlu
: Betül sen bu kaygıları vaktinde yaşamışsın ve şimdi üniversitede okuyorsun. Senin geleceğe dair düşüncelerin neler?

Betül S. : Ben alanımda yüksek lisans yapmak ve dil eğitimi almak istiyorum. Dil eğitimi için başörtüsü sorun teşkil etmiyor şimdilik fakat gel gör ki üniversitelerde, devlet kadrolarında ve özel sektörde herzaman beni zor durumda bırakan bir unsur olacak, mezun olduğumda başörtüsü. Ben ve benim arkadaşlarım bu bedeli hesapsızca hergün üniversite kapısından içeri girerken vermekteyiz zaten...

Latife S. : Eminim ki siyasetçilerce oy olarak görülen başörtüsü, medyada reyting ve tiraj olarak görülmekte. Yani asıl mesele ne laiklik ne başörtüsü ne de başörtülü kızların evlenemeyeceğinden duyulan üzüntüdür. Zaten bu komik polemik beni ve diğer başörtülü kızları korkutmaz. Çünkü tercih edilmediğimiz kişiler de aslında bizim tercih etmeyeceklerimizdir.
"HER ŞEYİMİZE KARIŞTILAR EN SON KİMİNLE EVLENECEĞİMİZ KALDI"
Seda Y. : "Medyadaki başörtülü kızlar kimlerle evlenecek?" polemiğini sadece komik buluyorum. Her şeyimize karıştılar en son kiminle evleneceğimiz kaldı. Evet, bizim kesimin erkekleri artık açık kızları daha fazla tercih ediyor doğrudur. Bence bu fikirlerindeki samimiyetsizliği gösteriyor. Sonuçta insan bir fikri savunuyorsa eylemleri de bu fikri desteklemelidir. Ancak bizim kesimin erkekleri başörtüsünü savunup, başörtüsüzü tercih ediyorlar.

"BİZİM MAHALLENİN ERKEKLERİNİN CEBİNDEYİZ"

Latife S. : Erkeklerin bize olan bakış açısı bence, hangi mahallede olduğuyla değil daha çok ne kadar geniş düşünebildiğiyle ve saygı ölçüsüyle ilgili. İllaki bir genelleme yapılacaksa aynı fikirlerin etrafında toplandığımız bizim mahallenin erkeklerinden saygı görmemiz muhtemel. Diğer mahallenin erkeklerince "Niye bunu örtmüş ki? Ama yakışmış'' dedikleri kızlarız. Bizim mahallede ise "bunların hepsi cepte, günü gelince bizimdir" gözüyle bakılıyoruz.

Betül S. : Ben insanları "şu-cu, bu -cu" diye ayırmaktansa özünde "insan mı?" diye tartmayı daha mantıklı buluyorum ama zıt fikirlere sahip bazı erkekler arasında da nezaketi elden bırakmayanlar oluyor elbette. Biraz insanlıkla ilgili diye düşünüyorum. Saygı nedir bilen insan, muhtemelen benim dini inançlarıma da saygı gösterecektir. O yüzden başörtüsünü bir bayanda hoş görmeyen ama bunu da asla karşısındakine lanse etmeyen beyefendiler görebiliyoruz her alanda.

DİĞER MAHALLENİN ERKEKLERİ BİZE DAHA SAYGILI

Seda Y. : Benim her iki mahallenin erkeklerinden de arkadaşlarım, tanıdıklarım var. İki taraftan da bize karşı bir saygı görüyoruz. Ancak diğer mahalle erkeklerinin bize, kendi mahallelerinin kadınlarına göre daha fazla saygı gösterdiklerini düşünüyorum. "Hanımefendi" bir yapıyı başınız kapandığında üstünüzde hissediyorsunuz. Sanırım onlar da hissediyor bunu.

Aslında başı açık arkadaşlarımızla yaşam biçimi olarak çok az noktalarda ayrılıyoruz. Bazen öyle durumlar oluyor ki aramızda ki tek fark başımızdaki örtü oluyor. Ama toplumun bakış açısı hemencecik ayırıveriyor sizi arkadaşlarınızdan. Bazen iyi, bazen kötü...

TEHDİT DEĞİL ARKADAŞIZ

Latife S. : Bence, başörtülülerin her yaptığının olay olması bile ötekileştirildiklerimizle birarada olmamızdan dolayı. Alışverişte, iş yerlerinde, okullarda... Peki aynı ortamları paylaştığımız insanlardan çok farklı bir yaşam sürdüğümüz söylenebilir mi? Farklılık aslında bizi eleştiren insanların kafalarının içinde. Ayrıca pek çok arkadaşım açık ama en ufak bir iletişim eksikliği yaşamıyoruz, insanlar saygı duymayı bildikleri sürece. Biz farklı fikirlerden pek çok arkadaş o kadar iyi anlaşıyoruz ki, arkadaşlarımız bizi "tehdit" olarak değil, "arkadaş" olarak görüyor. Ama bazı kesimlerce, sistem için tehdit olarak görüldüğümüzü hissediyorum. Çünkü pek çok dernek sırf bizlere duydukları rahatsızlıklar yüzünden kuruldu. Peki, onları rahatsız eden neydi? Bence gözlerini diktikleri koltukları kapıverecek olduğumuz kuşkusunu uyandırmamızdı. Yani asıl dertleri bizim gibi demokrasi ve özgürce yaşama isteği değil, bizim kökten savunduğumuz değerler adı altında bizi kendi fikrimizin düşmanı olarak gösterip daha sonra üstü kapalı bir oligarşinin içinde olmak.

"BİZİM SİSTEMLE BİR ALIP VEREMEDİĞİMİZ YOK"

Betül S. : Burada şunu iyi ayırmak lazım, bizi sistem için tehdit olarak gören var, görüyoruz deyip de malzeme yapan var. O yüzden bu farkı iyi özümsemek lazım. Bizi anlayan tehdit olmadığımızı zaten bilir. Bir de dolma akıl diye tabir edebileceğim bir kesim var. Onlar için durum vahim, "biz öcü, biz canavar, biz örümcek kafalı"... Bu insanların kafaları birileri tarafından saçma düşüncelerle doldurulmuş, araştırma zahmetinde bulunmamış, tembel insanlardır. Dolma değil dökme akıl olmak lazım.

Ben, neden sistem için tehdit olayım ki? Sistem kendi kendini yeyip bitirirken. Doğru bir şeyleri bozmaya çalışan unsur tehdit oluşturur. Bizim sistemle bir alıp veremediğimiz yok zaten sistemin kendine hayrı yok!

"AYŞE NE HALTLAR KARIŞTIRIYOR"


H. Kübra Kocaoğlu:: Ayşe Arman, önce soyundu sonra tesettüre girdi ve tesettürlülerin neler yaşadığını yorumladı kendince. Siz bir başörtülü olarak bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?

Latife S. : Arman'ın, yaşadığımız 2.sınıf vatandaş muamelesini göstermek istediğini düşünmüyorum. Gayesi ''bakın örtü insanı nasıl çirkinleştirir, örtü insanı dünyadan nasıl mahrum bırakır'' diyebilmek. Ne yazık ki o kısıtlı düşüncelirini sanki büyük bir marifetmiş gibi ballandırarak ,zulmü ortaya çıkaran kurtarıcı edasıyla gazetesinin köşesine taşımasını doğru bulmuyorum. Biz taşıdığımız örtüden, fikirden memnunken; onun bizleri konu ederek araştırma yapmasını gereksiz buluyorum.

Betül S. : Tabi onları da anlamak gerek, ekmek kapıları ne de olsa. Hürriyet'e iyi bir haber çıkarmaları lazım. Genel yayın yönetmeni baskı uygulayınca zorda kalanlar için, bir köşede itina ile saklanan, yeri geldiğinde ısıtılıp tekrar halkın önüne sunulan "tesettür/başörtüsü" meselesi imdatlarına yetişiyor. Ayşe Arman akıllı kadın, bu sefer daha farklı yaklaşmış olaya, kılıktan kılığa giriyor hergün... Ayşe haşemalı, Ayşe kuaförde, Ayşe Reina'da, Ayşe umrede, Ayşe hacca gidiyor, Ayşe gelecek, Ayşe nerde?, Ayşe yine ne haltlar karıştırıyor... Ooo bakın bir seri oluşturduk bile. Bir müddet idare eder bu mevzu Ayşe Arman'ı.


Seda Y. :Ayşe Arman’ın yazısını samimi bulmadım. Bence Ayşe Arman başörtülüleri anlamak değil daha rahat eleştirebilmek için böyle bir çalışma yapmış. Bu yüzden rahatsızlık duydum.

Facebook'ta paylaş.

Alt 30-07-2009, 21:32 #8
DAMLA22
NevsehirLi

Dindar erkek açık kadını öper mi?
Keşke İmam Hatip'e gitmeseydim

Katsayılar kalktı, İHL mezunlarının üniversite için önü açıldı. Ama eskiler "şimdiki aklım olsa gitmezdim" diyorlar.




İNTERNETHABER
H. Kübra Kocaoğlu

Dindar erkek açık kadını öper mi?İmam hatip mevzusunun gündemde olduğu şu günlerde, imam hatip mezunu Şule ve Seher ile gündeme oturtulan başörtüsü polemiklerini konuşuyoruz. Bunun yanında konu dönüp dolaşıp imam hatiplere de geliyor tabi. Ve başlıyor eskiden imam hatip neydi şimdi ne oldu kıyaslamaları…


H. Kübra Kocaoğlu : Şule sen yerel siyasetin içindesin. Neden siyaset gibi bir alanı seçtin?

Şule : Toplumun her ferdine sınıf ve çıkar gözetmeksizin faydalı olabilmek istiyorum. Bu düşünce doğrultusunda hizmet etmek isteyen gençlere de mutlak destek verilmeli diye düşünüyorum.


"ŞİMDİKİ AKLIM OLSA ASLA İMAM HATİBE GİTMEZDİM" H. Kübra Kocaoğlu : Sen aynı zamanda açık öğretim işletme okuyorsun. Meslek liselerinin önündeki kat sayı problemi kalktı. Tekrar sınava girip bir üniversite okuma düşüncen var mı?

Şule : Öyle bir düşüncem yok ama vaktinde imkân olsaydı siyasal bilgiler okumak isterdim. Zaten şu anki aklım olsa kesinlikle imam hatibe gitmezdim. Bir bayan imam hatibi bitirince imam olamaz ki, ne olacak peki? Hiçbir şey olamayacak. Ben normal okulda okuyordum, oradan nakil yaptırıp gitmiştim imam hatibe, sırf başörtümle okuyayım diye. Fakat daha sonra çıkan kat sayı problemi otomatikman engelledi bizi.
UZAYDAN GELMİŞ GİBİ MUAMELE GÖRDÜK

H. Kübra Kocaoğlu: Siyasetin içinde bir kadın olarak yer almanın zorluklarını biliyoruz. Buna ek olarak başörtülü olarak siyaset yapmanın daha da zor olduğunu düşünüyor musun?

Şule : Daha önce birçok ortama girdiğimizde uzaydan gelmiş gibi muamele görüyorduk. Başörtülü olarak yok sayılıyorduk. Hala da yok saymak isteyen kişiler, gruplar var ama eskisi kadar başarılı olamıyorlar. Şimdi eskiye nazaran durum daha iyi. Bunda AK Parti iktidarının elbette etkisi oldu. Şimdiye kadar hiçbir first lady kapalı değildi. Bu bizim gibi bayanlara da etki etti muhakkak ki. Başörtüsünü sadece inancımız gereği takıyoruz. Asla siyasi bir simge değil, olamaz da. Fakat ülkemizde yıllardır başörtülü kadınların varlığını hazmedemeyen ve sosyal hayatın dışına iten bazı kesimler tarafından siyasi bir simgeymiş gibi gösterilmeye çalışıldı.

Dindar erkek açık kadını öper mi?

DIŞARIDA BAŞÖRTÜSÜNE DAHA SAYGILILAR


H. Kübra Kocaoğlu : Peki gündeme gelen başörtüsü polemikleri hakkında sen neler düşünüyorsun?

Şule : Her gün medyada başörtüsü ile ilgili yazılan yazılar, ülkenin en önemli sorunu buymuş gibi bazı kesimlerin ısrarla başörtüsüyle uğraşmaları ve bunların prim yapmasından rahatsızlık duyuyoruz. Mesela Belçika’da Türk asıllı başörtülü milletvekili Mahinur Hanım'ın kendisinin başörtüsü ile değil Brüksel' in en genç milletvekili olması ve yaptığı işlere odaklandıklarını söylemiş. Müslüman bir ülke olmamıza karşı bizde ise tam tersi. Onlar bizim başörtümüze daha saygılı. Tesettürlü bir insanı ikinci sınıf görme modundan kurtulmalılar artık. Belçika’da başörtülü bayanın meclise girmesinde bile problem yokken, Türkiye’de ise bırakın meclisi birçok yere girmede hala sorun yaşıyoruz.

"TÜRBANLI KIZLAR ZENCİ GİBİ DOLAŞMIYORLAR"

Mesela en son yaşanan “türbanlılarla kim evlenecek” polemiği gündemi baya bir meşgul etti. Türbanlı kızların zenci gibi ortalıkta dolaştıkları falan yok Ahmet Hakan, Arabistan’daki kadınlarla karıştırdı herhalde burada başörtülü bayanlarımızı.

AHMET HAKAN'IN TUZU KURU

Öncelikle Ahmet Hakan, ülkenin birçok sorunu varken neden gidip onlarla uğraşmıyor da türbanlıların kimlerle evleneceğini kendine dert ediniyor? İnsanlarımızın birçok derdi varken böyle gereksiz bir konuyla ancak Ahmet Hakan ve onun gibi geçim derdi olmayan, işsizlik sorunu olmayan, tuzu kuru insanlar uğraşırlar. Evlilik insanların kişisel tercihleridir. Bu ne Ahmet Hakan’ı ne de başka kimseyi ilgilendirmez. Ahmet Hakan ve Ahmet Hakan gibi düşünen erkekler, kendi evlenecekleri ya da evlendikleri bayanlarla uğraşırlarsa daha isabetli olur.

"BİZİ HAZMEDEMİYORLAR"

Dindar erkek açık kadını öper mi?H. Kübra Kocaoğlu : Muhafazakâr kesimde yaşanan değişimler başörtülülere olan bakış açısını değiştirdi mi sence?

Şule : Başörtülü insanların ya da eşleri başörtülü olanların bir yerlere gelmesini istemeyen hazmedemeyen birçok insan var. Bu insanların bakış açılarında elbette değişiklikler olmuştur. Ama olmayanlar da var ve dediğim gibi bunu bir hazım sorunu haline getiren insanlar var. Bunun yanında şöyle bir durum da var: Kendi içimizde bile bizi başörtümüzle kabullenemeyenler var. Bilhassa erkeklerimiz tarafından engellendiğimiz durumlar oluyor. Bunun olmaması için siyasette özellikle ciddi bir ortam olması gerekir ya da arkanızda çok iyi bir isim olması gerekiyor. İl yönetimlerine girmek için bile birçok referansa ihtiyaç var.

Fakat yine de eskiye nazaran durumun bir nebze de olsa iyi olduğunu düşünüyorum. AK Parti iktidarı dönemine kadar ben imam hatip mezunu olduğumu bile söyleyemiyordum. Özellikle iş başvurularında bunu söylediğinizde ortamda rahatsızlık meydana getiriyordu.

İŞE GİRMEK İÇİN AÇILDIM

Ben bir dönem işe girmek için açıldım. Çünkü işe girmem gerekiyordu ve başörtülü iş bulamıyordum. 5–6 sene başımı açtım sonra tekrar kapattım. Başörtümüzü inancımız gereği takıyoruz ve yaşantımızda da inancımız neyi gerektiriyorsa öyle olmalıyız diye düşünüyorum. Ben başörtüsünün getirdiği bir sorumluluk olduğunu düşünüyorum. Sizin yaptığınız her davranış toplum tarafından başörtüsüyle ilişkilendiriliyor. Bunun için de ona göre davranmamız gerekiyor.


İMAM HATİP ZATEN MESLEK LİSESİ DEĞİL Mİ?
İMAM HATİPE ESKİSİ KADAR RAĞBET OLMAZ


"KAPIDAN KOVDULAR BACADAN GİRDİM"

Şule gibi imam hatip mezunu olan Seher özel sektörde çalışıyor. Üniversite mezunu olan Seher aynı zamanda yüksek lisans yapıyor. Ona soruyoruz; “İmam hatip liselerinin önünde katsayı problemi varken bunu aşmak zor olmadı mı?”

Seher : Benim için çok zor oldu. Ben imam hatiplerin en parlak olduğu dönemlerde okudum imam hatipte. İmam hatip liseleri üniversiteye giren öğrenci sayısına baktığınızda çok başarılıydı. Fakat o zamanlar isim yapmış belirli okullar vardı. Onun haricindeki imam hatiplerin durumu eğitim olarak çok da iyi değildi ama öğrencileri idealistti.

ÜNİVERSİTE KAZANMAK İÇİN 3 SENEMİ VERDİM

Meslek dersi ağırlıklı okuyor ve üniversite sınavına yönelik dersleri doğru düzgün görmüyordunuz. Benim mezun olduğum sene çıktı, katsayı problemi. Ve ben zaten kötü olan altyapımla 3 senemi verdim üniversitede istediğim bölümü kazanmak için. Sonuçta da 4 yıllık bir okul değil 2 yıllık bir okula gidebildim. Oradan dikey geçiş sınavıyla lisansa geçtim. Şimdi de yüksek lisans yapıyorum. Benim ki biraz kapıdan kovsanız bacadan girerim gibi olduJ

İMAM HATİP ZATEN MESLEK LİSESİ DEĞİL Mİ?

H. Kübra Kocaoğlu : Meslek dersi ağırlıklı okuyoruz dedin. İmam hatip liseleri zaten meslek liseleri bunun böyle olması doğal değil mi?

Seher : Evet elbette doğal. Fakat sıkıntı şurada. Muhafazakar bir ailenin kızı olarak başörtüsüyle okuyabileceğiniz, dini bilgilerle donanabileceğiniz tek okullar imam hatip liseleriydi. Aile yapınız sizi buna yönlendiriyor. Fakat iş artık üniversite sınavına girmeye gelince, hele de idealleriniz varsa ve bu idealler Kur’an Kursu hocalığı, ilahiyat ya da din kültürü öğretmenliği değilse başlıyor problemler. Ben her şeye rağmen imam hatibe gittiğim için pişman değilim. Hatta gururluyum. Fakat Şule’nin de dediği gibi bu gururu içerden yaşamanız gerekiyor. Hele önceden hiç söyleyemiyordunuz imam hatip mezunuyum diye.

KIZ KARDEŞİM İMAM HATİPTE DEĞİL

Erkek kardeşim de imam hatipliydi mesela. Ama katsayı problemini benle yaşayınca ailem onu imam hatipten aldı. Kız kardeşim şu an örtülü olmasına rağmen imam hatipte değil. Ama şunu da biliyorum o zaman kat sayı problemi olmasaydı kız kardeşim de erkek kardeşim de birer imam hatip mezunu olurlardı.

İMAM HATİPE ESKİSİ KADAR RAĞBET OLMAZ

H. Kübra Kocaoğlu : O zaman meslek liselerindeki bu katsayı probleminin ortadan kalkması sence tekrar imam hatiplere bir rağbet olmasına neden olacak mı?

Seher : Belki olur, bunu zaman gösterir ama eskisi kadar olacağını sanmam. Yaşanan süreç bazı dinamikleri dönüştürüyor. Artık muhafazakâr kesimin kızları ya başlarını örtmüyor ya da örtüp okulda açmaya alıştılar. Bunun için belirli idealleri olan gençler yine imam hatibi tercih etmeyecektir diye düşünüyorum. Bence imam hatipler diğer meslek liselerinden farklı tutulmalı. Bana öyle geliyor ki vaktinde imam hatiplilerin önünü kesmek için diğer meslek lisesi mezunları kurban verildi bu ülkede. Eğitim sistemimiz adam akıllı bir revizyona uğramadıkça bu ülkede birçok problem olduğu yerde çözülemeden kalır.

Kuzenim var imamhatipte okuyor şimdi. Gelecekle ilgili kafasında net birşey yoktu. Ne yapacağını bilmiyordu. Bu katsayı probleminin ortadan kalkmasından sonra konuştuğumda " Şimdi benim ve arkadaşlarım için en azından bir umut oldu" dedi.

Üniversitelerde, kamusal alan diye tabir ettikleri ama, aslında bir türlü gerçek tabirini de bulamamış o alanda başörtüsü sorunu çözülmese de biz, dışlanarak, ötekileştirilerek ve hatta yok sayılarak ideallerimizin peşinden gidebildiğimiz yere kadar gideceğiz. Yani özetle imam hatipliler sadece imam olsun, hatip olsun diyorlar ya… Evet, öyle olsun ama illaki de başka bir şey olmak istiyorsa bırakın onu da olsun. Nitekim oluyorlar da zaten.

İLLAKİ İMAM OLSUN DİYE DİRETİYORLAR

Kimse aşçılık mezunu birisi illaki aşçı olsun demiyor ya da niye aşçılık yapmıyor demiyor. Ama imam hatip mezunu olunca illaki de imam olsun başka da bir şey olmasın diye diretiyorlar. Ben bunu anlamıyorum. Evet meslek liseleri elbette bir mesleğe yöneliktir ama sonradan insan o mesleği yapmak istemediğini düşünemez mi? Böyle bir çok örnek var hayatta. Müzisyen bir çok doktor var mesela. Ama konu imam hatipliler olunca kıyametler kopuyor. O zaman insan bu tepkinin masumiyetinden de şüphe duyuyor.

Facebook'ta paylaş.

Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler



Dindar erkek açık kadını öper mi? Konusuna Benzer Konular
Dindar Eş - Dindar Aile Çöküşü paylaşma ıstırabı
Dindar Eş - Dindar Aile Çöküşü paylaşma ıstırabı Uzunca bir zamandan beri aralarına katılmak için devlet yöneticilerinin yalvar-yakar oldu u...
Erkek, evleneceği kadını nasıl seçiyor ?
İşte erkeklerin bir kadını anlama sırları... Çoğu erkek eşinden bahsederken 'onunla evleneceğimizden emindim' diye konuşur. Kadınları...
Sofradaki erkek kadını zayıflatıyor
Kadınlara duyurulur: Kadın kadına yemek kilo aldırıyor, dışarıda arkadaşlarla yemeğe çıkarken masanızda en az bir erkek bulunmasında büyük yarar var....
Çocukları Öper misiniz?
Hz. Aişe anlatıyor: "Bir seferinde çevre kabilelerden bedevî Araplar Peygamberimizi ziyarete gelmişlerdi. Onun çocukları sevip öptüğünü görünce...
erkek dediğin kadını için dövüşür
http://www.youtube.com/watch?v=E7Wx9AWBwNY



Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 17:13 .