Geri git   Tatlı Aşkım > »»-(¯`v´¯)-» Genel »»-(¯`v´¯)-» > Dini Konular
Kayıt ol Yardım Resim Yükle Üye Listesi Ajanda Skorlu Flash Oyunlar Forumları Okundu Kabul Et
Dini Konular Islam'la ilgili tüm konularımız..

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Dini Konular Kategorisindeki Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali konusu; 151- Allah'ın hakkında hiçbir delil indirmediği şeyleri O'na ortak koşmalarından dolayı inkâr edenlerin kalplerine korku salacağız. Onların yurtları ateştir. Zalimlerin dönüp varacağı yer ne kötüdür! 152- Siz Allah'ın izni ile ...

Like Tree10Beğeniler
Cevapla
 
plus
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 11-04-2008, 16:42   #11
alone_-young
Foruma Alışıyor
Standart


151- Allah'ın hakkında hiçbir delil indirmediği şeyleri O'na ortak koşmalarından dolayı inkâr edenlerin kalplerine korku salacağız. Onların yurtları ateştir. Zalimlerin dönüp varacağı yer ne kötüdür!


152- Siz Allah'ın izni ile düşmanlarınızı öldürürken Allah size olan vaadini yerine getirmiştir. Allah size sevdiğiniz (galibiyeti) gösterdikten sonra zaafa düştünüz. (Peygamber'in verdiği) emir hakkında tartışmaya kalkıştınız ve isyan ettiniz. Kiminiz dünyayı istiyordu kiminiz ahireti istiyordu. Sonra Allah sizi denemek için onlardan geri çevirdi ve sizi bağışladı. Allah müminlere karşı çok lütufkârdır.


153- Peygamber sizi arkanızdan çağırıp dururken siz boyuna uzaklaşıyor hiç kimseye dönüp bakmıyordunuz. Bundan dolayı Allah size gam üstüne gam verdi ki ne elinizden gidene ne de başınıza gelene üzülmeyesiniz. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.


154- Sonra o kederin ardından (Allah) üzerinize öyle bir eminlik öyle bir uyku indirdi ki o içinizden bir zümreyi örtüp bürüyordu. Bir zümre de canları sevdasına düşmüştü. Allah'a karşı cahiliyet zannı gibi hakka aykırı bir zan besliyorlar ve "Bu işten bize ne?" diyorlardı. De ki: "Bütün iş Allah'ındır". Onlar sana açıklamayacaklarını içlerinde saklıyorlar (ve) diyorlar ki: "Bize bu işten bir şey olsaydı burada öldürülmezdik". Onlara şöyle söyle: "Eğer siz evlerinizde olsaydınız bile üzerlerine öldürülmesi yazılmış olanlar yine muhakkak yatacakları (öldürülecekleri) yerlere çıkıp gidecekti. Allah (bunu) göğüslerinizin içindekini denemek ve yüreklerinizdekini temizlemek için yaptı. Allah göğüslerin içinde olanı bilir.


155- İki toplumun karşılaştığı gün içinizden yüz çevirip gidenler var ya şeytan onların kazandıkları bazı şeylerden dolayı ayaklarını kaydırmak istedi. Ama yine de Allah onları affetti. Kuşkusuz Allah çok bağışlayandır halim(çok yumuşak)dir.


156- Ey iman edenler! Sizler inkâr edenler ve yeryüzünde sefere veya savaşa çıkan kardeşleri için: "Eğer bizim yanımızda olsalardı ölmezlerdi ve öldürülmezlerdi." diyenler gibi olmayın. Allah bunu onların kalplerine bir hasret (yarası) olarak koydu. Allah diriltir ve öldürür. Allah yaptıklarınızı görmektedir.

157- Eğer Allah yolunda öldürülür veya ölürseniz Allah'ın bağışlaması ve rahmeti (sizin için) onların topladıkları (dünyalıkları)ndan daha hayırlıdır.

158- Andolsun ölseniz de öldürülseniz de Allah'ın huzurunda toplanacaksınız.

159- Sen (o zaman) sırf Allah'ın rahmetiyle onlara karşı yumuşak davrandın. Eğer kaba katı yürekli olsaydın onlar senin etrafından dağılıp giderlerdi. Artık onları sen bağışla onlar için Allah'dan mağfiret dile. (Yapacağın) işlerde onlara da danış bir kere de azmettin mi artık Allah'a dayan. Muhakkak ki Allah kendine dayanıp güvenenleri sever.

160- Allah size yardım ederse sizi yenecek yoktur. Eğer sizi yardımsız bırakırsa artık ondan sonra size kim yardım edebilir? Müminler ancak Allah'a güvenip dayansınlar.

161- Hiçbir peygambere ganimet malını gizlemesi (devlet-millet malını aşırması) yaraşmaz. Kim böyle bir aşırma ve ihanette bulunursa kıyamet günü aşırdığını boynuna yüklenerek getirir. Sonra da herkese kazandığının karşılığı tastamam ödenir onlar haksızlığa da uğramazlar.

162- Allah'ın rızasına uyan kimse Allah'ın hışmına uğrayan ve varacağı yer cehennem olan kimse gibi midir? Varış yeri olarak ne kötüdür orası!

163- Onlar (insanlar) Allah katında derece derecedirler. Allah onların yaptıklarını görmektedir.

164- Andolsun ki Allah müminlere kendilerinden onlara kendi âyetlerini okuyan onları arındıran ve onlara kitab ve hikmeti öğreten bir Peygamber göndermekle büyük bir lütufta bulunmuştur. Oysa onlar daha önce apaçık bir sapıklık içindeydiler.

165- (Bedir'de düşmanı) iki katına uğrattığınız bir musibet (Uhud'da) size çarpınca mı: "Bu nereden" dediniz? De ki: "Bu başınıza gelen kendinizdendir". Şüphesiz Allah her şeye kâdirdir.

166-167- İki topluluğun karşılaştığı günde başınıza gelen musibet de Allah'ın izniyledir. Bu da müminleri belirlemesi ve hem de münafıklık yapanları ayırt etmesi içindir. Ve onlara: "Geliniz Allah yolunda savaşınız veya (hiç olmazsa) savunmaya geçiniz." denilmişti. Onlar ise: "Biz savaşmasını (veya savaş olacağını) bilseydik arkanızdan gelirdik." demişlerdi. Onlar o gün imandan çok küfre yakındılar. kalblerinde olmayanı ağızlarıyla söylüyorlardı. Allah neyi gizlediklerini daha iyi bilendir.

168- Kendileri oturup kaldıkları halde kardeşleri için: "Eğer bize uysalardı öldürülmezlerdi" dediler. Onlara de ki: "Eğer iddianızda doğru iseniz kendinizden ölümü uzaklaştırınız".

169- Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma. Bilakis onlar diridirler Rab'leri katında rızıklanmaktadırlar.

170- Allah'ın lütfundan verdiği nimetle sevinçlidirler. Arkalarından kendilerine ulaşamayan kimselere de hiç bir korku olmayacağını ve üzülmeyeceklerini müjdelemek isterler.

171- Onlar Allah'ın nimetini keremini ve Allah'ın müminlerin ecrini zayi etmeyeceğini müjdelerler.

172- Kendilerine yara dokunduktan sonra da Allah ve Peygamberi'nin davetine uydular. Hele onlardan iyilik edenlere ve gereğince Allah'tan korkanlara büyük bir mükafat vardır.

173- İnsanlar onlara: "Düşmanlarınız size karşı ordu topladı onlardan korkun." dediklerinde bu onların imanını artırdı ve şöyle dediler: "Allah bize yeter. O ne güzel vekildir".

174- Bunun üzerine kendilerine hiç bir kötülük dokunmadan Allah'ın nimeti ve lütfuyla geri döndüler ve Allah'ın rızasına uydular. Allah büyük lütuf sahibidir.

175- (Size o haberi getiren) ancak şeytandır (sadece) kendi dostlarını korkutabilir. Onlardan korkmayın eğer mümin iseniz benden korkun.

176- Küfürde yarışanlar seni üzmesin. Onlar Allah'a hiç bir şekilde zarar veremezler. Allah onlara ahirette bir pay vermemek istiyor. Onlar için büyük bir azap vardır.

177- İman karşılığında inkarı satın alanlar Allah'a hiç bir zarar veremezler. Onlar için acı bir azap vardır.

178- Kâfirler kendilerine mühlet vermemizin şahısları için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Biz onlara bu mühleti ancak günahlarını artırsınlar diye veriyoruz. Onlar için alçaltıcı bir azap vardır.

179- Allah müminleri içinde bulunduğunuz şu durumda bırakacak değildir pisi temizden ayıracaktır. Ve Allah sizi gayba vakıf kılacak da değildir. Fakat Allah peygamberlerinden dilediğini seçip (gaybı bildirir). O halde Allah'a ve peygamberlerine iman edin. Eğer iman eder ve günahlardan korunursanız sizin için büyük bir mükafat vardır.

180- Allah'ın kendilerine lütfundan verdiği nimetlere karşı cimrilik edenler bunun kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Hayır o kendileri için şerdir. Cimrilik ettikleri şey kıyamet gününde boyunlarına dolanacaktır. Göklerin ve yerin mirası Allah'a aittir. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.

181- Allah "Şüphesiz Allah fakirdir biz zenginiz." diyenlerin lafını elbette duymuştur. Onların söylediklerini ve peygamberleri haksız yere öldürmelerini yazacağız ve şöyle diyeceğiz: "Tadın o yakıcı azabı!".

182- "Bu kendi ellerinizin yapıp öne sürdüğünün karşılığıdır". Allah kullar(ın)a asla zulmetmez.

183- "Ateşin yiyeceği bir kurban getirmedikçe hiç bir peygambere iman etmeyeceğimize dair Allah bize ahidde bulundu." diyenlere de ki: "Benden önce size bazı peygamberler açık belgelerle ve sizin dediğiniz şeyle geldi. Eğer doğru insanlarsanız ya onları niçin öldürdünüz?"

184- Eğer seni yalanladılarsa senden önce açık deliller hikmetli sayfalar ve aydınlatıcı kitap getiren peygamberler de yalanlanmıştı.

185- Her canlı ölümü tadacaktır. Kıyamet günü ecirleriniz size eksiksiz olarak verilecektir. Kim cehennemden uzaklaştırılıp cennete konursa o gerçekten kurtuluşa ermiştir. Dünya hayatı aldatıcı zevkten başka birşey değildir.

186- Muhakkak siz mallarınız ve canlarınız hususunda imtihan olunacaksınız. Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve Allah'a ortak koşanlardan size eziyet verici bir çok söz işiteceksiniz. Eğer sabreder ve Allah'dan gereği gibi korkarsanız şüphesiz işte bu azmi gerektiren işlerdendir.

187- Bir zaman Allah kendilerine kitap verilenlerden "Onu mutlaka insanlara açıklayacaksınız onu gizlemiyeceksiniz." diye söz almıştı. Onlar ise bunu kulak ardı ettiler ve onu az bir dünyalığa değiştiler. Yaptıkları bu alışveriş ne kadar kötüdür.

188- O yaptıklarına sevinen ve yapmadıkları şeylerle de övülmek isteyenlerin (onacaklarını) sanma! Onların azaptan kurtulacaklarını da sanma! Onlar için can yakıcı bir azap vardır.

189- Göklerin ve yerin mülkü Allah'ındır. Allah her şeye kâdirdir.

190- Göklerin ve yerin yaratılışında gece ile gündüzün birbiri ardınca gelip gidişinde selim akıl sahipleri için gerçekten açık ibretli deliller vardır.

191- Onlar ayaktayken otururken ve yanları üzerine yatarken Allah'ı anarlar; göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünürler. Ve "Rabbimiz! Sen bunu boş yere yaratmadın Sen yücesin bizi ateşin azabından koru." derler.

192- "Rabbimiz! Sen kimi cehennem ateşine sokarsan onu rezil etmişsindir. Zalimlerin hiç yardımcıları yoktur".

193- "Rabbimiz! Biz 'Rabbinize iman edin' diye imana çağıran bir davetçi işittik hemen iman ettik. Rabbimiz! Günahlarımızı bağışla kötülüklerimizi ört bizleri sana ermiş kullarınla beraber yanına al".

194- "Rabbimiz! bize peygamberlerine vaad ettiğini ver kıyamet günü bizi rezil etme. Muhakkak sen verdiğin sözden dönmezsin".

195- Rableri onlara şu karşılığı verdi: "Ben erkek olsun kadın olsun sizden hiçbir çalışanın amelini zayi etmeyeceğim. Sizler birbirinizdensiniz. Göç edenler yurtlarından çıkarılanlar yolumda eziyet edilenler savaşanlar ve öldürülenler... Onların günahlarını elbette örteceğim ve Allah katından bir mükafat olmak üzere onları altından ırmaklar akan cennetlere de koyacağım. En güzel mükafat Allah katındadır".

196- Kâfirlerin diyar diyar dolaşmaları sakın seni aldatmasın.

197- Bu az bir geçimliktir. Sonra onların varacakları yer cehennemdir. Ne kötü bir yataktır orası!

198- Fakat Rablerinden gereğince korkanlar için altlarından ırmaklar akan cennetler vardır. Onlar orada ebedî olarak kalacaklar Allah katından ağırlanacaklardır. İyiler için Allah katındakiler daha hayırlıdır.

199- Kitap ehlinden öyleleri var ki Allah'a inanırlar size indirilene ve kendilerine indirilene -Allah'a boyun eğerek inanırlar. Allah'ın âyetlerini az bir değere değişmezler. Onların mükafatı da Allah katındadır. Şüphesiz Allah hesabı çabuk görendir.

200- Ey iman edenler! Sabredin düşmanlarınıza karşı sebat gösterin nöbet bekleşin Allah'dan gereğince korkun ki kurtuluşa eresiniz.

...
..

Konu **Cenne[T]-ul Meva** tarafından (27-05-2010 Saat 14:49 ) değiştirilmiştir..
  Alıntı ile Cevapla

Alt 11-04-2008, 16:43   #12
alone_-young
Foruma Alışıyor
Standart


004-NİSA

1- Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan eşini yaratıp ikisinden bir çok erkekler ve kadınlar üreten Rabbinizden korkun; kendi adına birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah'dan ve akrabalık (bağlarını kırmak)tan sakının. Şüphesiz Allah sizin üzerinizde gözeticidir

2- Öksüzlere mallarını verin ve kötüsünü (onlara vererek) iyisiyle değiştirmeyin. Onların mallarını kendi mallarınıza karıştırıp yemeyin. Zira bu büyük bir günahtır

3- Eğer öksüz kızlarla evlendiğinizde onlara karşı adaletli davranamamaktan korkarsanız hoşunuza giden diğer kadınlardan iki üç ve dörde kadar evlenebilirsiniz. Eğer adaleti gözetmemekten korkarsanız o zaman bir tane ile veya elinizin altındakiyle (sahip olduğunuz câriye ile) yetinin. Doğruluktan ayrılmamak için bu daha elverişlidir

4- Kadınlara mehirlerini gönül hoşluğuyla verin. Eğer onlar gönül rızasıyla size bir şey bağışlarlarsa onu afiyetle yiyin.

5- Allah'ın sizi başına diktiği mallarınızı aklı ermezlere vermeyin; o mallarla onları besleyin giydirin ve onlara güzel söz söyleyin.

6- Evlenme çağına gelinceye kadar yetimleri gözetip deneyin. Onların akılca olgunlaştıklarını görürseniz mallarını kendilerine teslim edin. "Büyüyecekler de mallarına sahip olacaklar" endişesiyle onları israf ederek tez elden yemeyin.
Zengin olan onların malını yemekten çekinsin. Fakir olan ise meşrû sûrette yesin. Mallarını kendilerine verdiğiniz zaman bunu şahitler karşısında yapın. Hesap görücü olarak Allah yeter.

7- Ana baba ve akrabaların miras olarak bıraktıklarında erkeklerin hissesi vardır. Kadınların da ana baba ve akrabaların bıraktıklarında hisseleri vardır. Bunlar az olsun çok olsun farz kılınmış bir hissedir.

8- Paylaşma sırasında akrabalar öksüzler yoksullar hazır bulunurlarsa onlara da bir şey verin ve onlara güzelce sözler söyleyerek gönüllerini alın.

9- Kendileri geriye zayıf çocuklar bıraktıkları takdirde onların geleceğinden endişe duyacak olanlar (yetimler hakkında da aynı) endişeyi duysunlar Allah'dan sakınsınlar ve doğru söz söylesinler.

10- Yetimlerin mallarını haksız yere yiyenler muhakkak ki karınlarını ateşle doldurmuş olurlar ve cehennemi boylarlar.

11- Allah size evlatlarınızın miras taksimini şöyle emrediyor: Çocuklarınızda erkeğe iki kadın payı kadar eğer hepsi kadın olmak üzere ikiden de fazla iseler bunlara mirasın üçte ikisi ve eğer bir tek kadın ise o zaman ona malın yarısı vardır. Eğer ölen ana ve baba ile birlikte çocuklar da bırakmışsa ana babanın her birine ölenin terekesinden altıda bir; şâyet ölenin çocuğu yok da mirasçı olarak ana ve babası kalmışsa *****n payı üçte birdir. Eğer ölenin kardeşleri varsa terekenin altıda biri *****ndır. Bu paylar ölenin borçları ödenip vasiyeti de yerine getirildikten sonra hak sahiplerine verilir. Baba ve çocuklardan hangisinin size fayda bakımından daha yakın olduğunu siz bilmezsiniz. Bütün bunlar Allah tarafından farz kılınmıştır. Şüphesiz Allah alîmdir hakîmdir.

12- Eğer hanımlarınızın çocukları yoksa bıraktıkları mirasın yarısı sizindir. Şâyet bir çocukları varsa o zaman mirasın dörtte biri sizindir. Bu paylar ölenin vasiyeti yerine getirildikten ve varsa borcu ödendikten sonra verilir. Eğer siz çocuk bırakmadan ölürseniz geriye bıraktığınız mirasın dörtte biri hanımlarınızındır. Şâyet çocuklarınız varsa o zaman bıraktığınız mirasın sekizde biri hanımlarınızındır. Bu paylar yaptığınız vasiyetler yerine getirilip ve varsa borcunuz ödendikten sonra verilir. Eğer ölen bir erkek veya kadının çocuğu ve babası bulunmadığı halde kelâle olarak (yan koldan) mirasına konuluyor ve kendisinin bir erkek veya kızkardeşi bulunuyorsa bunlardan herbirinin miras payı terekenin altıda biridir. Eğer mevcut olan kardeşler bundan daha çok iseler bu takdirde kardeşler mirasın üçte birini zarara uğratılmaksızın aralarında eşit olarak taksim ederler. Bu paylar ölenin vasiyeti yerine getirilip ve varsa borcu ödendikten sonra verilir. Bunlar Allah tarafından bir emirdir. Allah her şeyi bilen ve yarattıklarına çok yumuşak davranandır.

13- İşte bütün bu hükümler Allah'ın koyduğu hükümler ve çizdiği sınırlardır. Kim Allah'a ve Peygamberine itâat ederse Allah onu altlarından ırmaklar akan cennetlere koyar. Onlar orada ebedî olarak kalacaklardır. İşte büyük kurtuluş budur.

14- Kim de Allah'a ve Peygamberine isyan eder ve Allah'ın koyduğu sınırları aşarsa Allah onu da ebedî kalacağı cehennem ateşine koyar. Onun için alçaltıcı bir azab vardır.

15- Kadınlarınızdan zina edenlere karşı içinizden dört şahit getirin. Eğer onlar şahitlik yaparlarsa bu kadınları ölüm alıp götürünceye kadar veya Allah onlara bir çıkış yolu açıncaya kadar evlerde hapsedin.

16- Sizlerden zina edenlerin her ikisine de eziyet edin. Eğer onlar tevbe edip kendilerini ıslah ederlerse onlardan vazgeçin. Çünkü Allah tevbeleri kabul eden ve çok merhamet edendir.

17- Ancak Allah'ın kabul etmesini vaad buyurduğu tevbe o kimseler içindir ki bilmeyerek günah işleyip hemen tevbe edenlerin tevbesidir. İşte Allah bunların tevbelerini kabul eder. Allah alîmdir hakîmdir. (Her şeyi bilendir hikmet sahibidir).

18- Yoksa günah işleyip de kendisine ölüm gelince: "İşte ben şimdi tevbe ettim." diyen kimselerin tevbesi kabul edilmez. Kâfir olarak ölenlerin de tevbeleri kabul edilmez. İşte bunlara ahirette can yakıcı bir azap hazırlamışızdır.

19- Ey iman edenler! Kadınlara zorla varis olmanız size helal değildir. Verdiğiniz mehrin bir kısmını kurtaracaksınız diye onları sıkıştırmanız da helal değildir. Ancak açık bir hayasızlık yapmış olurlarsa başka. Onlarla iyi geçinin. Eğer kendilerinden hoşlanmadınızsa olabilir ki siz bir şeyden hoşlanmasanız da Allah onda bir çok hayır takdir etmiş bulunur.

20- Eğer bir eşi bırakıp da yerine diğer bir eş almak isterseniz öncekine yüklerle mehir vermiş de bulunsanız ondan bir şey geri almayın. O malı bir iftira ve açık bir günah isnadı yaparak geri alır mısınız?

21- Birbirinizle kaynaşıp başbaşa kalmışken ve onlar sizden kuvvetli bir teminat almışken verdiğinizi nasıl geri alabilirsiniz?
22- Cahiliye devrinde geçenler müstesna babalarınızın nikahladığı kadınlarla evlenmeyiniz. Şüphe yok ki o pek çirkindi iğrenç idi o ne fena bir âdetti.

23- Size şunları nikahlamak haram kılındı: Anneleriniz kızlarınız kız kardeşleriniz halalarınız teyzeleriniz erkek ve kız kardeşlerinizin kızları sizi emziren süt anneleriniz süt kızkardeşleriniz ve karılarınızın anneleri ve kendileri ile zifafa girdiğiniz kadınlarınızdan olan ve evlerinizde bulunan üvey kızlarınız. Eğer üvey kızlarınızın anneleri ile zifafa girmemişseniz onlarla evlenmenizde size bir günah yoktur. Sulbünüzden gelen (öz) oğullarınızın hanımları ile evlenmeniz ve iki kız kardeşi birlikte nikahlamanız da haramdır. Ancak cahiliyyet devrinde geçen geçmiştir. Şüphesiz ki Allah gafur (çok bağışlayıcı) ve çok merhamet edicidir.

24- Bir de harb esiri olarak sahibi bulunduğunuz cariyeler müstesna evli kadınlarla evlenmeniz de size haram kılındı. Bütün bunlar Allah'ın üzerinize farz kıldığı hükümlerdir. Bunların dışında kalanlar ise iffetli olarak zina etmeksizin mallarınızla mehir vermek suretiyle evlenmek istemeniz size helal kılındı. O halde onlardan nikah ile faydalanmanıza karşılık mehirlerini kendilerine verin ki bu farzdır. O mehri takdir edip kesinleştirdikten sonra birbirinizi razı etmenizde bir mahzur yoktur. Şüphesiz ki Allah her şeyi çok iyi bilendir hüküm ve hikmet sahibidir.

25- Sizden her kim hür mümin kadınları nikah edecek bir zenginliğe gücü yetmiyorsa ona da ellerinizin altındaki mümin cariyelerinizden efendilerinin rızası ile nikahlamak var. Allah sizin imanınızı daha iyi bilir. Siz birbirinizdensiniz. O halde sahiplerinin izni ile ve mehirlerini örfe göre vermek suretiyle cariyelerden iffetli olan zina etmeyen dost da edinmeyenlerle evlenin. Evlendikten sonra bir fuhuş yaparlarsa o vakit hür kadınlar hakkında gerekli bulunan cezanın yarısı kendilerine lazım gelir. Bu hükümler içinizden günah işlemekten korkanlaradır. Sabretmeniz ise sizin için daha hayırlıdır. Allah Gafûrdur Rahimdir (çok bağışlayıcıdır çok merhamet edicidir).

26- Allah sizlere bilmediklerinizi bildirmek sizden öncekilerin yollarını size göstermek ve tevbenizi kabul etmek istiyor. Allah her şeyi çok iyi bilendir hüküm ve hikmet sahibidir.

27- Allah sizin tevbenizi kabul etmek istiyor. Halbuki şehvetlerine uyanlar ise sizin doğru yoldan büyük bir meyl ile sapmanızı istiyorlar.

28- Allah din hususundaki ağır teklifleri sizden hafifletmek istiyor. Çünkü insan sabır ve tahammül bakımından zayıf yaratılmıştır.

29- Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda haksızlıkla yemeyin. Ancak kendi rızanızla yaptığınız ticaretle yemeniz helaldir. Birbirinizin canına kıymayın. Şüphesiz Allah size karşı çok merhametlidir.

30- Kim zulüm ve tecavüz yolu ile bu yasakları işlerse yakında onu cehennem ateşine atacağız. Onu ateşe atmak da Allah'a pek kolaydır.

31- Eğer siz yasaklandığınız büyük günahlardan sakınırsanız diğer kusurlarınızı örter sizi güzel bir makama koyarız.

32- Bir de Allah'ın bazınıza diğerinden fazla verdiği şeyleri temenni etmeyin. Erkeklere hak ettiklerinden bir pay vardır. Kadınlara da kendi kazandıklarından bir pay vardır. İsteklerinizi Allah'ın fazlından ve kereminden isteyin. Gerçekten Allah her şeyi hakkıyla bilendir.

33- Anne baba ve akrabaların bıraktıkları her şey için bir mirasçı tayin ettik. Yemin akdiyle mirasçı kıldıklarınızın paylarını da verin. Şüphesiz Allah her şeye şahittir.

34- Erkekler kadın üzerine idareci ve hakimdirler. Çünkü Allah birini (cihad imamet miras gibi işlerde) diğerinden üstün yaratmıştır. Bir de erkekler mallarından (aile fertlerine) harcamaktadırlar. İyi kadınlar itaatkar olanlar ve Allah'ın korunmasını emrettiği şeyleri kocalarının bulunmadığı zamanlarda da koruyanlardır. Fenalık ve geçimsizliklerinden korktuğunuz kadınlara gelince: Önce kendilerine öğüt verin yataklarından ayrılın. Bunlar da fayda vermezse dövün. Eğer size itaat ederlerse kendilerini incitmeye başka bir bahane aramayın. Çünkü Allah çok yücedir çok büyüktür.

35- Eğer karı-koca arasının açılmasından endişeye düşerseniz bir hakem erkeğin tarafından bir hakem de kadının ailesinden kendilerine gönderin. Bu arabulucu hakemler gerçekten barıştırmak isterlerse Allah karı-koca arasındaki dargınlık yerine geçim verir. Şüphesiz ki Allah hakkıyla bilendir her şeyin aslından haberdardır.

36- Allah'a ibadet edin ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Sonra anaya babaya akrabaya yetimlere yoksullara akraba olan komşulara yakın komşulara yanında bulunan arkadaşa yolda kalanlara sahip olduğunuz kölelere iyilik edin. Şüphesiz Allah kibirlenen ve övünen kimseyi sevmez.

37- Onlar ki hem kıskanır cimrilik ederler hem de herkese cimrilik tavsiye ederler ve Allah'ın kendilerine lütfundan verdiği nimeti gizlerler. Biz kâfirlere alçaltıcı bir azap hazırladık.

38- Bunlar Allah'a ve ahiret gününe iman etmedikleri halde mallarını insanlara gösteriş yapmak için harcarlar. Şeytan kimin arkadaşı olursa o ne kötü arkadaştır!

39- Bunlar Allah'a ve ahiret gününe iman etselerdi ve Allah'ın verdiği rızıktan gösterişsiz harcasalardı kendilerine ne zarar gelirdi? Allah onların söz ve işlerini çok iyi bilendir.

40- Şüphesiz ki Allah hiç kimseye zerre kadar zulüm etmez. Eğer yapılan iyilik zerre kadar da olsa onun sevabını kat kat artırır. Ve kendi katından büyük bir mükafat verir.

41- Her ümmetten bir şahit getirdiğimiz ve seni de onların üzerine bir şahit yaptığımız zaman bakalım kâfirlerin hali ne olacak!..

42- Allah'ı inkar edip peygambere isyan edenler o kıyamet günü yerle bir olmayı isterler. Allah'tan hiçbir sözü gizleyemezler.

43- Ey iman edenler! Sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar namaza yaklaşmayın. Cünüb iken de yolcu olanlar müstesna gusül edinceye kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta olur veya yolculukta bulunursanız veyahut biriniz abdest bozmaktan gelince veya cinsî münasebette bulunup su da bulamazsanız o zaman tertemiz bir toprak ile teyemmüm edin. Niyetle yüzlerinize ve ellerinize sürün. Şüphesiz ki Allah çok affedicidir çok bağışlayıcıdır.

44- Kendilerine kitaptan bir nasib verilmiş olanları görmüyor musun? Onlar sapıklığı satın alıyorlar ve sizin de yoldan sapmanızı istiyorlar.


45- Allah sizin düşmanlarınızı çok iyi bilir. Gerçek bir dost olarak Allah yeter. Ve yardımcı olarak da Allah yeter.

46- Yahudilerden bir kısmı (Allah'ın kitabındaki) kelimeleri esas mânâsından kaydırıp; dillerini eğerek ve dine saldırar
ak "Sözünü işittik emirlerine isyan ettik dinle dinlemez olası ve râinâ (bizi gözet)" diyorlar. Halbuki onlar "İşittik ve itaat ettik; dinle ve bize de bak" deselerdi bu kendileri için daha hayırlı ve daha doğru olurdu. Fakat Allah küfürleri yüzünden kendilerini lanetlemiştir. Artık onlar pek azı müstesna iman etmezler.

47- Ey kendilerine kitap verilenler! Gelin yanınızda bulunan (Tevrat)ı tasdik etmek üzere indirdiğimiz bu kitaba iman edin. Biz birtakım yüzleri silip de enselerine çevirmeden yahut cumartesi halkını (yahudileri) lanetlediğimiz gibi onları lanetlemeden önce iman edin. Yoksa Allah'ın emri mutlaka yerine gelecektir.

48- Doğrusu Allah kendisine ortak koşulmasını asla affetmez. Ondan başkasını (diğer günahları) ise dilediği kimseler için bağışlar ve mağfiret buyurur. Her kim Allah'a şirk koşarsa gerçekten pek büyük bir günah ile iftira etmiş olur.

49- Kendi nefislerini temize çıkaranları görmüyor musun? Hayır! Ancak Allah dilediğini temize çıkarır. Onlara kıl kadar zulmedilmez.

50- Bak nasıl da Allah'a yalan uyduruyorlar. Apaçık bir günah olarak bu yeter.51- "Şu kendilerine kitaptan (okuma yazmadan) bir nasib verilmiş olanları görmüyor musun! Onlar puta ve şeytana inanıyorlar. Ve Allah'ı tanımayanlara "Bunlar müminlerden daha doğru yoldadır." diyorlar.


Konu **Cenne[T]-ul Meva** tarafından (27-05-2010 Saat 14:53 ) değiştirilmiştir..
  Alıntı ile Cevapla

Alt 11-04-2008, 16:44   #13
alone_-young
Foruma Alışıyor
Standart


52- Onlar Allah'ın lanet ettiği kimselerdir. Allah kime lanet ederse artık ona asla bir yardımcı bulamazsın.
53- Yoksa onların mülkten bir payı mı vardır. Eğer öyle olsaydı insanlara bir çekirdeğin zerresini bile vermezlerdi.
54- Yoksa onlar Allah'ın lütuf ve kereminden insanlara verdiği nimetleri kıskanıyorlar mı? Şüphesiz biz İbrahim ailesine de kitap ve hikmeti vermiştik. Hem de onlara büyük bir mülk ve saltanat ihsan ettik.
55- İşte o yahudilerden bir kısmı ona iman etti. Bir kısmı da ondan yüz çevirdi. O iman etmeyenlere cehennem alevi yeter.
56- Şüphesiz ki âyetlerimizi inkâr eden kâfirleri biz yarın bir ateşe atacağız. Derileri piştikçe azabı duysunlar diye kendilerine başka deriler vereceğiz. Çünkü Allah gerçekten çok güçlüdür hüküm ve hikmet sahibidir.
57- İman edip salih ameller işliyenleri ise altlarından ırmaklar akan cennetlere koyacağız. Orada ebedî olarak kalacaklar. Onlara orada tertemiz eşler vardır. Onları koyu gölgeler altında bulunduracağız.
58- Allah size emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor. Allah bununla size ne güzel öğüt veriyor. Şüphesiz ki Allah her şeyi hakkıyla işiten hakkıyla görendir.
59- Ey iman edenler! Allah'a itaat edin Peygambere de itaat edin ve sizden olan emir sahibine de itaat edin. Eğer herhangi bir şeyde anlaşmazlığa düşerseniz; Allah'a ve ahiret gününe gerçekten inanıyorsanız onu Allah ve Resulüne arz edin. Bu daha iyidir ve sonuç bakımından da daha güzeldir.
60- Şunları görmüyor musun? Kendilerinin sana indirilene ve senden önce indirilene inandıklarını ileri sürüyorlar da tağuta inanmamaları kendilerine emrolunduğu halde tağut önünde muhakemeleşmek istiyorlar. Şeytan da onları bir daha dönemeyecekleri kadar iyice sapıklığa düşürmek istiyor.
61- Onlara: "Allah'ın indirdiğine ve Peygambere gelin!" denince münafıkların senden büsbütün uzaklaştıklarını görürsün.
62- Ya nasıl elleriyle yaptıkları yüzünden başlarına bir felaket gelince hemen sana geldiler de: "Biz sadece iyilik etmek ve arayı bulmak istedik." diye Allah'a yemin ediyorlar.
63- Onlar Allah'ın kalblerindekini bildiği kimselerdir; Onlara aldırma onlara öğüt ver ve onların içlerine tesir edecek güzel söz söyle!
64- Biz hangi peygamberi gönderdikse sırf Allah'ın izni ile itaat edilmek üzere gönderdik. Eğer onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler de Allah'tan günahlarının bağışlanmasını dileselerdi ve Resul de onların bağışlanmasını dileseydi elbette Allah'ı affedici merhametli bulurlardı.
65- Hayır! Rabbine andolsun ki iş bildikleri gibi değil onlar aralarında çıkan çekişmeli işlerde seni hakem yapıp sonra da senin verdiğin hükme karşı içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın tam bir teslimiyetle boyun eğmedikçe iman etmiş olamazlar.
66- Eğer biz onlara: "Kendinizi öldürün veya yurtlarınızdan çıkın." diye yazmış olsaydık içlerinden pek azı hariç bunu yapamazlardı. Fakat kendilerine verilen öğütleri tutsalardı elbette haklarında hem daha hayırlı hem de daha sağlam olurdu.
67- Ve o zaman elbette kendilerine katımızdan büyük mükafat verirdik.
68- Ve onları elbette doğru yola iletirdik.
69- Kim Allah'a ve Peygambere itaat ederse işte onlar Allah'ın kendilerine nimet verdiği peygamberlerle sıddıklarla şehidlerle iyilerle birliktedir. Bunlar ne güzel arkadaştır!
70- Bu lütuf Allah'tandır. Bilen olarak Allah yeter.
71- Ey iman edenler! Düşmana karşı her türlü savunma tedbirinizi alınız. Onlara karşı ya küçük birlikler halinde hareket ediniz veya topyekün seferber olunuz.
72- Şüphesiz içinizden bir kısmı vardır ki pek ağır davranır. Eğer başınıza bir musibet gelirse: "Allah bana lutfetti de onlarla beraber bulunmadım." der.
73- Ve eğer Allah'tan size bir lütuf ve zafer erişecek olsa sizinle kendisi arasında hiç sevgi yokmuş gibi bu sefer de hiç şüphesiz şöyle diyecek: "Ah ne olurdu onlarla beraber olaydım da büyük murada ereydim."
74- O halde geçici dünya hayatını ebedî ahiret hayatı karşılığında satacak olanlar Allah yolunda savaşsınlar. Her kim Allah yolunda savaşır da öldürülür veya galip gelirse her iki durumda da biz ona yarın pek büyük bir mükafat vereceğiz.
75- Hem size ne oluyor ki Allah yolunda: "Ey Rabbimiz! bizleri bu halkı zâlim olan memleketten çıkar tarafından bizi iyi idare edecek bir sahip ve bize katından bir kurtarıcı gönder" diye yalvarıp duran zayıf ve zavallı erkekler kadınlar ve çocukların kurtarılması uğrunda savaşa çıkmıyorsunuz?
76- İman edenler Allah yolunda savaşırlar. İnkâr edenler de tağut yolunda savaşırlar. O halde siz şeytanın taraftarlarına karşı savaşın. Çünkü şeytanın hilesi zayıftır.
77- Kendilerine "Ellerinizi savaştan çekin namazı kılın zekatı verin" denilenleri görmedin mi? Üzerlerine savaş yazılınca hemen içlerinden bir kısmı insanlardan Allah'tan korkar gibi hatta daha çok korkarlar ve "Rabbimiz! Niçin bize savaş yazdın? Ne olurdu bize azıcık bir müddet daha tanımış olsaydın da biraz daha yaşasaydık?" derler. Onlara de ki: "Dünya zevki ne de olsa azdır ahiret Allah'a karşı gelmekten sakınan için daha hayırlıdır ve size kıl kadar haksızlık edilmez."
78- Her nerede olursanız olun ölüm size yetişir son derece sağlam kaleler içinde de bulunsanız yine kurtulamazsınız. Onlara bir iyilik erişirse "Bu Allahtandır" derler bir kötülüğe uğrarlarsa "Bu senin yüzündendir." derler. Ey Muhammed! De ki: "Hepsi Allah'tandır." Bu topluma ne oluyor ki hiç söz anlamaya yanaşmıyorlar?
79- (Ey insanoğlu!) sana gelen her iyilik Allah'tandır sana ne kötülük dokunursa kendindendir. Ey Muhammed! Biz seni bütün insanlara bir elçi olarak gönderdik. Buna şahit olarak da Allah yeter.
80- Kim peygambere itaat ederse Allah'a itaat etmiş olur. Kim de yüz çevirirse biz seni onlara bekçi olarak göndermedik.
81- Sana "Peki" derler fakat senin yanından çıktıklarında içlerinden birtakımı geceleyin (gündüz) söylemiş olduklarının tersini kurarlar. Allah onların geceleyin tasarladıklarını yazıyor. Sen onlara aldırma. Allah'a güven. Vekil olarak Allah yeter.
82- Onlar hâlâ Kur'ân'ı gereği gibi düşünüp anlamaya çalışmazlar mı? Eğer o Allah'tan başkası tarafından indirilmiş olsaydı mutlaka onda birçok çelişkiler bulurlardı.
83- Kendilerine güven veya korku hususunda bir haber geldiğinde onu hemen yayıverirler. Halbuki onu peygambere ve aralarında yetkili kimselere götürselerdi onlardan sonuç çıkarmaya gücü yetenler onu anlarlardı. Allah'ın üzerinizdeki lütfu ve rahmeti olmasaydı pek azınız hariç şeytana uyardınız.
84- (Ey Muhammed) Allah yolunda savaş! Sen ancak kendi yaptığından sorumlusun. Müminleri de savaşa teşvik et. Umulur ki Allah kâfirlerin gücünü kırar. Hiç şüphesiz ki Allah kuvvet ve kudretçe çok daha güçlü ve cezası daha çetindir.
85- Kim güzel bir işte aracılık ederse ona o işin sevabından bir pay vardır. Kim de kötü bir şeyde aracılık yaparsa ona da o kötülükten bir pay vardır. Allah her şeyi gözetip karşılığını verir.
86- Siz bir selam ile selamlandığınız zaman siz de ondan daha güzeliyle karşılık verin veya verilen selamı aynen iade edin. Şüphesiz Allah her şeyin hesabını gereği gibi yapandır.
87- Kendinden başka ilâh olmayan Allah sizi kıyamet gününde mutlaka biraraya toplayacaktır. Bunda asla şüphe yoktur. Allah'tan daha doğru sözlü kim olabilir?
88- O halde siz niçin münafıklar hakkında iki gruba ayrılıyorsunuz? Allah onları kazandıkları günah yüzünden terslerine döndürdüğü halde Allah'ın saptırdığını yola getirmek mi istiyorsunuz? Allah kimi saptırırsa sen onun için bir çıkış yolu bulamazsın.
89- Onlar küfür işledikleri gibi sizin de küfür işleyip kendileriyle bir olmanızı arzu ettiler. Onun için onlar Allah yolunda hicret edinceye kadar içlerinden dost edinmeyin. Eğer bundan yüz çevirirlerse onları yakalayın ve bulduğunuz yerde öldürün; Onlardan ne bir dost ne de bir yardımcı edinmeyin.
90- Ancak o kimselere dokunmayın ki sizinle aralarında anlaşma olan bir kavme sığınmış bulunurlar. Yahut ne sizinle ne de kendi kavimleriyle savaşmayı gönüllerine sığdıramayıp tarafsız olarak size gelmişlerdir. Eğer Allah dileseydi onları size musallat kılardı onlar da sizinle savaşırlardı. Eğer onlar sizden uzak dururlar sizinle savaşmayıp size barış teklif ederlerse Allah sizin için onlar aleyhine bir yol vermemiştir.
91- Diğer birtakım kimseleri de bulacaksınız ki; hem sizden emin olmak hem de kavimlerinden emin olmak isterler. Fitne için her davet olunuşlarında onun içine başaşağı dalarlar. Eğer bunlar sizden çekinmezlerse kendilerini bulduğunuz yerde yakalayın ve öldürün. İşte bunlar aleyhinde size açık bir ferman verdik.
92- Hata dışında bir mümin diğer bir mümini öldüremez. Ve kim bir mümini yanlışlıkla öldürürse mümin bir köle azad etmesi ve ölenin ailesine (varislerine) teslim edilecek bir diyet vermesi gerekir. Ancak ölünün ailesinin bağışlaması müstesnadır. Eğer öldürülen mümin olmakla beraber size düşman bir kavimden ise o zaman öldürenin bir köle azad etmesi gerekir. Eğer öldürülen sizinle aralarında antlaşma olan bir kavimden ise öldürenin ölenin ailesine diyet vermesi ve mümin bir köle azad etmesi gerekir. Bunlara gücü yetmeyenin de Allah tarafından tevbesinin kabulü için arka arkaya iki ay oruç tutması gerekir. Allah Alimdir (her şeyi bilendir) Hakimdir (hüküm ve hikmet sahibidir).
93- Kim bir mümini kasten öldürürse cezası içinde ebedî olarak kalacağı cehennemdir. Allah ona gazab ve lanet etmiş ve onun için büyük bir azab hazırlamıştır.
94- Ey İman edenler! Allah yolunda cihada çıktığınız zaman mümini kâfirden ayırmak için iyice araştırın. Size selam veren kimseye dünya hayatının menfaatini gözeterek "Sen mümin değilsin" demeyin. Allah katında çok ganimetler var. İslâm'a ilk önce girdiğiniz zaman siz de öyle idiniz. Sonra Allah size lutufta bulundu. Onun için iyice araştırın. Şüphesiz ki Allah yaptıklarınızdan haberdardır.
95- Müminlerden özür sahibi olmaksızın oturanlarla Allah yolunda mallarıyla canlarıyla cihad edenler eşit olamazlar. Allah mallarıyla canlarıyla cihad edenleri derece itibariyle oturanlardan üstün kıldı. Allah onların hepsine de cenneti vaad etmiştir. Bununla beraber Allah mücahitlere oturanların üzerinde büyük bir ecir vermiştir.
96- Kendi katından derece derece rütbeler bir mağfiret ve rahmet vermiştir. Öyle ya O çok bağışlayıcı çok merhamet edicidir.
97- Melekler kendilerine zulmeden kişilerin canlarını aldıklarında onlara "Ne işte idiniz?" derler. Onlar da: "Biz yer yüzünde zayıf kimselerdik." derler. Melekler: "Allah'ın yeryüzü geniş değil miydi siz de orada hicret etseydiniz ya?" derler. İşte bunların varacakları yer cehennemdir. O ne kötü gidiş yeridir.
98- Ancak gerçekten aciz ve zayıf olan çaresiz kalan ve hicret etmeye yol bulamayan erkekler kadınlar ve çocuklar hariç...
99- Umulur ki Allah bu kimseleri affeder. Allah çok affedici çok bağışlayıcıdır.
100- Her kim Allah yolunda hicret ederse yeryüzünde gidecek çok yer de bulur genişlik de bulur. Her kim Allah'a ve Peygamberine hicret etmek maksadıyla evinden çıkar da sonra kendisine ölüm yetişirse kuşkusuz onun mükafatı Allah'a düşer. Allah çok bağışlayıcıdır çok merhamet edicidir.

  Alıntı ile Cevapla

Alt 11-04-2008, 16:44   #14
alone_-young
Foruma Alışıyor
Standart


101- Yeryüzünde sefere çıktığınızda kâfirlerin size bir kötülük yapacağından korkarsanız namazı kısaltmanızda size bir vebal yoktur. Kuşkusuz kâfirler sizin apaçık düşmanınızdır.
102- Sen onların aralarında bulunup da onlara namaz kıldırdığında içlerinden bir kısmı seninle beraber namaza dursun. Silahlarını da yanlarına alsınlar. Bunlar secdeye vardıklarında diğer bir kısmı arkanızda beklesin. Sonra o namaz kılmamış olan diğer kısım gelsin seninle beraber kılsınlar ve ihtiyatlı bulunsunlar silahlarını yanlarına alsınlar. Kâfirler arzu ederler ki silahlarınızdan ve eşyanızdan bir gafil olsanız da size ani bir baskın yapsalar. Eğer size yağmur gibi bir eziyet erişir veya hasta olursanız silahlarınızı bırakmanızda bir vebal yoktur. Bununla beraber ihtiyatı elden bırakmayın. Kuşkusuz Allah kâfirlere alçaltıcı bir azap hazırlamıştır.
103- O korkulu zamanda namazı kıldınız mı gerek ayakta gerek otururken ve gerek yanlarınız üzerinde hep Allah'ı zikredin. Korkudan kurtulduğunuzda namazı tam erkanı ile kılın. Çünkü namaz müminlere belirli vakitlerde yazılı bir farzdır.
104- Düşman topluluğunu takip etmede gevşeklik göstermeyin. Eğer siz acı duyuyorsanız kuşkusuz onlar da sizin acı duyduğunuz gibi acı çekiyorlar. Oysa siz Allah'tan onların ümit edemeyecekleri şeyleri umuyorsunuz. Kuşkusuz Allah her şeyi bilendir hikmet sahibidir.
105- Biz sana Kitab (Kur'ân)ı hak olarak indirdik ki insanlar arasında Allah'ın sana gösterdiği şekilde hüküm veresin. Sakın hainlerin savunucusu olma!
106- Allah'tan bağışlanmanı dile. Şüphesiz Allah bağışlayıcıdır esirgeyicidir.
107- Kendilerine hainlik edenleri savunma. Muhakkak Allah hain günahkârları sevmez.
108- Bunlar insanlardan (hainliklerini) gizlerler de Allah'tan gizlemezler. Oysa O geceleyin istemediği şeyi kurarlarken onların yanı başlarındadır. Allah onların yaptıklarını (ilmiyle) kuşatmıştır.
109- Haydi siz dünya hayatında onları savunuverdiniz (diyelim). Peki kıyamet gününde Allah'ın huzurunda onları kim savunacaktır? Yahut onlara kim vekil olacaktır?
110- Kim bir kötülük işler yahut nefsine zulmeder sonra da Allah'tan bağışlanmasını dilerse Allah'ı bağışlayıcı ve esirgeyici bulur.
111- Kim bir kötülük işlerse kendi nefsine kötülük etmiş olur. Allah her şeyi hakkıyle bilendir hikmet sahibidir.
112- Kim bir hata veya bir günah işler de sonra onu bir suçsuzun üzerine atarsa muhakkak iftira etmiş ve apaçık bir günah yüklenmiş olur.
113- Eğer Allah'ın sana lütuf ve merhameti olmasaydı onlardan bir güruh seni sapıtmaya çalışırdı. Halbuki onlar ancak kendi nefislerini saptırırlar sana hiçbir zarar veremezler. Allah sana Kitab (Kur'an)ı ve hikmeti indirmiş ve sana bilmediğin şeyleri öğretmiştir. Allah'ın sana olan lütfu büyüktür.
114- Bir sadaka vermeyi yahut iyilik yapmayı veyahut da insanlar arasını düzeltmeyi emreden(ler)inki hariç onların aralarındaki gizli gizli konuşmalarının çoğunda hiçbir hayır yoktur. Kim bunları sırf Allah'ın rızasını kazanmak için yaparsa yakında ona büyük bir mükafat vereceğiz.
115- Kim kendisine doğru yol besbelli olduktan sonra Peygamber'e karşı çıkar müminlerin yolundan başkasına uyup giderse onu döndüğü yolda bırakırız ve cehenneme sokarız. Orası ne kötü bir gidiş yeridir.
116- Şüphesiz Allah kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz. Bunun dışında dilediğini bağışlar. Allah'a ortak koşan muhakkak ki derin bir sapıklığa düşmüştür.
117- Onlar Allah'ı bırakırlar da yalnız dişilere taparlar. Böylece ancak inatçı şeytana tapmış olurlar.
118 119- Allah o şeytana lanet etti. Ve o da: "Elbette senin kullarından belirli bir pay alacağım onları mutlaka saptıracağım onları boş kuruntulara sokacağım ve onlara emredeceğim de hayvanların kulaklarını yaracaklar onlara emredeceğim de Allah'ın yaratışını değiştirecekler" dedi. Kim Allah'ı bırakıp da şeytanı dost edinirse şüphesiz o apaçık bir ziyana uğramış olur.
120- Şeytan onlara vaad eder ve onları boş umutlarla oyalar. Oysa şeytanın onlara vaadi aldatmadan başka bir şey değildir.
121- Bunların varacakları yer cehennemdir. Ondan kurtulmak için çare bulamazlar.
122- İman edip iyi işler yapanları da altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacağız orada ebedî olarak kalacaklardır. Bu Allah'ın gerçek vaadidir. Allah'dan daha doğru sözlü kim olabilir?
123- (İş) ne sizin kuruntunuza ne de kitap ehlinin kuruntusuna göredir. Kötülük yapan o yüzden cezalandırılır. O kendisine Allah'tan başka ne bir dost ne de bir yardımcı bulabilir.
124- Erkek veya kadın kim mümin olur da güzel amellerden işlerse işte onlar cennete girerler. Zerre kadar da haksızlığa uğratılmazlar.
125- İyilik yaparak kendisini Allah'a teslim eden ve İbrahim'in dinine dosdoğru olarak tâbi olan kimseden din bakımından daha iyi kim olabilir? Allah İbrahim'i dost edinmişti.
126- Göklerde ve yerde olanların hepsi Allah'ındır. Allah her şeyi kuşatıcıdır.
127- Kadınlar hakkında senden fetva isterler. De ki: Onlar hakkındaki fetvayı size Allah veriyor: Yazılmış hakları olan mirası kendilerine vermediğiniz ve nikahlanmayı istemediğiniz öksüz kızlar ve zavallı çocuklara ve bir de yetimlere adaletle davranmanız hakkında Kitap'ta size okunan âyetler vardır. Sizin her yaptığınız iyiliği muhakkak Allah bilir.
128- Eğer bir kadın kocasının geçimsizliğinden yahut kendisinden yüz çevirmesinden endişe ederse aralarında bir sulh yapmalarında onlara bir günah yoktur. Sulh hep hayırlıdır. Zaten nefisler kıskançlığa hazırdır. Eğer iyi geçinir ve geçimsizlikten sakınırsanız şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır.
129- Kadınlarınız arasında her yönden adaletli davranmaya ne kadar uğraşsanız buna güç yetiremezsiniz. Bari birisine tamamen kapılıp da diğerini askıya alınmış gibi bırakmayın. Eğer arayı düzeltir ve haksızlıktan korunursanız şüphesiz Allah çok bağışlayıcı ve esirgeyicidir.
130- Eğer karı-koca birbirlerinden ayrılacak olurlarsa Allah onların her birini geniş lutfuyla muhtaç bırakmaz. Allah'ın lutfu geniştir hikmeti büyüktür.
131- Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'ındır. Sizden önce kendilerine kitap verilenlere ve size Allah'tan korkmanızı emrettik. Eğer inkâr ederseniz biliniz ki göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'ındır. Allah hiçbir şeye muhtaç değildir hamd ve senâ O'na yakışır.
132- Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'ındır. Vekil olarak Allah yeter.
133- Ey insanlar! Eğer Allah dilerse sizi giderir de başkalarını getirir. Ve Allah buna kadirdir.
134- Kim dünya nimetini isterse bilsin ki dünya ve ahiret nimeti Allah katındadır. Allah her şeyi çok iyi işiten ve çok iyi görendir.
135- Ey iman edenler! Adaleti ayakta tutan ve kendiniz ana-babanız ve yakın akrabanız aleyhine de olsa yalnız Allah için şahitlik eden kimseler olunuz. Zira zengin de olsa fakir de olsa Allah ikisine de (sizden) daha yakındır. Nefsinizin arzusuna uyarak adaletten uzaklaşmayın. Eğer (şahitlik ederken) dilinizi eğer bükerseniz veya çekinirseniz şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır.
136- Ey iman edenler! Allah'a Peygamberine Peygamberine indirdiği Kitab'a ve daha önce indirdiği kitaba iman edin. Kim Allah'ı meleklerini kitaplarını peygamberlerini ve ahiret gününü inkâr ederse sapıklığın en koyusuna düşmüş olur.
137- İman edip sonra inkâr eden sonra iman edip tekrar inkâr eden sonra da inkârlarında ileri gidenleri Allah ne bağışlayacak ne de doğru yola eriştirecektir.
138- Münafıklara da haber ver ki kendileri için çok acı bir azab vardır.
139- Onlar müminleri bırakıp kâfirleri dost ediniyorlar. Onların yanında izzet ve şeref mi arıyorlar? Halbuki bütün izzet ve şeref Allah'a aittir.
140- Allah size Kitab (Kur'an)da: "Allah'ın âyetlerinin inkâr edildiğini ve onlarla alay edildiğini işittiğiniz zaman başka bir söze geçmedikleri müddetçe o kâfirlerle oturmayın. Aksi halde siz de onlar gibi olursunuz" diye hüküm indirdi. Muhakkak ki Allah münafıkların ve kâfirlerin hepsini cehennemde toplayacaktır.
141- Onlar sizi gözetleyip dururlar. Eğer Allah tarafından size bir zafer nasip olursa: "Biz sizinle beraber değil miydik?" derler. Şayet kâfirlerin zaferden bir payı olursa: (Bu defa da onlara): "Size üstünlük sağlayarak sizi müminlerden korumadık mı?" derler. Allah kıyamet gününde aranızda hükmünü verecektir. Allah müminlerin aleyhine kâfirlere hiçbir yol vermeyecektir.
142- Münafıklar Allah'ı aldatmaya çalışırlar. Halbuki Allah onların oyunlarını başlarına geçirecektir. Onlar namaza kalktıkları zaman tembel tembel kalkarlar. İnsanlara gösteriş yaparlar. Allah'ı pek az anarlar.
143- Münafıklar küfür ile iman arasında bocalamaktadırlar. Ne bu müminlere bağlanırlar ne de şu kâfirlere. Allah kimi doğru yoldan saptırırsa sen artık ona kurtuluş yolu bulamazsın.
144- Ey iman edenler! Müminleri bırakıp da kâfirleri dost edinmeyin. Kendi aleyhinizde Allah'a apaçık bir delil mi vermek istiyorsunuz?
145- Şüphesiz ki münafıklar cehennem ateşinin en aşağı tabakasındadırlar. Onlara bir yardım edici de bulamazsın.
146- Ancak tevbe edenler durumlarını düzeltenler Allah'a sarılanlar ve Allah için dinlerine samimi olarak bağlananlar müstesna. İşte bunlar müminlerle beraberdirler. Allah müminlere büyük bir mükafat verecektir.
147- Eğer şükreder ve iman ederseniz Allah size azabı ne yapar? Allah şükredenlerin mükafatını veren ve her şeyi bilendir.
148- Allah zulme uğrayanların dışında çirkin sözün açıkça söylenmesinden hoşlanmaz. Allah her şeyi hakkıyla işiten hakkıyla bilendir.
149- Bir hayrı açıklar yahut gizlerseniz yahut da bir kötülüğü bağışlarsanız biliniz ki Allah da çok bağışlayıcıdır her şeye hakkıyla kadirdir.
150- Onlar Allah'ı ve peygamberlerini inkâr ederler Allah ile peygamberlerinin arasını ayırmak isterler. "Kimine inanırız kimini inkâr ederiz" derler. Bu ikisinin (imanla küfrün) arasında bir yol tutmak isterler.

  Alıntı ile Cevapla

Alt 11-04-2008, 16:45   #15
alone_-young
Foruma Alışıyor
Standart


151- İşte onlar gerçek kâfirlerdir. Biz de kâfirlere alçaltıcı bir azab hazırlamışızdır.
152- Allah'a ve peygamberlerine iman edenler ve onlar arasında ayırım yapmayanlara (Allah) pek yakında mükafatlarını verecektir. Allah çok bağışlayıcıdır çok merhametlidir.
153- Kitap ehli senden kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyorlar. Musa'dan bundan daha büyüğünü istemişler ve: "Allah'ı bize açıkça göster" demişlerdi. Haksızlıkları sebebiyle onları yıldırım çarptı. Sonra kendilerine açık deliller geldiği halde buzağıyı (tanrı) edinmişlerdi. Onları bundan dolayı da affettik. Ve Musa'ya açık bir delil (yetki) verdik.
154- Söz vermeleri için Tur dağını üzerlerine kaldırdık. Onlara: "O kapıdan secde ederek girin" dedik. Yine onlara: "Cumartesi yasağını çiğnemeyin" dedik ve onlardan sağlam bir söz aldık.
155- Verdikleri sözden dönmeleri Allah'ın âyetlerini inkâr etmeleri haksız yere peygamberlerini öldürmeleri ve "kalblerimiz kılıflıdır" demelerinden dolayı (başlarına türlü belalar verdik). Doğrusu Allah inkârları sebebiyle onların kalplerini mühürlemiştir. Pek azı hariç onlar inanmazlar.
156-(Kalblerinin mühürlenmesinin diğer bir sebebi de İsa'yı) inkâr etmeleri ve Meryem'e büyük bir iftirada bulunmalarıdır.
157- Bir de "Biz Allah'ın peygamberi Meryem oğlu İsa Mesih'i öldürdük" demeleridir. Oysa onu ne öldürdüler ne de astılar. Fakat öldürdükleri kimse onlara İsa gibi gösterildi. Onun hakkında anlaşmazlığa düşenler ondan yana tam bir kuşku içindedirler. O hususta bir bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Onu kesinlikle öldürmediler.
158- Fakat Allah onu kendisine yükseltmiştir. Allah aziz (daima üstün)dir hikmet sahibidir.
159- Kitap ehlinden hiçbir kimse yoktur ki ölmeden önce ona (İsa'ya) iman etmiş olmasın. Kıyamet gününde o onlara şahitlik edecektir.
160/161- Yahudilerin zulmetmeleri ve birçok kimseleri Allah yolundan alıkoymaları yasaklandıkları halde faiz almaları ve insanların mallarını haksız yere yemeleri sebebiyle daha önce kendilerine helâl kılınan temiz şeyleri haram kıldık. Onlardan kâfir olanlara can yakıcı bir azap hazırladık.
162- Fakat onlardan ilimde derinleşmiş olanlar ve iman edenler sana indirilene ve senden önce indirilenlere iman ederler. Onlar namazı kılan zekatı veren Allah'a ve ahiret gününe iman edenlerdir. İşte onlara büyük bir mükafat vereceğiz.
163- Muhakkak biz Nuh'a ve ondan sonra gelen peygamberlere vahyettiğimiz gibi sana da vahyettik. İbrahim'e İsmail'e İshak'a Yakub'a torunlarına İsa'ya Eyyûb'a Yunus'a Harun'a ve Süleyman'a da vahyettik. Davud'a da Zebur'u verdik.
164- Daha önce sana anlattığımız peygamberlerle anlatmadığımız başka peygamberlere de (vahyettik). Ve Allah Musa ile de konuştu.
165- Peygamberleri müjdeciler ve azab habercileri olarak gönderdik ki peygamberlerden sonra insanların Allah'a karşı bir bahaneleri olmasın. Allah mutlak üstündür yegane hikmet sahibidir.
166- Fakat Allah sana indirdiğini kendi ilmiyle indirmiş olduğuna şahitlik eder. Melekler de buna şahitlik ederler. Allah'ın şahitliği de kafidir.
167- Şüphesiz inkâr edip insanları Allah yolundan alıkoyanlar derin bir sapıklığa düşmüşlerdir.
168- Muhakkak Allah inkâr edenleri ve zulmedenleri ne bağışlar ne de doğru bir yola eriştirir.
169- Onları ancak cehennemin yoluna (iletecek ve) onlar orada ebedî olarak kalacaklardır. Bu ise Allah'a çok kolaydır.
170 - Ey insanlar Resul size Rabbi'nizden hakkı (gerçeği) getirdi. Kendi yararınıza olarak ona inanın. Eğer inkâr ederseniz bilin ki göklerde ve yerde olanların hepsi Allah'ındır. Allah bilendir hikmet sahibidir.
171- Ey kitab ehli! Dininizde taşkınlık etmeyin ve Allah hakkında ancak doğru olanı söyleyin! Meryem oğlu İsa Mesih sadece Allah'ın elçisi Meryem'e atmış olduğu kelimesi ve O'ndan bir ruhtur. Allah'a ve peygamberlerine inanın (Allah) üçtür demeyin. Kendi yararınız için buna son verin. Muhakkak ki Allah tek bir ilâhtır. O çocuk sahibi olmaktan yüce (münezzeh)dir. Göklerdeki ve yerdekilerin hepsi O'nundur. Vekil olarak Allah yeter.
172 - Hiçbir zaman Mesih de Allah'ın bir kulu olmaktan çekinmez Allah'a yakın melekler de. Kim O'na kulluk etmekten çekinir ve büyüklük taslarsa bilsin ki O onların hepsini huzuruna toplayacaktır.
173- İnanıp güzel işler yapanlara gelince onların mükafatlarını eksiksiz ödeyecek ve lütfundan onlara daha fazlasını da verecektir. Allah'a kulluktan çekinip büyüklük taslayanlara da şiddetli bir şekilde azab edecek ve onlar Allah'dan başka kendilerine ne bir dost ne de bir yardımcı bulamayacaklardır.
174 - Ey insanlar! Size Rabbinizden bir delil (Muhammed) geldi ve size apaçık bir nur indirdik.
175 - Allah'a inanıp O'na sımsıkı sarılanları (Allah) kendisinden bir rahmet ve lutfa sokacak ve kendisine varan dosdoğru yola iletecektir.
176- Senden fetva istiyorlar. Deki: "Allah size kelâle (babasız ve çocuksuz kimse) nin mirası hakkında hükmünü açıklıyor: Çocuğu olmayan fakat kız kardeşi bulunan bir kişi ölürse bıraktığı malın yarısı o (kız kardeşi)nundur. Çocuğu olmayan kız kardeş ölürse erkek kardeş ona varis olur. Eğer (ölenin) iki kız kardeşi varsa bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Eğer kardeşler erkek ve kız olurlarsa erkeğin hissesi iki kızın hissesi kadardır. Şaşırmamanız için Allah size (hükümlerini) açıklıyor. Allah her şeyi hakkıyla bilendir.

  Alıntı ile Cevapla

Alt 11-04-2008, 16:46   #16
alone_-young
Foruma Alışıyor
Standart


005-MAİDE

1 - Ey iman edenler! Sözleşmeleri yerine getirin. İhramlı iken avlanmayı helal saymamanız şartıyla çeşitli hayvanlar size helal kılındı. Ancak haram oldukları size okunacak olanlar müstesna. Şüphesiz Allah dilediği hükmü verir.
2 - Ey iman edenler! Allah'ın alâmetlerine haram aya kurbanlık hediyelere gerdanlıklarına ve Rablerinden lutuf ve rıza bekleyerek Kabe'ye yönelenlere sakın saygısızlık etmeyin. İhramdan çıktığınız zaman avlanabilirsiniz. Sizi Mescid-i Haram'dan çevirdiklerinden dolayı bir topluma karşı olan kininiz sizi saldırıya sevk etmesin. İyilik ve takva üzerinde yardımlaşın günah ve düşmanlık üzerinde yardımlaşmayın. Allah'tan korkun. Çünkü Allah'ın azabı çetindir.
3 - Leş kan domuz eti Allah'tan başkasının adı anılarak kesilen; boğulmuş vurulmuş yukardan düşmüş boynuzlanmış canavar yırtmış olup da canlı iken kesmedikleriniz; dikili taşlar (putlar) üzerine boğazlanan hayvanlar ve fal oklarıyla kısmet (şans) aramanız size haram kılındı. Bunların hepsi doğru yoldan çıkmaktır. Bugün kâfirler dininize karşı ümitsizliğe düşmüşlerdir. Onlardan korkmayın benden korkun. Bugün dininizi kemale erdirdim size nimetimi tamamladım. Size din olarak İslâmı beğendim. Kim açlıktan daralır günaha istekle yönelmeden bunlardan yemek zorunda kalırsa ona günah yoktur. Çünkü Allah bağışlayan merhamet edendir.
4- Sana kendilerine neyin helal kılındığını soruyorlar. De ki: "Size iyi ve temiz şeyler helal kılındı." Allah'ın size öğrettiğinden öğreterek yetiştirdiğiniz avcı hayvanların sizin için tuttuklarını yiyin ve üzerine Allah'ın adını anın (besmele çekin) Allah'tan korkun. Muhakkak Allah hesabı çabuk görendir.
5- Bugün size iyi ve temiz şeyler helal kılındı. Kendilerine kitap verilenlerin yiyecekleri size helal olduğu gibi sizin yiyeceğiniz de onlara helâldir. Ve müminlerden iffetli hür kadınlar ve sizden önce kendilerine kitap verilenlerden namuslu hür kadınlar zina etmeksizin gizli dost tutmaksızın namuslu bir şekilde mehirlerini ödediğiniz takdirde size helâldir. Her kim imanı inkâr ederse ameli boşa gitmiş olur ve o ahirette zarara uğrayanlardandır.
6 - Ey iman edenler! Namaz kılmaya kalktığınız zaman yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi yıkayın. Başlarınızı meshedin iki topuğa kadar da ayaklarınızı yıkayın. Eğer cünüp iseniz temizlenin. Hasta iseniz yahut yolculukta iseniz yahut biriniz abdest bozmaktan gelmişse yahut kadınlara dokunmuşsanız su da bulamamışsanız temiz bir toprağa teyemmüm edin. Bunun için de yüzlerinizi ve ellerinizi o toprakla meshedin. Allah size bir güçlük çıkarmak istemiyor fakat sizi temizlemek ve şükredesiniz diye de üzerinizdeki nimetini tamamlamak istiyor.
7- Allah'ın üzerinizdeki nimetini ve "İşittik itaat ettik" dediğinizde sizden aldığı ve kendisiyle sizi bağladığı ahdini hatırlayın. Allah'tan korkun çünkü Allah göğüslerin özünü çok iyi bilir.
8- Ey iman edenler Allah için hakkı ayakta tutanlar ve adaletle şahitlik yapanlar olunuz. Bir kavme olan kininiz sizi adaletsizliğe sevketmesin. Adaletli olun çünkü o takvaya daha yakındır. Allah'tan korkun. Şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır.
9- Allah iman edenlere ve salih amel işleyenlere şöyle vaad etmiştir: Onlar için mağfiret ve büyük bir mükafat vardır.
10- İnkâr eden ve âyetlerimizi yalanlayanlara gelince işte onlar cehennemliktirler.
11 - Ey iman edenler! Allah'ın size olan nimetini hatırlayın. Hani bir topluluk size el uzatmaya (tecavüze) yeltenmişti de O (Allah) onların ellerini sizden çekmişti. Allah'tan korkun. Müminler yalnız Allah'a dayansınlar.
12 - Allah İsrailoğularından söz almıştı. İçlerinden on iki müfettiş göndermiştik... Allah şöyle demişti: " Ben muhakkak sizinle beraberim. Namazı dosdoğru kıldığınız zekatı verdiğiniz peygamberlerime iman ettiğiniz ve onlara yardımda bulunduğunuz (mallarınızı) Allah yolunda güzelce sarfettiğiniz takdirde günahlarınızı mutlaka örter ve sizi altından ırmaklar akan cennetlere korum. Fakat sizden her kim de bundan sonra küfrederse dosdoğru yoldan sapmış olur.
13- Sözlerini bozdukları için onları lanetledik ve kalblerini katılaştırdık. Kelimeleri yerlerinden değiştiriyorlar. Uyarıldıkları şeyden pay almayı unuttular. İçlerinden pek azı hariç daima onlardan hainlik görürsün. Yine de onları affet aldırma. Çünkü Allah güzel davrananları sever.
14- "Biz hıristiyanız" diyenlerden de söz almıştık. Onlar da kendilerine hatırlatılan şeylerin çoğunu unutmuşlardı. Biz de onların arasına kıyamete kadar sürecek kin ve düşmanlık soktuk. Allah ne yapmış olduklarını onlara - elbette haber verecektir.
15 - Ey kitap ehli! Kitaptan gizlemiş olduğunuz şeylerin çoğunu açıklayan çoğundan da vazgeçen peygamberimiz size geldi. Ayrıca size Allah'tan bir nur ve apacık bir kitap da gelmiştir.
16 - Allah o kitabla rızasına uygun hareket edenleri selamet yollarına iletir. Onları izniyle karanlıklardan aydınlığa çıkarır ve onları dosdoğru yola sevk eder.
17- Muhakkak ki "Allah ancak Meryemoğlu İsa Mesih'tir" diyenler kâfir olmuşlardır. (Onlara) de ki: " Allah Meryemoğlu İsa Mesih'i anasını ve bütün yeryüzündekileri helak etmek istese O'na kim engel olabilir? " Göklerin yerin ve ikisi arasındakilerin mülkiyeti sadece Allah'a aittir. O dilediğini yaratır. Allah her şeye kadirdir.
18- Yahudiler ve hıristiyanlar "Biz Allah'ın oğulları ve sevgilileriyiz" dediler. De ki: " O halde niçin günahlarınızdan ötürü (Allah ) size azab ediyor?" Hayır siz de O'nun yaratıklarından birer insansınız. O dilediğini bağışlar dilediğine azab eder. Göklerin yerin ve ikisi arasında bulunan her şeyin mülkü Allah'ındır. Nihayet dönüş de O'nadır.
19- Ey kitap ehli! Peygamberlerin arasının kesildiği bir sırada size Resulümüz geldi gerçekleri açıklıyor ki (yarın kıyamet gününde): "Bize bir müjdeleyici ve uyarıcı gelmedi" demeyiniz. İşte müjdeleyici ve uyarıcı geldi. Allah her şeye kadirdir.
20- Musa kavmine şöyle demişti: "Ey kavmim! Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. O içinizden peygamberler çıkardı. Sizi hükümdarlar yaptı. Ve âlemlerde hiçbir kimseye vermediğini size verdi."
21- "Ey kavmim Allah'ın size yazdığı kutsal toprağa girin geriye dönmeyin yoksa kayba uğrarsınız."
22- Onlar da: "Ey Musa! Orada zorba bir kavim var. Onlar oradan çıkmadıkça biz oraya asla giremeyiz. Eğer oradan çıkarlarsa şüphesiz biz de gireriz" dediler.
23- Allah'tan korkan ve Allah'ın kendilerine nimet verdiği iki adam şöyle dedi: "Onların üzerlerine kapıdan girin. Oradan girerseniz muhakkak galip gelirsiniz. Eğer layıkıyla inanıyorsanız yalnız Allah'a dayanın.
24- Kavmi Musa'ya: "Ey Musa! Onlar orada olduğu sürece biz oraya asla girmeyiz. Sen ve Rabb'in gidin savaşın. Biz burada oturacağız" dediler.
25- Musa: "Ey Rabbim! Ben kendimle kardeşimden başkasına söz geçiremiyorum artık bizimle bu fâsık kavmin arasını ayır" dedi.
26- Allah Musa'ya şöyle dedi: "Kırk sene o mukaddes yer onlara haram kılınmıştır. Yeryüzünde şaşkın şaşkın dolaşacaklar. O fâsık kavim için üzülme!".
27- Onlara Âdem'in iki oğluyla ilgili haberi hakkıyle oku. Hani her ikisi birer kurban sunmuşlardı birinden kabul edilmiş diğerinden kabul edilmemişti. (Kurbanı kabul edilmeyen ötekine):" Seni öldüreceğim" demişti. Diğeri ise şöyle demişti: "Allah yalnız kendisinden korkanlardan kabul eder".
28- "Allah'a yemin ederim ki sen beni öldürmek için bana el uzatsan da ben seni öldürmek için sana el uzatacak değilim ben âlemlerin Rabb'i olan Allah'tan korkarım.
29- "Ben isterim ki sen benim günahımı da kendi günahını da yüklenip ateş halkından olasın! Zalimlerin cezası budur".
30- Bunun üzerine kurbanı kabul edilmeyenin nefsi kendisini kardeşini öldürmeye teşvik etti ve onu öldürdü. Böylece zarara uğrayanlardan oldu.
31- Derken Allah bir karga gönderdi ona kardeşinin cesedini nasıl gömeceğini göstermek için toprağı eşeliyordu. "Yazıklar olsun bana şu karga kadar olup da kardeşimin cesedini gömmekten âciz miyim ben?" dedi ve pişman olanlardan oldu.
32- Bunun içindir ki İsrâiloğulları'na: "Kim bir cana kıymayan veya yeryüzünde bozgunculuk çıkarmayan bir nefsi öldürürse bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de bir nefsin yaşamasına sebep olursa bütün insanları yaşatmış gibi olur" hükmünü yazdık (farz kıldık). Şüphesiz ki onlara peygamberlerimiz açık delillerle geldiler. Yine de bundan sonra onların birçoğu yeryüzünde aşırı gitmektedirler.
33- Allah ve Resulüne karşı savaşan ve yeryüzünde fesat çıkarmaya çalışanların cezası ancak öldürülmeleri veya asılmaları yahut ayak ve ellerinin çaprazlama kesilmesi ya da yeryüzünde başka bir yere sürgün edilmeleridir. Bu dünyada onlar için bir zillettir. Ahirette ise onlar için büyük bir azab vardır.
34- Ancak kendilerini yakalamanızdan önce tevbe edenler başka. Bilin ki Allah çok bağışlayan ve çok merhamet edendir.
35- Ey inananlar Allah'tan korkun O'na yaklaşmaya yol arayın ve O'nun yolunda cihad edin ki kurtuluşa eresiniz.
36- Bütün yeryüzündekiler ve bir o kadarı daha inkâr edenlerin olsa bunlar kıyamet gününün azabından kurtulmak için hepsini fidye olarak verseler yine onlardan kabul edilmez. Onlar için can yakıcı bir azap vardır.
37- Cehennem ateşinden çıkmak isterler. Ama oradan çıkacak değillerdir. Onlar için devamlı bir azap vardır.
38- Hırsızlık eden erkek ve kadının yaptıklarına karşılık Allah'dan bir ceza olarak ellerini kesin. Allah daima üstündür hikmet sahibidir.
39- Kim yaptığı haksızlıktan sonra tevbe eder halini düzeltirse şüphesiz Allah onun tevbesini kabul eder. Çünkü Allah bağışlayan merhamet edendir.
40- Göklerin ve yerin mülkünün Allah'a ait olduğunu dilediğine azap edip dilediğini de bağışladığını bilmedin mi? Allah herşeye kâdirdir.
41- Ey peygamber ağızlarıyla "inandık" deyip kalbleriyle inanmamış olanlardan ve yahudilerden küfürde yarış edenler seni üzmesin. Onlar yalana kulak verirler sana gelmeyen diğer bir topluluğa kulak verirler kelimeleri yerlerinden değiştirirler "eğer size bu verilirse alın bu verilmezse sakının" derler. Allah birini şaşırtmak isterse sen onun için Allah'a karşı hiçbir şey yapamazsın. Onlar öyle kimselerdir ki Allah onların kalblerini temizlemek istememiştir. Onlar için dünyada rezillik var ve yine onlar için ahirette de büyük bir azab vardır.
42- Onlar yalana çok kulak verirler ve çok haram yerler. Eğer sana gelirlerse ister aralarında hükmet ister onlardan yüz çevir. Eğer onlardan yüz çevirirsen sana hiçbir zarar veremezler. Eğer aralarında hükmedersen adaletle hükmet. Şüphesiz Allah adaletli davrananları sever.
43- İçinde Allah'ın hükmü bulunan Tevrat yanlarında dururken seni nasıl hakem yapıyorlar da ondan sonra da dönüveriyorlar? Onlar inanıcı değillerdir.
44- İçinde hidayet ve nûr bulunan Tevrat'ı elbette biz indirdik. Müslüman olan peygamberler yahudiler hakkında hükmederler kendilerini Tanrıya adamış zâhitler âlimler de Allah'ın kitabını korumakla görevlendirildiklerinden (onunla hüküm verirler) ve onun Allah'ın kitabı olduğuna şahitlik ederlerdi. İnsanlardan korkmayın benden korkun âyetlerimi az bir paraya satmayın. Kim Allah'ın indirdiğiyle hükmetmezse işte onlar kâfirlerin ta kendileridir.
45- Biz Tevrat'ta onlara cana can göze göz buruna burun kulağa kulak dişe diş ve yaralara karşılıklı kısas (ödeşme) yazdık. Bununla beraber kim kısas hakkını bağışlarsa bu kendi günahlarına keffaret olur. Ve kim Allah'ın indirdiğiyle hükmetmezse işte onlar zalimlerin ta kendileridir.
46- O peygamberlerin ardından yanlarındaki Tevrat'ı doğrulayıcı olarak Meryemoğlu İsa'yı gönderdik ve ona içinde hidayet ve nur olan kendinden önceki Tevrat'ı tasdik eden ve Allah'dan korkanlar için bir hidayet rehberi ve bir öğüt olan İncil'i verdik.
47- İncil ehli de Allah'ın ona indirdikleriyle hükmetsinler. Kim Allah'ın indirdiği ile hükmetmezse işte onlar fâsıkların ta kendileridir.
48- Sana da (ey Muhammed) geçmiş kitapları tasdik eden ve onları kollayıp koruyan Kitab (Kur'ân)ı hak ile indirdik. Onların aralarında Allah'ın indirdiği ile hükmet. Onların arzu ve heveslerine uyarak sana gelen haktan sapma. Biz herbiriniz için bir şeriat ve yol belirledik. Eğer Allah dileseydi sizi tek bir ümmet yapardı fakat size verdiklerinde sizi denemek istedi. Öyleyse iyiliklere koşun. Hepinizin dönüşü Allah'adır. O ihtilafa düştüğünüz şeyleri size haber verir.
49- Aralarında Allah'ın indirdiğiyle hükmet. Onların keyiflerine uyma. Allah'ın sana indirdiğinin bir kısmından seni saptırmalarından sakın. Eğer Allah'ın hükmünden yüzçevirirlerse bil ki Allah bir kısım günahları sebebiyle onları musibete uğratmak istiyor. Muhakkak ki insanların çoğu yoldan çıkanlardır.
50- Yoksa cahiliyye hükmünü mü arıyorlar? kesinlikle bilen bir toplum için Allah'tan daha güzel hüküm veren kim olabilir?

  Alıntı ile Cevapla

Alt 11-04-2008, 16:46   #17
alone_-young
Foruma Alışıyor
Standart


51- Ey iman edenler! Yahudileri ve hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden kim onları dost edinirse şüphesiz o onlardan olur. Şüphesiz Allah zalim kavmi doğru yola iletmez.
52- Kalblerinde hastalık bulunanların :" Bize bir felaket gelmesinden korkuyoruz" diyerek onların arasına koşuştuklarını görürsün. Umulur ki Allah bir fetih ihsan eder veya katından bir emir (iş) getirir de içlerinde gizlediklerine pişman olurlar.
53- İman edenler: "Sizinle beraber olduklarına dair Allah'a bütün güçleriyle yemin edenler bunlar mı?" derler. Onların bütün amelleri boşa gitmiştir ve kaybedenlerden olmuşlardır.
54- Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse bilsin ki Allah yakında öyle bir toplum getirir ki Allah onları sever onlar da Allah'ı severler; müminlere karşı yumuşak kâfirlere karşı da onurlu ve şiddetlidirler; Allah yolunda mücahede eder hiçbir kınayıcının kınamasından da korkmazlar. Bu Allah'ın bir lütfudur onu dilediğine verir. Allah geniş ihsan sahibidir her şeyi çok iyi bilendir.
55- Sizin asıl dostunuz Allah'tır O'nun Resulüdür ve namazlarını kılan zekatlarını veren ve rükû eden müminlerdir.
56- Kim Allah'ı O'nun Resulünü ve müminleri dost edinirse (iyi bilsin ki) Allah'ın taraftarları galip geleceklerdir.
57- Ey iman edenler! Sizden önce kendilerine kitap verilmiş olanlardan ve kâfirlerden dininizi alay ve eğlence konusu yapanları dost edinmeyin. Eğer (gerçekten) iman ediyorsanız Allah'dan gereğince korkun.
58- Namaza çağırdığınız zaman onu alay ve eğlence konusu yaparlar. Bu onların akıllarını kullanmayan bir toplum olmalarından dolayıdır.
59- De ki: "Ey kitap ehli! Sadece Allah'a bize indirilene ve bizden önce indirilene inandığımız için mi bizden hoşlanmıyorsunuz? Oysa çoğunuz yoldan çıkmışlarsınız".
60- De ki: "Allah katında cezaya çarptırılma bakımından bunlardan daha kötüsünü size haber vereyim mi? Allah kimlere lanet etmiş ve gazabına uğratmışsa; kimlerden maymunlar domuzlar ve şeytana tapanlar yapmışsa işte bunların makamı daha kötüdür ve onlar düz yoldan daha çok sapmışlardır".
61- Onlar size geldikleri zaman "iman ettik" dediler. Oysa yanınıza kâfir olarak girip kâfir olarak çıkmışlardır. Allah onların gizlediklerini çok iyi bilir.
62- Onlardan çoğunu günah işlemede düşmanlıkta ve haram yemede yarış ederken görürsün. Bu yaptıkları şeyler ne kötüdür!
63- Gerçek dindarların ve din bilginlerinin onları günah olan bir söz söylemekten ve haram yemekten men etmeleri gerekmez miydi? Yaptıkları şey ne kötüdür!
64- Yahudiler "Allah'ın eli çok sıkıdır" dediler. Söyledikleri söz sebebiyle onların elleri bağlansın ve lanete uğrasınlar! Aksine Allah'ın elleri açıktır dilediği gibi verir. Andolsun Rabbinden sana indirilen onların çoğunun azgınlığını ve küfrünü azdırıyor. Biz onların aralarına tâ kıyamete kadar düşmanlık ve kin atmışızdır. Ne zaman savaş için bir ateş yakmışlarsa Allah onu söndürmüştür. Onlar yeryüzünde bozğunculuğa koşarlar. Şüphesiz Allah bozguncuları sevmez.
65 - Eğer kitap ehli iman etmiş ve layıkıyla korunmuş olsalardı onların kötülüklerini örter nimeti bol olan cennetlere koyardık.
66- Eğer onlar Tevrat'ı İncil'i ve kendilerine indirileni gereğince uygulasalardı hem üstlerindeki hem de ayaklarının altındaki (nimetlerden bol bol) yerlerdi. Onların arasında ılımlı bir grup da vardı. Böyle olmakla beraber onların çoğunun yaptıkları ne kadar kötüdür!
67- Ey şanlı Resul! Rabbinden sana indirileni tebliğ et! Eğer bunu yapmazsan O'nun peygamberlik görevini yapmamış olursun. Allah seni insanlardan korur. Doğrusu Allah kâfirler toplumunu doğru yola iletmez.
68- De ki: "Ey kitap ehli! Tevrat'ı İncil'i ve Rabbinizden size indirileni uygulamadıkça bir esas üzerinde değilsiniz. Şüphesiz ki Rabbinden sana indirilenler onların çoğunun azgınlığını ve inkârını artıracaktır. Şu halde kâfir olan bir toplum için üzülme!
69- Muhakkak ki inananlar yahudiler sabiiler ve hıristiyanlardan kim Allah'a ve ahiret gününe iman eder ve güzel amel işlerse onlar için bir korku yoktur onlar mahzun da olmayacaklardır.
70 - Andolsun biz İsrailoğulları'ndan söz aldık ve onlara peygamberler gönderdik. Fakat ne zaman onlara bir peygamber nefislerinin hoşlanmadığı bir şey getirmişse bunlardan bir kısmını yalanlamışlar bir kısmını da öldürmüşlerdir.
71 - Onlar bir fitne kopmayacak sandılar kör ve sağır kesildiler. Sonra Allah onların tevbesini kabul etti. Sonra yine onların çoğu kör sağır kesildiler. Allah onların yaptıklarını görüyor.
72- Andolsun "Allah Meryem'in oğlu Mesih'tir" diyenler elbette kâfir olmuşlardır. Oysa Mesih onlara: "Ey İsrailoğulları hem benim hem de sizin Rabbiniz olan Allah'a ibadet edin. Kim Allah'a ortak koşarsa şüphesiz Allah ona cenneti haram kılmıştır ve onun varacağı yer cehenemdir. Zalimlerin yardımcıları da yoktur" demişti.
73- "Allah üçün üçüncüsüdür" diyenler elbette kâfir olmuşlardır. Oysa tek ilâhtan başka ilâh yoktur. Eğer söylediklerinden vazgeçmezlerse elbette onlardan inkâr edenlere acı bir azap dokunacaktır.
74- Hâlâ Allah'a tevbe edip O'ndan af dilemiyorlar mı? Allah çok bağışlayandır çok merhamet edendir.
75- Meryem'in oğlu Mesih (İsa) sadece bir peygamberdir. Ondan önce de peygamberler gelip geçmiştir. Anası da dosdoğru bir kadındır. Her ikisi de yemek yerlerdi. Bak onlara âyetleri nasıl açıklıyoruz. Sonra yine bak nasıl yüz çeviriyorlar!
76- De ki: "Allah'ı bırakıp da size ne zarar ne de fayda vermeye gücü yetmeyen şeylere mi tapıyorsunuz? Oysa Allah işitendir bilendir".
77- De ki: "Ey kitap ehli! Dininizde haksız yere aşırı gitmeyin. Daha önce sapmış birçoklarını da saptırmış ve böylece doğru yolu kaybetmiş bir kavmin keyiflerine uymayın".
78- İsrailoğulları'ndan küfredenler Davud ve Meryem'in oğlu İsa diliyle lanetlenmişlerdir. Bu onların isyan etmeleri ve aşırı gitmeleri yüzündendi.
79- Onlar yaptıkları kötülüklerden vazgeçmiyorlardı. Yaptıkları şey ne kötü idi.
80- Onlardan birçoğunun kâfirleri dost edindiklerini görürsün. Nefislerinin kendilerine sunduğu şey ne kadar kötüdür! Allah onlara gazabetmiştir. Onlar ebedî olarak azap içinde kalacaklardır.
81- Eğer onlar Allah'a Peygamber'e ve ona indirilen Kur'ân'a inanmış olsalardı kâfirleri dost tutmazlardı. Fakat onların çoğu yoldan çıkmış kimselerdir.
82- İman edenlere karşı düşmanlık yönünden insanların en şiddetlisi olarak yahudileri ve Allah'a ortak koşanları bulursun. Ve yine iman edenlere sevgi bakımından en yakın olarak da: "Biz hıristiyanlarız" diyenleri bulursun. Çünkü onların içlerinde keşişler ve rahipler vardır. Ve onlar büyüklük taslamazlar.
83- Peygamber'e indirilen (Kur'ân)i dinledikleri zaman onun hak olduğunu öğrendiklerinden dolayı gözlerinin yaşla dolup taştığını görürsün. Onlar: " Ey Rabb'imiz iman ettik bizi de şahitlerden yaz" derler.
84-"Hem biz Rabb'imizin bizi iyi kişilerle birlikte (cennete) sokmasını arzulayıp dururken neden Allah'a ve hak olarak bize gelen şeylere inanmayalım!".
85-Böyle demeleri sebebiyle Allah onları altlarından ırmaklar akan cennetlerle mükafatlandırmıştır. Orada ebedî olarak kalacaklardır. İşte iyilik yapanların mükafatı budur.
86-İnkar edip âyetlerimizi yalanlayanlar da cehennem ehlidir.
87- Ey iman edenler! Allah'ın size helal kıldığı temiz şeyleri haram saymayın. Ve aşırı da gitmeyin. Çünkü Allah aşırı gidenleri sevmez.
88- Allah'ın size verdiği rızıklardan helal ve temiz olarak yeyin ve inandığınız Allah'tan korkun.
89- Allah sizi kasıtsız olarak yaptığınız yeminlerinizden sorumlu tutmaz. Fakat kasıtlı yaptığınız yeminlerinizden sizi sorumlu tutar. Bozulan yeminin keffareti (cezası) ailenize yedirdiğinizin ortalamasından on yoksulu yedirmek veya giydirmek yahut da bir köle azad etmektir. Verecek bir şey bulamayan kimse için de üç gün oruç tutmaktır. İşte yemin ettiğiniz zaman yeminlerinizi bozmanın cezası budur. Yeminlerinizi koruyun. İşte Allah âyetlerini size böyle açıklar ki şükredesiniz.
90 - Ey iman edenler! İçki kumar dikili taşlar (putlar) ve fal okları şeytan işi birer pisliktir. Bunlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz.
91 - Şeytan içki ve kumarla sizin aranıza düşmanlık ve kin sokmak ve sizi Allah'ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık bunlardan vazgeçtiniz değil mi?
92 - Allah'a itaat edin Peygamber'e de itaat edin. Kötülüklerden sakının. Eğer yüz çevirirseniz biliniz ki Peygamber'imize düşen sadece apaçık tebliğdir.
93- İman edip salih amel işleyenler Allah'tan korktukları imanlarında sebat ettikleri salih amel işlemeye devam ettikleri sonra Allah'tan sakındıkları imanlarından ayrılmadıkları yine Allah'tan korktukları ve iyilikte bulundukları müddetçe daha önce yediklerinden dolayı kendilerine bir günah yoktur. Allah iyilikte bulunanları sever.
94- Ey iman edenler! Allah sizi ellerinizin ve mızraklarınızın erişeceği bir avla dener ki gizlide kendisinden korkanları meydana çıkarsın. Kim bundan sonra saldırıda bulunursa onun için acı bir azab vardır.
95- Ey iman edenler ihramlı iken av hayvanı öldürmeyin. İçinizden kim kasten onu öldürürse yaptığı işin vebalini tatması için öldürdüğü hayvanın dengi ona cezadır ki Kâbe'ye ulaşacak bir kurban olmak üzere buna yine içinizden iki adaletli kişi hükmeder; yahut (ceza olmak üzere) bir keffarettir ki ya o nisbette fakirleri doyurmak yahut onun dengi oruç tutmaktır. Allah geçmişi affetmiştir. Fakat kim de bu suçu tekrarlarsa Allah ondan intikamını alır. Allah damia gâliptir intikam sahibidir.
96 - Size ve yolculara yiyecek olmak üzere deniz avı ve onu yemek helal kılındı. Kara avı ise ihramlı olduğunuz müddetçe size haram edilmiştir. Huzurunda toplanacağınız Allah'tan korkun.
97 - Allah Kâbe'yi o Beyt-i haram'ı haram ayı kurbanı ve (kurbanlardaki) gerdanlıkları insanlar için bir nizam kıldı. Bu Allah'ın göklerde ve yerde olan herşeyi bildiğini ve Allah'ın herşeyi hakkıyle bilici olduğunu sizin de bilmeniz içindir.
98 - İyi bilin ki Allah hem cezası çok şiddetli olandır hem de çok bağışlayıcı çok merhametlidir.
99 - Peygamber'in üzerine düşen sadece duyurmadır. Allah açıkladıklarınızı da gizlediklerinizi de bilir.
100- De ki:"Pis olan şeyle temiz olan şey bir olmaz pis olanın çokluğu hoşuna gitse bile". Ey selim akıl sahipleri Allah'tan korkun ki kurtuluşa eresiniz.

  Alıntı ile Cevapla

Alt 11-04-2008, 16:48   #18
alone_-young
Foruma Alışıyor
Standart


101- Ey iman edenler! Açıklandığı zaman hoşunuza gitmeyecek olan şeylerden sormayın. Eğer onları Kur'ân indirilirken sorarsanız size açıklanır. Halbuki Allah onlardan geçmiştir. Allah çok bağışlayan ve çok yumuşak davranandır.
102- Sizden önce gelen bir kavim bunları sormuştu da sonra inkâr etmişti.
103- Allah ne "bahîre"yi ne "sâibe"yi ne "vesile"yi ve ne de "hâm"ı meşru kılmıştır. Fakat küfredenler Allah'a yalan iftira etmektedirler. Onların çoğunun akılları ermez.
104- Onlara: " Allah'ın indirdiği (kitabı)ne ve peygamber'e gelin" dendiği zaman:" Atalarımızı üzerinde bulduğumuz şey bize yeter" derler. Ataları bir şey bilmeyen ve doğru yolu da bulamayan kimseler olsa da mı?
105- Ey inananlar kendinize dikkat edin. Siz doğru yolda olduğunuz takdirde doğru yoldan sapanlar size zarar veremezler. Hepinizin dönüşü Allah'adır. Yaptıklarınızı size O haber verecektir.
106- Ey iman edenler! İçinizden birine ölüm (emareleri) geldiği zaman vasiyet sırasında aranızdaki şahitliğin hükmü kendi içinizden iki adaletli şahit yahut yeryüzünde yolculuğa çıkmış iseniz ölüm (emareleri de) size gelip çatmışsa sizden olmayan diğer iki şahit tutmaktır. Eğer (bunlardan) şüpheye düşerseniz namazdan sonra onları alıkorsunuz. Onlar da Allah'a şöyle yemin ederler: "Akraba bile olsa yemini bir çıkar karşılığı satmayacağız Allah'ın şahitliğini gizlemeyeceğiz. Aksi halde günahkârlardan oluruz".
107- Eğer o iki şahidin bir günah işledikleri anlaşılırsa ölene daha yakın olan hak sahiplerinden diğer iki kişi onların yerine geçerler ve: "Bizim şahitliğimiz önceki iki kişinin şahitliğinden daha doğrudur. Biz kimsenin hakkına tecavüz etmedik. Aksi halde biz de zalimlerden olurduk" diye Allah'a yemin ederler.
108- İşte bu şahitliklerini gerektiği gibi yapmaları yahut yeminlerinden sonra yeminlerinin kabul edilmemesinden korkmaları için en iyi yoldur. Allah'tan korkun ve emirlerini dinleyin. Allah doğru yoldan çıkan bir topluluğu hidayete erdirmez.
109- Allah Resulleri topladığı gün:" Size ne cevap verildi? "der. "Bizim bilgimiz yok" derler "gizlileri bilen yalnız sensin sen!".
110 - Allah şöyle diyecektir: "Ey Meryemoğlu İsa! Sana ve annene olan nimetimi hatırla! Hani seni Rûhu'l-Kudüs (Cebrâil) ile desteklemiştim. Beşikteyken ve kemâle ermişken insanlarla konuşuyordun. Sana yazıyı hikmeti Tevrat'ı ve İncil'i öğretmiştim. İznimle çamurdan kuş şeklinde bir şey yapmış ve ona üflemiştin o da iznimle kuş olmuştu. Anadan doğma kör olanı ve alaca hastalığına yakalanmış kimseyi iznimle iyileştirmiştin. Ölüleri iznimle (hayata) çıkarmıştın. İsrailoğulları'na âyetlerle geldiğin ve onlardan inkâr edenlerin: "Bu ancak apaçık bir sihirdir" dedikleri zaman seni onlardan korumuştum.
111- Hani Havarilere: " Bana ve Resulüme iman edin" diye ilham etmiştim. Onlar da: "İman ettik bizim şüphesiz müslümanlar olduğumuza şahit ol" demişlerdi.
112- Havariler:" Ey Meryemoğlu İsa Rabbin bize gökten bir sofra indirebilir mi?" dediler. İsa da: "İnanıyorsanız Allah'tan korkun" dedi.
113- Havâriler: "İstiyoruz ki ondan yiyelim kalblerimiz iyice yatışsın senin bize doğru söylediğini bilelim ve bunu bizzat görenlerden olalım" dediler.
114- Meryemoğlu İsa da: "Allah'ım Rabbımız bizim üzerimize gökten bir sofra indir ki bizim için önce ve sonra gelenlerimiz için bir bayram ve senden bir mucize olsun. Bizi rızıklandır sen rızık verenlerin en hayırlısısın!" dedi.
115- Allah buyurdu ki:" Ben onu size indireceğim. Fakat bundan sonra içinizden kim inkâr ederse ben ona âlemlerden hiç kimseye yapmayacağım bir azabı yaparım".
116- Ve Allah demişti ki: "Ey Meryemoğlu İsa sen mi insanlara: 'Beni ve annemi Allah'tan başka iki tanrı edinin' dedin?". "Hâşâ dedi sen yücesin benim için gerçek olmayan birşeyi söylemem bana yakışmaz. Eğer demiş olsam sen bunu bilirsin sen benim nefsimde olanı bilirsin ben ise senin nefsinde olanı bilmem çünkü gaybları bilen yalnız sensin sen!".
117- "Ben onlara sadece senin bana emrettiklerini söyledim. Benim ve sizin Rabbınız olan Allah'a kulluk edin dedim. Aralarında olduğum müddetçe onlara şahit idim fakat sen beni vefat ettirince onları gözetleyen
yalnız sen oldun. Sen herşeyi görensin.
118- "Eğer onlara azab edersen onlar senin kullarındır eğer onları bağışlarsan şüphesiz sen daima üstünsün hikmet sahibisin".
119- Allah buyurdu ki: "Bu sadıklara doğruluklarının fayda sağladığı gündür. Onlar için altlarından ırmaklar akan içinde ebedî kalacakları cennetler vardır". Allah onlardan razı olmuş onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte büyük kurtuluş budur.
120- Göklerin yerin ve bunlarda bulunan herşeyin mülkü Allah'ındır. O herşeye kâdirdir.

  Alıntı ile Cevapla

Alt 11-04-2008, 16:49   #19
alone_-young
Foruma Alışıyor
Standart


006-EN'AM

1- Hamd gökleri ve yeri yaratan karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah'a mahsustur. Böyleyken kâfirler hâlâ Rablerine başkalarını eşit sayıyorlar.
2- Sizi çamurdan yaratan sonra size bir ecel takdir eden O'dur. Tayin edilen bir ecel de (kıyamet zamanı) O'nun katındadır. Sonra bir de şüphe ediyorsunuz.
3- O göklerde de yerde de (tek) Allah'tır. Sizin gizlinizi açığınızı ve ne kazandığınızı bilir.
4- Onlara Rab'lerinin âyetlerinden hiçbir âyet gelmez ki ondan yüz çevirmesinler.
5- Hak kendilerine gelince onu yalanladılar. Alaya aldıkları şeyin haberi yakında kendilerine gelecektir.
6- Kendilerinden önce nice nesilleri helak ettiğimizi görmediler mi? Yeryüzünde size vermediğimiz imkanları onlara vermiştik. Onlara gökten bol bol yağmur indirmiş altlarından ırmaklar akıtmıştık. Fakat onları günahlarından dolayı helak ettik. Ve kendilerinden sonra başka bir nesil yarattık.
7- Eğer sana kağıtta yazılı bir kitap indirmiş olsak da onu elleriyle tutsalardı yine de o kâfirler: "Muhakkak ki bu apaçık bir sihirdir" derlerdi.
8- "O'na bir melek indirilmeli değil miydi?" dediler. Eğer bir melek indirseydik iş bitirilmiş olurdu sonra kendilerine hiç göz açtırılmazdı.
9- Eğer Peygamberi biz bir melek yapsaydık yine de onu bir adam şeklinde yapardık ve onları yine düştükleri kuşkuya düşürürdük.
10- Senden önce de peygamberlerle alay edilmişti. Fakat onlardan alay edenleri alay ettikleri şey kuşatıverdi.
11- De ki: "Yeryüzünde dolaşın da yalanlayanların sonu nasıl olmuş görün!".
12- De ki: "Göklerde ve yerde olanlar kimindir?" "Allah'ındır" de. O rahmet etmeyi kendi nefsine yazmıştır. Sizi varlığında asla şüphe olmayan kıyamet gününde toplayacaktır. Ama kendilerini zarara sokanlar inanmazlar.
13- Gecede gündüzde barınan her şey O'nundur. O işitendir bilendir.
14- De ki: "Gökleri ve yeri yoktan var eden besleyen fakat kendisi beslenmeyen Allah'tan başka dost mu tutayım?" "Ben İslâm olanların ilki olmakla emrolundum" de ve sakın Allah'a ortak koşanlardan olma.
15- De ki: "Eğer Rabbime isyan edersem büyük bir günün azabından korkarım".
16- O gün kimden azab giderilirse kuşkusuz Allah ona rahmet etmiştir. İşte apaçık kurtuluş budur.
17- Allah sana bir zarar dokundurursa onu yine kendisinden başka açacak yoktur. Ve eğer sana bir hayır dokundursa kuşkusuz O herşeyi yapabilendir.
18- O kullarının üstünde tam hâkimdir. O hüküm ve hikmet sahibidir herşeyden haberdardır.
19- De ki: "Şahitlik yönünden hangi şey daha büyüktür?". De ki: "Allah benimle sizin aranızda şahittir ve bana bu Kur'ân vahyolundu ki onunla hem sizi hem de sizden sonra kendisine ulaşan herkesi uyarayım. Allah'la beraber başka ilâhlar olduğuna siz gerçekten şahitlik eder misiniz?" De ki: "Ben buna şahitlik etmem". "O ancak ve ancak bir tek ilâhtır ve gerçekten ben sizin ortak tuttuğunuz şeylerden uzağım"de.
20 - Kendilerine Kitap verdiğimiz kimseler Peygamber'i kendi oğullarını bildikleri gibi bilirler. Kendilerine yazık edenler var ya! İşte onlar iman etmezler.
21- Allah'a iftira ederek yalan uydurandan veya âyetlerini yalanlayandan daha zalim kim olabilir? Hiç şüphe yok ki zalimler kurtuluşa eremezler.
22- O gün hepsini mahşere toplayacağız. Sonra Allah'a ortak koşanlara: " Hani nerede o Allah'a ortak saydığınız ortaklarınız?" diyeceğiz.
23- Sonra (Onlar): "Rabbimiz Allah'a yemin ederiz ki biz müşriklerden değildik" demekten başka bir özür bulamayacaklar.
24- Bak vicdanlarına karşı nasıl yalan söylediler! O uydurdukları putlar da kendilerinden kaybolup gitti.
25- İçlerinden seni dinleyenler de vardır fakat biz onu anlamalarına engel olmak için kalblerinin üstüne örtüler kulaklarının içine de ağırlık koyduk. Onlar bütün delilleri görseler bile yine ona inanmazlar. Hatta sana geldiklerinde seninle tartışırlar. Ve o kâfirler: "Bu öncekilerin masallarından başka bir şey değildir" derler.
26- Onlar insanları Kur'ân'a iman etmekten menederler hem de kendileri ondan uzak dururlar. Böylece yalnız kendilerini mahvediyorlar ama farkında değiller.
27- Onların ateşin üzerinde durduruldukları zaman: "Ne olurdu dünyaya döndürülseydik Rabb'imizin âyetlerini yalanlamasaydık da müminlerden olsaydık" dediklerini bir görsen!
28- Hayır daha önce gizleyip durdukları karşılarına çıktı da ondan yoksa geri çevrilselerdi yine menedildikleri şeyi yapmaya dönerlerdi. Çünkü onlar yalancıdırlar.
29- Dediler ki:" Dünya hayatımızdan başka bir hayat yoktur biz diriltilecek değiliz".
30- Rablerinin huzurunda durduruldukları zaman onları bir görsen! Rableri onlara şöyle der: "Bu bir gerçek değil midir?". Onlar da: "Rabbimize yemin ederiz ki gerçektir" derler. Rableri de onlara: "Öyleyse inkârınız sebebiyle azabı tadın!" der.
31- Allah'ın huzuruna çıkmayı yalanlayanlar gerçekten hüsrana uğramışlardır. Kıyamet günü ansızın gelince onlar günahlarını sırtlarına yüklenmiş olarak şöyle derler: "Dünyada yaptığımız kusurlardan dolayı yazıklar olsun bize!" Bakın yüklendikleri günah ne kötüdür!
32- Dünya hayatı eğlence ve oyundan başka bir şey değildir. Ahiret yurdu ise Allah'tan korkanlar için daha hayırlıdır. Aklınızı kullanmaz mısınız?
33 - Onların söylediklerinin seni üzdüğünü elbette biliyoruz. Onlar aslında seni yalanlamıyorlar fakat o zalimler Allah'ın âyetlerini inkâr ediyorlar.
34- Senden önce de peygamberler yalanlanmıştı. Kendilerine yardımımız gelinceye kadar yalanlanmaya ve eziyet olunmaya sabrettiler. Allah'ın sözlerini değiştirecek hiçbir kimse yoktur. Şüphesiz ki sana peygamberlerin haberlerinden bir kısmı gelmiştir.
35- Eğer onların yüz çevirmesi sana ağır geldiyse haydi gücün yetiyorsa yerin içine (inebileceğin) bir delik ya da göğe (çıkabileceğin) bir merdiven ara ki onlara bir mucize getiresin! Allah dileseydi elbette onları hidayet üzerinde toplardı. O halde cahillerden olma!
36- Daveti ancak dinleyenler kabul ederler. Ölülere gelince Allah onları diriltir sonra O'na döndürülürler.
37- Dediler ki: "Ona Rabbinden bir mucize indirilmeli değil miydi?" De ki: "Şüphesiz ki Allah bir mucize indirmeye kâdirdir fakat çokları bilmezler".
38- Yeryüzünde yürüyen hiçbir hayvan ve iki kanadıyla uçan hiçbir kuş yoktur ki sizin gibi birer ümmet olmasınlar. Biz kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmamışızdır sonra hepsi Rablerinin huzurunda toplanırlar.
39- Âyetlerimizi yalanlayanlar karanlıklar içinde kalmış sağır ve dilsizlerdir. Allah dilediği kimseyi şaşırtır dilediği kimseyi de doğru yola koyar.
40- De ki: "Kendinizi hiç düşündünüz mü Allah'ın azabı size gelse veya kıyamet vakti gelse Allah'tan başkasına mı yalvarırsınız? Eğer sözünde doğru kimselerseniz cevap verin".
41- Hayır yalnız o Allah'a yalvarırsınız. O da dilerse kaldırılmasını istediğiniz belayı kaldırır ve o zaman ortak koştuğunuz şeyleri unutursunuz.
42- Şüphesiz ki senden önceki ümmetlere de peygamberler gönderdik. Bize yalvarsınlar diye onları darlık ve sıkıntı ile yakalayıp cezalandırdık.
43- Hiç olmazsa kendilerine baskınımız geldiği zaman olsun yalvarmalı değiller miydi? Fakat kalbleri katılaştı ve şeytan yaptıklarını kendilerine güzel gösterdi.
44- Kendilerine hatırlatılanları unuttuklarında onlara her şeyin kapısını açtık. Nihayet kendilerine verilen o nimetlerle sevinip zevke dalınca onları azabımızla ansızın yakalayıverdik. Hemen ümitsizliğe kapılıp şaşkına döndüler.
45- Böylece zulmeden kavmin kökü kesildi. Âlemlerin Rabbi olan Allah'a hamdolsun.
46- De ki: "Söyleyin bakalım eğer Allah kulaklarınızı ve gözlerinizi alır da kalblerinize mühür vurursa Allah'tan başka onları size getirecek tanrı kimdir?". Dikkat et âyetlerimizi nasıl türlü türlü açıklıyoruz sonra da onlar yüz çeviriyorlar?
47- De ki: "Söyler misiniz bana! Size Allah'ın azabı ansızın veya açıkça gelirse zalim toplumdan başkası mı helak olur?"
48- Biz peygamberleri ancak rahmetimizin müjdecileri ve azabımızın habercileri olmak üzere göndeririz. Artık kim iman edip durumunu düzeltirse onlara hiç korku yoktur. Onlar mahzun da olmayacaklardır.
49- Âyetlerimizi yalanlayanlara gelince yapmakta oldukları fenalıklar yüzünden onlara azap dokunacaktır.
50- De ki: "Size Allah'ın hazineleri benim yanımdadır demiyorum. Gaybı da bilmiyorum. Ve size ben bir meleğim de demiyorum. Ben sadece bana vahyolunana uyuyorum." De ki: "Kör ile gören bir olur mu? Hiç düşünmez misiniz?"

  Alıntı ile Cevapla

Alt 11-04-2008, 16:50   #20
alone_-young
Foruma Alışıyor
Standart


51- Rablerinin huzurunda toplanacaklarından korkanları Kur'an'la uyar. Onlar için Allah'tan başka ne bir dost ne de bir şefaatçi vardır. Gerekir ki Allah'tan korkarlar.
52- Sırf Allah'ın rızasını dileyerek sabah akşam Rab'lerine dua edenleri huzurundan kovma. Onların hesabından sen sorumlu değilsin onlar da senin hesabından sorumlu değiller. Onları yanından kovduğun takdirde zalimlerden olursun.
53- Biz onlardan kimini kimi ile "Allah aramızdan bunlara mı lutfunu layık gördü" desinler diye işte böyle imtihan ettik. Allah şükredenleri daha iyi bilen değil midir?
54- Âyetlerimize inananlar sana geldikleri zaman onlara şöyle söyle: Selam olsun size! Rabbiniz rahmeti kendi üzerine yazdı. Sizden her kim bilmeyerek bir kötülük işleyip de sonra arkasından tevbe eder kendini düzeltirse muhakkak ki O bağışlayan esirgeyendir".
55- Suçluların tuttuğu yol açığa çıksın diye âyetleri işte böyle genişçe açıklıyoruz.
56- De ki: "Şüphesiz ki bana Allah'tan başka yalvardıklarınıza ibadet etmem yasaklandı". De ki: "Sizin çarpık isteklerinize uymayacağım (eğer uyarsam) o zaman sapıtmış olur doğru yolda gidenlerden olmamış olurum".
57- De ki: "Ben Rabbimden apaçık bir delile dayanmaktayım siz ise onu yalanladınız. O çabuk gelmesini istediğiniz azab benim elimde değildir hüküm ancak Allah'a aittir gerçeği O anlatır ve O hakkı bâtıldan ayırdedenlerin en hayırlısıdır".
58- De ki: "Sizin çabuk gelmesini istediğiniz azab benim elimde olsaydı benimle sizin aranızdaki durum herhalde sonuçlanmış olurdu. Allah zulmedenleri en iyi bilendir".
59- Gaybın anahtarları O'nun katındadır onları O'ndan başkası bilmez karada ve denizde olanları O bilir ve bir yaprak düşmez ki onu O bilmesin; ne toprağın karanlıklarında bir tane ne de kuru ve yaş hiçbir şey yoktur ki o herşeyi açıklayan Kitap'ta bulunmasın.
60- Sizi geceleyin ölü gibi uyutan gündüzün ne yaptıklarınızı bilen sonra ölüm ânı gelinceye kadar gündüzleri sizi uyandırıp kaldıran O'dur. Sonunda da dönüşünüz ancak O'nadır. Sonra bütün yaptıklarınızı size O haber verecektir.
61- O kulları üzerinde hükümranlığı sürdürür ve size koruyucular gönderir sonunda sizden birinize ölüm geldiği vakit elçilerimiz hiç eksiklik yapmadan onun canını alırlar.
62- Sonra da gerçek Mevlâlarına döndürülürler. Dikkatli olun hüküm ancak O'nundur ve O hesap görenlerin en süratlisidir.
63- De ki: "Bizi bu tehlikeden kurtarırsa elbette şükredenlerden olacağız" diye gizli ve aşikâr O'na yalvarıp dururken karanın ve denizin karanlıklarından sizi kim kurtarır?
64- De ki: "Allah sizi ondan ve bütün sıkıntılardan kurtarır sonra da siz yine ortak koşarsınız".
65- De ki: "O'nun üstünüzden ve ayaklarınızın altından azab göndermeye yahut sizi fırkalara ayırıp kiminizin kiminize hıncını tattırmaya gücü yeter". Bak âyetlerimizi nasıl inceden inceye açıklıyoruz ki onlar iyice anlasınlar.
66- Kavmin o (Kur'ân'ı) yalan saydı halbuki o gerçektir . De ki: " Ben sizin vekiliniz değilim".
67- Her haberin kararlaştırılmış bir zamanı vardır siz de onu yakında bileceksiniz.
68- Âyetlerimiz hakkında münasebetsizliğe dalanları gördüğün zaman hemen onlardan uzaklaş ki ondan başka söze dalsınlar. Eğer şeytan bunu sana unutturursa hatırladıktan sonra hemen kalk o zalimler topluluğuyla oturma.
69- Allah'tan korkanlara o zalimlerin hesabından bir sorumluluk yoktur. Fakat bu bir hatırlatmadır. Gerekir ki sakınırlar.
70- Dinlerini bir oyun ve bir eğlence edinen ve kendilerini dünya hayatının aldattığı kimseleri bırak! Ve hiçbir kimsenin kazandığı şey yüzünden kendisini helake atmamasını kendisi için Allah'tan başka hiç bir dost ve hiçbir şefaatçi bulunmadığını Kur'ân ile hatırlat. O azaptan kurtulmak için bütün varını feda etse kendisinden alınmaz. Onlar kazandıkları şey yüzünden helake uğratılmışlardır. Onlar için inkâr ettiklerinden dolayı kaynar bir içecek ve can yakıcı bir azab vardır.
71- De ki: "Biz Allah'ı bırakıp da bize fayda veya zarar vermeyen şeylere mi yalvaralım? Allah bizi doğru yola kavuşturduktan sonra ardımıza mı dönelim? Arkadaşları bize gel diye doğru yola çağırdıkları halde yeryüzünde şaşkın şaşkın dolaşıp şeytanların ayartarak uçuruma çektikleri ahmak gibi mi olalım?". De ki: "Allah'ın gösterdiği yol yegane doğru yoldur. Bize bütün âlemlerin Rabb'ine teslim olmamız emrolundu".
72- Bize: "Namazı dosdoğru kılın Allah'a karşı gelmekten sakının" (diye emredildi) toplanacağınız yer O'nun huzurudur.
73- Gökleri ve yeri yerli yerince yaratan O'dur. Bir şeye "ol" dediği gün hemen oluverir. O'nun sözü haktır. "Sûr"a üfürüldüğü gün de mülk ancak O'nundur. O gizliyi ve açığı bilendir. O hikmet sahibi her şeyden haberdardır.
74- İbrahim babası Âzer'e demişti ki: "sen putları tanrı mı ediniyorsun? Doğrusu ben seni ve kavmini açık bir sapıklık içinde görüyorum".
75- Böylece biz İbrahim'e göklerin ve yerin melekûtunu (muhteşem varlıklarını) gösteriyorduk ki kesin inananlardan olsun.
76- Üzerine gece bastırınca bir yıldız gördü:"Rabb'im budur" dedi. Yıldız batınca da:" Ben batanları sevmem" dedi.
77- Ay'ı doğarken gördü: "Rabb'im budur" dedi. O da batınca: "Yemin ederim ki Rabbim bana doğru yolu göstermeseydi elbette sapıklığa düşen topluluktan olurdum" dedi.
78- Güneş'i doğarken görünce: "Rabb'im budur bu hepsinden büyük" dedi. O da batınca dedi ki: "Ey kavmim! Ben sizin (Allah'a) ortak koştuğunuz şeylerden uzağım".
79- "Ben yüzümü tamamen gökleri ve yeri yoktan var edene çevirdim ve artık ben asla Allah'a ortak koşanlardan değilim".
80- Kavmi onunla tartışmaya başladı. O da onlara dedi ki: "Beni doğru yola eriştirdiği halde Allah hakkında benimle mücadele mi ediyorsunuz? O'na ortak koştuklarınızdan hiç korkmuyorum ancak Rabbimin dilediği şey hariç. Rabbim ilmiyle her şeyi kuşatmıştır. Hiç düşünmez misiniz?"
81- "Hakkında hiçbir delil indirmediği halde siz Allah'a ortak koşmaktan korkmuyorsunuz da ben sizin ortak koştuklarınızdan nasıl korkarım?" Eğer bilirseniz söyleyin bu iki topluluktan hangisi güven içinde olmaya daha layıktır?
82- İman edenler ve imanlarını zulüm ile karıştırmayanlar... İşte güven onlarındır ve doğru yolu bulanlar da onlardır.
83- İşte bunlar kavmine karşı İbrahim'e verdiğimiz delillerimizdir. Dilediğimizi derecelerle yükseltiriz. Muhakkak Rabbin hikmet sahibidir bilendir.
84- Biz ona İshak'ı ve Yakub'u da hediye ettik: Hepsine de doğru yolu gösterdik. Nitekim daha önce Nuh'a ve onun soyundan Davud'a Süleyman'a Eyyub'a Yusuf'a Musa'ya ve Harun'a da yol göstermiştik. Biz güzel davrananlara böyle karşılık veririz.
85- Zekeriyya Yahya İsa ve İlyas'a da (hidayet ettik). Hepsi de salih kullarımızdandı.
86- İsmail Elyesa Yunus ve Lut'u da (hidayete erdirdik). Hepsini âlemlere üstün kıldık.
87- Babalarından çocuklarından ve kardeşlerinden bazılarını da (üstün kıldık). Onları seçtik ve doğru yola ilettik.
88- İşte bu Allah'ın doğru yoludur. Kullarından dilediğini o doğru yola iletir. Eğer onlar Allah'a ortak koşsalardı yaptıkları bütün amelleri boşa giderdi.
89- İşte onlar kendilerine kitap hüküm (hikmet ve hükümranlık) ve peygamberlik verdiğimiz kimselerdir. Bunlar ona inanmayacak olurlarsa yerlerine onu tanımamazlık etmiyecek bir toplum getiririz.
90- Bunlar Allah'ın hidayet ettiği kimselerdir. Sen de onların hidayetine uy. De ki:"Ben ona karşılık sizden bir ücret istemiyorum. O sadece bütün âlemlere bir öğüttür.
91- Onlar: "Allah insanlara hiçbir şey göndermemiştir" demekle Allah'ı gereği gibi tanıyamadılar. De ki: Musa'nın insanlara aydınlık ve hidayet olmak üzere getirdiği sizin parça parça kâğıtlara çevirdiğiniz bir kısmını belli ettiğiniz birçoğunu gizlediğiniz; sizinle babalarınızın sayesinde bilmediğiniz birçok şeyleri öğrendiğiniz Kitab'ı kim gönderdi? (Onlara karşı sen) "Allah" de. Sonra onları bırak boş laflara dalarak oyalansınlar.
92- Bu Kitap (Kur'ân) kendinden önceki kitapları tasdik eden şehirler anası (Mekke) halkını ve çevresindeki bütün insanlığı uyarman için indirdiğimiz mübarek bir kitaptır. Ahiret gününe iman edenler bu Kitab'a da iman ederler ve onlar namazlarına da devamlıdırlar.
93- Allah'a karşı yalan uyduran yahut kendisine hiçbir şey vahyolunmadığı halde: "bana vahyedildi" diyen ve: "Allah'ın indirdiği gibi bir kitapda ben indireceğim" diye iddiada bulunandan daha zalim kim olabilir? O zalimlerin halini ölüm şiddeti içindeyken bir görsen! Melekler onlara ellerini uzatırlar ve:" Ruhunuzu teslim edin. Bugün Allah'a karşı haksız şeyler söylediğinizden ve O'nun âyetlerine karşı böbürlenmenizden dolayı alçaltıcı bir azapla cezalandıralacaksınız" derler.
94- Bugün sizi ilk defa yarattığımız zamanki gibi yapayalnız huzurumuza geldiniz size verdiğimiz herşeyi arkanızda bıraktınız. Allah'ın size göre ortağı olduklarını iddia ederek yardımlarına şefaatlarına güvendiğiniz ortakları yanınızda görmüyoruz. Aranızdaki bütün bağlar artık kesilmiş güvendiklerinizin hepsi kaybolup gitmiştir.
95- Şüphesiz ki taneleri ve çekirdekleri yaran Allah'tır. O ölüden diriyi çıkarır diriden de ölüyü çıkaran O'dur. İşte Allah budur. O halde nasıl yüz çevirirsiniz?
96- Karanlığı yarıp tanyerini ağartan O'dur. Geceyi dinlenmek için; Güneş'i Ay'ı (vakitlerinizi) hesaplamak için yaratmıştır. İşte bu her şeye galip gelen ve her şeyi bilen Allah'ın takdiridir.
97- Kara ve denizin karanlıklarında yolunuzu bulasınız diye yıldızları sizin için yaratan O'dur. Şüphesiz biz bilen bir toplum için âyetleri geniş bir şekilde açıkladık.
98- Sizi bir tek candan yaratan O'dur. Sonra sizin için bir karar yeri bir de emanet yeri vardır. Biz âyetlerimizi anlayan bir toplum için apaçık beyan ettik.
99- Gökten suyu indiren O'dur. Onunla her çeşit bitkiyi çıkardık o bitkiden bir yeşillik çıkardık ondan da birbiri üzerine binmiş taneler; hurmanın tomurcuğundan sarkan salkımlar üzüm bağları zeytin ve nar (bahçeleri) çıkarıyoruz. (Bunların) kimi birbirine benzer kimi benzemez. Bunlar meyvelendikleri zaman meyvelerinin olgunlaşmasına bakın! Bunlarda inanan bir toplum için ibretler vardır.
100- Onlar Allah'a cinlerden de ortak koştular. Halbuki onları yaratan O'dur. Bilgileri olmadan O'na oğullar kızlar uydurdular. O'nun şânı onların uydurdukları sıfatlardan münezzeh ve yücedir.

  Alıntı ile Cevapla

Cevapla



Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil


Facebook Yorumları



Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali Konusuna Benzer Konular
''Kur-an'ı kerim arapça latin harfli meali..
1. cüz 1. hizip-FÂTİHA-BAKARA FÂTİHA SÛRESİ الفاتحة بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ 1-) “BismillahirRahmânirRahıym”; İsmi Allah...Devamı...

Gösterim: 9067 - Yorum: 133 - Ekleyen: ѕıяαт
KUR'ÂN-I KERÎM MEALİ HEDİYE DAĞITIMI (752 SAYFA-16,5 X 24cm Ebatında)
İLGİLENENLERE AÇIK DUYURU KUR'ÂN-I KERÎM ÇÖZÜMÜ isimli kitabımız telif hakları yasası kapsamındadır. BU nedenle YALNIZCA, kendi hayrına olmak...Devamı...

Gösterim: 145 - Yorum: 0 - Ekleyen: elemann
KUR'AN-I KERİM (30 cüz 30 mp3)
BUTUN CUZLER TEK TEK MP3 OLARAK MEVCUTTUR RapidShare: Easy Filehosting RapidShare: Easy Filehosting RapidShare: Easy Filehosting...Devamı...

Gösterim: 2751 - Yorum: 0 - Ekleyen: >NhL<
Kuran-ı Kerim Türkçe Meali...
RAD Bismillahirrahmanirrahim 1. Elif, Lâm, Mîm, Ra. Iste bunlar sana o kitabin âyetleridir ve sana Rabbinden indirilen haktir. Lâkin insanlarin...Devamı...

Gösterim: 1142 - Yorum: 50 - Ekleyen: ^^BiG_BaNg^^
İKRA SURESİ!!!!!!TÜRKÇE MEALİ
EUZU BİLLAHİMİNEŞŞEYTANİRRACİM BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM Alak, insanın yaratılış safhalarından olan aşılanmış yumurtayı ifade eder. Bu sûreye...Devamı...

Gösterim: 8727 - Yorum: 3 - Ekleyen: (+PeriLiçeM+)



Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 01:41 .


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0 RC 2
Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Herhangi bir konuda (şikayet, eleştiri, öneri, vb.) bizimle iletişime geçmek için tıklayın.

2005-2012 Tatliaskim.org Forumları

Bu sitede video izle, çocuk oyunu oyna veya indir, sanatçı biyografi, vikipedi ve şarkısı dinle, bunların hayatı ve sözleri gör.