|
| |||||||
| Kayıt ol | Yardım | Resim Yükle | Üye Listesi | Ajanda | Skorlu Flash Oyunlar | Forumları Okundu Kabul Et |
|
Dini Konular Kategorisindeki 5 Vakit Namaz Ve Önemi konusu; ...NAMAZ... 5 Vakit Namaz Ve Önemi Namaz tekbir ile başlayıp selâm ile son bulan belli fiil ve sözleri içine alan bir ibadettir. Allah'a karşı tesbîh ta'zîm ve şükrün ifadesidir. Namaz ...
![]() |
| | plus | LinkBack | Seçenekler | Stil |
| | #1 |
| Foruma Isınan Üye ![]() | ...NAMAZ... 5 Vakit Namaz Ve Önemi Namaz tekbir ile başlayıp selâm ile son bulan belli fiil ve sözleri içine alan bir ibadettir. Allah'a karşı tesbîh ta'zîm ve şükrün ifadesidir.Namaz Kur'an'da doksandan fazla ayette zikredilirsayfaların devamını okuyun namaz vakitlerindeki sır Âlem öyle nurlu bir sarmal içinde ki her an beş vaktin beşi de dünya içinde ayrı ayrı yerlerde yaşanabiliyor. O vakitlerin öyle güzel sırları var ki bize kulluğumuzu ve ahireti hatırlatıyor. Namaz Rabb’imizin “Celal”ine karşı kavlen ve fiilen “Sübhânallah” deyip takdis etmek “Kemal”ine karşı lâfzan ve amelen “Allahü Ekber” deyip tâzim etmek. “Cemal”ine karşı da kalben lisanen ve bedenen “Elhamdülillâh” deyip şükretmektir. İbâdetin mânâsı da kulun Rabb’ine karşı kendi kusurunu acz ve fakirliğini görüp her şeyi elinde tutan Yüce Rabb’imizin önünde hayret ve muhabbetle secde etmektir. Her namaz vaktinde ruhumuzda canlanan şey tek ve sonsuz olanın O (cc) olduğudur bakî sermedî ebedî olan O’dur. Nurun kaynağı ebedi saadetlerin sahibi O’dur. Her namaz vaktinde zihnimizde bu duygular sümbüllenir. Başka bir kapı yoktur. Başımızda ecel kılıcı ensemizde Azrail’in (as) nefesi bulunmaktadır. Kabrimizi karanlıklar yurdu olmaktan çıkarıp Cennet bahçelerinden bir bahçe haline getirecek olan şey imanımız amelimiz ve Rabb’imize olan muhabbetimizdir. Ümidimiz O’nun (cc) rızasına Habibi’nin (sas) şefaatine nail olmaktır. Bu yüzden her bir namaz vaktinde gizlenmiş sırlara vâkıf olmamız gerekir. Bediüzzaman Hazretleri namaz vakitlerini izah ederken gece ve gündüzlerin alemin büyük saatinde “saniyeler” senelerin “dakikalar” ortalama insan ömrünün “saatler” ve alemin hayat devirlerinin de “günler” hükmünde olduğunu belirtiyor. Yine bunların birbirine baktığını birbirine misal olduğunu birbirinin hükmünde olduklarını ve hatırlattıklarını ifade ediyor. -------------------------------------------------------------------------------- SABAH VAKTİ: Yepyeni bir başlangıçtır Sabah tatlı bir neş’edir. Mahmurluk perdesi altında alemde pırıl pırıl tecelli eden yaratılışa aynadır. İmsak vakti yani sabah namazı vaktinin girmesi yani şer’i günün başlayışıyla yepyeni bir hayat başlar. Her bir namaz vakti için bir saati göz önüne getirelim (dijital saati değil!). Akrep sabah namazı vaktini gösterdiğinde o an aynı zamanda bizim anne karnına düştüğümüz ânı yine kâinatın yaratıldığı 6 günden ilk günü ve yıl içindeki bahar mevsimini gösterir. Elimizi Allahü Ekber deyip kaldırdığımızda zihnimizde ana rahmindeki halimiz ve kâinatın Rahmetenlil Alemi’nin (s.a.s.) yüzü suyu hürmetine ve yine O’nun (s.a.s.) nurundan yaratılışı canlanır. Tesbih tahmid ve tekbirlerimiz hep o hale şükür içindir. -------------------------------------------------------------------------------- ÖĞLE VAKTİ: Gençlik ateşi ve Cehennem! Öğlenin şiddetli hararetinin başları yaktığı zaman yazın en sıcak dönemine insanda gençliğin söz dinlemeyen en ateşli çağına işaret eder. Yine öğlenin sıcağı bize hiçbir gölgenin bulunmayacağı mahşer gününü hatırlatır. Kainatın ömründe ise öğle vakti Hz. Âdem’in yeryüzüne iniş dönemine işaret eder. -------------------------------------------------------------------------------- İKİNDİ VAKTİ: Ömrün sonu ve sonbahar İkindi vakti güneşin renginin sarardığı batmaya meylettiği zamandır. İçinde sonbahar hüznünü de taşır. Yine insanoğlunun da artık saçlarına ak düşüp belinin yavaş yavaş bükülmeye başladığı dünya lezzetlerinin de “acılaşmaya” başladığı döneme işarettir. İkindi vakti insanoğlunun ve kainatın son dönemine de işaret eder. Yine son peygamber olan Efendimiz’in (s.a.s.) vazifeye başlamasıyla âlemin son sürece girişini de hatırlatır. Biz ikindi vaktini yaşarken az sonra güneşin batacağını yakında kendimizin ve kâinatın da öleceğini düşünürüz. İkindiyi eda edip de her şeyin batmaya doğru gittiğini görürken tek sığınılacak kapının Rabb’imiz ve O’nun Resulü’nün sünnet-i seniyyesi olduğunu tefekkür ederiz. -------------------------------------------------------------------------------- AKŞAM VAKTİ: Ölüm ve kıyamet ânı Artık gün batmıştır. Ferdi olarak imtihanımız bitmiş son nefesimizi vermişiz. Ne güneşte o cebbar yakıcılıktan ne de bizde küçük dağları ben yarattım havasından eser kalmıştır. Sonbahar gibi ikindinin tatlı serinliği geride kalmış güneş kaybolmuş hafif bir kızıllık dışında ondan hiçbir eser görünmüyor. Az sonra günle birlikte biz de karanlıklara karışmış olacağız. “Güneş katlanıp dürüldüğünde yıldızlar döküldüğünde dağlar yürütüldüğünde...” (Tekvir 81/1-3) ikazları kulaklarımızda çınlıyor. Akşam ezanı okunduğunda ve namaz için ellerimizi kaldırdığımızda sanki kendi cenaze namazımızla birlikte tüm kainatın cenaze namazını da kılıyor gibi oluruz. Önümüzdeki tabutta hem geride kalan gün hem sonbahar mevsimi hem kendi cesedimiz hem de tüm canlıların naaşı vardır. Bu namaz bu kadar hüzünlüdür. Artık geriye dönüş yoktur. Alem susmuş Sûr üfürülmüştür. Bütün diklenişler bütün ceberrutluklar son bulmuş müthiş bir sessizlik alemi kaplamış İlahi kader ânı beklenmektedir. Geriye dönüş artık mümkün değildir ve “keşke”ler “eyvah”lar dönemi başlamıştır. -------------------------------------------------------------------------------- YATSI VAKTİ: Büyük sessiz karanlık Artık geride kalan ne güne ne mevsimlerin tatlılığına ne de insan olarak “yaşadığımıza” dair hiçbir iz yok. Gündüzün ne sıcağı ne de ışığı kalmış. Bizim için de acı son gerçekleşmiş. Kimse kendi torunlarımız bile bizi hatırlamıyor çoğu ismimizi bile unutmuş. Hayat susmuş kainat dahi ölmüş. Toprağın üstündeki tüm cıvıltı kargaşa sona ermiş. Herkes hesap gününü bekliyor. İşte bu kadar karanlıklar içinde o geceyi ancak “teheccüd”ümüz aydınlatabilir bize yoldaş olabilir. O karanlıkları aydınlatacak yegane nur kaynağı odur. -------------------------------------------------------------------------------- İKİNCİ SABAH VAKTİ: Ba’sü ba’del mevt Yeni doğan güneş ise haşrin sabahını ihtar eder. Sur yeniden üfürülmüş ruhlar yeniden iade edilmiş milyarlarca insan haşir meydanında toplanacak ölüler yerden bitkiler gibi bitirilecek. İşte bu şuurla kılınan namazın kişiye faydası olur. “Desinler” “görsünler” için kılınan namazın kimseye faydası olmadığı gibi maalesef zararı da olacaktır. Evet şu gecenin sabahı ve şu kışın baharı ne kadar mâkul ve lâzım ve kat’î ise haşrin sabahı da berzahın baharı da o kesinliktedir. İşte bu beş vaktin her birinde bir mü’him inkılâp başındadır... .. Konu AhMeT tarafından (19-02-2011 Saat 13:43 ) değiştirilmiştir.. |
| Görüntüleme:9074, Cevaplar:82 |
| | #2 |
| Foruma Isınan Üye ![]() | NAMAZIN ÖNEMİ Her şeyi yoktan var eden bizi insan olarak yaratan ve sayısız nimetlerle donatan Allah’a şükranda bulunmak teşekkür etmek en başta gelen insani görevimizdir. Allah’a şükretmek dil kalp ve bedenle olur. Şükrün bütün bu kısımlarını toplayan bir ibadet şekli vardır ki o da namazdır.Namaz alemlerin Rabbi olan Allah’a ibadet ve kulluğun tayin ve tespit olunmuş en mükemmel şeklidir.Namaz Allah Teâla’nın gördüğümüz görmediğimiz bildiğimiz bilmediğimiz bitmez tükenmez nimetler ve ihsanlarına karşı şükranlarımızı sunmaktır.Namaz işlediğimiz günahlardan arınmak işleyeceklerimizden de korunmak için kalbimiz dilimiz ve bütün varlığımızla yaptığımız kulluk görevidir.Namaz insanı günahlardan arındıran kötülüklerden alıkoyan ruhu temizleyip kalbi aydınlatan en güzel bir ibadettir. Bunun içindir ki Cenab-ı Hak Kur’an-ı Kerim’de: “Ey ![]() kitap’tan sana vahy olunanı oku. Namazı dosdoğru kıl muhakkak ki namaz hayasızlıktan ve fenalıktan alıkoyar. Allah’ı anmak ne büyük şeydir. Allah yaptıklarınızı bilir.” [1]Hud Suresinin 114. ayetinde ise mealen şöyle buyrulmaktadır: “Gündüzün iki ucunda (yani sabah öğle ve ikindi vakitlerinde) ve gecenin gündüze yakın zamanlarında (akşam ve yatsı vakitlerinde) namazı dosdoğru kıl doğrusu iyilikler kötülükleri giderir. Bu iyi düşünenlere bir öğüttür.”[2]Her namaz bir iyilik olduğuna göre namaz kılmaya devam eden bir mü’minin geçmişte işlemiş olduğu küçük günahlarının affedileceği ayet-i kerimeden anlaşılmaktadır. Hz. Osman’ın Resul-i Ekrem efendimizden rivayet ettiği bir hadis-i şerif ‘e göre: “Herhangi bir müslüman temizlenir usulüne göre abdest alarak beş vakit namazını kılarsa kıldığı bu namazlar iki namaz arasında işlemiş olduğu küçük günahlarına kefaret olur.”[3] Günde beş defa namaz kılmak kadın erkek her müslümanın üzerine farzdır. İnsan bu ibadeti yerine getirmek suretiyle gönlünü Allah’a bağlar. ”Beni anmak için namaz kıl” mealinde olan ayetin işaret ettiği sır ve hikmet budur.[4]Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de; Hz. Lokman’ın evladına; “Oğulcağızım namazını dosdoğru kıl”[5] diye öğüt verdiğini bildirmekte; “Hz. İsmail’i kavmine namaz kılmayı emrettiği için övmekte ve Hz. İsa’ın beşikte iken mucize olarak konuştuğunda yaşadığım müddetçe bana namaz ve zekatı emretti”[6] dediğini haber vermektedir.Bu ayetler göstermektedir ki namaz geçmiş ümmetlere de farz kılınmış bir ibadettir.Dînî bir görev olan namaz imanın işâreti kalbin ışığı ruhun kuvveti bedenin koruyucusu ve sevgili peygamberimizin ifadesiyle “Mü’minin mi’racıdır.”[7]Manevi bir yükselme ve mi’rac sırrına erme vesilesi olan namaz insanı ruhen ve ahlaken yükselten onu Allah’a yaklaştıran bir ibadettir.Bu amaçla abdest alıp seccadesinin başına gelen ve Allahü ekber diyerek Allah’ın huzuruna duran kul; önce “Sübhaneke” yi okur “Allahım hamd ederek seni tesbih ederim senin ismin mübarektir. Sen yüceler yücesisin sen’den başka ilah yoktur.Sonra “Eûzü billahi mine’ş-şeytanir-racim.” Şeytan’ın şerrinden sana sığınırım.Daha sonra da “Bismillahirrahmânirrâhim” Rahman ve Rahim olan Allahın adıyla başlarım” der.İşte bütün bunlar Mirac merdiveninin birer basamağıdır. Kul artık manevi bir asansöre binmiştir. “Sen her şeyden münezzehsin Ya Rabbi! Hamd sana mahsustur. İsmin de mübarektir. Sen yüceler yücesisin teksin eşin ve benzerin yoktur. Bütün şerlerden sana sığınırım. Her güzel işe senin isminle başlarım yaptığım her işte senin rızanı ararım” diyerek derece derece yükselir. Böylece mânâ alemine doğru harekete geçmiş olan kul Fatiha suresini okumaya başlar.“Hamd alemlerin Rabbi rahmet ve merhameti sonsuz ve din gününün sahibi olan Allah’a mahsustur ” mealindeki ayetleri okurken perdeler tamamen açılmış kul tam bu sırada huzura alınmıştır. İşte bu esnada kul “Allahım ancak sana kulluk eder ve yalnız senden yardım dileriz.” Diyerek ibadet ve ubudiyetini Rabbine arz eder. Muhtaç olduğu yardımı yine Rabbinden isteyerek şöyle der. “Ya Rabbi! Yalnız senin huzurunda eğilir alnımı secdelere korum. Senden başkasına asla kul köle olmam Ya Rabbi muhtaç olduğum yardımı da yalnız senden isterim. Gerçek manada yardım eden sensin her şey senin iradene bağlıdır senden medet olmadıkça hiçbir kimse bana yardım edemez. Allahım bizi doğru yola ni’metine erdirdiğin kimselerin gazaba uğramayanların sapmayanların yoluna eriştir.”der[8] Arz-u halinin sonunda bir mühür mesabesinde olan “AMİN” kelimesini söyler.Fatihadan sonra bir sûre veya en az üç ayet okumak suretiyle ayakta durmayı tamamlayan kul ruku’a varır. Üç defa “Sübhane Rabbiye’l-azîm” Büyük rabbimi tesbih ederim. Daha sonra secdeye varıp üç defa “Sübhane rabiye’l Â’lâ “ Yüce Rabbimi tesbih ederim. Diyerek Rabbine mülâki olur. Nitekim Cenab-ı Hak Kur’an-ı Kerimde; “Secde et ve Allah’a yaklaş”[9] buyurarak mânâ âlemine yükselmenin ve Allah’a yaklaşmanın yolunun namazdan namazın secdesinden geçtiğini bildirmektedir.Bu şekilde kılınan namaz Allah’ın rızasını kazanmaya ve cennet mutluluğuna ulaşmaya vesile olur.Resullah efendimiz veda haccında okuduğu hutbelerinde ashabına hitaben “Allah’tan korkunuz beş vakit namazınızı kılınız orucunuzu tutunuz mallarınızın zekatını veriniz. Emir sahiplerine itaat ediniz bunları yaparsanız Rabbinizin cennetine giresiniz.”[10] Buyurmuşlardır.Yine sevgili peygamberimiz bir gün etrafındaki ashabına: “Altı konuda bana söz verin ben de sizin cennete girmenize kefil olayım“ Buyurduklarında; Eshap: “Ey Allah’ın Resulü onlar nelerdir? Dediler.Resulü Ekrem Efendimiz: “Namaz zekat ve emanete riayet nefsi zinadan mideyi haramdan dili kötü sözlerden korumaktır.” Cevabını verdiler.[11]Yüce Allah namaz kılan kulları için ebedi mutluluk yurdu olan cennetler hazırladığını beyan ederek şöyle buyurmaktadır: “İnanıp yararlı işler işleyenlerin namaz kılıp zekat verenlerin Rabb’leri katında ecirleri vardır. Onlara hiçbir korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.” [12]Ne mutlu Allah’ın buyruklarına uyanlara. Ne mutlu cennete girip Rabbi’nin rızasına ulaşanlara. Mehmet Emin BAYAR Din Hizmetleri Müşaviri [1] Ankebut Suresi Ayet no.:29/45 [2] Hud Suresi Ayet: 11/114 [3] Et-tergib ve’t-terhib C: 1 Sayfa: 238 Hadis no: 16 [4] Taha 20/14[5] Lokman 31/17 [6] Meryem 19/31 [7] Radyoda Dini Konuşmalar M.A.KÖKSAL S.228[8] Fatiha 1/1-7[9] Alak 96/19 [10] Mesabih [11] Feyz’ül Kadir C: 2 Sayfa: 95 (Et-tergib ve’t terhib C:1 sayfa: 246)[12] Bakara Suresi Ayet no: 2/277 ne yaparsan ALLAH için yap her işe başlarken Bismillahirrahmanırrahim de |
|
| | #3 |
| Foruma Isınan Üye ![]() | namaz kılmayanın hali Dünyada çekeceği azaplar: 1- Namaz kılmayanın ömründe bereket olmaz. 2- ALLAHü teâlânın sevdiği kimselerin güzelliği sevimliliği kendine kalmaz. 3- Hiçbir iyiliğine sevap verilmez. 4- Duâları kabûl olmaz. 5- Onu kimse sevmez. 6- Müslümanların birbirlerine yaptıkları iyi duâlarının buna fâidesi olmaz. Ölürken çekeceği azaplar: 1- Zelîl kötü çirkin can verir. 2- Aç olarak ölür. 3- Çok su içse de susuzluk acısı ile ölür. Mezarda çekeceği acılar: 1- Kabir onu sıkar. Kemikleri birbirine geçer. 2- Kabri Cehennem ateşi ile doldurulur. Gece gündüz onu yakar. Cehennem ateşi dünya ateşine benzemez. 3- ALLAHü teâlâ kabrine çok büyük yılan gönderir. Dünya yılanlarına benzemez. Hergün her namaz vaktinde onu sokar. Bir an bırakmaz. Kıyâmette çekeceği azaplar: 1- Cehenneme sürükleyen azap melekleri yanından ayrılmaz. 2- ALLAHü teâlâ onu kızgın olarak karşılar. 3- Hesâbı çok çetin olup Cehenneme atılır.) Namaz kılmayanın ömründe bereket olmaz. Ömründe hayır ve menfaat görmez. Ömrü çeşitli hastalıklarla sıkıntılarla geçer. Ma'nevî huzûru olmaz. Sahip olduğu dünyalıklar onu rûhî sıkıntıdan kurtaramaz. |
|
| | #4 |
| Foruma Isınan Üye ![]() | namazı nasıl sevdirebilirim? namazı nasıl sevdirebilirim? Bir insana namazı sevdirmek için neler yapmalıyım? öyle bir davranış veya söz Allahın izniyle etkilemeli ki her vakit o aklına gelmeli. bana yol gösterebilir misiniz?Namaz konusunda tembel davranmamızda ve onu zevk ile kılmamıza mani olan bazı nedenler vardır: 1- Günah ve isyanlarımız 2- İmanın taklidi olması ![]() 3- İbadetleri kime karşı işlediğimiz tam olarak bilmemek 4- Namaz ve ibadetlerin bizim fıtri vazifemiz olduğunu bilmemek ve bir yük olarak görmek 5- Namazla bütün mahlukatın yaptığı vazifelerin tamama erdiğinden gafil olmak 6- Namaz kıldığımız vakit mevcudatın bizden razı olduğunu bilmemek ![]() Allah'ımız bizi yoktan var etti. Taş olabilirdik ağaç veya hayvan olabilirdik. Hattâ bir canavar da olabilirdik. Fakat insan olarak yaratıldık. Bunun yanında Hıristiyan Yahudi veya Budist de olabilirdik. Ama Müslüman olduk.Bu nimetler ilk anda aklımıza gelmeyebiliyor. Daha bunlar gibi düşünemediğimiz o kadar nimetler var ki saymakla bitmez. Bize bir kalem hediye edene teşekkür ediyoruz bir kitap verene minnet duyuyoruz. Çünkü bunu insanlığın ve nezaketin gereği olarak yapıyoruz. Ya bize bu kadar nimetleri verene teşekkür etmek minnet duymak gerekmez mi?İşte namaz en büyük şükür en açık teşekkürdür. Namaza bütün vücudumuzla katılıyoruz: Elimiz ayağımız gözümüz dilimiz başımız; aklımız kalbimiz hayalimiz bütün duygularımızla... Böylece bütün bu organ ve duygularımızla Allah'ımıza şükrümüzü iletmiş oluyoruz.Namaz kılmayan insan böyle bir teşekkürü bile yapmıyor. Milyarlar verse elde edemeyeceği nimetlere sahip olmanın değerini fark edemiyor. Allah göstermesin gözümüzün birisini kaybet sek dünyanın parasını harcasak yerine aynısını koyabilir miyiz? Bir kaza sonunda dilimizi kaybetsek fakat bütün dünyanın yarısını versek bir dil bulabilir miyiz?İnsan olarak her şeye sahip olmak istiyoruz. Dünyada ne varsa bizde de aynısının bulunmasını arzu ediyoruz. İhtiyaçlarımız o kadar çok ki... Sadece bu dünya ile de yetinmiyoruz. Sonsuz bir hayat istiyoruz Cenneti istiyoruz Peygamberimizle birlikte olmayı diliyoruz.Bunları elde etmeye gücümüz yetmeyeceğine göre kimden isteyeceğiz? Her halde bu dünyayı yıldızlan gökleri ve âhireti var edenden isteyeceğiz. Onu istemenin de yolu Allah'ı kendimize sevdirmekle olur. Kendimize Allah'a sevdirmenin en iyi yolu da Onun huzurunda her gün beş defa eğilmek secdeye varmakladır.Böylece namaz kılmakla Rabbimizin huzuruna çıkmış oluyoruz. İçimize sevinç doluyor neşe doluyor ve mutluluk doluyor. Kendimizi uçacakmış gibi hissediyoruz; tatlı bir heyecan duyuyoruz. Nasıl heyecan duymayız ki? Bir müdürün bir valinin bir bakanın karşısına çıkınca kendimizde nasıl bir sevinç ve heyecan hissediyoruz. Oysa namazda müdürün de valinin de bakanın da; hattâ bütün kâinatın Yaratıcısının huzuruna çıkıyoruz. Böyle bir mutluluğu kaçırmak ister miyiz hiç?Acıkınca yemek yiyoruz susayınca su içiyoruz uykumuz gelince uyuyoruz. Böylece o ihtiyaçları gideriyoruz. Ama insan sadece ağız ve mideden ibaret değil ki... Aklımız var düşünüyoruz kalbimiz var duygular taşıyoruz ruhumuz var sonsuz bir hayatı istiyoruz. Aklımızın kalbimizin ruhumuzun ihtiyaçlarını nelerle karşılayacağız; hangi gıda vererek bu latifelerimizi doyuracağız? İşte aklımızın gıdası kalbimizin ihtiyacı ruhumuzun rahatı ancak el bağlayıp namaza durmakla temin edilmiş olur.Namaz kılmakla hem maddeten hem de manen temizlenmiş oluyoruz. Abdest almakla maddi temizliği yapıyoruz; namaza durmakla da günah ve hatalarımızın kirlerinden arınıyoruz.Peygamber Efendimizle Sahabiler arasında geçen şu kısa konuşma bu meseleyi çok güzel bir şekilde açıklıyor. Peygamber Efendimiz (a.s.m.) bir gün Sahabilere sordu: "Ne dersiniz? Birinizin kapısı önünde bir ırmak bulunsa o kimse o ırmakta günde beş defa yıkansa vücudunda kirden iz kalır mı?"Sahabiler cevap verdiler: "Hiçbir kir kalmaz yâ Resulallah." O zaman Peygamberimiz şöyle buyurdu:"İşte beş vakit namaz da buna benzer. Allah namaz sayesinde günahları siler temizler."Namazdaki asıl temizlik manevî olanıdır. Ruhumuzun ve kalbimizin sık sık temizlenmesine ihtiyaç vardır. Çünkü el ayak gibi organlarımız nasıl çeşitli sebeplerle kire toza toprağa bulanıyorsa insanlık icabı işlediğimiz çeşitli günah ve kusurlar sebebiyle ruhumuz da manevî kirlere bulanmaktadır. Ama insan ruhunu ve kalbini tutup suya sokamaz. Onun da kendine göre bir yıkama usulü vardır. Bunun yıkanması namazla olur.Namaz kılmaya alışmamış olan kimseler bu ezikliği hafifletecek sebepler ararlar. Namaz kılanlarda gördüğü kusurları büyüterek onların da kendisi gibi kusurlu olduklarını dolayısıyla aralarında pek büyük bir fark olmadığını düşünmeye başlarlar. Kendi kusurunu küçültür namaz kılanın küçücük bir kusurunu büyütür hatta "Kalbim temiz!" gibi bahanelerle kendisinin daha üstün durumda olduğunu dahi iddia etmeye başlar.Aslında insan olarak hiç kimse kusur ve günahlardan arınmış değildir. İbadetlerinde devamlı olan kimsenin bile kendisine göre bazı kusurları olacaktır. Ne var ki işledikleri kötülükler bakımından insanlar arasında bir karşılaştırma yapılsa namaz kılanların bu konuda daha geride kaldığı görülür.Evet sigara içmeyenlerde akciğer kanseri görülür; ama içen kimselerin bu hastalığa yakalanma ihtimali daha fazladır. Bunun gibi her gün beş defa Rabbini hatırlayarak Onun huzuruna çıkan bir kimsenin kötülük yapma ihtimali ile Rabbini ancak başı derde düştüğü zaman hatırlayan bir kimsenin kötülük işleme ihtimali arasında büyük bir fark olacaktır.Ayrıca namaz insanı kötülüklerden alıkoyan Kur'ân-ı Kerimde bu mesele şöyle anlatılıyor. "Sana vahyedilen kitabı oku. Namazı da dosdoğru kıl. Çünkü namaz çirkin işlerden ve kötülüklerden alıkoyar. Allah'ı zikretmek elbette en büyük ibadettir. Ne yaparsanız Allah hakkıyla bilendir." Mehmed Paksu Gençlik İlmihali Nesil yayınları 1999 ss. 83-86.__________________________________________________ _________________________ Bana göre inancı ve imanı zayıf olan bir yakımı dine ve doğruluğa yöneltmek için ne yapabilirim.Gittikçe kötüye giden ve güvenilmeyen bir karaktere sahip biri.Din ile ilgili konuları anlattığımda kaçıyor dini bir kanal açıyorum değiştiriyor.Bu kişinin bir idrak vaktimi vardır.Ne yapabilirim nereden başlamalıyım. "Habîbim! İnsanları rabb-i teâlânın yoluna hikmetle (açık delillerle ve güzel vaazlarla) dâvet et. Ve onlarla muhkem ve güzel mukaddimelerle mülâyim ve tatlı sözlerle mücadele et (ki dâvetin hüsn-i tesir hâsıl etsin)." (Nahl Sûresi 125) Peygamberimiz bu ve benzeri ayetleri örnek alarak müminleri ilim ve hikmetle irşat eder bu irşadını delillere dayandırırdı. İrşadında ve ikazında hiddet ve şiddet göstermezdi. Muhataplarını samimî bir hava içerisinde karşılar onlara şefkat ve merhametle nasihatte bulunurdu. Doğruyu ve gerçeği anlatmakta daima tatlı dili güzel sözü tercih ederdi. Zihinlerde meydana gelen şüphe ve tereddütleri büyük bir sabır ve anlayışla giderirdi. Muhataplarına itibar eder ve onları ikna etmek için fesahat ve belâgatla tane tane konuşurdu. Sorulan sualler yersiz de olsa tebessümle karşılar ciddiye alırdı. Vaaz ve nasihatlerindeki tesirin en büyük bir sebebi de insanların kusurlarını bağışlayıp onları affetmesiydi. Hattâ en çok sevdiği amcasını ve daha birçok akraba ve sahabelerini şehit eden ve ettirenleri Mekkenin fethi sırasında affetmişti. Hâlbuki o gün bütün güç ve kuvvet elindeydi. Onları dilediği gibi cezalandırabilirdi. İşte böyle büyük ve yüksek seciyelerle etrafındaki insanların ruhlarına tesir etti ve onların nüve halindeki kabiliyet ve yeteneklerini uyandırdı inkişaf ettirdi. Onları insanlık semâsının birer yıldızı haline getirdi. O asrı perdeleyen cehalet sislerini kaldırdı. Âlemin şeklini değiştirdi. İnsanlar arasında adalet muhabbet yardımlaşma gibi yüksek seciyeleri hayata geçirdi. Kişisel ve sosyal hayatı tehdit eden bütün hastalıklara karşı şifalı ilâçlar getirdi ve Allahın izniyle insanlık âlemini tedavi etti.Tebliğ mesleğinin yolu “Acz fakr şefkat ve tefekkür” yoludur. Bu dâvâ iman kurtarma dâvâsı. İnsanları âhir zamanın dehşetli fitnelerinden sıyırıp ulvî gayelere yönlendirme dâvâsı. Beşeriyeti nefsin şeytanın ve akıl almaz derecede bozulmuş içtimaî havanın tesirinden kurtarıp ona kulluğun zevkini tattırma dâvâsı. Bir insan bu yüksek ideali bir İlâhî lütuf olarak yakalayabildiği takdirde ilk yapacağı şey bu zor işi başarmaktaki aczini ve fakrını itiraf ile Rabbinin kudretine ve rahmetine istinat etmek olacaktır.Acz ve fakr kulun iki zâtî hassası; insanın en bâriz özellikleri. Nitekim Fâtiha Sûresini okurken mealen “yalnız sana ibadet eder ve ancak senden yardım dileriz” diyerek âlemlerin Rabbi olan Rabbimize sığınır dünyevî olsun uhrevî olsun her işimizde O’ndan medet bekleriz. İşte iman ve Kur’an hizmetinin erleri de insanların kalplerinde hidayetin sümbüllenmesi için bütün güçleriyle çalışmakla birlikte bu büyük neticeyi kendi kuvvet ve kudretleriyle elde edemeyeceklerini bilerek acz ve fakr ile Allah’ın dergâhına iltica ederler.Üçüncü adım kendilerini cehenneme hazırlayan âsi ve günahkâr insanlara acımak ve yardımlarına bir doktor hassasiyeti ve bir anne şefkatiyle koşmak. Ve dördüncü adım bu işi hikmet dairesinde yürütmek.Millî şairimiz Merhum Mehmet Âkifimizin “Doğrudan doğruya Kur’an’dan alıp ilhamı. Asrın idrakine söyletmeliyiz İslâm’ı.” beytiyle ortaya koyduğu büyük ideal Risale-i Nur Külliyatında kemâliyle tahakkuk etmiştir. Neden ve niçinlerle dolu bu asrın çarşısında ancak hem akla hem de kalbe hitab eden dâvâsını hem sevdiren hem de ispat eden bir külliyat revaç bulabilirdi ve buldu da. Bu tespitlerden birincisi İslâm’ı gerek kendi vatandaşlarımıza gerekse bütün bir insanlık âlemine ulaştırabilmemiz için en büyük şartın Kur’an ahlâkıyla ahlâklanmak olduğunu ders verir. Diğeri ise iman ve Kur’an hakikatlerini muhtaçlara ulaştırabilmek için iktisadî yönden kalkınmak gerektiğini tespit eder.Bu iki yaramızı tam kabul ile tedavisine çalışmamız gerek. Bundan gaflet ederek geçici ve kararsız siyasî formüllere bel bağladığımız sürece sürünmeye devam edecek ve bununla da kalmayıp İslâm’ın muhtaç gönüllere ulaşmasına perde ve engel olmanın mesuliyetini de çekeceğiz.Her müslüman üzerine düşen görevi yapmakla sorumludur. Bir insanın toplumda bulunduğu konum ona bazı sorumluluklar yükler. Her müslüman da o kunumuna göre sorumlu olur. Bu konuya bir hadisi şerifle bakabiliriz: “Bir kötülük gördüğünüz zaman elinizle gücünüz yetmezse dilinizle ona da gücünüz yetmezse kalben buğz ediniz.” buyuruluyor.Herkes her durumda bu hadisi kendine göre yorumlayamaz. Mesela yolda bir kötülük görsek onu elimizle düzeltmeye kalksak ve o kişiye zarar versek o adam da davacı olsa bu durumda bize de ceza tatbik edilir. Öyleyse hadisi şerifin manasını nasıl anlamalıyız?El ile düzeltmek vazifeli insanların yani devletin ve emniyetin görevi dil ile düzeltmek alimlerin vazifesi kalben buğz etmek ise diğerlerinindir.Bu nedenle bir Müslüman önce İslamı hakkıyla yaşamalıdır. Sonra eğer zarar vermeyecekse uygun ve tatlı bir dille anlatmalıdır. Bundan sonrasını da Allaha bırakmalıdır. Nasıl ki ağaç yetiştirmek isteyen bir kimse şu konulara dikkat eder: Tohum ıslah edilmiş tarla ekime elverişli mevsim ekim zamanı ve ekenin de sahasında uzman olması şarttır. Bu açıdan bozuk bir tohumu sert ve elverişsiz bir tarlaya uygun olmayan bir mevsimde hiç ekimden anlamayan bir kimsenin yapması her şeyin boşa gitmesine neden olacaktır. Bu özeliklere sahip olan bir bahçıvan görevini yaptıktan sonra tarladan çiçeklerin ve güllerin çıkması için tarlanın içine girmeye ve onu ağaç yapmaya kalkışmaz. Üzerine düşeni yapar ve sonucu Allah’a bırakır.Aynen bunun gibi doğru İslamiyeti ve İslamiyete layık doğruluğu yaşamak ve anlatmak gerekir. İslama uygun olmayan düşünce ve fikirleri İslam diye anlatmak hem İslama hem anlatana hem de anlatılana zarar verecektir.İslam ve iman tohumlarının atıldığı muhtaç gönüllerin de ona hazır olması gerekir. Henüz bunlara hazır olmayanlara anlatmak bazen zarar bile verebilmektedir. Ayrıca tebliğin mevsimi de çok önemlidir. Ortam şahsın halet-i ruhiyesi beklentileri gibi durumlar da önemlidir. Mevsiminde ekilmeyen her tohum zayi olabilir.Diğer taraftan islamı tebliğ eden kimsenin de onu nasıl anlatacağını kırmadan dökmeden uygun bir ifade tarzıyla akıl kalp ve gönüllere nasıl serpileceğini bilecek donanıma sahip olmalıdır. Uzaman bir doktor gibi ehil olmalıdır. Bu özelliklere sahip olan bir Müslüman üzerine düşenleri yaptıktan sonra o gönüllerde iman ve İslam güllerinin açılmasını Allah’a bırakır Allah’ın vazifesine karışmaz. |
|
| | #5 |
| Foruma Isınan Üye ![]() | Namazla İlgili Ayetler 3- Onlar ki gaybe iman edip namazı dürüst kılarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan (Allah yolunda) harcarlar. 43- Hem namazı dosdoğru kılın zekatı verin rükû edenlerle birlikte siz de rükû edin. 45- Bir de sabırla namazla yardım isteyin. Şüphesiz bu (Allah'a) saygılı olanlardan başkasına ağır gelir. 83- Hani bir vakitler İsrailoğulları'ndan şöylece mîsak (kesin bir söz) almıştık: Allah'dan başkasına tapmayacaksınız ana-babaya iyilik yakınlığı olanlara öksüzlere çaresizlere de iyilik yapacaksınız insanlara güzellikle söz söyleyecek namazı kılacak zekatı vereceksiniz. Sonra çok azınız müstesna olmak üzere sözünüzden döndünüz hâlâ da dönüyorsunuz. 110- Siz namazı hakkıyle kılmaya bakın ve zekatı verin! Kendi nefsiniz için her ne hayır yaparsanız Allah katında onu bulursunuz. Muhakkak ki Allah bütün yaptıklarınızı görmektedir. 152- O halde beni anın ben de sizi anayım. Bana şükredin de nankörlük etmeyin. 177- Yüzlerinizi bazan doğu bazan batı tarafına çevirmeniz erginlik değildir. Fakat eren o kimselerdir ki Allah'a ahiret gününe meleklere kitaba ve bütün peygamberlere iman edip yakınlığı olanlara öksüzlere yoksullara yolda kalmışa dilenenlere ve esirleri kurtarmaya seve seve mal verirler. Namazı kılarlar zekatı verirler. Bir de andlaştıkları zaman sözlerini yerine getirenler hele sıkıntı ve hastalık durumlarında ve harbin şiddetli zamanında sabır ve kararlılık gösterenler var ya işte doğru olanlar da bunlardır korunanlar da bunlardır. 238-Namazlara ve orta namaza devam edin ve Allah için boyun eğerek kalkıp namaza durun. 239-Eğer bir korku hâlindeyseniz yaya veya binekli olarak giderken kılın (korkudan) emin olduğunuz zaman da böyle bilmediğiniz şeyleri size öğrettiği şekilde Allah'ı zikredin (namazlarınızı yine her zamanki gibi huşû ile kılın). 277- İman edip iyi işler yapan namazı dosdoğru kılıp zekatı verenlerin Rabbleri katında elbette mükafatları vardır. Onlara hiçbir korku olmadığı gibi onlar mahzun da olmazlar. NISA SURESINDEN 77- Kendilerine "Ellerinizi savaştan çekin namazı kılın zekatı verin" denilenleri görmedin mi? Üzerlerine savaş yazılınca hemen içlerinden bir kısmı insanlardan Allah'tan korkar gibi hatta daha çok korkarlar ve "Rabbimiz! Niçin bize savaş yazdın? Ne olurdu bize azıcık bir müddet daha tanımış olsaydın da biraz daha yaşasaydık?" derler. Onlara de ki: "Dünya zevki ne de olsa azdır ahiret Allah'a karşı gelmekten sakınan için daha hayırlıdır ve size kıl kadar haksızlık edilmez." 102- Sen onların aralarında bulunup da onlara namaz kıldırdığında içlerinden bir kısmı seninle beraber namaza dursun. Silahlarını da yanlarına alsınlar. Bunlar secdeye vardıklarında diğer bir kısmı arkanızda beklesin. Sonra o namaz kılmamış olan diğer kısım gelsin seninle beraber kılsınlar ve ihtiyatlı bulunsunlar silahlarını yanlarına alsınlar. Kâfirler arzu ederler ki silahlarınızdan ve eşyanızdan bir gafil olsanız da size ani bir baskın yapsalar. Eğer size yağmur gibi bir eziyet erişir veya hasta olursanız silahlarınızı bırakmanızda bir vebal yoktur. Bununla beraber ihtiyatı elden bırakmayın. Kuşkusuz Allah kâfirlere alçaltıcı bir azap hazırlamıştır. MAIDE SURESINDEN 12 - Allah İsrailoğularından söz almıştı. İçlerinden on iki müfettiş göndermiştik... Allah şöyle demişti: " Ben muhakkak sizinle beraberim. Namazı dosdoğru kıldığınız zekatı verdiğiniz peygamberlerime iman ettiğiniz ve onlara yardımda bulunduğunuz (mallarınızı) Allah yolunda güzelce sarfettiğiniz takdirde günahlarınızı mutlaka örter ve sizi altından ırmaklar akan cennetlere korum. Fakat sizden her kim de bundan sonra küfrederse dosdoğru yoldan sapmış olur. 55- Sizin asıl dostunuz Allah'tır O'nun Resulüdür ve namazlarını kılan zekatlarını veren ve rükû eden müminlerdir. 58- Namaza çağırdığınız zaman onu alay ve eğlence konusu yaparlar. Bu onların akıllarını kullanmayan bir toplum olmalarından dolayıdır. 91 - Şeytan içki ve kumarla sizin aranıza düşmanlık ve kin sokmak ve sizi Allah'ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık bunlardan vazgeçtiniz değil mi? 106- Ey iman edenler! İçinizden birine ölüm (emareleri) geldiği zaman vasiyet sırasında aranızdaki şahitliğin hükmü kendi içinizden iki adaletli şahit yahut yeryüzünde yolculuğa çıkmış iseniz ölüm (emareleri de) size gelip çatmışsa sizden olmayan diğer iki şahit tutmaktır. Eğer (bunlardan) şüpheye düşerseniz namazdan sonra onları alıkorsunuz. Onlar da Allah'a şöyle yemin ederler: "Akraba bile olsa yemini bir çıkar karşılığı satmayacağız Allah'ın şahitliğini gizlemeyeceğiz. Aksi halde günahkârlardan oluruz". ENAM SURESINDEN 72- Bize: "Namazı dosdoğru kılın Allah'a karşı gelmekten sakının" (diye emredildi) toplanacağınız yer O'nun huzurudur. 92- Bu Kitap (Kur'ân) kendinden önceki kitapları tasdik eden şehirler anası (Mekke) halkını ve çevresindeki bütün insanlığı uyarman için indirdiğimiz mübarek bir kitaptır. Ahiret gününe iman edenler bu Kitab'a da iman ederler ve onlar namazlarına da devamlıdırlar. 162- De ki: Benim namazım ibadetim hayatım ve ölümüm hep âlemlerin Rabbi Allah içindir. ARAF SURESINDEN 170- Kitaba sarılanlara ve namazı kılmaya devam edenlere gelince biz o iyilerin ecrini hiçbir zaman yitirmeyiz. ENFAL SURESINDEN 3- Onlar ki namazı gereği gibi kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden Allah yoluna harcarlar. TEVBE SURESINDEN 5- Şu haram aylar bir çıktı mı artık o müşrikleri nerede bulursanız öldürün yakalayın hapsedin ve bütün geçit başlarını tutun. Eğer tevbe ederler ve namaz kılıp zekatı verirlerse onları serbest bırakın. Muhakkak ki Allah çok bağışlayandır çok merhamet edendir. 11. Eğer tevbe ederler namazı kılarlar zekatı verirlerse dinde kardeşleriniz olurlar. Biz âyetleri bilen bir kavme açıklarız. 71- Erkek ve kadın bütün müminler birbirlerinin dostları ve velileridirler. İyiliği emrederler kötülükten vazgeçirirler namazı kılarlar zekâtı verirler Allah'a ve Resulüne itaat ederler. İşte bunları Allah rahmetiyle yarlığayacaktır. Çünkü Allah azîzdir hakîmdir. YUNUS SURESINDEN 87- Biz Musa ile kardeşine şöyle vahyettik: "Kavminiz için Mısır'da birtakım evler hazırlayın ve evlerinizi kıbleye karşı yapın ve namazı kılın ve müminlere müjde verin." RAD SURESINDEN 22. Rablerinin rızasını kazanmak arzusuyla sabrederler ve namazı dosdoğru kılarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli ve açıkça Allah yolunda harcarlar ve çirkinlikleri güzelliklerle yok ederler. İşte bunlar bu hayatın akibeti kendilerinin olacak olanlardır. IBRAHIM SURESINDEN 31- (Ey !) İman eden kullarıma söyle: "Namazı dosdoğru kılsınlar alış-veriş ve dostluğun olmadığı bir günün gelmesinden önce kendilerine verdiğimiz rızıktan açık ve gizli (Allah için) harcasınlar." 37- "Rabbimiz! Ben çocuklarımdan bir kısmını namazı dosdoğru kılmaları için senin Beyt-i Haram'ının yanında ekinsiz bir vadiye yerleştirdim. Artık sen de insanlardan bir kısmını onlara meylettir. Ve onları bazı meyvelerle rızıklandır ki şükretsinler. 40- "Ey Rabbim! Beni ve soyumdan gelecekleri namazını dosdoğru kılanlardan eyle! Ey Rabbimiz! duamı kabul et! MERYEM SURESINDEN 31- "Beni nerede olursam olayım mübarek kıldı. Hayatta bulunduğum müddetçe namaz kılmamı ve zekat vermemi emretti." 55- Ailesine ve çevresine namaz kılmayı ve zekat vermeyi emrederdi ve Rabbinin katında hoşnutluğa ermişti. |
|
| | #6 |
| Foruma Isınan Üye ![]() | TA-HA SURESINDEN 14- Şüphesiz ben Allah'ım benden başka hiçbir ilâh yoktur. Onun için bana kulluk et ve beni anmak için namaz kıl. 132- (Ey !) Ehline namaz kılmalarını emret kendin de ona sabırla devam et. Biz senden bir rızık istemiyoruz. Seni biz rızıklandırırız. Güzel akibet takva sahiplerinindir. ENBIYA SURESINDEN 73- Onları buyruğumuz altında (insanlara) doğru yolu gösterecek önderler kıldık. Kendilerine hayırlı işler yapmayı namaz kılmayı zekat vermeyi vahyettik. Onlar bize kulluk eden kimselerdir. MÜ'MİNUN SURESINDEN 2- Onlar ki namazlarında huşû içindedirler. 9- Ve onlar ki namazlarını muhafaza ederler. HAC SURESINDEN 35- Ki Allah anıldığı vakit onların kalpleri titrer. Onlar başlarına gelene sabreden namaz kılan kimselerdir. Kendilerine verdiğimiz rızıktan Allah yolunda harcarlar. 78- Allah uğrunda gerektiği gibi cihad edin. Sizi o seçmiş babanız İbrahim'in yolu olan dinde sizin için bir zorluk kılmamıştır. Daha önce ve Kur'ân'da Peygamberin size şahid olması sizin de insanlara şahid olmanız için size müslüman adını veren O'dur. Artık namaz kılın zekat verin Allah'a sarılın. O sizin sahibinizdir. O ne güzel sahip ve ne güzel yardımcıdır! NEML SURESINDEN 3- Ki o (müminler) namazı dosdoğru kılarlar zekatı verirler ve ahirete de kesin olarak iman ederler. NUR SURESINDEN 37- Birtakım insanlar (Allahı tesbih ederler) ki ne ticaret ne de alış veriş onları Allah'ı anmaktan namaz kılmaktan ve zekat vermekten alıkoymaz. Onlar kalplerin ve gözlerin allak bullak olduğu bir günden korkarlar. 56- Hem namazı kılın zekatı verin ve peygambere itaat edin ki rahmete eresiniz. RUM SURESINDEN 31- Başkasından geçerek hep O'na gönül verin ve O'ndan sakının. Namaza devam edin ve müşriklerden olmayın. LOKMAN SURESINDEN 4- Onlar namazı kılarlar zekatı verirler âhirete de kesin olarak inanırlar. 17- "Yavrucuğum! Namazı kıl iyiliği emret kötülükten sakındır. Başına gelenlere sabret çünkü bunlar azmi gerektiren işlerdendir." AHZAB SURESINDEN 33- Hem vakarınızla evlerinizde durun da önceki cahiliyet devrinde olduğu gibi süslenip çıkmayın. Namazı kılın zekatı verin. Allah ve Resulü'ne itaat edin. Ey ehli beyt! Allah sizden kiri gidermek ve sizi tertemiz pampak yapmak istiyor. FATIR SURESINDEN 18- Hem günah çeken bir kimse başkasının günahını çekmeyecek; yükü ağır basan onun yüklenilmesine çağırsa da ondan bir şey yüklenilmeyecek isterse bir yakını olsun. Fakat sen ancak o kimseleri sakındırısın ki gaybda Rablerinin korkusunu duyarlar namazı dürüst kılarlar. Temizlenen de sırf kendisi için temizlenir. Nihayet dönüş Allah'adır. 29- Allah'ın kitabını okuyan namazı kılan ve kendilerine verdiğimiz rızıktan gizli ve açık olarak verenler kesinlikle batma ihtimali olmayan bir ticaret umarlar. MÜCADELE 13. Gizli (özel) bir şey konuşmanızdan önce sadaka vermekten korktunuz da mı yerine getirmediniz? Fakat Allah da sizi affetti. Şu halde namazı kılın zekatı verin Allah'a ve Resulüne itaat edin. Allah yaptıklarınızdan haberi olandır. MEARİC 22- Ancak namaz kılanlar bunun dışındadır. 23- Onlar ki namazlarını sürekli kılarlar. 34- Namazlarına devam ederler. MÜZZEMMİL 20-Rabbin senin gecenin üçte ikisinden daha azında yarısında ve üçte birinde kalktığını seninle beraber bulunanlardan bir topluluğun da böyle yaptığını biliyor. Gece ve gündüzü Allah takdir eder. O sizin onu sayamayacağınızı bildi de sizi affetti. Bundan böyle Kur'ân'dan size ne kolay gelirse okuyun. Allah içinizden hastalar yeryüzünde gezip Allah'ın lütfunu arayan başka kimseler ve Allah yolunda savaşan daha başka insanlar olacağını bilmiştir. Onun için Kur'ân'dan kolayınıza geldiği kadar okuyun namazı kılın zekatı verin ve Allah'a güzel bir borç verin (Hayırlı işlere mal sarfedin). Kendiniz için gönderdiğiniz her iyiliği Allah katında daha hayırlı ve sevapça daha büyük olarak bulacaksınız. Allah'tan bağış dileyin. Kuşkusuz Allah bağışlayandır merhamet edendir. BEYYINE 5- Halbuki onlar dini sadece Allah'a tahsis ederek Allah'ı birleyerek ancak Allah'a ibadet etmekle namazı kılmakla ve zekatı vermekle emrolunmuşlardır. İşte dosdoğru din budur. CUM'A (cuma namazi) 9- Ey inananlar! Cuma günü namaz için çağrıldığı(nız) zaman Allah'ı anmaya koşun alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır. 10- Namaz kılındıktan sonra yeryüzüne dağılın ve Allah'ın lütfundan (nasibinizi) arayın. Allah'ı çok anın ki kurtuluşa eresiniz. NISA (munafiklarin namazi) 142- Münafıklar Allah'ı aldatmaya çalışırlar. Halbuki Allah onların oyunlarını başlarına geçirecektir. Onlar namaza kalktıkları zaman tembel tembel kalkarlar. İnsanlara gösteriş yaparlar. Allah'ı pek az anarlar. NUR (Sabah Ogle ve Yatsi namazi) 58- Ey iman edenler! Ellerinizin altında bulunan (köle ve cariyeleriniz) ve içinizden henüz erginlik çağına girmemiş olanlar sabah namazından önce öğleyin soyunduğunuz vakit ve yatsı namazından sonra (yanınıza gireceklerinde) sizden üç defa izin istesinler. Bunlar mahrem halde bulunabileceğiniz üç vakittir. Bu vakitlerin dışında ne sizin için ne de onlar için bir mahzur yoktur. (Birbirinizin yanına girip çıkabilirsiniz.) İşte Allah âyetlerini size böyle açıklar. Allah her şeyi bilendir hüküm ve hikmet sahibidir. NISA (Sarhoşluk halinde namaz) 43- Ey iman edenler! Sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar namaza yaklaşmayın. Cünüb iken de yolcu olanlar müstesna gusül edinceye kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta olur veya yolculukta bulunursanız veyahut biriniz abdest bozmaktan gelince veya cinsî münasebette bulunup su da bulamazsanız o zaman tertemiz bir toprak ile teyemmüm edin. Niyetle yüzlerinize ve ellerinize sürün. Şüphesiz ki Allah çok affedicidir çok bağışlayıcıdır. NAMAZ NASIL FAYDASI ? Ankebut-45- Sana vahyedilen Kitabı oku ve namazı kıl. Muhakkak ki namaz hayasızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah'ı anmak elbette en büyük ibadettir. Allah yaptıklarınızı bilir. NAMAZIN VAKITLERI ISRA 78- Güneşin batıya kaymasından gecenin karanlığına kadar (belirli vakitlerde) gereği üzere namazı kıl bir de sabah namazını kıl. Çünkü sabah namazında gece ve gündüz melekleri hazır bulunur. ISRA 79- Gecenin bir kısmında da sadece sana mahsus bir nafile olmak üzere uykudan kalk Kur'ân ile teheccüd namazı kıl Rabbinin seni bir makam-ı mahmuda (şefaat mak-----) göndermesi kesindir. RUM 17- O halde akşama girdiğiniz zaman da sabaha girdiğiniz zaman da tesbih Allah'ındır. (daima O tesbih edilir). RUM 18- Göklerde ve yerde ikindileyin de öğleye erdiğiniz zaman da hamd O'na mahsustur. NAMAZI RIYA ILE VE KUSURLU KILANLAR MAUN SURESI : 4- Vay haline o namaz kılanların ki 5- Kıldıkları namazın değerine aldırış etmezler. NAMAZI ZIYAN EDENLER MERYEM : 59- Sonra bunların ardından öyle bir nesil geldi ki namazı terkettiler heva ve heveslerine uydular; onlar bu taşkınlıklarının karşılığını mutlaka göreceklerdir. (Cehennemdeki "Gayya" vadisini boylayacaklardır.) NAMAZI KISALTMAK NISA: 101- Yeryüzünde sefere çıktığınızda kâfirlerin size bir kötülük yapacağından korkarsanız namazı kısaltmanızda size bir vebal yoktur. Kuşkusuz kâfirler sizin apaçık düşmanınızdır. |
|
| | #7 |
| Foruma Isınan Üye ![]() | Bir Günlük Namaz!!!... Bir Günlük Namaz!!!... ·»«·´`·.(*·.¸(`·. Selamün Aleyküm Arkadaşlar¸.·´)¸.·*).·´`·»«· • Günde 40 rek’at namaz kılıyoruz. Bu 40 rek’atın 17’si farz 3’ü vâcib 20’si sünnettir.• Bir senede 14.600 rek’at namaz kılıyoruz. • Ramazan’da 600 rek’at teravih namazı kılıyoruz. • Toplam bir yılda 15.200 rek’at namaz kılmış oluyoruz. • Akşam namazından sonra kılınan evvabin namazı kuşluk vaktinde kılınan duha namazı gece kılınan teheccüd namazı gibi nâfile namazlar 15.200 rek’at sayısı dışındadır.Namaz kılan bir mü’min bir günlük namazında neyi ne kadar zikrediyor; hiç düşündünüz mü Gelin ortalama bir rakam çıkaralım: Namaz kılan bir mü’min bir günde en az – 40 def’a Besmele çekiyor. – 40 def’a Fatiha sûresini okuyor. – 80 def’a Rabb’imizin er-Rahman ismini söylüyor. – 80 def’a er-Rahim ismini söylüyor. – 213 def’a ALLAH-u Ekber diyor. – 120 def’a Sübhane Rabb’iye’l-Azim diyor.– 240 def’a Sübhane Rabbiye’l-Âlâ diyor.– 15 def’a Sübhaneke duâsını okuyor. – 40 def’a Semi ALLAHu limen hamideh diyor. – 40 def’a Rabbena ve leke’l-hamd diyor. – 40 def’a Âmin (Ya Rabbî! Duâlarımı kabul buyur) diyor. – 33 def’a Zamm-ı Sûre okuyor. – 21 def’a Ettahiyyatü’yü okuyarak Peygamberimize selâm gönderiyor. – 21 def’a Kelime-i Şehadet’i söylüyor. – 26 def’a omuzundaki meleklere ve yanlarındaki Müslümanlara Selâm veriyor. – 13 def’a ALLAHümme ente’s-Selâmü ve Minke’s-Selâmu Tebârekte ya Zelcelâli ve’l-ikrâm diyor.– 13 def’a Rabbenâ Âtina duâsını okuyor.– 13 def’a Rabbenâğfirli duâsını okuyor.– 15 def’a ALLAHümme Salli selâvatını okuyor. – 15 def’a ALLAHümme bârik selavatını okuyor. – 15 def’a Euzübillâhimineşşeytânirrâcîym diyerek şeytanın şerrinden ALLAH’a sığınıyor. Bu zikrettiklerimiz sâdece namazın içinde okunanlardır. Namazdan önce ve sonra okunanlar ve tesbihatlar bu rakamların dışındadır. 60 yıl yaşayıp da kulluğunun gereklerini yerine getiren bir mü’minin yaptıklarını ve söylediklerini bu kadar yıl hesabıyla hesaplayın bakalım ne çıkacak karşınıza.Ya kulluk şuurundan uzak ibâdetlerden mahrum ömrünü zilletle geçirmiş bedenini ibâdetsizlik illeti (hastalığı) istila etmiş olanlara ne diyeceksiniz. Gerçekten çok büyük kayıp içindeler değil mi?ALLAH şerlerinden korusun ve kurtarsın...AMİN............ |
|
| | #8 |
| Foruma Isınan Üye ![]() | LÜTFEN 2 DK'NIZI AYIRIP OKUYUN! Her insan hayatın coşkun denizinde özellikle zorluk ve sıkıntı anlarında kendi deruni ıstırap ve kaygılarını yatıştırmak için sağlam bir manevi sığınağa ihtiyaç duyar. Gerçek şu ki bu sığınak Allah’ı anmaktan başka bir şey olamaz.Allah Teala çöyle buyurur: ...Bilin ki ancak Allah’ı anmakla kalpler güvene kavuşur.(1) Yüce Allah’ın bizim ibadetimize hiçbir ihtiyacı yoktur; ama bizler Allah’a ve onunla ilişki vesilesi olan ibadet ve namaza muhtacız. Namaz kul ile Yüce Allah arasında sürekli bir irtibat vesilesidir. Zayıf ve güçsüz insanın güçlü ve kadir olan Allah Teala ile bu manevi ilişkisi çeşitli zorluklar karşısında insana güç verir. Hayatın zorluklarında şaşkınlığa uğramış insan sadece Allah’a yönelmekle huzura kavuşabilir ve namaz insanın Allah’a yönelmesini O’na bağlanmasını sağlar. Çünkü niyet iftitah tekbiri fatiha ve fatihadan sonra bir surenin okunması rüku secde teşehhüt selam ve namazın diğer vacip ve şartları insanın kalbini Allah’a yönlendirecek özelliğe sahiptir. Namaz kılan bir mümin her gece ve gündüz beş defa bütün varlığıyla Allah’a yönelmektedir. Bir pusulanın denizdeki gemiye hedefe doğru kılavuzluk etmesi gibi namaz da mümini sürekli olarak en yüce hedef olan lıkaullahh’a (Allah’a kavuşmaya) doğru kılavuzluk etmekte ve onu yanlış yollara sapmaktan korumaktadır.Resulullah (Allah’ın salat ve selamı ona ve Ehl-i Beyt’in’e olsun) şöyle buyuruyor: “Mümin namaza başladığında Allah Teala namazı bitirinceye kadar lütuf ve merhamet ile ona bakar ve o ilahi merhamet gölgesinde yer alır; onun etrafını göğün ufuklarına kadar melekler sarar ve Yüce Allah bir meleği onun baş ucunda durup şöyle demekle görevlendirir: Ey namaz kılan! Eğer kimin sana baktığını ve kiminle raz-u niyaz ettiğini bilseydin asla bu yerinden ayrılmazdın ve başka bir şeye ilgi göstermezdin.”(2)Başka bir hadiste de şöyle yer almıştır: “Eğer namaz kılan Allah’ın azamet ve yüceliğinin ne derecede onu sardığını bilseydi başını secdeden kaldırmak istemezdi.”(3) Sekizinci İmamımız Rıza (a.s) namazın farz oluş hikmetini açıklarken şöyle buyurmuştur: “Namaz kulun kendi Mevla ve yaratıcısını unutmayarak kendi haddini aşmaması için gece-gündüz Allah Teala’yı anmasını sağlar. Allah’ı hatırlamak ve O’nun huzurunda ibadet için kalkmak insanin günaha düşmesine engel olur ve onu çeşitli fesatlara düşmekten kurtarır.”(4) Yine Resulullah (Allah’ın salat ve selamı ona ve Ehl-i Beyt’in’e olsun) namaz hakkında soran birisine şöyle buyurmuştur: “Namaz dinin hükümlerindendir; Yüce Allah’ın hoşnutluğunu kazanmak vesilesi ve peygamberlerin apaçık yollarındandır. Namaz kılan melekler tarafından sevilir. Namaz; hidayet iman marifet ve rızkının bol olmasına vücudunun sıhhatine vesiledir. Namaz şeytanı üzer ve kafirlere karşı da bir silahtır. Namaz duanın icabet olmasına ve diğer amellerin kabul olmasına vesile olur; namaz müminin ahireti için bir azık ölüm meleğine karşı şefaatçi kabirde yoldaşı ve sergisi nekir ve münkerin kabirdeki sorularına karşı cevabı kıyamet günü namaz kılanın tacı yüzünün nuru ve elbisesi ateşe karşı korunağı Yüce Rabbine karşı delili ve bedeninin ateşte yanmaktan koruyucusu sırattan geçiş izni hurilerin mihri ve ebedi cennetin karşılığıdır. Kul namaz ile yüce makamlara ulaşır; çünkü namaz Allah’ı her eksiklikten tenzih etmek O’nun tekliğine şahadet getirmek O’na hamd etmek tekbir getirmek O’nu övgüyle anmak takdis etmek zikir ve dua etmektir. (5)Namaz Yüce Allah’a karşı şükür etmektir. Allah’ın bize verdiği nimetleri saymak mümkün değildir; bu nimetler karşısında namaz küçük bir teşekkür mesabesindedir. Dördüncü Masum İmam Zeyn’ul Abidin (a.s) şöyle naklediyor: Büyükbabam Resulullah (s.a.a) çok ibadet eder ve namaz kılardı; namaz için ayakta durmaktan ayakları şişmişti. Kendisine “Senin geçmiş ve gelecek tüm günahlarını Allah Teala bağışlamış olmasına rağmen(6) neden bu kadar kendini zorluğa düşürüyorsun?” denince Resulullah “Acaba ben şükür eden bir kul olmayayım mı?” diye cevap verdi.(7) Allah ibadet ve kulluğa layıktır. Hz. Ali (a.s) kendi duasında şöyle diyor: “Allah’ım ben sana cehennemin azabının korkusundan veya cennete olan özentiden ibadet etmiyorum. Seni kulluk edilemeye ve ibadet olunmaya layık bulmuşum; sana ibadetim bu yüzdendir.(8) Namaz kılmak erginlik çağına ulaşan akıl sahibi her insana tüm şartlarda farzdır. Hatta savaş meydanında savaş halindeki bir kimsenin veya suda boğulmakta olan bir insanın bile namazı belirlenen kısa şekilde yerine getirmesi gerekir.Namazın dindeki manevi önemi yüzünden din önderleri namazı dinin direği olarak nitelendirmiş ve bilerek namaz kılmayanın dinini tahrip ettiğini açıklamışlardır.(9)İmam Cafer Sadık (a.s)’dan Yüce Allah’a en güzel yakınlaşmak vesilesi nedir diye sorulunca “Allah’ı tanımaktan sonra Allah’a yakın olmak için namazdan daha önemli bir şey olduğunu bilmiyorum” demiştir.(10) Yine buyurmuşlar ki: “Hesap anında her şeyden önce kul namaz yönünden hesaba çekilecek; eğer namazı kabul olursa diğer amalleri de kabul olur; eğer namazı reddedilirse diğer amelleri de reddedilir.”(11)İmam Cafer Sadık (a.s) vefat zamanı yaklaşınca tüm akraba ve yakınlarını çağırarak onlara şöyle demiştir: “Bizim şefaatimiz namaza önem vermeyen kimseye ulaşmaz.”(12)Namaz Hz ’in ( Allah’ın salat ve selamı ona ve Ehl-i Beyt’in’e olsun) peygamberlikle görevlendirildiği ilk günlerden itibaren teşri edilen hükümler arasındadır. Peygamber Hz. Hatice ve o zaman on yaşında olan Ali (a.s) ile birlikte müşriklerin çeşitli eziyetlerine aldırmayarak Kabe’nin etrafında bu ilahi farizayı yerine getiriyorlardı. Kur’an-ı Kerim’de namaza çok önem verilmiştir. Kur’an’da on dört yerde hakkınca namazı yerine getirin ayakta tutun anl----- gelen ekimu veya ekimne tabirleri ve beş yerde namazı ayakta tut anl----- gelen ekim tabiri yer almıştır. Bir çok ayette de Akame yukımu yukımune ve mukimin tabirleriyle namazı hakkınca yerine getiren müminlerden söz edilmiş ve övülmüşlerdir. Bazı ayetlerde namazı hakkınca kılanlardan manevi ticaretlerinde asla zarara uğramayanlar olarak söz edilmiş.(13) Ve bir ayette de müminlerin sadece namaz kılan zekat veren ve ahirete yakinleri olan kimseler oldukları açıklanmıştır.(14)Taif Şehrinin halkı İslam’a girmeleri için bazı koşullar öne sürmüş ve bu koşullar arasında namazın kendilerine farz olmaması talebinde bulunmuşlardı; Peygamber onlara verdiği cevapta: “Ama namaz ile ilgili koşulunuza gelince namazsız bir dinin hayrı yoktur” diye buyurmuştur.(15)Namazı terk etmek büyük bir günahtır ve insanın dini yönden tamamen düşüşüne ve cehennem azabına duçar olmasına sebep olur. Allah Teala Kuran-ı Kerim’de buyuruyor ki Ahirette bazı suçlulara şöyle sorarlar: “Sizi cehenneme düşüren nedir? Onlar şöyle derler: ‘Biz namaz kılanlardan değildik...”( Her şeyi yoktan var eden bizi insan olarak yaratan ve sayısız nimetlerle donatan Allah’a şükranda bulunmak teşekkür etmek en başta gelen insani görevimizdir. Allah’a şükretmek dil kalp ve bedenle olur. Şükrün bütün bu kısımlarını toplayan bir ibadet şekli vardır ki o da namazdır.Namaz alemlerin Rabbi olan Allah’a ibadet ve kulluğun tayin ve tespit olunmuş en mükemmel şeklidir.Namaz Allah Teâla’nın gördüğümüz görmediğimiz bildiğimiz bilmediğimiz bitmez tükenmez nimetler ve ihsanlarına karşı şükranlarımızı sunmaktır.Namaz işlediğimiz günahlardan arınmak işleyeceklerimizden de korunmak için kalbimiz dilimiz ve bütün varlığımızla yaptığımız kulluk görevidir.Namaz insanı günahlardan arındıran kötülüklerden alıkoyan ruhu temizleyip kalbi aydınlatan en güzel bir ibadettir. Bunun içindir ki Cenab-ı Hak Kur’an-ı Kerim’de: “Ey ![]() kitap’tan sana vahy olunanı oku. Namazı dosdoğru kıl muhakkak ki namaz hayasızlıktan ve fenalıktan alıkoyar. Allah’ı anmak ne büyük şeydir. Allah yaptıklarınızı bilir.” [1]Hud Suresinin 114. ayetinde ise mealen şöyle buyrulmaktadır: “Gündüzün iki ucunda (yani sabah öğle ve ikindi vakitlerinde) ve gecenin gündüze yakın zamanlarında (akşam ve yatsı vakitlerinde) namazı dosdoğru kıl doğrusu iyilikler kötülükleri giderir. Bu iyi düşünenlere bir öğüttür.”[2]Her namaz bir iyilik olduğuna göre namaz kılmaya devam eden bir mü’minin geçmişte işlemiş olduğu küçük günahlarının affedileceği ayet-i kerimeden anlaşılmaktadır. Hz. Osman’ın Resul-i Ekrem efendimizden rivayet ettiği bir hadis-i şerif ‘e göre: “Herhangi bir müslüman temizlenir usulüne göre abdest alarak beş vakit namazını kılarsa kıldığı bu namazlar iki namaz arasında işlemiş olduğu küçük günahlarına kefaret olur.”[3] Günde beş defa namaz kılmak kadın erkek her müslümanın üzerine farzdır. İnsan bu ibadeti yerine getirmek suretiyle gönlünü Allah’a bağlar. ”Beni anmak için namaz kıl” mealinde olan ayetin işaret ettiği sır ve hikmet budur.[4]Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de; Hz. Lokman’ın evladına; “Oğulcağızım namazını dosdoğru kıl”[5] diye öğüt verdiğini bildirmekte; “Hz. İsmail’i kavmine namaz kılmayı emrettiği için övmekte ve Hz. İsa’ın beşikte iken mucize olarak konuştuğunda yaşadığım müddetçe bana namaz ve zekatı emretti”[6] dediğini haber vermektedir.Bu ayetler göstermektedir ki namaz geçmiş ümmetlere de farz kılınmış bir ibadettir.Dînî bir görev olan namaz imanın işâreti kalbin ışığı ruhun kuvveti bedenin koruyucusu ve sevgili peygamberimizin ifadesiyle “Mü’minin mi’racıdır.”[7]Manevi bir yükselme ve mi’rac sırrına erme vesilesi olan namaz insanı ruhen ve ahlaken yükselten onu Allah’a yaklaştıran bir ibadettir.Bu amaçla abdest alıp seccadesinin başına gelen ve Allahü ekber diyerek Allah’ın huzuruna duran kul; önce “Sübhaneke” yi okur “Allahım hamd ederek seni tesbih ederim senin ismin mübarektir. Sen yüceler yücesisin sen’den başka ilah yoktur.Sonra “Eûzü billahi mine’ş-şeytanir-racim.” Şeytan’ın şerrinden sana sığınırım.Daha sonra da “Bismillahirrahmânirrâhim” Rahman ve Rahim olan Allahın adıyla başlarım” der.İşte bütün bunlar Mirac merdiveninin birer basamağıdır. Kul artık manevi bir asansöre binmiştir. “Sen her şeyden münezzehsin Ya Rabbi! Hamd sana mahsustur. İsmin de mübarektir. Sen yüceler yücesisin teksin eşin ve benzerin yoktur. Bütün şerlerden sana sığınırım. Her güzel işe senin isminle başlarım yaptığım her işte senin rızanı ararım” diyerek derece derece yükselir. Böylece mânâ alemine doğru harekete geçmiş olan kul Fatiha suresini okumaya başlar.“Hamd alemlerin Rabbi rahmet ve merhameti sonsuz ve din gününün sahibi olan Allah’a mahsustur ” mealindeki ayetleri okurken perdeler tamamen açılmış kul tam bu sırada huzura alınmıştır. İşte bu esnada kul “Allahım ancak sana kulluk eder ve yalnız senden yardım dileriz.” Diyerek ibadet ve ubudiyetini Rabbine arz eder. Muhtaç olduğu yardımı yine Rabbinden isteyerek şöyle der. “Ya Rabbi! Yalnız senin huzurunda eğilir alnımı secdelere korum. Senden başkasına asla kul köle olmam Ya Rabbi muhtaç olduğum yardımı da yalnız senden isterim. Gerçek manada yardım eden sensin her şey senin iradene bağlıdır senden medet olmadıkça hiçbir kimse bana yardım edemez. Allahım bizi doğru yola ni’metine erdirdiğin kimselerin gazaba uğramayanların sapmayanların yoluna eriştir.”der[8] Arz-u halinin sonunda bir mühür mesabesinde olan “AMİN” kelimesini söyler.Fatihadan sonra bir sûre veya en az üç ayet okumak suretiyle ayakta durmayı tamamlayan kul ruku’a varır. Üç defa “Sübhane Rabbiye’l-azîm” Büyük rabbimi tesbih ederim. Daha sonra secdeye varıp üç defa “Sübhane rabiye’l Â’lâ “ Yüce Rabbimi tesbih ederim. Diyerek Rabbine mülâki olur. Nitekim Cenab-ı Hak Kur’an-ı Kerimde; “Secde et ve Allah’a yaklaş”[9] buyurarak mânâ âlemine yükselmenin ve Allah’a yaklaşmanın yolunun namazdan namazın secdesinden geçtiğini bildirmektedir.Bu şekilde kılınan namaz Allah’ın rızasını kazanmaya ve cennet mutluluğuna ulaşmaya vesile olur.Resullah efendimiz veda haccında okuduğu hutbelerinde ashabına hitaben “Allah’tan korkunuz beş vakit namazınızı kılınız orucunuzu tutunuz mallarınızın zekatını veriniz. Emir sahiplerine itaat ediniz bunları yaparsanız Rabbinizin cennetine giresiniz.”[10] Buyurmuşlardır.Yine sevgili peygamberimiz bir gün etrafındaki ashabına: “Altı konuda bana söz verin ben de sizin cennete girmenize kefil olayım“ Buyurduklarında; Eshap: “Ey Allah’ın Resulü onlar nelerdir? Dediler.Resulü Ekrem Efendimiz: “Namaz zekat ve emanete riayet nefsi zinadan mideyi haramdan dili kötü sözlerden korumaktır.” Cevabını verdiler.[11]Yüce Allah namaz kılan kulları için ebedi mutluluk yurdu olan cennetler hazırladığını beyan ederek şöyle buyurmaktadır: “İnanıp yararlı işler işleyenlerin namaz kılıp zekat verenlerin Rabb’leri katında ecirleri vardır. Onlara hiçbir korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.” [12]Ne mutlu Allah’ın buyruklarına uyanlara. Ne mutlu cennete girip Rabbi’nin rızasına ulaşanlara. __________________ |
|
| | #9 |
| Foruma Isınan Üye ![]() | NAMAZLA İLGİLİ HADİS VE AYETLER İşin başı islam İslamın direği namaz en zirvesi ise ALLAH yolunda cihaddır.(Tirmizi) (Ey !) Kitaptan sana vahyolunanı oku namazı da dosdoğru kıl. Çünkü namaz insanı hayasızlıktan ve kötülükten alıkor. ALLAH’ı anmak (olan namaz) elbette en büyük ibadettir. ALLAH yaptıklarınızı biliyor.(Ankebut 45) Arınan ve Rabbinin adını anıp namaz kılan kimse mutlaka kurtuluşa erer.(Ala 14-15) Şüphe yok ki ben ALLAH’ım. Benden başka hiçbir ilah yoktur. O halde bana ibadet et ve beni anmak için namaz kıl.(Taha 14) Bazen namaz zekatla zikredilmiştir. Namazı kılınız zekatı veriniz.(Bakara 110) Bazen sabırla beraber Bir de sabır ve namazla ALLAH tan yardım isteyin (Bakara 45) Bazen kurbanla beraber Rabbin için namaz kıl ve kurban kes.( Kevser 2) Bazende iyi amellere namazla başlanır Ey ! De ki: “Şüphesiz benim namazım da diğer ibadetlerim de yaşamam da ölümüm de âlemlerin Rabbi ALLAH içindir.” O’nun hiçbir ortağı yoktur. İşte ben bununla emrolundum. Ben müslümanların ilkiyim.(Enam 162-163) Mü’minler gerçekten kurtuluşa ermişlerdir.Onlar ki namazlarında tevazu ve korku sahibidirler.Onlar ki namazlarını kılmağa devam ederler İşte bunlar varis olanların ta kendileridir.Onlar Firdevs cennetlerine varis olurlar. Onlar orada ebedî kalacaklardır.(Mü minun 1-2-9-11) Namazın yolculukta ve ikamet halinde emniyette ve korku halinde kılınması gerektiğinde emirler Namazlara ve orta namaza devam edin. ALLAH’a gönülden boyun eğerek namaza durun. Eğer (bir tehlikeden) korkarsanız namazı yaya olarak veya binek üzerinde kılın. Güvenliğe kavuşunca da ALLAH’ı daha önce bilmediğiniz ve onun size öğrettiği şekilde anın (namazı normal vakitlerdeki gibi kılın)(Bakara 238-239) Yeryüzünde sefere çıktığınız vakit kâfirlerin size saldırmasından korkarsanız namazı kısaltmanızdan ötürü size bir günah yoktur. Şüphesiz kâfirler sizin apaçık düşmanınızdır.(Ey !) Cephede sen de onların (mü’minlerin) arasında bulunup da onlara namaz kıldırdığın vakit içlerinden bir kısmı seninle beraber namaza dursun. Silahlarını da yanlarına alsınlar. Bunlar secdeye vardıklarında (bir rekat kıldıklarında) arkanıza (düşman karşısına) geçsinler. Sonra o namaz kılmamış olan diğer kısım gelsin seninle beraber kılsınlar ve ihtiyatlı bulunsunlar silahlarını yanlarına alsınlar. İnkar edenler arzu ederler ki silahlarınızdan ve eşyanızdan bir gafil olsanız da size ani bir baskın yapsalar. Yağmurdan zahmet çekerseniz ya da hasta olursanız silahlarınızı bırakmanızda size bir beis yoktur. Bununla birlikte ihtiyatlı olun (tedbirinizi alın). Şüphesiz ALLAH inkarcılara alçaltıcı bir azap hazırlamıştır.Namazı kıldınız mı gerek ayakta gerek otururken ve gerek yan yatarak hep ALLAH’ı anın. Güvene kavuştunuz mu namazı tam olarak kılın. Çünkü namaz mü’minlere belirli vakitlere bağlı olarak farz kılınmıştır.(Nisa 101-103) Namazı eksik ve terketme ilgili ayetler Onlardan sonra namazı zayi eden şehvet ve dünyevi tutkularının peşine düşen bir nesil geldi. Onlar bu tutumlarından ötürü büyük bir azaba çarptırılacaklardır.(Meryem 59) Namaz hidayete sevk eden büyük işlerdendir Hz İbrahim (a.s) rabbine şöyle dua etmişti. Rabbim benide çocuklarımıda namaz kılanlardan eyle.Rabbimiz duamı kabul buyur.(ibrahim 40) Yine Maun süresinde Vay haline o namaz kılanların ki namazlarında gaflet içindeler. |
|
| | #10 |
| Foruma Isınan Üye ![]() | NAMAZLA İLGİLİ HADİSLER: 1- "ان بين الرجل و بين الشرك و الكفر ترك الصلاة" “Muhakkak ki kişi ile şirk ve küfür arasında namazın terki vardır.”(Müslim Îmân 134)2- " بين الرجل و بين الشرك و الكفر ترك الصلاة " “Kişi ile şirk ve küfür arasında namazın terki vardır.” (Müslim Îmân 134)3- " بين العبد و بين الكفر ترك الصلاة " “Kul ile küfür arasında namazın terki vardır.” (Ebû Dâvut Sünnet 14; Tirmizî Îman 9; İbn Mâce İkâmes-Salah 77) 4- " بين الكفر و ايمان ترك الصلاة " “Küfür ile iman arasında namazın terki vardır.” (Tirmizî İman 9)5- " بين العبد و بينالشرك او الكفر ترك الصلاة " “Kul ile şirk veya küfür arasında namazın terki vardır.” (Tirmizî İman 9)6- " ليس بين العبد و الشرك الا ترك الصلاة فادا تركها فقد اشرك " “Kul ile şirk arasında namazın terkinden başka bir şey yoktur. Onu terk ederse şirk koşmuş olur.”(İbn Mâca İkâme’s-Salâh 77)7- " ليس بين العبد و بين الشرك او بين الكفر الا ترك الصلاة " “Kul ile şirk arasında veya küfür arasında namazın terkinden başka bir şey yoktur.”(Darîmî Salat 29)8- " العهد اللدي بيننا و بينهم الصلاة فمن تركها فقد كفر" “Onlarla (kafirlerle/münafıklarla) bizim aramızdaki ahit (fark) namazdır. Her kim onu terk ederse küfretmiş olur.”(Tirmizî İman 9; İbn Mâce İkâme’s-Salah 77)9- " ان العهد اللدي بيننا و بينهم الصلاة فمن تركها فقد كفر" “ Muhakkak ki onlarla (kafirlerle/münafıklarla) bizim aramızdaki ahit (fark) namazdır. Her kim onu terk ederse küfretmiş olur.”(Neseî Salat 8)10- " كان اصحاب محمد صلي الله عليه و سلم لا يرون شيأ من الاعمال تركه كفر غير الصلاة " “Rasûlullâh (SAS)’in ashabı namazdan gayrı hiçbir amelin terkini küfür bilmezlerdi.” (Tirmizî İman 9)“Rasulullah bir sahabeye: “Allah’ın huzurunda çok çok secde et çok çok namaz kıl. Çünkü Allah her secde sebebiyle bir derece yükseltir ve suçlarından birini affeder.” Buyurmuştur.“Muhakkak ki namazın terki insan için küfür ve şirk arasında bir durumdur.” Yani insanı şirke veya küfre götürücüdür. “Yedi yaşına varmış olan çocuğa namazı öğretin. On yaşına vardığı zaman kılmazsa sıkıştırın baskı yapın. Yataklarını ayırın.”“Münafıklarla bizim aramızdaki ahit namazdır. Bunun için kim namazı terk ederse muhakkak küfretmiştir.”“Peygamberin ashabı namazdan başka hiçbir ibadetin terkini küfür saymazlardı.”“Hırsızın en kötüsü namazından çalandır” “temizliğini güzel yapıp “Temizliğini güzel yapıp namazını vaktinde kılan ruku ve secdeleri hakkıyla yerine getiren kalbi huşu ve hudu içerisinde bulunan kimsenin namazı beyaz ve parlak olarak arşa çıkıp der ki: “Sen beni koruduğun gibi Allah da seni korusun.” Namazı vaktinde kılmayan temizliğine tam riayet etmezse bu şekilde olan namaz siyah ve karanlık olarak göğe çıkar ve der ki: “Sen beni zayi ettiğin gibi Allah da seni zayi etsin.” Sonra Allah’ın dilediği zamana kadar orada durur ve eski kaftan gibi onu dürüp yüzüne çarparlar.”“Allah TeÂla kullarına şehadet kelimesinden sonra namazdan daha sevgili bir ibadeti farz kılmamıştır. Eğer namazdan daha sevgili bir ibadet olsa idi onu melekler yapardı. Halbuki onlar daima namaz üzeredir. Bir kısım rükuda bir kısımı secdede bir kısmı ayakta bir kısmı da oturmaktadır.”“Bir kimse bile bile bir vakit namazını terk ederse kafir olur. (kafire benzer)“Suyun kiri temizlediği gibi beş vakit namaz da günahları siler temizler.”“Namaz dinin direğidir.onu bırakan dinini harap etmiş olur.” “sahabeden birisi Rasulullah (Sallallahu Aleyhi Vessellem’e) “Dinin en faziletli ameli hangisidir” diye sorduklarında Rasulullah “vaktinde kılınan namazdır” buyurmuşlardır.“Cennetin anahtarı namazdır” “Kıyamet gününde ilk önce namaza bakılır. Eğer şartları rükunları tamam ise diğer amelleri ile birlikte sahibinin yüzüne çarparlar.”“namazı ilk vaktinde kılanın son vaktinde kılana göre üstünlüğü ahiretin dünyaya olan üstünlüğü gibidir.”“Rasulullah bir sahabeye şöyle dedi: “Alah’ın huzurunda çok çok secde et çok çok namaz kıl. Çünkü Allah her secde sebebiyle bir derece yükseltir ve suçlarından birini affeder.”“Hiçbir Müslüman yoktur ki namaz vakti gelince abdestini güzelce alıp ruku ve huşuyu tam manasıyla yerine getirerek namazını kılsın da bu namaz büyük günahlardan olmayan geçmiş günahlarına kefaret olmasın. Ve bu kefaret ömrü boyunca devam edip gider.”“rasulullah bir kutsi hadiste şöyle buyurmuştur: ‘Allah Teâla buyurdu ki:”Ben ümmeti üzerine beş vakit namazı farz kıldım. Bunları vakitlerinde kılıp gelen kimseyi de cennete koyacağımı ahdettim. Namazlarına devam etmeyen kimseye ise hiçbir ahdim yoktur.”“Uyku sebebiyle namazı terk etmek bir kusur sayılmaz. Uyanık halde iken farzın terk ve geciktirilmesinde günah vardır.” __________________ |
|
![]() |
| . |
islamda namazın yeri ve önemi,
islamiyette cuma gününün önemi,
islamiyette namazin önemi,
namazları vaktinde kılmayıp kazaya bırakmanın manevi sorumluluğu,
namazları vaktinde kılmayıp kazaya bırakmanın manevi sorumluluğu nedir,
namazı kazaya bırakmanın manevi sorumluluğu,
namazın islamdaki yeri ve önemi,
Yaz Yaz Bitmez.. |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| 5 Vakit Namaz Ve Önemi Konusuna Benzer Konular |
| Siz de 5 Vakit Namaz Kılmak İster misiniz?
Namaz dinin direğidir . ( Hadisi Şerif )
Hayatımızı kelimelere dökecek olsak onu şu şekilde tanımlaya biliriz . Hayat , vesileler toplamıdır ....Devamı...
Gösterim: 150 - Yorum: 0 - Ekleyen: güle_aşık
|
| 5 vakit namaz kılıyorum
5 vakit namaz kılıyorum
Franck Ribery, her müslüman gibi 5 vakit namaz kılmaya çalıştığını söyledi.Devamı...
Gösterim: 151 - Yorum: 7 - Ekleyen: IzмiЯ ÇiceĞi´
|
| Siz de 5 vakit Namaz kılmak istemezmisiniz...
Hayatımızı kelimelere dökecek olsak onu şu şekilde tanımlaya biliriz . Hayat , vesileler toplamıdır . Dikkatle bakacak olursak hayatımızın...Devamı...
Gösterim: 150 - Yorum: 3 - Ekleyen: » Άłıпy'α'zım «
|
| Beş vakit namaz kılardım iki yıl önce ateist oldum
Beş vakit namaz kılardım iki yıl önce ateist oldum
BURSA’da annesi Asiye F.’yi öldürüp parçalara ayıran 17 yaşındaki M. F., ‘satanist misin’...Devamı...
Gösterim: 237 - Yorum: 5 - Ekleyen: NoRa..!
|
| : Siz de 5 vakit namaz kılmak ister misiniz ??
Namaz dinin direğidir .” ( Hadisi Şerif )
Hayatımızı kelimelere dökecek olsak onu şu şekilde tanımlaya biliriz . Hayat , vesileler toplamıdır ....Devamı...
Gösterim: 631 - Yorum: 28 - Ekleyen: [A]b-ı haya[T]
|